Haberler

KAYSERİ ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ VE HACI BEKTAŞ VELİ KÜLTÜR DERNEKLERİ VE VAKFINDAN TEPKİ

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin

Kerbela’dan başlayan, Selçuklularla, Osmanlılarla ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Alevi katliamları ne yazık ki son bulmamıştır.  Bugün günümüzde de bu katliamların bıraktığı izleri üzerinden farklı boyutta katliama devam edilmektedir.

Aleviler olarak bir kez daha yaralandık, bir kez daha yaralarımız derinden kanadı. İstanbul’da yapılacak olan 3. köprüye Yavuz Sultan Selim adı verilmesi Bu ülkede yaşayan biz Alevileri derinden incitmiştir. Yavuz Sultan Selim adı bizim için, gözyaşı, kan ve katliamdır.

Yavuz Sultan Selim döneminde farklı inançlara sahip olan hele ki Alevilik gibi sorgulama ve itiraz kültürünü besleyen bir inancın hak ve özgürlükleri ile yaşamasına izin verilmeyecekti. Yavuz Sultan Selim’in Alevilere karşı izlediği soykırımcı ve asimilasyoncu politika Safeviler ile Osmanlı arasındaki rekabetten değil tahakkümcü iktidar anlayışından kaynaklanmaktadır. Yavuz Sultan Selim bu yüzden Anadolu’nun yarısına yakınını oluşturan Alevilere karşı yapılan imha politikasının sembolüdür.

Bu yüzden Selim ve sonrası dönemin şeyhülislamları, Alevilerin sadece farklı bir inanca sahip olmalarından hareketle yediden yetmişe katledilmelerinin dinin gereği olduğu doğrultusunda fetvalar ürettiler. Bu durum, Selim’i takip eden Kanuni döneminin en önemli şeyhülislamı Ebu Suud efendi döneminde Yunus Emre gibi evrensel nitelikli bir hümanistin şiirlerini okuyanlar hakkında dahi ölüm fetvası üretebilecek denli bir zihniyet dünyası yaratmıştır.

YAVUZ SELİM’İN ŞEYHÜLİSLAMI MÜFTÜ EL HAMZA (1512) Alevilerle ilgili   fetvasında şunları söylemektedir: “…biz dahi şeriat’ın hükmü ve kitaplarımızın nakli ile FETVA VERDİK ki adı geçen toplum Kızılbaşlar-Kâfir ve dinsizdirler ve de her kimse ki onlara uyup o sapık dinlerine razı ve yardımcı olurlarsa onlar da kâfir ve dinsizlerdir. BUNLARI DAHİ ÖLDÜRÜP, TOPLUMLARINI darmadağın etmek tüm Müslümanlara vacip ve farzdır. Müslümanlardan ölen said ve şehid olup cennete girer ve onlardan ölen aşağılık cehennemin dibindedir, bunların hâli kâfirlerin hâlinden daha fena ve çirkindir. Zira bunların kestikleri ve avladıkları murdardır ve nikâhları gerekse kendilerinden ve gerekse başkasından alsınlar bâtıldır ve de bunlara kimseden miras Yoktur. Allah yardımcısı olsun Osmanlı Padişahına gerekir ki bunların (Kızılbaşların) ileri gelenlerini öldürüp mallarını ve kadınlarını dahi ve çocuklarını İslâm gazilerine taksim ede ve bunları ele geçirilince tövbeliklerine ve pişmanlıklarına inanmayıp öldürülmeli tüm bu toplum hem dinsizdir ve hem bozguncudur, iki yönden katledilmeleri vaciptir.”

İşte bu ve bunun gibi fetvalar sonucundadır ki 40.000 Alevi katledilmiştir.

Yapılacak olan yeni köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi sistemin  bilinçaltındaki Alevi nefretini  bir kez daha su yüzüne çıkartmıştır. Bu Alevilere hakarettir, Alevileri yok saymadır ve biz bu durumu kesinlikle kabul etmiyoruz.

Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi son yıllarda AKP’nin Alevileri rencide eden söz ve uygulamalarından sonuncusudur. Türkiye partisi olma iddiasında olan bir partinin toplumun önemli bir kesimini teşkil eden Alevi toplumunun duygularını ve hasiyetlerini hiçe sayarak gösterdiği bu düşmanca yaklaşımı asla kabul edilemez.

Eğer bu ülkede kardeşlikten bahsedeceksek, Alevi toplumunun inanç değerlerine, tarihine, kültürüne saygı göstermek zorundasınız. Aksi taktirde bu ülkede kardeşlikten, hoşgörüden ve adaletten bahsedemeyiz. Kardeş kardeşin acısına ağladığı ve sahip çıktığı sürece kardeştir.

BUNUN DIŞINDA BİR KARDEŞLİĞİ ASLA KABUL ETMİYORUZ.

Yapılan bu yanlıştan bir an önce dönülmesini ve yeni yapılacak köprünün adının toplum üzerinde mutabık kalınacak bir şekilde yeniden verilmesini talep ediyoruz.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAYSERİ ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ VE HACI BEKTAŞ VELİ KÜLTÜR DERNEKLERİ VE VAKFINDAN TEPKİ

Kerbela’dan başlayan, Selçuklularla, Osmanlılarla ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden Alevi katliamları ne yazık ki son bulmamıştır.  Bugün günümüzde de bu katliamların bıraktığı izleri üzerinden farklı boyutta katliama devam edilmektedir.

Aleviler olarak bir kez daha yaralandık, bir kez daha yaralarımız derinden kanadı. İstanbul’da yapılacak olan 3. köprüye Yavuz Sultan Selim adı verilmesi Bu ülkede yaşayan biz Alevileri derinden incitmiştir. Yavuz Sultan Selim adı bizim için, gözyaşı, kan ve katliamdır.

Yavuz Sultan Selim döneminde farklı inançlara sahip olan hele ki Alevilik gibi sorgulama ve itiraz kültürünü besleyen bir inancın hak ve özgürlükleri ile yaşamasına izin verilmeyecekti. Yavuz Sultan Selim’in Alevilere karşı izlediği soykırımcı ve asimilasyoncu politika Safeviler ile Osmanlı arasındaki rekabetten değil tahakkümcü iktidar anlayışından kaynaklanmaktadır. Yavuz Sultan Selim bu yüzden Anadolu’nun yarısına yakınını oluşturan Alevilere karşı yapılan imha politikasının sembolüdür.

Bu yüzden Selim ve sonrası dönemin şeyhülislamları, Alevilerin sadece farklı bir inanca sahip olmalarından hareketle yediden yetmişe katledilmelerinin dinin gereği olduğu doğrultusunda fetvalar ürettiler. Bu durum, Selim’i takip eden Kanuni döneminin en önemli şeyhülislamı Ebu Suud efendi döneminde Yunus Emre gibi evrensel nitelikli bir hümanistin şiirlerini okuyanlar hakkında dahi ölüm fetvası üretebilecek denli bir zihniyet dünyası yaratmıştır.

YAVUZ SELİM’İN ŞEYHÜLİSLAMI MÜFTÜ EL HAMZA (1512) Alevilerle ilgili   fetvasında şunları söylemektedir: “…biz dahi şeriat’ın hükmü ve kitaplarımızın nakli ile FETVA VERDİK ki adı geçen toplum Kızılbaşlar-Kâfir ve dinsizdirler ve de her kimse ki onlara uyup o sapık dinlerine razı ve yardımcı olurlarsa onlar da kâfir ve dinsizlerdir. BUNLARI DAHİ ÖLDÜRÜP, TOPLUMLARINI darmadağın etmek tüm Müslümanlara vacip ve farzdır. Müslümanlardan ölen said ve şehid olup cennete girer ve onlardan ölen aşağılık cehennemin dibindedir, bunların hâli kâfirlerin hâlinden daha fena ve çirkindir. Zira bunların kestikleri ve avladıkları murdardır ve nikâhları gerekse kendilerinden ve gerekse başkasından alsınlar bâtıldır ve de bunlara kimseden miras Yoktur. Allah yardımcısı olsun Osmanlı Padişahına gerekir ki bunların (Kızılbaşların) ileri gelenlerini öldürüp mallarını ve kadınlarını dahi ve çocuklarını İslâm gazilerine taksim ede ve bunları ele geçirilince tövbeliklerine ve pişmanlıklarına inanmayıp öldürülmeli tüm bu toplum hem dinsizdir ve hem bozguncudur, iki yönden katledilmeleri vaciptir.”

İşte bu ve bunun gibi fetvalar sonucundadır ki 40.000 Alevi katledilmiştir.

Yapılacak olan yeni köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi sistemin  bilinçaltındaki Alevi nefretini  bir kez daha su yüzüne çıkartmıştır. Bu Alevilere hakarettir, Alevileri yok saymadır ve biz bu durumu kesinlikle kabul etmiyoruz.

Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi son yıllarda AKP’nin Alevileri rencide eden söz ve uygulamalarından sonuncusudur. Türkiye partisi olma iddiasında olan bir partinin toplumun önemli bir kesimini teşkil eden Alevi toplumunun duygularını ve hasiyetlerini hiçe sayarak gösterdiği bu düşmanca yaklaşımı asla kabul edilemez.

Eğer bu ülkede kardeşlikten bahsedeceksek, Alevi toplumunun inanç değerlerine, tarihine, kültürüne saygı göstermek zorundasınız. Aksi taktirde bu ülkede kardeşlikten, hoşgörüden ve adaletten bahsedemeyiz. Kardeş kardeşin acısına ağladığı ve sahip çıktığı sürece kardeştir.

BUNUN DIŞINDA BİR KARDEŞLİĞİ ASLA KABUL ETMİYORUZ.

Yapılan bu yanlıştan bir an önce dönülmesini ve yeni yapılacak köprünün adının toplum üzerinde mutabık kalınacak bir şekilde yeniden verilmesini talep ediyoruz.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın