
8. Kayserililer Zirvesi
Kayseri Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu’nun İstanbul’da düzenlediği 8. Kayserililer Zirvesi’ne TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Yaşar Karayel, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, STK Temsilcileri, iş insanları ve İstanbul’da yaşayan Kayserili hemşehrilerimizle birlikte katıldı.
Büyükkılıç “Böylesine güzel programlarda bir arada olmak, şehir dışında yaşayan kardeşlerimizle buluşmak bizleri fazlasıyla mutlu ediyor. Bu güzel toplantıda emeği geçen KAYFED Genel Başkanı Muhammed Ali Temel ve yönetimine teşekkür ediyorum.” dedi.
Kütüphane İstatistikleri, 2025 Kayseri’de 2025 yılında halk kütüphanesi sayısı 29 oldu.
Üniversite kütüphane istatistikleri, 2002 yılından itibaren üniversite kütüphanelerinden derlenirken, 2025 yılından itibaren Yükseköğretim Kurulu (YÖK) idari kayıtlarından yararlanılarak yayımlanmaya başlanmıştır.
2025 yılında Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ve Milli Kütüphane’nin yanında 1 302 halk kütüphanesi, 557 üniversite kütüphanesi ile 43 bin 466 örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanesi hizmet verdi.
Kitap sayısı 117 milyon 981 bin 058 oldu
Bir önceki yıla göre kitap sayıları incelendiğinde; kitap sayısı Milli Kütüphane %8,7 artarak 1 milyon 989 bin 018, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi %3,8 artarak 2 milyon 713 bin 782, üniversite kütüphanelerinde %5,2 artarak 22 milyon 899 bin 378, halk kütüphanelerinde %3,8 artarak 26 milyon 041 bin 029, örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanelerinde %1,4 azalarak 64 milyon 337 bin 851 oldu.
Üniversite kütüphanelerinde elektronik kitap sayısı %17,1 arttı
Yükseköğretim Kurulu verilerine göre 2025 yılında 392’si devlet ve 165’i vakıf üniversitesi olmak üzere toplamda 557 üniversite kütüphanesinin mevcut olduğu görüldü. Üniversite kütüphanelerinin elektronik kitap sayısı bir önceki yıla göre %17,1 artarak 168 milyon 603 bin 933 oldu. Üniversite kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı %8,1 artarak 3 milyon 603 bin 937 oldu.
Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı %6,4 arttı
Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı bir önceki yıla göre %6,4 artarak 7 milyon 160 bin 225 olurken kütüphanelerden yararlanan kişi sayısı %1,2 artarak 39 milyon 194 bin 669 oldu. Halk kütüphanelerinin kitap dışı materyal sayısı ise bir önceki yıla göre %7,5 artarak 145 bin 062 oldu.
Yayımlanan kitap sayısı 80 bin 921 oldu
2025 yılında yayımlanan kitap sayısı önceki yıla göre %10,1 artarak 80 bin 921 oldu. Yayımlanan materyallerin sayısı bir önceki yıla göre %8,6 artarak 100 bin 545 olurken yayınlar konularına göre incelendiğinde %22,3’ünün akademik, %21,1’inin eğitim, %19,4’ünün ise yetişkin kurgu edebiyat olduğu görüldü.
Gaziantep’te ÇEKÜL Kültür Elçileri şöleni
Şehitkamil Belediyesi, Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve ÇEKÜL Vakfı işbirliğiyle düzenlenen “ÇEKÜL Kültür Elçileri: Şehitkamil Kentimin Öyküsü Eğitim Programı”, düzenlenen törenle tamamlandı. 21 öğretmenin uyguladığı programla 559 öğrenci, kentlerinin doğal ve kültürel mirasını tanıma ve koruma eğitimi aldı.
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı boyunca uygulanan “ÇEKÜL Kültür Elçileri: Şehitkamil Kentimin Öyküsü Eğitim Programı”nda, “ÇEKÜL Vakfı Bilgi Ağacı Eğitim Birimi”nin hazırladığı ve içinde sınıf içi ve dışı etkinliklerin yer aldığı “Kentimin Öyküsü Kılavuzu” uygulandı. Öğrencilere yaşadıkları bölgenin tarihi, doğal ve kültürel mirasını tanıtarak koruma bilinci aşılamayı amaçlayan program kapsamında Dülük Antik Kenti’nde keşif gezisi düzenlendi.
Programın Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan kapanış törenine, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şehitkamil Belediye Başkanı Av. Umut Yılmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Önder Arpacı, Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Tiryakioğlu ve ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen katıldı.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin törende yaptığı konuşmada projenin önemine değinerek, “Şehir hafıza ve hatıradır. Biz de bu şehrin tarihini, kültürünü çocuklarımıza öğreteceğiz. Umut başkanımızın yolu çok önemli. Bir şeyler tek başına kitapla öğrenilmiyor. Çocuklarımız, o toprağa basacak, o tarihi koklayacak. Projeye emek veren herkese emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Şehitkamil Belediye Başkanı Av. Umut Yılmaz da programın önümüzdeki eğitim öğretim yılında da devam edeceği müjdesini vererek “Öğrencilerimiz yaşadıkları şehrin binlerce yıllık geçmişine tanıklık etti. Tarihi yerinde öğrenirken, toprakla tanıştı, arkeologlarla sohbet etme imkanı buldu. Binlerce yıl öncesinde bu topraklar kimlerin yaşadığını anlatmaya çalıştık. Bu yönüyle programımızın, çocuklarımızın kültürel miras bilinci kazanmasına önemli katkılar sundu.” dedi.
ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen ise, “ÇEKÜL Kültür Elçileri: Şehitkamil Kentimin Öyküsü Eğitim Programı”nın hayata geçirilmesinde büyük emekleri olan Şehitkamil Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve ekiplerine, programı tamamlayan öğretmen ve öğrencilere teşekkür ederek“Doğal ve kültürel mirasın korunması ve yaşatılması ancak genç nesillerin bu değerleri tanımaları ve sahiplenmeleri ile mümkün olabilir. Bu nedenle 35 yıldır Anadolu’da yürüttüğümüz çalışmalardan edindiğimiz bilgi ve deneyimi,çağdaş eğitim yöntemlerini kullanarak gelecek nesillere aktarıyoruz.” ifadelerini kullandı. Törende, programa katılan öğretmen ve öğrencilere katılım belgeleri verildi.
Süt ve Süt Ürünleri Üretimi, Nisan 2026 Ticari süt işletmelerince 994 bin 137 ton inek sütü toplandı
Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı, Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 arttı, Ocak-Nisan döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre önemli bir değişiklik göstermedi.
Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, inek peyniri üretimi %3,4 arttı, ayran ve kefir üretimi %11,7 arttı, yoğurt üretimi %13,4 arttı, içme sütü üretimi %7,9 arttı, tereyağı ve sadeyağ üretimi %7,7 azaldı. Ocak-Nisan döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre, inek peyniri üretimi %2,9 arttı, ayran ve kefir üretimi %11,1 arttı, yoğurt üretimi %11,1 arttı, içme sütü üretimi %6,7 arttı, tereyağı ve sadeyağ üretimi %2,4 azaldı.
Dış Ticaret Endeksleri, Nisan 2026 İhracat birim değer endeksi %13,7 arttı
İhracat birim değer endeksi Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %13,7 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde %11,5 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) %16,1 arttı, yakıtlarda %49,1 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %11,1 arttı.
İhracat miktar endeksi %7,6 arttı
İhracat miktar endeksi Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,6 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde %9,1 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) %18,1 arttı, yakıtlarda %33,6 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %10,8 arttı.
İthalat birim değer endeksi %11,3 arttı
İthalat birim değer endeksi Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %11,3 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde %3,2 azaldı, yakıtlarda %38,9 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) %2,9 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %4,3 arttı.
İthalat miktar endeksi %7,3 azaldı
İthalat miktar endeksi Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,3 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde %37,5 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) %1,2 arttı, yakıtlarda %7,6 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %3,3 azaldı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi %9,9 arttı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi; 2026 Mart ayında 132,1 iken 2026 Nisan ayında %9,9 oranında artarak 145,2 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi; 2025 yılı Nisan ayında 139,6 iken 2026 yılı Nisan ayında %3,4 oranında artarak 144,3 oldu.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi %5,1 azaldı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi; 2026 Mart ayında 131,1 iken 2026 Nisan ayında %5,1 oranında azalarak 124,4 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ithalat miktar endeksi; 2025 yılı Nisan ayında 139,1 iken 2026 yılı Nisan ayında %10,1 oranında azalarak 125,0 oldu.
Dış ticaret haddi 2026 yılı Nisan ayında 90,1 olarak gerçekleşti
İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2025 yılı Nisan ayında 88,2 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 1,9 puan artarak, 2026 yılı Nisan ayında 90,1 oldu.
Ekonomist ve Vergi Uzmanı Ulaş İke: “Dünya Kupası’nın gerçek ekonomik bilançosu final maçından sonra değil, yıllar sonra ortaya çıkar.”
Futbolun en büyük organizasyonu olarak kabul edilen Dünya Kupası, milyonlarca insan için yalnızca sporun zirvesini temsil etmiyor. Aynı zamanda ülkelerin ekonomik gücünü, yatırım kapasitesini, turizm stratejilerini ve küresel vitrine çıkma hedeflerini de görünür kılıyor. Sahada atılan her golün, tribünlerde yaşanan her coşkunun ve ekran başında oluşan her heyecanın arkasında dev bir ekonomik organizasyon bulunuyor.
Ekonomist ve Vergi Uzmanı Ulaş İke, Dünya Kupası’nın yalnızca sahada oynanan bir futbol organizasyonu olarak değil, ülkelerin yatırım tercihlerini ve ekonomik planlama gücünü ortaya koyan büyük bir ekosistem olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Dünya Kupası tarihinin aynı zamanda paranın da tarihi olduğunu ifade eden İke, organizasyonun ilk yıllarından itibaren ekonominin futbolun ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekti.
“Dünya Kupası’na Katılmak Bile Ekonomik Bir Meseleydi”
Dünya Kupası’nın ilk kez 1930 yılında Uruguay’da düzenlendiğini hatırlatan Ulaş İke, o dönemde Avrupa’dan Güney Amerika’ya ulaşımın bugünkü şartlarla kıyaslanamayacak kadar zor ve maliyetli olduğunu söyledi.
İke, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün milyarlarca insanın takip ettiği Dünya Kupası’nın ilk yıllarına baktığımızda, kupayı kazanmak kadar turnuvaya katılabilmenin de ekonomik bir mesele olduğunu görüyoruz. 1930 yılında Avrupa’dan Güney Amerika’ya ulaşmak, birkaç saatlik uçuşlarla mümkün değildi.
Günler süren gemi yolculukları, yüksek ulaşım maliyetleri ve uzun organizasyon süreçleri birçok ülke için ciddi bir yük anlamına geliyordu. Uruguay’ın turnuvaya katılacak ülkelerin ulaşım ve konaklama masraflarını üstlenmeyi teklif etmesi, ilk Dünya Kupası’nın Montevideo’da oynanmasının en önemli nedenlerinden biriydi. Futbol henüz yolun başındaydı ancak ekonominin oyunun içinde olduğu daha ilk günden belliydi.”
Türkiye’nin 1950 Dünya Kupası’na Ekonomik Nedenlerle Gidemediğini Hatırlattı
Dünya Kupası tarihinde ekonomiyle ilgili dikkat çekici örneklerden birinin Türkiye’nin 1950 Dünya Kupası süreci olduğunu belirten İke, Türkiye’nin Brezilya’da düzenlenen turnuvaya katılma hakkı kazanmasına rağmen ekonomik nedenlerle organizasyondan çekilmek zorunda kaldığını vurguladı.
Ulaş İke, “Bugün kulağa inanılmaz gelebilir ancak Milli Takım sahada elenmedi, rakibine yenilmedi. Türkiye, Dünya Kupası’na ekonomik nedenlerle gidemedi. Savaş sonrası dönemin ağır ekonomik koşulları ve Brezilya’ya yapılacak uzun yolculuğun maliyeti, Türkiye’nin turnuvadan çekilmesine neden oldu. Bu olay, spor ile ekonomi arasındaki ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu gösteren unutulmuş ama çok çarpıcı bir örnektir.” dedi.
“Dünya Kupası Kupası” Bile Ekonomik Bir Göstergeye Dönüştü
Zaman içinde Dünya Kupası’nın televizyon yayınları, sponsorluk anlaşmaları, reklam gelirleri ve küresel markalarla birlikte dev bir ekonomik ekosisteme dönüştüğünü ifade eden İke, bu dönüşümün sembollerinden birinin de kupanın kendisi olduğunu belirtti.
1974 yılından bu yana kullanılan Dünya Kupası kupasının 6,175 kilogram ağırlığında olduğunu ve bunun yaklaşık 4,9 kilogramının saf altından oluştuğunu hatırlatan İke, şunları söyledi:
“Kupa ilk kullanılmaya başladığında içindeki altının piyasa değeri yaklaşık 25 bin dolar seviyesindeydi. Bugün ise aynı miktardaki altının değeri 550 bin doların üzerine çıkmış durumda. Bu yönüyle kupaya baktığımızda yalnızca futbol tarihini değil; son yarım yüzyıldaki enflasyonu, para politikalarını ve altının küresel değer artışını da görüyoruz. Dünya Kupası’nın kendisi bile ekonomik bir gösterge haline gelmiş durumda.”
Ev Sahibi Ülkeler İçin Fırsat Mı, Maliyet mi?
Dünya Kupası düzenlemenin ev sahibi ülkeler açısından turizmi canlandırmak, ülke imajını güçlendirmek ve yabancı yatırımları çekmek için önemli bir fırsat olarak görüldüğünü belirten Ulaş İke, ancak bu konuda ekonomistler arasında farklı görüşler bulunduğunu söyledi.
İke, “2006 Dünya Kupası sonrasında Almanya’nın turizm gelirlerinde ve uluslararası marka değerinde önemli artışlar yaşandığına ilişkin çok sayıda çalışma bulunuyor. Katar ise 2022 Dünya Kupası öncesinde metro hatlarından otoyollara, havaalanlarından otellere kadar uzanan dev bir yatırım hamlesi gerçekleştirdi. Bu yatırımların önemli bir kısmı bugün de kullanılmaya devam ediyor. Ancak her ev sahibi ülke için aynı başarıdan söz etmek mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
Bazı ekonomistlerin Dünya Kupası’nın ekonomik getirilerinin çoğu zaman abartıldığını düşündüğünü belirten İke, turnuva öncesinde açıklanan gelir tahminlerinin her zaman beklendiği ölçüde gerçekleşmediğini dile getirdi.
“Beyaz Fil Yatırımı Riski İyi Hesaplanmalı”
Dünya Kupası için yapılan bazı stadyum ve tesislerin turnuva sonrasında yeterince kullanılmadığını belirten Ulaş İke, bu noktada “beyaz fil yatırımı” kavramına dikkat çekti.
İke, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Güney Afrika’da 2010 Dünya Kupası sonrasında, Brezilya’da ise 2014 turnuvasının ardından bu tartışmalar sık sık gündeme geldi. Milyarlarca dolarlık bazı tesisler beklenen ekonomik hareketliliği yaratamadı ve kamu bütçesi üzerinde yük oluşturdu. Ekonomide bunun bir adı var: Beyaz fil yatırımı. Yani yapımı çok pahalı olan ancak sonrasında yeterince kullanılmayan projeler.”
Dünya Kupası’nın ekonomik başarısını belirleyen asıl unsurun stadyumların büyüklüğü değil, turnuva sonrasında ne kadar işlevsel kaldıkları olduğunu vurgulayan İke, altyapı yatırımlarının uzun vadeli kullanım değerine dikkat çekti.
“Eğer yapılan yollar, metro hatları, havaalanları ve turizm yatırımları yıllarca kullanılmaya devam ediyorsa organizasyon bir maliyet olmaktan çıkar, yatırıma dönüşür. Ancak tesisler birkaç hafta süren futbol şöleninin ardından sessizliğe gömülüyorsa tablo değişir. Bu nedenle Dünya Kupası’nın gerçek bilançosu final maçının ardından değil, yıllar sonra ortaya çıkar.” dedi.
“Kazanan Ekonomi Bazen Yıllar Sonra Anlaşılır”
Dünya Kupası’nı yalnızca bir futbol organizasyonu olarak görmenin eksik bir yaklaşım olacağını belirten Ulaş İke, organizasyonun aynı zamanda bütçelerin, yatırımların, turizm stratejilerinin ve ekonomik hesapların yarıştığı büyük bir alan olduğunu ifade etti.
İke, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Sahada 22 oyuncu mücadele ediyor olabilir; ancak tribünlerin arkasında bütçeler, yatırımlar, turizm stratejileri ve ekonomik hesaplar da aynı anda yarışıyor. Kupanın sahibi bir ay sonunda belli olur. Kazanan ekonominin kim olduğu ise bazen ancak yıllar sonra anlaşılır.”
GEA Türkiye, CMT’nin peynir üretim teknolojilerini Türk süt endüstrisiyle buluşturuyor
İzmir, xx Haziran 2026 – Süt ve süt ürünleri sektörünün küresel teknoloji sağlayıcılarından GEA Group, bünyesindeki İtalyan peynir teknolojileri şirketi CMT S.p.A’nın uzmanlığını Türkiye pazarına taşıyor. Mozzarella, kaşar, scamorza, provolone ve kashkaval gibi pasta filata peynirlerinin üretimine yönelik çözümler sunan GEA, süt kabulünden paketlemeye kadar tüm üretim süreçlerini kapsayan entegre sistemleriyle üreticilere verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik odaklı çözümler sağlıyor.
GEA’nın küresel mühendislik gücüyle geliştirilen CMT teknolojileri; peynir proses tanklarından teleme drenaj ve olgunlaştırma sistemlerine, kalıplama makinelerinden salamura havuzlarına kadar geniş bir ürün portföyünü kapsıyor. Şirketin geliştirdiği buharlı sürekli haşlama teknolojisi ise geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 30’a varan enerji tasarrufu sağlayabiliyor.
Türkiye pazarı için önemli fırsatlar
Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk peynir üretimiyle dünyanın önde gelen peynir üretici ülkeleri arasında yer alıyor. Beyaz peynirden sonra en fazla üretilen ve tüketilen peynir olan kaşarın, üretim yöntemi açısından pasta filata kategorisinde değerlendirilmesi, bu alandaki teknolojilere olan ihtiyacı daha da artırıyor.
GEA’nın CMT çözümleri, aynı üretim hattında hem kaşar hem de mozzarella üretimine imkân tanıyarak yatırım verimliliğini artırıyor. Özellikle büyüyen pizza ve hazır gıda sektörlerinin mozzarella talebini yükseltmesi, yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesini stratejik bir gereklilik haline getiriyor. Bu doğrultuda büyük ölçekli entegre süt işletmeleri, bölgesel üreticiler ve yeni yatırım planlayan gıda şirketleri, CMT teknolojilerinin sunduğu avantajlardan yararlanabilecek başlıca paydaşlar arasında bulunuyor.
GEA Satış Müdürü Mustafa Onur Çırak: “Pasta filata peyniri üreticileri bugün yalnızca artan talebe yanıt vermeye çalışmıyor; aynı zamanda gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamak, enerji ve su maliyetlerini yönetmek ve ürün kalitesinde sürekliliği korumak gibi önemli sorumluluklar üstleniyor. Bu nedenle üretim süreçlerinin daha kontrollü, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale gelmesi her zamankinden daha önemli. GEA’nın CMT sistemleri, yüksek otomasyon seviyesi sayesinde operatör müdahalesini minimuma indirirken proses kontrolünü en üst seviyeye taşıyor. Uluslararası patentlerle korunan teknolojilerimiz ve hijyen odaklı tasarımlarımız, üreticilerin gıda güvenliği hedeflerini destekliyor. Saatte 8.000 kilogram kapasiteye ulaşabilen tam otomatik hatlarımız ise iş gücü ihtiyacını azaltarak operasyonel maliyetlerin düşürülmesine katkı sağlıyor. Böylece üreticiler büyüyen pazarlara daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıyla yanıt verebiliyor.”
Anadolu Isuzu, Busworld Türkiye 2026’da Yeni Modellerini Tanıtacak
Anadolu Isuzu, 17-19 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Busworld Türkiye 2026 fuarına, son teknolojiyle geliştirilen yeni nesil araçlarıyla katılacak. Anadolu Isuzu’nun Ar-Ge gücüyle geliştirilen modeller, günümüz mobilite ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğin ulaşım beklentilerine de yanıt verecek şekilde tasarlandı.
Otobüs sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan Busworld Türkiye’de Anadolu Isuzu; Yeni NovoLux, NovoCiti Volt, Grand Toro XL ve Citiport 12 modellerinin tanıtımını gerçekleştirecek. Markanın ürün gamında yer alan bu araçlar, konfor, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarıyla öne çıkıyor. Sürdürülebilir teknolojilere yatırım yaparak çevre dostu üretim süreçlerini güçlendiren Anadolu Isuzu, aynı zamanda dijitalleşme, satış sonrası hizmetler ve yeni iş birlikleri alanlarında da çalışmalarını sürdürüyor. Farklı kullanım alanlarına ve beklentilere hitap eden yenilikçi araçlarıyla marka, hem yerel hem de uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi hedefliyor.
Sürdürülebilirlik, verimlilik ve konforu bir arada sunan NovoCiti Volt Busworld’de
Avrupa’da özellikle yerel yönetimlerden yoğun ilgi gören NovoCiti Volt, mevcut platformu üzerine geliştirilen yeni nesil özellikleriyle şehir içi toplu taşımada verimlilik ve konforu bir arada sunuyor. Dar şehir sokakları ve orta yoğunluklu hatlar için optimize edilen model, sıfır emisyonlu ve çevre dostu motoruyla sürdürülebilir ulaşım çözümlerine katkı sağlıyor. Artırılmış yolcu konforu, geliştirilmiş enerji verimliliği ve güçlü şarj altyapısıyla öne çıkan NovoCiti Volt, şehirlerin geleceğin mobilite ihtiyaçlarına yanıt veriyor.
Toplu ulaşımda yüksek performansıyla dikkat çeken Citiport 12 ise enerji verimliliği, dayanıklılığı ve operasyonel avantajlarıyla fark yaratıyor. Ergonomik tasarımı ve üstün konfor özellikleri sayesinde hem yolcu deneyimini iyileştiren hem de çevreye duyarlı bir ulaşım alternatifi sunan Citiport 12, alçak tabanlı yapısıyla erişilebilirliği artırıyor. Engelli ve hareket kabiliyeti kısıtlı yolcular için rampalar, yolcu bilgilendirme ekranları, gelişmiş klima ve ısıtma sistemleri, enerji tasarruflu LED aydınlatmalar ve durak anons sistemleri gibi donanımlarıyla modern şehir içi ulaşımın beklentilerini karşılıyor.
ODE Yalıtım, Çorlu laboratuvarını yenileyerek üretim ve Ar-Ge gücünü artırdı
ODE Yalıtım, Çorlu tesisinde modernize ettiği laboratuvar altyapısıyla Ar-Ge, kalite kontrol ve ürün geliştirme süreçlerinde yeni bir dönemi başlattı. Yenilenen laboratuvar, yalnızca yeni ürün geliştirme çalışmalarına değil; mevcut ürünlerin iyileştirilmesine, ulusal ve uluslararası standartlara uyumun güçlendirilmesine ve sürdürülebilir kalite anlayışının pekiştirilmesine hizmet eden güçlü bir merkez olarak konumlanıyor.
ODE Yalıtım, Çorlu laboratuvarındaki yenileme yatırımıyla birlikte üretim altyapısındaki modernizasyon sürecini Ar-Ge ve kalite kontrol alanında da ileri bir seviyeye taşıdı. Bilim, yenilikçi teknoloji ve uluslararası kalite standartlarını odağına alan şirket, bu güçlü altyapı sayesinde hem iç pazarda hem de ihracat faaliyetlerinde daha yüksek rekabet gücü hedefliyor.
Bilimsel altyapı ile veriye dayalı ürün geliştirme
Yenilenen Çorlu laboratuvarıyla ürün performansı akademik hassasiyetle ölçümleniyor, ürün geliştirme süreçleri veriye dayalı bir yaklaşımla ileri taşınıyor. Kurulan güçlü altyapı sayesinde yalnızca yeni ürün geliştirme çalışmaları desteklenmekle kalınmıyor; mevcut ürünler sürekli iyileştiriliyor, ulusal ve uluslararası standartlara uyum daha da güçlendiriliyor. Kalitenin yalnızca üretim aşamasında değil, her adımda doğrulandığı bu yapı, şirketin bilimsel yetkinliğini pekiştiriyor.
Müşteri ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştirme yaklaşımı doğrultusunda hareket eden ODE Yalıtım, cironun yaklaşık yüzde 3’ünü Ar-Ge ve dijitalleşme çalışmalarına ayırıyor. Çorlu laboratuvarında gerçekleştirilen yenileme yatırımı da bu stratejik yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor.
“Ar-Ge ve kalite altyapımızı daha da güçlendirdik”
ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çorlu laboratuvarımızda gerçekleştirdiğimiz bu yenileme yatırımı, üretim, Ar-Ge ve kalite süreçlerimizi daha da güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Ürün performansını bilimsel verilerle ölçümleyebilen ve geliştirme süreçlerini bu veriler ışığında yönlendirebilen bir altyapı oluşturduk. Ar-Ge ve dijitalleşmeye ayırdığımız kaynakla birlikte hedefimiz, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı, daha yenilikçi ve uluslararası standartlara tam uyumlu çözümler sunmaya devam etmek.”
Arama trendleri, Türk taraftarların Dünya Kupası favorilerini ortaya çıkardı; Yandex Türkiye turnuvayla ilgili yeni özellikleri kullanıma sundu
Yandex Arama verilerine göre Türk futbolseverler, 2026 FIFA Dünya Kupası’na büyük ilgi gösterirken, özellikle Türkiye’nin yer aldığı D Grubu’na yönelik aramalar dikkat çekiyor. Taraftarlar en çok milli takımların kadrolarını, maç takvimlerini ve formalarını araştırıyor. Yandex de yapay zekâ destekli maç tahminleri, anlık maç güncellemeleri, özetler, taraftar filtreleri, bilgi yarışmaları ve İstanbul’da maç günü için özel rota önerileri gibi Dünya Kupası deneyimini zenginleştirecek ve heyecanı daha da artıracak yeni özelliklerini duyurdu.
Yandex Arama verilerine göre, Türk futbol taraftarları arasında 2026 FIFA Dünya Kupası’na olan ilgi şimdiden artmaya başladı. Kullanıcıların turnuvaya katılan milli takımlarla ilgili yaptığı aramalarda en çok kadro bilgileri, maç takvimleri ve takım formaları araştırılıyor.
Özellikle Türkiye, ABD, Paraguay ve Avustralya’nın yer aldığı D Grubu’na daha çok ilgi gösteriliyor. Dünya Kupası’na katılan takımlarla ilgili yapılan aramaların yarısından fazlasını, bu grupta yer alan takımlara yönelik sorgular oluşturuyor.
Türk taraftarların favori takımları
Türkiye’de Dünya Kupası’na yönelik ilgide açık ara öne çıkan takım Türkiye oldu. Turnuvaya katılan milli takımlarla ilgili aramaların yüzde 40’ından fazlası Türkiye hakkındaki aramalardan oluştu. Böylece Türkiye, Fransa ve Portekiz’i geride bırakarak en çok aranan takım oldu.
Türkiye’deki kullanıcılar, Türk Milli Takımı’nın yanı sıra hem D Grubu’ndaki rakiplere hem de Avrupa’nın öne çıkan ekiplerine yoğun ilgi gösteriyor. ABD ve Paraguay, Türkiye’de en çok aranan takımları arasında yer alırken, Fransa ve Portekiz de büyük ilgi görüyor. Bu ilgiye benzer şekilde, Türk kullanıcıların D Grubu dışında en yakından takip ettiği gruplar I ve K Grupları oldu.
Turnuvaya yönelik heyecan artarken taraftarlar da maçları takip etmenin, takımları ve oyuncuları daha yakından tanımanın ve turnuva boyunca yaşanan gelişmeleri anbean izlemenin yollarını arıyor. Bu deneyimi desteklemek amacıyla Yandex, yapay zekâ destekli maç tahminlerinden interaktif taraftar deneyimlerine, Yandex Maps’te maç günü sunulacak özel rota önerilerine kadar Dünya Kupası’na yönelik birçok yeni özelliği kullanıma sundu.
EİB sürdürülebilirlikte Türkiye ihracatına rol model oluyor
Yeşil dönüşüm, karbon yönetimi ve sürdürülebilir ihracat alanlarında Türkiye’ye öncülük eden ve 8 bini aşkın ihracatçı firmanın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik eden Ege İhracatçı Birlikleri’nde Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörlüğü görevine Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay seçildi.
Yusuf Gabay, EİB bünyesinde Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık’tan sonra Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörlüğü görevini yürütecek ikinci isim olacak. Gabay, sürdürülebilirlik çalışmalarını daha ileri taşımak için çalışacaklarını söyledi.
EİB sürdürülebilirlikte öncü kurumlar arasında yer alıyor
Sürdürülebilirliğin küresel ticaretin geleceğini belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini ifade eden Yusuf Gabay, Ege İhracatçı Birlikleri’nin bu alanda uzun yıllardır öncü çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Gabay, “Dünya ticaretinin kuralları değişiyor. Artık rekabet karbon ayak izi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, izlenebilirlik ve sosyal sorumluluk kriterleriyle de şekilleniyor. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ihracatçılarımız için yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu dönüşüm sürecinde üyelerimizin yanında yer alıyor, sürdürülebilirliği ihracatımızın geleceğini şekillendiren stratejik bir alan olarak görüyoruz.” dedi.
VEYSEL MEMİŞ: MAYIS İHRACATIMIZ YÜZDE 4 ARTIŞLA 151 MİLYON DOLARI AŞTI
Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, mayıs ayında 151,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracatlarını yüzde 4 artırdıklarını belirten AHBİB Başkanı Veysel Memiş, mayıs ayında özellikle Umman, Filistin, Libya, Sudan, Kenya, Tanzanya ve Somali pazarlarında kaydedilen güçlü artışların ihracat performansına önemli katkı sağladığını ifade etti. Mevcut pazarlardaki güçlü konumlarını korumayı sürdürdüklerini kaydeden Veysel Memiş, yeni ve gelişen pazarlarda yakalanan ivmenin sektörün büyüme potansiyelini desteklediğini ve ihracatın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasına olanak sağladığını vurguladı.
Bakliyat, pastacılık ürünleri ve şeker ihracatı başı çekti
AHBİB’in mayıs ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiği ürün grubunun 31,6 milyon dolar değer ve yüzde 21 pay ile bakliyat sektörü olduğunu belirten Veysel Memiş, “Bakliyat grubunda özellikle kırmızı mercimek ihracatında elde ettiğimiz 21,6 milyon dolarlık hacim sektörümüzün üretim ve tedarik gücünü ortaya koydu. Kırmızı mercimek tek başına toplam ihracatımızın yüzde 15’ini oluşturdu. Irak, Sudan, Filistin, Kenya ve Cibuti gibi pazarlarda elde ettiğimiz güçlü performans, bölgemizin geleneksel ürünlerdeki rekabet avantajını teyit etti.” dedi.Pastacılık ürünlerinin 29 milyon dolarlık ihracat hacmiyle sektörün en güçlü kalemlerinden biri olmaya devam ettiğini dile getiren Memiş, tatlı bisküvi ve gofretler ile diğer pastacılık ürünlerinde sürdürülebilir bir ihracat performansı sergilendiğini kaydetti. Japonya, Irak, Yemen, Rusya Federasyonu ve Almanya gibi pazarlarda Türk gıda ürünlerine yönelik ilginin artarak devam ettiğini söyledi.
Şeker ve şeker mamulleri sektöründe yüzde 26 artışla 21,7 milyon dolarlık ihracata ulaşıldığını belirten Memiş, özellikle şeker ihracatında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.068’lik artış yakalanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında artan talebin sektörün büyümesini desteklediğini ifade eden Memiş, “İran, Hollanda, Almanya ve Rusya Federasyonu başta olmak üzere birçok pazarda güçlü bir ivme yakaladık.” diye konuştu.
TÜSİAD heyeti Madrid’de temaslarda bulundu
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, 10-12 Haziran tarihlerinde İspanya’nın başkenti Madrid’de temaslarda bulundu.
Temaslar kapsamında TÜSİAD heyeti, İspanya Ticaret Devlet Sekreteri Amparo López Senovilla, İspanya Sanayi Bakanlığı Devlet Sekreterliği Danışmanı Cristina Serrano Leal, İspanya Senatosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Pilar Rojo Noguera başkanlığında komisyon üyeleri ve Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Genel Müdürü Jordi Colgan ile bir araya geldi.
Heyet, İspanya İşverenler ve Sanayi Konfederasyonu (CEOE), İspanya Dış Ticaret Enstitüsü (ICEX), İspanya İnşaat ve Altyapı İmtiyaz Şirketleri Birliği (SEOPAN) ve Aile Şirketleri Enstitüsü (IEF) temsilcileriyle de görüşmeler gerçekleştirdi. Heyet ayrıca; otomotiv sanayi, finans ve teknoloji sektörlerinde İspanya iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle de temaslarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Madrid Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci ile görüşme gerçekleştiren TÜSİAD heyeti, Büyükelçi’nin ev sahipliğinde düzenlenen üst düzey resepsiyona da katıldı.
Temaslarda, Türkiye–İspanya karşılıklı ticaret ve yatırım gündemine dair görüş alışverişinde bulunuldu. İki ülke arasındaki yeni iş birliği alanları ve sanayi, finans, teknoloji, enerji, altyapı ve bağlantısallık başlıklarında ortak çalışma fırsatları ele alındı. Görüşmelerde ayrıca, Türkiye’nin ve İspanya’nın Avrupa değer zincirleri içindeki tamamlayıcı rolleri üzerinde duruldu. Bu kapsamda, Akdeniz bölgesinde ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi ve Avrupa’nın rekabetçilik gündemi çerçevesinde geliştirilebilecek iş birliği alanları değerlendirildi.
İş dünyasında yeni ufuklar: İnsan, sanat ve verimlilik buluşması
“İş dünyasında yeni ufuklar: İnsan, sanat ve verimlilik” etkinliği, iş dünyasının temsilcilerini, üst düzey yöneticileri, insan kaynakları profesyonellerini ve farklı sektörlerden katılımcıları bir araya getirdi.
Ayşen Laçinel, Tamer Levent ve Recep Koca tarafından düzenlenen organizasyon, iş dünyasının geleceğini şekillendiren insan odaklı yönetim anlayışını, sanatın dönüştürücü gücünü ve sürdürülebilir verimlilik yaklaşımını aynı platformda buluşturdu.
Kurumların rekabet avantajı insan kaynağını doğru yönetebilme beceresiyle şekilleniyor
Programın açılışında konuşan Ayşen Laçinel, kurumların rekabet avantajının yalnızca teknoloji ve finansal yatırımlarla değil, insan kaynağını doğru yönetebilme becerisiyle de şekillendiğini vurguladı. Çalışan bağlılığı, işe alım süreçleri, eğitim ve gelişim sistemleri ile sürdürülebilir büyüme perspektifi kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında Tamer Levent, “Sanata Evet” yaklaşımını katılımcılarla paylaşarak sanatın yaşamın her alanındaki dönüştürücü etkisine dikkat çekti. Sanatın bireysel gelişimden kurumsal kültüre, iletişimden yaratıcılığa kadar birçok alanda önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Recep Koca ise konuşmasında, iş dünyasının değişen dinamiklerine yönelik geliştirdikleri “İş, Sanat ve Verimlilik” açılımını ve bu kapsamda oluşturulan yeni yaklaşımı katılımcılarla paylaştı. İnsan merkezli gelişim anlayışını sanatın ilham veren gücüyle birleştiren programın, kurumlarda sürdürülebilir başarı, çalışan deneyimi, yaratıcılık ve verimlilik alanlarında yeni bir bakış açısı sunduğunu belirtti.
Etkinliğin sunuculuğunu Burak Törün üstlenirken, program boyunca gerçekleştirilen sunumlar, söyleşiler ve networking bölümleri katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. İnsan, sanat ve verimlilik ekseninde gerçekleşen bu özel buluşma, iş dünyasında sürdürülebilir başarının yalnızca sonuçlara değil, insana, gelişime ve kültüre yapılan yatırımlarla mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye’nin marka değeri sıralamasında, akaryakıt sektöründe ilk sıradaki marka yine Petrol Ofisi
Petrol Ofisi Grubu, uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından yayımlanan “TÜRKİYE 125 – Türkiye’nin En Güçlü ve En Değerli Markaları” 2026 yılı araştırmasında üst üste dördüncü kez akaryakıt sektörünün en değerli markası oldu.
Dünyanın önde gelen bağımsız marka değerlendirme ve danışmanlık şirketi Brand Finance,
“TÜRKİYE 125 – Türkiye’nin En Güçlü ve En Değerli Markaları” 2026 yılı raporunu açıkladı. Türkiye’nin enerji altyapı grubu Petrol Ofisi, akaryakıt sektörünün en değerli markası ünvanını üst üste dördüncü yıla taşıdı.
Brand Finance’in değerlendirmesine göre Petrol Ofisi Grubu’nun marka değeri 2026 yılında bir önceki yıla göre %14,6 artış sağladı. Rapora göre, Petrol Ofisi’nin bp istasyonlarını bünyesine katması ve dönüşüm sürecini hızla gerçekleştirmesi, markanın görünürlüğünü ve büyüme ivmesini destekleyen temel faktörlerden biri oldu. Bu stratejik birleşme ile Petrol Ofisi, 2.700’ü aşkın istasyondan oluşan ağıyla Türkiye’nin açık ara en yaygın akaryakıt istasyon ağına sahip markası konumunu daha da güçlendirdi. Ülkenin dört bir yanına yayılan bu benzersiz erişim gücü, markanın görünürlüğünü artırırken müşterilerine daha yüksek standartlarda hizmet sunma kapasitesini de artırdı.
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Petrol Ofisi Grubu CMO’su Murat Zengin, “Brand Finance tarafından üst üste dördüncü kez Türkiye’nin marka değeri sıralamasında akaryakıt sektörünün en değerli markası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu başarı, uzun vadeli büyüme stratejimizin, güçlü finansal performansımızın ve Türkiye’nin enerji altyapısına yaptığımız yatırımların somut bir göstergesi. bp satın almasıyla yalnızca istasyon ağımızı genişletmekle kalmadık, “Siz Ne İsterseniz O” vizyonuyla istasyonlarımızı yaşam alanına dönüştürerek müşterilerimize sunduğumuz hizmetlerimizi daha zenginleştirdik ve sektöre kattığımız değeri artırdık. Bugün geldiğimiz noktada markamızın değerindeki artış da ekosistemimize kattığımız gücün ve müşterilerimizin bize duyduğu güvenin bir sonucu. Türkiye’nin enerji geleceğine yatırım yapmaya ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Marmara Park AVM, Genç İletişimcilerin Yaratıcı Fikirlerine Kapı Açtı
Genç iletişimcileri destekleyen vizyonu ve sosyal medyada paylaştığı içerikleriyle öne çıkan Türkiye’nin içerik üreticisi AVM’si olan Marmara Park AVM, İstanbul Aydın Üniversitesi Reklamcılık Bölümü öğrencileri Bitirme Projesi dersi kapsamında bu yıl Marmara Park Alışveriş Merkezi için yaratıcı kampanyalar geliştirdi. Üniversite son sınıf öğrencileri, sektör deneyimi kazanırken gerçek bir markanın ihtiyaçlarına yönelik stratejik ve yenilikçi yaratıcı çözümler sundu.
Projeye katılan öğrenciler, İstanbul Aydın Üniversitesi Reklamcılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gonca Yıldırım rehberliğinde, hedef kitle analizinden medya planlamasına kadar birçok kritik süreçte aktif rol aldı. Marmara Park AVM için hazırlanan kampanyalarda, öğrenciler hem dijital hem de geleneksel mecraları kapsayan yaratıcı öneriler sundu ve markaya değer katacak projeler geliştirdi.
Ece Türkiye Pazarlama ve Marmara Park AVM Müdürü Selma Birinci, “Genç iletişimcilerin yaratıcı fikirlerini desteklemek, onları sektöre hazırlamak ve yenilikçi projelere imza atmalarını sağlamak bizim için büyük önem taşıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencileri ile çalışmak, sektördeki trendleri genç bakış açısıyla harmanlamak açısından eşsiz bir fırsat” dedi.
“Stratejik iş birlikleriyle sürdürülebilir büyüme sağlıyoruz”
Worldef İstanbul 2026’da gerçekleştirilen “Perakende ve Lojistikte Stratejik İş Ortaklığı ile Büyümek” oturumunda konuşan Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz, stratejik iş birliklerinin operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağladığını söyledi.
Küresel e-ticaretin önemli buluşma noktalarından Worldef İstanbul 2026, bu yıl da sektörlere ilham veren pek çok panel ve toplantıya ev sahipliği yaptı. 11-13 Haziran tarihleri arasında İstanbul Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayan fuarın ilk gününde düzenlenen, “Perakende ve Lojistikte Stratejik İş Ortaklığı ile Büyümek” başlıklı oturumda yer alan Sürat Kargo Genel Müdürü Cem Oğuz, “Stratejik iş birlikleriyle sürdürülebilir büyümeye katkı sağlıyoruz” dedi. Oğuz, farklı sektörlerde yapılan iş birliğinin operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti ve dijital dönüşümde önemli kazanımlar yarattığını söyledi.
“SSP İŞ BİRLİKLERİMİZİN BÜYÜMESİNDE KRİTİK ROL ÜSTLENİYOR”
Hayata geçirdikleri iş birliklerinin sadece bir müşteri kazanımından ibaret olmadığına işaret eden Cem Oğuz, “Bizim ana amacımız bu süreçlerde sürdürülebilir performans ve müşteri deneyimiyle fark yaratmak. Bu süreçte teknoloji ekiplerimiz de yoğun bir çalışma yürütüyor. Sürat Servis Platformu’muz (SSP) iş birliklerimizin büyümesinde ve sürdürülebilir hale gelmesinde kritik rol üstleniyor. Bizim için burada temel hedef sadece gönderileri taşımak değil, operasyonun her aşamasını görünür, izlenebilir ve yönetilebilir hale getirmek. Bu doğrultuda SSP üzerinden geliştirdiğimiz çözümler sayesinde ürün çıkışlarından teslimata kadar olan tüm süreci dijital olarak takip edilebilir hale getiriyoruz” dedi.
Çerkezköy’de 75.000 m²’lik karma yaşam projesi yeni fazına geçti
ESKA Group’un Çerkezköy’de geliştirdiği Eska Edition projesinde ikinci etap olan Kent etabı satışa sunuldu. Geçtiğimiz yıl satışa çıkan Flora etabında satışların kısa sürede tamamlanmasının ardından proje, ikinci fazı olan Kent Etabı’nın lansmanıyla satış sürecine hız kesmeden devam ediyor. Flora etabına gelen güçlü talep; bölgede nitelikli konut ve entegre yaşam alanlarına yönelik talebi ortaya koyarken, projemiz vaat edilen teslim takvimine sadık kalarak bölgenin çehresini değiştirmeye hazırlanıyor.
Toplam üç etap olarak planlanan Eska Edition; konut, residence, ofis, ticari alan ve otel fonksiyonlarını bir araya getiren karma yaşam konseptiyle konumlanıyor. Proje toplamda 75.000 m² inşaat alanı üzerinde geliştiriliyor ve üç etap sonunda yaklaşık 600 konuta ulaşması hedefleniyor.
Kent Etabı: Entegre yaşam ve fonksiyonel şehir modeli
Eska Edition Kent Etabı, konut, çalışma, ticaret ve konaklama fonksiyonlarını tek merkezde birleştiren entegre bir yaşam modeli olarak tasarlandı. Residence’taki yaşam alanları, modern şehir yaşamına uygun bağımsız yaşam birimlerinden oluşurken yatırım ve uzun dönem kullanım açısından esnek bir yapı sunuyor. Ofis ve co-working alanları, artan kurumsal ihtiyaca yönelik esnek kullanım imkânı sunarken; ticari alanlar günlük yaşamla entegre bir ekonomik hareketlilik alanı oluşturuyor. Sosyal ve spor alanları ise yaşam kalitesini destekleyen tamamlayıcı unsurlar olarak projede yer alıyor.
Ege’den Avrupa’ya Baharat Köprüsü
Belçika’nın Gent kentinde gerçekleştirilen Avrupa Baharat Birliği (European Spice Association – ESA) 2026 Genel Kurulu, sektör temsilcilerini, teknik uzmanları, kamu otoritelerini ve uluslararası paydaşları bir araya getirdi
Her yıl farklı bir üye ülkede düzenlenen ESA Genel Kurulu kapsamında; baharat ve tıbbi aromatik bitkiler sektörünün güncel teknik gündemi, sürdürülebilirlik, kalite standartları, gıda güvenilirliği ve uluslararası ticareti etkileyen düzenlemeler ele alındı.
Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Altuntaş, Genel Kurul programı kapsamında düzenlenen Pirrolizidin Alkaloidleri (PA) konulu panel oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Altuntaş, tarım ve işleme zincirinde üreticiden nihai tüketiciye kadar uzanan süreçte karşılaşılan temel zorlukları; çiftçi, işleyici ve ihracatçı perspektifinden değerlendirerek Türk baharat ve tıbbi aromatik bitkiler sektörünün görüşlerini uluslararası katılımcılarla paylaştı.
Etkinlik kapsamında ayrıca, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği üye firmalarından Altuntaş Group temsilcisi Sayıl Gündem tarafından “Turkish Herbs” başlıklı crop report sunumu gerçekleştirildi. Sunumda Türkiye tıbbi ve aromatik bitkiler sektörüne ilişkin üretim sezonu, ürün görünümü, rekolte beklentileri ve 2026 sezonuna dair değerlendirmeler uluslararası sektör temsilcilerine aktarıldı.
Her yıl farklı bir üye ülkenin ev sahipliğinde düzenlenen ESA Genel Kurulu, 2026 yılında Belçika Baharat Birliği’nin (BSA) ev sahipliğinde Gent’te gerçekleştirildi. Genel Kurul kapsamında sektörün teknik gündemi, sürdürülebilirlik çalışmaları, gıda güvenilirliği ve uluslararası ticareti etkileyen mevzuat başlıkları ele alındı.
Türk sektörünün uluslararası platformlarda daha güçlü şekilde temsil edilmesine katkı sağlayan etkinlikte, Ege İhracatçı Birlikleri ve Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin sektöre yönelik çalışmaları da gündeme geldi. Toplantı boyunca gerçekleştirilen temasların, Avrupa genelindeki paydaşlarla iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.






