
Kürşad Tüzmen, “Ürünlerimiz sınırların ötesine geçiyor, ancak markalarımız ve iş insanları sınırların ötesine geçemiyor”
TDKF Yönetim Kurulu Başkanı ve Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, “Ürünlerimiz sınırların ötesine geçiyor, ancak markalarımız ve iş insanları sınırların ötesine geçemiyor”
Türk markalarının küresel yolculuğunda vize engelinin önlerine çıkabildiğini kaydeden TDKF Yönetim Kurulu Başkanı ve Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, şunları söyledi:
“Türkiye’nin ürünleri, sınırlarımızın ötesine ulaşabiliyor, ancak markalarımızın aynı ölçüde dünya pazarlarında yer alması konusunda bazı engeller bulunabiliyor. Özellikle, ihracatçıların ve marka sahiplerinin vize süreçleri nedeniyle, yurt dışındaki fuar, etkinlik veya iş görüşmelerine katılamaması, markalaşma sürecini de olumsuz etkileyebiliyor. Ürünlerimiz uluslararası fuarlarda stantlarda sergilenirken, o ürünlerin arkasındaki girişimcilerin ve firma sahiplerinin aynı ortamda bulunamaması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, ihracatçılarımızın yaşadığı vize sorunlarının öncelikle dış politika ve diplomatik kanallar aracılığıyla çözülmesi önemlidir. Bu engellerin aşılması, Türk markalarının dünya pazarlarında daha hızlı ve güçlü şekilde konumlanmasına önemli katkılar sağlayacaktır.” dedi.
Koşan atları mahmuzlamalıyız, ülkemizin global markalarını çoğaltmalıyız
Turquality ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetler (TDKF) Derneği tarafından, “Turquality, Greenquality ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetler Zirvesi”, 6 Ekim 2026 tarihinde, Çırağan Palace Kempinski’de bir toplantı gerçekleştirildi. TDKF Yönetim Kurulu Başkanı ve Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve TDKF İcra Kurulu Başkanı ve Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam’ın ev sahipliğinde düzenlenen zirveye, Ticaret Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bürokratlarının yanı sıra TDKF Yönetim Kurulu ve dernek üyeleri katıldı. Zirvede, ayrıca yabancı ülkelerden temsilciler de yer alırken, Türkiye’nin döviz kazandırıcı faaliyetleri ve küresel ticaretteki konumu değerlendirildi.
Turquality, 20 yılı aşkın süredir ihracatçılara önemli katkılar sunuyor
Ülkemizin ihracat ve markalaşma alanında hayata geçirdiği önemli projelerinden birisinin “Turquality” olduğunu ifade eden Ticaret Bakanlığı Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, şunları kaydetti:
“Turquality, ülkemizin ihracat ve markalaşma alanında hayata geçirdiği önemli ve sürdürülebilir projelerden birisi olarak 20 yılı aşkın süredir ihracatçılarımıza önemli katkılar sunuyor. Bugün yaklaşık 400 firmanın yer aldığı Turquality kapsamındaki şirketler, Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 14’ünü gerçekleştiriyor. Programın, firmalar üzerindeki etkisine baktığımızda, dikkat çekici sonuçlarla karşılaşıyoruz. Örneğin, Turquality kapsamındaki her 10 firmadan 9’u faaliyetlerini artırırken, her 4 firmadan 3’ü ihracatını büyütmeyi başardı. Bu veriler, Turquality’nin yalnızca bir destek mekanizması olmadığını, Türk şirketlerinin küresel pazarlarda büyümesine ve rekabet gücünü artırmasına katkı sağlayan stratejik bir program olduğunu ortaya koyuyor.
Turquality ile kilogram başına ihracat 14 dolar seviyesine ulaştı
Konuşmasında, Turquality programının Türk markalarına çok büyük destek sunduğunu anlatan TDKF Başkanı Kürşad Tüzmen, şunları belirtti:
“Bugün Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 14’nün, Turquality kapsamında gerçekleştirilmesi önemli bir kazanım oluşturuyor. Ancak, markalaşma hedeflerimizi daha ileri taşımak için sınırların ötesine geçerek, yüksek katma değerli ürünlerimizi dünya pazarlarıyla daha güçlü biçimde buluşturmamız gerekiyor. Her zaman ifade ettiğim gibi, koşan atları mahmuzlamalıyız ve mevcut başarılarımızı daha da ileriye taşıyarak, ülkemizin global markalarını çoğaltmalıyız. Türkiye’nin ortalama ihracatı 1.5 dolar seviyesinde iken, Turquality’de kilogram başına ihracat 14 dolar seviyesine ulaşmıştır. Özetle, ihracatı artırmak için iş insanlarının vize sorunlarını ortadan kaldırmalıyız.” diye konuştu.
TDKF üyeleri, 12 milyar dolarlık ihracata koşuyor
TDKF İcra Kurulu Başkanı ve Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, şunları anlattı:
“TDKF, henüz iki yıllık bir dernek olmasına rağmen, üyelerimizin toplam ihracatı yaklaşık 12 milyar dolara ulaşıyor. Bu ihracatın içerisinde altın, mobilya, tekstil, lojistik başta olmak üzere farklı sektörlerden güçlü firmalar yer alıyor. TDKF olarak çalışmalarımızı tamamen sonuç odaklı bir anlayışla yürütüyoruz ve Türkiye’nin ihracatındaki gerçek artışı destekleyecek çözümler ve öneriler geliştiriyoruz. Son toplantımızda da ihracatçı firmaların altyapı ihtiyaçlarını ele alarak, TDKF bünyesinde kurulabilecek bir iş geliştirme komitesiyle bu süreçleri nasıl hızlandırabileceğimizi değerlendirdik. Bizim önceliğimiz, vitrine yönelik çalışmalar yapmak değil, doğrudan üyelerimize ve onların ihtiyaçlarına değer katmaktır. Her bir üyemiz, TDKF’nin bir sivil toplum kuruluşu olarak kamu yararına yürüttüğü çalışmalardan faydalanıyor. Turquality sürecinin ilk adımının ise, öncelikle inanmak ve gerçekten bir derde sahip olmak olduğuna inanıyorum. Çünkü, Turquality yalnızca teşvik sağlayan bir yapı değil, hedefleri, vizyonu ve ortaya koyduğu değerlerle adeta bir sanat alanıdır. Pablo Picasso örneğinde olduğu gibi, insanı üretmeye ve kendini geliştirmeye yönelten temel unsur yalnızca kazanç değil, ortaya koyduğu işine duyduğu inanç ve tutkudur. Sonuç olarak, Turquality, şirketlerin yalnızca finansal performansını değil, konfor alanlarını, motivasyonlarını ve iş yapma heyecanlarını da geliştirerek daha güçlü ve sürdürülebilir bir gelecek kurmalarına katkı sağlıyor.” şeklinde konuştu.
GÜNEŞ VE RÜZGÂRDA ÜRETİM REKORU: YENİ YATIRIMLARIN HAYATA GEÇİRİLMESİ KRİTİK
Türkiye’nin güneş ve rüzgârdan elektrik üretimi, ağustos ayında toplam 9,9 milyar kilovatsaatle tüm zamanların en yüksek aylık seviyesine ulaştı. Rekoru değerlendiren ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için yeni yatırımların öngörülebilir bir takvimle üretime geçmesini sağlamalı, şebeke altyapısını artan kapasiteye paralel olarak geliştirmeliyiz” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı.
Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı.
YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ
Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.”
YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ
Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi.
YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR
Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.”
CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü,“Yapay zeka artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası”
Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı dönüşüm, şirketlerin dijitalleşmeye bakışını da yeniden şekillendiriyor. Yazılım çözümlerinden veri yönetimine, otomasyondan yapay zeka destekli sistemlere kadar pek çok alanda kurumların ihtiyaçları değişirken, teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir araç değil, doğrudan iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç haline geliyor.
Özellikle yapay zekanın önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan birisi olacağının altını çizen CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü, şunları söyledi:
“Bugün yapay zekâyı yalnızca geleceğin teknolojisi olarak konuştuğumuz dönemi geride bıraktık. Artık kurumların günlük operasyonlarında, karar mekanizmalarında, müşteri deneyiminde ve çalışan verimliliğinde doğrudan karşılığı olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Asıl mesele yapay zekâyı kullanmak değil; onu doğru süreçte, doğru veriyle ve gerçek bir ihtiyaca cevap verecek şekilde konumlandırmak. Kurumların önümüzdeki dönemdeki rekabet gücünü; yapay zekayı ne kadar kullandıkları değil, iş süreçlerine ne kadar doğru entegre ettikleri belirleyecek.”
Kurumlara özel yapay zeka dönemi
Yazılım geliştirme alanındaki deneyimini, yapay zeka teknolojileriyle birleştiren CFN Teknoloji, kurumların ihtiyaçlarına özel dijital çözümler geliştirirken, yapay zekayı çalışmalarının önemli odaklarından birisi olarak konumlandırıyor.
Kurumların mevcut sistemlerini tamamen değiştirmek yerine, var olan iş süreçlerini analiz ederek yapay zekanın değer yaratabileceği noktaları belirlemeye odaklandıklarını ifade eden Okan Köylü, şunları kaydetti:
“Her kurumun verisi, operasyonu ve ihtiyacı farklı. Bu nedenle, herkese aynı yapay zeka çözümünü sunmanın doğru olduğuna inanmıyoruz. Biz önce süreci anlamaya çalışıyoruz. Nerede zaman kaybı yaşanıyor, hangi işlemler tekrar ediyor, hangi veriler karar süreçlerinde yeterince kullanılamıyor, çalışanların üzerindeki operasyonel yük nerede artıyor? Ve ardından, teknoloji ve yapay zekayı bu problemlerin çözümüne dahil ediyoruz.”
“İnsan ile teknolojinin birlikte çalıştığı modeller öne çıkacak”
Yapay zekanın çalışanların yerini alan bir teknoloji olarak değil, insanın kapasitesini artıran bir çalışma arkadaşı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Okan Köylü, önümüzdeki dönemde “insan + yapay zeka” modelinin kurumlarda daha görünür hale geleceğinin altını çizdi. İnsan ve teknolojinin birlikte çalıştığı modellerin öne çıkacağını vurgulayan Okan Köylü, şunları anlattı:
“Yapay zekanın en büyük değerlerinden biri, insanların tekrar eden operasyonlardan uzaklaşarak daha fazla analiz, yaratıcılık ve karar gerektiren alanlara odaklanmasını sağlaması. Biz geleceği insanın olmadığı sistemlerde değil, insan ile teknolojinin birlikte daha güçlü çalıştığı yapılarda görüyoruz.”
Türkiye için önemli bir fırsat
Türkiye’nin güçlü yazılım insan kaynağı ve teknoloji ekosistemi sayesinde yapay zeka dönüşümünde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Okan Köylü, yerli teknoloji şirketlerinin yalnızca mevcut teknolojileri kullanan değil, kendi çözümlerini geliştiren bir konuma gelmesinin önemine de dikkat çekti.
Yapay zekanın baş döndürücü bir hızla geliştiğine işaret eden Okan Köylü, şunları belirtti:
“Yapay zeka çok hızlı gelişiyor ve bu dönüşüm henüz başlangıç aşamasında. Türkiye açısından burada önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Kendi yazılımını, kendi teknolojisini ve kurumların gerçek ihtiyaçlarına cevap veren yapay zeka çözümlerini geliştirebilen şirketlerin hem Türkiye’de hem de global pazarlarda önemli bir karşılığı olacak.”
CFN Teknoloji olarak bu dönüşümü yakından takip etmekle yetinmediklerini açıklayan Okan Köylü, şunları anlattı:
“Bizim için teknoloji üretmek, yalnızca bugünün ihtiyacına cevap vermek anlamına gelmiyor. Birkaç yıl sonra, kurumların nasıl çalışacağını, hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağını ve hangi problemlerin ortaya çıkacağını bugünden düşünmek gerekiyor. CFN Teknoloji’de, yazılım geliştirme gücümüzü yapay zeka ile bir araya getirerek, kurumların gelecekteki çalışma modellerine bugünden hazırlanmasını sağlayacak çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Sanayi Üretim Endeksi, Ağustos 2026 Sanayi üretimi yıllık %1,9 azaldı
Sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı) incelendiğinde, 2026 yılı Ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre %1,7 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi %2,5 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %1,3 arttı.
Sanayi üretimi aylık %1,0 azaldı
Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2026 yılı Ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre %4,1 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi %1,6 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %3,3 arttı.
İnşaat Maliyet Endeksi, Ağustos 2026
İnşaat maliyet endeksi yıllık %29,59 arttı, aylık %2,04 arttı
İnşaat maliyet endeksi, 2026 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %2,04 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,59 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %2,73 arttı, işçilik endeksi %0,82 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %28,72 arttı, işçilik endeksi %31,20 arttı.
Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık %28,94 arttı, aylık %1,59 arttı
Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre %1,59 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,94 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %2,00 arttı, işçilik endeksi %0,89 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %27,76 arttı, işçilik endeksi %31,05 arttı.
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık %31,68 arttı, aylık %3,46 arttı
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre %3,46 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,68 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %4,95 arttı, işçilik endeksi %0,55 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %31,65 arttı, işçilik endeksi %31,74 arttı.
Hanehalkı Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri, 2025
Hanehalkı Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri Araştırması, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından, hanelerde tüketilen enerjinin alan ısıtma, alan soğutma, su ısıtma, pişirme, aydınlatma ve elektrikli ev aletlerinin kullanımı gibi nihai kullanım alanları ile enerji kaynaklarına göre dağılımının belirlenmesi amacıyla yürütülmektedir. Araştırma kapsamında, hanehalklarının 2025 referans yılında nihai olarak tükettikleri enerji kaynaklarına ait bilgiler derlenmiştir. Ayrıca, bu haber bülteninde, idari kayıtlardaki güncellemeler ve metodolojik değişiklikler doğrultusunda 2022 referans yılı verileri revize edilmiştir. Nihai enerji tüketimine ilişkin istatistikler, haber bülteni ekinde yer alan tablolarda, terajul ve orijinal birim ayrıntısında sunulmaktadır.
Hanehalkı toplam nihai enerji tüketimi 1 milyon 382 bin 611 terajul olarak gerçekleşti
Hanehalkı Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; 2025 yılında hanelerin toplam nihai enerji tüketimi 1 milyon 382 bin 611 terajul olarak gerçekleşti. Hanelerde tüketilen enerji kaynaklarının paylarına göre, nihai enerji tüketiminde %52,1 ile doğal gaz, %19,3 ile elektrik ve %13,3 ile katı biyokütle en çok tüketilen enerji kaynakları oldu.
Hanelerde tüketilen toplam nihai enerjinin %62,0’ı alan ısıtma amacıyla tüketildi
Hanehalkı toplam nihai enerji tüketimi, kullanım amacına göre incelendiğinde; 2025 yılında alan ısıtma amaçlı tüketim, toplam tüketimin %62,0’ını oluşturdu. Alan ısıtmadan sonra, sırasıyla aydınlatma ve elektrikli ev aletleri kullanımı %16,0 ile ikinci sırayı, su ısıtma ise %12,7 ile üçüncü sırayı aldı. Pişirme amaçlı tüketim, toplam tüketimin %8,2’si olurken, alan soğutma ve diğer amaçlı tüketimlerin payı ise %1,0 olarak gerçekleşti.
Doğal gaz en çok alan ısıtma, elektrik ise aydınlatma ve elektrikli ev aletlerinde tüketildi
Hanelerde en çok tüketilen enerji türü olan doğal gazın %74,2’si alan ısıtma, %16,0’ı su ısıtma, %9,8’i ise pişirme amaçlı tüketildi. Elektrikte ise kullanım amacına göre aydınlatma ve elektrikli ev aletlerinde kullanım %83,0 ile ilk sırayı alırken, alan soğutmanın payı %5,3 ve su ısıtmanın payı ise %4,5 olarak gerçekleşti.
Doğal gaz alan ısıtma, su ısıtma ve yemek pişirmede en çok tüketilen enerji kaynağı oldu
Hanelerde alan ısıtma, su ısıtma ve yemek pişirme amacıyla en çok doğal gaz tüketildi. Doğal gazın alan ısıtmadaki payı %62,3 olurken, doğal gazı sırasıyla %20,0 ile katı biyokütle ve %16,1 ile kömür izledi. Su ısıtma %65,5 ile doğal gaz kullanımından sonra en çok %20,5 ile güneş enerjisi kullanıldı. Pişirmede ise %62,6 ile doğal gazın ardından, petrol ürünleri %20,1 ile en çok tüketilen enerji kaynağı oldu.
Türk Telekom’un milli inovasyonuna uluslararası birincilik ödülü
Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, yeni nesil ağ teknolojilerine yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye devam ediyor. Türk Telekom tarafından tamamen milli kaynaklarla geliştirilen, mobil şebekede yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunan M-NEO (Mobil Şebeke Enerji Yönetim Platformu) dünyanın önde gelen teknoloji araştırma şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, ‘Gartner Eye on Innovation Awards’ kapsamında operatörler kategorisinde Avrupa birincisi oldu. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31’in Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom’un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor.
Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, “Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine yapay zeka desteğiyle dinamik ve proaktif şekilde katkı sunan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği bu inovasyonlarla son üç yılda Avrupa’daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını uluslararası ölçekte prestijli bir ödülle taçlandırdı. Türk Telekom, dünyanın önde gelen teknoloji araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, Garter Eye on Innovation Awards kapsamında M-NEO projesiyle Avrupa’daki operatörler arasında birincilik ödülüne layık görüldü. Tamamen milli kaynaklarla geliştirilen M-NEO, mobil baz istasyonlarında yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunuyor. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31 Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom’un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor.
Bu başarı ile yenilikçi yaklaşımını, Ar-Ge gücünü, inovasyon kabiliyetini ve sürdürülebilirlik perspektifini uluslararası ölçekte tescilleyen Türk Telekom, Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme, kritik altyapılarda ve operasyonlarda milli yetkinlikleri artırma ve küresel teknoloji ekosisteminde standartları belirleme vizyonunu somut biçimde ortaya koydu.
Türk mühendislerin küresel teknoloji ekosistemindeki yetkinliklerinin göstergesi
Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, “Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Ürettiğimiz projeleri farklı teknoloji katmanlarına entegre ederek somut değere dönüştürüyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine odaklanan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği inovasyonlarla son üç yılda Avrupa’daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin küresel teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz” dedi.
Türk Telekom’un Ar-Ge ve inovasyon gücü uluslararası standartların zirvesinde
Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sunmak amacıyla milli çözümler geliştirmeye odaklanan Türk Telekom, son iki yıldır milli patent başvurusunda zirvede yer alıyor. Bilim temelli Ar-Ge yaklaşımını benimseyen Türk Telekom, Web of Science 2026 verilerine göre akademik yayınları ve atıf sayısıyla uluslararası standartlara katkı sunan operatörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. 2024 yılında ‘Gartner Eye on Innovatioan Awards’ kapsamında yapay zeka destekli fiziksel hat analizi gerçekleştiren NOVA ALFA (Advance Line Fault Analytics) projesiyle birincilik ödülü kazanan Türk Telekom, son üç yılda elde ettiği iki uluslararası birincilikle Ar-Ge ve inovasyon gücünün uluslararası standartların zirvesinde olduğunu tescilledi.
Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları, Eylül 2026
Aylık en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS)’te oldu
Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde %1,18, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise %1,40 oranlarıyla DİBS’te gerçekleşti.
Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, mevduat faizi (brüt) %0,96 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları %0,44, Euro %1,12, külçe altın %2,24 ve BIST 100 endeksi %6,01 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) %1,19 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları %0,22, Euro %0,89, külçe altın %2,02 ve BIST 100 endeksi %5,79 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.
Mevduat faizi (brüt), üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %3,42, TÜFE ile indirgendiğinde ise %4,11 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde BİST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %9,90, TÜFE ile indirgendiğinde ise %9,29 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.
Altı aylık değerlendirmeye göre mevduat faizi (brüt); Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %1,60, TÜFE ile indirgendiğinde ise %3,15 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde külçe altın Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %16,99, TÜFE ile indirgendiğinde ise %15,73 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.
Yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiri külçe altında gerçekleşti
Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %7,25, TÜFE ile indirgendiğinde ise %5,30 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.
Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından DİBS %5,85 ve mevduat faizi (brüt) %2,17 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi %2,80, Amerikan Doları %7,58 ve Euro %9,33 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise DİBS %3,93 ve mevduat faizi (brüt) %0,32 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi %4,56, Amerikan Doları %9,26 ve Euro %10,97 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.
Kurumsal Sektör Hesapları, 2025
Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 2025 yılında 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin TL oldu
GSMH 2025 yılında bir önceki yıla göre %41,4 artarak 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin TL oldu.Mali olmayan şirketlerin 2025 yılı katma değer içindeki payı %55,5 oldu
Mali olmayan şirketler, toplam ekonomide yaratılan katma değere en fazla katkıyı yapan sektör oldu. Mali olmayan şirketlerin toplam katma değer içindeki payı 2025 yılında %55,5 olarak gerçekleşti. Bu sektörü sırasıyla hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar (HHKOK) ile genel devlet takip etti.
Toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2025 yılında %29,9 oldu
Toplam gayrisafi tasarrufun GSYH’ye oranı 2025 yılında toplam ekonomi için %29,9 oldu. Bu oran mali olmayan şirketler için %15 hanehalkı için %9,1 mali şirketler için %1,7 ve genel devlet için %4,1 oldu.
Gayrisafi hanehalkı tasarruf oranı 2025 yılı için %14,3 oldu
Hanehalkı tasarrufunun harcanabilir gelire oranı olarak tanımlanan tasarruf oranı, 2024 yılında %13,9 iken 2025 yılında %14,3 oldu.
Net borç verme/net borç almanın GSYH’ye oranı toplam ekonomi için 2025 yılında %-1,8 oldu
Toplam ekonomi 2024 yılında GSYH’nin %0,9’u oranında net borç alan pozisyondayken, 2025 yılında %1,8’i oranında net borç alan pozisyonda oldu.
Borusan Contemporary’den ekim ayı çocuk atölyeleri
Borusan Contemporary, yeni sergileri “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ve “Perili”den ilham alan çocuk atölyeleriyle minik sanatseverleri Perili Köşk’ün büyüleyici atmosferinde sanat, oyun, hareket ve üretimle buluşturuyor. Borusan Hikâye Evi ve atölyepikolo işbirliğiyle hazırlanan program, farklı yaş gruplarına yönelik yaratıcı deneyimler sunuyor.
Çağdaş sanatın ilham verici dünyasını çocuklarla buluşturan Borusan Contemporary, ekim ayı boyunca Perili Köşk’te gerçekleşecek kapsamlı bir atölye programına ev sahipliği yapıyor. Atölyeler, müzenin güncel sergileri “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ile “Perili”den ilham alıyor. Program, Borusan Hikâye Evi’nin anlatı odaklı pedagojik yaklaşımını ve atölyepikolo’nun disiplinlerarası üretim anlayışını bir araya getiriyor.
Sergi gezileriyle başlayan atölyelerde çocuklar, birer izleyici olmanın ötesine geçerek eserleri doğrudan deneyimleme imkânı buluyor. Program boyunca renk, doku, şehir, doğa ve mimari gibi temel kavramlar; yaratıcı drama, dans, suluboya, kolaj ve üç boyutlu tasarım gibi farklı ifade biçimleriyle ele alınıyor. Daniel Canogar’ın “250 K” isimli yerleştirmesinden Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarına, Alpler’in karlı zirvelerinden Efes’in antik sahnesine kadar uzanan geniş bir yelpazede çocuklar, kendi sorularını sorarak özgün fikirlerini sanatsal eserlere dönüştürüyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.





