
Büyüksimitci: “Ortak Akılla Hareket Ettik, Yeni Dönemde de İstişareyi Sürdüreceğiz”
Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, 2022-2026 döneminin son Meclis toplantısında yaptığı konuşmada, dört yıllık görev sürecinde sanayicilerle ortak akıl ve istişare içinde çalıştıklarını belirterek, aynı anlayışla Kayseri sanayisinin gelişimine katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi.
Kayseri Sanayi Odası Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Abidin Özkaya başkanlığında, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Abidin Özkaya, son dört yıllık dönemde KAYSO Yönetim Kurulu, Meclis ve Meslek Komiteleriyle birlikte üyelerin sorunlarının çözümü, Kayseri sanayisinin gelişimi ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamak amacıyla istişare içerisinde yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
Ana gündemlerinin her zaman üyelerin sorunları, çözüm önerileri ve sanayi sektörünün ülke ekonomisi açısından taşıdığı önem olduğunu belirten Özkaya, “Ana gündemimiz her zaman ve her toplantıda; üyelerimizin sorunları, çözüm önerileri ve sanayi sektörünün ülkemiz için ne kadar hayati, ne kadar önemli olduğu ile ilgiliydi” ifadelerini kullandı.
Özkaya, “Maalesef coğrafyamızdaki gerilimlere her gün yenileri eklenmekte, mevcut durum tabir yerindeyse içinden çıkılmaz bir hâl almaktadır. Her ne kadar Türkiye olarak basiretli bir dış politika ile gerilimin ve çatışmanın bir tarafı olmamış olsak da petrol, doğal gaz ve emtia tedarikinin ve fiyatlarının aşırı derecede yükselmesi; biz sanayiciler olarak yükselen girdi maliyetleri, tedarik ve nakliye sorunları, zorlaşan finansal koşullar ve ezici Uzak Doğu rekabeti ile karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır” diye konuştu.
Bu tablonun Türkiye ve dünya ekonomisi açısından ekonomik stresin devam edeceği anlamına geldiğini belirten Özkaya, Türkiye’nin savaş bölgelerinin hemen yanı başında bulunmasının tüm sanayi sektörlerini ve sanayicileri olumsuz etkilediğini söyledi.
“Üretimin Zayıflaması En Büyük Tehlikedir”
2026 yılında büyüme hedefinin yüzde 3 olduğu bir dönemde sanayinin, özellikle de emek yoğun sektörlerin büyüme rakamları içerisindeki negatif ayrışmasına dikkat çeken Özkaya, sektörlerin kendi dinamikleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Özkaya, “Önümüzdeki süreçte üretimin çok kıymetli olduğu göz ardı edilmeden, sektör ayrımı yapılmaksızın destek mekanizmaları uzun vadeli olarak düşünülmelidir. Bizler biliyor ve inanıyoruz ki enflasyonla mücadelenin en etkin yolu verimli üretimdir. Enflasyonla mücadelenin sanayinin üretim gücünü zayıflatmaması en büyük isteğimizdir” dedi.
Üretimin zayıflamasının gelecekte üretim ve istihdam açısından önemli riskler doğurabileceğini ifade eden Özkaya, “Üretimin zayıflaması demek, talep üzerinden çözmeye çalıştığımız enflasyon probleminin gelecekte bir üretim ve istihdam riskiyle karşılaşacağımız manasına gelmesidir. İleriye doğru üretim ve yatırım iştahının azalması, üretime soğuk bakılması ülkemizin geleceği için en büyük tehlikedir” şeklinde konuştu.
Daha sonra kürsüye gelen Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, 4 Ekim’de yapılacak organ seçimleriyle yeni bir dönemin eşiğinde olduklarını belirterek, “Bu vesileyle, geride bıraktığımız dört yıla kısaca bakmak istiyorum” dedi.
“Kayseri Sanayici Üretmeye Devam Etti”
Pandeminin etkilerinin devam ettiği bir dönemde göreve başladıklarını kaydeden Büyüksimitci, son dört yılda yüksek enflasyon, artan maliyetler, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, ihracat pazarlarındaki değişimler ve küresel rekabetin sanayicilerin gündeminde önemli yer tuttuğunu söyledi.
Tüm bu zorluklara rağmen Kayseri sanayicisinin üretmeye, istihdamını korumaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini vurgulayan Büyüksimitci, KAYSO olarak bu süreçte sanayicinin yanında olduklarını belirterek, “Sorunlarımızı ilgili mercilere taşıdık. Çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Kamu kurumlarımızla, yerel yönetimlerimizle ve iş dünyamızın diğer temsilcileriyle istişare ettik” dedi.
“Çalışmalarımızı Ortak Akılla Yürüttük”
Geride kalan dört yılda KAYSO olarak birçok alanda somut çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getiren Büyüksimitci, “Model Fabrikamızla sanayicimizin verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttük. Erciyes OSB’nin kuruluşunu tamamlayarak önemli bir yatırım alanını Kayseri sanayisine kazandırdık. Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayi İhtisas OSB projemizde önemli bir aşama kaydettik. Geri dönüşüm ve yeşil dönüşüm konusunda çalışmalarımızı sürdürdük. E-ihracat alanında üyelerimizin yeni pazarlara ulaşmasına katkı sağladık. Mesleki eğitimden dijital dönüşüme kadar birçok alanda projeler geliştirdik. KAYSO Akademi ile firmalarımızın yönetim, ihracat ve insan kaynağı kapasitesini geliştirmeye çalıştık. Girişimlerimiz sonucunda faaliyete geçen Gümrüklü Hava Kargo Sahası ile Kayseri ihracatının lojistik imkânlarını güçlendirdik. Yeni organize sanayi bölgelerimiz, İncesu OSB iltisak hattı ve savunma-havacılık ekosistemimiz için ilgili kurumlarımızla yakın iş birliği yürüttük” dedi.
Bu çalışmaların ortak aklın ürünü olduğuna dikkat çeken Büyüksimitci, “Bu çalışmaların hiçbiri tek bir kişinin veya tek bir kurumun gayretiyle ortaya çıkmadı. Meclisimizle birlikte yaptık. Yönetim Kurulumuzla birlikte yaptık. Meslek Komitelerimizle birlikte yaptık. Üyelerimizin görüş ve önerileriyle şekillendirdik. Kısacası ortak akılla hareket ettik” diye konuştu.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na Teşekkür
Konuşmasında TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na da teşekkür eden Büyüksimitci, Hisarcıklıoğlu’nun Kayseri ve sanayicilerin gündemine gösterdiği yakın ilgi, yol göstericiliği ve desteğine dikkat çekti. Büyüksimitci, “İki dönemdir TOBB Yönetim Kurulunda birlikte görev yaparken, Kayseri’nin ve sanayicimizin gündemine gösterdiği yakın ilgiye, yol göstericiliğine ve desteğine bizzat şahidim” dedi. Büyüksimitci, KAYSO Yüksek İstişare Kurulu üyelerine de tecrübeleri, yapıcı değerlendirmeleri ve Odanın kurumsal hafızasına sundukları katkılar için teşekkür etti.
“Ortak Paydamız Kayseri, Ortak Hedefimiz Daha Güçlü Bir Sanayi”
4 Ekim’de yapılacak organ seçimlerine de değinen Büyüksimitci, seçimlerin kurumların yenilenmesinin ve hizmet iradesinin tazelenmesinin doğal bir parçası olduğunu söyledi. “Biz bu süreci bir ayrışma vesilesi değil, KAYSO’yu ve Kayseri sanayisini daha ileri taşıma yarışı olarak görüyoruz” diyen Büyüksimitci, yeni dönemde Meclis ve Meslek Komitelerinin aynı hizmet anlayışı ve yenilenen bir heyecanla çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.
Büyüksimitci, “Bizim için esas olan unvanlar değil; birlikte verdiğimiz emek, kurduğumuz gönül bağı ve Kayseri sanayisine hizmet etme irademizdir” diyerek, KAYSO’nun kapısının ve gönlünün bütün üyelere açık olmaya devam edeceğini söyledi.
“Çünkü bizim ortak paydamız Kayseri, ortak hedefimiz daha güçlü bir sanayi ve daha güçlü bir Türkiye’dir” ifadeleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi.
Yeni Dönemin Öncelikleri
Yeni dönemde sanayicinin rekabet gücünün artırılması, ihracat ve yatırımların geliştirilmesi ve nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi için çalışacaklarını belirten Büyüksimitci, dijital ve yeşil dönüşüm başta olmak üzere sanayinin geleceğini ilgilendiren alanlarda çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.
Yapay zekânın üretimden kaliteye, bakımdan enerji yönetimine, finanstan karar süreçlerine kadar sanayinin farklı alanlarında doğru ve güvenli biçimde kullanılmasını destekleyeceklerini belirten Büyüksimitci, mobilya, elektrikli ev aletleri, kablo, makine ve metal gibi güçlü sektörlerde ölçek, tasarım, markalaşma ve verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmaların devam edeceğini ifade etti.
Savunma, havacılık, elektronik ve diğer teknoloji yoğun alanlarda yeni yatırımların önünü açacak çalışmalar yapılacağını, gençlerin sanayiyle buluşması ve nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesinin de öncelikler arasında yer alacağını kaydeden Büyüksimitci, yeni dönemin çalışma anlayışını şöyle özetledi: “İstişareyi sürdüreceğiz. Ortak akılla hareket edeceğiz. Sanayicimizin sorunlarını ilgili mercilere taşımaya devam edeceğiz.”
“En kıymetli kazanımımız birlik ve beraberliğimizi korumamız”
Konuşmasının sonunda geride kalan dört yılın en önemli kazanımının birlik ve beraberliğin korunması olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, “Zaman zaman farklı düşündük; ancak birbirimizi dinlemekten, istişare etmekten ve ortak bir yol bulmaktan vazgeçmedik” dedi.
Meclisin gerçek gücünün farklılıkları ortak hedefler etrafında buluşturabilmek olduğunu belirten Büyüksimitci, geride bırakılan dönemde emeği bulunan Meclis Başkanına, Meclis Başkanlık Divanına, Yönetim Kurulu üyelerine, Meslek Komitelerine ve Oda çalışanlarına teşekkür etti.
Kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcilerine de teşekkürlerini ileten Büyüksimitci, Meclis üyelerine dört yıl boyunca verdikleri emek, destek ve katkılar için şükranlarını sundu.
Büyüksimitci, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu dört yıllık yolculuğun sonunda hepinizden helallik diliyorum. Benden yana varsa hakkım, helal olsun. İnşallah bundan sonra da birlik ve beraberlik içerisinde, ortak akıl ve istişareyle Kayseri sanayisine hizmet etmeye devam edeceğiz. Yeni dönemin Odamız, sanayicilerimiz, şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”
Muhtemel Eğitim Süresi, 2025
Kayseri’de muhtemel eğitim süresi (ilkokul-yükseköğretim) 2025 yılında 17,0 yıl oldu.
Muhtemel Eğitim Süresi (MES); eğitim hayatına başlayan bir bireyin, eğitimde geçirmesi beklenen toplam örgün eğitim süresini ifade etmektedir. Gösterge, teorik eğitim sürelerinin yanı sıra eğitim sistemindeki fiili kayıt sayılarını esas almakta ve ideal veya kesintisiz bir eğitim süresini değil, mevcut eğitim katılım dinamikleri doğrultusunda beklenen eğitimde kalma süresini yansıtmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından Türkiye dâhil olmak üzere tüm ülkeler için ülkeler düzeyinde yayımlanan MES, ulusal politikalara da yön verebilecek şekilde il düzeyinde resmi istatistik olarak üretilerek bu haber bülteni ile yayımlanmaktadır.
Muhtemel eğitim süresi 2025 yılında 16,8 yıl oldu
Türkiye’de ilkokula başlama çağındaki bir bireyin en yüksek eğitim kademesini tamamlayana kadar eğitim hayatında geçirmesi muhtemel süre 2025 yılında 16,8 yıl oldu. İlkokul çağındaki bir bireyin ortaöğretimi tamamlayana kadar eğitimde geçirmesi muhtemel süre 11,9 yıl, okul öncesi eğitimde ise 1,6 yıl olarak hesaplandı.
Muhtemel eğitim süresi 2025 yılında %2,4 azaldı
İlkokula başlama çağındaki bir bireyin en yüksek eğitim kademesini tamamlayana kadar eğitim hayatında geçirmesi muhtemel süre bir önceki yıla göre toplamda %2,4 azaldı. MES, erkeklerde 2024 yılına göre %2,5’lik azalış ile 16,3 yıl olurken, kadınlarda %2,4’lük azalış ile 17,2 yıl oldu.
Muhtemel eğitim süresi OECD ortalamasının üzerinde gerçekleşti
OECD ülkelerine ait en güncel veri yılı olan 2024 yılına göre ilkokul-yükseköğretim kademesinde muhtemel eğitim süresi OECD ortalaması 16,6 yıl iken, Türkiye ortalaması 17,2 yıl oldu. OECD ülkeleri arasında MES’in en yüksek olduğu ülke 20,9 yıl ile Yunanistan, en düşük olduğu ülke 14,3 yıl ile Kolombiya oldu.
Muhtemel eğitim süresi en yüksek değerine Bayburt ve Karabük’te ulaştı
2025 yılında, il düzeyinde en yüksek muhtemel eğitim süresi 18,6 yıl ile Bayburt ve Karabük’te gerçekleşti. Bayburt ve Karabük’ü, 18,4 yıl ile İstanbul ve 18,3 yıl ile Tunceli izledi. Muhtemel eğitim süresi en düşük olan il 13,8 yıl ile Şanlıurfa olurken, bu ili sırasıyla 14,1 yıl ile Şırnak ve 14,3 yıl ile Muş izledi.
En yüksek muhtemel eğitim süresi değerleri erkeklerde Bayburt, kadınlarda Tunceli’de gerçekleşti
Türkiye genelinde MES, 2025 yılında kadınlar için 17,2 yıl, erkekler için ise 16,3 yıl oldu. Kadınlarda en yüksek MES değeri Tunceli’de, erkeklerde ise Bayburt’ta gerçekleşti. Erkeklerde Bayburt’u Erzincan, Karabük, İstanbul ve Bolu izlerken; kadınlarda Tunceli’yi Karabük, İstanbul, Rize ve Ankara izledi.
Muhtemel eğitim süresinin erkeklerde en düşük olduğu il olan Şanlıurfa’yı, sırasıyla Ağrı, Şırnak, Muş ve Hakkari takip ederken; MES’in en düşük olduğu iller kadınlarda; Şanlıurfa, Şırnak, Muş, Mardin ve Ağrı oldu.htemel eğitim süresi kapsamında cinsiyet eşitliği endeksi 2025 yılında da kadınlar lehine arttı
MES kapsamında cinsiyet eşitliği endeksi, kadın MES değerinin erkek MES değerine oranı ile hesaplanır. ISCED 1-8 kademesinde (ilkokul-yükseköğretim) MES kapsamında cinsiyet eşitliği endeksi 2025 yılında 1,05 oldu. 2018 yılında 0,97 olan endeks, 2025 yılında 0,08 puanlık artış göstererek kadınlar lehine değişim göstermeye devam etti.
Endeksin en yüksek olduğu iller sırasıyla 1,13 ile Iğdır, 1,11 ile Tunceli, 1,10 ile Bartın, 1,09 ile Çankırı ve Kars oldu. Cinsiyet eşitliği endeksinin en düşük olduğu iller ise sırasıyla 0,97 ile Bitlis, 0,99 ile Şanlıurfa, Siirt, Bayburt, 1,00 ile Muş, Erzurum ve Batman oldu.
Ekonomik Güven Endeksi, Eylül 2026 Ekonomik güven endeksi 101,3 oldu
Ekonomik güven endeksi Ağustos ayında 100,6 iken, Eylül ayında %0,7 oranında artarak 101,3 değerini aldı.
Bir önceki aya göre Eylül ayında tüketici güven endeksi %1,3 oranında artarak 91,9 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %0,1 oranında artarak 102,5 değerini, hizmet sektörü güven endeksi aynı düzeyde kalarak 111,9 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %1,1 oranında artarak 111,3 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %0,2 oranında azalarak 83,0 değerini aldı.
“Gıda kaybını azaltmanın yolu kaynağında önlemekten geçiyor”
FAO verilerine göre dünyada üretilen gıdanın yüzde 13,3’ü daha perakende aşamasına ulaşmadan kayboluyor. Novonesis Türkiye, biyoçözümlerin raf ömrünü destekleme, üretim kayıplarını azaltma ve hammaddeden daha fazla değer elde etme konusunda sunduğu imkânlara dikkat çekiyor.
Gıda kaybı ve israfı, yalnızca tüketici aşamasında ortaya çıkan bir sorun değil. Hammaddenin işlenmesinden üretime, lojistikten raf ömrüne kadar değer zincirinin farklı aşamalarında yaşanan kayıplar, gıdanın tüketiciye ulaşmadan önce de sistemin dışına çıkmasına neden olabiliyor. Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında konuyu gündeme getiren Novonesis Türkiye, biyoçözümlerin raf ömrünü destekleme, üretim kayıplarını azaltma ve hammaddeden daha fazla değer elde etme konusunda sunduğu imkânlara dikkat çekiyor.
Daha az kayıp, aynı kaynaklarla daha fazla gıda demek
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) güncel küresel tahminlerine göre, 2023 yılında üretilen gıdanın yüzde 13,3’ü hasat sonrası süreçte ve perakende aşamasına ulaşmadan kayboldu. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) Gıda İsrafı Endeksi 2024 Raporu ise 2022 yılında perakende, gıda hizmetleri ve hanelerde 1,05 milyar ton gıdanın israf edildiğini; bunun tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 19’una karşılık geldiğini ortaya koyuyor.
Ekmekten yoğurda, meyveden üretim hattına
Gıda kaybıyla mücadelede odağın yalnızca oluşan atığı yönetmekten, kaybı oluşmadan önlemeye doğru genişlemesi gerektiğini belirten Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “FAO’nun verileri, dünyada üretilen gıdanın yüzde 13,3’ünün daha perakende aşamasına ulaşmadan kaybolduğunu gösteriyor. Bu çok önemli bir oran ve bize çözümün yalnızca tüketici aşamasında aranamayacağını açıkça anlatıyor. Ürün henüz üretim hattındayken veya raftayken kaliteyi, dayanıklılığı ve verimliliği güçlendirmek gerekiyor. Biyoçözümler de tam bu noktada raf ömrünü desteklemeye, üretimde daha istikrarlı sonuçlar elde etmeye ve aynı miktarda hammaddeden daha fazla kullanılabilir ürün üretmeye yardımcı oluyor.”
Biyolojik çözümlerin sahadaki etkisine ilişkin somut örnekler de paylaşan Tunçkol, sözlerini şöyle sürdürdü: “Novonesis’in küresel tahminine göre FreshQ® kültürleri, değer zinciri genelinde her yıl yaklaşık 80 bin ton yoğurdun israf edilmesini önlemeye yardımcı oluyor. Bu, yaklaşık 480 milyon kap yoğurdun tüketiciye ulaşabilmesi anlamına geliyor. Bu küresel bir tahmin ancak biyolojinin gıda kaybını azaltmada yaratabileceği etkinin ölçeğini göstermesi açısından önemli. Daha az kayıp; aynı kaynaklarla daha fazla gıda üretmek, üretici açısından daha yüksek verim ve ekonomi açısından daha fazla değer yaratmak demek.”
FreshQ® tahmini süt ürünleri üretimi, perakende ve hane aşamalarındaki toplam etkiyi kapsıyor ve Türkiye’ye özgü değil.
Biyoçözümler gıda üretiminin farklı aşamalarında kaybın azaltılmasını destekleyebiliyor. Fırıncılıkta kullanılan enzimler, ekmeğin nemini, yumuşaklığını ve esnekliğini daha uzun süre korumasına yardımcı olarak bayatlama kaynaklı iadelerin azaltılmasına katkı sağlıyor. Fermente süt ürünlerinde seçilmiş faydalı kültürler, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların gelişimini baskılamaya yardımcı olurken ürünün taze tadının ve dokusunun raf ömrü boyunca korunmasını destekliyor. Meyve ve içecek üretiminde kullanılan enzim temelli çözümler ise hammaddeden daha yüksek verim alınmasına ve aynı miktardaki tarımsal hammaddeden daha fazla ürün elde edilmesine katkıda bulunabiliyor. Enzimler ve kültürler, üretim süreçlerinin daha istikrarlı işlemesini destekleyerek kalite standartlarını karşılamayan ürünlerin ve üretim kayıplarının azaltılmasına da yardımcı olabiliyor.
Türkiye için daha az kayıp, daha fazla ekonomik değer
Güçlü tarımsal üretim kapasitesi ve gelişmiş gıda sanayisiyle Türkiye açısından gıda kaybının azaltılması; hammaddenin daha etkin kullanılması, üretim maliyetlerinin daha iyi yönetilmesi, tedarik zincirinin dayanıklılığının artırılması ve ihracat rekabetçiliğinin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Biyoçözümler, mevcut üretim altyapılarında kalite ve verimlilik iyileştirmelerini destekleyerek üreticilerin hem değişen tüketici beklentilerine hem de uluslararası pazarlardaki kalite gerekliliklerine yanıt vermesine katkı sağlıyor.
Türkiye’de Tüketicilerin %96’sı Beyaz Eşya Tercihinde Enerji Verimliliğini Önemsiyor
Arçelik, 12 ülkede gerçekleştirdiği Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması kapsamında tüketicilerin mutfak alışkanlıklarına ışık tutan bulguları paylaştı. Araştırmaya göre; bulaşık makinesi, buzdolabı ve fırın birlikte ele alındığında, enerji tasarrufu ayarlarını kullanma oranı dünyada yaklaşık %50 iken, Türkiye’de %60’a ulaşıyor. Daha akıllı özelliklere sahip cihazlara yönelik beklenti de Türkiye’de yüksek seyrediyor. Bu oran buzdolabı, dondurucu ve fırında %74, bulaşık makinesinde ise %72 olarak ölçülüyor. Arçelik, tüketicilerin bu beklentilerine yapay zekâ desteği, yüksek performans, enerji verimliliği ve kullanım kolaylığını bir araya getiren çözümleriyle yanıt veriyor.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, “Global ölçekte gerçekleştirdiğimiz Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması, tüketicilerimizin ev teknolojilerinden beklentileri ve tasarruf alışkanlıkları hakkında değerli içgörüler sunuyor. Araştırmamız, Türkiye’de tüketicilerin %96’sının beyaz eşya seçiminde kullanım maliyetleri ve enerji verimliliğini önemsediğini ortaya koyuyor. %62’si enerji ve su tüketim takibini, %42’si ise kullanım alışkanlıklarına göre kendini ayarlayan programları en faydalı akıllı özellikler arasında gösteriyor. Arçelik olarak 35 yılı aşkın köklü ar-ge birikimimiz sayesinde yapay zekâ ve ileri teknolojilerden de yararlanarak tüketicilerimize yüksek performans, dayanıklılık ve enerji tasarrufunu bir araya getiren ürünler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de yapay zekâ destekli teknolojilerle enerji ve su verimliliğini daha da ileri taşıyan, her evde sürdürülebilir yaşamı destekleyen ürünler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Ev teknolojileri sektörünün öncü şirketi Arçelik, Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın mutfak alışkanlıklarına ilişkin sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğinde 12 ülkede 6 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına dair bakışını inceliyor. Araştırmanın mutfağa ilişkin sonuçları ise tüketicilerin enerji tasarrufu sağlayan özellikleri kullanımında dikkat çekici bulgular ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçlarına göre; Türkiye’de bulaşık makinesi, buzdolabı ve fırında enerji tasarrufu ayarlarının kullanım oranları 12 ülke ortalamasının üzerinde seyrediyor. Bu üç ürün grubu birlikte değerlendirildiğinde, enerji tasarrufu ayarlarını çoğunlukla veya her zaman kullananların oranı 12 ülke genelinde yaklaşık %50 iken, Türkiye’de bu oran %60’a ulaşıyor. Bulaşık makinesinde bu ayarları kullananların 12 ülke ortalamasında oranı yaklaşık %62 iken Türkiye’de %66’ya çıkıyor. Buzdolabı ve dondurucuda %49 olan ortalama Türkiye’de 65’e, fırında ise %38’den %50’ye yükseliyor.
Araştırma, Türkiye’de tüketicilerin mutfak cihazlarının daha akıllı hale gelmesine yönelik beklentilerini de ortaya koyuyor. Katılımcıların %74’ü buzdolabı ve dondurucuların, yine %74’ü fırınların, %72’si ise bulaşık makinelerinin daha akıllı olmasını istediğini ifade ediyor. Öte yandan Türkiye’deki katılımcıların %21’i enerji tasarrufu sağladığını düşünerek bulaşıkları elde yıkadığını, %23’ü ise enerji tasarrufu amacıyla fırını kullanmadan önce ısıtmadığını belirtiyor.
Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural: “Türkiye’de tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketimi takibini en faydalı akıllı özellikler arasında gösteriyor”
Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçlarını değerlendiren Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, “Mutfaklar, tüketicilerimizin gün içinde pek çok işi bir arada yürüttüğü, zamanı ve kaynakları verimli kullanmaya özen gösterdiği alanların başında geliyor. Mutfakta kullanılan teknolojilerin günlük hayatı kolaylaştırması ve tasarrufa katkı sağlaması bu nedenle büyük önem taşıyor. Araştırmamıza göre; Türkiye’de tüketicilerin %96’sı beyaz eşya seçiminde kullanım maliyetlerini ve enerji verimliliğini önemsiyor. Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibini, %42’si ise kullanıma göre kendini ayarlayan programları en faydalı akıllı özellikler arasında gösteriyor. Bu sonuçlar, tüketicilerin hayatı kolaylaştıran ve tasarrufa katkı sağlayan akıllı çözümlere yönelik beklentisinin giderek arttığını gösteriyor. Arçelik olarak 71 yıllık deneyimimizle teknolojiyi evlerde somut fayda sağlayan çözümlere dönüştürüyoruz. 35 yılı aşkın köklü ar-ge birikimimiz sayesinde yapay zekâ ve ileri teknolojilerden de yararlanarak tüketicilerimize yüksek performans, dayanıklılık ve enerji tasarrufunu bir araya getiren ürünler sunuyoruz. Bizim için enerji ve suyun verimli kullanılması, ev bütçesine sağladığı katkının yanı sıra doğal kaynakların korunması açısından da önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde de yapay zekâ destekli teknolojilerle enerji ve su verimliliğini daha da ileriye taşıyan ve her evde sürdürülebilir yaşamı destekleyen ürünler geliştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Arçelik, tüketicilerin enerji verimliliği ve kullanım kolaylığı beklentilerine, bulaşık yıkamadan soğutma ve pişirmeye kadar mutfağın farklı ihtiyaçlarına yönelik sunduğu yapay zekâ destekli çözümlerle yanıt veriyor.
Yapay zekâ destekli yıkamayla enerji ve su tasarrufu
Arçelik’in yapay zekâ destekli bulaşık makineleri, bulaşıkların miktarını ve kirlilik düzeyini algılayarak en uygun yıkama koşullarını otomatik olarak belirliyor. Kullanıcıların program seçimini kolaylaştıran bu teknoloji, enerji ve su tüketiminde %50’ye varan tasarruf sağlarken yıkama süresini de %50’ye kadar kısaltıyor.[1] Otomatik kapı açma özelliği ise program sonunda makinenin kapağını otomatik açarak ortamdaki doğal hava akışından yararlanıyor ve ekstra enerji tüketmeden 5 kata kadar daha yüksek kurutma performansı sağlıyor.[2] HomeWhiz uygulamasındaki Enerji Yönetimi ve Takip Paneli ise kullanıcıların enerji ve su tüketimlerini farklı zaman dilimlerinde takip etmesine ve tasarruf önerilerinden yararlanmasına olanak tanıyor.
Buzdolabında kullanım alışkanlıklarına göre enerji tasarrufu
Arçelik’in OptiCool yapay zekâ teknolojisine sahip buzdolapları kullanım alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek soğutma sistemini ihtiyaca göre düzenliyor. HomeWhiz uygulaması üzerinden fanların ve kompresörün çalışmasını optimize eden teknoloji, %20’ye varan ek enerji tasarrufu sağlıyor.[3] Kullanıcılar uygulama aracılığıyla enerji tüketimlerini takip edebiliyor. ProSmart Inverter teknolojisi ise soğutma performansını düşük enerji tüketimiyle destekliyor. Böylece gün boyunca çalışan buzdolabı, evdeki günlük rutinlere uyum sağlayarak enerjinin daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyor.
Gıdaları tanıyan yapay zekâ ile otomatik pişirme
Arçelik’in yapay zekâ destekli kameralı ankastre fırını, 45 farklı gıdayı tanıyarak uygun pişirme sıcaklığını ve süresini otomatik olarak belirliyor. İstenen kızarıklık ve pişme seviyesine ulaşıldığında işlemi otomatik olarak sonlandırıyor. HomeWhiz uygulaması üzerinden fırının içini canlı izleme imkânı sunan cihaz, kullanıcıların fırının kapağını açmadan pişirme sürecini takip etmesini sağlayarak ısı kaybını azaltmaya yardımcı oluyor. HomeWhiz Tarif Dünyası ile 1.500’den fazla tarife erişim sunan fırın ile tüketiciler seçilen tarifleri tek dokunuşla fırına aktarılabiliyor ve pişirme sürecinin uzaktan kontrol edebiliyor; böylece yemek hazırlama deneyimi daha kolay, daha akıllı ve daha keyifli hale geliyor. A+ enerji sınıfı ise yüksek pişirme performansını enerji verimliliğiyle buluşturarak daha sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.
Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi hakkında
Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması, J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirildi. Her ülkede yaş, cinsiyet, coğrafi bölge ve eğitim düzeyine göre temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan araştırma; tüketicilerin beyaz eşya satın alma kriterleri, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duydukları güven, enerji farkındalıkları ve geleceğe yönelik beklentileri hakkında kapsamlı içgörüler sunuyor.
[1] Enerji ve su tüketimi ile yıkama süresine ilişkin karşılaştırmalarda Yoğun 70°C programı referans alınmıştır.
[2] Bağımsız üçüncü taraf laboratuvar tarafından Mini 30 programında, kapı açık ve kapalı senaryolarıyla yapılan testlerde, otomatik kapı açma teknolojisiyle 5 kata kadar daha yüksek kurutma performansı ölçülmüştür. Sonuçlar kullanım koşullarına göre değişebilir.
[3] OptiCool yapay zekâ teknolojisi, HomeWhiz uygulaması üzerinden kullanım alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek fanların ve kompresörün çalışmasını ihtiyaca göre düzenler. Yapay zekâ desteği i sayesinde enerji tüketimini optimize ederek %20’ye varan ek enerji tasarrufu sağlar. Sonuçlar kullanım koşullarına ve alışkanlıklarına göre değişiklik gösterebilir.
Besler 9. Sürdürülebilirlik Raporunu yayımladı:
Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ kategorilerinde faaliyet gösteren, sektörün öncü şirketlerinden Besler, 9. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Döngüsel Bereket” yaklaşımıyla hazırlanan rapor, sürdürülebilirliği çevresel, ekonomik ve toplumsal değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alıyor. Besler’in doğal kaynakları korumaya, üreticileri güçlendirmeye ve uzun vadeli, sürdürülebilir büyümeyi desteklemeye yönelik çalışmalarını ise “Doğayı Besler, Değeri Besler, Geleceği Besler” başlıkları altında ortaya koyuyor.
Raporda açıklanan 2025 yılı sonuçları arasında, şirketin operasyonlarından kaynaklanan toplam Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarının bir önceki yıla göre yüzde 21 azaltılması, 2 bin 181 kadın üreticinin eğitim programlarına katılması, güneş enerjisi yatırımlarının sürdürülmesi ve Ar-Ge yatırımlarının 90,7 milyon TL’ye ulaşması öne çıkıyor. Bu sonuçlar, Besler’in sürdürülebilirlik yaklaşımını somut uygulamalara ve ölçülebilir çıktılara dönüştürdüğünü gösteriyor.
Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarını bünyesinde barındıran Besler, 1 Ocak-31 Aralık 2025 dönemini kapsayan 9. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı.
Sürdürülebilirlik yaklaşımını “Döngüsel Bereket” anlayışıyla “Doğadan Başlar- Doğayı Besler, Birlikte Değer Kazanır- Değeri Besler ve Geleceğe Taşınır- Geleceği Besler” şeklinde üç stratejik eksende ele alan Besler’in 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği uygulamaları bu yaklaşımın sahadaki karşılığını yansıtıyor.
Doğayı Besler Ekseninde Yatırımlar ve Somut Sonuçlar
Besler, 2025 yılında doğal kaynakların korunmasını üretim süreçlerinin temel unsurlarından biri olarak ele aldı. Şirket, 21,7 milyon TL’yi aşan yatırımla 26 enerji verimliliği projesini hayata geçirirken, tamamlanan çalışmalar sayesinde 8.569 MWh enerji tasarrufu sağladı. Operasyonlarından kaynaklanan toplam Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını ise bir önceki yıla göre yüzde 21 azalttı. Besler, Afyon Emirdağ Fabrikası’nda çatı GES yatırımının kurulum sürecini başlattı. Earthworm Foundation ile başlatılan iş birliği kapsamında ise tedarik zincirinde izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve ormansızlaşma risklerinin uydu tabanlı teknolojiler aracılığıyla daha etkin biçimde yönetilmesi hedefleniyor.
Değeri Besler ekseninde Üretici, Çalışan ve Toplum Odaklı Değer Yaratımı
Sürdürülebilir büyümenin değer zincirindeki tüm paydaşlarla birlikte mümkün olduğuna inanan Besler, 2025 yılında “Değeri Besler” yaklaşımını çalışanlara, üreticilere ve topluma yönelik uygulamalarla güçlendirdi. Şirket, tarımsal ham madde alımlarının yüzde 88,2’sini sözleşmeli tarım modeliyle gerçekleştirirken; çiftçilere alım garantisinin yanı sıra eğitim, finansal destek ve ziraat mühendisleri aracılığıyla danışmanlık sağladı.
Tarımda fırsat eşitliğini desteklemek amacıyla yürütülen Tarımın Kadın Yıldızları projesi kapsamında, yıl boyunca düzenlenen 18 eğitim programına 2 bin 181 kadın üretici katıldı. Projenin etkisini üretimden tüketiciye taşıyan Besler, kadın üreticilerin emeğini görünür kılan Ege’den Hasat Bezelye’yi tüketicilerle buluşturdu. Tarımın Genç Yıldızları Staj Programı ile gençleri de sürece dahil ederek tarım sektöründe kapsayıcılığın güçlendirilmesine katkı sağladı.
Geleceği Besler Ekseninde Ar-Ge, İnovasyon ve Yeşil Dönüşüm Yatırımları
Besler, tarladan sofraya uzanan değer zincirinin geleceğini şekillendirecek çözümler geliştirmek amacıyla Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarını sürdürdü. Şirketin 2025 yılı Ar-Ge yatırımları 90,7 milyon TL’ye ulaşırken, yıl içinde 14 proje tamamlandı ve 22 projedeki çalışmalar devam etti.
Atık yağların değerlendirilmesi, biyobazlı ambalajların geliştirilmesi, patates işleme süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünlerin yeniden kullanılması ve fonksiyonel gıda bileşenlerinin geliştirilmesine yönelik projelerle döngüsel ekonomi yaklaşımı inovasyonla desteklendi. Bu alandaki öncü çalışmalardan biri olan SAFER Akıllı Tarla Karar Destek Platformu ile ürün kalitesinde yaklaşık yüzde 24, verimlilikte yüzde 17 artış sağlanırken, kaynak kullanımı yüzde 40 azaltıldı.
Besler, inovasyon çalışmalarının tüketiciye yansıması olarak 2025 yılında dondurulmuş ve konserve gıda, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürünü pazara sundu. Şirket ayrıca Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile imzaladığı, 25 milyon Euro tutarında ve yedi yıl vadeli finansman anlaşmasıyla yeşil dönüşüm yatırımları ve kapsayıcı kalkınma hedefleri için ilave kaynak sağladı.
Mert Altınkılınç: “Döngüsel Bereket yaklaşımıyla sürdürülebilirlik dönüşümümüze devam ediyoruz”
Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, gıda sektörünün geleceğinin; doğal kaynakların korunduğu, üreticinin güçlendirildiği, teknolojinin etkin kullanıldığı ve güvenli gıdaya sürdürülebilir erişimin sağlandığı bir değer zinciriyle mümkün olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Bizim için bereket; doğadan aldığımız değeri korumak, değer zincirimizdeki tüm paydaşlarımızla birlikte çoğaltmak ve gelecek nesillere taşımak demek. Çiftçiden başlayarak üretim, işleme ve dağıtım süreçleri üzerinden sofraya uzanan bu zincirin her aşamasında toprağı koruyan, kaynakları verimli kullanan, israfı azaltan ve değer yaratan bir anlayışla hareket ediyoruz. Tarımdan Ar-Ge’ye, enerji verimliliğinden inovasyona kadar attığımız her adımı, geleceğin sürdürülebilir gıda değer zincirine yönelik uzun vadeli bir yatırım olarak görüyoruz. Herkesin güvenli ve yüksek kaliteli gıdaya erişimini sağlama misyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Kırıkkale’de ÇİFÇİNİN Yedi Yıllık EMEĞİNE AURAN SAHİP ÇIKTI
Sosyal medyada gündem olan, Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde yedi yıldır lavanta yetiştiriciliği yapan Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çiftinin, artan maliyetler ve pazar sorunu nedeniyle üretimi bırakma noktasına gelmesi üzerine Auran Kozmetik harekete geçti. Şirket, üreticinin elindeki lavantaların tamamını satın alırken Auran çalışanları da hasat sürecine katılarak üretici aileyle birlikte tarlada çalıştı.
Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde yedi yıldır lavanta yetiştiriciliği yapan Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çiftinin yaşadığı zorluklar, geçtiğimiz haftalarda kamuoyuna yansıdı. Ürünlerine alıcı bulmakta zorlanan ve lavanta yağının çıkarılabileceği tesislere erişimde maliyet sorunu yaşayan çift, yıllardır emek verdikleri lavanta bahçesini sökme noktasına geldi.
Üreticinin yaşadığı süreci öğrenen Auran Kozmetik, Karaahmetli’deki lavantaların tamamını satın alarak yedi yıllık emeğin karşılık bulmasına katkı sağladı. Auran çalışanları da Kırıkkale’ye giderek tamamen insan gücüyle gerçekleştirilen hasat sürecinde Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çiftiyle birlikte çalıştı.
Bir lavanta bahçesinden daha fazlası
Auran Kozmetik açısından bu süreç, yalnızca lavanta satın alınmasından ibaret olmadı.
Yedi yıl boyunca emek verilerek yetiştirilen bir bahçenin, ekonomik nedenlerle sökülme ihtimali şirket için sürecin en dikkat çekici noktası oldu. Üreticinin sesine kulak veren Auran, sahip olduğu imkânlar doğrultusunda bu emeğin karşılıksız kalmamasına katkıda bulunmayı tercih etti.
Koku sektöründe faaliyet gösteren Auran için lavanta önemli bir hammadde olmakla birlikte, Karaahmetli’deki hikâyenin merkezinde ürünün kendisinden çok onu yetiştiren insanların emeği yer aldı.
Auran Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Karataş, sürece ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Bu hikâyeyi duyduğumuzda bizim dikkatimizi çeken ilk şey lavantadan çok, yıllardır verilen emek oldu. Yedi yıl boyunca yetiştirilen bir bahçenin ekonomik nedenlerle sökülme ihtimali bizi etkiledi. Bir üreticinin yıllardır verdiği emeğin göz göre göre zayi olmasına gönlümüz razı gelmedi. Biz de yapabileceğimiz en somut şeyi yaparak lavantaları satın aldık ve ekibimizle birlikte hasada katıldık.”
Karataş, üreticinin sesinin duyulmasının önemine de dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Bazen insanların çok büyük çözümlerden önce seslerinin duyulmasına ihtiyacı oluyor. Karaahmetli’de bizim için en kıymetli taraf buydu. Bir üreticinin yaşadığı zorluğu duyduk, tarlaya gittik, yanlarında olduk ve birlikte çalıştık. Bu emeğin karşılık bulmasına küçük de olsa katkı sağlayabilmiş olmak bizim için yeterli.”
Auran ekibi hasada katıldı
Auran Kozmetik çalışanlarının da katıldığı hasatta, bahçedeki lavantalar üretici aileyle birlikte toplandı. Böylece şirket yalnızca satın alma sürecinde değil, sahadaki üretim sürecinde de çiftin yanında yer aldı.
Toplanan lavantaların kurutularak Auran Kozmetik’in çeşitli ürün ve hediye gönderimlerinde dekoratif amaçlarla değerlendirilmesi planlanıyor.
Ancak Auran açısından çalışmanın asıl anlamını, lavantaların nasıl değerlendirileceğinden çok, yıllardır verilen emeğin karşılık bulması oluşturuyor.
Karaahmetli’deki lavanta bahçesi yalnızca tarımsal üretim yapılan bir alan olarak değil; aynı zamanda yıllar içerisinde bölgenin tanıtımına ve kırsal turizmine katkı sağlayan bir değer olarak da öne çıktı. Bozkurt çiftinin bahçesi çiçeklenme dönemlerinde ziyaretçilere açılarak çok sayıda kişiyi bölgede ağırladı.
“Emeğin zayi olmasına seyirci kalmamak”
Auran Kozmetik, yaşanan bu olayı üretime ve üretici emeğine karşı duyulan sorumluluğun doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor.
Bir ürünün tüketiciye ulaştığı noktadan önce uzun bir üretim yolculuğu bulunduğuna dikkat çeken şirket, özellikle tarımsal hammaddelerin arkasındaki emeğin daha görünür hale gelmesinin önemli olduğuna inanıyor.
Kırıkkale’de başlayan bu hikâyenin merkezinde de aynı düşünce bulunuyor:
Yıllardır verilen bir emeğin zayi olmasına seyirci kalmamak, bir üreticinin sesine kulak vermek ve ihtiyaç duyulan anda elinden gelen desteği sunabilmek.
Auran Kozmetik, “More Than Smell – Kokudan Daha Fazlası” yaklaşımı doğrultusunda kokuyu yalnızca nihai ürün üzerinden değil; hammaddenin yetiştiği toprak, üretici ve o ürünün ardındaki insan hikâyeleriyle birlikte ele almayı sürdürüyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.







