Dünya

TÜRKİYE VE FAS UÇUŞLARI DAHA PAHALI OLACAK..HOLLANDA’DA 17 NİSAN’DA BAŞLAYACAK SERGİ

Yıllar önce, yaptığım lobi faaliyeti ile geri çekilen yasa taslağı, yıllar sonra yeniden gündeme geldi.
Türk Sivil Toplum Kuruluşlarına, yeni bir lobi faaliyeti çağrısı…
Şimdi 30,25 euro olan vergi 2027’de 70,00 euro olacak.
İlhan KARAÇAY yazdı:
Görevi yeni hükümete bırakan bundan önceki Hollanda hükümeti, son yıllarda tartışılan uçuş vergisi sisteminde köklü bir değişikliğe adım atmıştı.
Hazırlanan yasa taslağına göre, bugüne kadar tüm uçuşlara aynı uygulanan sabit vergi kaldırılacak ve yerine mesafeye göre değişen yeni bir vergi sistemi getirilecek. Bu düzenleme hayata geçtiğinde Türkiye ve Fas gibi orta mesafedeki ülkelere yapılan uçuşların maliyeti doğrudan artacak.
Mevcut sistemde Hollanda’daki bir havalimanından kalkan her yolcu için sabit bir uçuş vergisi alınıyor. Uçağın kısa ya da uzun mesafeye gitmesi vergi miktarını değiştirmiyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla bu vergi bilet başına 29,40 eurodan 30,25 euroya yükseltildi. Daha önceki Hükümet, bu uygulamanın çevresel etkileri yeterince yansıtmadığını savunuyordu.
Yeni yasa taslağı ile birlikte uçuş vergisinin tamamen yeniden şekillendirilmesi planlandırılmıştı. Temel değişiklik, verginin uçuş mesafesine göre belirlenmesi. Bu yaklaşımın gerekçesi, uzun mesafeli uçuşların daha fazla karbon salımı yapması ve çevreye daha büyük yük getirmesi.
Eski Hükümetin planına göre, 2027 yılından itibaren üç kademeli bir sistem yürürlüğe girecek. Buna göre kısa, orta ve uzun mesafeli uçuşlar farklı oranlarda vergilendirilecek. Nihai hedef, daha fazla emisyon üreten uçuşlardan daha yüksek vergi alınması.
Yasa taslağında yer alan hesaplamalara göre, kısa mesafeli uçuşlarda vergi bugünkü seviyeye yakın kalacak. Orta mesafeli uçuşlarda belirgin bir artış öngörülüyor. Uzun mesafeli uçuşlarda ise verginin ciddi şekilde yükselmesi bekleniyor.
Orta mesafe kategorisi özellikle dikkat çekiyor. Türkiye ve Fas gibi destinasyonlar bu gruba giriyor. Bu ülkeler Hollanda’dan yaklaşık 2.000 ile 5.500 kilometre mesafe aralığında yer aldığı için yeni sistemde otomatik olarak orta vergi dilimine dahil ediliyor.
Öngörülen hesaplamalara göre, orta mesafeli uçuşlarda vergi, bilet başına yaklaşık 47 euro düzeyine çıkabilir. Bu artış doğrudan yolcuya yansıyacak. Özellikle yaz sezonunda Türkiye’ye ve Fas’a giden gurbetçi yolcuların bilet maliyetlerinde belirgin artış yaşanabileceği ifade ediliyor.
5.500 kilometrenin üzerindeki uzun uçuşlarda ise, verginin 70 euronun üzerine çıkabileceği konuşuluyor. Bu durum Amerika, Uzak Doğu ve Karayip destinasyonlarını doğrudan etkileyecek.
Yeni sistemin bir başka önemli yönü de, verginin aktarma yapılan havalimanına göre değil, yolcunun nihai varış noktasına göre hesaplanacak olması. Bu düzenleme ile vergi kaçırma yollarının da kapatılması amaçlanıyor.
Eski Hollanda hükümeti bu değişikliğin üç temel hedefi olduğunu belirtiyordu. İlk hedef çevresel etkileri azaltmak. İkinci hedef uçuşların gerçek maliyetini fiyatlara yansıtmak. Üçüncü hedef ise kamu gelirlerini artırmak.
