İktidar ve muhalefetin kayıkçı kavgası (Köşe yazısı)

MUSTAFA TEMİZER

Bir ülke düşünün halkın % 99’u Müslüman ama halk, yöneticileri tarafından yıllarca baskı altında tutulsun. Devlet demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olmasına rağmen baskıyı hep ensesinde hissetsin. Uygulanan siyasi, kültürel, ekonomik… politikalarla milli kimliğinden manevi değerlerinden sürekli uzaklaştırılsın.

Bütün zorluklara rağmen kendine tanınan hürriyet kırıntıları içinde kimliğine ve değerlerine sahip çıkmaya çalışsın. Söylemlerine güvenerek kendine yakın gördüğü partileri desteklesin ama hiç birinden umduğunu bulamasın. Hz. Ömer’in adalet anlayışı ve devlet adamı sorumluluğuyla devleti yöneteceğini, milletin iradesini meclise yansıtacağını vaat eden bir siyasi partiyi iktidar etsin. Parti ülke tarihinde hiçbir partiye nasip olmayan uzun süre iktidarda kalsın.

Halkın büyük umutlarla iktidar ettikleri bütün sorunların çözümü için şart olan milli birliği sağlamasın. Milletin kadim düşmanlarıyla oturup anlaşsın iş birliği yapsın. Milli birliğin sağlanması için ülke içinde kendilerinden olan birileriyle asla oturup konuşmasın.  Muhalefetle birlikte söylemlerinde dindar, milliyetçi, demokrat olsun. Haktan hukuktan, adaletten, birlikten, barıştan bahsetsin. Ama millet düşmanlarının parçala böl yönet, parçala böl yut politikalarına hizmet edecek şekilde milleti ayrıştırıp kutuplaştırma üzerinden politika yapsın.

İktidar bir taraftan bunlar abdest alıp namaz kılıyor. Bunlardan zarar gelmez düşüncesiyle(!) devletin tüm kademelerine terör elemanlarını yerleştirsin. Tüm isteklerini yerine getirsin.

Diğer taraftan açıkça milletin birliğini, vatanın bütünlüğünü bozmayı amaçlayan binlerce vatan evladının katili terör örgütünün siyasi temsilcisi olan partiyle oturup konuşsun. Teröristlere dağdan inin. Silahı bırakın. Düz ovada siyaset yapın. Taleplerinizi siyasi yolla dile getirin. Emellerinize siyasi yolla ulaşın çağrısı yapsın. Onlara her türlü fırsat ve imkânı versin. Terör örgütünün siyasi temsilcilerinin meclise girmelerini sağlasın. Onlara belli vaatlerde bulunsun…

İktidar ve muhalefet devleti yıpratmak ve itibarsızlaştırmak için hazırlanan bir oyunun iktidar ve muhalefet görevini üslenmiş oyuncuları gibi hareket etsin. Kendi menfaatleri hariç hiçbir milli meselede uzlaşmasın. Siyasette çözüm bulma, uzlaşma esas olduğu halde kayıkçı kavgasıyla milleti ayrıştırıp kutuplaştırmaya devam etsin…

İktidar, kaybedilen kamuoyu desteğini almak için çareler arasın. Daha önce birlikte olduğu, hiçbir isteğini geri çevirmediği terör örgütlerini ve meclise soktuğu terör örgütü temsilcilerini hain ilan etsin. Karşılıklı birbirini vatan hainliğiyle suçlasın. İktidar, devlete yerleştirdiklerini devletten, meclise soktuklarını meclisten atmaya çalışsın. Terör örgütü temsilcileri de kendilerine vaat ettiklerini halka açıklamakla iktidarı tehdit etsin.

İktidarın, milletten gizli terör örgütü temsilcileriyle oturup anlaşma yaptığı, çeşitli vaatlerde bulunulduğu, terörden medet umduğu anlaşılsın.

Dünyanın hiçbir devletinde milletini ayrıştırmak, vatanı bölmek isteyen terör örgütü temsilcisi mecliste yer almaz. Düşmanlarının sağladığı destek yetmezmiş gibi devletin hazinesinden partilere yardım adı altında terör örgütlerine ekonomik destek sağlanmaz…

Siyasi ayağı ve ekonomik desteği kesilmeyen bir terör örgütünün bitirilemeyeceği bilindiği halde mecliste siyasi temsilcisi bulunan, hazine yardımıyla desteklenen terör bitirilebilir mi?

Olan millete oluyor. Millet kan ağlıyor. Evlatlarını şehit veriyor. Başta ekonomi olmak üzere her alanda büyük sıkıntılar yaşıyor. İktidar ve muhalefet kayıkçı kavgası ile milleti uyutuyor… Kime hizmet ediyorlar…

Bu anlayışa sahip iktidar ve muhalefetin olduğu devletin itibarından, haktan, hukuktan, adaletten, birlik ve beraberlikten, barıştan, gelişip kalkınmaktan söz edilebilir mi?  Hiçbir toplum böyle bir iktidarı ve muhalefeti destekler mi?

Çözüm; Mevcut siyasi anlayışı, milletin davası deyip davalarını çıkar davasına dönüştürenleri terk etmek. Aynı siyasi anlayışta oldukları halde halka farklıymış gibi gözükenlere, milletin tüm ortak değerlerini istismar ederek milleti ayrıştıranlara, dün kara dediğine bugün ak diyenlere, dün ak dediğine bugün kara diyenlere itibar etmemek.

Elli yıldan beri “Varlığın birliğin geleceğin tehlikede! Milletim Uyan! çağrısında bulunan, tüm engelleme ve yıldırmalara rağmen davalarından asla vazgeçmeyen, ülke meselelerine sürekli çözümler üretip iktidar ve muhalefeti uyaran, milli kadrolara kulak vermek. Milli mücadele ruhuyla el ele gönül gönüle vermek. Yeniden teşkilatlanmak. Demokratik yollarla devleti ehliyetli milli kadrolara emanet etmek, hep birlikte ülkemizi Muhteşem Türkiye yapmaktır.

Unutmayalım.” İştirak etmediğimiz çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.”

Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

İki protestom ve iki belgem (Köşe yazısı)

TARİH VE GÜNÜMÜZ PERCERESİNDEN İKİ PROTESTOM VE İKİ BELGEM Süleyman KOCABAŞ kocabassuleyman@gmail.com Aziz dostlar, bu …