Eğitim, magazin-yaşam, kültür-sanat haberleri (19.09.2023)

LEO STRAUSS’UN DOĞAL HAK ve TARİH’İ AYRINTI’DAN ÇIKAN YENİ BASKISIYLA RAFLARDA!

  1. yüzyılın en önemli siyaset felsefecilerinden Leo Strauss’un, siyaset biliminin olmazsa olmaz kitapları arasında yer alan Doğal Hak ve Tarih adlı kitabı, Ayrıntı Yayınları tarafından yeniden yayımlandı. Strauss’un II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden kısa bir süre sonra Chicago Üniversitesi’nde verdiği altı dersin genişletilmiş versiyonu olan Doğal Hak ve Tarih, hâlâ onun en etkili yapıtı olarak kabul ediliyor. Siyaset biliminin temel kavramlarını kolay anlaşılır bir dille ele aldığı kitapta Leo Strauss, doğal hak düşüncesini ve bu fikrin reddedilmesinin, günümüz toplumlarının yaşadığı entelektüel ve siyasi krizlerle bağlantılı olduğunu savunuyor.

Çağdaş siyaset felsefesinin köşe taşlarından biri olan Leo Strauss’un 1949’da, Soğuk Savaş kutuplaşmasının şekillenmeye başladığı bir dönemde verdiği altı dersin genişletilmiş versiyonundan oluşan Doğal Hak ve Tarih, yeni baskısıyla Ayrıntı Yayınları’nın İnceleme Dizisi’nde yerini aldı.

Strauss bu klasik eserinde, doğal hak sorununu inceleyerek, Batı’nın ve Batı düşüncesinin damgasını yemiş coğrafyaların kendilerini içinde buldukları entelektüel krizin, tarihsicilik veya tarihsel yaklaşım yoluyla ortaya çıkan değer göreciliği ile karmaşık bir şekilde bağlantılı olduğunu savunur. Bu siyasi krizler, yalnızca insanın insanlığa olan inancını değil, aynı zamanda insanlığın varlığını yok etme potansiyeli taşır ve entelektüel, ahlaki ve manevi bir krizle tamamen ilgisiz değildir.

 Felsefe tarihi hakkında aynı zamanda felsefi bir araştırma olmayan hiçbir araştırma yoktur şiarıyla hareket eden Strauss’un felsefi projesi büyük oranda modern öncesi felsefeyi yeniden düşünme girişimi olsa da, bu yeniden değerlendirmenin itici gücü ve Strauss’u en çok rahatsız eden felsefi problemler kesinlikle moderndir. Antik Yunan ve Roma’nın “doğal hak” kavramlarını –doğanın rasyonel düzenine içkin adaleti– rehabilite etmek yönündeki açık motivasyonuyla, onun görüşüne göre, yirminci yüzyıl siyasi düşüncesini karakterize eden görecilik ve tarihselciliği çürütmek üzere, işe sosyal bilim akademik disiplininin başlıca kurucularından biri olan Max Weber’in ve onun pozitivizminin bir analiziyle başlar. Daha sonra, ona göre görüşleri belirli tarihsel bağlamların ötesinde ahlaki, politik veya bilimsel standartların olmadığı iddiasındaki tarihselci görecilikle sona eren Hobbes ile birlikte baş gösteren modern doğal hak anlayışlarını Platon ile başlayan antik kavramlarla karşılaştırır ve Rousseau, Locke ve Burke hakkında benzerine az rastlanan analizler sunar.

Murat Erşen’in dilimize çevirdiği Doğal Hak ve Tarih, yeni baskısıyla raflarda ve internet satış sitelerinde!

BENİM GÜZEL AİLEM” DE BU HAFTA 

‘YAPTIKLARININ HESABINI ÖBÜR TARAFTA VERECEKLER’

 Fabrika Yapım’ın yapımcılığını  yaptığı, TRT 1 ‘de yayınlanan, güçlü oyuncu kadrosuyla ekranları dolduran “Benim Güzel Ailem” 20 Eylül Çarşamba akşamı on ikinci bölümüyle saat 20.00’de  izleyiciyle buluşacak.

Her hafta birinciliği kimseye kaptırmayan “Benim Güzel Ailem” dizisinin on ikinci bölümü yine heyecan dolu olacak.

