Ekonomi

Ekonomi-teknoloji, magazin-yaşam haberleri

Anadoludakiler Kooperatifçilik Kampı Kapadokya Üniversitesinde Başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğünce “Anadolu’daki Bereket, Birikim ve Beceri” mottosuyla hayata geçirilen Anadoludakiler Projesi kapsamında düzenlenen Anadoludakiler Kooperatifçilik Kampı, Kapadokya Üniversitesi Mustafapaşa Yerleşkesi’nde başladı.

Açılış programına; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Caner Meydan, Kalkınma Ajansları Koordinasyon Dairesi Başkanı Dr. Abdulvahap Yoğunlu, Ahiler Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Bekir Varol, Kapadokya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Funda Aktan ve Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan’ın yanı sıra kalkınma ajansları ile bölge kalkınma idarelerinin temsilcileri, akademisyenler, kooperatif temsilcileri ve davetliler katıldı.

Türkiye’nin farklı illerinden 40 katılımcının yer aldığı kamp, kooperatiflerin üretim, markalaşma ve pazarlama kapasitelerini geliştirmeyi; yerel ürünlerin katma değerini artırarak sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmayı amaçlıyor. Eğitim programı Kapadokya Üniversitesi tarafından yürütülen kamp kapsamında katılımcılar, 20-24 Temmuz tarihleri arasında kooperatifçilikten yenilikçi ürün geliştirmeye, kültürel miras odaklı hikâyeleştirmeden deneyim turizmine, dijital tanıtımdan yapay zekâ ve e-ticarete uzanan başlıklarda teorik ve uygulamalı eğitimlere katılacak. Beş günlük program, saha gezileri, kooperatif ziyaretleri, deneyim paylaşımı oturumları ve akşam buluşmalarıyla desteklenecek.

“Anadoludakiler, Anadolu’nun ikinci keşfidir.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Anadoludakiler Projesi’nin giderek büyüdüğünü ve kurumsallaştığını belirtti. Kapadokya Üniversitesiyle daha önce Türkiye’nin ilk Anadoludakiler Pazarı’nı Nevşehir’de hayata geçirdiklerini hatırlatan Şimşek, Anadoludakiler Kooperatifçilik Kampı’nın da bu iş birliğinin önemli bir devamı olduğunu söyledi.

Anadolu’nun güçlü üretim kültürünü ve kuşaktan kuşağa aktarılan birikimini “Anadolu’nun ikinci keşfi” olarak nitelendiren Şimşek; güven, kalite, markalaşma, ambalaj, hikâyeleştirme ve denetimin yerel ürünlerin katma değerini artırmadaki önemine dikkat çekti. Kampın yalnızca teorik eğitimlerden oluşmadığını belirten Şimşek, programın deneyim paylaşımını, yeni iş birliklerini ve kooperatifler arasında güçlü bağlar kurulmasını destekleyecek şekilde tasarlandığını ifade etti.

“Kooperatifçilik medeniyet hafızamızdır.”

Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Türkiye’nin vakıf medeniyeti ve Ahilik geleneğinden gelen güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu vurgulayan Karasar, kooperatifçiliğin yalnızca üretim ve gelir paylaşımı değil; birlikte öğrenme, yönetme, markalaşma ve dünya pazarlarında yer edinme modeli olduğunu söyledi.

Kapadokya Üniversitesinin yalnızca bilgi üreten değil, ürettiği bilgiyi sahaya taşıyan ve yerel kalkınmaya katkıya dönüştüren bir üniversite olduğunu belirten Karasar, turizmden gastronomiye, kültürel mirastan sürdürülebilirliğe, yapay zekâdan dijital dönüşüme kadar birçok alanda yerel üreticilerle birlikte çalıştıklarını söyledi. Kampın da bu yaklaşımın somut bir yansıması olduğunu ifade eden Karasar, programı üniversite ile üreticiyi, akademik bilgi ile sahadaki emeği, gelenek ile teknolojiyi, yerel birikim ile küresel rekabeti buluşturan önemli bir çalışma olarak değerlendirdi. Kapadokya Üniversitesinin kurucusu Alev Alatlı’nın “Bilgi ancak hayata dokunursa anlamlıdır” anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Karasar, akademik bilginin toplum hayatına katkı sunduğu ölçüde değer kazandığını ifade etti.

Saha gezileri ve kooperatif ziyaretlerinin yanı sıra tasarım, ürün geliştirme ve e-ticaret konularındaki akşam sohbetleriyle desteklenen kamp, 24 Temmuz’da düzenlenecek kapanış oturumuyla tamamlanacak.

Ulaşım uygulamalarına yönelik  şikayetler yüzde 95 arttı

Şikayetvar verilerine göre ulaşım uygulamalarına yönelik şikayetler, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 95 artarak 5 bin 889’dan 11 bin 477’ye yükseldi. Platform tarafından yapılan açıklamada, kullanıcıların en çok sürücülerin yolculuğu kabul ettikten sonra gelmemesinden, gerçekleşmeyen veya iptal edilen yolculukların ücretinin tahsil edilmesinden, fiyat farklılıklarından ve müşteri hizmetlerine ulaşamamaktan şikayet ettiği aktarıldı.

Çözüm platformu Şikayetvar, platforma iletilen başvurularda sürücü iptalleri, gelmeyen araçlar, hatalı veya çift tahsilat, uygulamada gösterilen fiyatla yolculuk sonunda talep edilen ücretin uyuşmaması, iade gecikmeleri ve müşteri hizmetlerine erişememe sorunlarının öne çıktığını açıkladı. Uygulama dışı ödeme talepleri, sürücü davranışları ve güvenlik endişeleri de sıkça dile getirildiği belirtildi.

Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Taksi, otomobil ve motosiklet çağırma hizmetlerinden elektrikli scooter ve paylaşımlı araç kiralamaya kadar farklı seçenekler sunan ulaşım uygulamaları, özellikle büyük şehirlerde günlük hayatın önemli bir parçası haline geldi. Kullanıcı ve işlem sayısındaki artış, tüketicilerin karşılaştığı sorunları da daha görünür hale getirdi.

Kullanıcıların en fazla şikayet ettiği konuların başında, sürücünün yolculuk talebini kabul etmesine rağmen belirtilen konuma gelmemesi yer aldı. Bazı tüketiciler, uzun süre bekletildikten sonra sürücünün kendilerinden yolculuğu iptal etmelerini istediğini bildirdi.

Özellikle hastane, havalimanı veya iş görüşmesi gibi zamanlamanın önemli olduğu durumlarda yaşanan iptaller, kullanıcıların ulaşım planlarının aksamasına ve alternatif araçlar için daha yüksek ücret ödemesine yol açtı.

Başlamayan veya iptal edilen yolculukların ücretlerinin kartlardan tahsil edilmesi de öne çıkan şikayetler arasında yer aldı. Tüketiciler, araç hiç gelmediği halde ödeme alındığını, aynı yolculuk için birden fazla tahsilat yapıldığını veya kartlarına farklı tutarlar yansıtıldığını belirtti.

İade süreçlerinin uzaması, kullanıcıların platformla banka arasında yönlendirilmesi ve canlı desteğe ulaşamaması mağduriyetleri artırdı.

Kullanıcılar, yolculuk öncesinde uygulamada gösterilen fiyatla seyahat sonunda talep edilen ücret arasında fark bulunduğunu aktardı.

Kısa mesafeler için yüksek ücret gösterilmesi, aynı güzergâhta farklı fiyatlarla karşılaşılması, rotanın gereksiz yere uzatılması ve hizmet bedellerinin açık biçimde gösterilmemesi şikayetlerde sıkça dile getirildi.

Bazı kullanıcılar, sürücülerin uygulama üzerinden kabul ettikleri yolculuğu iptal ederek ücretin nakit ödenmesini istediğini bildirdi.

Yolculuğun uygulama dışında gerçekleştirilmesi; rota takibi, sürücü bilgileri, kartlı ödeme ve müşteri desteği gibi güvenlik özelliklerinin kullanılamamasına yol açabiliyor. Kaba davranışlar, araç içinde sigara kullanılması, trafik kurallarına uyulmaması ve uygunsuz sorular yöneltilmesi de şikayetlerde yer aldı.

Ulaşım uygulamalarına yönelik şikayetler yalnızca otomobil, motosiklet ve taksi yolculuklarıyla sınırlı kalmadı. Elektrikli scooter kullanıcıları da bozuk araçlar, sürüşü sonlandıramama, uygulama hataları ve sonradan yansıtılan cezalar nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını aktardı.

Bazı kullanıcılar, araç hareket etmediği halde ücretin işlemeye devam ettiğini veya teknik hata nedeniyle sürüşü sonlandıramadıklarını bildirdi.

Paylaşımlı araç kiralama hizmetlerine yönelik şikayetlerde, araçta önceden bulunan hasarların kullanıcılara yansıtılması, provizyon bedellerinin zamanında kaldırılmaması, kiralamanın uygulama üzerinden sonlandırılamaması ve sonradan tahsil edilen ek ücretler öne çıktı.”

Kullanıcıların Şikayetvar’a ilettiği başvurulardan öne çıkan ifadeler şöyle sıralandı:

“Sürücü yolculuğu kabul etti ancak konuma gelmedi. Uzun süre bekledikten sonra iptal etmemi istedi.”

“Araç hiç gelmediği halde ücret kartımdan çekildi. İade talebim günlerdir sonuçlanmadı.”

“Uygulamada gördüğüm tutarla yolculuk sonunda tahsil edilen ücret aynı değildi.”

“Sürücü yolculuğu uygulama üzerinden iptal ederek ücreti nakit ödememi istedi.”

“Scooter çalışmadığı halde sürüş başlamış göründü. Sürüşü sonlandıramadığım için kullanmadığım sürenin ücreti kesildi.”

“Kiralamayı sonlandırdım ancak işlem devam etmiş gibi gösterilerek kartımdan ek ücret alındı.”

1. ULUSLARARASI ÇANAKKALE SERAMİK SEMPOZYUMU BAŞLADI

Türkiye’nin lider seramik üreticisi Kaleseramik, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Seramikleri Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi (ÇASEM) ve Çanakkale Belediyesi iş birliğiyle 18 Temmuz – 7 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu’nun ana destekçilerinden biri oldu.

Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya’dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyumda, Çanakkale’nin zengin seramik geleneği çağdaş yorumlarla yeniden keşfedilecek.

Kale Grubu bünyesindeki KTSM’nin de aktif katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, 3 fiziksel sergi, 52 bildiri sunumu, 8 çalıştay ve geleneksel pişirim gösterileriyle “Seramik Kenti” Çanakkale’ye yeni bir soluk getirecek.

Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi) aracılığıyla 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu’na destek veren Kaleseramik, 69 yıllık seramik mirasını sanatla buluşturarak Çanakkale’nin “Seramik Kenti” vizyonuna katkı sağlıyor.

Seramik Sanatını Çok Katmanlı Bir Platformda Buluşturmak

1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu, seramik sanatını toplumsal yaşama yansıyan disiplin içi ve disiplinlerarası yönleriyle ele alan çevrimiçi sunumlar, uygulamalı çalıştaylar ve sergiler kapsamında düzenleniyor. Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya’dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçı, 8 çalıştay yürütücüsü, 37 asistan ve 10 davetli konuşmacı Çanakkale’de ağırlanacak.

Sempozyum süresince atölye çalışmaları, kamusal alan büyük ebat seramik heykel pişirimleri, 3 farklı fiziksel ve 2 farklı çevrimiçi sergi, 14 uluslararası ve 38 ulusal olmak üzere toplamda 52 çevrimiçi bildiri sunumu ve 8 çalıştay ile Çanakkale’nin binlerce yıllık seramik geleneği modern sanatla buluşturulacak.

Kaleseramik: “Seramiği Sanatsal ve Kültürel Bir İfade Biçimi Olarak Görüyoruz”

Kaleseramik’in sempozyuma desteği, şirketin sadece ticari bir üretici değil, aynı zamanda kültür-sanat destekçisi olma vizyonunun bir yansıması. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi), disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan bir üretim ve dayanışma platformu olarak sempozyumun gerçekleşmesinde önemli bir rol üstleniyor.

Kaleseramik, “İyi Bak Dünyana” vizyonuyla seramiği yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, sanatsal ve kültürel bir ifade biçimi olarak konumlandırıyor. 1957 yılında Çanakkale’nin Çan ilçesinde kurulan ve 69 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye seramik sektörünün öncüsü olan şirket, bu destekle yerel kalkınmaya, kültürel mirasa ve seramik sanatının geleceğine katkı sağlamayı hedefliyor.

Çanakkale’nin Seramik Geleneği Geleceğe Taşınıyor

Çanakkale’nin zengin kültürel dokusu içinde özel bir yere sahip olan seramik, geçmiş ile geleceği buluşturan çok katmanlı yapısıyla sempozyumda kuram, uygulama ve sergileme etkinlikleriyle ele alınacak. Küresel tarihin kültür belleği olarak özgün ve çoğulcu biçimlerini sonsuz bir yaşam döngüsünün doğasına yerleştiren seramik; zanaat ve endüstri ürünlerinin yanı sıra malzeme ve üretim süreçlerine bağlı olarak sunduğu eşsiz ifade olanaklarıyla sanat olgusunun merkezinde yer alıyor.

Sempozyum kapsamında, seramiğin zanaat, sanat ve endüstri alanlarındaki güncel yaklaşımları ile bilim, sanat ve tasarım alanlarındaki disiplin içi ve disiplinlerarası konular tartışmaya açılacak. Bu tartışmalar aracılığıyla yeni teknik, estetik ve kavramsal fikirlerin geliştirilmesi ve farklı üretim biçimlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor.

Uluslararası Sanat Ağlarını Güçlendirmek

6 ülkeden 14 uluslararası sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, Çanakkale’de küresel sanat ağlarını güçlendirmeyi ve kültürler arası diyaloğu desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Seramik Rotası’nda yer alan Çanakkale kentinde geleceğe dönük yaratıcı iş birliklerinin geliştirilmesi ve seramiğin ön planda olduğu sürdürülebilir bir sanat ortamı oluşturulması, sempozyumun temel hedefleri arasında yer alıyor.

Türkiye’nin lider seramik üreticisi olarak Kaleseramik, sektörün sadece ticari değil, kültürel gelişimine de öncülük ediyor. 69 yıllık birikimini yeni nesil sanatçılarla paylaşarak geleceğe ilham veren şirket, bu sempozyumla Çanakkale’nin “Seramik Kenti” kimliğini güçlendirmeyi ve binlerce yıllık seramik geleneğini modern sanatla buluşturmayı hedefliyor.

KTSM Gençlerle Buluşuyor

Sempozyum kapsamında, 23 Temmuz’da Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) gençlerle özel bir programda bir araya gelecek. KTSM, disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan yaklaşımıyla genç sanatçılara ilham kaynağı olmayı hedefliyor.

Göç ve Diaspora Vakfı, bölge ülkelerinden üst düzey temsilcilerin katılımıyla göç, diaspora ve diplomasi başlıklarını kapsayan uluslararası bir forum düzenliyor.

Göç ve Diaspora Vakfı; göç yönetimi, bölgesel diplomasi ve sürdürülebilir geri dönüş konularını ele almak üzere 21–23 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara Meyra Palace Hotel’de “Bölgesel Göç me Geri Dönüş Perspektifleri Forumu”nu gerçekleştiriyor.

Bölgesel diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen forumda; Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve sürdürülebilir geri dönüş süreçleri, bölgesel göç hareketlerinin mevcut durumu, geri dönüşte karşılaşılan fırsatlar ile zorluklar ve bu alandaki olası iş birliği imkânları detaylı bir şekilde masaya yatırılacak.

Bölge Ülkelerinden Üst Düzey Katılım

Üç gün sürecek organizasyona bölge diplomasisinde kritik role sahip ülkelerden geniş bir katılım bekleniyor. Forum bünyesinde:

  • Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Mısır başta olmak üzere bölge ülkelerinden üst düzey bürokratik ve siyasi heyetler,

  • Uluslararası kuruluşların yetkilileri,

  • Düşünce kuruluşları ve araştırma merkezlerinin temsilcileri,

  • Göç ve diplomasi alanında uzman akademisyenler ve ilgili kurum temsilcileri yer alacaktır.

Dünya Tasarım Sahnesinde LAV İmzası: A’ Design Award’dan İki Büyük Ödül

Dünyanın en prestijli tasarım yarışmalarından biri olan İtalya merkezli A’ Design Award & Competition 2026 sonuçları açıklandı. Türkiye’nin global cam markası LAV, Zoey koleksiyonu ile “Altın”, Wave koleksiyonu ile “Bronz” ödüle layık görülerek tasarım alanındaki uluslararası başarısını bir kez daha kanıtladı.

Dünyanın en büyük 5. sofra camı üreticisi LAV, global tasarım dünyasının en seçkin ödüllerinden biri olan A’ Design Award & Competition’dan iki önemli ödülle döndü. Yenilikçi yaklaşımıyla sofralara estetik ve işlevselliği bir arada taşıyan marka, modern tasarım dili ve kullanıcı odaklı yaklaşımıyla uluslararası jürinin beğenisini kazandı.

Geleneksel Cam İşçiliğine Modern Yorum: Zoey

“Pişirme, Sofra, İçecek ve Mutfak Gereçleri Tasarım Ödülü” kategorisinde Altın Ödül kazanan Zoey serisi, geleneksel cam işçiliğini modern ve minimal bir tasarım anlayışıyla yeniden yorumluyor. Işığı zarif biçimde yansıtan ince formu ve yalın tasarım diliyle öne çıkan Zoey, sofralara hem sade hem de güçlü bir estetik karakter kazandırıyor.

Okyanusun Ritminden İlham Alan Tasarım: Wave

Bronz Ödül’e layık görülen Wave koleksiyonu ise ilhamını suyun akışkan hareketinden ve okyanusların doğal geometrisinden alıyor.

Camın şeffaflığını yüzeydeki dalga etkisiyle buluşturan tasarım, yumuşak geçişleri ve akıcı formuyla dikkat çekiyor. Ergonomik yapısı sayesinde günlük kullanımda da işlevselliği ön planda tutan Wave koleksiyonu, farklı boylardaki meşrubat bardakları ile her anınıza uyum sağlayan geniş bir kullanım alanı sunuyor.

Uluslararası ödüllerle tasarım vizyonunu bir kez daha tescilleyen LAV, global tasarım dünyasındaki güçlü konumunu sürdürüyor.

Türkiye’de bir ilk: Akbank ve KGF iş birliğiyle KOBİ’ler, Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabilecek

Akbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF), KOBİ’lerin finansmana erişiminde Dijital KGF kredisi ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Artık KGF kefaletli kredi başvurusu ve kullandırımı ilk kez uçtan uca dijital olarak Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde tamamlanabiliyor.

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KOBİ bankacılığında Türkiye’de bir ilki hayata geçirdi. KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt ile Akbank Genel Müdürü Kaan Gür’ün katılımıyla düzenlenen imza töreninde duyurulan iş birliğiyle KGF kefaletli kredi, ilk kez uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den dakikalar içinde tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon TL’ye, tüzel firmalarsa 5 milyon TL’ye kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkânıyla, Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

“KGF kefaletli kredi Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunuluyor”

Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank olarak teknolojiyi, işletmelerimizin hayatını kolaylaştırmak için kullanıyoruz. Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası hâline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik. Bu yeni iş birliğimizle birlikte de müşterilerimiz Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabiliyor. Böylece KGF kefaletli kredi Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunuluyor. KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk iş birliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bu anlamlı iş birliğine değerli katkılar sunan, destek veren ve güven duyan başta KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt olmak üzere tüm KGF ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz.”

İmza töreninde konuşan KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt anlaşmaya ilişkin şunları söyledi; “KGF olarak, temel ödevimiz KOBİ’lerimizin finansmana etkin erişimini sağlamak. Ülkemizin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan bu işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarımızla yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bugün, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF iş birliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Gerçekten yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttük ve bu güzel sonuç ortaya çıktı. Karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen bu süreçte Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, konunun her adımının takipçisiydi. Onun nezdinde emeği geçen tüm Akbank çalışanlarına teşekkür ediyoruz.”

Hepa Türkiye Desteğiyle, Macaristan – Türkiye İş Birliklerinde Hasat Zamanı

Macaristan İhracatı Teşvik Ajansı HEPA Türkiye, tarım ve havacılık başta olmak üzere stratejik sektörlerde geliştirilen yeni iş birlikleriyle iki ülke arasındaki ticari ve teknolojik bağları güçlendirmeye    devam ediyor.

 HEPA Türkiye’nin katkılarıyla hayata geçirilen iki yeni proje, tarım ve havacılık alanlarında Türkiye ile Macaristan arasındaki iş birliğinin somut çıktıları olarak öne çıkıyor. Macaristan’ın yüksek verimli buğday tohumları Türkiye’de üretime kazandırılırken, Macar teknolojisiyle geliştirilen Airbus A320 uçuş simülatörü İstanbul’daki AFA Flight Academy’de havayolu pilotlarının eğitimine katkı sağlayacak.

Macar Tohumları Türkiye Toprağına  Uyum Sağladı

Macaristan’ın köklü tohumculuk şirketlerinden Istroseed ile Türkiye’nin özel ürünleriyle sektörde öne çıkan markası Ayan Tohumculuk arasında kurulan iş birliği kapsamında önemli bir aşama kaydedildi. Istroseed’e ait iki farklı buğday çeşidi için Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı’na tescil ve ön üretim izni başvuruları tamamlandı. Çoğaltma çalışmalarının başarıyla sürdürdüğü projede , şimdiden her bir çeşitte yaklaşık 120 dönümlük üretim alanına ulaşıldı.

Önümüzdeki yıllarda üretim kapasitesinin katlanarak artması hedeflenirken, HEPA Türkiye ve Istroseed yetkililerinin gerçekleştirdiği saha ziyaretleri de, tohumların Türkiye’nin iklim ve toprak koşullarına uyum  sağladığını ortaya koydu. Elde edilen yüksek verim ve olumlu sonuçların, iki ülke arasındaki tarımsal ticareti çok daha ileri bir noktaya taşıması bekleniyor.

Simnest Airbus A320 Simülatörü,  Türk Pilotlarını Eğitecek

HEPA Türkiye’nin katkı sunduğu bir diğer önemli iş birliği ise havacılık sektöründe hayata geçiriliyor. Havacılık sektöründe de  teknoloji transferi odaklı bir adım atıldı. Macaristan merkezli Simnest tarafından geliştirilen ve yüksek teknolojisiyle öne çıkan Airbus A320 uçuş simülatörü, Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk satış kapsamında İstanbul’daki AFA Flight Academy’ye teslim ediliyor. Kurulumu kısa sürede tamamlanacak olan simülatör, havayolu pilotlarının simülasyon eğitimlerinde aktif rol oynayacak.

Türkiye ile Macaristan arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirme vizyonuyla hareket eden HEPA Türkiye, hayata geçirdiği bu stratejik iş birlikleriyleiki ülke arasındaki ticaret hacminin artışına yön vermeye devam ediyor.

Kelebek Mobilya, yılın ilk yarısında kullanıcıların en çok tercih ettiği koleksiyonlarını açıkladı

Hardy, Armin, Lucenta, Calina ve Martha ilk altı ayda öne çıkarken; Helsa ve Perla yükselen koleksiyonlar arasında dikkat çekti

Yaşam alanlarını estetik, konfor ve fonksiyonellikle buluşturan Kelebek Mobilya, 2026 yılının ilk altı ayında Kelebekseverler’in en çok tercih ettiği koleksiyonlarını paylaştı. İlk yarıda Hardy, Armin, Lucenta, Calina ve Martha koleksiyonları farklı yaşam alanlarında yoğun ilgi görürken; son üç aylık dönemde Helsa ve Perla koleksiyonları da yükselen performanslarıyla dikkat çekti. Değişen yaşam alışkanlıklarına uyum sağlayan, uzun ömürlü kullanım sunan ve farklı dekorasyon anlayışlarına hitap eden koleksiyonlar, kullanıcıların seçimlerinde belirleyici rol oynadı.

Kelebek Mobilya Marka ve Ürün Direktörü Derya Hanım Çakır, “Mobilya tercihleri artık yalnızca estetik beklentilerle şekillenmiyor. Kullanıcılar yaşam alanlarını uzun yıllar keyifle kullanabilecekleri, fonksiyonel ve zamansız tasarımlarla oluşturmayı tercih ediyor. İlk altı aylık satış performansımız da doğal malzemeleri öne çıkaran, konfor odaklı ve farklı yaşam alanlarında bütünlük sunan koleksiyonlara yönelik ilginin arttığını gösteriyor. Bunun yanında yeni nesil tasarım anlayışını yansıtan Helsa ve Perla koleksiyonlarımızın kısa sürede yakaladığı ivme de tüketici beklentilerinin değişen yönünü ortaya koyuyor” dedi.

Hardy, yaşam alanlarının güçlü tamamlayıcısı oldu

İlk altı ayın öne çıkan koleksiyonlarından Hardy, özellikle yemek odası ve koltuk kategorilerinde yoğun ilgi gördü. Ahşap ve metal detayları modern bir tasarım diliyle buluşturan koleksiyon; geniş oturum alanı, konforlu yapısı ve zamansız çizgileriyle yaşam alanlarında bütüncül bir dekorasyon sunuyor. Dayanıklı malzeme yapısı ve yalın estetik anlayışıyla farklı dekorasyon stillerine kolayca uyum sağlıyor.

Armin ile modern ve sıcak yaşam alanları

İlk yarının dikkat çeken koleksiyonlarından Armin, özellikle koltuk ve yatak odası kategorilerindeki performansıyla öne çıktı. Doğal ahşap dokularını sade çizgilerle buluşturan koleksiyon, modern yaşam alanlarına sıcak bir atmosfer kazandırırken fonksiyonelliği de ön planda tutuyor. Zamansız tasarımı sayesinde uzun yıllar kullanılabilecek bir dekorasyon anlayışı sunuyor.

Lucenta, bohem stilin modern yorumunu sunuyor

Koltuk kategorisinin öne çıkan serilerinden Lucenta, yumuşak formları ve doğal renk geçişleriyle kullanıcıların beğenisini kazandı. Bohem dekorasyon anlayışını çağdaş çizgilerle buluşturan koleksiyon; rahatlığı, zarif detayları ve sıcak görünümüyle yaşam alanlarında samimi bir atmosfer oluşturuyor.

Calina ile doğallık ön planda

Doğal dokular, sıcak renk tonları ve yalın tasarım diliyle öne çıkan Calina, yılın ilk yarısında kullanıcıların en çok tercih ettiği koleksiyonlar arasında yer aldı. Ahşabın sıcaklığını modern detaylarla buluşturan koleksiyon, özellikle doğal yaşam trendini benimseyen kullanıcıların tercihleri arasında bulunuyor.

Martha, fonksiyonelliği estetikle buluşturuyor

Yatak odası kategorisinde öne çıkan Martha Koleksiyonu, farklı dolap alternatifleri, kullanıcı dostu depolama çözümleri ve zamansız tasarım anlayışıyla dikkat çekiyor. Country stilinden ilham alan doğal görünümü, yaşam alanlarında sıcak ve huzurlu bir atmosfer yaratıyor.

Helsa ve Perla yükselen koleksiyonlar arasında yer aldı

Yılın ikinci çeyreğinde kullanıcıların ilgisini çeken koleksiyonlar arasında Helsa ve Perla da öne çıktı. Modern tasarım anlayışını fonksiyonellikle buluşturan Helsa; yumuşak geçişleri, konfor odaklı yapısı ve çağdaş çizgileriyle dikkat çekerken, Perla ise yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına cevap veren bütüncül koleksiyon yapısıyla kısa sürede güçlü bir ivme yakaladı. Son üç aylık dönemde artan ilgi gören iki koleksiyonun yılın ikinci yarısında da yükselişini sürdürmesi bekleniyor.

Tarımsal Sulamada Kaçak Tüketim %94’e Çıktı, Tahsilat %5’te Kaldı 

Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da tarımsal sulama sezonunun başlamasıyla birlikte bazı bölgelerde kaçak elektrik tüketiminin yüzde 94’e ulaştığını, tahsilat oranının ise yüzde 5 seviyesinde kaldığını açıkladı. Şirket verilerine göre 28 mahallede ortalama kaçak tüketim yüzde 90 olarak belirlenirken, il genelinde tarımsal sulama kaynaklı ödenmemiş elektrik borcu milyarlarca TL’ye ulaştı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, tarımsal sulama sezonunda artan kaçak elektrik tüketimine ilişkin güncel verileri kamuoyuyla paylaştı. Şanlıurfa’da bazı tarımsal sulama alanlarında kaçak tüketimin neredeyse yüzde 100’e yaklaştığına dikkat çeken şirket, bu durumun hem enerji arz güvenliği hem de şebeke işletimi açısından ciddi risk oluşturduğunu bildirdi. Kaçak kullanımın yoğunlaştığı bölgelerde aşırı yük nedeniyle kesinti riskinin arttığı, buna karşın elektrik bedellerinin tahsilat oranının bazı mahallelerde yalnızca yüzde 5 seviyesinde kaldığı belirtildi.

Tarımsal sulamada kaçak elektrik kullanımı yüzde 94’e ulaştı

Dicle Elektrik’in güncel verilerine göre tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yürütüldüğü Şanlıurfa’da kaçak elektrik kullanımının en yüksek olduğu bölgeler belirlendi. Harran ilçesine bağlı kırsal Damlasu Mahallesi ile Eyyübiye ilçesine bağlı kırsal Yolbaşı ve Keskin mahallelerinde tarımsal sulama döneminde kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 seviyesine çıktı. Şirket verilerinde, 28 mahallede ortalama kaçak tüketim oranının yüzde 90 olarak kayıtlara geçtiği bildirildi.

591 aboneden 554’ünün borcu bulunuyor

Eyyübiye, Harran, Akçakale ve Ceylanpınar ilçelerinde Damlasu, Türkoğlu ve Demirli hatlarından enerji alan 591 tarımsal sulama abonesinden 554’ünün vadesi geçmiş elektrik borcu bulunduğu tespit edildi. 10 yıldır elektrik borcunu ödemeyen ve harici bağlantılarla kaçak elektrik kullanmaya devam eden abonelerin de bulunduğu belirlendi. Aynı bölgelerde kullandığı elektriğin bedelini düzenli ödeyen üreticilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 seviyesinde kaldığı kaydedildi.

Şanlıurfa genelinde milyarlarca TL borç

Dicle Elektrik verilerine göre Şanlıurfa genelinde 17 bin 143 tarımsal sulama abonesi bulunduğu ve bu abonelerin yaklaşık yüzde 70’inin elektrik borcu olduğu kaydedildi. İl genelinde tarımsal sulamadan kaynaklanan toplam ödenmemiş borç miktarının ise milyarlarca TL’ye ulaştığı bildirildi. Kaçak tüketim ve tahsilat sorununun mevcut seviyelerde devam etmesi halinde şebeke üzerindeki yükün daha da artabileceği, bu tablonun yalnızca kaçak kullanan aboneleri değil, borcunu düzenli ödeyen üreticileri ve diğer aboneleri de olumsuz etkileyebileceği vurgulandı.

Ödemesini yapan üreticiye jeneratör desteği

Tüm bu tabloya rağmen Dicle Elektrik, kaçak kullanım ve aşırı yük nedeniyle yaşanabilecek elektrik kesintilerinden borcunu düzenli ödeyen abonelerin etkilenmemesi için sahada ek önlemler aldı. Şirket tarafından, ödemelerini düzenli yapan üreticilere yakıt bedeli de karşılanmak üzere jeneratör desteği sağlandığı bildirildi. Böylece tarımsal üretimde sorumluluklarını yerine getiren abonelerin mağduriyet yaşamaması için destek mekanizmasının devreye alındığı ifade edildi.

Turizm arsalarının değerini katlayan 4 stratejik avantaj

Gayrimenkul yatırımı denildiğinde, akla ilk olarak büyükşehirlerdeki konut projeleri gelse de, turizm bölgelerindeki arsalar yatırımcıların radarındaki yerine koruyor. Dünya genelinde tatil alışkanlığı ve turizm sektörünün bitmeyen dinamizmi, kıyı şeritlerindeki ve turistik lokasyonlardaki toprak parçalarını adeta birer altın madenine dönüştürebilir.

Turizm imarlı arsaların, otel, motel, tatil köyü veya butik tesis gibi konaklama odaklı ticari işletmeler kurmak için tasarlandığını anlatan İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, bu alanlarda genellikle emsal (inşaat alanı) avantajlarının daha yüksek olduğuna belirtti.

Turizm bölgelerinde arsa yatırımını cazip kılan temel kriterler nelerdir?

Turizm bölgelerinde, arsa yatırımı yapılması ve bu yatırımı cazip kılan temel unsurların neler olduğunu paylaşan İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları anlattı:

1-Sınırlı arz ve sürekli artan talep bulunuyor:

Bir ürünün miktarı sınırlıysa ve ona olan talep sürekli artıyorsa, değerinin katlanması kaçınılmazdır. Turizm bölgelerindeki imarlı veya imara açılma potansiyeli olan arsalar, tam olarak bu tanıma uyuyor. Deniz kenarında, doğayla iç içe veya tarihi merkezlerin yakınında yeni bir toprak parçası üretmek imkansızdır. Toprak alanı sınırlıdır ve ancak buralarda otel, villa veya butik tesis açmak isteyen yatırımcıların sayısı da her geçen gün artmaktadır. Burada “sınırlı arz” avantajı, arsa değerinizin orta ve uzun vadede geometrik olarak katlanmasını sağlıyor.

2-Değişen turizm trendleri: Glamping ve Tiny House akımı bulunuyor:

Pandemi sonrasında, turizm algısı da değişti. İnsanlar bir bölümü artık devasa ve kalabalık oteller yerine, doğanın kalbinde, izole ve özgür tatil seçeneklerini tercih etmeye başladılar. Bu durum, Tiny House (küçük ev), Glamping (lüks çadır kampı) ve ekolojik turizm projelerine olan talebi artırmaktadır. Turistik bir bölgede alacağınız bir arsa, sadece büyük bir otel projesine satılmak durumunda değildir. Çok daha düşük bütçelerle bizzat hayata geçirebileceğiniz ya da kiraya verebileceğiniz Tiny House, Glamping gibi bu tarz trend projeler için biçilmiş kaftan olabilir.

3-Yüksek likidite ve esnek geliştirme seçenekleri bulunuyor:

Arsa, üzerine ne inşa edeceğinize sizin karar verdiğiniz esnek bir tuvaldir. Turizm bölgesindeki bir arsayı;

a)Hiç dokunmadan, bölge prim yaptıkça sadece elinizde tutarak (al-unut stratejisiyle) ileride yüksek karla satabilirsiniz.

b)Bir turizm yatırımcısına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı modeliyle devredebilirsiniz.

c)Dönemsel/uzun dönemli yüksek kira getirisi sağlayacak butik konaklama tesislerine dönüştürebilirsiniz.

Turistik lokasyonlarda alıcı kitlesi, sadece yerel yatırımcılar değil, uluslararası fonlar ve yabancı yatırımcılar da olduğu için bu arsaların likiditesi (nakde çevrilme hızı), normal arsalara göre çok daha yüksek oluyor.

4-Altyapı ve devlet yatırımlarının getirdiği değer artışı bulunuyor:

Turizm bölgeleri, devletlerin ve yerel yönetimlerin altyapı (yeni otoyollar, havalimanları, marinalar) ve üstyapı yatırımlarında her zaman önceliklidir. Bugün “gelişmekte olan” bir turizm kasabasından alacağınız bir arsa, birkaç yıl sonra yakınına yapılacak bir havalimanı veya otoyol projesiyle bir gecede değerini birkaç kat artırabilir. Yatırım, bugünün merkezine değil, yarının parlayan yıldızına yapılmalıdır.

BNP Paribas Cardif Türkiye’nin Verimlilik, Teknoloji ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine Ümit Helva Atandı

Hayat sigortacılığı ve BES alanlarındaki faaliyetleriyle, koruma sigortaları alanında Türkiye’nin önde gelen sigorta kuruluşları arasında yer alan BNP Paribas Cardif Türkiye’nin Verimlilik, Teknoloji ve Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı görevine 22 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Ümit Helva atandı.

Bilgi teknolojileri, dijital dönüşüm, operasyon yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Ümit Helva, kariyeri boyunca teknoloji ve iş hedeflerini bir araya getiren başarılı dönüşüm projelerine liderlik etmiştir.

Kariyerine yazılım mühendisi olarak başlayan Helva; KoçSistem, Hewlett-Packard (HP), Turkcell ve Dias Teknoloji gibi sektörünün öncü kurumlarında farklı liderlik görevleri üstlenmiştir. Ümit Helva, Turkcell’de Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak müşteri ve kanal çözümleri, dijital kanallar, e-ticaret platformları, CRM dönüşümü, veri analitiği ve saha operasyonları gibi kritik alanlardan sorumlu olmuştur. Son olarak Dias Teknoloji’de ise Yazılım Çözümlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Helva, kurumun teknoloji organizasyonunun yapılandırılmasına, bulut dönüşümü, güvenlik, CRM, ERP ve yapay zekâ tabanlı çözümlerinin geliştirilmesine liderlik etmiştir.

Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ümit Helva; teknoloji liderliği, dijital dönüşüm, çevik organizasyonlar ve operasyonel mükemmeliyet alanlarında güçlü bir uzmanlığa sahiptir.

Türk ve İngiliz İş İnsanları TABA-AmCham’in Londra’daki Resepsiyonunda Bir Araya Geldi

Türkiye ve Birleşik Krallık İçin Yeni Dönemin Ticaret Haritası Londra’da Çizildi

Türk-Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), Londra’da düzenlediği “Five O’Clock Tea Reception & Roundtable Networking” organizasyonuyla Türk ve İngiliz iş dünyasını, diplomatik çevreleri ve yatırımcıları üst düzey bir resepsiyonda bir araya getirdi.

Türk-Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik bağları güçlendirmek ve yeni iş birliği alanları yaratmak amacıyla Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da özel bir organizasyona imza attı. TABA-AmCham İngiltere/Londra Temsilcisi Av. Cem Congar’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Five O’Clock Tea Reception & Roundtable Networking” başlıklı programda iki ülke arasındaki ticari potansiyel değerlendirildi.

Diplomatik Çevreler ve İş Dünyası Bir Araya Geldi

Programa, T.C. Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, TABA-AmCham Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Ulaş Kayacan, TABA-AmCham Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ç. Koray Öztopçu, TABA-AmCham İngiltere/Londra Temsilcisi Av. Cem Congar, Business Club Mütevelli Heyeti Üyesi Tuba Saraçoğlu ve TABA-AmCham Üyesi Gökmen Özdemir’in yanı sıra Türk ve İngiliz iş dünyasının önde gelen temsilcileri, diplomatik çevreler, ticaret müşavirlikleri, ataşelikler ve çok sayıda TABA-AmCham üyesi katıldı.

Yatırım Fırsatları ve Yeni İş Birliği İmkanları Görüşüldü

Program kapsamında TABA-AmCham Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Ulaş Kayacan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki mevcut ticari ve ekonomik ilişkiler, küresel pazardaki güncel gelişmeler, karşılıklı yatırım ve ticaret fırsatları ile önümüzdeki döneme ilişkin yeni iş birliği imkanları kapsamlı bir şekilde ele alındı.

Bilişim Sektörü 1,6 Trilyon TL’ye Ulaştı, Büyüme Yavaşladı, Yapay Zekâ Hızlandı 

Bilişim 500’ün 2025 yılı özet verilerine göre Türkiye’nin en büyük 500 bilişim şirketinin toplam geliri geçen yıla göre yüzde 40 artarak 1,6 trilyon TL’ye ulaştı. Yapay zekâ gelirleri yüzde 58 artış gösterirken, Türkiye’de geliştirilen sektörel yazılımların gelirleri yüzde 35 büyüdü. Sıralamaya giren şirketlerin yalnızca yüzde 8’inin gelirini yüzde 100’ün üzerinde artırdığı sıralamada yılın en yüksek büyüme oranı, yüzde 323 olarak gerçekleşti.

Bilişim dünyasının yakından takip ettiği, bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” temasıyla 27. kez gerçekleştirilen ‘Bilişim 500 – İLK BEŞYÜZ BİLİŞİM ŞİRKETİ Araştırması’nın 2025 yılı özet verileri açıklandı. Aralıksız olarak 27 yıldır gerçekleştirilen araştırma, şirketlerin sıralamadaki yerlerinin yanı sıra genel büyüme trendlerini, teknolojik dönüşüm alanlarını ve rekabet dinamiklerini somut verilerle ortaya koydu. Verilere göre 2025 yılında sektör büyümesini sürdürse de önceki yıllardaki ivmesini koruyamadı. 2023 yılında TL bazında yüzde 88 olan büyüme oranının iki yıl içinde yarıya inmesi, sektörün büyümesini sürdürdüğünü ancak önceki yıllara kıyasla daha ölçülü bir seyir izlediğini gösteriyor. Araştırmanın verilerine göre Türkiye’nin en büyük 500 bilişim şirketinin toplam geliri geçen yıla göre yüzde 40 artarak 1,6 trilyon TL’ye ulaştı.

“Yapay zekâ artık yatırım kalemi değil, iş stratejisi”

Araştırmayı değerlendiren Bilişim Zirvesi Şirketi Araştırma ve Veri Hizmetlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Özlem Unan, yapay zekânın artık şirketlerin gündeminde değil, işlerinin merkezinde olduğunu söyledi. Unan, “2025 yılı verileri bize bilişim sektörünün büyümeye devam ettiğini ancak yatırım kararlarının daha seçici hale geldiğini gösteriyor. Buna rağmen yapay zekâ yatırımları hız kesmiyor. Yapay zekâ gelirleri geçen yıla göre yüzde 58 artarak teknoloji yatırımlarının yönünü belirleyen en önemli alanlardan biri haline geldi. Artık şirketler yapay zekâyı bir teknoloji yatırımı olarak değil, verimlilik, rekabet ve sürdürülebilir büyümenin temel unsuru olarak görüyor” dedi

Her 100 şirketten yalnızca 8’i yüzde 100 büyüyebildi

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de büyümenin şirketler arasında dengeli dağılmaması oldu. 2025 yılında Bilişim 500 listesinde yer alan şirketlerin yalnızca yüzde 8’i gelirlerini yüzde 100’ün üzerinde artırabilirken, yılın en yüksek büyüme oranı yüzde 323 olarak gerçekleşti. Bu tablo, sektörün büyümesini sürdürmesine rağmen hızlı büyüyen şirket sayısının belirgin şekilde azaldığını ortaya koydu.

Türkiye’de geliştirilen sektörel yazılımların gelirleri geçen yıla göre yüzde 35 artarken, bu alandaki çözümler toplam yazılım gelirlerinin yüzde 67’sini oluşturdu. Finans, bankacılık, turizm ve savunma sanayine yönelik geliştirilen yerli yazılımlar, sektör büyümesinin en önemli taşıyıcıları arasında yer aldı.

Yapay zekâ, yeni hizmet modellerini büyütüyor

Bu yıl ilk kez araştırmaya dahil edilen ‘Yönetilen Hizmetler’ kategorisi de sektörün gelişen alanlarından biri olarak öne çıktı. Toplam geliri 3 milyar TL’ye ulaşan bu kategorinin, yapay zekâ yatırımlarının hızlanması ve kurumların dış kaynak kullanımına yönelmesiyle birlikte önümüzdeki yıllarda bilişim sektörünün en hızlı büyüyen başlıklarından biri olması bekleniyor.

Özlem Unan, “Yapay zekânın yaygınlaşması yalnızca yazılım yatırımlarını değil; güçlü altyapı, bulut teknolojileri ve uzman insan kaynağı ihtiyacını da artırıyor. Bu nedenle yönetilen hizmetler artık şirketler için maliyet avantajı sağlayan bir model olmanın ötesine geçerek stratejik bir dönüşüm alanına dönüşüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla gerçekleştirilecek Bilişim 500, Türkiye’nin dijital ekonomide yalnızca takip eden değil, teknoloji üreten, yön veren ve bölgesel bir merkez olma vizyonunu sektörün ortak gündemine taşıyacak. Bilişim 500’ün 2025 yılı sonuçları, Tören Sponsoru KoçSistem, Araştırma Sponsoru Link Bilgisayar ve Yayın Sponsoru Odine’nin katkılarıyla 5 Ağustos’ta Grand Pera Tarihi Emek Sineması’nda düzenlenecek ödül töreninde kamuoyuyla paylaşılacak.

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

PWA Kurulum Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Modern GDPR Çerez Popup
Davut Güleç