‘Eşitliğe ulaşmak ve ayrımcılıkla mücadelede güvencelerimiz’ bölge toplantısı yapıldı ve mesajlar

Türk Kadınlar Birliği (TKB) Derneği tarafından yürütülen “Eşitliğe Ulaşmak ve Ayrımcılıkla Mücadelede Güvencelerimiz” Projesi ile ulusal ve uluslararası yasal güvencelerin hayata geçirilmesine katkı sağlanmaya çalışılıyor.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü ‘şiddet konusunda farkındalık ve duyarlılık yaratma açısından önemli bir gün’ olarak açıklayan TKB Kayseri Şube Başkanı Ayşe Uzunlu, projenin şiddetin en önemli toplumsal sorun olduğu bilinci ile uygulandığına dikkat çekti. Projenin 2022 Haziran ayına kadar devam edeceğini belirten Uzunlu şunları söyledi.

‘Türk Kadınlar Birliği, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması bakımından son derece önemli ulusal ve uluslararası hukuki güvenceler sağlayan sözleşmelerin ve mevzuatın yaygınlaştırılması, farkındalığın artırılması ve uygulanmasının sağlanması amacıyla, AB Delegasyonunun desteğiyle, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneğinin de ortak olarak katkı verdiği ‘Eşitliğe Ulaşmak ve Ayrımcılıkla Mücadelede Güvencelerimiz’ Projesini 2020 Ocak ayında başlatmıştır. Proje kapsamında, Derneğimiz tarafından Kayseri Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu ve Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şiddet Önleme Merkezi (ŞÖNİM) ile Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nden “kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması amaçlı yapılan bilgilendirme, bilinçlendirme, eğitim, araştırma ve izleme çalışmaları konusunda bilgi istemiştir. 1. İzleme çalışmalarının tamamlanmasının ardından Kayseri’de “Yerel İş birliği Atölyesi” gerçekleştirilmiştir. “

Ayşe Uzunlu, pandemi nedeniyle yoğun olarak dijital ortamlarda sürdürülen projenin bölge toplantısına Kayseri, Konya, Karaman, Nevşehir ve Mersin illerinden gelen çeşitli kadın örgütleri ve kuruluşların katıldığını belirtti şu bilgiyi verdi.

“Toplantıda bölge illerinde ve Kayseri’de yapılan 1. İzleme Çalışmaları değerlendirilmiştir. 1. İzleme çalışmalarında Proje ile kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadelede uluslararası sözleşmelerin ve ilgili ulusal mevzuatımızın tanınırlığını ve uygulanmasını sağlamak için yerellerdeki aktörlerin farkındalığının artırılması, sözleşmelerin/yasaların hayata geçirilmesini sağlayacak izleme ve savunuculuk becerilerinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. 35 ilde sürdürülen proje faaliyetlerine 167 hak temelli çalışan kadın örgütü katılmıştır. Proje faaliyetleri süresince eğitim, eylem planı hazırlama, kapasite artırma çalışmaları yanında; yerel örgütlerle deneyim paylaşımı, birlikte düşünme ve birlikte çalışma heyecanı yaşanmıştır. Beklentimiz ulusal ve uluslararası yasal güvencelerimizin hayata geçirilmesine katkı verilmesidir. Yerellerde bu amaca yönelik gerçekleştirilen faaliyetler, ilgili kesimler ile iletişim ve iş birliğinin gelişmesini de sağlayacaktır. Bu faaliyetler hedef illerdeki sivil toplum örgütlerinin yerellerindeki kurum ve karar verme mekanizmalarıyla tanışmalarına vesile olarak, katılımcılık açısından da önemli bir artı değer sağlayacaktır.”

CHP Öğrenci Hareketleri ve Üniversitelerden Sorumlu Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı  Eda Albayrak’ın mesajı

Dominik’te üç kız kardeşin faşist Trujillo iktidarına karşı özgür ve eşit bir yaşamın inşaası için verdiği mücadele sonucu hayatlarını yitirmeleri ile tariflenmiştir, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Mirabel kız kardeşlerin ikrarı bugün Türkiye kadınlarının gerçeğini oluşturmaktadır. Kadınlar hala özgürlükleri için canlarını feda etmektedir. Özgecan Aslan, Başak Cengiz, Emine Bulut, Münevver Karabulut ve daha niceleri.
Yalnızca kadın olmamız sebebiyle uğradığımız, maruz kaldığımız ayrımcılık insan hakları ihlalidir.
Aile içinde, iş ortamında kampüslerde, kamusal alanlarda kadınlar güvence altında olmayan hakları yüzünden psikolojik, cinsel, ekonomik ve fiziksel şiddete uğruyor.
Ekonomik, sosyal ve siyasal hayata tam ve eşit katılım hakları sakatlanıyor.
Bilim yuvası olması gereken Üniversiteler; iktidar rejiminin militarist, sömürgeci, cinsiyetçi, homofobik, transfobik söylemleri hasebiyle kampüsler bir egemenlik kavgasının alanına dönüştü. Genç kadınlar artık kampüslerde dahi güvende değil.
Yüksek Lisans mülakatlarında yöneltilen evli misin soruları, cinsiyetçi ve ayrımcı hocaların anlayışı birçok öğrencinin akademik kariyer yapma isteğini yok ediyor. Sağlık bilimleri fakültelerinde örneklerin kadın bedeni üzerinden bir acziyet yetersizlik yaratılarak anlatılması, akademik kariyerdeki eril zafer beklentisi…
Genç kadınlar kampüslerde yaptıkları eylemler de cinsiyetçiliğe uğramaktadır. “Siz eylem yaptınız da ne oldu?”, “Tacizi duyurdunuz da ne değişti?” gibi tepkilerle karşılaşmaktadırlar…
Küçük şehirlerde okuyan genç kadınlar Üniversitelerde sosyalleşme alanlarının kısıtlı olmasıyla belli saatlerde sokağa çıkamıyor ve üniversitelerin ne kadar akademik bir ortam gibi görünse de dışarıdan bir farkı olmadığını, her türlü ayrımcılıki cinsiyetçilik mevcut olduğunu söylüyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmadığı üniversiteler; erkek öğrenciye yakışacak bölümü, kadın öğrenciye yakışacak bölüm tarzında kendi arasında gayri resmi kalıplar oluşturarak ayrımcılığı beslemektedir. Taciz birimi oluşturulması için yapılan mücadeleler karşılıksız birakılmaktadır.
Aslında genç üniversiteli kadın, genç işçi kadın farketmeksizin ana tema kadındır. Dünya üzerindeki tüm kız kardeşlerimizin hayatları ayrımcılık ve şiddet noktasında keşişmektedir. Toplumda dezavantajlı grup haline getirilen kadınlar, gençler artık daha öfkeli. Yaşananların getirdiği birikmişlik bu erkek iktidarın da sonunu getirecek. Şimdi yapılması gereken öfkemizi bir hareketin içinde eritip, yeniden bir şeyler yazma zamanı. Örgütlü bir kampüs yaşamı cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, faşizanlığa, gericiliğe galip gelecektir!
Ne kadar örgütlü olursak o kadar umudu filizlendiririz. O kadar direnç dolu, eşit, güvenceli ve özgür bir yaşamı inşaa edebiliriz!
CHP Kayseri İl Kadın Kolları Başkanı Alime Esin Tosuner: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, gücünü üç kız kardeşin bir diktatöre karşı verdiği onurlu mücadeleden alıyor.

Tarihe “Mirabel Kardeşler” olarak geçen bu üç kadın; ülkelerinde demokrasiyi savundukları için vatan haini ilan edildiler ve defalarca hapse atıldılar. Bir 25 Kasım günü, Mirabel kardeşlerin arabasını yolda durduran diktatörün yandaşları, kardeşlere önce tecavüz etti sonra da öldürüp uçurumdan aşağı attı. Vahşice katledilmeden önce Maria Mirabel’in şöyle demişti: “Belki bize en yakın şey ölüm ancak bu beni korkutmuyor. Haklı olan her şey için savaşmaya devam edeceğiz!”

61 yıl önce canlarıyla bedel ödeyen bu cesur ve onurlu kadınların mücadelesi, bugün de bizlerin omuzlarında yükseliyor. Bu bilinçle, dünyaya ve ülkemize demokrasiyi, adaleti ve eşitliği getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak, bir yandan örgütlü gücümüzü arttırırken, diğer yandan dünyadaki ve Türkiye’deki kadın hareketine ses katıyor, mücadeleyi birlikte büyütüyoruz.

Ülkemiz demokrasiden uzaklaştıkça, kadına yönelik şiddet hız kesmeden devam ediyor. Kadınlar sırf kadın oldukları için öldürülüyor, şiddete uğruyor. 11 gün önce Başak Cengiz’i samuray kılıcıyla katleden katil Can Göktuğ Boz; “Birini öldürmeyi planladım, kadın direnemez diye onu öldürdüm” demişti.

Bizler, en temel hakkımız olan yaşam hakkımıza sahip çıkmak için direniyoruz. Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı, tek adamın kararıyla çıkılmasını asla kabul etmiyoruz! İlk seçimlerde kadın düşmanı zihniyeti sandığa gömeceğiz ve Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söz verdiği gibi ilk bir hafta içinde İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak,  geçen yıl sözleşmenin bir maddesini hayata geçirdik ve Genel Merkezimizde “Alo Şiddet” hattı kurduk. Yaşam en temel haktır diyerek projemize “YaşamHak” adını verdik. 444 82 85 numaralı hattımızı arayan tüm şiddet mağduru kadın ve çocuklara, 7/24 ücretsiz destek hizmetleri verdik ve vermeye devam ediyoruz. Projemiz kanalıyla şunu daha net görüyoruz: İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararından sonra iletilen şiddet vakalarında artış var.

Eğer İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı ve uygulansaydı;şiddet uygulayan birçok fail caydırıcı cezalar alacaktı. İmza tarihinden bu yana öldürülen binlerce kadın bugün hayatta olacaktı, katiller “yatarım üç beş ay, çıkarım” rahatlığıyla hareket etmeyecekti. Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunanlar, delil yetersizliği gerekçesi ile tahliye edilmeyecekti. Süreli nafaka ve aile hukukunda arabuluculuk gibi konular tartışmaya bile açılmayacaktı. Sözleşme her gün aşındırılmaya çalışılan haklarımıza koruyucu kalkan olacaktı.

Bu süreçte, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan birçok erkek, kız kardeşlerimizi hayattan kopardı. Nermin U. dört yıl önce boşandığı Mahir A.’ye yönelik “beni öldürecek” diyerek koruma kararı istediği karakoldan dönerken, sokakta aynı erkek tarafından öldürüldü.

Sivas’ta yaşayan 8 çocuk annesi 60 yaşındaki Mevlüde Parlak, yemek yapmadığı bahanesiyle evli olduğu Rahmi Parlak tarafından öldürüldü.

İstanbul’da yaşayan 32 yaşında 2 çocuk annesi Ulviye Avağ, ikinci eş olma teklifini reddettiği bahanesiyle Mehmet Demir tarafından öldürüldü.

56 yaşındaki Behiye Çakır boşanma aşamasında olduğu Ali Çakır tarafından “500 TL nafaka istediği” bahanesiyle öldürüldü.

TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz’ı 15 bıçak darbesiyle katleden Orhan Munis’e “aşırı sevgi”den öldürdüğü gerekçesiyle “tutku indirimi” uygulandı.

Katiller, cinayeti işlemeden önce nasıl ceza indirimi alacaklarına ilişkin internet araması yaptılar. Yargılanırken bahanelerin arkasına sığındılar. Önceki yargı kararlarından cesaret aldılar!

Bu ölümlerin ve şiddetin sebebi uygulanan politikalar değilmiş gibi, AKP Sözcüsü Ömer Çelik çıkmış “Toplumsal olarak kadın cinayetlerine karşı seferber olmamızın vakti gelmiştir ve dahi geçmektedir” diyor. Günaydın! Sanki 19 yıldır iktidarda olan onlar değil. AKP iktidarında kadına yönelik ekonomik şiddet de arttı; çalışabilir nüfustaki her 3 kadından ikisi işsiz. Her iki kadından biri kayıt dışı çalışıyor. Kadınlar eşit işe eşit ücret almıyor. Bizlere, ne giyeceğimizden, kaç çocuk doğuracağımıza kadar dayatılan bir hayat reva görüldü.

Bizler, AKP’nin kadın cinayetlerini “fıtrat” ve “kader” söylemine mahkum ettiğinizi unutmuyoruz.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara geldiğimizdeki yol haritamızı “Altı Ayda Altı Kolaylık” başlığıyla açıkladı.

İktidara geldiğimizde ilk altı ayda ne mi yapacağız?

1-KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEMİZ DERHAL BAŞLAYACAK

Kadına şiddet davaları için Özel Yetkili Mahkemeler ve Yargıtay’da ayrı bir ceza dairesi kuracağız. Hâkim ve savcılar ile tüm adli makam çalışanları kadına şiddet konusunda özel eğitim alacak. Her polis karakolunda içinde en az bir kadın polisin yer aldığı ev içi şiddet konusunda eğitim almış ekipler oluşturacağız. Şiddet bildiriminin aile hekimleri tarafından da yapılması için, polis ve aile hekimi arasında bir iletişim kanalı oluşturacağız. Kadınlara şiddet uygulayanların iyi hal indiriminden yararlanmasına izin vermeyeceğiz. İş yerinde veya evde, her nerede olursa olsun kadına yönelik psikolojik ve ekonomik şiddet ile ayrımcılık da fiziki şiddetle aynı kapsama alınarak suç sayılacak. İktidarımızda kadınlar, adaleti ve güvenliği sosyal medyada aramak zorunda kalmayacak.

2- AİLE DESTEKLERİ SİGORTASINI HAYATA GEÇİRECEĞİZ

1971 yılından beri yasalaştırılmayan Aile Destekleri Sigortası ile ev kadınlarının sosyal güvence meselesini çözeceğiz. Hane geliri asgari ücretin altında olan aileler için Aile Destekleri Sigortası’ndan mali destek sağlayacağız. Bu destekleri, hanedeki kadın adına bankada açılan hesaba yatıracağız.

3- KADIN İSTİHDAMINI ARTTIRACAĞIZ

“EV KADINLARINA İŞ, EVE AŞ” sağlayacağız.

Çalışmak isteyen ev kadınlarına destek olacağız. KOBİ’ler aracılığıyla yarı zamanlı kadın istihdamını arttıracağız. Ev kadınlarına istihdam sağlayan KOBİ’lere, Aile Destekleri Sigortası kapsamında maaş ve vergi desteği vereceğiz. Ev kadınlarının devlet memuriyetine alınmasını teşvik edeceğiz. Kamudaki yönetim kademeleri için en az yüzde 35 kadın kotası uygulayacağız. Yönetim kademelerinde yüzde 35 veya üzerinde kadın çalışanı olan özel sektör şirketlerine, vergi teşviki vereceğiz.

4-BOŞANAN KADINLAR İÇİN “YENİ

BAŞLANGIÇLAR FONU” OLUŞTURACAĞIZ

Eşinden boşanan kadınlara, Aile Destekleri Sigortası kapsamında kuracağımız Yeni Başlangıçlar Fonu ile taşınma ve ev kurma desteği vereceğiz. Kadın çalışmıyorsa, istihdama katılmaları için belediyeler tarafından eğitim ve iş bulma desteği vereceğiz. İktidarımızda kadınlar kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürecekler.

5-DOĞUM İZNİ UYGULAMASINI GELİŞTİRECEĞİZ

Doğum iznine ayrılmış ve kanuni süre içinde işine dönememiş veya işinden ayrılmak zorunda kalmış kadınlar, yeniden iş hayatına dönmek istediklerinde pozitif ayrımcılık uygulamalarından yararlanacaklar.

6-GÜÇLÜ BİR KADIN SAĞLIĞI PROGRAMINI BAŞLATACAĞIZ

Kadınların sağlık, bakım ve hijyen konusundaki en büyük güvencesi devlet olacak. Ergenlik çağına giren kız çocuklarının sağlık harcamaları ücretsiz olacak. Rahim kanserini önleyen HPV aşısı da dahil olmak üzere tüm önleyici sağlık harcamaları devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanacak.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak 81 ilden eş zamanlı olarak haykırıyoruz:Geliyor Gelmekte Olan…

SEMA KARAOĞLU:KADINA ŞİDDETİN İYİ HALİ OLMAZ. KADINA ŞİDDET İNSANLIK SUÇUDUR. ŞİDDETİN ASLA BAHANESİ  OLAMAZ

Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği (KİGDER) Başkanı  Dr. Sema Karaoğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığına dikkat çeken Dr. Sema Karaoğlu, Denizli’nin Pamukkale ilçesinde kız arkadaşı Cennet Tuğba Tokbaş’ı  elleriyle boğarak öldürdüğü gerekçesiyle tutuklu yargılanan Recep Eray Hakver’in müebbet cezasının iyi hal indirimi sonrasında 25 yıla düşürülmesine de tepki gösterdi. Karaoğlu, “Kadına şiddetin iyi hali olmaz ve olamaz. Kadına yönelik şiddet insanlık suçudur ve şiddetin asla ama asla bahanesi yoktur” dedi.

KADINA ŞİDDET HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği (KİGDER) Başkanı Sema Karaoğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı.  Kadına yönelik şiddetin her geçen gün artığına dikkat çeken Karaoğlu, bunun önüne bir türlü geçilemediğini belirtti.  Karaoğlu, “Kadına şiddet her geçen gün artıyor. Şiddetin boyutu her geçen gün çoğalıyor.Kadın caddede, sokakta, evde, iş yerinde tacizin, tecavüzün, istismarın, horlamanın,ötekileştirmenin, eşitsizliğin değişmeyen figürü olmaya devam ediyor. Dünyada milyonlarcakadın, şiddete, baskıya, tecavüze, tacize ve adaletsizliğe maruz kalıyor. Dünyada her gün 137 kadın en yakınları tarafından öldürülüyor. Şiddetin şekli ve şeması değişse de mağduru değişmeyerek hep kadın oluyor. Kimi en sevdiklerinin, kimi saplantılı kişilik bozukluğu yaşayanların, kimi ebeveynlerinin kimi eşlerinin sözlü ve fiziksel saldırısına uğruyor ve bunların bir kısmı yaşamını yitiriyor” dedi.

BOĞUYOR, ÖLDÜRÜYOR VE İYİ HAL İNDİRİMİ ALIYOR

Dr. Sema Karaoğlu, kadına yönelik şiddetle mücadelenin de samimi ve gerçekçi  olmadığını verdiği örnekle anlattı. Karaoğlu, “Bakın, Denizli’de genç kızımız Cennet Tuğba Tokbaş’ı  elleriyle boğarak Recep Eray Hakver, yargılandı ve Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi  sanık Hakver’e ‘kasten öldürmek’ suçundan önce müebbet hapis cezası verdi. Bundan sonra mahkeme heyeti skandal bir karar aldı ve cinayet zanlısının sabıkasının olmaması, olaydan sonra teslim olması ve suç sonrası gösterdiği olumlu davranışlar nedeniyle takdir indirimi uyguladı. Takdir uygulaması sonrası katile verilen müebbet ceza 25 yıl hapis cezasına çevrildi. Hadi gelin de bu hakimlerle bu mahkemelerle kadına şiddeti önleyin. Ne demek ‘İyi hal indirimi’. Bu kararı verirken, ‘Türk Milleti adına’ nasıl  dediniz. Hiç mi vicdanınız sızlamadı! Hiç mi vahşice yöntemle öldürülen kızı, kendi kızınız yerine koymadınız. Hiç mi vicdanınızın sesini dinlemediniz. Bakın, benzer bir cinayet davası da  Çorum’da görüldü. Çorum’da dini nikahla birlikte yaşadığı Aslıhan Dal’ı  boğarak öldüren tutuklu sanık Polat Hatal’a, indirim uygulanmadan ömür boyu hapis cezası verildi. Ey hakim bey, senin hiç mi vicdanın sızlamadı. Çorum’daki de hakimsiz de hakimsiniz. Niye böyle vicdanları kanatan kararlara imza atıyorsunuz.  Planlıyor, eve çağırıyor, boğarak öldürüyor, evden çıkarken kediye mama bırakıyor, kameralara el sallıyor ve müzik dinleyerek olay yerini terk ediyor.  Bu kadar vahşice bir tutum sergileyen bir caniye siz ‘İyi Hal İndirimi’ uyguluyorsunuz. Batsın sizin verdiğiniz karar. Peki biz kadınlar, böyle bir hukuk sisteminin olduğu ülkede daha ne kadar öleceğiz. Bu hukuk sistemi ile daha ne kadar caniye iyi hal indirimi uygulayacaksınız. Böyle hakimleri olduğu bir ülkede, böyle hukuk sisteminin olduğu ülkede nasıl kadına yönelik şiddeti engelleyeceksiniz” dedi

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ KALDIRARAK ŞİDDETİN ÖNÜNÜ AÇTINIZ

Kigder Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, İstanbul Sözleşmesinin yürürlükten kaldırılmasına da tepki gösterdi.  İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasının iyi bir durum olmadığını belirten Dr. Karaoğlu,  ”Tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor. Bakın, dün İstanbul’da ve yüzlerce insanın taşındığı metro içinde Emrah Yılmaz adlı bir cani kadına bıçak çekti, hakaret etti ve tehdit etti. Hayatımızın her alanında var olan şiddet azalmak yerine artıyor. İktidar ise şiddeti önlemek için tedbirler geliştireceğine bununla mücadele için kabul edilen İstanbul Sözleşmesini yürürlükten kaldırıyor. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çıkması ile birlikte kadına yönelik şiddet zirve yaptı. AKP iktidarı sözleşmenin iptali ile değirmene su taşıdı ve şiddeti artırdı.” şeklinde konuştu.

ARTIK ŞİDDET  SON BULSUN

Karaoğlu, “Hayatımızın her döneminde sevgi ve özveriyle bize destek olan kadınlarımız, kimimizin annesi, kimimizin eşi, kimimizin sevgilisi, kimimizin kız kardeşi. Hayatımızın her alanında bulunan kadınlarımız el üstünde tutulmayı hak ediyor. Ama maalesef aile içi şiddet başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanında çeşitli bahanelerle kadınlarımız öldürülüyor, sözlü ve fiziksel olarak şiddete maruz kalıyor. Bu yetmezmiş gibi bir de mahkemeler verdikleri kararla bir kez daha kadınlarımızı öldürüyor. Eğer samimi isek ve kadına yönelik şiddeti durdurmak istiyorsak  mutlaka kadınlarımızın ve kadın örgütlerimizin talepleri, istekleri ve şikayetleri dikkate alınmalı. Tüm kurum ve kuruluşlarımızla sözde değil özde bu sorunla ilgilenmeli ve çözüm arayışlarına odaklanmalıyız. Hiçbir gerekçe kadına yönelik şiddeti haklı kılamaz. Ve hiçbir gerekçe de kadına yönelik şiddet sonrası iyi hal indirimi olarak değerlendirilemez. O yüzden gerçekten ve samimi olarak kadına yönelik şiddeti  önlemeye yönelik çalışmalar yapmak zorundayız. Hepimiz el ele verirsek, STK’sıyla, kamu kurumuyla, siyasilerle bu şiddeti bitireceğimize inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm kadınlarımızın mutlu, sağlıklı ve sevgi dolu bir dünyada hiçbir şiddete maruz kalmadan yaşamalarını diliyor, sevgi ve saygılar sunuyorum”ifadelerine yer verdi.

