Kültür-sanat, magazin-yaşam haberleri (30.05.2023)

AYRINTI YAYIN GRUBU, MAYIS AYINDA ÖZENLE SEÇİLMİŞ ESERLERİ YAYIMLADI!

 Ayrıntı Yayın Grubu, çatısı altında yer alan Ayrıntı Yayınları, Düşbaz Kitaplar ve Dinozor Çocuk markalarıyla mayıs ayında Türkçe klasik, şiir, sanat, bilim, psikoloji alanlarından özenle seçilmiş eserleri ve çocuklar için hem eğlenceli hem de öğretici bir kitabı okurlarla buluşturdu. Ayrıntı Yayın Grubu’nun tüm kitapları raflarda ve internet satış sitelerinde!

Bay Dingo’nun Ahırı Yazar: Gülsüm Koçak Sönmez, Resimleyen: Miray Durgut

 Hayvanlar, kendilerini ilgilendiren atasözlerini ayrıştırıcı buldukları için Bay Dingo’ya danıştılar. Çiftlik sahibi Bay Dingo da hayvanlara hak verdi. Bay Dingo bu sorunu çözmek için Sözlük Yapıcılar Kurumuna başvurdu.

Hayvanların ağzından atasözlerini öğrendiğimiz bu kitapta, atasözlerine farklı bir açıdan bakıyoruz. Kitabın sonunda hikâyede geçen atasözlerinin anlamlarının yer verildiği bir sözlük de bulunuyor.

Beagle Yolculuğu Charles Darwin

Güney Amerika (Brezilya, Arjantin, Şili, Peru, Ekvator…), Galapagos Takımadaları, Havai, Yeni Zelenda, Avustralya gibi dünyanın birçok bölgesini dolaşarak bitki ve hayvanları toplamak, onları değerlendirerek gözlemlerini teorik bir çerçeveye oturtmak 22 yaşındaki Charles Darwin’in temel amacıydı. Bugünün koşullarında kolaymış gibi görünen bu gezi, o günlerde büyük bir özveri gerektiriyordu. Beş yıl süren bu gezi sırasında genç Darwin deniz tutması dahil bir dizi hastalığa katlanmak zorunda kalmıştı. Bir yanda daha önce görmediği olağanüstü canlılarla tanışıp onları Doğa Tarihi Müzesi’nin en önemli koleksiyonu olarak derlerken, diğer yanda İspanyol işgalcilerin yerli halklar üzerindeki baskı ve katliamlarına, köleliğin iğrenç yüzüne tanık olur.

Darwin’in eserleri Türkçede ilk kez bir arada basılıyor. Ayrıntı Yayınları olarak, iki Pulitzer ödüllü Edward O. Wilson’un derleyerek illüstrasyonlarla zenginleştirdiği Beagle Yolculuğu’ndan (1845) sonra Türlerin Kökeni (1859), İnsanın Türeyişi (1871) ve İnsan ve Hayvanlarda Duyuların İfadesi (1872) kitaplarını da yayımlayarak külliyatı tamamlayıp tek bir kutu içinde okurlarla buluşturacağız. Ölümünden 123 yıl sonra büyük bilim insanına, Charles Darwin’in anısına saygıyla…

Bizans Dünyası 3. Cilt – Bizans İmparatorluğu ve Komşuları (1204-1453) Angeliki Laiou, Cécile Morrisson

1204: Haçlılar Konstantinopolis’i ele geçirir; 1453: Şehir, Türklere teslim olur. Bizans Dünyası’nın bu üçüncü ve son cildi işte bu iki önemli tarih aralığını kapsıyor. Doğu Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, ileri üssü Trabzon ve komşuları Sırplar ve Bulgarların yanı sıra, IV. Haçlı Seferi sonucunda topraklarına yerleşen Latinler ile birlikte yeniden biçimleniyor. Parçalanmış toprakların tarihi Türkler de dahil tüm bileşenleriyle anlatılıyor. Bu dönemde küçük bir devlete dönüşen XII. yüzyılın eski büyük gücünün, önce Anadolu’da sonra da Kuzey Yunanistan’da topraklarını kaybetmesine ve 1373’ten itibaren Osmanlı sultanına tabi hale gelmesine tanıklık ediyoruz. Konstantinopolis ve Peloponez’e indirgenmiş olan bu devletin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, çoğu bertaraf edilen Haçlı Seferlerinden çok, sultanın iradesine ve Cenova ile Venedik’in çıkar amaçlı desteklerine bağlı kalmıştır. İmparatorlar tarafından Lyon (1274) ve Floransa’da (1439) onaylanan Ortodoks ve Latin Kiliselerinin Birliği, Ortodoksların çoğunluğu tarafından reddedilmiş, hiçbir etkisi olmamıştır. Patriğin otoritesi kesin olarak imparatorunkini yenmiştir. Ancak devletin, Kara Veba ve toplumsal gerilimleri de beraberinde getiren XIV. yüzyıl ekonomik durgunluğuyla iyiden iyiye zayıflaması, bazılarının refahıyla çelişiyordu. Zira tuhaf bir şekilde Bizans, Batı’nın ekonomik, sanatsal ve kültürel gelişimine katılmıştı. Hatta bu gelişimi sağlamıştır: Teknikleri (ipek, cam) oraya nakledilmiş, entelektüelleri Grek mirasını yeniden keşfetmekle kalmamış, hümanistlere de aktarmış ve sanatçıları, Trecento İtalyan resmini etkilemiştir. Bununla birlikte, IV. Haçlı Seferi’nin travması bütünleşmeyi engellemiştir.

Angeliki Laiou (1941-2008), Harvard Üniversitesi profesörü, tanınmış tarihçi, Bizans toplumu ve ekonomisi uzmanıdır. Ölümü nedeniyle başladığı bu cildi tamamlayamamış, derleme CNRS’te emekli araştırma direktörü, iktisat ve para tarihçisi, birçok eser sahibi Cécile Morrisson’a emanet edilmiştir. Ele alınan ülkeler konusunda yetkin dokuz faklı yazar (Bulgar, Fransız, Yunanlı ve Sırp) bu esere katkıda bulunmuştur.

Koruda Söylenen Soner Demirbaş

Koruda Söylenen, Soner Demirbaş’ın son yıllarda yazdığı şiirlerden geniş bir oylumu bir araya getiriyor. İmgesel esnekliğini “eski yağmurların” uykusuna yatıran, kayıp zamanlar haritasının sönmeye yüz tutmuş izlerindeyaralı ağaçlar” için kuytular biriktiren bir şiir. Koruda Söylenen’de Soner Demirbaş, uzak bozkırdaki rüzgâr tüllerinin ev ve insan içlerine taşıdığı lirik patlamaları, sonsuz ve acımasız zamanın hafıza sandıklarında gizli evrensel imâları bir kez daha aşikâr ediyor. Homeros’tan Yunus Emre’ye, Beckett’ten Celan’a, Nâzım’dan Gülten Akın’a büyük doğa ve insanlık zamanının “koruda söylenen” iz sürücüsü: Şiir: Hikâye’den epik’e, sone’den gazel’e  “geçmişin, şimdinin ve geleceğin keşkesi”; aşkın, özleyişin, yenilginin ve umudun içe çekilmiş “çalı diplerinde” yağmur damlalarıyla konuşmaktan yılmayan, “kuşların bilgisi”ne güvenen esrik kavmi! Beklenen yazlar, olası kara kışlar ve başka zamanlar için.

Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar

 Mürebbiye romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın (1864-1944) henüz otuz üç yaşında iken tamamladığı İstanbul romanlarından biri. 1899 yılında basılan bu romanda olaylar Boğaziçi’nde bir yalıda gelişir. Fransa’da hayat kadını iken bir vesileyle İstanbul’a gelen, Dehri Efendi’nin yalısına mürebbiye olarak giren Anjel, evin erkeklerini bir bir baştan çıkarır. Âşıklar arasında hesaplaşmalara yol açar. Bir sürpriz gelişme ile olaylar sona erer. Hüseyin Rahmi’nin kahramanlara yaptırdığı felsefe tartışmalarında ve ansiklopedik bilgilerde üstadı Ahmet Mithat Efendi’nin etkisi açıkça görülür. Eserin aslına sadık kalarak yayıma hazırlanan bu çalışmada gereken yerlerde köşeli parantez içinde açıklama verilmiştir.

Resimdeki Kadın – Kadınlar, Sanat ve Bakışın Gücü Catherine McCormack

 “McCormack’in de yazdığı gibi kadın düşmanlığı o denli içimize işlemiş ki varlığını fark etmek imkânsız hale gelmiş. Resimdeki Kadın, gözlerimizin açılmasını sağlayacak.”

Jessica Ferri, Silent Cities’in [Sessiz Şehirler] yazarı

Kimdir “kadın”? Kadın Venüs’tür, “anne”dir, “bakire”dir; “canavar”dır, “ca­dı”dır, “femme fatale”dır, yani “felaketin ta kendisi”dir. Hepsinden öte, kadın bakılacak bir “imge”dir.

Tarih boyunca dehşet, şiddet, istismar, kadın düşmanlığı, eril bakış ve ata­erkinin inşa ettiği kalıplar sanatın maskesine gizlenerek görsel bir şölene dönüştürülmüş; telefon ekranlarında, sosyal medya paylaşımlarında; her türlü tüketim ürününün üstünde; herkesin erişebildiği dizi ve filmlerde; ta­rihimize ev sahipliği yapan müzelerde, meydanlarda, hatta evimizin duvar­larında sinsice yerini almıştır.

Sanat tarihi profesörü Catherine McCormack, Resimdeki Kadın’da sanat kisvesi altında gözümüzün nasıl boyandığını, eril bakışın kadın imgesini nasıl şekillendirdiğini ve günlük hayatımıza yerleştirip normalleştirdiğini anlatır. Titian, Botticelli ve Picasso’nun eserleri gibi çok sevdiğimiz imgele­rin aslında nasıl dehşet verici anlamlar taşıdığını, ataerkinin kadın deneyi­mini ve “öteki” olanı bastırıp yok etmek için sanatı nasıl kullandığını çarpıcı hikâyeler, anekdotlar ve kişisel görüşleriyle kaleme alır.

Resimdeki Kadın’da McCormack, Berthe Morisot, Judy Chicago, Kara Wal­ker’dan Beyoncé’ye uzanan çeşitli kadın sanatçının çalışmalarını inceleye­rek estetik bulduğumuz imgelere dair farklı bir bakış açısı sunar bize; inşa ettiğimiz kalıpları yıkıp kadını (veya insanı) gerçek benliğiyle kabullenme­miz gerektiğini fark etmemizi sağlar.

Travma ve Ruh –  İnsan Gelişimine ve Kesintiye Uğramasına Psiko-Ruhsal Bir Yaklaşım Donald Kalsched

Donald Kalsched bu kitabında psikanalitik yakınlıkta ortaya çıkan mistik ve ruhsal anları incelemeye alıyor. Klinik örnekler, terapi diyalogları ve rüyalar üzerinden terapinin ne kadar derinleşebileceğini gösteriyor. Travmadan sağ çıkanların, analiz eden için de sıradan düzenin dışında, aydınlık ve karanlığın buluştuğu “başka bir dünya”nın kapılarını araladığını görüyoruz. Kalsched bu mito-şiirsel dünyanın, Freud’un öne sürdüğü gibi yaşamın acı gerçekleriyle mücadelemizin ürünü olan bir savunma mekanizması değil, aksine insan deneyiminin süregelen gerçekliği olduğunu savunuyor: İyileşme sürecinin bizzat merkezinde yer alan ve başka zamanlarda da tuhaf bir şekilde ona direnen bir gizem.

Bu kitap, psikanalitik çalışmanın gizemini yeniden ortaya çıkarma çabasının ürünü. Sıradan hastaların ve sıradan psikoterapistlerin birlikte çalışarak insan ruhunun gerçekliğine ve psişenin derinliklerine bakışlarını ve deneyim aracılığıyla değişme hikâyelerini anlatıyor.

Travma ve Ruh, “psişik” yönelimi olanlar da dahil, psikoterapistler, psikanalistler ve analitik psikologlar ve dışavurumcu sanat terapistleri için özellikle merak uyandırıcı olacaktır.

BODRUM’DA DEV PARTİ EĞLENCE BODRUM’A ENVY NIGHT LIFE İLE GERİ DÖNÜYOR

Ünlülerin iletişim danışmanı Özgür Aras’ın yeni kulübü, Bodrum-Yalıkavak’taki ENVY Night Life, 7 Haziran’da kapılarını açıyor. Bodrum’un uzun yıllardır görmediği tarzda görkemli bir şovla gerçekleşecek açılış partisi yıllarca unutulmayacak

Müzik ve eğlence dünyasında trendleri belirleyen isimlerin başında gelen ünlü iletişimci ve işletmeci Özgür Aras ara verdiği gece hayatına geri döndü. Aras’ın Bodrum-Yalıkavak’taki yeni kulübü ENVY Night Life ile 7 Haziran Çarşamba gecesi kapılarını açıyor. Yazları dünyanın crème de la crème tabakasının yani en zengin insanlarının uğrak yeri olan Bodrum-Yalıkavak’taki ENVY Night Life, görkemli bir şov ve dev bir partiyle sezona merhaba diyor.

ENVY Night Life’ın açılış heyecanı şimdiden sadece Bodrum’u değil İstanbul’u da sardı. Gece hayatının tanınmış figürleri, magazin dünyasının ünlü isimleri ve cemiyetin renkli simaları rotalarını 7 Haziran’da Bodrum’a çevirdi. Bodrum’un son yıllarda tekdüzeleşen ve birbirine benzeyen mekanlarla heyecanını kaybeden gece hayatı ve eğlencesi, Özgür Aras’ın tecrübesiyle getireceği yepyeni bir solukla bu yaz eski günlerine dönecek.

ENVY Night Life diskotek kültürünü geri getirecek! Batıktan Tanrıkulu, Monnarsh, Zoey Hasselbank gibi birbirinden ünlü yerli ve yabancı DJ’lerin set başında olacağı, farklı konseptler ve partilerle herkesi dans ettirecek. Uzun zamandır provalarını sürdüren, dünyanın dört bir yanından dansçıların bulunduğu uluslararası şov ekibi, 7 Haziran’daki açılıştan itibaren partilerde farklı konseptlerle konukların karşısına çıkacak.

Işık, lazer ve dans şovlarıyla, yaz boyunca ENVY Night Life yerli- yabancı ünlü müdavimler, dünya standartlarındaki partiler, ev sahipliğini yaptığı seçkin davetler, sıra dışı sürpriz şovlar, heyecan verici, dinamik bir atmosferle bu sezon Bodrum gece hayatının merkez üssü olarak yaza damgasını vuracak.

 BEYAZ GECE

“Beyaz Gece” 27 yıldır Bodrum Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen, Bodrum’un en büyük sivil toplum projesi. Beyaz Gece’den elde edilen gelir özel gereksinimli bireylerin ve onların ailelerinin eğitim ve rehabilitasyonunu sağlamak amacıyla kullanılıyor. Bu yıl 13 Haziran Salı gecesi ENVY Night Life‘da gerçekleşecek Beyaz Gece’ye cemiyet, sanat, siyaset ve ekonomi alanlarında ülke çapında ünlü isimler katılacak.

KIRMIZILI KADIN: SEÇİL GÜR

Geçen yıl çıkardığı “Meczup” albümünün başarısının getirdiği rüzgârı arkasına alan Seçil Gür, çalışmaya ara vermiyor. Gür, uzun süredir üzerinde çalıştığı, sözü Kerem Demir (Kerro), müziği Kerem Demir ve Mili B. düzenlemesi ise Milli B. imzalı yeni şarkısı “Gidesim Var” ile tüm dijital platformlarda müzik severlerle buluştu.

SOSYAL MEDYAYI SALLADI!

“Nefesim yettiğince sevenlerimle şarkı söylemek istiyorum” diyen Seçil Gür yeni şarkısı “Gidesim Var” ve geniş repertuarı ile bu yaz İstanbul Bodrum, Marmaris, Antalya, Çeşme’de vereceği konserlerde hayranlarıyla buluşacağını söyledi.

BİTLİS KİTAP FUARI 5 HAZİRAN’DA BAŞLIYOR!

  1. Bitlis Kitap Fuarı 5 Haziran Pazartesi günü kapılarını kitapseverlere açıyor.

5 Haziran’da başlayıp 11 Haziran’a kadar yedi gün sürecek olan “2. Bitlis Kitap Fuarı” Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı (BETAV) tarafından düzenliyor. Bitlis Valiliği, Bitlis Belediyesi ve Bitlis Eren Üniversitesi tarafından desteklenen fuara 50’yi aşkın yazar, gazeteci, akademisyen ve sanatçı katılacak. Şair ve yazar Atatol Behramoğlu’nun Onur Konuğu olduğu fuarda söyleşiler, imza günleri, konserler, çocuk tiyatrosu ve “Açık Hava Sineması” etkinlikleri yer alacak.

6 BİN YILLIK BİTLİS KİTAPLA VE SANATLA BULUŞUYOR

“6 bin yıllık tarihe sahip kentimizde ilkini geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz ve büyük ilgi gören kitap fuarının ikincisini gelenekselleşme hedefi ile bu yıl düzenliyoruz. Bu yıl ikinci kez düzenlediğimiz fuara bu yıl çocuklara yönelik etkinlikleri ve yaz sinemasını da ekledik” diyen Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı (BETAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Şube Başkanı Hasan Dalkıran fuarla ilgili şunları söyledi:

“Bitlis, zengin bir yemek kültürün merkezi, düzgün kesme taştan duvarları, taç kapı girişli Bitlis Evleri ile ayrıcalıklı bir kent. El tezgahlarında dokunan yöresel bir kumaş olan Gej ve folklorik bir ayakkabı Harik’i halen üreten Bitlis’te Nemrut ve Süphan Dağı Efsanesi etkisini koruyor. Bitlis folkloru, renkliliği ve özgünlüğüyle sevdaları, ayrılıkları, ölümleri yansıtmaya devam ediyor. Manilerin, türkülerin, deyişlerin ve atasözlerinin önde olduğu Bitlis bu yıl ikincisi düzenlenen Bitlis Betav Kitap Fuarı’nda söyleşilerin, imza günlerinin ve konserlerin yanı sıra Bitlis’le ilgili çekilmiş “Bitlis’te Beş Minare, New York’ta Beş Minare, Hayatın Tuzu” gibi uzun metrajlı filmlere ve “Kardan Mürekkep, Madak, Bitlis Tarih Belgeseli, Bitlis Tekel Fabrikası” gibi belgesel filmlere de yer verecek.

GENÇLERE VE ÇOCUKLARA YÖNELİK PROGRAMLAR

  1. Bitlis Betav Kitap Fuarı”nda bu yıl ayrıca, Bitlis İl Eğitim Müdürlüğü ve Eren Üniversitesi rektörlüğüyle koordineli olarak çocuklarımızın hem edebiyata hem de Bitlis’e ilgilerini arttırmak amacıyla ilk, orta ve üniversite öğretim öğrencilerine yönelik ‘Nasıl bir Bitlis ve nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz’ başlıklı ödüllü bir kompozisyon yarışması da düzenliyoruz. Ayrıca çocuklara yönelik, çocuk filmleri, çocuk tiyatrosu, kukla tiyatrosu, tahta bacak, palyaço, yüz boyama gibi etkinliklerin yanı sıra 20 m2’lik tuale çocuklar, ressamlar eşliğinde hayal ettikleri Bitlis’i çizecekler. Eren ailesinin katkıları, Bitlis Valiliği’nin ve Bitlis Belediye Başkanlığının destekleriyle yapacağımız 5-11 Haziran tarihleri gerçekleştireceğimiz bu büyük buluşmaya yalnızca bütün Bitlislileri değil, Muşlu, Vanlı, Siirtli ve Diyarbakırlı kitapseverleri de bekliyoruz…”

ATAOL BEHRAMOĞLU ONUR KONUĞU

Türkiye’nin yaşayan en büyük şairlerinden Ataol Behramoğlu’nun Onur Konuğu olduğu 2. Bitlis Betav Kitap Fuarı”na onlarca yazar, gazeteci, akademisyenle söyleşiler ve imza günleri yapılacak. Edebiyat ve güncel konular dışında Bitlis’in tarihi, tarımı, balcılığı ve iklimin de konuşulacağı fuar 5 Haziran Pazartesi günü saat 11.00’de kapılarını kitapseverlere açacak 11 Haziran Pazar günü saat 20:00’de kapanacak.

“Doktorlar Hiç Yorulur Mu?”

Türkiye’nin sevilen yerli çizgi film kahramanı Niloya, YouTube kanalında her Cumartesi günü saat 09.00’da yayınlanan yeni hikayeleri ile minik dostlarını eğlendirmeye devam ediyor. Niloya ve arkadaşlarının sabırsızlıkla beklenen yeni bölümünde; her koşulda büyük bir özveri ile mesleğini yerine getiren sağlık çalışanları konu ediliyor. Hayali, doktor olup hastaları iyileştirmek olan Niloya, verdiği mesajlar ve neşeli şarkıları ile izleyenlere keyifli bir zaman dilimi sunmaya hazırlanıyor. Niloya ve arkadaşlarının, sağlık dolu macerası “Küçük Sağlıkçılar” bölümü ile 3 Haziran Cumartesi günü Niloya YouTube kanalında izleyicilerle buluşacak.

Türkiye’nin sevilen çizgi film kahramanı ‘Niloya’, mutluluk dünyasının kapılarını açtığı 5 buçuk milyon aboneye yaklaşan YouTube kanalında, her Cumartesi saat 09.00’da yeni bölümlerini sevenleri ile buluşturuyor. Her bölümünde bambaşka bir hikayeyi minik dostları ile buluşturan çizgi film, 7’den 70’e herkesin büyük beğenisini kazanıyor. Senaryoları psikologlar ve pedagoglarla birlikte hazırlanan çizgi film, çocukların hayal dünyasını da olumlu etkiliyor.

Her koşulda görevlerinin başında olup insan hayatına dokunan sağlık çalışanları, Niloya’nın yeni bölümünde miniklere eğlenceli bir şekilde aktarılıyor. Neşeli oyunları ve şarkıları ile miniklere keyifli bir zaman dilimi sunan çizgi kahraman, 3 Haziran Cumartesi günü ‘‘Küçük Sağlıkçılar’’ bölümü ile sevenleri ile buluşacak.

“Doktorda Olsak İnsanız”

Niloya bisikletiyle gezerken köylerinin sağlık ocağında çalışan doktoru görür. Doktor amcası ile bir süre sohbet eden Niloya, doktor olmak üzerine düşünür. Ne eğlenceli bir iş der ve doktorculuk oynamaya karar verir. Bunun için babasının eski bir beyaz gömleğini önlük olarak üzerine giyer ve başlar oyuncaklarını muayene etmeye… Mete, Niloya’nın oyununu çok sever. Ona yardım etmek ister ve hemşire olarak oyuna dahil olur. Bu oyunu gören çocuklar kendi oyuncaklarının da hasta olduğunu söylerler ve oyuna katılırlar. Niloya, Mete ve hatta Tospik artık hastalara yetişememektedir. Sonunda ikisi de kendilerini yere atar. Yorulduk derler. Murat muzipçe hiç doktorlar yorulur mu kalkın bakayım der. Niloya şaşırır. Doktor da olsak insanız der. Oynarken bile yorulmuşlardır. Ne zor bir işmiş. Ama yine de hastaları iyileştirmek çok eğlencelidir. Sonunda tüm hastaları iyi edip evlerine yollarlar. Çocuklar köylerindeki doktora çiçek toplayıp hastaları iyileştirdiği için teşekkür ederler. Çünkü yaptığı iş çok zor da olsa işini hiç bıkmadan yapmaktadır.

Burcu Biricik, Selen Uçer, Bülent Parlak, Sarp Akkaya, Doğukan Manço doğum günlerini Tohum Otizm Vakfı’na bağışladı

20 yıldan beri otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar, gençler ve aileleri için çalışan Tohum Otizm Vakfı’nın çalışmalarını desteklemek için ünlü isimler harekete geçti. İyilik Paylaş Platformu üzerinden kampanya başlatan Burcu Biricik, Selen Uçer, Bülent Parlak, Sarp Akkaya ve Doğukan Manço doğum günlerini Tohum Otizm Vakfı için bağışladılar.

Sivil toplum çalışmalarına destek vermek isteyenlerin belirledikleri bir Sivil Toplum Kuruluşu için “doğum gününü paylaş” kurgusu ile kampanya yaratarak bağış toplayabildiği bir teknoloji girişimi olan İyilik Paylaş platformunda, iş dünyası ve sanat camiasından tanınmış isimler doğum günleri için bağış kampanyası oluşturarak, çevrelerini hediye ya da benzeri sürprizler yerine kampanyalarına destek olmaları için harekete geçiriyorlar.

Tohum Otizm Vakfı için yapılan “doğum gününü paylaş” kampanyalarına her geçen gün yenisi ekleniyor. Dizi ve sinema dünyasının ünlü isimleri Burcu Biricik, Selen Uçer, Bülent Parlak, Sarp Akkaya ve Doğukan Manço mayıs ayında doğum günlerini Tohum Otizm Vakfı ile paylaşarak otizmli çocukların eğitimlerine destek oldular.

Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Burçak Karakaya “Vakfımızın çalışmalarını desteklemenin farklı bir yolu olarak “doğum gününü paylaş” kampanyaları hem farkındalık hem de eğitim çalışmalarımıza kaynak sağlanması açısından bizler için önemli. Kampanyalarını çevreleri ile paylaşan, bağış yapıp kampanyalara katkı sunan destekçilerimiz Vakfımızın eğitim çalışmalarına destek oluyor.  Umutla başlanan yeni bir yaşın mutluluğunu otizmli çocukların eğitimine dönüştüren Burcu Biricik, Selen Uçer, Bülent Parlak, Sarp Akkaya, Doğukan Manço ‘ya ve tüm destekçilerimize teşekkür ederiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 27 yıldır yakından tanıyan Kral Grup başkanı Mehmet Akbay nam-ı diğer Gezegen Mehmet, Patronlar Dünyasına konuştu. Toygun Atilla’nın sorularını yanıtlayan Gezegen Mehmet, çok önemli ve özel açıklamalarda bulundu.

Ağaç dikme kampanyası ile başlayan tanışıklık 27 yıllık bir dostluğa dönüştü!

Sıra dışı hikâyenin ardındaki isimler ise, Türkiye’nin en çok dinlenen radyocusu Mehmet Akbay yani namı diğer Gezegen Mehmet, diğeri ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı…

ERDOĞAN’IN ŞİFRESİ: VEFA VE SAMİMİYET

Gezegen Mehmet, Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısının ardındaki sırrın ne olduğunu ise şu sözleriyle anlattı; “Samimiyet. İşin sihri bu. Ondan nefret edenler 5 dakika kendisi ile zaman geçirse emin olun onu sevecektir. Erdoğan’ın en büyük sırlarından biri bu diğeri ise vefa duygusudur. Hayatında ona dokunan herkese sorun, size bunu söyleyecektir. Şöyle bir örnekle anlatayım. Benim iki kız evladım var. Onların isim babası Erdoğan’dır. Onca işinin arasında çocuklarım doğduğundan haber almış ve beni aramıştır. İsimlerini koymuştur. Bu tip sosyal ilişkileri bu kadar devlet işi arasında yönetmek herkesin harcı değil.”

AĞAÇ DİKME KAMPANYASINDAKİ TANIŞMA

Her şey 1996’da Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemlerinde başladı. İstanbul’u yeşillendirme, ağaç dikme kampanyası yapılacaktı. Gülhane Parkı’nda sanatçıların da katılımı ile şarkılı türkülü bir konserle kampanya başlayacaktı.

İstanbul Belediyesi, bu organizasyonu sunması ve planlaması için Kral Radyo’dan Gezegen Mehmet’e teklif götürdü. Gülhane Parkı, tarihi bir konsere ev sahipliği etti. Binlerce insan konseri izlemek için Gülhane Parkı’na akın etmiş, sanatçılar ise tek kuruş bile almadan bu etkinliğe katılmıştı. Gezegen Mehmet ile Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk tanışmaları Gülhane Parkı’ndaki o gündü. Bir daha birbirlerini hiç bırakmadılar.

VEDA KONSERİ

Gülhane Parkı’ndaki ilk tanışmalarının ardından 3 yıl geçmişti. Erdoğan, Siirt’te yaptığı konuşmadan 10 ay hapis cezası almış, bu ceza da 1999’da kesinleşmişti. Gülhane Parkı’ndaki konserden sonra Kral FM, Kazlıçeşme’de Cumhuriyet Konseri düzenledi. Organizasyonu yapan Gezegen Mehmet’ti. Aslında bir nevi Erdoğan’a veda konseriydi. Cezaevine girmeden hemen önceydi. Ahmet Kaya, Muazzez Ersoy, Ferdi Tayfur kimler kimler yoktu ki konserde. Milyonlar Erdoğan’ı cezaevine yolcu ediyordu.

MEKTUPLAR YÜZÜNDEN İNGİLİZCE ÖĞRENEMEDİ

Gezegen Mehmet’in desteği Erdoğan cezaevindeyken de sürdü, mektup kampanyası yaptı, programlarında ismini hep gündemde tuttu. O kadar çok mektup geliyordu ki cezaevine, Erdoğan bu durumu Gezegen Mehmet’e takılarak, sonrasında şöyle anlatacaktı: “Senin yüzünden İngilizce öğrenemedim. Cezaevinde İngilizce çalışırım diyordum. Gelen mektupları okuyup yanıtlamaktan buna fırsat bulamadım.”

AÇIK DESTEĞİN YERİNİ OBJEKTİFLİK ALDI

Gezegen Mehmet, yapılan söyleşide Erdoğan’a destek verdiği o günleri ve sonrasında yaşananları şu cümlelerle özetledi: “Cezaevi sürecinde ve öncesinde Erdoğan’a kayıtsız şartsız destek oldum. Çünkü haksızlığa uğramış bir insan vardı. Ahde vefa, adap, vicdan, adalet bunu gerektiriyordu. Başbakan olduğu gün ise artık bambaşka bir gündü. O kazanmıştı. Açıktan verdiğim desteğin yerini objektif bakış açısı aldı. O bir Başbakan ben de bir radyo programcısıydım. Ben programlarımı yaptım, o ülkeyi yönetti. Yeri geldi kendisini konuk ettim. En sert, zor soruları sordum. O, tüm samimiyeti ile sorularımı yanıtladı.”

GÜNÜMÜZDE DESTEK VERENLERİN BİR KISMI RANT PEŞİNDE

Gezegen Mehmet’in Kral FM’deki yolculuğu bir kez kesintiye uğramış. O da Kral FM Cem Uzan’ın olduğu yıllarda. Yönetim tarafından kendisine karşı bir direnç olduğunu hissettiğinde, Uzan’ın Erdoğan’a ilk hakaret ettiği mitingden sonra ise rotasını Best FM’e çevirmiş. Birkaç yılın ardından da ise tekrar yuvasına dönmüş. Trollerden trollükten konuşurken günümüze geliyor söz.

Gezegen Mehmet bu konudan rahatsız. Geçmişle günümüzün muhasebesini yapıyor, durumu şöyle özetliyor: “Bugün kendisine destek verenlerin bir kısmı trole dönüşmüş durumda. Bunların da Erdoğan’a zarar verdiğini düşünüyorum. Bakın, halktan, sade vatandaştan bahsetmiyorum. Onları duyguları samimi. Ama gerek sanat, gerekse medya dünyasında bir takım insanların verdikleri desteği samimi bulmuyorum. Bazılarının bir beklenti içinde kendisine destek verdiklerini hissediyorum, görüyorum. Bir rant beklentisinin oluştuğunu anlıyorum. O beklentileri karşılık bulmadığında da düşmanca bir tavır sergileyebiliyorlar.”

BÜTÜN YÜK ERDOĞAN’DA

Hem Recep Tayyip Erdoğan’ı hem de AK Parti’yi 25 yıldır takip eden bir isim Gezegen Mehmet… Dolayısı ile geçmişten bugüne bir hafızası var. O hafızanın tespitlerini de şöyle açıklıyor; “Şu an gördüğüm partinin üst yönetiminde birtakım yetkililer, elini taşın altına koymuyor. Bu nedenle bütün yükü Erdoğan’ın omuzladığını görüyorum. Tuzları kuru bir kitlenin de miş gibi yaparak Erdoğan’ı yalnız bıraktıklarını gözlemliyorum.”

ERDOĞAN’IN UĞURU

Gezegen Mehmet, 7 Haziran 2015 ve 14 Mayıs 2023 seçimleri hariç her seçim öncesi mutlaka Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Kral FM canlı yayınında ağırladığını ve 28 Mayıs’taki seçimler öncesinde Erdoğan’a röportaj teklifini ileteceğini de söyledi. Gezegen Mehmet; “Sadece iki seçimden istediği zaferle ayrılamadı. O da 7 Haziran ve 14 Mayıs seçimleri oldu. Benimle yaptığı her radyo yayınından sonra katıldığı seçimlerden zaferle çıktı. Ben onun uğuruyum. (gülüyor)

NORMALLEŞME ADIMLARI GELMELİ

Gezegen Mehmet’in, Erdoğan’ın 28 Mayıs’taki seçimleri kazanması halinde, kendisinden beklentisinin neler olduğunu da şu sözleriyle açıkladı; “Kutuplaşmayı bitirmesi ve ülkeyi normalleştirmesi yönünde adımlar atması yönünde; “Yenildiğinizde taviz verirseniz, acizlik olarak gözükebilir. Ancak kazandığınızda taviz verirseniz bu büyüklüktür. Bu anlamda Erdoğan’ın ülkeyi seçimden sonra normalleştirme adımları atmasını bütün ülkenin beklediğini düşünüyorum.” Dedi.

TERTEMİZ BİR SAYFA

Gezegen Mehmet, Toygun Atilla’nın  “Sizce bu nasıl olmalı, normalleştirme adımları nelerdir?” sorunun yanıtını ise şu sözleriyle açıkladı; “Tüm bakanları milletvekili olduğu için tertemiz bir sayfa açma şansına sahip. Yıpranan, yorgun bakanların yerine istediği liyakat sahibi insanları bakan yapabilir. Toyfun Atilla, “Sadece bu kadar mı?” diyerek sorusunu yinelerken Gezegen Mehmet ise sözlerine şöyle devam etti; “Elbette bu kadar değil. Marjinalleri bir kenara koyarak söylüyorum. “Türkiye’nin neden yarısı bana karşı” diye bir muhasebe yapılmalı. O kalan diğer yarının makul istekleri dikkate alınmalı. Sonuçta onlar da bu ülkenin vatandaşları. Toplumsal barış açısından bu şart. Bunu yapabilecek ve başarabilecek tek insan da Erdoğan.”

21 YILLIK İKTİDAR YIPRANIR

21 yıllık Erdoğan iktidarı dönemindeki günahları hem de sevapları Gezegen Mehmet kendi zaviyesinden şu sözlerle yanıtladı; “21 yıllık sürekli çalışan bir otomobil düşünün. Elbetteki o otomobilin, 21 yıldır garajda bekleyen otomobilden farkı olur. 21 yıl çalışan otomobilin çizikleri olur, çarpıkları olur, kimi zaman bozulur. Ancak 21 yıl çalışmayan, garajda bekletilen otomobilin üzerinde en fazla toz olur. Onun için Erdoğan iktidarı ile muhalefeti birbirinden bu örneklere ayırdıktan sonra eleştirilerimi yapmak daha doğru olur”

LİYAKAT VE KUTUPLAŞMA

Gezegen Mehmet’in eleştirilerini başlıklar olarak koyarsak aslında birçok insanın temel eleştirilerine tercüman olduğunu söylenebilir. Şöyle ki, liyakat ve ülkenin kutuplaşması öncelikli yaptığı değerlendirmeler. Sonrasında ise sığınmacı problemi, FETÖ ile mücadele sırasında yapılan birtakım hatalar, milli gelirin eşit olarak paylaşılamamasından ötürü artan ekonomik sorunlar, yargı ve hukuktaki sorunlar, tarım politikalarından dolayı çiftçinin yaşadıkları ve eğitimde 21 yıldır bir türlü model belirlenmemiş olması.  Satır başı olarak yaptığı bu tespitleri şöyle açıyor Gezegen Mehmet :”Bazen yanlışlarımızla yüzleşmemiz gerek. Bir sorun olduğunu kabul etmez isek toplumun inancı kalmayabilir. O yüzden sorunlarla yüzleşilmesi gerektiğine inanıyorum. Onun için liyakatın sistemin doğru ilerlemesi için öncelik olduğunu düşünüyorum. Vasıflı, liyakat sahibi insanların ötelenmeden sistemin içinde yer almaları gerektiğini düşünüyorum”

SIĞINMACI PROBLEMİ

Sığınmacı problemi ile yüzleşmenin zamanının geldiğini ve hatta geçtiğini belirten Gezegen Mehmet, “Milyonlarca Suriyeli ülkelerindeki sorunun kaynağı olarak bizi görüyorlar. Bize minnet duymuyorlar. Bir arsızlık var. Bu yüzden kaynaşamıyoruz. Ayrıca yarın öbür gün Suriye ile ilişkilerimiz düzeldiğinde ülkedeki milyonlarca muhalif Suriyeli ile nasıl yaşayacağız. Ayrıca doğurganlık oranlarına bakıldığında önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin bir beka sorunu yaşaması içten bile değil. Ciddi manada sığınmacı politikasının enine boyuna incelenmesi ve bu insanların mağdur olmadan ülkelerine gönderilmesini sağlanması gerektiğini düşünüyorum.” diyor.

EĞİTİMDE REFORM

Eğitimde 21 yıldır halen bir model belirleyemediğimizin altını çizen Gezegen Mehmet, “Çocuklar bile artık girdikleri sınavların ismini ezberleyemiyor. Ciddi bir eğitim reformu yapılması şart”

Tarım politikalarının ciddi atılımlar yapma konusunda yetersiz kaldığına da dikkat çeken Gezegen Mehmet, “Kendi kendine yeten bir ülkeden ithalata yönelen bir ülke durumuna geldik. Üreten Türkiye için çok geç değil” ifadelerini kullanıyor.

İKTİDARIN BAŞARILARI

İktidarın başarılı yönlerinin de görmezden gelinmemesi gerektiğine vurgu yapan Gezegen Mehmet, “Rusya Ukrayna savaşında Türkiye’nin izlediği dış politika diplomasi tarihine geçecek bir başarı. Her iki ülke ile de konuşabilen ve uzlaşmacı bir tavır güden dünyadaki tek ülke Türkiye. Bu çok önemli bir diplomasi başarısı”

Türkiye’nin İHA, SİHA ve milli teknolojide yakaladığı başarının görmezden gelinmemesi gerektiğini de vurgulayan Gezegen Mehmet, FETÖ mücadelesinde eleştirilecek hususlara rağmen Recep Tayyip Erdoğan’a bu konuda teşekkür edilmesini gerektiğini söyleyerek, “FETÖ, Türkiye’nin 60 yıllık meselesidir. Bunları iktidar doğurmadı. İnanın bu örgütle Erdoğan dışında hiç kimse bu kararlılıkla mücadele edemezdi. Bu örgütü hiç kimse deşifre edemezdi. Bu yüzden Erdoğan’a bu konuda teşekkür etmek gerekiyor” dedi.

ZOR SORULARLA KARŞILAYACAK

Toygun Atilla, söyleşinin sonunda Gezegen Mehmet’e, Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabet gösterip de röportaj için kendisine geldiğinde, sorularını ve eleştirilerini yüzüne karşı bu rahatlıkla söyleyip söylemeyeceğini sorması üzerine Gezegen Mehmet; “Bugüne kadar kendisine hep en zor soruları sordum. Hiçbir zamanda yanıtlamamazlık etmedi. İsteyen herkes youtube dan bunları izleyebilir. Ayrıca şunu söyleyeyim, röportajlarımız öncesinde ne bana önden soru verildi ne de soracağım sorular istendi. Hep doğaçlama şekilde röportaj yaptık.”dedi.

ÖZGÜR ARAS’TAN BODRUM’DA YENİ MEKÂN: ENVY NIGHT LIFE ‘TEPİNE TEPİNE DANS EDECEKLER’

Ünlülerin iletişim danışmanı Özgür Aras bugüne dek açtığı mekanlarla da Türkiye’nin eğlence hayatına unutulmaz bir damga vurmuştu.

Özgür Aras 2 Haziran’da Yalıkavak’ta açacağı kulüp ENVY Night Life ile

Bodrum gece hayatının dengelerini değiştirecek…

Müzik ve eğlence dünyasında trendleri belirleyen isimlerin başında gelen ünlü iletişimci Özgür Aras bugüne dek gece hayatına kazandırdığı mekanlarla eğlence sektörüne de yön vermişti. İstanbul ‘da açtığı eelence ve Ablam adlı kulüplerle gece hayatına farklı bir boyut getiren Özgür Aras vizyonunu Bodrum’a taşıyor.

Özgür Aras şarkılara konu olan ve yaz denince akla ilk gelen tatil merkezlerinden Bodrum’un Yalıkavak mahallesinde 2 Haziran’da yepyeni bir kulüp açıyor: ENVY Night Life. Bodrum’un gece hayatının çehresini değiştirmeye hazırlanan ENVY Night Life diskotek kültürünü ve danslarını geri getirecek.

ENVY Night Life’da başta Batıktan Tanrıkulu, Monnarsh, Zoey Hasselbank gibi birbirinden ünlü yerli ve yabancı DJ’lerin set başında olacağı, farklı konseptler ve partilerle, eğlenmek isteyenleri dans ettirecek. Bodrum Yalıkavak Marina’nın giriş kapısının tam karşısındaki konumu ve ünlü konukları ile bu yazın en çok konuşulacak mekânı olacak.

Özgür Aras “Gerçekten insanlar dans etmeyi unuttu. Mekanlarda içerisi tıklım tıklım oluyor ama kimse dans etmiyor. Benim mekânım ENVY Night Life ‘da insanlar tepine tepine dans edecekler.” diyor.

Masalsı ve Büyülü Bir Sergi “Mitoloji” Açıldı.

Renklerin İzinde Kültür ve Sanat Topluluğu,  22 Mayıs 2023 Pazartesi günü Tayyare Kültür Merkezi Sami Güner Sanat Galerisi’nde  “MİTOLOJİ“ isimli karma sergisi ile sanatseverlerle buluştu.

sergisini düzenleyen topluluk, bu sergisinde farklı kültürlerde ön plana çıkmış mitolojik kahraman ve hikayelere yer veriyor. 30 farklı sanatçıyı buluşturan sergide 41 adet resim ve 5 heykel çalışması bulunuyor.

Trombon sanatçısı Egemen Yılmaz’ın solo performansı ile açılışı gerçekleştirilen sergide yer alan eserler sanat izleyicisinin büyük beğenisini topladı.

Küratörlüğünü Pınar Ülker’ in yaptığı sergi; “Mitoloji” teması aracılığıyla binlerce yıldır bu dünyada yalnız olmadığımızı, insanoğlunun doğadaki yerini ve bu yerden yola çıkarak bir arada yaşamanın nasıl da kolayca mümkün olduğunu anlatmak ve insanlık tarihine bir selam göndermek istiyor.

Mitolojinin büyülü ve masalsı dünyasının anlatıldığı sergi 27 Mayıs 2023 Cumartesi gününe saat: 19:00’a kadar Tayyare Kültür Merkezi Sami Güner Sanat Galerisi’nde izlenebilir.

FRANSIZ METZ GRAND EST ULUSAL ORKESTRASI, DEPREM BÖLGESİNE YÖNELİK İKSV ENSTRÜMAN DESTEK FONU YARARINA ÖZEL BİR KONSERLE TÜRKİYE’DE

FRANSIZ METZ GRAND EST ULUSAL ORKESTRASI DAYANIŞMA KONSERİ İÇİN TÜRKİYE’DE

Fransız Metz Grand Est Ulusal Orkestrası, Institut français girişimi ile Şubat 2023 depremlerinden etkilenen müzisyenlerle dayanışma için Türkiye’ye geliyor. “Umut Notaları” başlıklı proje kapsamında İstanbul’da gerçekleştirilecek konserin geliri, depremde enstrümanı hasar gören veya kaybolan, güzel sanatlar liseleri ve konservatuvar öğrenci ve eğitmenleri için İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından başlatılan İKSV Enstrüman Destek Fonu’na aktarılacak.

“Umut Notaları” projesi kapsamında, Metz Grand Est Ulusal Orkestrası, İstanbul’da 6 Temmuz Perşembe akşamı saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda özel bir konser verecek. Konserin bilet gelirleri, depremden etkilenen 11 şehirdeki güzel sanatlar liseleri ve konservatuvarların müzik

bölümlerinde eğitim alan veya eğitmen olan ve depremde enstrümanı hasar gören veya kaybolan öğrenci ve öğretmenlere yeniden müzik enstrümanı alınması için İKSV tarafından 28 Şubat 2023’te başlatılan İKSV Enstrüman Destek Fonu’na aktarılacak. Fondan yararlanmak isteyen öğrenci ve öğretmenler www.iksv.org adresi üzerinden, 30 Mayıs 2023 tarihine kadar başvuru yapılabiliyor.

Institut français’nin başlattığı ve Metz Grand Est Ulusal Orkestrası’yla birlikte Radio France, Festival d’Aix-en- Provence, Philharmonie de Paris gibi Fransa’nın önde gelen kültür kurumlarının destek verdiği “Umut Notaları” projesi kapsamında Fransa’dan enstrüman bağışının yanı sıra deprem bölgesindeki müzik öğrenci ve öğretmenlerinin Fransa’nın çeşitli müzik kurumlarında pedagojik formasyon ve müzik eğitimi almaları için olanaklar yaratılacak, bölge orkestralarının yeniden yapılanmalarına destek verilecek ve düzenlenecek ustalık sınıfları ve atölyelerle uzun vadeli bir işbirliği ve destek köprüsü kurulacak.

Fransız Kültür Bakanlığı, Institut français Paris, Fransa’da Cité Musicale-Metz, Cemal Reşit Rey konser salonu, Fransız-Türk Ticaret Odası ve birçok Fransız ve Türk şirket tarafından desteklenen “Umut Notaları” dayanışma projesi, Institut français Türkiye ve İKSV işbirliği ile gerçekleştirilecek.

Konser biletleri 24 Mayıs Çarşamba saat 10.30’da Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışın ardından, 25 Mayıs Perşembe saat 10.30’dan itibaren passo.com.tr, Passo mobil uygulaması, Passo perakende noktaları ve İKSV ana gişeden (Pazar hariç her gün 10.00-13.00 ve 14.00-18.00 arası) satın alınabilecek.

Konser Tarihi:

6 Temmuz 2023 Perşembe, 20.00, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İstanbul

Program:

David Reiland, şef

Murat Cem Orhan, konuk şef

Can Çakmur, piyano

  1. Debussy, Prélude à l’après-midi d’un faune (Bir Pan’ın Öğleden Sonrasına Prelüd)
  2. Saint-Saens, Piyano Konçertosu No.5

A.A. Saygun, Orkestra İçin Süit*

  1. van Beethoven, Senfoni No.5 Do Minör Op.67

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

HOLLANDA’NIN 8 ÇINARI BİR ARAYA GELDİLER VE ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLARI GÜNDEME GETİRDİLER…

İlhan KARAÇAY yazdı: Zeki Gül, İbrahim Görmez, Veyis Güngör, Halit Köse, İsmet Biçer, Şerif Taştan …