DAVUT GÜLEÇ
GAZETECİ-HİSF KAYSERİ TEMSİLCİSİ
davutgulec@hotmail.com
Bugün ‘Kurtuluş’tan kuruluşa’ giden yolun yıldönümü.
O ‘isimli, isimsiz kahramanlara’ minnet ve şükran, minnet ve vefa borcumuzun olmadığını kim söyleyebilir ki?
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana tam 93 yıl geçti.
Laikliği hâlâ devletin baskısı altından kurtaramadık. Otoriter laiklik anlayışından demokrasinin gerektirdiği laik düzene tam olarak geçemedik.
Din eğitimi hâlâ tartışmalı.
Cumhuriyet ne yazık ki henüz demokrasiye yabancı, demokrasiyle tam olarak tanışabilmiş değil.
İşte tam da bunun için darbelerin, darbeci zihniyetlerin ürünü olmayan demokratik ve sivil yeni bir Anayasaya ihtiyaç kaçınılmaz.
Cumhuriyet’in kuruluşundan bize miras ulus-devlet ve üniter devlet anlayışlarının temelinde yatan çarpıklıkları 93 yıldır nedense düzeltemedik.
Oysa Cumhuriyet kolay ilan edilmedi
Ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi. Mart 1924’ün başında Büyük Millet Meclisi’ne 3 kanun teklifi sunuldu:
(1) “Hilafetin ilgasına ve hanedan – ı Osmani’nin Türkiye haricine çıkarılmasına dair Şeyh Saffet Efendi ile elli arkadaşının teklif – i kanunisi.”
(2) “Şer’iye, Evkaf ve Erkan – ı Harbiye vekâletlerinin ilgasına dair Siirt mebusu Halil Hulki Efendi ve elli arkadaşının teklif – i kanunisi.”
(3) “Tevhid – i tedrisat hakkında Saruhan mebusu Vasif Bey ve elli arkadaşının teklif – i kanunisi.”
1924’te devrimler başladı. 1 Mart 1924’de halifelik kaldırıldı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile öğrenim birleştirildi. 20 Nisan 1924’de “TC Anayasası” kabul edildi. Şer’iye mahkemeleri kaldırıldı. 17 Şubat 1925’te “aşar” kalktı. Uluslararası ölçü sistemine geçildi. 24 Kasım 1925 Şapka Kanunu çıktı.
30 Kasım 1925’te tekkeler kapatıldı. 26 Aralık 1925’de Uluslararası takvim ve saat kabul edildi. 17 Şubat 1926’da Medeni Kanun kabul edildi. 15-20 Ekim 1927’de G. M. Kemal, Halk Partisi Kurultayı’nda büyük Nutuk’u okudu. 3 Kasım 1928’de Türk harfleri kabul edildi. 3 Nisan 1930’da Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.”
Büyük önder Atatürk’ün bugünkü Muhafız Alayı’nı kuran emekli Generali İsmail Hakkı Tekçe anlatıyor.
“Biliyor musun?” dedi:
“Cumhuriyeti ilan eden top atışlarının emrini ben vermiştim. Meclis’ten karar çıkar çıkmaz iki topum vardı, koştum ateş emri verdim, 101 pare top attık!”
Gazi bu sözü, 14 Ekim 1925’te İzmir Kız Öğretmen Okulu’nu ziyaretinde söylemiş.
“Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Oysa cumhuriyet fazilettir.”
Atatürk’e Cumhuriyet ile fazilet arasında bir bağ bulunduğu konusunda ilham veren, Montesquieu’dür.
Büyük önder, 1923’te Cumhuriyet ve yeni anayasa hazırlıkları sırasında okuduğu İsmail Hakkı Babanzade’nin kitabı “Hukuk-i Esasiyye” (“Anayasa Hukuku”) kitabında, bu Fransız düşünürün görüşleriyle karşılaşmış ve “Montesquieu’nün hükümet şekillerine ilişkin olarak ortaya koyduğu kural şudur: Kavimler başlangıçta bir tek kişinin gücüne bağlıydılar, ki buna ‘despotizm’ denir. Daha sonraları ise yalnız kendi yaptıkları yasaya uyarlar, ki buna ‘Cumhuriyet’ denir. Cumhuriyet ve demokrasileri yaşatan genel kural, siyasal fazilettir” sözlerini işaretler.
Kitaba Gazi’nin düştüğü notlar, altını çizdiği satırlar, onun Cumhuriyeti neden bir fazilet rejimi olarak gördüğünün de kanıtıdır.
“Bir devletin baştaki yöneticilerinin çoğu namussuz olsun da, aşağı tabakada bulunanlar iyi adam olsunlar; bu güçtür.”
“Anayasa, hukuk kuramlarına bütünüyle uyabilmek için bir ulusal meclisten çıkmış olmalıdır.”
“Zorba hükümetler, ne şekilde olursa olsunlar, payidar olamaz, ayakta kalamazlar. Özgür bir ülkede ise yasalara uymak koşuluyla hükümetin buyruklarını eleştirmek de kınamak da caizdir.”
“Özgürlük sınırları ne kadar geniş tutulursa, hükümet o ölçüde sağlam olur.”
Son buluşmasında Yunus Nadi, “Cumhuriyet’i en kuvvetli zamanımızda yapmalıyız” deyince Gazi kalemini masaya vurdu ve dedi ki:
“En kuvvetli zamanımız bugündür”
İşte Cumhuriyetimizin 93. yıldönümünü, bir savaş iklimi içinde, dört bir yandan kuşatılmışlık duygusuyla ve yurdu savunma refleksiyle bayraklar yükselterek kutluyoruz.
Anayasa’mızın girişinde “bölünmez bir bütün” olduğu yazılı.
Bugün bölünme korkusuyla Cumhuriyetin kazanımlarından vazgeçmek, özgürlüklerin önünü kesmek, en başta Cumhuriyete ihanettir.
Kendimize ve ulusun bir arada yaşama iradesine güvenmeliyiz.
En zayıf olduğumuzu sandığımız an, belki de en kuvvetli zamanımızdır.
Yeter ki, Cumhuriyetin kurucu felsefesinden ve ona yön veren ideallerden kopmayalım.
Yine de ‘Cumhuriyet adına’ umutsuz yaşanmıyor..
Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun.
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.