Benim Güzel Ailem”in 12. bölümünün konusu ise şöyle: 

Rasim Adnan’ın gerçekten aile olma yolunda ilerlediğine günden güne inanırken Emre’nin telefonu Rasim’i kendine getirir. Rasim ev halkını toplar ve Adnan’ın kendilerine bir oyun oynadığını söyler.

Canan Adnan’ın masum olduğunu savunurken Rasim iş birlikçisi dediği Banu’nun kaçarken düşürdüğü telefonunu çıkarır.

Rasim ev halkının Adnan’ın masum olduğu konusunda kendisine direnmelerini kabul etmez ve Adnan’ı takip etme kararı alır.

Ferdi yapımcıdan aldığı avansla kızı Tanem için okul planları yapmaya başlamıştır bile. Ferdi’nin oyunculuğu hakkında çıkacak gazete haberini karı koca çok merak ediyorlardır.

Oğuz duygusal olarak emin olmak için abisinden yardım ister.

Yapımcılığını Fabrika Yapım, yönetmenliğini Sadullah Celen’in, senaryosunu ise Baykut Badem’in kaleme aldığı “Benim Güzel Ailem” dizisinin oyuncu kadrosunda; Erdal Özyağcılar, Onur Buldu, Seray Gözler, Ufuk Özkan, Melis Babadağ, Aycan Koptur, Nergis Kumbasar, Erdem Akakçe, Barış Yıldız, Meltem Pamirtan, Serra Pirinç, Münire Apaydın, Emre Akkuş, Toprak Can Adıgüzel, Utku Çoskun, Ebrar Karabakan, Mina Sinenden, Ahmet Hakan Ünal , Özlem Kaplan ve Halil İbrahim Kalaycıoğlu yer alıyor. 

Benim Güzel Ailem 20 Eylül Çarşamba saat 20.00’de TRT 1’de… 

11. Uluslararası Antakya Film Festivali başlıyor

Festival, 13 Ekim-19 Ekim 2023 tarihlerinde Antakya’da yapılacak

Konteyner yerleşkelerinde, film gösterimleri, sektörel buluşmalar ve festival destek etkinlikleri programları ile gerçekleşecek 11. Uluslararası Antakya Film Festivali, 13 Ekim 2023 Cuma günü yapılacak açılış töreni ile başlıyor. Festival, 19 Ekim 2023 Perşembe günü ödüllerin sahiplerini bulacağı tören ile sona erecek.

Festivalde gönüllü konser verecek

Ürettiği arplarla ve verdiği arp konserleri ile hem Türkiye’de hem de uluslararası sanat çevrelerinde dikkat çeken Zeynep Öykü, 11. Uluslararası Antakya Film Festivali’nde gönüllü arp konseri verecek. 14 Ekim 2023 Cumartesi günü festival kapsamında gerçekleştireceği konserle ilgili açıklama yapan Öykü tüm sanat camiasını festivale destek vermeye çağırdı.

Zeynep Öykü “Antakya Varsa Biz De Varız demek için Antakya’ya gelin”

Antakya’nın kalbinde çok özel bir yeri olduğunu söyleyen sanatçı, konuyla ilgili şunları söyledi: “Depremin yaraları hepimizi çok derinden etkiledi. 4 yıl önce Antakya’daki kiliselerde konserler vermiştim. Antakya’nın tarihine yakışır bir şekilde Rönesans ve Orta Çağ döneminden tarihi eserleri festivalde seslendireceğim. 11. Uluslararası Antakya Film Festivali’ne; 14 Ekim 2023’de arp konseri vererek katılacağım. Bütün sanatçı dostlarımı ve sanatseverleri, festivale ve dolayısıyla Antakya’ya destek olmaya çağırıyorum. Antakya Varsa Biz De Varız demek için Antakya’ya gelin.”

Jolly Joker Harbiye Açık Hava konserleri serisinin ikincisi 4-9 Ekim tarihleri arasında

Jolly Joker’in sahnesiyle bütünleşen sanatçılarla gerçekleşecek. Yıldız Tilbe, Hakan Altun, 30. Yıl Senfonik Konseri ile Levent Yüksel’in sahne alacağı Jolly Joker Harbiye Açık Hava Konserleri’nin bu serisinde sürpriz şovları ile ses getiren İrem Derici ve Berkay da ilk kez yer alacak.

Sonbaharı Jolly Joker Harbiye Açık Hava Konserleri ile Karşılıyoruz

Biletlerin hızla tükenen Jolly Joker’in Harbiye konserleri 4 Ekim Çarşamba Yıldız Tilbe konseri ile başlayacak.

5 Ekim Perşembe Hakan Altun, 6 Ekim Cuma Gülşen’in konserlerinin gerçekleşeceği seride 7 Ekim Cumartesi akşamı Levent Yüksel, 30. Yıl Senfonik Konser prömiyeri ile sahne alacak.

İrem Derici Yeni Şarkısını İlk Kez Açık Hava Konserinde Görücüye Çıkaracak

Jolly Joker Harbiye Açık Hava konserleri kapsamında ilk kez sahnede olacak Berkay 8 Ekim Pazar akşamı, sahne şovları ile dillerden düşmeyen İrem Derici ise 9 Ekim Pazartesi akşamı serinin kapanışını yapacak.

Jolly Joker konserlerini açık havada deneyimlemek için biletler Biletix’te.

4 Ekim Çarşamba 21:00 Yıldız Tilbe

5 Ekim Perşembe 21:00 Hakan Altun

6 Ekim Cuma 21:00 Gülşen

7 Ekim Cumartesi 21:00 Levent Yüksel

8 Ekim Pazar 21:00 Berkay

9 Ekim Pazartesi 21:00 İrem Derici

Okul kıyafet boyunda artış olmuyorsa büyüme geriliğine dikkatÇocuğu erişkinden ayıran en önemli özellik büyüme ve gelişmesidir. Normal büyüme genel sağlık göstergesidir, büyüme normal değilse bir sağlık sorunu var demektir. Bu nedenle çocuklarda büyüme takibi çok önemlidir. Okula dönüş dönemleri çocuğa yeni okul kıyafetlerinin de alındığı bir dönem olduğundan, ailelerin çocuğun kıyafet boyunda birkaç yıldır değişim olup olmadığına dikkat etmesi gerekir. Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Kara, okula dönüş döneminde büyüme geriliği farkındalığına dikkat çekti ve aileler için önemli bilgiler paylaştı.

Büyüme ve gelişme süreci bebeğin anne karnına düşmesi ile başlar ve ergenliğin sonuna kadar devam eder. Büyüme terimi boy uzaması ve ağırlık artışı gibi vücudun boyutlarındaki, gelişme terimi ise yürüme ve konuşmaya başlamak gibi fonksiyonlarındaki ilerlemeyi anlatır. Kısaca, çocuğun vücudu büyür, zihni gelişir.

Normal büyüme genel sağlık göstergesidir, büyüme normal değilse bir sağlık sorunu var demektir. Bu nedenle çocuklarda büyüme takibi çok önemlidir. Ülkemizde sağlıklı çocuk izlemi doğumdan sonra birinci ve ikinci haftalardaki ilk kontrollerle başlar. Sonrasında 6. aya kadar her ay, 6. ay ila 18. ay arasında üç ayda bir ve 3 yaşa kadar altı ayda bir büyüme takibi yapılır. Okul öncesi ve okul çağı boyunca yıllık kontrollerle büyüme izlemi sürdürülür. Her muayenede çocuğun vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ölçülür, büyüme eğrilerine kaydedilir. Her çocuğun kendi anne baba boyları ile belirlenen bir genetik boy potansiyeli vardır ve çocuk büyüme çizelgelerinde o potansiyele uygun bir ilerleme gösterir. Büyüme takibinde, özellikle 2 yaş sonrası dönemde, çocuğun büyüme çizgisinde aşağı ya da yukarı yönlü herhangi bir sapma olması büyümede sorun olduğu anlamına gelir.Boy kısalığının tanımı gereği, herhangi bir toplum boy kısalığı açısından tarandığında yaklaşık yüzde 3 kadarında kısa boy veya bir diğer ifadeyle bodurluk saptanabilir. Esasen boy-kilo taramaları toplumun beslenme durumunu değerlendirmek için yapılır. Toplum taramaları açısından kısa boy kronik beslenme yetersizliğinin göstergesidir. Bir toplumda kısa (bodur) çocuk oranı ne kadar yüksekse beslenme yetersizliği o kadar yaygın bir sorun demektir. Dünyada her 5 çocuktan birinde büyüme geriliği varDünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada 5 yaş altındaki 144 milyon çocukta bodurluk vardır. Bu sayı dünyadaki 5 yaş altı nüfusun yüzde 21’ine karşılık geliyor, yani her 5 çocuktan birinde büyüme geriliği ve beslenme yetersizliği var. Ülkemizde Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) iyi bir veri kaynağıdır. TNSA verilerine göre, 5 yaş altı çocuklarda kısa boy oranı yaklaşık yüzde 10’dur ve bu çocukların yaklaşık üçte birinde ciddi boy kısalığı vardır. Kırsal bölgelerde kısa boy oranı yüzde 15 iken kentsel alanda yüzde 8 bulunmuştur. Kısa boyda bölgesel farklılıklar dikkat çekicidir. Ege bölgesi yüzde 5 ile en düşük kısa boy oranına sahipken, doğuya gittikçe oranlar artmakta ve Kuzeydoğu Anadolu’da oran yüzde 18’e ulaşmaktadır. Öte yandan TNSA’nın 2008, 2013 ve 2018 verileri karşılaştırıldığında kısalık oranlarının sırasıyla yüzde 12, 10 ve 8 olduğu görülüyor. Yani ülkemizde beslenme yetersizliğine bağlı büyüme geriliğinin yıllar içinde giderek azaldığını söyleyebiliriz.Büyüme geriliği altta yatan nedene göre farklı yaşlarda ortaya çıkabilir. Ancak en sık neden olan beslenme yetersizliği bebeklikten ergenliğe herhangi bir yaşta görülebilir. Çölyak hastalığı tipik olarak ek besinlere başlanan 6. aydan sonra ortaya çıkar fakat hafif formları ishal, karında şişlik gibi bağırsak belirtileri olmaksızın sadece büyüme geriliği ile ileri yaşlarda belirti verebilir. Kısacası büyüme geriliğinin ortaya çıktığı özel bir yaş aralığı yoktur ve kızlarda ve erkeklerde eşit oranda görülür.Ergenliğe kadar kız ve erkekler erişkin boylarının yüzde 80’ine ulaşırÇocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Kara: “Bir bebek ortalama 3300 gram ağırlığında, 50 cm boyda doğar. Büyümenin doğum sonrası en hızlı olduğu dönem hayatın ilk yılıdır. Bebek bir yaşta 10 kg ağırlığa ve 75 cm boya ulaşır. İlk yıl ortalama 25 cm büyüyen çocuk ikinci yıl ilk yılın yaklaşık olarak yarısı kadar (12 cm), üçüncü yıl yaklaşık 8 cm ve dördüncü yıl 7 cm uzar. Dört yaş civarında boy doğum boyunun 2 katına çıkar. Sonrasında yıllık büyüme hızları 5– 6 cm arasında devam eder ancak bu aralık içinde giderek yavaşlar. Tüm çocukluktaki en düşük büyüme hızı ergenlik öncesindedir, bu dönemde yıllık büyüme 4-4,5 cm’ye kadar düşebilir” dedi.Ergenliğe kadar kız ve erkekler erişkin boylarının yüzde 80’ine ulaşır diyen Prof. Dr. Cengiz Kara şunları söyledi: “Ergenlikte büyüme yeniden hızlanır. Kızlarda ergenliğin başlamasıyla, erkeklerde ise ergenliğin orta döneminde yani başlangıçtan 1,5-2 yıl sonra boy atağı gözlenir. Ergenlikte erkekler toplam 25-28 cm uzarken, kızlar 20-25 cm boy atarlar. Kızlar 16, erkekler 18 yaşa geldiğinde büyüme tamamlanır. Ancak ergenlik erken başlamışsa büyüme daha erken sonlanır. Ergenlik geç başlarsa büyüme 20-21 yaşa kadar sürebilir.”Bir çocuk akranlarından daha yavaş büyüyorsa büyüme geriliği vardırBüyüme geriliği bir zaman dilimindeki büyüme hızının yetersizliğini ifade eder. Yıllık büyüme hızları dikkate alındığında bir çocuk akranlarından daha yavaş büyüyorsa büyüme geriliği vardır vurgusu yapan Prof. Dr. Cengiz Kara sözlerine şunları ekledi: “Düzenli büyüme takibi yapılan bir çocukta büyüme eğrisinin aşağı sapması büyüme geriliğini gösterir. Dolayısıyla büyüme geriliği tanısı için iki farklı zamanda, örneğin 6 ay veya 1 yıl arayla yapılan boy ölçümlerinin bilinmesi gerekir.Boy kısalığı ise tek ölçümle elde edilen bir veridir. Bir çocuğun boyu içinde yaşadığı toplumun standartlarına göre en alttaki yüzde üçlük dilimde yer alıyorsa, o çocuk kısa boylu olarak tanımlanır. Büyüme geriliği erken saptanmaz ve uzun süre devam ederse boy kısalığı ile sonuçlanır.”Dünyada büyüme geriliğinin en sık nedeni yoksulluğa bağlı beslenme yetersizliğidirProf. Dr. Cengiz Kara: “Büyüme, başta genetik yapı olmak üzere hormonlar, beslenme ve diğer pek çok iç ve dış ortam faktörlerinin etkileşimi ile oluşan karmaşık bir süreçtir. Anne karnında ve bebeklik döneminde büyümeyi en çok etkileyen faktör beslenmedir. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde ise hormon etkileri daha ön plandadır. Büyümeyi en çok uyaran hormonlar ise büyüme, tiroid ve cinsiyet hormonlarıdır. Tüm dünyada büyüme geriliğinin en sık nedeni yoksulluğa bağlı beslenme yetersizliğidir. Normal büyüme çocuklarda genel sağlığın en iyi göstergesidir demiştik, buna insani gelişimdeki ve sosyoekonomik koşullardaki eşitsizliklerin doğru bir göstergesi olduğunu da ekleyebiliriz. Uygun olmayan sağlık koşulları ve yetersiz beslenme nedeniyle erişkin boy potansiyeline ulaşamayan milyonlarca bodur çocuk önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor” dedi.Ancak sosyoekonomik ve eğitim düzeyi yüksek ailelerin çocuklarında da beslenme yetersizliğine bağlı büyüme geriliği ile karşılaşabildiklerini belirten Prof. Dr. Cengiz Kara: “Bunun nedenlerinden biri çağımızın bir diğer büyük halk sağlığı sorunu olan obeziteden korunma endişesidir. Bu endişe kimi zaman aşırıya kaçarak obezite korkusuna dönüşebiliyor ve böylece çocuğun veya ebeveynlerin karbonhidrattan kısıtlı, düşük kalorili beslenme tercihleri önce büyüme geriliği ve ardından boy kısalığı ile sonuçlanabiliyor. Tıbbi bir gerekçe olmadığı halde glütensiz, laktozsuz veya ketojenik diyet uygulamaları da çocuklarda büyüme geriliğine yol açıyor. Öte yandan bir çocuk yeterli ve dengeli beslendiği halde iyi büyümüyorsa başta bağırsaklarda besin emilimini bozan çölyak hastalığı olmak üzere tüm kronik hastalıklar beslenme yetersizliğine neden olabilir. Besin alımı yeterli ama büyüme geriliği olan çocuklarda hastalık araştırması gerekiyor. Aslında büyüme geriliğin beslenme yetersizliği dışında pek çok nedeni vardır. Başlıca nedenler olarak kronik organ hastalıkları yanı sıra genetik, endokrin ve iskelet sorunları sayılabilir. Kızlarda Turner sendromu önemli bir genetik nedendir. Endokrin sorunların başında tiroid ve büyüme hormonu eksiklikleri gelir” dedi.Kıyafet boyunda artış olmuyorsa bu önemli bir ipucudurBir çocuğun büyüme takibi düzenli yapılıyorsa ağırlık veya boy büyüme çizgisinde aşağı kayma kolayca tespit edilebilir ve böylece büyüme geriliği tanısı kolayca konur. Ancak sürekli aynı ortamda yaşayan anne babalar çocuklarındaki yavaş büyümeyi fark edemezler uyarısında bulunan Prof. Dr. Cengiz Kara: “Çocuğun yaşı büyüdüğü halde pantolon boyunun kısalmaması veya ayakkabı numarasının artmaması ipucu olabilir. Yetersiz beslenmeye bağlı büyüme geriliği olan çocuklarda önce kilo alımı duraklar, sonra boy büyümesi yavaşlar. Bu da 1-2 yıl gibi uzun zamanlarda oluşur. Bu nedenle ailelerin çocuklarını herhangi bir yakınma olmasa da büyüme takibi için aile veya çocuk hekimlerine düzenli olarak kontrole götürmeleri gerekir. Okula dönüş dönemleri çocuğa yeni okul kıyafetlerinin de alındığı bir dönem. Öyleyse, bu dönemde ailelerin çocuğun kıyafet boyunda birkaç yıldır değişim olup olmadığına dikkat etmesi önemli.  Kıyafet boyunda artış olmuyorsa bu önemli bir ipucudur. Eğer çocuk büyümüyorsa daha büyük beden kıyafete de ihtiyacı olmayacaktır” dedi.Büyüme geriliğinin geç teşhis edilmesi geri dönüşsüz zararlar verebilirProf. Dr. Cengiz Kara: “Büyüme geriliği sağlığın bozulduğunun göstergesidir. Böylece ne kadar erken teşhis edilirse sağlığı bozan nedeni bulmak ve tedavi etmek de o kadar erken mümkün olacaktır. Kimi zaman büyüme geriliğine neden olan hastalığın geç teşhis edilmesi geri dönüşsüz zararlar verebilir. Örneğin, süt çocukluğu döneminde hipotiroidi (tiroid bezinin yetersiz hormon üretmesi) bir yandan büyüme geriliği yaparken diğer yandan geri dönüşü olmayan zihinsel hasara yol açabilir. Başka bir durumda, büyüme geriliğinin nedeni beyin tümörü sebebiyle oluşan büyüme hormonu eksikliği olabilir. Büyüme geriliğinin geç teşhis edilmesi tümörün daha ileri evrelerde yakalanmasına neden olur. Bu tür örnekler çoğaltılabilir. Büyüme geriliğinin tedavisi altta yatan nedene göre değişir, bu nedenle tedaviye birçok uzmanlık alanı dâhil olabilir diyen Prof. Dr. Cengiz Kara: “Örneğin çölyak hastalığı tanısı konan bir çocuğun tedavisiyle çocuk gastroenteroloji uzmanları meşgul olurken, böbrek yetmezliği nedeniyle büyüme geriliği olan çocukların tedavisi çocuk nefroloji uzmanlarının alanıdır. Hormon sorunlarını da çocuk endokrinolojisi tedavi eder.Öte yandan, boy kısalığı yapan bir grup hastalıkta nedene yönelik tedavi uygulanamamaktadır. Bu tür hastalığa sahip çocuklara herhangi bir müdahalede bulunulmadığında erişkin boyları kısa kalır. Bu durumun en sık karşılaşılan iki örneği bir kromozom bozukluğu olan Turner sendromu ile gebelik haftasına göre küçük (SGA) doğan ve kısa kalan çocuklardır. Bu çocuklarda büyüme hormonu eksikliği olmadığı halde büyüme hormonu tedavisi başarılı sonuçlar verir. Böylece başta büyüme hormonu eksikliği olmak üzere kısa boyun tedavisi ile uğraşan ana uzmanlık alanı çocuk endokrinolojisidir” dedi.Büyüme hormonu eksikliğinin ana etkisi kemik büyümesinin yetersizliğidirBüyüme hormonunun beynin orta bölümünde yerleşik hipofiz bezi tarafından üretilen bir hormon olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cengiz Kara: “Gün boyunca salınımı dalgalı bir seyir göstermekle birlikte büyüme hormonu salgısının çoğunluğu gece uyku sırasında gerçekleşir. Büyüme hormonu kemik uzamasını artırır ve ayrıca şeker, protein ve yağ metabolizmasını etkiler. Dolayısıyla büyüme hormonu eksikliğinin ana etkisi kemik büyümesinin yetersizliği ve buna bağlı ciddi boy kısalığıdır. Ayrıca yüz kemikleri iyi büyümediği için çıkık alın ve küçük yüz ile bebeksi yüz görünümü oluşur. Gövdede aşırı yağlanma ve şişmanlık meydana gelir. Kemik gelişimi geri kalır ve ergenlik gecikir. Erkek çocuklarda penis boyu küçük olabilir. Yenidoğan bebeklerde uzamış sarılık ve kan şekeri düşüklüğü olabilir. Büyük çocuk ve yetişkinlerde yorgunluk, halsizlik, enerji eksikliği, duygu-durum bozuklukları ve uyku kalitesinde azalma ile yaşam kalitesi olumsuz etkilenebilir. Vücutta yağlanma ile beraber kolesterol ve kan yağ düzeylerinde yükselme olabilir ve bu durum kalp ve damar hastalık riskini artırır. Büyüme hormonu eksikliği tedavisiz kalırsa kemik büyümesinde yetersizlik yanı sıra kemik yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa da neden olur” dedi.Büyüme hormonu eksikliği ciddi boy kısalığının yanı sıra yaşam kalitesini olumsuz etkiler, sağlık riskini artırırBüyüme hormonu tedavisi, büyüme hormonu eksikliği olan çocuklarda eksiği yerine koymak üzere fizyolojik dozlarda veya Turner ve SGA doğum gibi diğer kısalık durumlarında biraz daha yüksek dozlarda büyüme hormonu vermeye dayalı bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Cengiz Kara: “Büyüme hormonu her gün, gece çocuk uyumadan önce ve cilt altına enjeksiyon yoluyla uygulanır. Amaç çocuğun boyunu olabildiğince kısa zamanda normal sınırlara getirmek, ergenliğin normal zamanda başlamasını ve hedef boya uygun bir erişkin boya ulaşmasını sağlamaktır. Büyüme hormonunun, büyümeyi hızlandırmasının yanı sıra metabolizma üzerinde olumlu etkileri de olur. Bu etkiler daha önce bahsettiğimiz şişmanlık, kan yağlarında artış, kalp damar hastalıkları ve kemik yoğunluğunda azalma gibi sağlık risklerini de azaltır” dedi.

