Politika

Kemal Okuyan: Haluk Levent vakası “kahraman bağımlılığının” yol açtığı bir yıkım

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, kamuoyunda tartışılan Haluk Levent vakasını değerlendirdi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Okuyan dayanışma gibi toplumsal bir eylemin bireylere emanet edilmesinin halkın çaresizliğinin bir göstergesi olduğunu belirterek Kızılay gibi kurumlara güven duymayan yurttaşların, hiç tanımadıkları tek bir kişiye milyarlarca lira bağışlamasının “kahraman bağımlılığı” olduğunu ve bu durumun birden fazla düzlemde sorgulanması gerektiğini ifade etti.

“Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli” diyen Okuyan, dayanışmanın kurumlardan koparılıp kişilere teslim edilmesinin toplumsal bir çürüme yarattığına dikkat çekti. Haluk Levent’in sistem tarafından “tepetaklak indirilmesinin” ahlaki bir arınma değil, sistemin kendi sınırlarını koruma refleksi olduğunu ifade eden TKP Genel Sekreteri, açıklamasında bireylere odaklanmak yerine ideoloji, program ve kolektif çalışmanın önemine vurgu yaptı. İdeolojinin ve örgütlülüğün zayıf olduğu yerlerde bireylerin her şeyi belirlediğini ve halkın bu “kahramanlara” bağımlı hale geldiğini kaydetti.

Gerçek “kahramanların” ancak toplumsal hareketlerin ürünü olabileceğini belirten Kemal Okuyan “Burada esas olan ‘en ahlaklı kişi’yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

Kemal Okuyan’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. “Kahraman” bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.

Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar “star” sisteminin yarattığı bu “kahraman”lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.

Bu “kahraman”lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.

“Kahraman”lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.

Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.

İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez.  Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek “kahramanlar” ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.

Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp “kahraman diye bir şey yok” demek bile gerekebilir.

Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Kemal Okuyan: Haluk Levent vakası “kahraman bağımlılığının” yol açtığı bir yıkım

Kemal Okuyan: Haluk Levent vakası “kahraman bağımlılığının” yol açtığı bir yıkım

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, kamuoyunda tartışılan Haluk Levent vakasını değerlendirdi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Okuyan dayanışma gibi toplumsal bir eylemin bireylere emanet edilmesinin halkın çaresizliğinin bir göstergesi olduğunu belirterek Kızılay gibi kurumlara güven duymayan yurttaşların, hiç tanımadıkları tek bir kişiye milyarlarca lira bağışlamasının “kahraman bağımlılığı” olduğunu ve bu durumun birden fazla düzlemde sorgulanması gerektiğini ifade etti.

“Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli” diyen Okuyan, dayanışmanın kurumlardan koparılıp kişilere teslim edilmesinin toplumsal bir çürüme yarattığına dikkat çekti. Haluk Levent’in sistem tarafından “tepetaklak indirilmesinin” ahlaki bir arınma değil, sistemin kendi sınırlarını koruma refleksi olduğunu ifade eden TKP Genel Sekreteri, açıklamasında bireylere odaklanmak yerine ideoloji, program ve kolektif çalışmanın önemine vurgu yaptı. İdeolojinin ve örgütlülüğün zayıf olduğu yerlerde bireylerin her şeyi belirlediğini ve halkın bu “kahramanlara” bağımlı hale geldiğini kaydetti.

Gerçek “kahramanların” ancak toplumsal hareketlerin ürünü olabileceğini belirten Kemal Okuyan “Burada esas olan ‘en ahlaklı kişi’yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

Kemal Okuyan’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. “Kahraman” bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.

Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar “star” sisteminin yarattığı bu “kahraman”lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.

Bu “kahraman”lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.

“Kahraman”lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.

Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.

İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez.  Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek “kahramanlar” ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.

Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp “kahraman diye bir şey yok” demek bile gerekebilir.

Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın