
Hayırsever İş İnsanı Merhum Asım Kibar, ERÜ’de Anıldı
Hayırsever İş İnsanı merhum Asım Kibar, Erciyes Üniversitesi’nde (ERÜ) anıldı.
Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen anma programına; ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. M. Hakan Poyrazoğlu ve Prof. Dr. Cevdet Kırpık, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kamil Cihan, Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar, Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar ve oğlu Kerem Kibar ile akademisyenler katıldı.
Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve edilen duanın ardından programda konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Merhum Asım Kibar’ın Türkiye’ye rol model olan bir kişiliği olduğunu belirterek, Asım Kibar’a Allah’tan rahmet diledi.
Konuşmasında ERÜ’ye destek veren tüm hayırseverlere teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Altun, “Bizler hayırseverlerimizden aldığımız desteklerle Araştırma Üniversitesi olarak etkin bir şekilde daha güçlü olma yönünde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” dedi.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun da konuşmasında Hayırsever İş İnsanı merhum Asım Kibar’ın yaşadığı döneme damga vuran bir insan olduğunu belirterek, şöyle devam etti; “Hayırsever İş İnsanı merhum Asım Kibar tarafından ERÜ’ye yaptırılan Semiha Kibar Organ Nakli ve Diyaliz Hastanesi yıllardır binlerce çocuk hasta tedavi edildi ve binlerce anne ve baba çocuklarının sağlığına koşması için umutla bekledi. Sayısız çocuk sağlığına kavuşarak okuluna döndü. Hayata karıştı. Bugün yetişkin oldu ve aile kurdular. Bunların büyük bir kısmı Asım Kibar amcayı tanımıyorlardı ama gerçekten de Asım Kibar Bey bu hastaların hayatlarına dokunan iyiliğin arkasındaki cömert ve insan sevgisiyle dolu bir kişilikti” diye konuştu.
Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar, ise Kayseri’nin hayırseverler ile anılan bir şehir olduğuna dikkat çekerek, hayırsever Kibar Ailesi’ne katkılarından dolayı teşekkür etti.
Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar da yaptığı konuşmada merhum Asım Kibar’ın hayatından kesitler anlatarak, ERÜ yönetimine düzenlenen anma programı dolayısıyla teşekkür etti.
Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Fatih Altun tarafından Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar’a plaket takdiminde bulunuldu.
Programın ardından Rektör Prof. Dr. Fatih Altun ve Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, merhum Asım Kibar tarafından ERÜ’ye yaptırılan Semiha Kibar Organ Nakli ve Diyaliz Hastanesi’ni ziyaret ederek, akademisyenlerden bilgi aldılar.
Hastane binası ziyaretinin ardından Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar ayrıca Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’u da makamında ziyaret etti.
YKS ÖNCESİNDE PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK BAŞARIYI DESTEKLİYOR
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) günler kala milyonlarca öğrenci son hazırlıklarını sürdürürken, İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İhsan Bozanoğlu, sınav başarısının yalnızca bilgi düzeyiyle değil, psikolojik hazırlık, stres yönetimi ve doğru çalışma stratejileriyle de yakından ilişkili olduğunu belirtti.
İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından sınav sürecindeki öğrencilere destek olmak amacıyla hazırlanan değerlendirmede, akademik başarının bir sonuçtan çok etkili bir süreç yönetimi olduğu vurgulandı. Dr. İhsan Bozanoğlu, öğrencilerin sınava hazırlanırken yalnızca ders çalışmalarına değil, zihinsel dayanıklılıklarını güçlendirecek alışkanlıklara da önem vermeleri gerektiğini ifade etti.
Uyku ve Fiziksel Aktivite Beyin Performansını Doğrudan Etkiliyor
Sınav hazırlık sürecinde öğrencilerin en sık ihmal ettiği konuların başında uyku düzeni ve fiziksel hareketin geldiğini belirten Bozanoğlu, kaliteli uykunun öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesinde kritik rol oynadığını söyledi. Gece geç saatlere kadar ders çalışmanın çoğu zaman performansı artırmak yerine dikkat ve odaklanmayı olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Bozanoğlu, düzenli uyku kadar kısa yürüyüşler ve hafif fiziksel aktivitelerin de stres seviyesini azaltarak zihinsel performansı desteklediğini belirtti.
Gelişim Zihniyeti Başarının Temel Anahtarlarından Biri
Öğrencilerin kendileriyle kurdukları iç diyaloğun sınav performansında belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Bozanoğlu, “Matematik yapamıyorum” veya “Bu konuyu anlamıyorum” gibi kesin yargıların motivasyonu düşürdüğünü ifade etti. Beynin öğrenme kapasitesinin yaşam boyunca gelişmeye devam ettiğini belirten Bozanoğlu, öğrencilerin başarısızlıkları kalıcı bir sonuç olarak görmek yerine gelişim sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirmeleri gerektiğini söyledi. Özellikle “Henüz yapamıyorum” yaklaşımının öğrenmeye açık kalmayı sağladığını ve motivasyonu artırdığını vurguladı.
Öğrenmenin Nöro-Mimarisi: Kısa ve Odaklı Çalışma Daha Verimli
Gerçek öğrenmenin yalnızca uzun saatler boyunca ders çalışmakla değil, bilinçli ve planlı çalışma yöntemleriyle mümkün olduğunu belirten Bozanoğlu, öğrencilerin kısa süreli ancak yüksek odak gerektiren çalışma periyotlarıyla daha verimli sonuçlar elde edebileceğini söyledi. Beynin dikkat kapasitesinin zamanla azaldığını ifade eden Bozanoğlu, yaklaşık 25 dakikalık odaklı çalışma ve ardından verilen kısa molaların zihinsel performansı korumaya yardımcı olduğunu belirtti. Öğrencilerin her çalışma sürecine ulaşılabilir ve ölçülebilir hedeflerle başlamalarının ise motivasyon ve kontrol duygusunu güçlendirdiğini vurguladı.
Kaygıyla Mücadele Etmek Değil, Onu Yönetmek Gerekir
Sınav kaygısının tamamen ortadan kaldırılması gereken bir duygu olmadığını belirten Bozanoğlu, önemli olanın kaygıyı doğru yönetebilmek olduğunu söyledi. Nefes egzersizleri, zihinsel prova ve olumlu öz konuşma tekniklerinin sınav anında öğrencilerin yeniden odaklanmasına yardımcı olabileceğini ifade eden Bozanoğlu, zor sorular karşısında paniğe kapılmak yerine çözüm odaklı kalmanın önemine dikkat çekti. Soruların bir tehdit olarak değil, çözülmesi gereken problemler olarak görülmesinin sınav performansını olumlu etkileyebileceğini belirtti.
Ailelere Önemli Görev Düşüyor
Sınav döneminde ailelerin tutumlarının öğrencilerin psikolojik durumunu doğrudan etkilediğini belirten Bozanoğlu, ev ortamındaki kaygının öğrencilere kolaylıkla yansıyabildiğini söyledi. Sürekli sınav sonuçlarının ve geleceğe ilişkin endişelerin konuşulduğu bir ortamın öğrenciler üzerindeki baskıyı artırabileceğini ifade eden Bozanoğlu, ailelerin çocuklarına verebilecekleri en büyük desteğin koşulsuz güven ve anlayış olduğunu belirtti. Öğrencilerin yalnızca sınav sonuçlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bozanoğlu, gençlerin kendilerini gelecekte topluma sağlayacakları katkılar üzerinden tanımlamalarının daha güçlü bir psikolojik dayanıklılık geliştirmelerine yardımcı olacağını söyledi.
“Sınav Bir Sonuç Değil, Hayat Yolculuğunun Bir Aşamasıdır”
Dr. Öğr. Üyesi İhsan Bozanoğlu, YKS’nin öğrencilerin yaşamındaki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ancak bireyin değerini belirleyen tek unsur olmadığını belirterek, “Bilimsel stratejilerle desteklenen bir sakinlik, sınavda en büyük gücünüzdür. Kendinize güvenin, sürece odaklanın ve bugüne kadar gösterdiğiniz emeğin farkında olun. Sınav bir sonuç değil, hayat yolculuğunun önemli aşamalarından biridir” ifadelerini kullandı.
Yaz Aylarında Süren Yorgunluğu Hafife Almayın
YAZ GELDİ, YORGUNLUĞUNUZ GEÇMEDİYSE SEBEBİ HAVA DEĞİŞİKLİKLERİ OLMAYABİLİR!
Diyetisyen Esra Kula: “Yaz aylarında devam eden halsizlik ve kilo verme zorluğu, yaşam tarzınızın size verdiği önemli bir mesaj olabilir.”
Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte birçok kişi daha enerjik ve hareketli hissetmeyi beklerken, bazı kişiler tam tersine kendini halsiz, isteksiz ve yorgun hissediyor. Üstelik bu tabloya kilo verme güçlüğü, ödem ve tatlı krizleri de eşlik edebiliyor.
Diyetisyen Esra Kula, toplumda çoğu zaman sıcak hava veya mevsim değişikliklerine bağlanan bu durumun altında farklı nedenler olabileceğine dikkat çekti. Son dönemde danışanlarından benzer şikayetleri sıkça duyduğunu belirten Kula, özellikle kış aylarından kalan yanlış alışkanlıkların yaz aylarında daha görünür hale geldiğini söyledi.
“YAZA ENERJİK GİRMEK İSTERKEN DAHA YORGUN HİSSEDİYORUZ”
Yaz aylarının birçok kişi için yenilenme ve hareketlenme dönemi olarak görüldüğünü belirten Kula, beklenti ile gerçek arasındaki farkın dikkat çekici olduğunu ifade etti.
“Yaz geldiğinde birçok kişi daha enerjik olacağını düşünüyor. Ancak uzun süre devam eden düzensiz beslenme, yetersiz su tüketimi, düşük fiziksel aktivite ve uyku problemleri nedeniyle tam tersine daha fazla yorgunluk hissedebiliyor. İnsanlar bunu yalnızca sıcak havaya bağlıyor ancak çoğu zaman tablo bundan daha kapsamlı.”
Kula’ya göre özellikle masa başında çalışan bireylerde gün içinde yaşanan enerji düşüklüğü ve konsantrasyon kaybı, yanlış beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olabiliyor.
YAZA GİRERKEN EN BÜYÜK HATA: HIZLI KİLO VERME ÇABASI
Yaz aylarının başlamasıyla birlikte birçok kişinin kısa sürede kilo vermeye çalıştığını belirten Diyetisyen Esra Kula, hızlı sonuç arayışının çoğu zaman ters etki oluşturduğunu söyledi.
“Birçok kişi yaz öncesinde veya yazın ilk haftalarında çok düşük kalorili diyetlere yöneliyor. Ancak aç kalarak kilo vermeye çalışmak metabolizmayı desteklemek yerine zorlayabiliyor. Kısa süreli kayıplar elde edilse bile sürdürülebilir sonuçlar ortaya çıkmıyor.”
Kula, sağlıklı kilo yönetiminin temelinde hızlı çözümler değil, sürdürülebilir alışkanlıklar bulunduğunu vurguladı.
DETOKS VE TEK TİP BESLENME UYARISI
Yaz döneminde detoks programları ve sosyal medyada yayılan hızlı kilo verme yöntemlerine karşı da uyarılarda bulunan Kula, bilimsel temeli olmayan uygulamaların sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirtti.
“Yaz geldiğinde detoks aramalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Ancak vücudumuz zaten karaciğer ve böbrekler aracılığıyla kendi detoks sistemine sahip. Günlerce sıvı beslenmek veya tek tip gıdalarla beslenmek çözüm değil.”
Dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve düzenli hareket, yaz aylarında enerji seviyelerini artırmanın en etkili yolları arasında yer alıyor.
TABAĞINIZ RENKSİZSE ENERJİNİZ DE AZALABİLİR
Diyetisyen Esra Kula, yaz aylarında beslenmede çeşitliliğin önemine dikkat çekerek özellikle mevsim sebze ve meyvelerinin sofralarda daha fazla yer alması gerektiğini söyledi.
“Yeşil yapraklı sebzeler, renkli sebzeler ve mevsim meyveleri yalnızca vitamin kaynağı değildir. Aynı zamanda enerji metabolizmasının desteklenmesine de katkı sağlar. Yaz aylarında doğal ve dengeli beslenmek hem kilo kontrolüne hem de yaşam kalitesine olumlu katkı sunar.”
GÖZDEN KAÇAN NEDEN: YETERSİZ SU TÜKETİMİ
Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte vücudun sıvı ihtiyacının da yükseldiğini belirten Kula, birçok kişinin farkında olmadan susuz kaldığını ifade etti.
“Yorgunluk, baş ağrısı, konsantrasyon kaybı ve halsizlik gibi şikayetlerin altında zaman zaman yetersiz su tüketimi yatabiliyor. Özellikle çay ve kahve tüketiminin su yerine konulması bu sorunu daha da artırabiliyor.”
“SORUN HER ZAMAN İRADE DEĞİL”
Kilo verme sürecinde bireylerin çoğu zaman kendilerini suçladığını belirten Esra Kula, her kilo probleminin irade eksikliğiyle açıklanamayacağını söyledi.
“Uyku düzeni, stres seviyesi, günlük hareket miktarı, hormonal yapı ve beslenme alışkanlıkları birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı yaşam kişiye özel bir süreçtir ve herkes için tek bir doğru yöntem yoktur.”
YAZ AYLARI İÇİN 4 ÖNERİ
• Günlük su tüketiminizi artırın.
• Öğün atlamak yerine dengeli beslenmeye odaklanın.
• Mevsim sebze ve meyvelerini sofranıza dahil edin.
• Haftada en az birkaç gün düzenli fiziksel aktivite yapın.
Diyetisyen Esra Kula, yaz aylarının bir mücadele dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları yeniden kazanmak için önemli bir fırsat olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Yaza daha enerjik, daha sağlıklı ve daha iyi hissetmek için mucize çözümlere değil, sürdürülebilir alışkanlıklara ihtiyacımız var. Küçük ama doğru adımlar, uzun vadede çok daha büyük sonuçlar getiriyor.”
Bel Ağrıları Basit Önlemlerle Kontrol Altına Alınabilir
Bel ve sırt ağrıları doğru alışkanlıklarla kontrol altına alınabiliyor. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, vücudun hareket ettikçe güçlendiğini ve korunduğunu vurgulayarak “Beli yormayacak 30 dakikalık tempolu yürüyüşler ve esneme egzersizleri bel ağrısına iyi gelen çözümler arasında yer alıyor” dedi.
Bel ve sırt ağrısı, pek çok kişinin hayatının bir döneminde karşılaştığı yaygın bir sorun. Bazen birkaç gün içinde kendiliğinden geçerken, bazen haftalarca sürebiliyor. Özellikle uzun süre oturanlar, masa başında çalışanlar ya da gün içinde yeterince hareket etmeyen kişiler bu durumdan daha sık etkileniyor. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, ağrının süresinin ve nedeninin doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bel ağrısının her zaman aynı şekilde ilerlemediğine işaret eden Dr. Yaycı, “Burada temel ayrım, ağrının ne kadar sürdüğüdür. Kısa süreli bel ağrıları genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürer ve çoğu zaman basit yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak ağrı 6 haftadan uzun sürüyorsa, bu durum daha dikkatli bir yaklaşım gerektirir. Ağrının süresi uzadıkça değerlendirme ve tedavi yaklaşımı da değişmelidir” dedi.
Doktorun önerdiği ilaçlar kullanılmalı
Günlük hayatta uygulanabilecek basit adımların çoğu zaman yeterli olabildiğini dile getiren Dr. Yaycı, “Ağrıyı hafifletmek için doktorunuzun önerdiği bir ağrı kesici ilaç etkili olabilir. İlaç kullanımında mutlaka bilinçli olunması gerekiyor. Özellikle şiddetli ağrılarda hekime danışılması büyük önem taşıyor. Öte yandan, beli yormayacak 30 dakikalık tempolu yürüyüş ve esneme egzersizleri, omurga hizasında duruş pozisyonunu korumak, bel yastığı kullanmak, günde 3 kez 15’er dakikalık soğuk kompres yapmak, 15 dakikalık sıcak banyo veya sıcak su torbası koymak bel ağrısına iyi gelen çözümlerdir” diye konuştu.
Dr. Murat Yaycı bel ağrısına iyi gelecek uygulamaları şöyle sıraladı:
- Beli yormadan yürüme ve bisiklet sürme gibi egzersizler yapmak.
- Duruş, oturma ve uyku pozisyonunu değiştirmek.
- Bele soğuk ve/veya sıcak su torbası ile kompres uygulamak.
- Kas gevşetici kremler kullanmak.
- İyi ve sağlıklı beslenmek.
- Kiloyu sağlıklı düzeyde tutmak.
- Yüksek topuklu gibi beli zorlayan ayakkabı kullanımını bırakmak.
- Stres ve kaygıdan uzak durmak.
Ağrıya karşı aktiviteleri mümkün olduğunca sürdürmeli ve hafif hareket etmeli
Bel ağrısı olan birçok kişinin hareket etmekten kaçındığına dikkat çeken Dr. Murat Yaycı, bunun yaygın bir yanılgı olduğunu söyledi. Dr. Yaycı şöyle konuştu: “Uzun süre hareketsiz kalmak, kasların zayıflamasına neden olur ve iyileşme sürecini uzatabilir. Bu nedenle tamamen dinlenmek yerine, günlük aktiviteleri mümkün olduğunca sürdürmek ve hafif hareket etmek daha doğru bir yaklaşımdır. Bu da doğal bir çözüm olan endorfin salgılanmasını sağlar, bel ağrısı semptomlarını hafifletir.”
“Günlük yaşamdaki küçük düzenlemeler ağrı üzerinde belirgin fark yaratabilir”
Bel ağrısı çoğu zaman günlük yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili. Uyku pozisyonu bunlardan biri. Yan yatarken dizlerin arasına yastık koymak veya sırt üstü yatarken dizlerin altını desteklemek belin daha rahat bir pozisyonda kalmasını sağlar. Dr. Yaycı, “Küçük düzenlemeler ağrı üzerinde belirgin fark yaratabilir. Kas gerginliğini azaltmak da önemlidir. Gün içinde veya yatmadan önce yapılan basit nefes egzersizleri, kasların gevşemesine yardımcı olabilir. Ayrıca fazla kilo, bel bölgesine ekstra yük bindirerek ağrıyı artırabilir. Bu nedenle dengeli beslenme ve kilo kontrolü de önemli bir faktördür” dedi. Bel sağlığında en önemli unsurlardan birinin düzenli hareket olduğunu vurgulayan Dr. Murat Yaycı, “Yürüyüş, yüzme, yoga ve pilates gibi aktiviteler kasların güçlenmesine, esnekliğin artmasına ve ağrının tekrar etme riskinin azalmasına katkı sağlar. Vücut hareket ettikçe güçlenir ve kendini korur” ifadelerini kullandı.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.






