
Ücretli Çalışan İstatistikleri, Nisan 2026 Ücretli çalışan sayısı yıllık %2,0 arttı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2026 Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,0 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayında 15 milyon 662 bin 751 kişi iken, 2026 yılı Nisan ayında 15 milyon 968 bin 711 kişi oldu.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2026 Nisan ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe %2,4 azaldı, inşaat sektöründe %6,8 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe %3,4 arttı.
Ücretli çalışan sayısı aylık %0,5 arttı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2026 Nisan ayında bir önceki aya göre %0,5 arttı.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2026 Nisan ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe %0,3 arttı, inşaat sektöründe %1,1 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe %0,5 arttı.
İnşaat Maliyet Endeksi, Nisan 2026
İnşaat maliyet endeksi yıllık %28,58 arttı, aylık %2,73 arttı
İnşaat maliyet endeksi, 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre %2,73 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,58 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %3,75 arttı, işçilik endeksi %1,03 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %27,75 arttı, işçilik endeksi %30,02 arttı.
Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık %27,11 arttı, aylık %2,44 arttı
Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre %2,44 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,11 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %3,39 arttı, işçilik endeksi %0,93 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %25,68 arttı, işçilik endeksi %29,53 arttı.
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık %33,41 arttı, aylık %3,65 arttı
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre %3,65 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %33,41 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %4,84 arttı, işçilik endeksi %1,40 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %34,26 arttı, işçilik endeksi %31,78 arttı.
Sanayi üretimi yıllık %6,0 arttı
Sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı) incelendiğinde, 2026 yılı Nisan ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre %2,8 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi %6,8 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %1,8 arttı.
Sanayi üretimi aylık %3,7 arttı
Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2026 yılı Nisan ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre %0,8 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi %4,4 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %2,8 azaldı.
Yükselen sıcaklıklar sanayi tesislerinde yangın riskini artırıyor
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları, yoğun çalışan elektrik sistemleri, üretim sırasında ortaya çıkan yüksek ısı, yetersiz bakım uygulamaları ve yanıcı malzemelerin depolandığı alanlar, özellikle sanayi kuruluşlarında yangın riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Üretimin kesintisiz devam ettiği fabrikalarda, ekipmanların uzun süre yüksek performansla çalışması da ek bir risk oluşturuyor. Elektrik panoları, motorlar, kablolama sistemleri, üretim hatları ve depolama alanları, sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde daha dikkatli yönetilmesi gereken kritik noktalar olarak öne çıkıyor.
İstanbul İtfaiyesi’nin 2025 yılı faaliyet verileri de yangın riskinin boyutunu gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz yıl kent genelinde yapısal yangınlar içinde fabrika yangınları 323’e, diğer bina yangınları ise 3 bin 677’ye ulaştı. Sanayi tesislerinde meydana gelen bu yangınlar ise yalnızca bina ve ekipman kaybına neden olmakla kalmıyor; üretimin durması, teslimat süreçlerinin aksaması, tedarik zincirinde yaşanan kesintiler ve iş gücü kayıpları gibi önemli ekonomik sonuçları da beraberinde getiriyor. Özellikle üretim süreçlerinin yüksek kapasiteyle yürütüldüğü tesislerde birkaç saatlik duruşlar dahi ciddi maliyetlere neden olabilirken, büyük ölçekli yangınlar işletmelerin faaliyetlerini uzun süre etkileyebiliyor. Tüm bunların ötesinde bu yangınlar hayati risk oluşturabiliyor ve maalesef can kayıplarına da yol açabiliyor.
Önleyici tedbirler kritik önem taşıyor
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Masdaf CEO’su Erhan Özdemir, şunları söyledi: “Yaz aylarında yükselen sıcaklıklarla birlikte sanayi tesislerinde yangın riski de artıyor. Özellikle yoğun enerji tüketen üretim hatları, elektrik sistemleri ve sürekli çalışan ekipmanlar, düzenli kontrol edilmediğinde önemli riskler oluşturabiliyor. Bu nedenle işletmelerin yangın öncesindeki hazırlık süreçlerine odaklanması gerekiyor. Yangın güvenliği, işletmenin sürekliliğini koruyan stratejik bir unsur olarak ele alınmalı. Düzenli bakım uygulamaları, doğru projelendirilmiş sistemler ve güvenilir yangın güvenliği ekipmanları, olası risklerin azaltılmasında kritik rol oynuyor.”
Özdemir ayrıca, yangın pompalarının ve söndürme sistemlerinin düzenli olarak test edilmesinin, ihtiyaç duyulduğu anda sistemlerin eksiksiz çalışabilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek; “Özellikle yangın pompaları, yangın anında söndürme sistemlerine gerekli suyu doğru basınç ve debiyle sağlayarak müdahalenin etkinliğini belirleyen en önemli bileşenlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yangın pompalarının standartlara uygun şekilde projelendirilmesi, UL/FM gibi uluslararası sertifikalara sahip olması ve periyodik testlerle performanslarının doğrulanması gerekiyor. Söz konusu sertifikalar, sistemlerin yangın güvenliği alanında dünyanın en zorlu performans ve dayanıklılık testlerinden geçtiğini gösterirken, acil durumlarda güvenilir şekilde çalışabileceğini de belgeliyor. Yangın güvenliği altyapısında yapılan yatırımların ancak düzenli bakım ve kontrol süreçleriyle değer yaratabilir. Özellikle yaz aylarında artan riskler karşısında işletmelerin yangın pompaları, sprinkler sistemleri, vana grupları ve kontrol ekipmanlarını düzenli olarak gözden geçirmeleri gerekiyor” dedi.
TROY kartlılara özel LC Waikiki’de her 3.000 TL ve üzeri alışverişe 300 TL indirim fırsatı başladı!
Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY, Türkiye’nin lider giyim markası LC Waikiki ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle avantajlı alışveriş deneyimini kullanıcıları ile buluşturmaya devam ediyor. 15 Haziran – 15 Temmuz 2026 tarihleri arasında geçerli olan kampanya kapsamında, TROY logolu kart sahipleri LC Waikiki mağazalarında, web sitesinde ve mobil uygulamasında yapacakları 3.000 TL ve üzeri alışverişlerde anında 300 TL indirim kazanacak.
Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY ve giyimden ev yaşam ürünlerine, aksesuardan ayakkabıya uzanan geniş ürün gamında binlerce seçeneği bünyesinde barındıran LC Waikiki gerçekleştirdiği iş birliğiyle alışveriş avantajı sunan kampanyasını hayata geçirdi. 15 Haziran – 15 Temmuz 2026 tarihleri arasında geçerli olan kampanya kapsamında, TROY logolu kart sahipleri, Home ve Dream dahil olmak üzere LC Waikiki mağazalarında, internet sitesinde veya mobil uygulamasında tek seferde yapacakları her 3.000 TL ve üzeri alışverişlerinde anında 300 TL indirim fırsatından yararlanabilecek.
Yazın enerjisini avantajlı alışveriş deneyimiyle buluşturan kampanyadan kredi kartı, banka kartı ya da ön ödemeli kart fark etmeksizin tüm TROY logolu bireysel ve ticari kart sahipleri yararlanabilecek. İndirimden faydalanmak için, kampanya koşullarına uygun sepet oluşturulduktan sonra, LCW mobil uygulaması ve www.lcw.com üzerinden yapılacak alışverişler için ödemenin TROY logolu kartlar ile gerçekleştirilmesi; LC Waikiki mağazalarında ise ödeme esnasında TROY logolu kartın kasa personeline gösterilerek kampanyaya katılım talebinin belirtilmesi ve ödemenin TROY logolu kart ile yapılması yeterli olacak.
Sezonun öne çıkan ürünleri ile gardıroplarını yenilemek, tatil ihtiyaçlarını karşılamak veya ev yaşam ürünlerinde yeni seçenekleri avantajla değerlendirmek isteyen tüm TROY kartlılar indirim fırsatında faydalanabiliyor. Hâlihazırda TROY logolu kartı bulunmayan kişiler de yeni kart temin ederek kampanyadan yararlanabilecek. TROY logolu kredi kartı, banka kartı veya ön ödemeli kart edinmek isteyen kullanıcıların hizmet aldıkları banka ya da elektronik para kuruluşuna başvurmaları yeterli. Kampanyaya ilişkin tüm detaylara www.troyodeme.com adresinde yer alan kampanyalar bölümünden erişilebiliyor.
500 Milyon Dolarlık El Örgü İpliği İhracatında Gözler Yeni Pazarlarda
Etrofil İle El Örgü İpliğinde Türk İmzası Dünyaya Yayılıyor
Yaklaşık 500 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşan Türkiye el örgü ipliği sektörü, Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirirken sektör yeni pazarlara, sürdürülebilir üretime ve katma değerli ürünlere odaklanıyor. El örgü iplik sektörünün köklü markalarından Etrofil El Örgü İplikleri, 2026 yılının ilk yarısında ihracat, ürün geliştirme ve dijitalleşme alanlarında yaptığı çalışmalarla dikkat çekti. Yılın ilk altı ayında planladıkları hedeflerin önemli bir bölümüne ulaştıklarını belirten Yönetim Kurulu Başkanı Toygun Batallı, “İç pazarda talep daha kontrollü bir seyir izlerken, ihracat tarafında daha güçlü bir performans ortaya koyduk. Avrupa ve Amerika, öncelikli pazarlarımız olmaya devam ediyor. Bununla birlikte Güney Amerika, Balkanlar ve çeşitli Avrupa ülkelerinde yeni iş birliklerine yönelik görüşmelerimizi sürdürüyoruz. 2026 yılının ikinci yarısında ise özellikle yeni sezon siparişlerinin etkisiyle daha hareketli ve güçlü bir dönem geçirmeyi öngörüyoruz” dedi.
Küresel ekonomideki belirsizlikler, maliyet baskıları ve değişen tüketici alışkanlıklarına rağmen el örgü iplik sektörü, ihracat performansı ve yenilikçi ürün yatırımlarıyla büyümesini sürdürüyor.
İkinci Yarıda Gözler Yeni Sezon Siparişlerinde
Yılın ilk altı ayını değerlendiren Etrofil El Örgü İplikleri Yönetim Kurulu Başkanı Toygun Batallı, “2026 yılının ilk altı ayı bizim açımızdan temkinli ancak verimli geçen bir dönem oldu. Yıl başında belirlediğimiz hedeflerin önemli bir bölümüne ulaştık. Özellikle ihracat, ürün geliştirme ve mevcut müşteri ilişkilerini güçlendirme alanlarında planladığımız adımları büyük ölçüde hayata geçirdik. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla satışlarımızda dengeli bir büyüme yakaladık. İç pazarda talep daha kontrollü bir seyir izlerken, ihracat tarafında daha güçlü bir performans sergiledik. Avrupa, Amerika ve mevcut distribütörlük pazarlarımızda Etrofil markasına olan ilginin devam ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Yılın ilk yarısında yeni ürün geliştirme, numune yönetimi, planlama ve müşteri iletişimi süreçlerinde teknolojiyi daha etkin kullanmaya başladık. Dijital dönüşüm yatırımlarımızı yılın ikinci yarısında da sürdürmeyi planlıyoruz. Yeni sezon siparişleriyle birlikte sektörün daha hareketli bir döneme gireceğini öngörüyoruz. Yılın geri kalanında doğal içerikler, sürdürülebilir üretim anlayışı, hafif ve yumuşak tuşeli iplikler, premium ambalaj tasarımları ve güçlü renk hikâyelerine sahip koleksiyonların öne çıkacağını düşünüyoruz. Bu doğrultuda yenilikçi, katma değeri yüksek ve global pazarlarda rekabet gücümüzü artıracak ürünler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’nin Güçlü Tekstil Altyapısı İhracatı Destekliyor
Türkiye’nin el örgü ipliği alanında Avrupa’nın en güçlü üreticileri arasında yer aldığını belirten Batallı, “İplik sektörüne baktığımızda Türkiye’nin yıllık ihracatının yaklaşık 12 milyar dolar seviyesinde olduğunu görüyoruz. El örgü iplikleri ise bu büyük yapının daha niş ancak katma değeri yüksek segmentlerinden birini oluşturuyor. Türkiye’nin el örgü iplikleri ihracatı bugün yaklaşık 450-500 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Etrofil El Örgü İplikleri olarak biz de bu güçlü ekosistemin önemli bir parçasıyız. Kalite, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı yaklaşımımız sayesinde Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda rekabet gücümüzü her geçen gün artırıyoruz” dedi.
Doğal İçerikli ve Premium Ürünlere Talep Artıyor
Küresel tüketici eğilimlerinin iplik sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Batallı, “Özellikle doğal içerikli ve sürdürülebilir ürünlere yönelik talep oldukça yükseldi. Organik pamuk, merino yün, alpaka karışımları ve özel efektli ipliklerin yılın ilk yarısında öne çıkan ürün grupları arasında yer alıyor. Tüketiciler artık yalnızca ürünün teknik özelliklerine değil, üretim hikâyesine, sürdürülebilirlik yaklaşımına ve koleksiyon bütünlüğüne de önem veriyor” açıklamasında bulundu.
Kadının Ev İçi Emeği Ekonomik Değere Dönüşüyor
Batallı, “Büyüyen sektörle birlikte ev içi üretim, dijitalleşmenin de etkisiyle kayıt dışı bir uğraş olmaktan çıkarak önemli bir ekonomik girişimcilik alanına dönüşüyor. Bugün birçok kadın kendi markasını oluşturuyor, sosyal medya üzerinden müşteri kitlesi edinerek evden yönettiği küçük işletmesini sürdürülebilir bir gelir modeline dönüştürüyor. El örgüsü ekonomisi yalnızca üreticilere değil; iplik, aksesuar, ambalaj, kargo ve dijital pazarlama gibi pek çok yan sektöre de katkı sağlayarak geniş bir ekonomik ekosistemi harekete geçiriyor” diyerek sözlerini noktaladı.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nda Sunduğu Proje Teklifiyle Küresel Geleceğe Yön Verdi
183 Ülkeden Katılımcının Yer Aldığı Küresel Buluşmada İstanbul Rumeli Üniversitesi de Yerini Aldı
İstanbul Rumeli Üniversitesi, çevre ve sürdürülebilirlik alanında dünyanın en önemli organizasyonları arasında gösterilen Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nda yerini aldı. Forumda üniversiteyi; İklim Değişikliği Komisyonu Başkanı ve Sıfır Atık Takım Lideri Prof. Dr. İbrahim Yüksel ile komisyon ve takım üyeleri Prof. Dr. Osman Çakmak, Doç. Dr. Sibel Doğan ve Dr. Öğr. Üyesi Yasin Ucakan temsil etti.
Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı forumun kapanışı ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirildi. Çevre politikaları, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma konularının ele alındığı etkinlikte, 183 ülkeden bakanlar, üst düzey bürokratlar ile Birleşmiş Milletler ve UNICEF’in üst düzey temsilcileri bir araya geldi.
Sıfır Atık Küresel Bir Harekete Dönüşüyor
Forum boyunca sıfır atık, iklim değişikliği, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları ele alınırken, organizasyonun bu yılki teması “COP31’e Giden Yol” olarak belirlendi. İlk kez 2025 yılında 130 ülkenin katılımıyla düzenlenen forumun bu yıl 183 ülkeye ulaşması, sıfır atık yaklaşımının küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koydu.
İstanbul Rumeli Üniversitesi’nden COP31’e Uzanacak Proje
İstanbul Rumeli Üniversitesi, forum kapsamında çevre geleceğine yön verecek kapsamlı bir proje önerisini de uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı buldu. Söz konusu proje, 20 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında gerçekleştirilen proje lansman toplantısında kabul edilerek Sıfır Atık Vakfı’nın resmi platformunda yayımlandı. Projenin, Kasım ayında gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi’nde hayata geçirilmesi ve İstanbul Rumeli Üniversitesi’nin burada da temsil edilmesi hedefleniyor.
“Üniversiteler Sürdürülebilir Geleceğin En Güçlü Paydaşlarıdır”
Forumun ardından değerlendirmelerde bulunan İstanbul Rumeli Üniversitesi İklim Değişikliği Komisyonu Başkanı ve Sıfır Atık Takım Lideri Prof. Dr. İbrahim Yüksel, üniversitelerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği role dikkat çekti.
Prof. Dr. İbrahim Yüksel, “Uluslararası Sıfır Atık Forumu, geleceğin sürdürülebilir yaşam modellerinin şekillendirildiği önemli bir küresel buluşmadır. 183 ülkeden temsilcinin katılım göstermesi, sıfır atık yaklaşımının artık tüm dünyanın ortak gündemi haline geldiğini göstermektedir. İstanbul Rumeli Üniversitesi olarak bu sürecin içinde yer almaktan ve çözüm üreten akademik çalışmalarımızı uluslararası platformlarda paylaşmaktan büyük gurur duyuyoruz” dedi.
Üniversitelerin bilgi üretmenin ötesinde toplumsal dönüşüme öncülük eden kurumlar olduğuna vurgu yapan Yüksel, “Forum kapsamında sunduğumuz proje, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğiyle mücadele ve toplumsal farkındalık alanlarında somut katkılar sunmayı hedeflemektedir. Projemizin COP31 sürecinde hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Üniversiteler, sürdürülebilir geleceğin en güçlü paydaşlarıdır ve biz de bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.
BNP Paribas Cardif Türkiye’nin İş Ortaklıkları Kanalı Genel Müdür Yardımcısı Banu Büyükoğuz Oldu
Hayat sigortacılığı ve BES alanlarındaki faaliyetleriyle, koruma sigortaları alanında Türkiye’nin önde gelen sigorta kuruluşları arasında yer alan BNP Paribas Cardif Türkiye’nin İş Ortaklıkları Kanalı Genel Müdür Yardımcılığı görevine 12 Haziran 2026 tarihi itibarıyla Banu Büyükoğuz atandı.
BNP Paribas Cardif Türkiye’deki kariyerine 2017 yılında İş Ortaklıkları Kanalı’nda direktör olarak başlayan Banu Büyükoğuz, 2019 yılında Mali İşler Kontrol alanında görev aldı. 2023 yılından bu yana Bütçe ve Raporlama Direktörü olarak çalışmalarını sürdürmüş olan Büyükoğuz, bu süreçte gösterdiği performans ve katkılarıyla organizasyona önemli değer sağladı.
BNP Paribas Cardif Türkiye çatısı altında farklı fonksiyonlarda deneyim kazanan Banu Büyükoğuz’un, yeni görevinde iş ortaklıkları kanalının gelişimine katkı sağlaması hedefleniyor.
Etki Odaklı Sohbetler’in konuğu Armaş Vakfı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Asna Özesmi oldu
Sivil toplum ve toplumsal fayda alanındaki çalışmaların görünür kılınmasını hedefleyen SosyalUp’ın “Etki Odaklı Sohbetler” YouTube serisinin 57’nci bölümüne Armaş Vakfı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Asna Özesmi konuk oldu. Programda, Armaş Vakfı’nın kuruluş hikâyesi, Armaş Akademi’nin eğitim yaklaşımı, vakfın hedef kitleleri ve doğa, sürdürülebilirlik, etik ve iletişim ekseninde yürütülen çalışmalar ele alındı.
Armaş Vakfı’nın uzun yıllara yayılan bir hayalin ürünü olduğunu belirten Armaş Vakfı Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Asna Özesmi, vakfın ortaya çıkış sürecini şu sözlerle anlattı: “Armaş Vakfı, aslında uzun yıllara yayılan bir hayalin ürünü. Ben İzmit Akmeşe köyünde yaşıyorum. Bir çiftlik evi burası. 20 yıl boyunca burada bir eğitim merkezi hayali kurarken hayatım Uygar Özesmi ile birleşti. Onun da hayali daha iyi bir dünya için çalışanları ve çalışmak isteyenleri buluşturacak bir akademi oluşturmaktı. Dolayısıyla dedik ki madem öyle Armaş Vakfı’nı kuralım.”
Vakfın kuruluş sürecinin kolay olmadığını vurgulayan Özesmi, restorasyon ve kaynak yaratma süreçlerine değinerek, “Bina restorasyonu uzun sürdü. Dağın başında olduğumuz için inşaat da kolay olmadı. Para bulmakta zorlandık ama dostlarımızın desteğiyle binamızı tamamladık ve ardından vakfımızı kurduk” ifadelerini kullandı.
Armaş Vakfı’nın bugün eğitimler, atölyeler ve buluşmalarla önemli bir etki alanı oluşturduğunu belirten Özesmi, bugüne kadar yaklaşık 320 kişiyi ağırladıklarını ifade ederek, “Çevre, iklim, sürdürülebilirlik, etik ve iletişim konularındaki yaklaşımımızı paylaşıyoruz. Bu da insanlarda yeniden gelme isteği uyandıran bir deneyime dönüşüyor” dedi.
Sivil toplumun birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Özesmi, tekil çabaların yeterli olmayacağını vurgulayarak, “Tek başına hiçbir sivil toplum kuruluşu yeterli olmayacak. Sivil toplum kuruluşları birbirini destekler ve birlikte çalışabilirse çok daha büyük bir güç oluşturulabilir” ifadelerini kullandı.
Vakfın öncelikli hedef kitleleri arasında lise öğrencileri ve beyaz yaka çalışanların yer aldığını belirten Özesmi, lise döneminin değerlerin şekillendiği kritik bir dönem olduğuna işaret ederek, “Lise çağı formasyonun en temel zamanı. Üniversite çok geç. Kişilik ve değerler o yaşlarda şekilleniyor” dedi. Beyaz yaka çalışanların ise daha anlamlı ve özgür bir çalışma hayatı arayışı içinde olduğunu belirterek iş dünyasında dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti.
Armaş Akademi’nin disiplinler arası eğitim yaklaşımına değinen Özesmi, farklı uzmanlık alanlarının bir araya geldiği programlar yürüttüklerini belirterek, “Ali Nesin’le birlikte matematik ve doğa eğitimi yaptık. Matematiği ve doğanın matematikle ilişkisini kendisi anlattı, biz de çocukları doğayla buluşturduk” dedi.
Doğa temelli eğitimlerin çocuklar üzerindeki etkisini de paylaşan Özesmi, “Başta isteksiz gelen çocukların giderken ayrılmak istemediğini görüyoruz. Doğanın içinde kuşları, ağaçları ve canlıları tanıyarak bambaşka bir deneyim yaşıyorlar” ifadelerini kullandı.
İş dünyasının dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Özesmi, şirketlerin sorumluluğuna dikkat çekerek, “Şirketlerin sorumluluğu önce topluma ve dünyaya olmalı, sonra hissedara. Ancak bu şekilde daha iyi bir geleceğe ulaşabiliriz” dedi.
Programda ayrıca doğayla kurulan bağın önemine de değinen Özesmi, çocukluk deneyimlerinin bu ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini aktararak, “Bir ağaca sarılmanın nasıl bir mutluluk verdiğini hissetsinler ve o bağdan vazgeçmesinler” sözleriyle doğayla temasın önemini vurguladı.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.






