Ekonomi-teknoloji-yaşam haberleri (17.06.2020)

Mobilyada 60 ay vade ve yüzde 40 fiyat avantajı hareketliliği

Evlenme, ev yenileme ve taşınma planlarını Covid-19 salgını nedeniyle erteleyen yüzbinlerce kişi, Haziran ayı itibariyle sektörde yüzde 30-40’lara varan indirimlere kamu bankalarının 6 ay ödemesiz ve 60 ay vadeli düşük kredi imkanları da eklenince mobilyacıların yolunu tuttu. Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı  Ahmet Güleç, cazip fırsatlarla mobilya sahibi olmak için dönemin son derece uygun olduğunu, Haziran – Eylül ayları arasında avantajlar nedeniyle hareketlenmenin katlanarak devam etmesini beklediklerini söyledi.

Yerli ve millilik oranı, hammaddesi, istihdamı, iç piyasada yarattığı ekonomik değer ve ihracata katkısı ile Türk ekonomisinin lokomotif sektörü olan mobilyada düğün var. 2019’u iç piyasada 50  milyar TL’lik satış grafiği ile bitiren ve 2020 hedefi 60 milyar TL olan sektör, Covid-19 nedeniyle yaşadığı zor günleri geride bıraktı. Haziran itibariyle başlayan gevşeme politikaları, ertelenen evlenme, ev yenileme ve taşınma planlarını tekrar takvime alırken, mobilya markaları yoğun günler yaşıyor. Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, mobilya mağazalarında yoğun günler yaşandığını söyleyerek şunları kaydetti: “Covid-19 salgını düğün planlamalarının ertelenmesine neden olurken, taşınma ve ev yenilemek isteyenlerin de takvimlerinde değişikliğe gitmelerine yol açtı. Mart ortasından başlayarak Haziran başına kadar iç satışımız durma noktasına geldi. Oysa biz geçen yıl içeride 50 milyar TL’lik satış yapmış güçlü bir sektörüz. Haziran’a hiç olmadığı kadar hızlı girdik. Sağlanan avantajları düşünülünce yeni mobilyalara ve yeni yaşam alanlarına sahip olmanın tam zamanı diyebiliriz.”

Kamu bankalarının, hem yerli üretim yapan markaları desteklemek hem de hane halkının mobilyaya ulaşımını kolaylaştırmak için 1 Haziran itibariyle çıkardığı düşük faizli kredi destek paketi hakkında da bilgi veren Güleç, “Hammadde konusunda dışarıya bağımlılığı bulunmayan yerli ve milli bir sektörüz. Dolayısıyla çıkarılan düşük faizli kredi destek paketine katılımımız yüksek oldu. Hane halkının daha avantajlı bir şekilde mobilya satın alabilmesi için biz sektör olarak üzerimize düşeni gerçekleştirdik. Taksiti 60 aya kadar uzatan, aynı zamanda ödeme takvimini satın almadan itibaren 6 ay ileri atılmasına olanak tanıyan düşük faizli kredi paketi üzerinden mobilya satın almaya ilgi yoğun oldu. Bu yoğunluğun artarak devam etmesini bekliyoruz. Mobilya satın alacaklara sağlanan imkanına ve ödeme kolaylığına sektörümüzün yanı sıra uyguladığı indirimler ve kampanyalar da eklenince fiyatlarda yüzde 40’lara varan avantajlar ortaya çıktı” diye konuştu.

Eski günlerimize geri döneceğiz

MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, doğrudan 250 bin kişiyi istihdam eden, 50 milyar TL iş satış ve 3,5 milyar dolar da ihracat gerçekleştiren mobilya sektörünün ikinci bir pandemi dalgası yaşanmaması halinde en zoru geride bıraktığını ve Haziran itibariyle hem iç piyasa satışında hem de ihracatta ciddi hareketlenmeler beklediklerini kaydetti. Güleç, “Mobilya ihracatında Covid-19 kaynaklı daralma Mayıs’ta yüzde 41,92 olarak gerçekleşti. Nisan’a göre daralmada geri çekilme gözlemledik. Haziran ayı ile birlikte tıpkı iç pazarda yaşadığımız gibi ihracat tarafında da hareketlenme bekliyoruz. İkinci bir pandemi dalgası yaşanması halinde ikinci yarı dönemde Covid-19 kaynaklı kayıplarımızı büyük oranda kapatacağımızı düşünüyoruz. Hedefimiz ilk olarak salgın  öncesi verilere ulaşmak ve bunu yaparken de yeni ve daha güçlü bir hikayenin alt yapısını oluşturmak. Mobilyada 2023 hedefimiz olan beşinci büyük ihracatçı olma hedefimizden vazgeçmiş değiliz” diye konuştu. Türk mobilya sektörü 2020’nin ilk beş aylık döneminde 647 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre gerçekleşen toplam daralma yüzde 16,55 olarak açıklandı.

  • Sağlıklı gıda bir tercih değil haktır

    Tarım ve Orman Bakanlığı hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 pestisit (kimyasal tarım ilacı) aktif maddesinin yasaklanmasına karar verdi.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre en önemli halk ve çevre sağlığı sorunlarından biri olarak kabul edilen pestisitlerin bir kısmı “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” içeriyor.

    “Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları, hem sağlık hem de verimlilikte çiftçi için tek yol.” diyen Egeli ihracatçılar 35 yıldır organik üretim yapmanın gururunu yaşıyor.

    204 aktif madde yasaklandı

    Türkiye topraklarının son derece temiz, sağlıklı gıdalar üreten bir ülke olduğunu söyleyen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009’dan bu yana Avrupa Birliği’nde kullanımı yasaklanan toplam 204 aktif maddenin ülkemizde de kullanımının sonlandırıldığını açıkladı.

    “Gıda ürünlerindeki pestisit kalıntıları yasal mevzuatlarca belirleniyor ve her aktif madde ve ülke için kabul edilen maksimum kalıntı limitini (MRL) aşmaması gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde 16 tarım ilacının daha yasaklanmasıyla birlikte toplamda 204 aktif madde artık ülkemizde kullanılmayacak. Sağlıklı gıda için mücadelemiz hükümetimiz öncülüğünde hem de 35 senedir organik üretim yapan biz Egeli ihracatçılar tarafından yıllardır devam ediyor. Tarladan çatala kadar olan zincirde, sağlıklı gıdanın bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkı olduğunu, tarımsal üretim tekniklerinin çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek bir değer yaratıyoruz. Pestisit kullanımı, toprağın yapısını bozup fakirleştiren, tarıma elverişli arazileri kullanılamaz hale getirebilen, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen bir uygulama. Gıda üretiminin kilit rolündeki arılar başta olmak üzere çok sayıda canlıyı etkileyerek biyoçeşitlilik kaybına yol açabiliyor. Aynı zamanda havaya ve yeraltı sularına geçerek orada yaşayan tüm canlı türlerini de tehlikeye sokuyor. Uygulamayı yapan ve o alan yakınındaki üreticiler ve ürünleri tüketen vatandaşlarımız içinde yüksek risk oluşturuyor.”

    Çiftçilerin haklarını, tohum özgürlüğünü, biyolojik çeşitliliği muhafaza etmeliyiz

    “Üreticiyi doğru bir bilinçlendirmeyle eğiterek daha iyi bir noktaya getirebilir ve birim alandan daha çok verim alınmasını sağlayabiliriz.” diyen Celep’e göre Tarım ve Orman Bakanlığı istatistikleri de pestisit kullanımının tarımsal üretimde iddia edilen verimliliği sağlamadığını kanıtlar nitelikte.

    “En önemli noktalardan biri de tarım ilaçlarının yol açtığı sağlık ve çevre zararlarının maliyeti. Biyolojik çeşitliliğe, toprakta, suda, havada bıraktığı tahribatın telafisinin yapılması aradan yıllar geçse de çok güç. Bakanlığımızın aldığı önlemlerle, verim artışı sağlamayan, çiftçileri yüksek maliyetlerle mağdur eden, toprağın kısırlaşmasına yol açan tüm canlıları, havayı, suyu, toprağı zehirleyen bu fasit daireyi artık kırıyoruz. Çiftçilerimizin üretim alanlarını terk ederek kentlere göç etmesinin en büyük nedeni de tarım ilaçlarının toprakta yarattığı tahribattır. Çiftçinin bilgisini ve deneyimini merkeze alarak doğayı iyi bir şekilde okuyabiliriz. Onların haklarını, tohum özgürlüğünü muhafaza edip, tarımın ve üretimin çevreye ve topluma hizmet eder halde sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. Biyolojik çeşitliliğin ne kadar önemli olduğunu, birçok farklı türün bir arada yaşaması gerektiğini, bununda organik ve iyi tarımla mümkün olacağını bilmemiz, iyice anlamamız ve anlatmamız gerekiyor.”

    Tohumlar bir halkın tarihi ve güvenliğidir

    “Sadece sürdürülebilir üretim yöntemleri dünyadaki hızlı nüfus artışına karşın uzun vadede insanları beslemede yeterli olabilir.” diyen Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak ise şöyle devam etti:

    “Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın (WFP) raporuna göre 821 milyon kişi yani dünyadaki her 100 kişiden 11’i açlıkla mücadele ediyor. Sadece organik tarım ve iyi tarım uygulamaları güvenilir, besleyici ve sağlıklı gıdaya erişimi kolaylaştırıp açlığı önleyebilir. Tarımda bilinçsiz pestisit kullanmak yangını ateşle söndürmeye benziyor. Pestisit uygulamaları tohumdan başlayan bir süreç. Çiftçinin tohumları geleceğin de tohumlarıdır. Tohumlar bir halkın tarihi, bir halkın güvenliği, milli kaynakları ve Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Tohumuna sahip çıkan bir ülke açlıktan ölmez. Pestisit kullanımı İl/İlçe Tarım Müdürlükleri tarafından hassasiyetle takip ediliyor. Devlet nezdinde yürütülen birçok projeyle ata tohum başta olmak üzere birçok organik uygulama destekleniyor ve yaygınlaştırılıyor. Pandemi döneminde ihtiyaçlar ve tercihlerin öncelik sırası değişti, bir adım öne çıkan sadece gıda ve tarım oldu. Çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin yok oluşuyla yoksulluğun arasındaki bağ kaçınılmazdır. Biyolojik çeşitlilik yok olursa istihdam da yok olur. Tüketicinin sağlıklı ve temiz gıdaya ulaşması, biyolojik çeşitliliği koruyarak üretim yapmak, alternatif bitki koruma ürünleri, çiftçiyi bilinçlendirerek organik tarımın yaygınlaşması yıllardır en çok emek verdiğimiz en çok kafa yorduğumuz konulardan biri.”

    Tarımda inovasyon zamanı

    Hayrettin Uçak, sürdürülebilir bir tarım için Ar-Ge ve inovasyonun şart olduğunu söyleyerek “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Sayın Emine Erdoğan’ın öncülüğünde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğü ata tohumu projesi ekolojik vicdanımızı uyandıran bir nirengi noktası olmuştur. Proje kapsamında vatandaşlarımız tarafından bağışlanan tohumlar çoğaltıldı ve üreticilere ulaştırıldı. Katma değer odaklı yeni tarım politikasının bir parçası olan üretici, ihracatçı, işletmeci ve tüketiciyi aynı platformda buluşturan Dijital Tarım Pazarı da tarımda inovasyonun en güzel örneklerinden biri. Tarım ve Orman Bakanlığımızın öncülüğünde kurulan çiftçinin aradığı bilgiye istediği an hızlı bir şekilde ulaşabileceği, interaktif eğitim imkanı sunan “Tarım Orman Akademi” ve “Dijital Tarım Kütüphanesi” de bizlere sürdürülebilir üretimle ekolojiyi nasıl koruyacağımızı öğretiyor.” dedi.

Kamu kredi sağladı, mobilyacı yüzde 30 indirim verdi

Tüketiciye mobilyada sağlanan düşük faiz ve 60 ay vadeli kredi destek paketi satışlarda ciddi bir artışa neden olurken Kilim Mobilya Genel Müdürü Cihat Şahin, “Kamu bankaları tarafından 1 Haziran’da çıkarılan kredi destek paketi sektörümüze can suyu oldu. Mağazalarımızda müşteri trafiği yüzde 60 oranında arttı. Marka olarak bizim sağladığımız fiyat avantajları da göz önüne alındığında mobilya sahibi olmak için çok doğru bir zaman” değerlendirmesinde bulundu.

Covid-19 pandemisi nedeniyle ertelenen ancak yaşanan gevşeme sonrası Haziran itibariyle tekrar takvimlere giren evlenme, ev yenileme ve taşınma planları mobilyacının yüzünü güldürdü. 1 Haziran’da kamu bankaları tarafından çıkarılan ve mobilya almak isteyenlere uzun vade ve düşük faizli kredi olanakları sunan destek paketi Kilim Mobilya Genel Müdürü Cihat Şahin’in aktardığı bilgilere göre mağazalarında trafiği yüzde 60 oranında arttırdı.

Şahin, “Mobilya almak isteyenler zaten geçen yıla göre yüzde 10’luk bir fiyat avantajı yaşıyorlardı. Yani bu yılki mobilyalar geçen yıla göre yüzde 10 daha ucuza satışa sunuldu. Yemek, yatak ve oturma odasını bir arada sunan evlenme paketlerine uygulanan kampanya indirimleri de bu duruma eklenince ortaya gerçekten çok cazip seçenekler çıktı. Evlenme paketlerinde fiyat avantajları yüzde 30’lara ulaştı. Zaten fiyatlarda büyük bir avantaj yaşanırken kamu bankalarının çıkardığı kredi destek paketi çok daha büyük bir çarpan etkisi yarattı ve hem mobilyacı hem de hane halkı için bayram tadında günler yaşanmasına neden oldu. Özellikle satışların Covid-19 belirsizliği nedeniyle durma noktasına geldiği göz önünde bulundurulunca bu durumun toparlanmayı hızlandıracağını düşünüyoruz” diye konuştu. Şahin, kredi destek paketinin yakaladığı başarıda üreticilerinin verdiği katkının öneminin büyük olduğunu söyledi.

 Mobilyadaki pozitif hava yatırımları hızlandıracak

Bu olumlu havanın yarattığı diğer pozitif etkilere de dikkat çeken Şahin şunları kaydetti: “Pandemi salgını nedeniyle ertelenen planların daha korkusuzca hayata geçirilmesi noktasında kampanyalar, indirimler ve destek paketleri hane halkı için büyük bir heves ve motivasyon kaynağı oldu. Bizler içinde büyük bir moral kaynağı oldu. İleri tarihe ötelediğimiz yatırımlarımıza hız vermemiz için cesaretlendirdi. Kilim Mobilya’nın yurt içinde 171, yurt dışında da 31 mağazası bulunuyor. Ankara, Adana, Antalya, Konya, Amasya ve Çorum illerinde yeni mazağalar açacağız. Yanı sıra 2000 olan istihdamımızı 175 kişi daha arttırmayı planlıyoruz. Yeni işe alım için süreçlerimizi başlattık.”

Mobilya alırken dikkat edilecek noktalar

Şahin, mobilya alışverişinde dikkat edilmesi gereken noktalarla ilgili tüyolar da verdi. Mobilyanın evin ölçülerine göre tercih edilmesini önerdi. Ayrıca mobilyada kullanılan malzemeye dikkat edilmesini uzun ömürlü, kaliteli, kolay temizlenir ve depolama alını bulunan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Şahin’in verdiği bilgiye göre evlilik paketleri sayesinde evin tüm odalarını, tarz ve renk konusunda birbiriyle uyumlu mobilyalarla bir seferde dekore etmek hem kolay hem de fiyat avantajlı.

Sosyal Kredi Destek Paketi Nedir?

Kamu bankaları tarafından çıkarılan Sosyal Hayatı Destek Kredisi, bireysel müşterilerin sosyal ihtiyaçlarının finansmanının uygun şartlarda sağlanmasını amaçlıyor. Destek kredi paketi, asgari 3 bin TL, azami 30 bin TL’den oluşuyor ve mobilyada 6 ay ödemesiz azami 60 ay vade içeriyor. Aylık 0,85 olan kredi faiz oranı ise 0,55 üzerinden hesaplanacak. 0.30’luk fark kampanyaya destek veren kuruluşların katkısı ile oluşuyor. Paketten yararlanabilmek için alış veriş yapılacak markanın yerli ve milli olup olmadığına, kamu bankasına kampanyaya katılım bildirip bildirmediğine dikkat edilmesi gerekiyor.

Yeni nesil banyolar akıllı klozet teknolojisi ile geleceğe hazır

  • Geberit AquaClean Mera ile otomatik taharet teknolojisi, Kadınlara özel nazik yıkama, TurboFlush sessiz yıkama, 7 farklı ortam ışığı

Geberit’in inovatif vizyonunun ürünü olan AquaClean Mera, akıllı klozet teknolojisi ile banyoları çağın ilerisine götürüyor. Gelişmiş teknolojisi sayesinde üst düzey özelliklere sahip Geberit AquaClean Mera; patentli WhirlSpray otomatik taharet sistemi, TurboFlush sessiz yıkama teknolojisi ile hijyenik klozet yıkaması, kadınlara özel nazik yıkama, farklı renklerde yönlendirme ışığı ve ısıtmalı klozet kapağı sayesinde kullanıcısını etkileyici bir deneyime davet ediyor.

Geberit,  İnovatif yaklaşımı ve geliştirdiği ileri teknolojilerle banyoları yeni nesil yaşam alanlarına dönüştürmeye devam ediyor. İngiliz tasarımcı Christoph Behling’in İsviçre dağlarının akıcı sularından ilhamla tasarladığı AquaClean Mera ile Geberit,  kullanıcılara akıllı klozet sistemlerinden akıllı klozet kapağına kadar her türlü gereksinim için doğru çözümler sunuyor.

Optimize edilmiş üst düzey nitelikler

WhirlSpray taharet teknolojisine sahip Mera; iki püskürtme başlığı ile nazik bir temizlik sağlıyor. AquaClean Mera’nın titreşimli sprey ile daha yoğun bir temizlenme sağlayan taharet fonksiyonu, daha düşük su tüketimi avantajıyla da öne çıkıyor. Tüm detaylarında maksimum hijyen düşünülerek tasarlanan akıllı klozet, niteliklerine kadınlara özel taharet fonksiyonunu da ekleyerek yumuşak bir dokunuşu mümkün kılıyor. Püskürtme ucu püskürtme koluna entegre edilen Bide fonksiyonu,  kullanılmadığında hijyenik olarak korunuyor. Öte yandan üst düzey hijyen garantisi adına asimetrik bir iç geometri sunan AquaClean Mera, sahip olduğu TurboFlush sessiz yıkama teknolojisiyle de kendi segmentindeki ürünlerden ayrılıyor.

Tüm fonksiyonlar parmakların ucunda

Geberit AquaClean Mera, kişisel ayarların yapılabildiği uzaktan kumandasıyla kullanıcı dostu olmanın yanı sıra akıllı kurutma sistemiyle farklılaşıyor. Mera‘nın klozet kapağı ısıtması isteğe bağlı ayarlanabiliyor.   Yüksek kaliteli duroplast klozet kapağının yakınlık sensörleri sayesinde kullanıcı kapağa yaklaştığında en kısa sürede ısınıyor.  Ürün kullanılmadığında ise bekleme moduna geçerek minimum enerji harcıyor. Kapağı otomatik olarak açılan klozet, 5 farklı yakınlık algılama ayarına sahipken kullanıcısını algılayarak ortam ışığını yakıyor. 7 farklı renk seçeneği bulunan ortam ışığının ışık yoğunluğu ise 5 kademede ayarlanabiliyor. Geberit AquaClean Mera’nın otomatik ve sessiz koku alma ünitesiyle birlikte çalışan uzun ömürlü özel seramik petek filtresi ise banyoları kötü kokulardan arındırıyor.

Geberit montaj teknolojisi sayesinde Geberit AquaClean Mera neredeyse her inşaat senaryosunda kolay montaj imkanı sunuyor. Akıllı klozet, Geberit Monolith rezervuar modüllerle kullanılabiliyorken Geberit’in üst segment banyo serisi Citterio ile de mükemmel uyum sağlıyor.

Şirketlerin yüzde 59’u, sistemlerine dahil olan tedarikçileri üzerinden siber saldırıya uğruyor

Cihazlar ve şirketler, her geçen gün birbiriyle daha fazla bağlantı kuruyor. Şirketlerin kendilerini korumak için aldıkları önlemlerin yanı sıra zincirlerine dahil ettiği tedarikçilerin de kendilerini koruması hayati öneme sahip. BugBounter’ın yayınladığı “Tedarik zincirinin siber güvenliği” isimli rapor, şirketlerin tedarikçileri üzerinden erişen siber saldırganlara karşı kendilerini daha iyi koruyabilmeleri için önemli başlıklar sunuyor.

Şirketlerin güvenlik açıklarını bulma ihtiyacını kitle kaynak kullanımıyla hızlı ve şeffaf bir şekilde gideren BugBounter, şirketlerin sistemlerine dahil olan tedarikçilerin sebep olabileceği siber saldırılarla ilgili “Tedarik zincirinin siber güvenliği” isimli önemli bir rapor yayınladı.

Rapora göre herhangi bir iş ilişkisine başlamadan önce ve ilişki süresince tedarikçileri test etmek, şirketlerin tedarikçilerden kaynaklanan bir siber saldırıdan kaçınmak için başvurabileceği ilk yöntem olarak öne çıkıyor. Devamında ise veri erişimini devamlı gözlemlemenin yanı sıra tedarikçilerinin kritik çalışanlarını eğitmek yer alıyor.

Yayınlanan raporda olası bir tedarik zincirine yönelik siber saldırılardan kaçınmanın farklı yolları, yakın zamanda bu olayla ilgili yaşanan olaylar ve önemli veriler yer alıyor.

Araştırmayla ilgili görüşlerini paylaşan BugBounter Kurucu Ortağı Murat Lostar, şunları söyledi: “Kurumlar ve tedarik sağlayan iş ortakları, her geçen gün birbiriyle daha bağlantılı hale geliyor ve buna bağlı siber güvenlik tehditleri tedarik zincirinde yer alan iş ortakları üzerinden şirketleri derinden etkiliyor. Her ne kadar şirketler en gelişmiş güvenlik yöntemleriyle kendilerini koruma altına alsa bile tedarikçilerin ve iş ortaklarının da benzer seviyede güvenliğe sahip olduğundan emin olmaları çok önemli. Ancak şirketlerin yüzde 59’u sistemlerine dahil olan tedarikçiler üzerinden bir siber saldırıya uğruyor ve yüzde 22’si de birlikte çalıştığı tedarikçinin geçmiş 12 ay içerisinde bir veri ihlali yaşayıp yaşamadığını bilmediğini belirtiyor. Bu yüzden şirketlerin bünyelerindeki hassas verileri etkin bir şekilde koruyabilmesi için tedarik zinciri üzerinden karşılaşabileceği siber saldırı potansiyelini öncelikle dikkate alması gerekiyor. Bu noktada BugBounter olarak şirketlere bu konuda yol gösterecek, dikkat etmeleri gereken konuları ve olası bir saldırının yaratacağı etkileri gerçek hayattan örneklerle detaylıca ele aldığımız bir rapor yayınladık. Farklı sektörleri bilgilendirmeyi amaçladığımız bu rapor serimiz önümüzdeki dönemde devam edecek.”

Sinoz güneş bakım ürünleri ile lekesiz bir yaz

Yaz aylarının gelmesiyle güneşin zararlı ışınları cilde etki etmeye başlıyor. Sinoz’un güneş bakım ürünleri ile hem ışınlardan hem de lekelerden etkili korunmak mümkün oluyor. Sinoz Leke Karşıtı Güneş Kremi SPF50+, Sinoz Gündüz Kremi, sütler ve bronzer sprey ile etkili bakım gerçekleşiyor.

Kavurucu sıcakların başladığı yaz aylarında güneş bedene iyi gelirken, cilt için tehdit oluyor. Leke, çil ve kırışıklıkların kaynağı olan güneşten cildi özenle korumak gerekiyor. Kimi ofiste kimi güneşin altında ışınlara maruz kalıyor. Sinoz etkili güneş bakım ürünleri ile zararlı ışınlar tarih oluyor. Sinoz Leke Karşıtı Güneş Kremi 50 SPF+, Sinoz Gündüz Kremi, güneş sütleri ve bronzer sprey hem güneşten koruyor hem de cildi nemlendiriyor.

Leke Karşıtı Bakımın Anahtarı

Leke ile mücadele kadınların ‘lovemark’ı Sinoz, ödüllü leke kreminin ardından Leke Karşıtı Güneş Kremi ve Yağlı Ciltler için Güneş Kremi ile güneşe karşı savunmasız olan cildi etkili korumaya alıyor. Leke, çil, koyulaşma ve kırışıklık gibi güneşe bağlı lekelerin önlenmesinde etkili rol üstleniyor.

Leke Karşıtı Güneş Kremi PSF: 89 TL

Yağlı Ciltler için Güneş Kremi PSF: 79 TL

Hem Gündüz Hem Güneş Kremi

Sinoz’un efektif gece gündüz bakım serisinden Sinoz Gündüz Kremi, SPF15+ koruma ile hem nemlendirme hem de güneşten koruma özelliğini bir arada sunuyor. Sinoz Gündüz Kremi nemlendirmekle kalmıyor, sadece güneşten değil mavi ışıklardan da etkili koruyor. Gündüz kreminin serisi gece kremi ile rutin bakım ve nemlendirme yapmak cildin daha ışıltılı olmasında ve kuruluk probleminin minimalize edilmesinde etkin çalışma gösteriyor.

Sinoz Gündüz Bakım Kremi PSF: 109 TL

Deniz Kum ve Güneşin Sinoz Hali

Sinoz’un güneş bakım ürünleri ile denizin ve güneşin keyfi tadınız kaçmadan çıkıyor. Güneşten etkin koruma sunan seri Güneş Koruyucu Sprey Süt SPF 50+, Sinoz Güneş Koruyucu Sprey Süt SPF 30+ ve Sinoz Bronzlaştırıcı Sprey Güneş Yağı SPF15+’den oluşuyor. Her tene özel koruma faktörü sunan seri korurken nem depolayarak bakım gerçekleştiriyor.

Güneş Koruyucu Sprey Süt SPF 50+ PSF: 69 TL

Sinoz Güneş Koruyucu Sprey Süt SPF 30+ PSF: 69 TL

Sinoz Bronzlaştırıcı Sprey Güneş Yağı SPF15+ PSF: 69 TL

Uyurken dilediğin iklimi yaşa

  • Yaz gecelerini serin, kış gecelerini sıcacık geçirmek isteyenler için Bambi Yatak’tan termal konfor

Kaliteli bir uyku için teknolojiyi tasarımla buluşturan Bambi Yatak, üstün nem yönetimli akıllı bileşenleri bir araya getiren yeni nesil ürünü Clima Naturel ile yaz gecelerini serin, kış gecelerini sıcacık geçirmenize yardımcı oluyor.  Organic cotton, wool life, 3 bölgeli paket yay sistemi ve yüksek yoğunlukta sünger yapısıyla Clima Naturel Prime Yatak, uyku esnasında termal konfor sağlıyor. 3 bölgeli paket yay sistemi sayesinde bedendeki ağırlık dağılımına göre şekillenen Clima Naturel Prime’ın yazlık yüzeyinde pamuk katkılı kumaş olan organic cotton, kışlık yüzeyinde ise yün katkılı kumaş olan wool life kullanılıyor.

Türkiye yatak pazarının önemli temsilcisi Bambi Yatak, yeni nesil ürünü Clima Naturel ile uyku esnasında kullanıcısına dilediği iklimi seçme özgürlüğü tanıyor. Çift taraflı Clima Naturel Prime Yatak; bir yüzeyi yazlık, bir yüzeyi kışlık olarak tasarlanan yapısıyla termal konfor sağlıyor. Yazlık yüzeyi pamuklu kumaş organic cotton, kışlık yüzeyi ise yün katkılı kumaş wool life ile üretilen Clima Naturel, üstün nem yönetimli akıllı malzemesiyle yaz gecelerinin serin, kış gecelerinin de sıcacık yaşanmasını mümkün kılıyor.

Vücuda uyum sağlayan konforlu bir uyku deneyimi

Clima Naturel Prime’ın tasarımındaki yayların birbirinden farklı torbalar içerisine yerleştirilmesiyle oluşan Paket Yay Sistemi ile bağımsız hareket eden yaylar vücut basıncının yatağa eşit dağıtılmasına yardımcı oluyor.  Clima Naturel Prime, vücut, baş ve ayak kısımlarında farklı, vücudun orta kısmında farklı sertliğiyle kullanıcısının vücuduna uyum sağlıyor.  Omurga şeklinin doğru pozisyonda kalması için gerekli tüm parametreleri sunan Paket Yay Sistemi, geleneksel yatak yaylarında oluşan rahatsız edici seslerin de önüne geçiyor.

Bambi Clima Naturel Prime’ın içeriğindeki HyperSoft sünger teknolojisi ise kuştüyü süngerden daha yumuşak ve yüksek esneklik oluştururken kolayca bedenin şeklini alıyor, tene kadifemsi bir dokunuş hissi veriyor.

Bambi Clima Naturel Prime, çoklu ebat seçenekleriyle Bambi mağazalarından ve https://www.bambi.com.tr ‘dan temin edilebiliyor. 

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Koruyucu Aile seferberliği, Türkiye sınırlarını aştı, Kayseri örnek oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca Türkiye …