Kayseri Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Cüneyd Özdemir’in mesajı

Bugün 25 Kasım Dünya Kadına yönelik şiddetle mücadele günü

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla BM Genel Kurulu kararı ile ilan edilen gündür. Kadına yönelik şiddetin en önemli insan hakkı ihlallerinden biri olması, kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için ;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının birlikte çalışması sonucunda 75 maddeden oluşan ‘’kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Planı’’ hazırlanmış ve bu plan doğrultusunda ‘’Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Kurumsal İşbirliği ve Eşgüdümün Artırılmasına Dair Protokol’ ’imzalanarak ciddi bir seferberlik başlatılmıştır.

Yine bu minvalde Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında ulusal eylem planları hayata geçirildi. Bu çerçevede 2007-2010 yıllarını kapsayan 1. Ulusal Eylem Planı, 2012-2015 yıllarını kapsayan 2. Ulusal Eylem Planı ve 2016-2020 dönemini kapsayan 3. Ulusal Eylem Planı uygulamaya konuldu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak yürürlüğe giren 2021-2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı faaliyete geçti.

Eylem planının hazırlık çalışmaları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız koordinasyonunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, uluslararası kuruluşların, üniversitelerin, medya temsilcilerinin katkı ve katılımıyla hazırlandı.Yine İl Eylem Planı hazırlık çalışmalarımız devam etmekte olup ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve tarafların katılımıyla Aralık ayı içerisinde 3 gün sürecek çalıştay sonrasında faaliyete geçecektir.

“Şiddete sıfır tolerans” ilkesi doğrultusunda kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek amacıyla yeni dönemin şiddetle mücadele yol haritası 5 ana hedef, 28 strateji ve 227 faaliyet şeklinde yapılandırıldı.

İlimizde Kadın Acil Destek(KADES)uygulamasını toplam 27.680 Kadın telefonuna indirmiş ve 4295 kişinin ihbar butonunu kullandığı tespit edilerek 344 kişiye adli işlem yapılmıştır. Yine Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürlüğümüz tarafından 2018 yılından itibaren 23.000 kişiye Erken yaşta zorla evlilik, Finansal Okuryazarlık, Kadına Karşı Şiddetle Mücadele konularında eğitim ve Seminerler düzenlenmiş olup bu faaliyetler yıl boyu devam etmektedir. Bu vesileyle sloganımız ‘Kadına Karşı Şiddete Hep Birlikte Sıfır Toleransla Dur Diyelim!!

MMO Kayseri Şube Başkanı Süleyman VAROL, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü mesajı

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, maalesef hiç yaşanmasını istemediğimiz olaylar yüzünden gündeme gelmiştir.

Kadınların bizim hayatımızdaki önemini her defasında dile getirmeye çalışıyorum. Tarihimizden bugüne bir millet var olmuşsa bunda kadınların payı tartışılamaz. Türk toplumunda kadının saygın bir yeri vardır. Tarihimize baktığımız zaman, kadın erkek eşit haklara sahiptir ve hakandan sonra hatun olarak söz sahibidir. Fakat gündem de yaşanan olaylar, kadına şiddet, taciz, her şeyin ötesinde bir insan olarak en temel hak olan yaşam hakkının güvence altında olmaması bizleri çok üzmektedir. Hayatımızın her noktasında rol alan kadınlar, geleceğimiz için ışıktır. Bunun bilincinde olarak, kadınlara hak ettikleri saygıyı vermeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, kadınların hiçbir konuda ayrımcılığa uğramadan, en ufak bir olumsuzluğa maruz kalmadan devam edebilecekleri huzurlu bir yaşam diliyorum.

Eşitlik İçin Kadın Platformu -EŞİK: ARTIK YETER! Görevinizi yapın, eşitliği sağlayın, cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcılığa son verin!

Dünyanın ve ülkemizin dört bir yanındaki kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde, cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan her türlü şiddete karşı, tüm zorluklara rağmen müthiş bir direniş göstermeye devam ediyor. Türkiye’de her gün en az üç kadın katlediliyor. Bu durum on yıllardır sürüyor ve öldürülen kadınların sayısı giderek artıyor. Milyonlarca kadın yaşadığı şiddeti şikâyet konusu dahi edemiyor. Bu vahim gerçeğe rağmen, hukuki, ekonomik ve toplumsal bütün önlemleri acilen ve etkili şekilde hayata geçirme görev ve zorunluluğu görmezden geliniyor. Kadınların insan haklarına ve kadına karşı şiddetle mücadeleye dair İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı biçimde Türkiye’nin imzası çekiliyor, yasalar uygulanmıyor ve karalanarak caydırıcılığı azaltılıyor. Kapsamlı sosyal politikalara kaynak ayrılmıyor ve evrensel toplumsal cinsiyet eşitliği normları aşındırılıyor. Bütün bunlara artık ARTIK YETER diyoruz. Eşitlik ve özgürlükten yana bağımsız kadın örgütlerinin yapım süreçlerine etkin katılımı olmadan kimse yasalara dokunmasın, cinsiyet eşitliğinin her düzlemde hesaba katılmadığı hiçbir toplumsal iyileştirme ve dönüşüm planı yapılmasın!

İktidarın yıllardır sürdürdüğü kadın düşmanı politikalara, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çıkma sürecine ve Danıştay’ın bu konudaki tutumuna, 6284 Şiddet Yasası’nın içinin boşaltılmasına ve etkin uygulanmamasına, yoksulluk nafakasının süreyle sınırlandırılmasına yönelik kampanyalara, kadınlara karşı şiddeti ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak için hayata geçirilmesi gereken kapsamlı ve bütüncül politikalara bütçe ayrılmamasına, çocuk cinsel istismarı faillerine yönelik af girişimlerine YETER diyoruz. “Başka” bir ülke kurma hayaline giden yolu kadın haklarını tırpanlayarak açmaya çalışanlara ARTIK DURUN diyoruz!

Meclis’te “araştırma” adı altında, kadın hakları aleyhine girişimlere dayanak oluşturmak maksadıyla kurulan komisyonların sözüm ona çözüm önerilerini tanımıyoruz. TBMM Kadına Şiddetin Araştırılması Komisyonu’ndaki iktidar milletvekillerinin kadınlara karşı şiddetin çözümünü hukukta görmemesi ve evlilik ehliyeti gibi yöntemler önermesini ciddiyetsiz ve tehlikeli buluyoruz. 5. Yargı Paketi ile getirilmeye çalışılan, çocukların ve kadınların hayatlarını ve haklarını tehdit eden değişikliklerin Meclis gündeminden kaldırılmasını istiyoruz. Görevinizi yerine getirin, kadınların kazanımlarını ortadan kaldırmak için değil, mevcut yasaları uygulamak için çalışın, yasalara dokunmayın uygulayın.

Bütün yoksulları ama en çok da ezeli eşitsizlikler nedeniyle kadınları etkileyen ekonomik çöküş şartlarından çıkış için acilen harekete geçin. Gereken önlemlerin kadın iktisatçıların eşit katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle inşa edilmesini sağlayın. Aksi takdirde krizin derinleşeceğinin ve kısa ya da uzun vadeli her türlü önlemin sürdürülebilir olmaktan çıkacağının farkına varın. İşyerinde kadına yönelik şiddet ve cinsel tacizle mücadeleyi amaçlayan Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 190 Sayılı Sözleşmesi’ni onaylayın ve hayata geçirin.

Sözümüz herkese!

Muhafazakâr, demokrat, sol ya da liberal demeksizin, bütün politik çevrelere, herkese hatırlatmak isteriz ki, Türkiyeli kadınlar olarak bizler, öncelikle ve özellikle kendi bağımsız duruşumuza ve kendi dayanışmamızdan aldığımız güce güveniyoruz. Hem yaşanmış uzak ve yakın tarihten hem de içinden geçmekte olduğumuz zamanlardan biliyoruz ki, kadınların ve feminist hareketin eşitlik mücadelesi, bütün toplumsal kesimlerin eşitlik mücadelesiyle kesişen en önemli demokratik mücadele alanıdır ve geleceği kuracak fikirlerden biridir. Bu ülkenin geleceğinde yer almak isteyen siyasi partilerin, toplumsal hareketlerin artık bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor. Türkiye’nin geleceği kadınlar olmadan kurulamaz.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş İlkeleri’ni hazırlamakta olan altı muhalefet partisinin, eşit temsil ve şiddetsiz bir hayat için beş başlık altında hazırlamış olduğumuz acil taleplerimizi bir kez daha görmezden gelmesini kabul etmiyoruz. En derin tahribatın verildiği cinsiyet eşitliğinin, ertelenebilir bir alt başlık olarak ele alınmasını reddediyoruz.  Cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda gerçekçi politikalar içermeyen her türlü toplumsal mutabakatın veya eylem planının eşitsizlikleri pekiştireceğine dair uyarılarımızın dikkate alınmamasına ARTIK YETER diyoruz! Kadın ve LGBTİ+’ların eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat sürmesinin önündeki her türlü söylem ve eylemi durdurun, bu alandaki yasal kazanımlarımızı tehdit eden girişimlere karşı harekete geçin. Yasalara dokunma, uygula talebimizi dikkate alın.

Eşit ve şiddetten uzak bir hayat için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!

EŞİK platformunda buluşanlar olarak, gücünü tarihsel mücadelemizden alan eşit bir gelecek kurma hayalimizden ve kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğiz.  Mücadelemizde, yolumuza çıkanları da birlikte yol yürüdüklerimizi de unutmayacağız. Eşit, şiddetsiz, haklara saygılı bir hukuk devletinde yaşamak isteyen herkesi, kadın ve LGBTİ+’lara karşı her türlü şiddet ve ayrımcılıkla mücadele etmeye çağırıyoruz. Artık Yeter #YasalaraDokunmaUygula

AVRUPA BİRLİĞİ 19 İLDE 19 ETKİNLİKLE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEYE DİKKAT ÇEKİYOR
AB Bilgi Merkezleri Ağı’nın, ülke çapında 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamındaki etkinlikleri başladı.Etkinlikler 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar devam edecek. Etkinliklerin hedefinde Avrupa Birliğinin yeni Toplumsal Cinsiyet Eylem Planının birinci yıl dönümününde elde edinilen kazanımları değerlendirmek de yer alıyor. Etkinlikler kapsamında, Futbol Kulüpleri ile işbirlikleri yapılacak; futbol maçlarında pankartlar açılacak. Stadyumlar ve binalar kadına yönelik şiddetle mücadelenin rengi olan turuncu ile ışıklandırılacak.Sivil toplum kuruluşları önderliğinde yürüyüşler, konser ve dans gösterileri düzenlenecek. Konferans ve panel etkinlileri de gerçekleştirilecek. Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı ile Avrupa Birliği, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik daha fazla ve daha hızlı ilerleme için çabalıyor. Kadınların ve kız çocuklarının haklarının geliştirilmesinde bazı önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, dünyadaki hiçbir ülke 2030 yılına kadar cinsiyet eşitliğini sağlama ve tüm kadınları güçlendirme yolunda yeterli ilerlemeyi sağlayamıyor. Ayrıca, COVID-19 krizinin yol açtığı sağlık ve sosyo-ekonomik sonuçlar kadınları ve kız çocuklarını orantısız bir şekilde etkiliyor. Örneğin, kadınların daha yüksek bir oranı kayıt dışı ve kırılgan sektörlerde çalıştığı için iş kaybı oranı erkeklere göre 1,8 kat daha fazla. Eldeki verilere göre kadınların yoksulluk oranı yüzde 9,1 artabilir. Bunları ele almak için, AB’nin 2021-2025 Dış Eylemde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Güçlendirilmesine İlişkin yeni Eylem Planı (GAP III), kadınları ve kız çocuklarını güçlendirme konusundaki ilerlemeyi hızlandırmayı cinsiyet eşitliği konusunda bu güne kadar elde edilen kazanımları korumayı amaçlıyor.

AB, KADIN ÖRGÜTLERİNİN KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASINA YÖNELİK MÜCADELESİNİ DESTEKLİYOR Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus MEYER-LANDRUT, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü münasebetiyle 24 Kasım günü Ankara’da Türk Kadınlar Birliği’ni ve ardından da Kadın Dayanışma Vakfı’na ait kadın danışma merkezini ziyaret etti. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı, Kadın Dayanışma Vakfı ve Türk Kadınlar Birliği’ni ziyaret etti. Her iki kadın örgütü de Türkiye’de kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması mücadelesinde, Avrupa Birliği tarafından desteklenmektedir.Ziyaretler sırasında Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Avrupa Birliği’nin toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kararlılığını ve Türkiye’de kadınların güçlendirilmesine yönelik desteğini yineledi. Büyükelçi şunları vurguladı: “Kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlalidir. Bu nedenle kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, Avrupa Birliği’nin temel önceliklerinden biridir ve temel hakların korunması konusuna önemle eğilen AB katılım sürecinin de tam merkezinde yer almaktadır”.Kadın Dayanışma Vakfı, “Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Kadınlarla Dayanışma İnşa Edilmesi” projesi için Avrupa Birliği’nden 379,998 Avroluk bir fon desteği aldı. Danışma merkezi aracılığıyla 1200’den fazla kadına destek sağlandı. Vakıf ayrıca, kadına yönelik şiddetle mücadele için kullanılan devlet mekanizmalarının işleyişine yakından bakan izleme raporları da yayımladı. Türk Kadınlar Birliği de “Eşitliğin Sağlanması ve Ayrımcılıkla Mücadele için Güvencelerimiz” projesi için Avrupa Birliği’nden 467,824.82 Avroluk bir fon desteği aldı. Bu proje, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına ilişkin ulusal yasaları ve uluslararası sözleşmeleri izlemek ve bunların savunuculuğunu yapmak amacıyla, Türkiye’nin yedi bölgesinde 167 toplumsal cinsiyet ve hak temelli kuruluşu desteklemektedir. 34 ilde İl Eylem Planları hazırlanmış olup kapasite geliştirme ve izleme faaliyetleri bu planlar doğrultusunda devam etmektedir.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi kadınlara yönelik şiddete #kayıtsızkalmayın çağrısında bulunuyor

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi 16 Günlük Aktivizm – Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası kapsamında kamuoyunu, şiddete tanık olduklarında harekete geçmeye ve kayıtsız kalmamaya çağırıyor. #KayıtsızKalmayın kampanyası, www.atesbocekleri.info sitesinde yer alan şiddet vakaları ve yönlendirmelerle şiddete tanık olanların nasıl kayıtsız kalmayacakları hakkında bilgilendiriyor. 16 gün boyunca, ziyaretçiler seslerini kaydedip sosyal medya kanallarında paylaşarak kadınlara yönelik şiddete karşı çevrim içi dayanışma hareketine dahil olabilecek.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününden başlayarak, 10 Aralık İnsan Hakları Gününe kadar devam eden 16 Günlük Aktivizm Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası bu sene #KayıtsızKalmayın çağrısında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler Kadın Biriminin (BM Kadın Birimi/UN Women) 2018’den bu yana 16 Günlük Aktivizmle bütünleştirdiği ateş böcekleri, bu sene kadınlara yönelik şiddete tanık olanları aydınlatıyor. Kampanya, kadınlara yönelik şiddete dikkat çekerken, herkesi şiddete tanık olduklarında neler yapabilecekleri hakkında bilgilenmeye, şiddete kayıtsız kalmayarak şiddete maruz bırakılan kadınların sesi ve gücü olmaya davet ediyor. Restoranda, üniversitede, iş ortamında, sokakta, apartmanda, sosyal medyada ve sporda gerçekleşebilecek şiddet vakaları ve bu vakalara tanıklık halinde neler yapılabileceği hakkında bilgilendirme yapan kampanyaya ünlü isimler destek oluyor. Demet Evgar, Pınar Deniz, Ceyda Düvenci, Gupse Özay, Deniz Bayramoğlu ve Emre Sakçı gibi isimlerin sesleriyle destek verdiği kampanya herkesi önce bilgilenmeye, sonra seslerini kaydederek “ben de kayıtsız kalmıyorum” demeye çağırıyor.

Konuyla ilgili konuşan BM Kadın Birimi Ülke Direktörü Asya Varbanova, “Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet toplumsal ve küresel bir sorun. Dünyada her 3 kadından 1’i fiziksel veya cinsel şiddete maruz bırakıyor. COVID-19 pandemisiyle kadınlara yönelik şiddet dünya genelinde artarken, şiddete maruz bırakılan kadınların çoğu utanç, korku ve önyargılar yüzünden şiddeti raporlamıyorlar. Dünya genelinde şiddete maruz bırakılan kadınların sadece %40’ından azı durumu ilgili mercilere bildiriyor. Kadınlara yönelik şiddetin özel ve ailevi bir mesele olduğu algısı, şiddetin nereye ve nasıl raporlanması gerektiği hakkında bilgi eksikliği şiddete tanık olanların sessiz kalmasına neden oluyor. Kadınlara yönelik şiddete engel olmak için hepimizin haklarımızı ve mevcut şiddet ihbar mekanizmalarını bilmemiz gerekiyor. Kampanyamız herkesi kadınlara yönelik şiddete kayıtsız kalmamaya ve tanıklık durumunda neler yapabileceğimiz hakkında bilgi sahibi olmaya çağırıyor. Eşit, adil ve şiddetsiz bir gelecek ancak hepimizin ortak hareket etmesiyle mümkün. ”dedi.

Milliyet Gazetesinin medya desteğiyle yürütülen kampanyanın hedefi, şiddete tanıklık anında ve sonrasında şiddete maruz bırakılan kadınlara nasıl destek olabilecekleri hakkında kamuoyunun farkındalığını artırmak ve bu kapsamda çevrimiçi bir dayanışma ağı kurabilmek. Dayanışmaya dahil olmak için ziyaretçiler kampanya sitesi www.atesbocekleri.info’ya girerek şiddet vakalarını ve yönlendirmelerini ünlü isimlerden dinleyebilecek, bilgilendirme sonrası seslerini kaydedip, kadına yönelik şiddete dair mesajlarını kendi sosyal medya mecralarında paylaşabilecekler. Her bir ses kaydı sitede bulunan “Kadınlara” ve “Şiddet” kelimelerinin arasındaki mesafeyi artıracak.

Karanlığı Aydınlat Sergisi ve Mapping

Kampanya kapsamında daha önce Ankara’da gerçekleşen Karanlığı Aydınlat Işık Enstalasyon Sergisi bu sene İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Kadıköy Yoğurtçu Parkında açılıyor. Avrupa Birliği mali desteği ile 27 Kasım – 10 Aralık arası farklı ışık enstalasyonlarına yer verecek olan serginin temel hedefi sanatı ve aktivizmi kamusal alana taşıyarak toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında farkındalık artırmak.

Sergi kapsamında 27 Kasım – 4 Aralık tarihleri arasında Şişhane Metro durağında ses ve ışığı bir araya getiren interaktif bir mapping eseri İstanbullularla buluşacak. Kadınlara yönelik şiddete son vermek amacıyla mesajlarını bırakacak olan herkesi mikrofona davet eden eser, Ecem Dilan Köse imzası taşıyor.

16 Günlük Aktivizm Kampanyası

25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününden başlayarak 10 Aralık İnsan Hakları Gününe kadar süren “16 Günlük Aktivizm – Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası”, her sene Birleşmiş Milletler tarafından küresel ölçekte düzenleniyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri öncülüğünde düzenlenen kampanya, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılması için farkındalık ve hak savunuculuğu çalışmalarını kapsıyor. Türkiye’de kampanyanın öncülüğünü yapan BM Kadın Birimi Türkiye Ofisi, 2018 yılından bu yana ateş böcekleri ile kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete dikkat çekiyor. Yanıp sönen ışıkları sayesinde birbirleriyle iletişim kuran ve karanlığı aydınlatan ateş böcekleri, BM Kadın Biriminin 2018’den bu yana düzenlediği 16 Günlük Aktivizm kampanyalarının ana simgesi.

Kadınlara yönelik şiddetle ilgili veriler

Son tahminlere göre, dünyada 15 yaş ve üstü neredeyse 3 kadından 1’i hayatları boyunca en az bir kez yakın partnerleri veya partnerleri olmayan biri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz bırakılıyor.

Son yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de 10 kadından 4’ü hayatlarının bir noktasında kocaları veya yakın partnerleri tarafından fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz bırakılıyor.

Yapılan araştırmalara göre dünya çapında şiddete maruz bırakılan kadınların sadece %40’ı şiddeti raporluyor. Konuyla ilgili mevcut verilere sahip ülkelerin büyük kısmında yardım isteyen kadınların çoğu aileleri ve arkadaşlarına ulaşırken, çok azı polis ve sağlık hizmetleri gibi resmî kurumlara başvuruyor. Yardım isteyenlerin sadece yüzde 10’undan azı polise başvuruyor.

Şiddete tankık olanlar tarafından yapılan bildirimlerin sayısı da oldukça düşük. Şiddete tanık olanlar, yetkililere bizzat başvurarak, şiddete maruz bırakılan kadını bildirimde bulunması için cesaretlendirerek ve/veya ona eşlik ederek ona destek olabilir. Ancak Eurobarometer’in anketi, ankete cevap verenlerden -ister bir arkadaş veya aile üyesi, ister bir komşu veya iş yerinden bir meslektaş olsun- ev içi şiddet hakkında bilgisi olanların yalnızca yüzde 12’sinin durumu polise bildirdiğini gösteriyor.

Türkiye’de fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz bırakılan kadınların yarısından çoğu bu durumu yakın sosyal çevrelerine anlatırken, yalnızca yüzde 11’i yardım almak için resmi bir kuruma veya bir sivil toplum kuruluşuna başvuruyor. Bu durum, kadınların yaş grubuna, eğitim ve refah seviyesine, yaşadıkları bölgeye ve ikamet türüne göre değişiklik göstermiyor.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Ekonomi, teknoloji, kültür-sanat, eğitim, magazin-yaşam haberleri

Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı Başvuruları Bugün Sona Eriyor!  Sabancı Vakfı olarak, 2009 yılından bu …