Geleneksel Bir Yemek, Modern Bir Restoran: Bebe İçli Köfte

Bebe İçli Köfte geleneksel Elazığ içli köfte üretimini güncel sunumlar eşliğinde son kullanıcıya ulaştıran özgün bir restoran olma kimliği ile yeni mekanına kavuştu. İpek Baycan Architects, gelenekseli modern hale getiren restoranın bu yaklaşımını da yeni mekanlarında yansıtıyor.

Restoranın geleneksel kimliğini çağdaş bir kurgu ile mekana yansıtan tasarım mekanın potansiyelini en verimli şekilde kullanan bir restoran ortaya çıkarıyor. İpek Baycan Architecs tasarımda tercih ettiği malzeme dokuları ve renk tonlarıyla da bu kimliği destekleyerek ortaya özgün bir restoran çıkarmayı hedeflemiştir. Terazzo zeminin oturma alanlarını tanımlaması ve kontrastında yer alan sirkülasyon rotasının gri ve nötr bir mikrobeton ile ortaya çıkması, net bir ayrışmayı beraberinde getiriyor.

Yaklaşık 75 metrekarelik alanda mutfak, bulaşıkhane ve servisler barındıran restoranda aynı zamanda ürünlerin sunulduğu soğuk dolaplar özenle sergileniyor. Tasarımda kapalı teras ve iç mekan, sirkülasyon alanının akışkanlığı ile bütünleştirilerek geniş bir oturum alanı sunuyor. Bu planlama sayesinde genişletilmiş perspektiflere kavuşan mekan ziyaretçilerine konforlu bir yeme içme deneyimi sağlıyor.

Mutfak bölümü, servis barının arkasında yer alırken yarı geçirgen pencereler ile kamusal alandan fark edilirken dolaylı gün ışığı alıyor. Bulaşıkhane, kasa ve ıslak hacim mekanın arka tarafında optimum alana yerleşiyor. Servisi kolaylaştıracak şekilde konumlandırılan servant alanı, personel için uygun konforu sağarken işleyişi kolaylaştırıyor.

Terra rosa ve tatlı gri tonların buluştuğu mekanda duvarlar dekoratif sıva ile bezenmiş, duvarların zeminle olan bu sürekliliği mekanı olduğundan daha geniş gösteriyor. Ahşabın sıcak tonları ve gri doğal taş mermer masalar mekanın genel görüntüsüyle bütünleşiyor. Servis bankosunda kullanılan ahşabın geleneksel-güncel bir dilde kendini göstermesi; tasarımında kullanılan dokulu seramiğin dili ile de mekanın hikayesine katkı sağlıyor.

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

Türk üniversiteleri üç ayrı göstergede dünyada ilk 10’a girdi, aralarında Kayseri’den hangisi var?

Türk üniversiteleri Times Higher Education’ın 2024 Etki Sıralamasında üç alanda ilk onda. Türkiye 16 üniversite …


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/swtdavut/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420