Milli koalisyon hükümeti kurulmalımıdır? (Köşe yazısı)

TARİH VE GÜNÜMÜZ PERCERESİNDEN

MİLLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULMALI MIDIR?

Süleyman KOCABAŞ

Tarihçi Yazar

kocabassulleyman@gmail.com

Aziz dostlar, bugünkü köşe yazımızda sizlere “Tarih Penceresi” ve “Günümüz Penceresi”nden bakarak sesleneceğiz.

Bu yazımı yazarken, bana inanın ki, kendimi düşünerek yazıyorsam namerdim. 71 yaşında, bürokraside 26 yıl çalışmış emekli ve 50 yıllık tarihçi yazarlık hayatımda milletimize, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihimiz konularında 81 kitap yazdım, yayınladım ve kazandırdım. Şunun şurası, 3 – 5 yıllık ömrüm kalmıştır veya kalmamıştır. İnanın kendimi değil, her biri hâlâ çocuk olan beş torunumdan ortaokul 1’e giden oğlan, lise 3’e giden kız,  yeni doğmuş oğlan, ilkokul 2’ ye giden oğlan, anaokuluna giden kız torunlarımın geleceğini kara kara düşünüyorum. Gelecekte ne olacak bu çocukların hali!… Amerika’nın “Yeni Dünya Düzeni” “BOP” gereği, ülkemiz Afganistan, Irak, Suriye gibi “müstevliler” tarafından zapt ve işgal edilip babaları – anaları ve ben dedeleri ile birlikte öldürülecekler veya Suriyeli çocuklar gibi Avrupa’ya kaçırılıp zenginlerine “seks köleleri” olarak satılacaklar veya “organ mafyası” için organları Avrupalı zengin ailelere “daha çok yaşasınlar” diye parça parça satılıp takılmak suretiyle nemalanmalar olarak mı kullanılacaklardır? Ülkemizin 84 milyonluk nüfusu Afganistan, Irak ve Suriye’de olduğu gibi (bunların nüfusları yarı yarıya indirilmekten olarak)  büyük kitlesel katliamlar, sürgünler ve sınırlarımızdan kaçmalarla (kaçabilecek pek de bir yerimiz yok, çünkü etrafımız da düşmanlarımızla sarılıdır)  42 milyona indirildikten sonra mı aklımız başımıza gelecektir?

“Türkün aklı başına sonradan gelir” derler.  Doğrudur. Çocuklarımızın  organları parça parça satılmadan,  42 milyona inmeden ve aklımız başımıza sonradan gelmeden olarak “KURTULUŞ”  için devasa ve büyük bir teklifim vardır:

“MİLLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ KURMAK.”

“BOP’ a göre Amerika’nın yeni Ortadoğu haritası. “Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi” nin Haziran-Eylül 2006  sayısında yayınlanmıştır.

Ülkelerde kurulması en sonunda mecburi ve kaçınılmaz olan bu hükümet modeli hangi şartlarda kendisini gösterir? Gerekçeleri nelerdir?

Hemen söyleyelim: Ülke büyük tehlikelerle karşı karşıya  gelmiş,  büyük olağanüstü haller yaşanıyorsa kurulur. Yani özetle, yaşanan  “HARP HALLERİ” sebebiyle kurulur. Zaten de ülkemiz şu iki cepheli fiili harp hali ile hayat – memat, ölüm – kalım mücadelesi vermektedir. Bu iki harbin cepheleri şunlardır:

EN ESKİ CEPHE: “Amerika-Batı-İsrail Şer Ekseni” ile olan sürekli savaşımız bugün de bütün şiddetiyle devam ediyor ve yarın da devam edeceğe benziyor.

“Amerika ve  NATO Türkiye’yi işgal edecektir” söylemi bütün dünyada dillere destan hep konuşuluyor, dolaşıyor.

Bu  “BÜYÜK TEHLİKE” yi görmek için evimizdeki “siyah ekran” ve “gazete haberleri” ne bakmak yeterlidir.  Haydut Devlet Amerika,  1990’dan sonra kurduğu “Yeni Dünya Düzeni” nin bir versiyonu olarak, “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarını değiştireceğiz” e yönelik “Büyük Ortadoğu Projesi” ni (BOP)  aktif olarak Afganistan’da uygulamaya başladığı (7 Ekim 2001’de işgale başladı) Türkiye’yi de dört bir tarafından kuşatmaya almak için hareket geçmiştir. Bu cümleden olarak, Yunanistan’ın günümüzdeki Başbakanı Michotakis’i  “Amerika’nın Venizelosu” rolünde Türkiye’ye yönelik saldırtmak için iyice bize karşı planlamıştır.

Yunanistan’a bir harp anında yardım için Amerika’ya  Girit’te ve Ege adalarında birer tugaylık askeri üsler verilmiş, Amerika, Kıbrıs Rumlarına karşı yıllardır uyguladığı silah ambargosunu kaldırmış, bu ada  Amerikan savaş gemilerinin sık sık uğradığı yer haline gelmiştir. Yakında burada da bir tugaylık üs kurmasına şaşmayalım. ABD’nin son tehditlerinden  birisi de Libya ve “Mavi Vatan” dediğimiz Doğu Akdeniz’den bütün askerlerimizi ve savaş gemilerimizi çekmeyi istemesi olmuştur. Zaten, yıllardan beri de hep “Türkiye Kıbrıs’taki askerlerini çekmelidirler” demiyorlar mıydı?  En son olarak ise, 22 Şubat 2021 tarihli haberlerde,  Türkiye sınırına en yakın 40 kilometre uzaktaki Dedeağaç’ta 20 bin kişilik (iki tugaylık) askeri bir üs kurmaya başladığı ve bununla da kalmayıp Batı Trakya Ege denizi sahiline ise bir deniz üssü daha kurmayı planladığı üzerinde durulmaktadır. Anlaşılan, Türkiye üzerindeki günümüz emellerini gerçekleştirmek için Kasım 2020’de seçilmiş yeni Amerikan Başkanı Joe Biden (ben ona “Bidon kafalı başkan” diyorum) günümüzün “İkinci Lloyd George” si, halihazır Yunanistan Başbakanı Michotakis ise “İkinci  Elefteros Venizelos” u rolüne soyunmuşlar, bu yüzden tarih üzerimizde 100 yıl (1920 – 2021) sonra tekerrür etmiş görünümündedir. 1918 – 1922’lerin Türkiyesi’ndeki “BÜYÜK TEHLİKE” sinden  kurtulmak için nasıl ki Mustafa Kemal Paşalar, Fevzi Paşalar, Kâzım Paşalar vb. çıkmışlar ve anavatanımızı İngiliz Başbakanı  Lloyd George ve onun suç ortağı Yunanistan Başbakanı  Elefteros Venizelos’u ağır bir mağlubiyet uğratarak  vatanımızı kurtarmışlarsa, günümüzün Georgeleri ve Venizeloslarını da mağlup edecek yeni askeri–sivil liderler elbette çıkarak  bugün de ülkemizi bunlara yedirtmeyeceklerdir. Kazanacağımız zafer sonucu “ikinci bir kazancımız” olarak  belki de  Yunanistan yeniden bizim bir eyaletimiz haline gelecektir.

İşte bu zafer, “ben iktidar olacağım, yok sen değil ben iktidara geleceğim” kısır çekişmeleri, tepişmelerini hiç olmazsa “geçici bir süre”, yani “TÜRK-AMERİKAN-YUNAN SAVAŞI”  yanında  “TÜRK-AMERİKAN-(PKK-YPG) SAVAŞI” nı da kazanana kadar erteleyerek, bütün güçlerimizi birleştirmek suretiyle düşmanlarımızı yenebilmek için bir “MİLLİ BLOK” ve bunun sonucu bir “MİLLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ” ni bunun için istiyoruz. Bu savaşı kazandıktan sonra, eğer diyebilirseniz,  “Demokrasiye yeniden geçeceğiz”  gibi de bir şeyler mırıldanarak,  isterseniz birbirinizden ayrılın ve tek başınıza iktidar olmak için  birbirinizi yemeye, tepişmeye  devam edin derim doğrusu!…