Ekonomik hesaplamalara göre, yeni sistem devlet bütçesine her yıl yüz milyonlarca euroluk ek gelir sağlayabilir. Bu gelirin önemli bir bölümünün, iklim politikaları ve sürdürülebilir ulaşım yatırımlarında kullanılacağı ifade edilmişti.
Yasa taslağı, ‘Belastingplan 2026’ olarak bilinen geniş vergi paketinin bir parçası. Hollanda parlamentosunun alt kanadı ve Senato sürecinden geçen bu düzenleme uygulamaya hazırlanıyor. 2027 yılı hedef tarih olarak gösteriliyor ancak uygulama takviminin ekonomik koşullara göre esnetilebileceği de belirtiliyor.
Aynı vergi paketinde turizm sektörünü ilgilendiren başka bir önemli karar daha yer aldı.
Otel konaklamalarında uygulanan KDV oranı, 1 Ocak 2026 itibarıyla yüzde 9’dan yüzde 21’e çıkarıldı. Bu kararın da turizm maliyetlerini artırması bekleniyor.
Uçuş vergisindeki değişiklik, kamuoyunda farklı tepkilere yol açmış durumda. Çevre örgütleri düzenlemeyi destekliyor. Havayolu şirketleri ise rekabet gücünün zayıflayacağını savunuyor. Özellikle gurbetçi yolcuların yoğun olduğu hatlarda, bilet fiyatlarının ciddi şekilde artabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre, bu düzenleme doğrudan bir ülkeyi hedef almıyor. Sistem tamamen mesafe esasına dayanıyor. Ancak Türkiye ve Fas gibi destinasyonlar coğrafi konumları nedeniyle orta vergi dilimine girdiği için fiilen etkilenecek.
Eski Hollanda hükümetinin uzun vadeli planları bununla sınırlı değil. İlerleyen yıllarda özel jetler ve iş amaçlı küçük uçaklar için çok daha yüksek vergiler getirilmesi de gündemde. Bu adımın özellikle yüksek gelir grubuna yönelik olacağı belirtiliyor.
Sonuç olarak, Hollanda’da turist vergisi değil, uçuş vergisinin yapısı değişiyor.
Yeni modelin temel mantığı açık. Uçuş ne kadar uzunsa ödenecek vergi o kadar yüksek olacak. Bu değişiklik hayata geçtiğinde Türkiye ve Fas gibi orta mesafeli destinasyonlara yapılan seyahatler daha pahalı hale gelecek. Bu durum en çok gurbetçi yolcuları ve yaz sezonunda memleketine giden aileleri etkileyecek.
UÇUŞ VERGİSİNDE YENİ DÖNEM VE ESKİ BİR MÜCADELENİN HATIRLATTIKLARI
Uuçuş vergisi tartışması Hollanda’da ilk kez yaşanmıyor.
Yıllar önce, Hollanda hükümeti uçak biletlerine bir ‘Uçuş vergisi’ koymak için bir yasa tasarısı düzenliyordu. Bu tasarıya göre, Atina’ya uçacak olan yolcu hiç vergi ödemeyecek, ama Ankara veya Antalya’ya uçacak olan yolcu 35 ila 50 euro arasında bir vergi ödeyecekti. Bu teklif yasalaşırsa, tatile gidecek Türk ailelerine büyük bir maddi külfet yüklenecekti. Bu duruma önce Hollanda Seyahat Acentaları Birliği ANVR, daha sonra çeşitli havayolu şirketleri itirazlarda bulundular. Corendon firması da girişimde bulundu ama fayda etmedi.
Utrecht Turizm Fuarı’nın açılış arifesindeydik. İşçi Partisi milletvekili olan eski dostum ve Hastalık Sigortası Agis’in Eski Genel Başkanı Eelke van der Veen’i aradım. Durum hakkında birşeyler yapılması gerektiğini söyledim. O da beni, bu tasarının hazırlayıcısı olan Paul Tang’a yönlendirdi. Aynı akşam Paul Tang beni aradı ve ne istediğimi sordu. Ben de kendisine, iki gün sonra açılacak olan Turizm Fuarı’nda buluşma teklifinde bulundum. 6 Türk tur operatörü ve birkaç basın mensubu arkadaşım ile, Turizm Müşavirliğimizin standında buluştuk. Turizmci dostlar, biletlere eklenecek olan ‘Uçuş vergisi’nin yolcular için ağır bir yük olacağını anlattılar. Paul Tang da, alınacak olan vergilerin, uçakların kirlettiği çevre için harcanacağını belirterek, çevre temizliliğinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştı.
Toplantının sonucunda, fikir değişikliği olmadığı kanaatine vardım.
Ben de, “Mademki bu işler siyasetle ve oy hesabıyla çözümlenir, o halde ben de bu işi bu yolla halletmeliyim” diye düşündüm ve Paul Tang’ı tren istasyonuna kadar yolcu ederken konuşmaya başladım ve “Bak Paul, sizin partiniz geçen seçimlerde, Ermeni davasını körü körüne desteklediğiniz için Türkler’den oy alamadı. Kaldı ki, bugüne kadar, sağcı olsun veya solcu olsun Türkler hep sizin partiye oy veriyorlardı. Şimdi bu uçak vergisi yüzünden Türk aileler size yine kızacak ve oy vermeyecekler. Sana tavsiyem, başkanınız Wouter Bos ile konuş ve bu durumu izah et” dedim.
Paul Tang aynı akşam beni aradı ve Parti lideri Wouter Bos ile görüştüğünü, Maliye Bakanı ile de bu konuda randevu alındığını söyleyerek iyiye doğru bir işaret verdi.
Seyahat dalında faaliyet gösteren dostlara bunu anlattığım zaman bana, “Boş ver abi, bu iş böyle kalır” diye umutsuz yanıtlar vermişlerdi.
Paul Tang ile konuşmamız ocak ayında yapılmıştı. Mayıs ayı başında Mersin’deyken akşam telefonum çaldı. Hatta Paul Tang vardı. “Müjde Karaçay, uçak vergisi tasarısını geri çektim.” diye iyi haberi verdi.
Bu anlattıklarım, pek çok işin lobi faaliyeti ile nasıl çözümleneceğinin bir örneğidir.
Bu örnek, Hollanda’da birçok kararın yalnızca teknik hesaplarla değil, lobi faaliyetleri ve siyasi denge arayışlarıyla şekillendiğini açık biçimde gösterdi.
Bugün yeniden gündeme gelen, mesafeye dayalı uçuş vergisi modeli, o dönem geri çekilen tasarının farklı bir versiyonu olarak görülüyor. Aradan geçen yıllarda hükümetler değişti, çevre politikaları sertleşti ve kamu gelirleri üzerindeki baskı arttı.
Şimdi gözler yeni kararın nasıl uygulanacağına çevrildi.
Önceki gün göreve başlayan şimdiki hükümetin bu düzenlemeyi aynı çizgide ilerleyip ilerlemeyeceği belirsiz. Çünkü Hollanda’da vergi politikaları çoğu zaman siyasi dengelere göre yeniden şekillenebiliyor.
Sonuç olarak, uçuş vergisi tartışması yalnızca ekonomik veya çevresel bir mesele değil. Aynı zamanda siyaset, lobi ve seçmen davranışlarının iç içe geçtiği bir alan.
Yıllar önce bir yasa tasarısının geri çekilmesini sağlayan süreç bunun en somut örneklerinden biri olarak hafızalarda duruyor.
Bugün atılan adımın kalıcı olup olmayacağını ise zaman ve siyasi irade belirleyecek.
Bu düzenleme hayata geçtiği takdirde, ortaya çıkacak tablonun yalnızca bilet fiyatlarının artmasıyla sınırlı kalmayacağı açıktır. Gurbetçi ailelerin önemli bir bölümü, artan maliyetler nedeniyle uçak yerine otomobil ile memlekete gitmeyi tercih etmek zorunda kalacaktır. Bu ise her yaz döneminde zaten yoğun ve riskli olan Avrupa otoyollarında trafiği daha da artıracak, kazaları çoğaltacak ve hem maddi hem de manevi kayıpları büyütecektir. Yani kağıt üzerinde çevre ve gelir dengesi gözetilerek hazırlanan bir vergi modeli, sahada insan hayatını doğrudan ilgilendiren başka sonuçlar doğurabilecektir. Yıllar önce geri çekilen benzer bir tasarının yeniden uygulamaya konması halinde, bunun yalnızca ekonomik değil, sosyal ve insani etkilerinin de çok iyi hesaplanması gerekir. Aksi halde alınan karar, gurbetçi aileler için ağır bir yük haline gelirken, yolları daha tehlikeli ve sonuçları daha acı bir sürecin kapısını aralayacaktır.
Şimdi asıl sorumluluk, Hollanda’daki Türk Sivil Toplum Kuruluşlarının omuzlarındadır. Çünkü bu mesele yalnızca bir vergi artışı değil, yüzbinlerce gurbetçi ailenin bütçesini, yol güvenliğini ve memleketle bağını doğrudan ilgilendiren bir konudur. Geçmişte şahsımın yürüttüğü kararlı ve bilinçli lobi faaliyeti nasıl ki geri adım attırdıysa, bugün de aynı irade ve aynı dayanışma ruhu ortaya konulursa bu yasa taslağının yeniden gözden geçirilmesi ve hatta geri çekilmesi mümkündür.
Unutulmamalıdır ki Hollanda’da karar mekanizmaları sadece teknik raporlarla değil, toplumsal sesle ve örgütlü duruşla da şekillenir. Eğer Türk toplumu ortak akıl etrafında birleşir, temsilcileriyle temas kurar ve meseleyi siyasi muhataplara güçlü biçimde anlatırsa, sonuç almak hayal değildir. Dün başardıysak bugün de başarabiliriz. Önemli olan dağınık tepki vermek değil, planlı ve kararlı bir lobi sürecini yeniden hayata geçirmektir.
Bu mesele yalnızca bir vergi artışı değildir. Bu mesele, gurbetçinin memleketiyle kurduğu bağın maliyetidir. Bu mesele, yaz aylarında yollara düşen ailelerin güvenliğidir. Bu mesele, alınan bir siyasi kararın sahadaki gerçek hayata nasıl yansıyacağının hesabıdır.
Yıllar önce nasıl ki kararlı bir lobi faaliyeti sonuç vermişse, bugün de aynı bilinç ve dayanışma ile hareket edilirse bu taslağın yeniden değerlendirilmesi mümkündür. Hollanda’daki Türk Sivil Toplum Kuruluşları bu konuda suskun kalmamalıdır. Çünkü örgütlü ve planlı bir girişim, siyasi dengeleri etkileyebilir. Bunun örneği vardır ve yaşanmıştır.
Eğer gerekli adımlar atılmazsa, artan bilet fiyatları binlerce aileyi otomobille yola çıkmaya zorlayacak, Avrupa otoyollarında her yaz zaten yaşanan acı tablolar daha da ağırlaşacaktır. O zaman mesele sadece ekonomi değil, can güvenliği meselesi haline gelecektir.
Bugün yapılacak olan şey nettir. Tepki göstermek değil, organize olmak. Şikayet etmek değil, muhataplarla temas kurmak. Dağınık konuşmak değil, ortak bir dosya ile kapı çalmak.
Dün başardıysak bugün de başarabiliriz. Yeter ki irade olsun.

***

HOLLANDA’DA 17 NİSAN’DA BAŞLAYACAK SERGİDE, OSMANLI’NIN DİPLOMATİK AĞIRLIĞINI HATIRLATAN FİGÜRLER İZLENECEK.

Apeldoorn’daki Paleis Het Loo’da “Büyük merdiven” adlı duvar resminin restorasyonu izlenecek.
Hollanda’nın en büyük ikinci tablosuna bakanlar, Osmanlı İmparatorluğu’ndan erkek figürlerini görecekler.
17 Nisan’dan itibaren Paleis Het Loo, “Büyük Merdiven, Duvarlar Konuşabilseydi” başlıklı sergiyi açıyor. Bu görkemli duvar resminin restorasyonu, Hollanda’nın en büyük ikinci duvar resmine yakından bakmak ve onu bu kadar özel kılan hikâyeleri keşfetmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Sergi, 17’nci yüzyılda Kral ve Stadthouder Willem III’ün siparişiyle yapılan ve daha sonra Kraliçe Wilhelmina’nın talimatıyla aslına uygun biçimde yeniden onarılan bu eserin katmanlı tarihini ziyaretçilere anlatıyor. Nesiller boyunca Oranjeler bu büyük merdivenden çıkarken, duvarlar tüm yaşananlara tanıklık etti.

NEDEN ŞİMDİ?
Bu anıtsal resmin acilen restorasyona ihtiyacı var.
Restorasyon neden gerekli?
Sergide bu kültürel mirasın çarpıcı hikâyesi merkezde yer alıyor.
BÜYÜK MERDİVEN, DUVARLAR KONUŞABİLSEYDİ
17 Nisan’dan itibaren Paleis Het Loo’yu ziyaret edenler, “Büyük Merdiven”i dikkatle izleyecekler.
Yapının tam kalbinde yer alan görkemli bir merdivendir.
Toplam 36 basamağı vardır. Eski usul ve geniş basamaklar uzun etekler ve dar kostümler için uygundur.
Yukarı çıkan kişi ister istemez adımlarını yavaşlatır. Duvarlarda ve tavanda boyalı bir dünya açılır. Papağan, çiçek çelenkli vazolar ve bir korkuluğun arkasında sizi karşılıyormuş gibi duran Osmanlı İmparatorluğu’ndan erkek figürleri görülür. Hollanda’nın en büyük ikinci tablosuna bakarsınız. Tasarım Daniel Marot’a aittir.
KRALİYET MERDİVENİ
Büyük Merdiven etki bırakmak için yapılmıştır. İki bölümün birleşmesiyle oluşur, Kral ve Stadthouder Willem III’ün büyük salonuna çıkar. Willem III burada kabullerini yapardı. Heybetli duvar resmi merdivenin çevresini tamamen sarar. Willem III’ün ziyaretçileri için son derece görkemli ve etkileyici olmalıydı.
PALEIS HET LOO’DA RESTORASYON
Bu resim, çıkarılması giderek zorlaşan vernik tabakası nedeniyle zarar görme tehlikesi altındadır. Sergi sırasında restorasyona başlanacak ve vernik tabakası yenisiyle değiştirilecektir.
Yeni bir restorasyon sürecinin başlangıcında, “Büyük Merdiven” sergisi sizi 17’nci yüzyıldan bugüne uzanan tarih yolculuğuna çıkarır. Büyük Merdiven’in tüm sırlarını keşfedin ve restorasyonu adım adım izleyin.
Eğer bu sanat eserinin duvarları konuşabilseydi…
Üç yüz yılı aşkın süredir gördükleri hakkında ne anlatırlardı?
Bu merdivenden kimler geçti? Yüzyıllar boyunca neler yaşandı?
Eser bizi Veluwe’den Fransız Versailles Sarayı’na ve oradan da Osmanlı İmparatorluğu’nun eski başkenti İstanbul’a götüren bir hikâye anlatır. Oranjelerin diğer hanedanlarla kültürel ve siyasi bağlarını gösterir. Bu türde tek duvar resmi değildir.
Paleis Het Loo’daki bu sergide zaman yolculuğuna çıkarsınız. Merdivene anlam kazandıran insanlarla tanışırsınız. Sessizce hikâye anlatan sembolleri görürsünüz. Çok şey yaşamış duvarlara tanıklık edersiniz.
BÜYÜK MERDİVEN’İN TARİHİ
Orijinal duvar resmi 1690 ile 1694 yılları arasında Paleis Het Loo’nun banisi kral ve stadthouder Willem III’ün siparişiyle yapılmıştır. Fransız iç mimar Daniel Marot tasarımı yapmış, saray ressamı Robert Duval tasarımı sıva üzerine yağlı boya olarak uygulamıştır.
17 Nisan’dan 30 Ağustos’a kadar görülebilir.
BÜYÜK MERDİVENİN ARDINDAKİ GERÇEK HİKÂYE NEDİR? Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, tekening, kunst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Muhtemelen kral ve stadthouder Willem III bu duvar resmini etki bırakmak amacıyla yaptırmıştır. Duvar resimlerinde tasvir edilen Osmanlı İmparatorluğu’ndan erkek figürler yüksek statü sahibidir. Bunu giydikleri kıyafetlerden anlayabilirsiniz.
BÜYÜK MERDİVEN’E NE OLDU? Afbeelding met overdekt, muur, interieurontwerp, kamer Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Büyük Merdiven çeşitli dönüşümler geçirmiştir. 1690 ile 1694 yılları arasında yapılan duvar resminin durumu yüz yıl sonra bozulmuştur. Fransız kralı Napolyon’un kardeşi Lodewijk Napoleon Bonaparte, Büyük Merdiven’in duvarlarını beyaz sıvayla kaplatmıştır. Yaklaşık 1890 yılında sıva duvarlardan dökülmüş ve Wilhelmina 1902 yılında resmi özgün tasarımına uygun biçimde restore ettirmiştir.
MEHMET TÜTÜNCÜ: BU MERDİVEN OSMANLI’NIN AVRUPA’DAKİ AĞIRLIĞININ SESSİZ TANIKLARINDAN BİRİDİR

Tarih araştırmacısı Mehmet Tütüncü ise konuya çok daha derin bir perspektiften bakıyor.
Tütüncü’ye göre Büyük Merdiven’in resimleri, Karlofça Barışı’nın görsel bir yankısıdır. Ona göre Osmanlı figürlerinin bu denli görünür ve yüksek konumda tasvir edilmesi, dönemin siyasi gerçekliğinin bir yansımasıdır.
Tütüncü, “Bu resimleri doğru okumak için Osmanlı’nın 17. yüzyıldaki diplomatik ve bilimsel gücünü bilmek gerekir. Osmanlı sadece askeri bir güç değildi. Diplomasi, hukuk ve bilim alanında da belirleyici bir aktördü. Avrupa bunu biliyordu. Bu merdiven de bunu kabul ediyor.” diyor.
Tütüncü, geçmişte bu figürlerin doğru tanımlanamadığını, hatta bazı dönemlerde sıradan egzotik unsurlar gibi değerlendirildiğini hatırlatıyor. “Bu yaklaşım eksik ve yüzeyseldir” diyen Tütüncü şöyle devam ediyor:
“Osmanlı’nın Avrupa üzerindeki etkisi küçümsenerek bu eser tam anlamıyla çözülemez. Burada bilinçli bir temsil var. Osmanlı yüksek bir statüyle resmedilmiş. Bu, dönemin güç dengesinin açık bir göstergesidir.”
Tütüncü, sergide Osmanlı boyutunun daha güçlü vurgulanabileceğini de ifade ediyor. Ona göre bu konu, iki dünya arasındaki tarihsel bağları daha görünür kılmak için önemli bir fırsattır.
Tütüncü sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bu merdiven sadece Hollanda tarihinin değil, Osmanlı ile Avrupa arasındaki diplomatik ilişkinin de sessiz bir belgesidir. Duvarlar konuşabilseydi, bize güç dengelerini, barış müzakerelerini ve karşılıklı saygıyı anlatırdı.”
Bugün Paleis Het Loo’daki restorasyon, sadece bir sanat eserini korumuyor. Aynı zamanda Osmanlı’nın Avrupa tarihindeki yerini yeniden düşünmek için güçlü bir kapı aralıyor.
OSMANLI’NIN HOLLANDA’DAKİ İZİ SADECE PALEİS HET LOO’NUN DUVARLARINDA DEĞİL. LAHEY’DE ULUSLARARASI HUKUKUN KALBİNDE DE BİR OSMANLI İMZASI VAR.
Osmanlı’nın Lahey Barış Sarayı’na hediye ettiği 114 yıllık Hereke halısı Türkiye’de restore edildi, törenle yerine geri kondu.
Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan ve uluslararası hukukun en önemli adreslerinden biri olan Barış Sarayı, sadece hukukun değil, kültürel mirasın ve diplomatik tarihî sembollerin de sergilendiği bir mekân.
İşte bu sarayın en önemli kültürel miras eserlerinden biri olan 114 yıllık Hereke halısı, geçtiğimiz yıl Türkiye’de kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçirildikten sonra büyük bir törenle yeniden Barış Sarayı’na döndü. Halı, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1911 yılında saraya hediye edilmişti ve Türkiye dışında bulunan en büyük el dokuma halı olarak biliniyor.
Bu muhteşem halı, yaklaşık 160 metrekarelik yüzeyi ve 13 milyon 704 bin 480 Türk düğümünden oluşan zarafetiyle Barış Sarayı’nın Japon Salonu’nun zeminini süslüyor. Bu salon, özellikle Daimi Tahkim Mahkemesi gibi uluslararası davaların ve konferansların yapıldığı bölüm olarak kurumun en görkemli alanlarından biridir.
RESTORASYON TÜRKİYE’DE YAPILDI
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Barış Sarayı’nı yöneten Carnegie Vakfı arasında 2023’te imzalanan protokol çerçevesinde halı, restorasyon için Türkiye’ye getirildi. Halı önce Hollanda’da ön temizlik aşamasından geçirildi; ardından Aksaray’ın Sultanhanı ilçesinde uzman ekipler tarafından kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçti. Bu süreçte halı dijital ortamda bölümlere ayrıldı, hasarları titiz analiz edildi ve doğal boyalar ile geleneksel Türk düğümü teknikleri kullanılarak aslına uygun biçimde onarıldı.
Yetkililer, restorasyon boyunca halının hem dayanıklılığının hem de orijinal renk ve desen güzelliğinin korunmasına büyük özen gösterildiğini belirtti.
GÜNÜN TÖRENİ VE BAKAN KATILIMI
Restorasyon tamamlandığında, halının tekrar Hollanda’ya gönderilmesi vesilesiyle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal ve diğer kurum temsilcilerinin katıldığı özel bir tören düzenlendi. Törende halı, Türkiye’nin Hollanda ile paylaştığı ortak kültürel mirasın ve barış vizyonunun somut bir nişanesi olarak vurgulandı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’dan sonra söz alan Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Wijnands, tören esnasında halının “iki ülke arasındaki ortak tarihin ve dostluğun kanıtı” olduğunu ifade etti. Bakan Yardımcısı Alpaslan ise bu eşsiz halının restorasyonunun, hem Türk el sanatının inceliğini hem de ülkemizin tarihî mirasına verdiği önemi gösterdiğini vurguladı.
OSMANLI’NIN HEDİYESİ OLARAK KÜLTÜREL DİPLOMASİ
Hereke halısı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1911’de Barış Sarayı inşası için çağrı yapıldığında bağışladığı eserlerden biri olarak tarihe geçti. O dönemde saraya yapılan katkılar arasında dünyadan çok sayıda eser vardı; Rusya’dan vazolar, İtalya’dan mermerler ve Japon duvar halıları gibi değerli parçalar bulunuyordu. Bu bağlamda Hereke halısı, Osmanlı’nın uluslararası barış ve işbirliği mesajının bir simgesi olarak sarayın kültürel dokusuna kazındı.
Bugün Apeldoorn’daki Paleis Het Loo’nun duvarlarında Osmanlı’nın diplomatik ağırlığını hatırlatan figürler yeniden görünür hale gelirken, Lahey’deki Barış Sarayı’nın zemininde Osmanlı’nın barışa ve uluslararası hukuka verdiği değeri simgeleyen Hereke halısı yeniden yerini almış durumda.
Biri 17. yüzyılın güç dengelerini anlatıyor. Diğeri 20. yüzyıl başının barış idealini taşıyor. Aradan geçen yüzyıllara rağmen ortak nokta değişmiyor: Osmanlı’nın Avrupa ile kurduğu temas sadece savaş ve rekabet üzerinden değil, diplomasi, kültür ve sanat üzerinden de şekillenmiş.
Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkiler, yalnızca siyasi açıklamalarla ölçülemez. Bazen bir merdivenin duvarındaki figürlerde, bazen de uluslararası mahkemelerin sessiz salonlarında serili bir halının ilmiklerinde saklıdır.
Duvarlar konuşsa tarih anlatır. Halılar konuşsa hafıza…
Ve her ikisi de bize şunu hatırlatır: Kültür, diplomasinin en kalıcı dilidir.

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup