Ekonomi-teknoloji haberleri (20.11.2020)

YÜKSEK FAİZ PANSUMANDAN ÖTEYE GEÇMEZ

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Kayseri Başkanı Ali Özcan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizini 475 baz puan artışla yüzde 15 seviyesine çıkarmasını değerlendirdi.

ASKON Kayseri başkanı Ali Özcan,  yüksek faizin olduğu yerde yatırım ortamının sıkıntıya düşeceğini belirterek ‘’Türk Lirası, krediler ve iç talep büyümesinde normalleşme eğiliminin görüldüğü bir ortamda Merkez Bankası covid-19’un ekonomiye etkilerini düşünerek enflasyonu dizginlemeyi öncelemiştir. Kararın temelinde bu kaygı vardır. Lakin yüksek faiz yatırımı, üretimi dolayısıyla istihdamı olumsuz yönde etkiler. Yüksek faizin olduğu bir ortamda yatırımdan bahsetmek zor. Faiz artışının bu zamana kadar kısa vadeden öte ekonomimize olumlu bir yansımasını şu ana kadar göremedik. Uzun vadeli yatırıma, üretime ve dolayısıyla istihdama katkı sağlayacak mikro reformlara odaklanılarak yatırım ve üretim odaklı politikalara odaklanılması gerektiği kanaatini taşımaktayız‘’ açıklamasında bulundu.

ASKON Kayseri şube başkanı Ali Özcan konuya ilişkin “Merkez Bankası’nın faizi arttırma kararının temeline baktığımızda enflasyon kaygısının yattığını görmekteyiz. Bununla birlikte rezervlerin artışının sağlanması ve dövizdeki dalgalanmayı giderme gerekçelerini de görmekteyiz. Ne var ki iş dünyası olarak bugüne kadar faiz artışlarının kısa vadede pansuman tedavisi gördüğünü uzun vadede ise yatırım, üretim ve istihdama olumsuz yansımalarda bulunduğunu gördük. Yüksek faizin olduğu yerde, yatırımdan, üretimden ve yeni istihdam ortamlarından bahsetmek çok zor. Krizler bazen fırsatlara da gebedir. Covid-19 ekonomiler üzerinde olumsuzluklar yaratsa da bazı fırsatları da beraberinde getirmektedir. Ülkeler arası ticari tercihleri değiştirmekte bizleri bazı alanlarda üretime teşvik etmektedir. Bu alanları ve tercihleri iyi belirleyerek fırsatları lehimize çevirecek politikalara yönelmemiz gerekmektedir. Uzun vadede sürdürülebilir ekonomilerin temeli yatırımdan ve üretimden geçmektedir. Bu nedenle yatırımı ve üretimi önceleyecek reformlara ağırlık vermek ülke ekonomimiz için daha sağlıklı bir modeli bize sunacaktır. Faize olan bakış açımız dün olduğu gibi bugün de aynıdır. Sürdürebilir ekonomi için alınteri ve emek olmazsa olmazdır. Kısa vadeli çözümler yerine iş insanını yatırıma ve üretime yönlendirebilecek çözümlerin her daim yanındayız.” ifadelerini kullandı.

“ŞİMDİ İKİNCİ EL OTOMOBİL ALMA ZAMANI”

 Türkiye ekonomisinde yaşanan yeni gelişmeler doğrultusunda otomobil sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan 2plan İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, daha önce yaptığı açıklamada ikinci elde fiyatların yıl sonuna kadar dengeleneceğini belirtmişti. Ülgür, son bir haftalık pazar rakamlarına bakıldığında, bu sürece girildiğini söyleyerek şu açıklamalarda bulundu;

“Daha önce ikinci elde fiyatların yıl sonuna kadar dengeleneceği öngörüsünde bulunmuştuk ve pazarın daha şimdiden belli bir dengeye oturmaya başladığını söyleyebiliriz. Bugüne kadar ikinci el ticareti yapanlar, araç fiyatlarının sürekli yükseliş trendinde olması ile daha fazla kar ediyor ve stok kaygısı olmadan daha hacimli çalışıyorlardı. Ancak pazarın stabil hale gelmesi ve ikinci el firmalarının ellerinde çok fazla stok birikmesi, bunların nakde çevrilmesi zorunluluğunu getirdi. Piyasa koşulları ve stok maliyetleri nedeniyle artık birçok firma için bekleme imkanı kalmadı. Haliyle şu anda bu firmalar, ellerindeki araçları elden çıkartmak için kârdan feragat etmeye başladılar ve indirim yoluna gidiyorlar. Tüm firmalar, kendi durumlarına göre hareket politikası belirliyor ki bu da ikincil el otomobil almanın en doğru zamanın şimdi olduğuna işaret ediyor.”

 “Döviz kuru bundan sonra da sıfır ve ikinci el pazarını belirleyecek”

Döviz kurunun sıfır araç, sıfır aracın da ikinci el araç fiyatını belirlediğini hatırlatan Ülgür “Son 1-2 aya bakıldığında markaların çeşitli fiyat ve faiz kampanyaları düzenlediğini görüyoruz. Bu da ikinci el pazarında fiyatların normal seviyeye gelmesine neden oldu. Diğer taraftan döviz de stabil seyre dönüştü ve yıl sonuna kadar sıfır otomobil fiyatları artmayacaktır. Böylelikle ikinci el aracını sıfırdan pahalıya satmaya çalışanlar boşa zaman kaybetmiş olacaklar. Tüm bunlara ilave olarak; yeni Merkez Bankası Yönetimi’nin izleyeceği para politikalarının, ekonomi ve döviz kuruna etkisini de yakından izlemek gerekiyor. Hem sıfır hem de ikinci el otomobil fiyatları bu değişimlerden etkilenecektir.” dedi.

“Hem sıfır hem ikinci el otomobilde fırsat zamanı”

2020 yılının ilk çeyreğinde global otomobil pazarında yaşanan süreçlerin bir benzerinin 2021’de de yaşanabileceğini de söyleyen Ülgür “Pandeminin olumsuz etkisinin artmasıyla, 2021 yılının ilk çeyreğinde, bu yıl olduğu gibi, sıfır araç üretimi yavaşlayabileceği ve hatta tamamen durabileceği gerçeğini göz önüne almak gerekiyor. Bu nedenle önümüzdeki 1-2 aylık sürenin, hem sıfır hem de ikinci el otomobil alacaklara özel bir fırsat yaratabileceğine dikkat çekmek isteriz.” diye konuştu.

Muhteşem İndirim Haftası başladı Sepette yüzde 80’e varan indirimler Morhipo.com’da
Moda ve stilin e-ticaretteki adresi Morhipo.com, 20-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirdiği Muhteşem İndirim Haftası’nda en ünlü markaları en uygun fiyatlarla moda severlerle buluşturuyor.
23 Kasım’a kadar yüzlerce üründe tüm indirimlere ek sepette yüzde 30’a varan indirimden yararlanacak olan müşteriler, 24-27 Kasım tarihleri arasında ise tüm indirimlere ek sepette yüzde 50’ye varan indirimlerle alışverişin tadını çıkaracak.
Yeni sezon ürünleri ve çok avantajlı kampanyalarıyla moda dünyasına yön veren Morhipo.com’u 23 Kasım’a kadar ziyaret edenleri, yüzlerce üründe tüm indirimlere ek sepette yüzde 30 indirim bekliyor. 24-27 Kasım tarihleri arasında ise moda tutkunları tüm indirimlere ek sepette yüzde 50’ye varan indirimlere sahip oluyor.
En çok tercih edilen markalar indirimde
Nike, Adidas, Hummel, Jack & Jones The North Face ve yüzlerce genç, aktif, spor giyim markasında tüm indirimlere ek sepette yüzde 40’a varan indirim moda severleri bekliyor. Ayrıca Hogan’da net yüzde 70; Yargıcı’da net yüzde 35, Beymen çantada yüzde 60’a varan indirimler yine haftanın beklenen fırsatlarından.
Giyimden aksesuara, parfümden ev tekstiline, ayakkabıdan outdoor giyime uzanan yüzlerce marka ve yüzbinlerce üründe muhteşem indirimler Morhipo.com’da moda tutkunlarını bekliyor.

PANDEMİ, ZÜCCACİYE SEKTÖRÜ İÇİN ÇİN’E KARŞI AVANTAJ SAĞLIYOR

Züccaciye sektörü, pandemiye rağmen yılın ilk 10 ayında 3,61 milyar dolarlık bir ihracatla başarılı bir performans sergiliyor. Sektörün ihracat gücü Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER), ihracatı attırmak üzere 16-20 Kasım tarihleri arasında ZUCHEX Sourcing Week’te Latin Amerika, Afrika, Birleşik Krallık, Hindistan, Japonya, Kanada ve Ortadoğu ve tüm dünyadan en büyük satın almacı zincirleriyle Türk üretici firmalarını B2B’lerle bir araya getirdi. 2021 Ocak ayından itibaren 2-3 haftada bir düzenlenecek organizasyon, Türkiye’nin pandemiyle birlikte Çin’e karşı büyük bir avantaj sağladığını da gösterdi. Dünyada, Türk züccaciye ürünlerine ilgi artarken, züccaciye sektörünün hedefleri arasında ise 5 yılda kilogram başına birim fiyatı 5 dolara çıkarmak bulunuyor.

Dünyanın 4., Avrupa’nın 3. büyük züccaciye fuarı ZUCHEX, 16-20 Kasım tarihleri arasında online’da gerçekleşti. ZUCHEX Sourcing Week’te, üretici firmalar yenilikçi tasarım ürünlerini sergilerken, dünyanın dört bir yanından gelen yabancı ve yerli satın almacılarla 20 dakikalık görüşmeler de yaptılar. Üyelerinin yüzde 90’ının ihracatçı olduğu ZÜCDER, böylece 2015’ten bu yana yaptığı, 2018 ve 2019 yıllarında Antalya ve İzmir’de gerçekleştirdiği “Üretici-Marka Buluşmaları”nı dijitale taşımış oldu. Konuyla ilgili açıklama yapan ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, “Online mecralar tüm sektörler için pandemi döneminde kurtarıcı oldu. Bizler de iptal edilen, ertelenen fuarlar, ticari heyetler vb. telafi etmek amacıyla dünyanın dört bir yanındaki ülke ile ülkemizdeki üreticileri buluşturan etkinlikleri yapmaya devam edeceğiz. ZUCHEX Sourcing Week ile başlattığımız B2B’lerimizi 2021 Ocak ayından itibaren 2-3 haftada bir Amerika, Kanada, AB ülkeleri, Rusya, Ortadoğu ve özellikle Afrika ülkeleriyle devam ettirmeyi hedefliyoruz. Dijital B2B’ler, hedef pazardaki ülke ziyareti maliyeti ile kıyaslandığında, çok daha küçük bütçeler ile iş yapma imkanı sağlıyor.” 2019 yılında dijital altyapı çalışmalarına ZÜCDER Akademi çatısı altında başlayan ZÜCDER, yenilenen web sitesi ile üyelerine ücretsiz olarak ürünlerini sergileyebilecekleri bir online platform da sunuyor. Günün 24 saati ürünlerini sergileyebilecekleri, firmaların kendi aralarında yazışabilecekleri ve güvenli ödeme alt yapısı ile ürün satışı yapabilecekleri bu dijital dönüşüm hareketiyle ihracatın arttırılması hedefleniyor.

5 yılda ihracatın kilogram başı birim fiyatı yüzde 50 artacak

2020 yılı Ocak – Şubat aylarında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5 artan sofra ve mutfak eşyaları ihracatı, mart ayında diğer birçok sektörde olduğu gibi küresel salgının etkisiyle düşme eğilimi gösterdi. “2020 yılı Ocak-Ekim döneminde 3,61 milyar dolar ihracat gerçekleşmiştir. 2020 Ekim ayında ihracat, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14 artarken, bir önceki aya göre yüzde 9 artmıştır. 2020 Ocak-Eylül döneminde bir önceki yıla göre toplam sektör ihracatımız yüzde 9,2 azalmışken, ocak-ekim ihracatı toplamında azalma yüzde 6,7’ye gerilemiştir.” diyen Öksüz, 2019 yılı ihracatı olan 4,6 milyar doları 2020 sonunda da yakalayacaklarını ifade ediyor. Sektörün kilogram başı birim fiyatları hakkında da bilgi veren Mesut Öksüz, “Sektörümüzün kilogram başına birim fiyatı 3,35 dolar. Ülkemizdeki ortalama kilogram birim fiyatının 1,37 dolar olduğuna bakarsak, sektörümüzün önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. 2 yıl içinde kilogram birim fiyatımızı 4 dolara, 5 yılda da 4,5 doların üzerine çıkarmak istiyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Dünyada Türk ürünlerine ilgi artıyor

Züccaciye sektörünün ihracat devi Çin ile rekabet yerine Çin’e göre Türkiye’nin avantajlarını kullanarak uluslararası pazarlamada Türkiye’yi yeniden konumlandırmak üzerine çalışmalarını oluşturduklarını ifade eden Öksüz, “Asya’nın ucuz Avrupa’nın kaliteli algısının yanında Türk malı kaliteli ve prestijli algısı dünyada hakim görüş olarak konuşulmaktadır. ABD’nin Çin’e çeşitli ambargolar ve vergiler uygulaması ve şu anda yaşanan pandemi de dolayısıyla Türkiye züccaciye sektörü Çin’in daha büyük bir rakibi durumuna gelmiştir. Türk züccaciye ürünlerinin kalite fiyat avantajı da bizi yukarıya taşıyan unsurlardandır. Katma değeri yüksek ve yenilikçi ürünler, tüketicilerin satın alma davranışlarında fiyatı göz ardı etmelerine neden olmaktadır. Pandemi sonrası, Çin ile çalışan birçok firma, Avrupa – Türkiye arasındaki kısa mesafe, kolay iletişim, saat farkı gibi avantajlar ile Türk pazarına yeniden tercih etmeye başlamıştır. Başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada Türk malının kaliteli olduğu algısı yayılmaya başlamıştır, ki ihracatımızın yüzde 51’ini AB ülkelerine gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Şirketler Çalışanlarının Yemeklerini Evlerine Bırakmaya Başladı

Türkiye’de korona virüs vakalarının yeniden ivme kazanması, şirketlerin uzaktan çalışma modellerini güncellenmesine sebep oldu. Re-Set Workspace’in raporu; evden çalışma oranının yüzde 70’e yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu durum çalışanların yemek alışkanlıkları değiştirdiği gibi işverenlerin çözüm yollarını da değiştirdi. Dışarıdan yemek siparişi vermek istemeyen, evde yemek yapmaya vakti olmayan çalışanlarına çözüm arayan işverenlerin keşfi, kapıya düzenli yemek servisi yapmak oldu.

İnsan kaynaklarının en çok önemsediği konuların başında çalışan memnuniyeti geliyor. Çalışanların performanslarını etkileyen memnuniyet dizeyi ise, ofiste sunulan imkanlar, ulaşım, yemek, sigorta ve maaş gibi etkenlerin yer aldığı uzun bir listeye bağlı. Evden çalışma sistemine geçişle birlikte bu listeye yeni ihtiyaçlar eklendi. Özellikle evden de olsa yoğun tempoda çalışanlar için yemek büyük bir sorun. Bu sorunu gidermek ve evde ofis disiplinini devam ettirmek isteyen işverenlerin karşılarına çıkan çözümse Meal Box’ın sunduğu “Evde Yemek Paketi”. Bu yeni trendin mucidi Meal Box’ın bulaş riskini sıfıra indiren temassız kapıya servis modeli büyük ilgi görüyor.

Şirketler motivasyon ve disiplin istiyor, çalışanlarsa haklarını

Re-Set Workspace raporuna göre; Türkiye’de açıklanan ilk vakadan bu yana çalışanların %70’i evden çalışmaya başladı. Uzaktan çalışma modellerinde ise büyük değişimler söz konusu. İnsan kaynaklarından çalışanların sağlık, güvenlik ve bazı toplumsal kaygılarını göz önünde bulundurmaları bekleniyor. Raporda; çalışanların %30’u salgın sonrası çalışan sağlığı ve güvenliği politikalarının önceliklendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Şirketler bu nedenle online sisteme geçseler de çalışanların bir kısmı yeni çalışma düzeninin motivasyonlarını düşürdüğünü de söylüyor. İnsan kaynakları tarafından alınan çalışanların motivasyonunu ve verimliliğini artıracak yeni önlemler arasında verilmesi gereken yemek hakkı da bulunuyor.  Çalışanların hak talebiyse, hijyenik bir şekilde paketlenmiş sağlıklı öğle yemeklerinin kendilerine teslim edilmesi.

Haftada 2 kez 12 kap yemek kapıya bırakılıyor

Türkiye’nin lider paketli yemek markası Meal Box’ın CEO’su Murat Demirhan’a göre, evden çalışırken yemek yapmakla kaybettiğimiz zaman ve konsantrasyonu geri getirmek mümkün. “Hijyen ve pratiklik iş yoğunluğunda aradığımız en büyük ikili olmaya başladı.” diyen Demirhan “Şirketlerin bu sorunlarına çözüm olarak “Evde Yemek Paketini” ürettik. Hem çalışanların hemde işverenlerin işini kolaylaştıracak evde yemek paketi, sağlıklı ve hijyenik besinler sunmak konusunda tam bir çözüm sunuyor. Paket içerisinde 12 kap yemek bulunuyor. Bunların 4 tanesi ana yemek, 6 tanesi yardımcı yemek ve 2 tanesi atıştırmalık. Yemekleri tavada, mikrodalga ya da klasik fırınlarda (cam ya da porselen kaba alarak) kolayca ısıtmak mümkün. Paketler haftanın 2 günü düzenli olarak sabah saat 10:00 ila en geç saat 12:00 arasında kapıya teslim ediliyor.” ifadelerini kullandı.

İhracat hedeflerine erkek-kadın girişimci sayımızı eşitlediğimiz gün ulaşacağız

İhracatı sağlam iki ayağı olan bir insana benzeten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Bu iki ayağın biri erkekse, diğeri de kadındır. Türkiye ne zaman erkek ihracatçı sayısıyla, kadın ihracatçı sayısını dengelerse o zaman, ihracat hedeflerini yakaladığı gibi, gelişmiş ülkeler seviyesine de ulaşabilir” diye konuştu.

Dünya Kadın Girişimciler Haftası ve 19 Kasım Dünya Kadın Girişicimleri Günü mesajı yayımlayan Eskinazi, Türkiye’nin iş hayatında kadınların daha fazla temsil edilmesi gereğine değindi.

Türk kadınlarının 1930 yılında seçme hakkını, 1934 yılında da seçilme hakkını pek çok gelişmiş ülkenin kadınlarından önce Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde kazandığını hatırlatan Eskinazi, “Kadınlarımız, Üniversite-Bilim dünyasında daha fazla çalışma alanı bulabiliyor. Kadınlarımızın üniversitelerdeki yüksek katılımının, ihracat dünyasında da olmasını amaçlıyoruz. Türkiye İhracatçılar Meclisi bünyesinde 2 yıl önce Kadın İhracatçılar Meclisi oluşturuldu. Türkiye geneli ihracatçı birliklerimizde 55 kadın ihracatçımızın yer aldığı TİM Kadın İhracatçılar Konseyi’nde Ege İhracatçı Birlikleri 18 kadın ihracatçımızla temsil ediliyor. Bu dönem Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulları’nda 4 tanesi Başkan Yardımcısı olmak üzere 16 kadın temsilcimiz var. Bir önceki döneme göre yüzde 100 artış sağladık. İlerleyen süreçte bu temsilin yüzde 50’ye ulaşması” dedi.

EİB GİK’te 103 üyenin 34’ü kadın

40 yaş altı genç ihracatçıların, dış ticaret dünyasına daha fazla katkı verebilmesi amacıyla, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde, EİB Genç İhracatçılar Konseyi’ni 2020 yılı Şubat ayında kurdukları bilgisini veren Eskinazi şöyle devam etti: “EİB GİK’in bir fonksiyonu da, genç ihracatçıları Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurullarına hazırlamak. EİB GİK’te kendi şirketlerinde ortak konumunda olan 103 genç ihracatçımız yer alıyor. Bu ihracatçıların 34 tanesi kadın ihracatçılarımızdan oluşuyor. EİB GİK’te kadın ihracatçılar açısından yarı yarıya olmasa bile yüzde 33 seviyesinde temsile ulaştık. Bu sayı önümüzdeki süreçte Ege Bölgesi ihracatında kadınların topuk seslerinin daha gür çıkacağına işaret ediyor.”

Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2022 yılındaki genel kurullarında Yönetim ve Denetim Kurullarına seçilen kadın sayısının daha da artmasını arzu ettiklerini dillendiren Eskinazi, önümüzdeki süreçte kadın ve genç ihracatçı sayısının arttırılmasına yönelik bazı faaliyetler ve işbirlikleri içinde olacaklarını sözlerine ekledi.

Mükemmellikte 4 Yıldız Yetkinlik Belgesi alan Doruk dünya markası olma yolunda ilerliyor

Dünya genelinde 300’den fazla fabrikanın dijital dönüşümünü gerçekleştiren Doruk’un Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden, 17-18 Kasım tarihlerinde “Yeni Yönler-Yeni Ufuklar” temasıyla gerçekleşen 29. Kalite Kongresi’ne katıldı. 18 Kasım’da KalDer Genel Sekreteri Sabri Bülbül’ün moderatörlüğünde “EFQM Modelinin Uygulanması” başlıklı panelde yer alan Özden, Doruk’un kurumsallaşmasında büyük yeri olan modelin sağladığı avantajlardan bahsederek EFQM Mükemmellik Modeli’nde bu yıl aldıkları Mükemmellikte 4 Yıldız Yetkinlik Belgesi ile bir dünya markası olma yolunda yaptıkları çalışmalara hız vereceklerini paylaştı.

Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından 17-18 Kasım tarihlerinde “Yeni Yönler-Yeni Ufuklar” ana temasıyla dijital olarak gerçekleştirilen 29. Kalite Kongresi’ne katılan Doruk ve KalDer Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden, kongre kapsamında moderatörlüğünü KalDer Genel Sekreteri Sabri Bülbül’ün gerçekleştirdiği “EFQM Modelinin Uygulanması” başlıklı panelde yer aldı. Son yıllarda hızlandırdıkları kurumsallaşma çalışmalarında modelin sağladığı etkilerden söz eden Özden, EFQM Mükemmellik Modeli’nde bu yıl aldıkları Mükemmellikte 4 Yıldız Yetkinlik Belgesi ile dünya markası olma yolunda yaptıkları çalışmaların hızlanacağını vurguladı.

“EFQM Mükemmellik Modeli ile uluslararası standartlarda kurumsallaşıyoruz”

22 yıl önce bir teknoloji şirketi olarak dünyadaki ilk IoT temelli cihazlardan birini geliştiren ve bugün dünya genelinde 300’den fazla fabrikanın dijital dönüşümünü gerçekleştiren Doruk’un son yıllarda hızlanan kurumsallaşma çalışmalarını anlatan ve EFQM ile elde ettikleri başarılardan söz eden Aylin Tülay Özden, katılımcılarla şu bilgileri paylaştı: “Şirketimizde geleceğe yönelik stratejik başlıklarımızdan en önemlilerinden birini kurumsallaşma oluşturuyor. Bir aile şirketi olarak başladığımız kurumsallaşma çalışmalarına bugün EFQM ile sağlam ve emin adımlarla devam ediyoruz. 2011 yılında tanıştığımız EFQM modeli, uluslararası standartlarda kurumsallaşmanın bize ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Yüzde 90’ı mühendis olan bir şirket olarak; yazılım geliştirme, fabrikalarda sistem kurulumu ve proje yönetimleri gerçekleştiriyoruz ve Ar-Ge odaklı bir firma olduğumuz için inovasyona dayalı bir süreç içinde ilerliyoruz. EFQM modelini uygulamadan önce iş birimlerimiz birbirinden bağımsız çalışıyordu. KalDer ile yaptığımız çalışmalarla tüm departmanlarımızı uçtan uca entegre hale getirdik. Böylece, entegre bir şekilde planlama yapabildik ve değişim yönetimini daha kolay gerçekleştirebildik. Aynı zamanda, kurum dayanıklılığımızla çalışan, müşteri, paydaş memnuniyetimiz ve şirket verimimiz büyük oranda artış gösterdi. Tedarikçilerimizle iletişimi artırdık. Sistemli bir şekilde kurumsallaşma çalışmalarımıza devam ederken KalDer tarafından düzenli olarak danışmanlık alıyoruz. Tüm bu uygulamalarla sistemlerimizde sürdürülebilirliğimizi sağlayacak sağlam yapılar kurarak ilerleme kaydediyoruz.”

“Teknoloji alanında Türkiye’den dünya markası çıkarmak için emin adımlarla yol alıyoruz”

EFQM modelinin şirket hedeflerine etkilerinden söz eden Aylin Tülay Özden, sözlerini şöyle tamamladı: “Büyümeyi ve gelişmeyi düzenli ve sistematik bir şekilde yürütmek amacıyla kurumsal gelişim modelleriyle ilgili yaklaşımları inceleyip kurum kültürümüze uygun şekilde devreye almaya devam ediyoruz. Her yıl gönüllü olarak girdiğimiz değerlendirmeler sonucunda seviyemizi yükselterek kurumumuzu geliştiriyoruz. EFQM’den alacağımız puanlar, şirketimizin hedeflerine dönüştü. Bu hedefler, şirketimizde herkes tarafından içselleştirildi ve bugün kurum kültürümüz haline geldi. Bu yıl, “Mükemmellikte 4 Yıldız Yetkinlik Belgesi’ aldığımız için büyük mutluluk duyuyoruz. Uluslararası kalite standartlarına uygun çalışmalarımızın bir sonucu olarak aldığımız bu belgeyle Türkiye’den teknoloji alanında dünya markası çıkarma hedefimiz yolunda emin adımlarla yol almaya devam edeceğiz.”

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Üniversitelerin Alan Bazlı Yetkinlik Analizi yayınlandı!

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından oluşturulan ve ilki 2016 yılında yayınlanan “Üniversitelerin …