Haydut Devlet Amerika, yalnızca  “Yeni Venizelos’lu Yunanistan” ı ile kalmak istemiyor; Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan’ da  üsleri var. Komşumuz Irak’ta 4- 5 tane üssü,  Suriye’de dizimizin dibinde 13 üssü mevcuttur. Bir hafta önce de 14’ üncüsünü  Kamışlı’ ya Türkiye sınırına 1 km. uzakta kurdu.  Buraya 40 -50 tır silah getirdi.

“Peki” diyeceksiniz, “Amerika’nın  İncirlikteki üssü ne olacaktır?” Türkiye ile harbe hazırlandığına göre burasını taşıyacağı muhakkaktır. Senaryolara göre, buradaki silahları Türkiye’ye karşı (içlerinde atom bombaları da varmış)  kullanmak için, bunları ya kurduğu Girit üssüne taşıyacakmış veya kurmayı planladığı Kıbrıs Amerikan üssüne götürecekmiş. Yani anlayacağınız, Amerika ve belki de yanında NATO da olduğu halde, 1947 – 1990 zaman diliminde yaşanan “Soğuk Savaş” dönemi “Sıcak Savaş” a dönüşürse, İncirlik’teki vb. Komünist Rusya’ya karşı kullanmayı planladığı silahlarını günümüz itibariyle “Komünizm Tehlikesi ” ortadan kalktığına göre, kendi aklınca “Yeni  Bir Tehlike” olarak algılamaya başladığı Türkiye’ye karşı kullanacaktır. Bununu lamı, cimi yoktur!…

Üstelik Amerika, “Bidon Kafalı” yeni başkanı Joe Biden Kasım 2020’de  başkan seçildikten sonra Türkiye’ye karsı attığı “Salvolar” dan birisi de Ermenistan’ı kayırmaya yönelik şu sözleri olmuştur: “Seçimlerde kötü zamanımıza geldi ama, Karabağ’da olup bitenlerinde  de  hesabını  yakında soracağız.”

Özetle, Amerika’nın Yunanistan da zaten en ileri derecelerden olarak (Suriye benzeri)  çevreleme parçalarından birisi olduğu halde, Türkiye’ye  yönelik bütün bu çevreleme harekeleri salt olarak  Payitaht Abdülhamid filmindeki “Gulyabaniler”e karşı değil bize karşıdır. “Gulyabaniler” de zaten bizim düşmanlarımızdırlar. Milletimiz “Gulyabaniler” e de bunlar benzeri Amerikalılar –Yunanlılar- PKK’lılara da haddini bildirecek güçtedir!.. Zafer bizim olacaktır!…

EN YENİ CEPHE: Dünün “Üzerinde Güneş Batmayan İngiliz İmparatorluğu” benzeri ve hatta bugün itibariyle Antartika kıtasını da içine aldığı halde “Üzerinde Güneş Batmayan Dünyanın Gelmiş Geçmiş En Büyük İmparatorluğu Olan Korona Virüs İmparatorluğu” nun çok cepheli savaşları ile boğuşmaktayız. Bu imparatorluk ülkemizi ateş ve demir, yani “silahsız” teslim almaya çalışmaktadır.

Osmanlı Devletini, “Güneş Batmayan İmparatorluk İngiltere” yıkmıştı. Anlaşılan Türkiye Cumhuriyeti Devletini de “Daha Geniş Boyutlarda Üzerinde Güneş Batmayan Korona Virüs İmparatorluğu” yıkacağa benzemektedir. En kötü ihtimal veya “ehven–i şer” den olarak, yıkamasa bile “yarı canlı, yarı aç” bir yapılanmada bizi yeniden “Haydut Devletler” in  çıkarları için onların hesabına  “dizayn” edecektir.

Zaten senaryolardan olarak da Korona Virüs  üzerinden  olan adı geçen imparatorluk planlamasını, “Virüsten Sonra Dünya Artık Eskisi Gibi Olmayacaktır” söyleminin altında yatan gerçek, dünyayı ateş ve demir kullanarak hakimiyetlerine  alamayan sömürgeci ve yayılmacı “Haydut Büyük Devletler” in “başka yollardan” dan olarak Korona Virüs’ ü  laboratuvarlarında imal edip, bunu Kasım 2020’de Çin’in Vuhan şehrine ekmek suretiyle, “Virüs Dünya İmparatorluğu” nu kurmayı buradan başlattıkları, üstelik de bunun kendilerine de zarar verebileceklerini düşündükleri halde, bunun “külfetleri” ne katlanarak “nimetleri” nin en sonunda kedilerine kalacağı planlamalarını da yaptıkları, bunun sonucu içinde Türkiye’de dahil gözlerine kestirdikleri ve düşmanları olarak gördüklerini bu “Virüs Belası” veya “Pandemi Süreci” ile dize getireceklerinin bir gerçek olabileceği de hiçbir zaman gözden ırak tutulmamalı, dikkatlerden kaçırılmamalıdır.

Bütün bu olup bitenler, ülkemizde artık ”Bıçağın kemiğe dayandığı” nı gösteriyor.

Gününüzde bu çok yönlü cephelerde savaşırken, iktidar ve muhalefet partilerimiz, yaptıkları “düellolar” da çözümleri olmayan veya gösterilemeyen “felaketler tellallığı – çığırtkanlığı” ile bu savaşların kazanılamayacağını bugün itibariyle apaçık ortaya koymuşlardır.

“Savaşları kazanmak” için ne yapabiliriz? İktidar ve muhalefet partilerinin kısır, yavan, akıl – mantık baştan gitmiş, “absürt”, çözümsüz, çocukça, felaketler tellallığı – çığırtkanlığı yapan, militan veya jakoben partizanlık tartışmalarıyla vakit kaybedeceğimize “MİLLİ BİR BLOK” oluşturarak kazanabilir, kurtulabiliriz.

100 yıl önce karşı karşıya geldiğimiz “BÜYÜK FELAKET” karşısında da bundan kurtuluş için ANKARA MERKEZLİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’ nde her çeşit görüşten grupların ve partilerin bir araya gelerek “MİLLİ BLOK VEYA MİLLİ KOALİSYON” kurmak ve başında da iş bilir bir lider Mustafa Kemal Paşa olduğu halde “KURTULUŞ SAVAŞI” verip kazanmış, kurtulmuştuk. Üstelik bu koalisyonda, “en aykırılardan” denilen birkaç  milletvekili ile iyi veya kötü “Türkiye Komünist Partisi” bile vardı. “Hocalar – Hacılar Partisi” benzeri 60 kişilik müderris, şeyh, molla, vaiz ve imamlardan ibaret de milletvekilleri vardı. Koalisyonun üçüncü de dördüncü ortakları olarak da,  İttihat ve Terakki Partililer,  Hürriyet ve İtilaf Partililer vardı. Beşinci ortak ise, “Devrimci ve Batıcı” kimliği ve misyonu ile tanınan Mustafa Kemal Paşa ve çevresindeki mutileriydi.

Normal veya sulh zamanlarında bunlar, caddelerde birbirlerini tanıdıkları ve gördükleri halde bile birbirlerine düşmanlıkları sebebiyle selam bile vermeseler de hepsi de zaten “AYNI GEMİDE” oldukları için, kendilerini kurtarmak yanında, vatanı, milleti ve devleti de kurtarmak için “kerhen”  de olsa “MİLLİ BLOK VEYA MİLLİ KOALİSYON” olarak bir araya gelmek mecburiyetinde kalmışlardır. Zaten savaş “ORTAKLAŞA” kazanıldıktan sonra her farklı görüş grubu ve sahibi kendi yolunda yürümeye devam edecektir, etmiştir.

Bugün de karşılaştığımız “BÜYÜK TEHLİKE – FELAKETLER” karşısında aynı gemide olan iktidar partileri ile muhalefet partileri, İstiklal Harbimiz günlerindeki gibi “KURTULUŞA KADAR GEÇİCİ DE OLSA NİÇİN BİR MİLLİ BLOK – MİLLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ” oluşturmasınlar?

Fazla vaktinizi almak istemiyorum. Ben, günümüzde ilk defa olarak benim dile getirdiğim bir “ÇÖZÜMLER – KURTULUŞ ALTERNATİFLERİ” ortaya koymaya yönelik, bu ülkenin bir vatandaşı olarak da haklarımı kullanmaktan ileri gelen “MİLLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULMALI  MIDIR?” teklifimi dile getiriyorum ve hiç olmazsa en azından “HALİHAZIR İKTİDARA  AKTİF, SAMİM VE SİYASİ  İSTİSMARDAN UZAK DESTEK VERİLEBİLECEĞİ”  temennisi ve kanaatiyle   de  başta aziz milletimiz olmak üzere bütün siyasilere arz ve rica diyorum.

Artık bundan sonra enine – boyuna bunun nasıl olacağı tartışılmalı, en kısa zamanda çözüm yolları bulunmalıdır. Kısa vadede kurulamasa bile ileride işler daha da sarpa sararsa bunun kaçınılmaz  yeniden dile getirileceği ve kurulabileceği malumdur. Benim bir tarihçi yazar olarak görüşlerim bunlardan ibarettir. Vesselam. 24 Şubat 2021

21 ŞUBAT 2021 İTİBARİYLE TELEVİZYONLAR VE GAZETELERDEN SEÇME ÜÇ ÖNEMLİ HABER

Haber I: “Biden Salvoları”:

Amerika Başkanı Joe Biden: “Olup bitenler Türkiye ile çatışmaya yol açacaktır” dedi.

Birinci Yorum: Zaten 1947’den beri Amerika ile hem “Soğuk Savaş” ve hem de “Sıcak Savaş” içinde değil miyiz  ki?

Haber II: Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Müttefiklerimiz terör ve terör örgütleri karşısında saflarını belirlemelidirler.”

İkinci Yorum: “Türkiye ile artık müttefik değiliz, stratejik ortaklık bitti, öldü” dedikleri halde, niye saflarını belirlesinler ki? Zaten safları yıllardan beri besbelli ve apaçık ortadadır: PKK –YPG’ ye yandaş olmak!.. Üstelik de Türkiye’yi de hedef alan “YARATICI  KAOS” olarak kullanılmak üzere DEAŞ’ ı da onlar yaratmadılar mı? Bu cümleden olarak ABD eski Başkanı Donald Trump, “DEAŞ’ı Başkan Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton birlikte kurdular” demedi mi?

Haber III:  “Uluslararası Finans Enstitüsü Açıkladı”: “Pandemi sebebiyle Türkiye dünyada iflaslarda birinci ülkedir.”

Üçüncü Yorum: “Pandemiden sonra dünya artık eskisi gibi olmayacaktır” denilmesi dillere destandır. Tabii ki Türkiye de eskisi  gibi olmayacaktır. Acaba bundan istifade ile süper güçler, ülkemizi kendi sömürgecilik ve yayılmacılık emellerine göre yeniden mi “dizayn” edeceklerdir?

Benim yorumlarım böyledir, siz farklı düşünüyorsanız bana yazınız öğreneyim!…

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Bir başarı hikayesi (Köşe yazısı)

DÜNYA GAZETESİ’NDE HOLLANDACA REDAKTÖRÜMDÜ… ŞİMDİ ÇOCUK EĞİTİM MERKEZİ ‘İPEKYOLU’NUN BAŞKANI… *Çok genç yaşta müslüman olan …