Canlı Döviz Bilgileri
Döviz kurları yükleniyor...
Medya-Basın Dünyası

TÜRKİYE’DE BASIN İÇİN MEDYA MESLEK YASASI ve MEDYA MESLEK BİRLİĞİ NEDEN GEREKLİ…

Şakir GÜREL

Uluslararası Basın Konfederasyonu Genel Başkanı

Türkiye’deki basın ekosistemi için “Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği” demokratik standartlar açısından oldukça kritik bir eşikte
durmaktadır. Basında öz denetimin (self-regulation) eksikliği, medyanınsadece kendi saygınlığını değil, doğrudan toplumsal huzuru ve kamu yararını da tehdit etmektedir.
Türkiye’de medyanın etik standartlarını koruyacak bağımsız ve işlevsel
bir öz denetim mekanizmasının yokluğu, kamu ve halk nezdinde şu temel tehlikelere yol açmaktadır:
Dezenformasyon ve “Hakikat Sonrası” Kaosu
Herhangi bir mesleki denetimden geçmeyen haber süreçleri, asılsız bilgilerin hızla yayılmasına neden olmakta, bu durum, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını elinden alırken, toplumda bilgi kirliliği ve manipülasyona karşı savunmasızlık yaratmaktadır.
Yargı Yoluyla Müdahale ve Devlet Denetimi Baskısı Sektör kendi iç disiplinin sağlayamadığından, ortaya çıkan boşluk
genellikle kamu otoritesinin sert yasal düzenlemeleriyle doldurulmaktadır.
Bu da basın özgürlüğünün, “denetim” adı altında kısıtlanmasına ve sansür mekanizmalarının meşrulaşmasına kapı aralamaktadır.
Bugün Basının yaşadığı ve Basından yaşanılan sıkıntıların nedeni iletişimin gelişmesi, dijital mecraların yaygınlaşması ile birlikte mevcut
yasanın gelişmelerin gerisinde kalması ve Basında öz denetimi sağlayan, Barolar Birliği gibi bir Meslek Birliğinin olmamasıdır.
Bu sorun farklı şekillerde, farklı siyasi görüşler iktidardayken dün vardı, bugün var, iktidardaki siyasilerin keyfi tasarruflarından bağımsız yeni bir Medya Meslek Yasası ve bu yasa ile bir öz denetim mekanizması oluşturulmadığı takdirde yarın da olmaya devam edecektir.
Bugün iktidarın Basına karşı tutunduğu tavırdan şikayet edenler de, Basının iktidara karşı tutunduğu tavırdan şikayet edenler de dün bu
konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapmayanları. Toplumsal Kutuplaşmanın Derinleşmesi Öz denetimden yoksun bir medya, reyting veya tıklanma kaygısıyla nefret söylemini, ayrımcılığı ve sansasyonel dili körüklemekte, bu durum, farklı toplumsal kesimler arasındaki güven bağlarını kopararak, sosyal barışı doğrudan tehdit etmektedir.
Bireysel Hak ve Özgürlüklerin İhlali Haber yapma sürecinde etik sınırların çizilmemesi; özel hayatın gizliliği, masumiyet karinesi ve kişilik haklarının kolayca çiğnenmesine yol açmaktadır. Vatandaşlar, medyanın sebep olduğu mağduriyet ler karşısında hızlı ve etkili bir çözüm mercii bulamamaktadırlar.
Medyaya Olan Güvenin Tamamen Kaybolması
Denetimsizlik, gazetecilik mesleğinin itibarını olabildiğince zedelemiştir.
Halkın medyaya güvenmediği bir ortam oluşmuş, basın”dördüncü kuvvet” olma işlevini yitirmiş; bu da demokratik denetim mekanizmalarının büyük ölçüde zarar görmesine neden olmuştur.
Özetle: Öz denetim, basının sadece “kendini koruması” değil, halkın haber alma hakkını “kirli bilgiden ve baskıdan koruması” demektir. Bu
mekanizmanın yokluğu, medya etiğini tamamen piyasa koşullarına veya siyasi konjonktüre terk etmek riskini taşır. Öz denetim mekanizması
ayrıca, sadece gazeteciyi cezalandıran bir sopa da değildir. Aksine gazeteciyi etik dışı çalışmaya zorlayan patrona veya siyasi güce karşı koruyan da bir güvencedir

Mevcut kaotik durum ile Medya Meslek Birliği çatısı altında kurgulanmış bir öz denetim mekanizmasının farkını, aşağıdaki tabloda somut olarak görebiliriz.
MEVCUT DURUM VE ÖZ DENETİM MODELİ KARŞILAŞTIRMASI
Kriter Mevcut Durum (Denetimsiz) Medya Meslek Birliği (Öz Denetim), Hatalı Haber,
Tekzip süreçleri çok yavaş işliyor veya hiç işlemiyor; yargı yolu tek çare.
Hızlı bir “Etik Kurul” mekanizması ile hatalar düzeltilir, mağduriyet anında giderilir.
Mesleki Standartlar “Tık odaklı” habercilik ve etik dışı yöntemler yaygınlaştı ve yaygınlaşma sürüyor.
Evrensel gazetecilik ilkeleri ve meslek etiği kırmızı çizgi haline gelir.
Dış Müdahale Hükümet veya sermaye gruplarının doğrudan müdahalesine açık.
Mesleki özerklik sayesinde siyasi ve ticari baskılara karşı “kurumsal bir kalkan” oluşur.
Gazeteci Statüsü Kimin gazeteci olduğu belirsiz;
her eline telefon alan “gazeteciyim” diyebiliyor.
Gazetecilik tanımı netleşir; mesleki liyakat ve akreditasyon sistemi kurulur.
Halkın Güveni
Dijitalleşmenin de yaygınlaşması ile birlikte Medya, Manipülasyon korkusuyla “şüpheyle” karşılanan, güvensiz bir kurum haline geldi.
Şeffaf ve hesap verebilir bir yapı sayesinde halkın medyaya duyduğu güven artar.
Yasal Yük Uyuşmazlıklar, ağır ceza ve
tazminat davalarıyla (adliyelerde) çözülmeye çalışılıyor.
Sorunlar meslek birliği bünyesinde “hakemlik” yoluyla, mahkemeye gitmeden çözülür.
Türkiye Basınında bir öz denetim mekanizmasının yokluğu, sadece bir
“meslek sorunu” değil, doğrudan bir milli güvenlik ve kamu güvenliği meselesidir.
Denetimsiz medya, terör, doğal afet, salgın hastalık gibi kriz anlarında, toplumu yatıştıracak bir mekanizma olmak yerine, paniği körükleyen ve devleti işlevsiz bırakan bir araca dönüşebilir.
“15 Temmuz Darbe Girişimi ve Sonrasındaki Dezenformasyon Riski”, 6 Şubat Depremi sonrasında yayınlanan asılsız haberler, bu duruma verilebilecek, yakın tarihimizin en çarpıcı örneklerindendir. Toplumsal kaos anlarının yaşandığı 15 Temmuz gecesi görsel medya organları teröristlerin eline geçseydi, “Sokağa çıkma yasağı var”, “Sular zehirlendi”, “Şu bölgede çatışma çıktı” gibi asılsız haberleri kontrolsüzce
yayabilir ve hain emellerine ulaşabilirlerdi. 6 Şubat sabahı ve takip eden günlerde cenazelerin toplu mezarlara gömüldüğü, bölgedeki barajların
patladığı gibi asılsız haberleri, bu gibi kritik anlarda, öz denetimi olmayan medya kuruluşları ve bazı gazeteciler, sırf “ilk duyuran ben olayım”
refleksiyle teyit etmeden servis etmişlerdir. Bir Kriz anında, örneğin: “Şehrin ana su depolarına saldırı yapıldı” şeklinde bir haber paylaşırsa ne
olur? Dakikalar içinde milyonlarca insan marketlere akın eder, Trafik kilitlenir, ambulanslar ve güvenlik güçleri olay yerlerine ulaşamaz. Halk
arasında kitlesel bir panik dalgası başlar. Gerçek bir tehlike olmasa bile, yanlış bilginin yarattığı kaos gerçek bir can kaybına yol açar.
Eğer bir Medya Meslek Birliği ve etik denetim mekanizması olsaydı:
1. Yukarıda örneklendirdiğimiz haberlerin, doğruluğu teyit edilmeden
yayınlanması mesleki bir suç sayılır ve ağır yaptırımı olurdu.
2. Medya kuruluşları, kamu güvenliğini ilgilendiren konularda ortak bir
“kriz haberciliği” protokolüne uymak zorunda kalırdı.
3. Halk, “Eğer bu haber güvenilir medya kuruluşları tarafından doğrulanmadıysa yalandır” diyebileceği bir güven çıpasına sahip olurdu.
KAMU GÜVENLİĞİ VE KRİZ YÖNETİMİ RİSK ANALİZİ
TEHLİKE TÜRÜ ÖZ DENETİM Olmadığı İÇİN (RİSK)
KAMU GÜVENLİĞİ Etkisi (RİSK)
Dezenformasyon
Teyit edilmemiş bilgi “ilk biz duyurduk” hırsıyla
yayılabilmektedir.
Panik dalgası, lojistik kilitleme ve toplumsal kaos neden olabilir.
Dış Operasyonlar Yabancı istihbaratın yalan
haberleri medyada yer bulabiliyor
Devlete ve kurumlara olan güvenin temelden sarılması sonucunu doğurabilir.

Toplumsal Olaylar Kışkırtıcı başlıklar ve nefret
söylemi denetlenemiyor.
Etnik veya dini temelli sokak çatışmaları riski doğuruyor.
Sağlık Krizleri Bilim dışı iddialar ve aşı karşıtlığı manşetleri  taşınabiliyor.
Halk sağlığının tehlikeye girmesi ve kitlesel can kayıpları yaşanabilir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Sonuç olarak: Öz denetim mekanizması, bilgi akışının üzerine kurulan bir “emniyet kemeri” gibidir. Bu kemer bağlanmadığında, toplumsal her sarsıntı bir felakete dönüşme potansiyeli taşır. Öz denetim mekanizmasının eksikliği, sadece bir etik sorunu değil, kriz anlarında toplumu manipülasyona açık hale getiren bir milli güvenlik açığıdır. Kurulacak bir Medya Meslek Birliği, bilginin doğruluğunu garanti altına alarak kamu düzenini koruyan en stratejik sivil mekanizma olacaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği, ister lise mezunu, ister lisans mezunu, isterse üniversite mezunu olsun, Medya
Meslek Akademilerinde akademik formasyon almadan “Gazeteci” ünvanı ile çalışamayacak, gazetecilik yapamayacaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği, Mesleğin etik kurallarını ve standartlarını belirleyecek, her aklına esenin veya sermaye
sahibinin medya patronu olduğu, her eline akıllı telefon alanın gazeteciyim diyebildiği bir liyakatsizliği ve seviyesizliği ortadan kaldıracaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği gazetecilerin, basın organlarının vergi mükellefi olurlarken Ordu’da Madeni eşya ve
sanatkarlar odasına, Bursa’da elektronikçiler odasına, Şanlıurfa’da aktarlar odasına kayıt olma garabeti yerine, kendi meslek odalarına kayıt
olmalarını sağlayacaktır.
Yeni bir Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği, gazeteciliği, yapacak başka bir işi olmayanın veya her isteyenin yapabildiği herhangi bir iş değil, itibarlı bir meslek olmasını sağlayacaktır.

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup