Eğitim

NNYÜ Sağlık Bilimleri Kongresi, Özel sporcular ERÜ’de,Türk Dünyası Spor Müsabakaları, Zirve IEEE, Patent ve Ticarileştirme Performansı, sahne’de Muhteşem Konser, ziyaret, Liseler Arası Uluslararası Robotik Turnuvası, Okullarda artan şiddet, ürkiye’nin doğurganlık hızı, Dijital mecradaki sağlık tuzakları, Diploma artık işsizlikten korumuyor, Gençlerin 3’te 1’i Dindarlığı “Göstermelik” Buluyor, Hekime Yönelik Şiddet, Türkiye’de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu Raporu,

NNYÜ’DE “SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN TEK SAĞLIK” KONGRESİ                  

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi (NNYÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi iş birliği çerçevesinde 2. Ulusal Nuh Naci Yazgan Sağlık Bilimleri Kongresi düzenlendi. İki gün süren kongre; Türkiye’nin farklı üniversitelerinden akademisyenler, araştırmacılar ve öğrencilerin yanı sıra sağlık profesyonellerini bir araya getiren önemli bir etkinlik oldu.

NNYÜ Süleyman Çetinsaya Kültür Merkez’indeki kongrede “Sürdürülebilir Gelecek İçin Tek Sağlık” temasıyla sağlık alanındaki güncel gelişmeler multidisipliner bir yaklaşımla ele alındı. Kongrenin açılışına İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Kongre Onursal Başkanı NNYÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Fazıl Özsoylu, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl, bilim insanları, şehir ve devlet hastaneleri başhemşireleri, davetliler ve öğrenciler katıldı.

Kongre Başkanı ve NNYÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Didem Kaya kongrenin açılışında yaptığı konuşmada tek sağlık ve sürdürülebilirlik arasında birbirini tamamlayan önemli bir ilişki olduğunu belirterek, “İki kavram arasındaki ilişkinin bu kadar kuvvetli olmasından dolayı kongrede farklı disiplinlerden, alanında uzman değerli bilim insanlarına yer verdik. İki gün boyunca tek sağlık ve sürdürülebilirlik kavramları detaylı olarak ele alınarak bilimsel bilginin gelişimine katkı sağlayacaktır.” dedi.

NNYÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman İnanç da insan sağlığının doğanın sağlığından bağımsız olmadığına dikkat çekerek, “Sağlıklı insan, sağlıklı çevre, sürdürülebilir bir gelecek. Aslında hepsi aynı hikayenin birer parçalarıdır. Sağlığımızı düşündüğümüzde çoğu zaman hastaneler, insanlar, sağlık hizmetleri aklımıza geliyor. Oysa insan sağlığının hikayesi çok daha önce başlıyor. Tohum doğaya düştüğü zaman toprak sağlıklıysa su sağlıklıysa o tohum filizleniyor ve bir gıdaya dönüşüyor. İşte bu yüzden insan sağlığı hikayesi doğada başlıyor.” diye konuştu.

NNYÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derviş Yılmaz da konuşmasında sağlıkta en önemli tedavi yöntemlerinin önce koruyucu sonra tedavi edici sonra da rehabilitasyonun geldiğini belirterek başlangıçta koruyucu olarak yapılacak tedavilerin hem ekonomik olarak daha rahat hem de toplumun daha sağlıklı olmasını sağladığını söyledi. Yılmaz, sağlığın fiziksel, ruhsal, bedensel ve sosyal olarak tam iyi olma hali olduğunu kaydetti.

NNYÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Fazıl Özsoylu ise kongrenin açılış töreninde, günümüzde insan sağlığının yalnızca bireysel boyutta ele alınmasının yetersiz kaldığını belirterek şunları söyledi: “İnsan sağlığını yalnızca bireysel beden sağlığıyla sınırlı gören yaklaşımlar, çağımızın karmaşık problemlerini açıklamakta ve çözmekte yetersiz kalmaktadır. İnsan sağlığı; çevrenin sağlığıyla, hayvanların sağlığıyla, iklim değişikliğiyle, gıda güvenliğiyle, su kaynaklarıyla, şehirleşmeyle, teknolojiyle ve toplumsal yaşam biçimleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle “Tek Sağlık” yaklaşımı, yalnızca sağlık bilimlerinin değil; aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın, çevre bilincinin, toplumsal refahın ve bilimsel iş birliğinin de merkezinde yer alan bütüncül bir anlayışı temsil etmektedir. Asıl mesele şudur: Sağlığı korumak istiyorsak, yalnızca hastalıkları tedavi etmeyi değil; hastalığa yol açan çevresel, sosyal, biyolojik ve teknolojik faktörleri de birlikte değerlendirmek zorundayız. Bugün dünyamız; iklim değişikliği, yeni bulaşıcı hastalıklar, antibiyotik direnci, çevre kirliliği, sağlıklı gıdaya erişim sorunları, afetler, yaşlanan nüfus ve kronik hastalık yükü gibi çok boyutlu sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların hiçbiri tek bir disiplinin sınırları içinde çözülebilecek nitelikte değildir. İşte bu noktada üniversitelere çok önemli bir sorumluluk düşmektedir.”

Kongrede daha sonra Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, “Sürdürülebilir Gelecek İçin Tek Sağlık” ve Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, “Türkiye’de Sürdürülebilir Sağlık Politikaları” konusunda birer sunum yaptı. Kongrede düzenlenen konferanslar, paneller ve bilimsel oturumlar aracılığıyla katılımcılar bilgi ve deneyimlerini paylaşma fırsatı bulurken, aynı zamanda sağlık alanında geleceğe yönelik sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesine de önemli katkılar sağladı. Konuşmacılara teşekkür ve plaketlerin takdim edildiği kongre sonunda en iyi üç bildiri sahibine ödülleri verildi.

Erciyes Üniversitesi Patent ve Ticarileştirme Performansında Zirvede 

Erciyes Üniversitesi, 2025 yılında Patent Effect tarafından 7. kez yayımlanan “Türkiye’nin Patent Raporu” verilerine göre patent üretimi ve ticarileştirme faaliyetlerinde üst sıralarda yer alarak dikkat çekici bir başarı elde etti.

Rapora göre üniversite, yüksek bedelli patent ticarileştirme kategorisinde dört patent ve dört sözleşme ile Türkiye genelinde 1. sırada yer aldı. Ayrıca, Patent Ticarileştirme Şampiyonu Üniversiteler sıralamasında dört patent ile 5. sırada, sözleşme sayısına göre ise dört sözleşme ile 4. sırada konumlandı. Bu veriler, üniversitenin yalnızca patent üretiminde değil, aynı zamanda bu patentlerin ekonomik değere dönüştürülmesinde de güçlü bir performans sergilediğini ortaya koydu.

Uluslararası alanda da önemli sonuçlar elde eden Erciyes Üniversitesi, Avrupa Patent (EP) Şampiyonu Üniversiteler listesinde dört Avrupa Patent tescili ile 2. sırada yer aldı. PCT Şampiyonu Üniversiteler kategorisinde 7. sırada yer alarak küresel ölçekte patent üretme ve koruma kapasitesini bir kez daha gösterdi.

2025 yılı patent başvurularının alan bazlı sıralamalarında ise üniversitenin farklı teknoloji alanlarında dengeli bir performans sergilediği görüldü. Bu kapsamda Erciyes Üniversitesi; biyoteknoloji alanında 3. sırada, ileri malzemeler alanında 5. sırada, yeşil teknolojiler alanında 6. sırada, ilaç teknolojileri alanında 6. sırada ve tekstil alanında 9. sırada yer aldı.

Bu başarı, Erciyes Üniversitesi’nin ulusal ve uluslararası patent ekosistemindeki güçlü konumunu pekiştirirken teknoloji transferi ve patent ticarileştirme süreçlerinde güçlü yapısını koruduğunu gösterdi.

Özel Sporcular ERÜ’de Buluştu

Özel Olimpiyatlar Türkiye tarafından düzenlenen Kayseri İl Oyunları Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Ahmet Bilge Spor Salonu’nda düzenlenen etkinliğin açılış seremonisine; ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Kırpık, Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kaya, Özel Olimpiyatlar Spor Direktörü Kerem İlgün, Özel Olimpiyatlar Etkinlik Direktörü Ali Üredi, özel sporcular ve antrenörler katıldı.

            Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından etkinlikte ilk olarak halk oyunları ve atletizm gösterisi gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılışında konuşan ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Kırpık, organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti; “Spor yalnızca fiziksel bir faaliyet değil, aynı zamanda özgüvenin, disiplinin ve birlikte başarma duygusunun en güçlü ifadesidir. Özel sporcularımız ise bu değerleri bizlere en saf ve en ilham verici haliyle göstermektedirler. Onlar karşılarına çıkan engelleri birer basamak haline getirerek hepimize gerçek başarının ne olduğunu layıkıyla göstermektedirler. Bugün burada atılacak her adım, gösterilecek her çaba ve paylaşılacak her gülümseme sadece bir yarışın değil, aynı zamanda sevginin ve dayanışmanın ve eşitliğin bir simgesi olacaktır.”

Özel Olimpiyatlar Spor Direktörü Kerem İlgün de Özel Olimpiyatlara her yıl ev sahipliği yapan ERÜ yönetimine teşekkür ederek, müsabakalar hakkında bilgi verdi.

Açılış seremonisinin ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cevdet Kırpık’ın başlama atışı ile başlayan müsabakalarda özel sporcular gün boyu spor yapmanın sevincini birlikte yaşadılar.

Basketbol, Masa tenisi ve Atletizm branşlarında, 128 sporcunun katıldığı müsabakalar madalya törenin ardından sona erdi.

ERÜ’de “Zirve IEEE” Düzenlendi

Erciyes Üniversitesi’nde (ERÜ) IEEE Erciyes Kulübü tarafından “Zirve IEEE” etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş, öğrenciler ile bir araya geldi.

Sabancı Kültür Sitesi’nde düzenlenen etkinliğe, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş, ERÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Oktay Özkan, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ufuk Sekmen, ERÜ Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Afşın Alper Cerit, ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Etkinliğin açılışında konuşan ERÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Oktay Özkan, ERÜ’nün güçlü bir mühendislik altyapısına sahip olduğunu söyledi.

ERÜ’ye önümüzdeki günlerde Savunma Sanayi Koordinatörlüğünün kurulacağını belirten Rektör Vekili Prof. Dr. Özkan, “Amacımız; savunma sanayii ile birlikte yapacağımız işleri koordine edeceğimiz tek bir merkez olsun istiyoruz. Çünkü birimlerimiz, fakültelerimiz, araştırma merkezlerimiz, araştırmacı hocalarımız ile çok güzel işler yapıyoruz ama bunları bir koordinatörlük altında yürütüp onları kontrol etmek ve bu iş birliklerini arttırmak adına böyle bir çalışma yapacağız. İnşallah bunun bizim savunma sanayii ile olan ilişkilerimizi daha çok geliştireceğini ümit ediyoruz” diye konuştu.

Konuşmasında Kayseri’nin çok kıymetli bir şehir olduğuna da dikkat çeken Rektör Vekili Prof. Dr. Özkan, öğrenciler tarafından düzenlenen etkinlikten dolayı gurur duyduklarını sözlerine ekleyerek, öğrencileri tebrik etti. 

IEEE Erciyes Kulübü Akademik Danışmanı ve ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir de konuşmasında etkinliğe katılan kuruluşların temsilcilerine teşekkür ederek, etkinliğin düzenleyen öğrencileri tebrik etti.

Açılış konuşmalarının ardından Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş tarafından konferans verildi.

Prof. Dr. Karataş konferansında Savunma Sanayisinin dünü bugünü ve Savunma Sanayii Başkanlığı’nın Ar-Ge faaliyetleri hakkında da bilgi verdi.

Prof. Dr. Karataş’ın konferansının ardından panele geçildi.

ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; TUSAŞ MMU Genel Müdür Yardımcısı Dr. Uğur Zengin, EHSİM Genel Müdürü Fatih Say ve ROKETSAN Genel Müdür Teknik Müşaviri Utku Salih Tüzüner tarafından “Savunma Sanayii ve Gelecek Teknolojiler”, Cem Tokbay, Savunma Sanayi Başkanlığı Savunma Sanayii Ekosistemi Süreç, Yetenek ve Teknoloji Geliştirme Çalışma Grubu Lideri Levent Erikan, ROKETSAN Teknolojik İşbirliği Yöneticisi Teoman Şahin tarafından sunumlar gerçekleştirildi. 

Türk Dünyası Spor Müsabakaları ERÜ Ev Sahipliğinde Başladı 

Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi (ERÜ), Kayseri Üniversitesi (KAYÜ), Talas Belediyesi, Akmaral Kırgız Kültür Derneği, Şuşa Azerbaycan Evi Derneği paydaşlığında düzenlenen “Türk Dünyası Spor Müsabakaları” ERÜ ev sahipliğinde başladı.

ERÜ 80. Yıl Atatürk Kapalı Halı Sahası’nde düzenlenen müsabakaların açılış törenine; AK Parti Kayseri Milletvekili Sayın Bayar Özsoy, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Fatih Temeltaş, İl Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Ömür Turgut, AK Parti Kayseri İl Teşkilat Başkanı Mustafa Tevfik Kürtüncü,  AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi Atilla Bilici, Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Halit Yağmur ile çok sayıda sporcu katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende ilk olarak, Türk Dünyası’ndan gelen öğrenciler tarafından mini konser gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılışında konuşan AK Parti Kayseri Milletvekili Sayın Bayar Özsoy, sporculara başarılar dileyerek, “Yapılacak müsabakalarda dostluk, kardeşlik kazansın” dedi.

ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ise konuşmasında düzenlenen etkinlikte Türk Dünyası’ndan gelen öğrenciler ile bir arada olmaktan dolayı mutlu olduklarını belirterek, müsabakalarda kültür birliğinin birçok alanda da gelişeceğine dikkat çekti.

 Rektör Prof. Dr. Altun, şunları kaydetti; “Erciyes Üniversitesi olarak uluslararasılaşma süreçlerinde 3 bin 200’e yakın uluslararası öğrencimiz var. Özellikle bu öğrencilerimizin yüzde 70’i Türk dünyasından öğrencilerimiz. Bu bizim için son derece önemli. Çünkü sizler  kültür elçisi olarak burada bulunuyorsunuz.”

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da yaptığı konuşmada sporculara başarılar dileyerek, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Türk Devletleri ile İlişkileri Başkanı Ömür Turgut da konuşmasında düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekerek, şöyle devam etti; “Türk Dünya Spor Müsabakaları yalnızca bir rekabet ortamı değil, aynı zamanda gönül coğrafyamızın farklı köşelerinden gelen kardeşlerimizin bir araya geldiği, dostlukların kurulduğu ve ortak değerlerimizin yeniden hatırlandığı çok kıymetli bir buluşmadır.”

Akmaral Kırgız Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Baktıgül Albayrak ve Şuşa Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Elshan Gambarov da birer konuşma yaparak müsabakalara katılan sporculara başarılar dilediler.

Açılış konuşmalarının ardından AK Parti Kayseri Milletvekili Sayın Bayar Özsoy’un çaldığı düdük ile müsabakalara start verildi.

Futbol, Bilek Güreşi, Masa Tenisi, Satranç ve Maraton branşlarında gerçekleştirilecek müsabakalarda dereceye girenlere çeşitli ödüller verilecek.

ERÜ Sahne Muhteşem Konserle Açıldı

Öğrencilerin konser ve tiyatro gibi birçok etkinlikte kullanabilmeleri için Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörlüğü tarafından yapımı tamamlanan “ERÜ Sahne” düzenlenen öğrenci konserleri ile açıldı.

Düzenlenen etkinliğe; ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Oktay Özkan, Prof. Dr. M. Hakan Poyrazoğlu ve Prof. Dr. Cevdet Kırpık, ERÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. İbrahim Narin, fakülte dekanları, Genel Sekreter Yardımcıları Prof. Dr. Afşın Alper Cerit ile Dr. Oktay Musa Kayırga, akademik ve idari personel ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, amaçlarının öğrencilerin kampüste daha fazla vakit geçirmelerini sağlamak olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Kampüs hayatının daha canlı olması, siz gençlerin burada daha çok vakit geçirmesi, bizim en temel projelerimizden. Bu doğrultuda özellikle öğrenci yaşam merkezi projemiz, öğrenci araştırma merkezi projelerimiz de adım adım hayata geçiyor ama ERÜ Sahne bunların önüne çıkmış oldu. Özellikle burada her gün, her saat güzel programlar yapılmasını biz canı gönülden arzu ediyoruz.”

Konuşmasında kampüs hayatını canlı kılmak için öğrencilerin enerjisine her zaman ihtiyaçlarının olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Altun, sahnenin yapımında emeği geçenlere de teşekkür etti.

Rektör Prof. Dr. Altun’un, açılış konuşmasının ardından kurdele kesilerek, ERÜ Sahne’nin açılışı gerçekleştirildi.

Açılışın ardından öğrenciler tarafından sahnede konser verildi.

Müzik dolu sahnenin açılışında; Ceren Kılınç, ERÜ Türk Dünyası Müzik Topluluğu ve ⁠Sude sahne performansları ile davetlilerden yoğun alkış aldı.

ERÜ Sahnenin ilk etkinliğine katılan öğrenciler ise gönüllerince eğlenirken sahnenin ERÜ’ye kazandırılmasından dolayı ERÜ yönetimine teşekkür ettiler.

Hekime Yönelik Şiddette Tutuklama Kararının Ardından 

Tekirdağ’da bir hekime yönelik saldırı sonrası verilen tutuklama kararı, sağlıkta şiddetle mücadelede caydırıcılık tartışmasını yeniden gündeme getirdi.

Tekirdağ’da 24 Nisan’da Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nde görev yapan çocuk immünolojisi ve alerji uzmanı Dr. Selami Ulaş’ın darp edilmesi sonrası verilen tutuklama kararı, sağlıkta şiddetle mücadelede olumlu bir adım olarak değerlendirildi. Lokman Hekim Sağlık Vakfı’na göre bu tür kararlar, caydırıcılığın güçlenmesi açısından önem taşıyor.

Lokman Hekim Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Şeker, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Alınan kararları önemli buluyoruz. Ancak yaşananlar tek bir olayla sınırlı değil. Son dönemlerde farklı şehirlerde darp, tehdit ve sözlü şiddet vakaları yaşanmaya devam ediyor. Çoğu zaman randevu, sıra ve bekleme süresi gibi nedenlerle başlayan gerilimler, sağlık çalışanlarının güvenliğini doğrudan etkiliyor. Şiddet çoğu zaman iletişimde yaşanan gerilimlerle başlıyor. Bu nedenle hem caydırıcı yaptırımların sürmesi hem de hasta-hekim iletişimini güçlendirecek adımların atılması gerekiyor. Beyaz Kod gibi resmi bildirim sistemlerine yansıyan vakalar da sorunun yaygınlığını gösteriyor; üstelik bu yalnızca bildirilen kısmı. Şiddet yalnızca hekimi değil, sağlık hizmetinin sürekliliğini ve hastaların hizmete erişimini de etkiliyor. Bu tablo sürdükçe hekimlerin meslekte kalma motivasyonu zayıflar; nitelikli sağlık hizmetini sürdürmek zorlaşır.”

Lokman Hekim Sağlık Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi ve Burs Programı Medikal Direktörü Uz. Dr. Nil Sarıçiçek ise şöyle konuştu:

“Vakıf olarak, Geleceğin Hekimlerini yetiştirme misyonumuzun bir uzantısı olarak, onların mesleklerini şiddetten uzak bir ortamda icra edebilmelerini önemsiyoruz. Yaptığımız araştırma, her 10 tıp fakültesi öğrencisinden 1’inin henüz mesleğe başlamadan şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. Nisan ayında sürdürdüğümüz iletişim çalışmaları da bu sorunu gündemde tutma çabamızın bir parçasıydı. Bu çalışmalarla sağlıkta şiddetin boyutuna dikkat çekmeyi ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedefledik. Caydırıcılığın güçlendirilmesi, hukuki süreçlerin kararlılıkla işletilmesi ve sağlık kurumlarında güvenliğin sağlanması büyük önem taşıyor. Sağlıkta şiddet, ancak tüm paydaşların birlikte hareket etmesiyle kalıcı olarak azaltılabilir.”

DİPLOMA ARTIK İŞSİZLİKTEN KORUMUYOR:

TÜRKİYE EĞİTİM-İSTİHDAM İLİŞKİSİNDE OECD’DEN AYRIŞIYOR

İLKE Vakfı Eğitim İzleme Raporu 2025 yayımlandı. Yükseköğretim mezunu işsizliği %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde. Her dört gençten biri ne okulda ne işte. Bölüm seçimi ilk iş bulma süresini 10 aya kadar değiştiriyor.

Türkiye’de yükseköğretim mezunu olmak artık iş güvencesi anlamına gelmiyor. İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından bu yıl yedincisi yayımlanan Eğitim İzleme Raporu 2025, eğitim düzeyi yükseldikçe işsizliğin azaldığı OECD eğiliminin Türkiye’de tersine döndüğünü ortaya koydu. TÜİK, YÖK, OECD ve İŞKUR verileriyle hazırlanan rapor, bu yıl doğrudan eğitim-istihdam ilişkisini ana eksen olarak ele alıyor ve Türkiye’de okuldan işe geçiş sürecindeki yapısal sorunları 12 başlık altında inceliyor.

Diploma paradoksu: Yüksek eğitimli, daha işsiz

Rapora göre Türkiye’de yükseköğretim mezunu işsizlik oranı %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde. OECD ülkelerinde ise tablo tam tersi: Lise altı eğitimlilerde %9,4 olan işsizlik oranı, yükseköğretim mezunlarında %3,8’e kadar iniyor. Rapor bu durumu, yükseköğretimdeki kontenjan artışının ekonominin yarattığı nitelikli iş sayısının üzerinde seyretmesine bağlıyor. Arzın talebi aşması, diploma enflasyonuna yol açıyor; mezunların pazarlık gücünü zayıflatıyor ve ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.

Her dört gençten biri ne okulda ne işte

Türkiye’de Ne Eğitimde Ne İstihdamda Ne Yetiştirmede (NEİY) olan gençlerin oranı %26,7 ile OECD ortalamasının (%12,5) iki katından fazla. 18-24 yaş grubunda bu oran %31,4’e çıkıyor. Nüfus büyüklüğü ve ekonomik yapı bakımından Türkiye’ye yakın ülkelerle kıyaslandığında (Fransa %14,4; İspanya %16,3; İtalya %16,4) Türkiye’nin belirgin biçimde ayrıştığı görülüyor. 15-17 yaş grubunda NEİY çocuk sayısı ise pandemi sonrası en yüksek düzeye ulaşarak 101 bine çıktı.

Bölüm seçimi iş bulma süresini 10 ay değiştiriyor

Rapor, yükseköğretim mezunlarının alanlara göre istihdam performansında derin bir uçurum bulunduğunu ortaya koyuyor. TÜİK 2024 verilerine göre sağlık ve refah alanı mezunları ortalama 8,9 ayda ilk işlerine başlarken; sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon mezunları 18,1 ay, iş-yönetim-hukuk mezunları ise 18,7 ay bekliyor. Alan içi çalışma oranlarında da benzer bir uçurum var: Sağlık alanında mezunların %79,9’u kendi alanında çalışırken, sosyal bilimler alanında bu oran yalnızca %20,1.

Her beş mezundan biri ‘aşırı eğitimli’

Raporun bir diğer önemli bulgusu, yükseköğretim mezunlarının %22,8’inin ‘aşırı eğitimli’ (overeducated) konumda olması. Bu mezunlar, aldıkları eğitimin gerektirdiğinden daha düşük beceri talep eden işlerde istihdam ediliyor. Aynı dönemde ‘diplomalı yoksulluk’ olgusu da yerleşmiş durumda: 2006’da yalnızca %1,3 olan yükseköğretim mezunu yoksulluk oranı, son 20 yılda üç kat artarak %4,6 düzeyine ulaştı.

Mesleki lise iş piyasasında önde, ancak tercih düşüyor

Rapor, mesleki ve teknik lise mezunlarının istihdam oranının (%61) genel lise mezunlarının (%51,2) belirgin biçimde üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak ortaoğretim içindeki mesleki öğrenci payı 2013’te %45 iken 2023’te -37#39-e düştü — OECD ve AB ortalamalarının arttığı aynı dönemde Türkiye ters yönde bir seyir izledi.

2030’a doğru: 7,6 milyon iş dönüşecek

Rapor, geleceğin işgücü piyasasına ilişkin projeksiyonlara da yer veriyor. 2030 yılına kadar Türkiye’de yaklaşık 7,6 milyon işin otomasyon ve dijitalleşmeden etkileneceği öngörülüyor. Bu süreç, mesleklerin toptan yok olmasından ziyade görevlerin dönüşümünü ifade ediyor; rutin işler algoritmalar tarafından devralınırken karmaşık problem çözme, veri analitiği ve duygusal zeka gerektiren görevlere talep artıyor.

Rapor; YÖK, MEB, İŞKUR ve sektör temsilcileriyle güncel beceri haritaları oluşturulması, kontenjan planlamasının istihdam verilerine göre yapılması, mesleki ve teknik eğitimde okul-işletme işbirliğinin güçlendirilmesi ve üniversitelerde mezun takip sistemlerinin kurumsallaştırılması gibi politika önerilerini de tartışmaya açıyor.

İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından bugün yayımlanan Eğitim İzleme Raporu 2025, YÖK, TÜİK, OECD ve İŞKUR verilerini bir araya getirerek eğitim-istihdam ilişkisinde yapısal bir kırılmanın yerleştiğini ortaya koyuyor. Öne çıkan bulgular, manset değerinde:

• Paradoks: Yükseköğretim mezununun işsizliği %9,1 — lise altı eğitimliden (%7,3) daha yüksek. OECD’de eğilim tam tersi yönde.
• Diplomalı yoksulluk: 20 yılda üç kat arttı. 2006’da %1,3 olan yükseköğretim mezunu yoksulluk oranı bugün %4,6.
• Bölüm uçurumu: Sağlık mezunu 9 ayda iş buluyor, sosyal bilimler mezunu 18 ay bekliyor.
• Aşırı eğitimlilik: Her beş üniversite mezunundan biri, diplomasının altında nitelikli işlerde çalışıyor.
• NEİY: Her dört gençten biri ne eğitimde ne istihdamda — OECD ortalamasının iki katı.

Rapor, yalnızca sorunu ortaya koymuyor; dijital dönüşüm çağında Türkiye için modüler yükseköğretim modeli, sektöre entegre okul yapıları ve mezun izleme sistemleri gibi çözüm önerilerini de tartışmaya açıyor.

DİJİTAL MECRALARDAKİ “SAĞLIK” TUZAKLARINA DİKKAT!

Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED) Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, internet üzerinden kontrolsüzce yayılan sahte ve kaçak ürünlere karşı vatandaşları uyararak, “Sağlık, kaybetmeden korumamız gereken en değerli varlığımızdır” dedi.

Sağlık sektörü, dijital mecraların kullanımının artmasıyla birlikte ciddi bir bilgi kirliliği ve sahte ürün tehdidiyle karşı karşıya. Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED) Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, günümüz insanının uzayan yaşam süresini sağlıklı geçirme arayışında çoğu zaman hekimine ve eczacısına danışmak yerine dijital mecraları tercih etmesinin endişe verici boyutlara ulaştığını vurguladı.

“Ekonomik Dalgalanmalardan Daha Sinsi Bir Tehdit: Sahte Ürünler”

Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, sağlık sektörünün günümüzde ekonomik dalgalanmaların ötesinde çok daha sinsi bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Sosyal medya ve denetimsiz web siteleri üzerinden pazarlanan sahte ve kaçak ürünler sadece ekonomik kayıplara yol açmakla kalmıyor, doğrudan insan hayatını riske atıyor. İnternet üzerinden kontrolsüzce yayılan bu ürünler, dijital dünyanın sağlığımız için ne kadar büyük bir manipülasyon alanı haline geldiğinin somut bir kanıtıdır.”

TİTCK 2025 Verileri Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından paylaşılan 2025 yılı verileri, illegal sağlık ticaretine karşı yürütülen mücadelenin şiddetini ve tablonun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Paylaşılan verilere göre:

  • 3.407 internet sitesi tamamen kapatıldı.
  • 1.418 siteye erişim engeli getirildi.
  • 1.593 site hakkında suç duyurusunda bulunularak hukuki süreç başlatıldı.
  • İhlaller sonucunda toplamda 185 milyon TL idari para cezası uygulandı.

“En Güçlü Kalkanımız Danışman Eczacıdır”

Bilgi kirliliğinin arttığı bu dönemde eczacıların danışmanlık rolünün her zamankinden daha kritik olduğunu ifade eden Tüysüz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz eczacıların değişmeyen ve güçlenen rolü, bilgi kirliliğinin arttığı bu dönemde danışmanlık rolüdür. Sağlık internetten değil, eczaneden alınır. Sahte ve içeriği belirsiz ürünlere karşı en güçlü kalkanımız, danışman eczacının bulunduğu denetim altındaki eczanelerdir. Bir ürünün ilaç veya sağlık destek ürünü olarak güvenilir olup olmadığını belirleyen en önemli kriter, güvenilir kaynaktan temin edilmesidir.”

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden yeni rapor: Türkiye’nin doğurganlık hızında ciddi kırılma yaşanıyor!

Toplum Çalışmaları Enstitüsü raporuna göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2013–2024 döneminde 2,11’den 1,48’e geriledi. Düşüşün büyük kısmının ikinci çocuk kararındaki kırılmadan kaynaklandığına vurgu yapıldı.

Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, “Türkiye’de Toplam Doğurganlık Düşüşünün Anatomisi: 2013–2024 Dönemi Üzerine Bir Ayrıştırma Analizi” başlıklı raporunu yayımladı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Mehmet Emin Sezgin imzalı son çalışmasında, Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 2013 yılında 2,11 seviyesinden 2024 itibarıyla 1,484’e gerilediği tespit edildi. Raporda, toplam doğurganlık hızındaki −0,626 puanlık kaybın bileşenlerine ayrıştırıldığı belirtilerek, “kaybın yüzde 65,2’sinin parite geçiş davranışından kaynaklandığı” ifade edildi.

Enstitünün çalışması ayrıca Türkiye’nin Toplam Doğurganlık Hızı (TDH) serisini Horiuchi, Wilmoth ve Pletcher’ın ‘sürekli değişim’ modelini kullanarak TÜİK idari kayıtlarına dayanan bir veri setiyle analiz eden ilk çalışma olma özelliği de taşıyor.

En büyük kırılma ikinci çocukta

Çalışmada doğurganlıktaki düşüşün en belirleyici unsurunun ikinci çocuk kararı olduğu vurgulandı. Buna göre, “toplam kaybın yüzde 56,6’sı tek başına 1’den 2’ye geçişteki kırılmadan, yani birinci çocuğa sahip ailelerin ikincisinden vazgeçme eğiliminden kaynaklanmaktadır” ifadesine yer verildi.

Veriler, 2013–2024 döneminde 1’den 2’ye geçiş oranının 0,906’dan 0,725’e gerilediğini gösteriyor. Raporda bu durumun, Türkiye’de doğurganlık davranışında yeni bir evreye işaret ettiği belirtilerek, “2010’ların sonunda 1’den 2’ye geçişin tıkanmasıyla yeni ve daha kritik bir evreye girildiği” değerlendirmesi yapıldı.

Evlilikteki düşüş de ikincil faktör

Raporda doğurganlık düşüşünde evlilik oranlarındaki gerilemenin de etkili olduğu, ancak bunun ikincil düzeyde kaldığı belirtildi. Bu kapsamda, toplam kaybın yüzde 34,8’inin evlilik etkisinden kaynaklandığı ifade edildi.

Çalışmada, “evlilik örüntüsündeki daralma anlamlı olmakla birlikte parite etkisinin belirgin biçimde altında kalmaktadır” değerlendirmesine yer verildi.

Ekonomik mekanizma vurgusu

Raporda doğurganlıktaki düşüşün yalnızca demografik değil, aynı zamanda ekonomik bir boyutu olduğu vurgulandı.

Bu çerçevede, “1’den 2’ye geçiş kırılmasının yalnızca demografik bir olgu olmadığı, bunun gerisinde somut bir ekonomik mekanizmanın yattığı” ifade edildi.

TÜİK verilerine dayanan analizde, en düşük gelir grubunda konut ve gıda harcamalarının toplam payının yüzde 63,6’ya ulaştığı belirtilerek, bu durumun ikinci çocuk kararının önünde finansal bir engel oluşturduğuna işaret edildi.

Bakım yükü ve istihdam ilişkisi

Çalışmada çocuk bakımının büyük ölçüde hane içinde karşılandığına dikkat çekildi. Buna göre, Türkiye’de 0–5 yaş grubunda çocuk bulunan hanelerde bakımın yüzde 88 oranında anne tarafından üstlenildiği, kurumsal bakımın ise oldukça sınırlı olduğu belirtildi.

Raporda ayrıca kadınların işgücü ile doğurganlık kararları arasındaki ilişkiye dikkat çekilerek, “çocuk bakım yükümlülüklerinin kadınların işten ayrılma nedenleri arasında ilk sırada yer aldığı” ifade edildi.

Politika tasarımı uyarısı

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporunda, doğurganlık düşüşünün doğru analiz edilmemesi halinde politika tasarımının etkisiz kalabileceği vurgulandı.Bu kapsamda, “ayrıştırma olmadan politika tasarımı karanlıkta hedef arayan bir müdahaleye dönüşür” değerlendirmesi yapıldı.

Çalışmada, özellikle ikinci çocuk kararını etkileyen ekonomik ve kurumsal faktörlerin politika tasarımında öncelikli alan olarak ele alınması gerektiği ifade edildi.

Araştırma: Gençlerin 3’te 1’i Dindarlığı “Göstermelik” Buluyor

Türkiye’de gençlerin yüzde 76,9’u kendini Müslüman olarak tanımlarken, yaklaşık üçte biri dindarlığı “göstermelik” buluyor. Areda Survey’in araştırması, gençlerde inancın güçlü kaldığını ancak dindarlığın temsil biçimine yönelik ciddi bir sorgulama olduğunu ortaya koyuyor.

Dindarlık Algısında Kırılma: “Göstermelik” Eleştirisi Öne Çıkıyor

Areda Survey’in Türkiye genelinde 18–30 yaş grubunda yer alan toplam 1.107 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği Gençlerde Din Algısı araştırmasına göre katılımcıların yüzde 76,9’u kendini “Elhamdülillah Müslümanım” ifadesiyle tanımlıyor. Yüzde 13,3’lük kesim Müslüman olmakla birlikte seküler bir yaşam tarzına sahip olduğunu belirtirken, kendini deist/ateist olarak tanımlayanların oranı yüzde 4,9’da kalıyor. Herhangi bir dini inancı olmadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 3,5.

Araştırmada gençlerin yüzde 37,4’ü Türkiye’de dindarlık anlayışı ve hayat tarzının zayıfladığını ifade ederken, yüzde 35,3’ü dindarlığın büyük ölçüde “göstermelik” olduğunu düşünüyor.

Öte yandan yüzde 16,5’lik kesim dinin her kuşakta farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğünü belirtirken, yüzde 7,9’u yetişkinlerin temsil ettiği dindarlık anlayışının günümüze hitap etmediğini ifade ediyor.

Ailenin Temeli Hala İnanç

Araştırmaya göre gençlerin yüzde 72,4’ü aile kurumunun temelini inancın oluşturduğunu düşünüyor. Yüzde 19,4’ü aileyi daha çok toplumsal roller üzerinden tanımlarken, yüzde 4,5’i maddi imkanların inançtan önce geldiğini ifade ediyor.

Araştırmada dinin çocuk yetiştirmedeki rolü de gençlere yöneltilen sorular arasında yer alıyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 76,1’i çocuk yetiştirmede din ve inancın “çok önemli” olduğunu ifade ederken, yüzde 16,4’ü “biraz önemli” olduğunu belirtiyor. Dinin çocuk yetiştirmede önemsiz olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 7,5 seviyesinde kalıyor.

İnanç Var, Beklenti Değişiyor

Araştırma bulguları bir bütün olarak değerlendirildiğinde Türkiye’de inanç ve değerlerin güçlü şekilde varlığını sürdürdüğü görülmektedir. Ancak özellikle genç kuşakta daha samimi, daha içten ve daha gerçek bir dindarlık anlayışına yönelik beklentinin arttığı araştırma sonuçlarına yansıyor.

Araştırmanın Metodolojisi

Bu araştırma, 25–27 Mart 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 18–30 yaş grubunda yer alan toplam 1.107 kişinin katılımıyla, Areda Survey’in Profil Bazlı Dijital Paneli üzerinden CAWI tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Rektör Prof. Dr. Altun, Diş Hekimliği Fakültesi’ni Ziyaret Etti

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Diş Hekimliği Fakültesi’ni ziyaret ederek, personel ve hastalar ile sohbet etti.

ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, beraberinde Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Oktay Özkan ve Prof. Dr. Cevdet Kırpık, Genel Sekreter Prof. Dr. İbrahim Narin, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan Topçuoğlu ve Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Oktay Musa Kayırga ile Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi’nde görevli diş hekimleri, öğrenciler ve idari personel ile bir araya gelerek, çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Tek tek klinikleri gezen Rektör Prof. Dr. Altun, tedavi için hastaneye gelen hastalar ile de sohbet ederek, geçmiş olsun dileklerini iletti.

 Hastane ziyaretinde Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, ayrıca Toplantı Salonu’nda Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan Topçuoğlu, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Haydar Albayrak ve Doç. Dr. Salih Düzgün ile Başhekim Prof. Dr. Sezer Demirbuğa’dan Diş Hekimliği Fakültesi’ne yeni kazandırılarak hizmete açılan ek hizmet binasında yürütülen çalışmalar hakkında da bilgi aldı.

Türkiye’de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu Raporu Tanıtım Toplantısı

İLKE Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM), Türkiye’de ilkokul kademesinde din eğitimine erişim meselesini ele alan kapsamlı analiz raporunun tanıtım toplantısını 5 Mayıs 2026 Salı günü saat 18:00’de İLKE Vakfı’nda gerçekleştirecektir.

Raporun Kapsamı

Türkiye’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinin 4. sınıftan itibaren okul programlarında yer alması ve ilkokulun ilk üç yılında bu alanda herhangi bir derse yer verilmemesi, din eğitimine erişim açısından önemli bir sınırlılık oluşturmaktadır. Söz konusu uygulama, çocukların erken yaşlarda ortaya çıkan dini merak ve sorgulamalarının kurumsal düzeyde karşılanamamasına yol açmakta; meselenin gerekçeleri ve sonuçlarının çok boyutlu biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Prof. Dr. Recep Kaymakcan tarafından kaleme alınan rapor, DKAB dersinin ilkokulda başlama düzeyine ilişkin tartışmaları tarihsel, hukuki ve pedagojik çerçevede ele alarak mevcut uygulamayı kapsamlı biçimde incelemektedir. Raporda yapılan değerlendirmeler, söz konusu sınırlılığın açık bir hukuki ya da bilimsel temele dayanmadığını ortaya koymaktadır. Uluslararası uygulamalar ve gelişim psikolojisi alanındaki bulgular ise erken çocukluk döneminde din ve ahlak eğitiminin uygun pedagojik yaklaşımlarla sunulabileceğine işaret etmektedir.

Öne Çıkan Bulgular

Çalışma, mevcut uygulamanın dayandığı varsayımları sorgulayarak çocukların gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçları temelinde bütüncül bir değerlendirme sunmaktadır. Rapor, ilkokulda din eğitimine erişim sorununu farklı boyutlarıyla ele almakta; hem konunun analitik çerçevesine katkı sağlamakta hem de eğitimciler, politika yapıcılar ve araştırmacılar için uygulanabilir öneriler ortaya koymaktadır.

Program Akışı

Rapor tanıtımı, EPAM Direktörü Prof. Dr. Ayhan Öz moderatörlüğünde gerçekleştirilecek; sunum raporun yazarı Prof. Dr. Recep Kaymakcan tarafından yapılacaktır. Program sonunda katılımcıların soru ve değerlendirmelerine yer verilecektir.

Liseler Arası Uluslararası Robotik Turnuvası: FIRST® Robotics Competition Türkiye 2026 sezonu tamamlandı 

8 bölgesel etkinlik başarıyla gerçekleşti, gözler Dünya Şampiyonası’nda

Türkiye’nin dört bir yanından ve dünyanın farklı ülkelerinden binlerce lise öğrencisini bir araya getiren FIRST® Robotics Competition (FRC) Türkiye 2026 sezonu, büyüyen katılımı ve artan uluslararası etkisiyle tamamlandı. Gençler, mühendislikten takım çalışmasına uzanan geniş bir alanda deneyim kazanırken, Türkiye FRC ekosistemindeki güçlü konumunu bir kez daha pekiştirdi.

Türkiye’de FIRST® Robotics Competition (FRC) 2026 sezonu, ülke genelinde düzenlenen 8 bölgesel etkinliğin ardından başarıyla tamamlandı. Fikret Yüksel Foundation ve Fikret Yüksel Eğitim Vakfı tarafından hayata geçirilen organizasyon, binlerce lise öğrencisine mühendislik, robotik ve takım çalışması alanlarında kendilerini geliştirme fırsatı sundu.

Mart ve Nisan ayları boyunca İstanbul ve Ankara’da düzenlenen etkinliklerde, 6.500’ün üzerinde öğrenci aktif olarak yer aldı. Türkiye’nin 26 farklı şehrinden gelen takımların yanı sıra, 17 ülkeden 40 uluslararası misafir takımın katılımı, organizasyonun küresel ölçekteki etkisini bir kez daha ortaya koydu.

2026 sezonu: REBUILT™

2026 sezonunda oynanan REBUILT™ presented by Haas, arkeoloji temasıyla kurgulanan, strateji ve mühendisliği bir araya getiren dinamik bir deneyim sundu. Üç takımdan oluşan ittifaklar, otonom ve sürüş kontrollü aşamalarda geliştirdikleri robotlarla görevleri tamamlamak için yarıştı. Sezon, FIRST® AGE™ presented by Qualcomm çatı teması kapsamında gençlere geçmişten ilham alarak geleceği inşa etme vizyonu kazandırmayı hedefledi.

Türkiye’nin güçlenen konumu

Türkiye, FIRST® Robotics Competition ekosisteminde son yıllarda gösterdiği hızlı büyümeyle dikkat çekmeye devam ediyor. 2018’den bu yana bölgesel olarak en hızlı büyüyen ülke unvanını taşıyan Türkiye, 2026 sezonu itibarıyla takım sayısı ve katılım ölçeği bakımından ABD’nin ardından dünyanın en büyük ikinci FRC ülkesi konumuna ulaştı.

Bu büyüme yalnızca sayılarıyla sınırlı kalmadı; programın kapsayıcılığı ve erişimi de önemli ölçüde arttı. Özellikle devlet okullarından gelen yüksek katılım ve farklı şehirlerden takımların varlığı, FRC’nin Türkiye genelinde yaygınlaştığının güçlü göstergeleri arasında yer aldı.

10 yıllık yolculukta önemli bir eşik

2015 yılında yalnızca 200 öğrenci ile başlayan FRC Türkiye serüveni, 2026 sezonunda ulaşılan ölçekle ülkenin en büyük gençlik ve STEM organizasyonlarından biri haline geldi. Bugüne kadar 12.000’i aşkın öğrenci FIRST® bu programlar aracılığıyla mühendislik ve teknolojiyle tanışırken, binlerce mentor ve gönüllü de bu gelişime katkı sundu.

Şimdi sıra dünya sahnesinde

Sezonun tamamlanmasıyla birlikte gözler, robotik dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan FIRST Championship’e çevrildi. Sezon boyunca performanslarıyla öne çıkan 29 Türk takımı, 29 Nisan – 2 Mayıs tarihleri arasında Houston, Teksas’ta düzenlenecek organizasyonda Türkiye’yi temsil edecek.

Yüzlerce uluslararası takımın yer alacağı bu büyük sahnede Türk takımlarının elde edeceği başarılar, Türkiye’nin FIRST ekosistemindeki güçlü konumunu daha da ileriye taşıma potansiyeli taşıyor.

Okullarda artan şiddet olayları: “Çözüm daha fazla güvenlik değil, çocuk haklarını güvence altına almak”

Son haftalarda okullarda yaşanan şiddet olayları, güvenlik önlemleri ve cezai yaptırımlar üzerinden tartışılırken, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı sorunun esasen çocukların eğitim, korunma ve psikososyal destek haklarına erişememesinden kaynaklanan yapısal bir mesele olduğuna dikkat çekiyor. Vakıf, çocukların suç ile ilişkilenmesini önlemenin yolunun daha fazla güvenlik değil; hak temelli, önleyici ve çocuk merkezli politikaların güçlendirilmesinden geçtiğini vurguluyor.

Türkiye’de devlet okullarında yaşanan ve ölümle sonuçlanan şiddet olayları, kamuoyunda derin bir endişe yaratırken eğitimde güvenlik, çocukların korunması ve suça sürüklenme süreçleri yeniden gündemin ön sıralarına taşındı. Ancak tartışmalar çoğu zaman yalnızca cezai yaptırımların artırılmasına odaklanıyor.

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, bu yaklaşımın sorunun kök nedenlerini görünmez kılma riski taşıdığına dikkat çekerek, çocukların suç ile ilişkilenmesini önlemek için hak temelli ve önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“Bu olaylar münferit değil, yapısal”

Son dönemde yaşanan okul saldırıları kamuoyunda “istisnai” vakalar olarak ele alınsa da uzmanlar bu tür olayların arkasında yapısal sorunlar bulunduğuna işaret ediyor. Çocukların suç ile ilişkilenmesi; eğitimden kopuş, ekonomik zorunluluklar, psikososyal destek eksikliği ve ihmal-istismar gibi bir dizi hak ihlalinin sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Veriler çok net konuşuyor

Küresel verilere göre çocuklar, cinayet şüphelilerinin yaklaşık %5’ini oluştururken, Türkiye’de bu oran çok daha düşük seviyelerde seyrediyor.

2025 Yılı Adalet İstatistikleri’ne göre; çocukların fail olduğu “hayata karşı suçlar” tüm dosyalar içinde yalnızca %0,0074. Bu oran, binde birin dahi altında. Bu tablo, çocukların karıştığı ağır suçların son derece sınırlı olduğunu; ancak bu vakaların kamuoyu algısı ve politika tepkilerinde orantısız bir etki yarattığını gösteriyor.

Öte yandan okullarda rehberlik ve psikososyal destek kapasitesi sınırlı:

  • Öğrencilerin yalnızca %18’i rehber öğretmenle düzenli görüşebiliyor
  • Bir rehber öğretmene ortalama 348 öğrenci düşüyor

Bu tablo, sistemin riskleri erken tespit etme ve çocukları destekleme kapasitesinin zayıf olduğunu gösteriyor.

Eğitimden kopuş riski büyütüyor

Meclis Araştırma Komisyonu kapsamında uzmanlar tarafından çocuk mahpuslar ile yapılan çalışma, çocukların büyük bölümünün hapishaneye girmeden önce eğitim sisteminden koptuğunu ortaya koyuyor:

  • Çocuk mahpusların yalnızca %28,7’si düzenli olarak okula devam etmiş
  • %51,1’i okulu terk etmiş
  • %87,1’i çalışmak zorunda kalmış

TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde ise 15–17 yaş grubunda işgücüne katılım oranı %24,9. Aynı dönemde 57 binden1 fazla öğrenci örgün eğitim dışına yönlendirilmiş durumda.

Bu veriler, okulun yalnızca bir eğitim alanı değil, aynı zamanda çocuklar için koruyucu bir mekanizma olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Eğitim sistemi riskleri erken tespit edemiyor

Okullarda rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği, çocukların yaşadığı risklerin erken aşamada fark edilmesini zorlaştırıyor.

  • Öğrencilerin yalnızca %18’i rehber öğretmenlerle düzenli görüşebiliyor
  • Türkiye’de bir rehber öğretmene ortalama 348 öğrenci düşüyor
  • Rehberlik hizmetlerine ayrılan bütçe, toplam eğitim bütçesinin binde birinin altında

Bu tablo, çocukların ihtiyaç duyduğu destek mekanizmalarının sistem içinde yeterince önceliklendirilmediğini gösteriyor.

Güvenlik önlemleri tek başına çözüm değil

Okullarda güvenlik önlemleri artırılmış olmasına rağmen şiddet olaylarının devam etmesi, sorunun yalnızca güvenlik açığıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor.

Vakıf, çözümün daha fazla güvenlik önlemi değil; çocukların haklarına erişimini güçlendiren, onları destekleyen ve riskleri erken aşamada önleyen bir sistem olduğunu vurguluyor.

Çocukların işaret ettiği çözüm: “Okula gitseydim…”

Meclis Komisyonunun görevlendirdiği uzmanların gerçekleştirdiği araştırma kapsamında çocuk mahpuslarla yapılan görüşmelerde en sık dile getirilen ifadelerden biri:

“Okula gitseydim…”

Bu ifade, çocukların suça sürüklenmesini önlemede eğitimin, destek mekanizmalarının ve görülmenin ne kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Kısır döngü: Hak ihlali → Suça sürüklenme → Daha ağır ihlaller

Vakıf, çocukların karşı karşıya kaldığı süreci şu şekilde tanımlıyor:

Hak ihlali → Korunamama → Suça sürüklenme → Daha ağır hak ihlalleri → Yeniden suç ile ilişkilenme

Bu döngü kırılmadıkça ne suç oranlarının ne de şiddetin azalmasının mümkün olmadığı vurgulanıyor.

Çözüm: Önleyici, hak temelli ve çocuk odaklı politikalar

Vakıf tüm bu veriler doğrultusunda, çözüm için şu adımların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor:

  • Okul temelli sosyal hizmet ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi
  • Rehber öğretmen sayısının artırılması ve rollerinin etkinleştirilmesi
  • Eğitimden kopan ve çalışan çocukların sistematik olarak izlenmesi
  • Yerel düzeyde çocuk ve gençlik merkezlerinin yaygınlaştırılması
  • Çocuklar için diversyon (yargı dışı çözümler) mekanizmalarının uygulanması, hapis cezasına alternatif yaptırımların geliştirilmesi ve onarıcı adalet yaklaşımlarının çocuk adalet sisteminde temel yaklaşım olarak benimsenmesi

Bu çerçevede Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, farklı sivil toplum örgütlerinin görüşlerini de alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu raporuna katkı sunmak amacıyla çocuk adalet sistemine yönelik kapsamlı politika önerileri geliştirdi. Önleme, koruma ve çocukların toplumla yeniden bütünleşmesini merkeze alan bu önerilere aşağıdaki bağlantı üzerinden erişilebilir: https://drive.google.com/file/d/179zAY6qTLirYnw4Hx0j-jF0edIvbNtJl/view?usp=drivesdk

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup