Mesele insan olmak değil, insanlığın sırrına varabilmektir (Köşe yazısı)

Mert Can Aslantaş Kişisel gelişim-psikoloji-yazar (Erciyes Üniversitesi İktisat bölümü, Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu yönetimi bölümü, Atatürk Üniversitesi Yerel yönetimler bölümü öğrencisi)

MESELE İNSAN OLMAK DEĞİL, İNSANLIĞIN SIRRINA VARABİLMEKTİR!

Bazen insanım demek yetmez, kelimenin manasını idrak etmek gerekir. İnsan olabilmek için; insanlığın sırrına ermek, bu sırrı ise yaşam standartlarımıza enjekte etmek gerekir. Günümüz çağında kelimelerin ardına gizlenen insanlık, çoğu zaman manasını yitiriverip, bir hiçliğe bürünüyor toplumun yüreğinde. Kökeni Arapça’ya dayanan ”insan” kelimesinin manası ise herkesin kalbinde saklıdır zannımca. Kimine göre bir varlıktan ibarettir, kimine göre ise mucizeler mucizesidir insan. Herkes kendi insanlığıyla savaşır, galibiyet ya nefistedir, yahut insanın kendinde. İnsanlığın karşılığı kişiden kişe nasıl değişiyor ise insan olmanın da temel fonksiyonlarıda kişiden kişiye değişmektedir. Kimine göre insan olmak; şandır, şöhrettir, paradır, materyalizmdir. Kimine göre ise insanın doğuşunda yer alıp daha sonra yok olabilen bazı manevi değerlerdir. Örneğin; ahlak gibi, edep gibi, haya gibi… İnsanlar bu değerlere doğuştan sahiptirler fakat gün geçtikçe neden özünü kaybetme yarışındadırlar, hiç düşündümüz mü? Artan arzular, doyumsuzluk hissi, şükürsüz yapı, ben kuramı, paranın saygınlığı bitirmedi mi hepimizi? Ahlaktan, edepten önce maddiyatı anar olduk. Maddiyatı yakalayınca ise şükürden olduk. Bana göre insan Benim için insan; ruhun ve bedenin narin buluşmasından meydana gelen, en ince ayrıntısına kadar dokunmuş bir eser ve şüphesiz Allah’ın bu fani dünyadaki bir elçisidir.
Yaratılışından bu yana insan bir amaç için yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Doğmuş, büyümüş, gelişmiş, gelişimini tamamlayıp tekrar toprağa döneceği günü beklemeye koyulmuş ve yolun sonunda tekrar toprağa, Allah’a dönecek bir varlıktır. -Bir kuramıda söylemeden edemeyeceğim, aslında devletlerde insanlar gibidir. Doğarlar, gelişirler ve ölürler.-
Peki ya, yarının garantisi olmayan bir dünya da çıkarlar uğruna edep, ahlak vb. gibi doğamızın gereği fonksiyonları kısa vadeli pozitiflik için kaybetmek ne kadar doğru? Bu dünyanın fani olduğunu ve elbet bir sonu olacağını bazen çoğumuz unutuyoruz. Buna etken olan sebepler ise; iş stresi, sınav stresi, geçim kaygısı derken bir bakmışız ahirete göçüp gitmişizdir; düşündüğümüz onca şey bize bir elvedayı çoktan çok görmüştür bile. Bizim sorunumuz şu ki; gelişen sistemler, icat edilen robotlar; bizleride robotlaştırdı. Teknoloji belki de bize insanlığımızı unutturacak kadar ileriydi ve biz bunu dünden kabullenmiştik. Hüzünle söylemeliyim ki Sıla-i Rahim bile günümüz deyimi ile “online” oldu. Eskiye nazaran her şeye yakın olmamıza rağmen bireysel huzursuzluk ve doyumsuzluklar topluma derinden etkiliyor ve etkilemeyede ara vermeden devam ediyor. Bu süreçte teknolojik imkânlar tabii ki dünya düzeniyle oynamakla birlikte insan ayarlarıyla da yavaş yavaş ve sessiz sessiz oynuyor. Keşke insanlığında teknolojik aletler gibi “fabrika ayarlarına dön” sekmesi olsa, değil mi? Verilerimizin çoğu gitse de, belki de sevgi, saygı, hoşgörü kuramı geri gerir, bir umut.
İnanıyorum ki bu devir bir imtihan devri. Bu sınavı geçecek olanlar ise yolu doğru, özü doğru olanlar. Bu dönemde insanlığını kaybeden çoğu insan belki de geleceğin de kaybetti. Sonuç olarak idrak edeceğimiz nokta ise; insan olmak kolay, mesele insan olduktan sonra çivisi çıkmış bu düzende özünü kaybetmeden insan kalabilmekte…

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Teknolojik eğitim (Köşe yazısı )

Mert Can Aslantaş Kişisel gelişim-psikoloji-yazar (Erciyes Üniversitesi İktisat bölümü, Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu …