Köşe YazılarıMedya-Basın Dünyası

Unutmayın..(2) (Köşe yazısı 30.09.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Bugünde Prof.Dr Gürayten Özyurt’un izni ile ‘Türkiye’nin ilk bomba fabrikası’ başlıklı güzel bir paylaşımını alıntı yaparak sizlere iletmek istiyorum.

Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır, Cumhuriyet ilan edilir ve tarihler 1925’e geldiğinde Mustafa Kemal, Bulgaristan’daki arkadaşı Şakir Bey’i Türkiye’ye davet eder ve “Gel burada silah fabrikası kur” der…

Kabul eder Şakir Bey ve atlar Türkiye’ye gelir… Kendisine Haliç’in kıyısında bir yer gösterilir…

Neresi orası biliyor musunuz?
Şu anda Sütlüce’deki Miniatürk’ün bulunduğu alan…

Cumhuriyet tarihinin ilk özel sektör silah fabrikasını Haliç’te kurar Şakir Bey…
Artık ordumuzun cephanesi millidir.
2 bin kişinin çalıştığı fabrikada kısa sürede
Türk Hava Kuvvetleri’nin 100, 300, 500 ve bin kg’lık bombalarını üretmeye başlar.

Bir yandan hava kuvvetlerinin bombalarını üretirken,diğer yandan Türk Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan cephanelerini de üretmeye başlar.
Hatta ilk denizaltı bombaları da burada üretilir.
Yine kara kuvvetleri için cephane, el bombası, işaret ve aydınlatma fişekleri, kara mayınları gibi bir çok mühimmat Türk mühendis ve teknisyenleri tarafından bu fabrikada üretilerek ordumuzun ihtiyacı karşılanır.

Hatta fabrika Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır gibi ülkelere ihracat da yapmaya başlar.

1922’de İzmir’de denize döktüğümüz
Yunanistan’a 1.5 milyon liralık bomba ihracatı yapmamız dünyada büyük yankı uyandırır…

“Atatürk’le Bulgaristan’da geçen günler, hayatımın en unutulmaz müstesna günleri olarak hatıralarım arasında yaşayacaktır. Anadolu’yu ikinci bir Ergenekon yapan,bu şanlı Bozkurt’la bazen sabahlara kadar vatanımızın mesut ve ışıklı günlere kavuşması için hazırladığı plânlar üzerinde görüşür, tartışırdık” diyen Şakir Bey,fabrikasında mazotla çalışan beş beygirlik ilk Türk motorunu da yapmayı başarır…

Ancak en yakın dostu Atatürk’ün vefatı ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika ile yapılan silah anlaşmaları,

Şakir Zümre için sonun başlangıcı olur…

Artık Amerika,İkinci Dünya Savaşı’nın elde kalan külüstür silahlarını yükleyip götürmek yerine Marshall Planı doğrultusunda dağıtmaktadır…

Kendi silahını üreten Türkiye’ye,
“Biz size silah veririz, siz bunlarla uğraşmayın” denilerek silah sanayimize ve geleceğimize ilk darbeyi vururlar…

Yunanistan, Polonya, Mısır gibi ülkeler de Amerika korkusundan artık Türkiye’den silah almazlar…

Artık dışa bağımlı hale gelinmiştir ve Şakir Zümre’den silah alımını durdurmuştur…

Hal böyle olunca Şakir Zümre’nin büyük emekle Türkiye’ye kazandırdığı silah fabrikası yavaş yavaş paslanmaya başlamıştır…

Zaman içinde Şakir Zümre bitmiş; ülke savunma sanayii yavaş yavaş Amerika’nın güdümüne girmiştir…

Şakir Zümre için zor günler başlamıştır artık…

İşçinin maaşını ödeyemez duruma gelmiştir…

Silah, cephane üretimi tamamen durmuştur…

Çaresizlik içinde çırpınan Şakir Zümre, içi kan ağlayarak da olsa koca silah, cephane fabrikasını soba fabrikasına çevirir…

Bugün 50’li yaşların hatırladığı meşhur Şakir Zümre sobalarını üretmeye başlar…

Vatan Caddesi’nde her 30 Ağustos’ta düzenlenen resmi geçitlerde Şakir Zümre’nin ürettiği bombalar, silahlar boy gösterirken,1950’deki törenlerde içimizi burkan bir olay gerçekleşir…

Şakir Zümre, sobaları yükler bir kamyonete ve Vatan Caddesi’nde gösteriyi izleyen devlet erkânına adeta bir tokat atar;

“Bizi Amerika’ya muhtaç ettiniz… Türk ordusunun yerli ve milli silahını elinden alıp Amerika’nın kucağına oturdunuz” diye haykırarak…

Silahı Amerika’dan alan hükümet, güya Şakir Zümre’nin gönlünü almak ister..

Hani İş Bankası’nın meşhur bir kumbarası Şakir Zümre’nin cephane fabrikasında yaptırılır…

Şakir Zümre 1966’da bu fani hayata veda ederken Türkiye’nin ilk kara, hava ve deniz bombaları üreten fabrikası da 1970’de kapısına kilit vurur…

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Unutmayın..(2) (Köşe yazısı 30.09.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

Unutmayın..(2) (Köşe yazısı 30.09.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Bugünde Prof.Dr Gürayten Özyurt’un izni ile ‘Türkiye’nin ilk bomba fabrikası’ başlıklı güzel bir paylaşımını alıntı yaparak sizlere iletmek istiyorum.

Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır, Cumhuriyet ilan edilir ve tarihler 1925’e geldiğinde Mustafa Kemal, Bulgaristan’daki arkadaşı Şakir Bey’i Türkiye’ye davet eder ve “Gel burada silah fabrikası kur” der…

Kabul eder Şakir Bey ve atlar Türkiye’ye gelir… Kendisine Haliç’in kıyısında bir yer gösterilir…

Neresi orası biliyor musunuz?
Şu anda Sütlüce’deki Miniatürk’ün bulunduğu alan…

Cumhuriyet tarihinin ilk özel sektör silah fabrikasını Haliç’te kurar Şakir Bey…
Artık ordumuzun cephanesi millidir.
2 bin kişinin çalıştığı fabrikada kısa sürede
Türk Hava Kuvvetleri’nin 100, 300, 500 ve bin kg’lık bombalarını üretmeye başlar.

Bir yandan hava kuvvetlerinin bombalarını üretirken,diğer yandan Türk Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan cephanelerini de üretmeye başlar.
Hatta ilk denizaltı bombaları da burada üretilir.
Yine kara kuvvetleri için cephane, el bombası, işaret ve aydınlatma fişekleri, kara mayınları gibi bir çok mühimmat Türk mühendis ve teknisyenleri tarafından bu fabrikada üretilerek ordumuzun ihtiyacı karşılanır.

Hatta fabrika Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır gibi ülkelere ihracat da yapmaya başlar.

1922’de İzmir’de denize döktüğümüz
Yunanistan’a 1.5 milyon liralık bomba ihracatı yapmamız dünyada büyük yankı uyandırır…

“Atatürk’le Bulgaristan’da geçen günler, hayatımın en unutulmaz müstesna günleri olarak hatıralarım arasında yaşayacaktır. Anadolu’yu ikinci bir Ergenekon yapan,bu şanlı Bozkurt’la bazen sabahlara kadar vatanımızın mesut ve ışıklı günlere kavuşması için hazırladığı plânlar üzerinde görüşür, tartışırdık” diyen Şakir Bey,fabrikasında mazotla çalışan beş beygirlik ilk Türk motorunu da yapmayı başarır…

Ancak en yakın dostu Atatürk’ün vefatı ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika ile yapılan silah anlaşmaları,

Şakir Zümre için sonun başlangıcı olur…

Artık Amerika,İkinci Dünya Savaşı’nın elde kalan külüstür silahlarını yükleyip götürmek yerine Marshall Planı doğrultusunda dağıtmaktadır…

Kendi silahını üreten Türkiye’ye,
“Biz size silah veririz, siz bunlarla uğraşmayın” denilerek silah sanayimize ve geleceğimize ilk darbeyi vururlar…

Yunanistan, Polonya, Mısır gibi ülkeler de Amerika korkusundan artık Türkiye’den silah almazlar…

Artık dışa bağımlı hale gelinmiştir ve Şakir Zümre’den silah alımını durdurmuştur…

Hal böyle olunca Şakir Zümre’nin büyük emekle Türkiye’ye kazandırdığı silah fabrikası yavaş yavaş paslanmaya başlamıştır…

Zaman içinde Şakir Zümre bitmiş; ülke savunma sanayii yavaş yavaş Amerika’nın güdümüne girmiştir…

Şakir Zümre için zor günler başlamıştır artık…

İşçinin maaşını ödeyemez duruma gelmiştir…

Silah, cephane üretimi tamamen durmuştur…

Çaresizlik içinde çırpınan Şakir Zümre, içi kan ağlayarak da olsa koca silah, cephane fabrikasını soba fabrikasına çevirir…

Bugün 50’li yaşların hatırladığı meşhur Şakir Zümre sobalarını üretmeye başlar…

Vatan Caddesi’nde her 30 Ağustos’ta düzenlenen resmi geçitlerde Şakir Zümre’nin ürettiği bombalar, silahlar boy gösterirken,1950’deki törenlerde içimizi burkan bir olay gerçekleşir…

Şakir Zümre, sobaları yükler bir kamyonete ve Vatan Caddesi’nde gösteriyi izleyen devlet erkânına adeta bir tokat atar;

“Bizi Amerika’ya muhtaç ettiniz… Türk ordusunun yerli ve milli silahını elinden alıp Amerika’nın kucağına oturdunuz” diye haykırarak…

Silahı Amerika’dan alan hükümet, güya Şakir Zümre’nin gönlünü almak ister..

Hani İş Bankası’nın meşhur bir kumbarası Şakir Zümre’nin cephane fabrikasında yaptırılır…

Şakir Zümre 1966’da bu fani hayata veda ederken Türkiye’nin ilk kara, hava ve deniz bombaları üreten fabrikası da 1970’de kapısına kilit vurur…

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın