Ekonomi-teknoloji haberleri, TUİK verileri (29.01.2024)

Gelir Dağılımı İstatistikleri, 2023

e-ticarette 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç bulunuyor  

Pandemiden itibaren dünyada ve ülkemizde e-ticaret yoğun ilgi görüyor ve gelişiyor. Konvansiyonel (klasik) perakendeciler, mağazalarına ilave olarak e-ticaret ile satış da yaparken, daha önce hiç perakende satışı yapmamış Kobi’ler ve hatta hiç ticari deneyimi olmayan bireysel kişiler, e-ticaret ile satış yapmaya başladılar. e-ticaretin hızlı büyümesi, dolayısıyla e-ticaret lojistiğine ve depolama alanına olan ihtiyacı artırıyor.

e-ticaretin klasik perakendeye göre 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç duyduğunun altını çizen DepOrtak Kurucu Ortağı Oruç Kaya, şunları söyledi:

“Ülkemizde şu an 16 milyon m2 civarında toplam ticari depolama alanı bulunuyor. e-ticaretin hızlı büyümesinin etkisiyle, önümüzdeki 10 yıl içinden en az 25 milyon m2 daha ilave depolama alanına ihtiyaç duyulacak. Lojistik gayrimenkulü geliştirmede önemli firmalar arasında yer alan Prologis’in çalışmasına göre, 1 milyar Dolarlık satışı olan klasik bir perakendeci yaklaşık 30 bin m2 lojistik alana ihtiyaç duyarken, 1 milyar Dolarlık e-ticaret satışı yapan bir firmanın ise 93 bin m2 lojistik alana ihtiyacı vardır. Buna göre e-ticarette, klasik perakendeye göre 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç bulunuyor.” dedi.

Depolama sorununa DepOrtak çare olacak

Dünyada depolama arzında yaşanan sorunlara işaret eden Oruç Kaya, şunları kaydetti:

“Lojistik gayrimenkulü konusunda uzman CBRE tarafından yapılan bir çalışmaya göre, dünyada yaşanan depolama alanı arzındaki yetersizlik sorunu, e-ticaretteki depolama alanı için de geçerlidir. e-ticaret şirketleri, ihtiyaçlarını kısa ve yakın dönemde karşılamak için ya alternatif depolama alanları bulmalı ya depolama alanı olabilecek gayrimenkul alternatiflerini çeşitlendirmeli ya da ellerindeki depolama alanlarını daha doğru ve verimli bir şekilde kullanmalıdır. DepOrtak tarafından geliştirilen “Gri Depolama” çözümü, alternatif depolama alanlarının bulunmasını ve depolama alanı olarak kullanılabilecek gayrimenkul yerlerinin çeşitlendirilmesini sağlamaktadır. Knight Frank’ın bir raporuna göre, şehir dışındaki büyük depolardan müşteriye çok daha yakın olmaya yönelik dağıtım modelini tercih edecek olan ticaret firmaları, 1 milyar Euroluk e-ticaret satış için 24 bin m2’lik şehir içi depolama alanını kullanabilir. DepOrtak, bunu “Son Kilometre Depolama” çözümü ile hayata geçirebiliyor. e-ticaret için lojistik ve lojistiğin özelinde depolama, sanal ticaretin yani e-ticaretin gerçeğe dönüştüğü süreçtir.” diye konuştu.

Ticaretin sanalı (e-ticaret) olur, ama lojistiğin sanalı olmaz

e-ticaret lojistiğinin, envanterlerin yönetimi, kontrolü ve depolama işlemlerinin yönetildiği bir süreç olduğunun altını çizen Oruç Kaya, konuşmasına şöyle devam etti:

“e-ticaret için lojistik, müşterinin sipariş vermesiyle başlar, depoda mal kabul, stoklama, toplama, paketleme, katma değerli işlemler gibi fulfillment operasyonları ile devam eder ve nihayetinde depodan direkt müşteriye veya tüketiciye, dağıtım ile biten bir süreçtir ve gerektiğinde iadeyi de içerir. Bilindiği gibi e-ticaretin yüzde 90’ı, lojistik ve özellikle depolarda yapılan “fulfillment” işlemleridir. Ticaretin sanalı (e-ticaret) olur, ama lojistiğin sanalı olmaz. e-ticaret için lojistik, sanal ticaretin yani e-ticaretin gerçeğe dönüştüğü bir süreçtir. Bu yüzden depoda yapılan “fulfillment” işlemler ve dağıtım, sanal satışın gerçeğe dönüşmesini sağlar. Bir diğer konu, daha önce evinin odasını depolama amaçlı kullanan birçok bireysel kişi veya atölyesinde küçük bir yeri depolama amaçlı kullanan birçok Kobi, artık daha fazla depolama alanı ihtiyacı duyuyor ve hatta bunlar, kendisi yaptığı paketleme ve kargoya hazırlama gibi işlemleri de üçüncü şahıslara yaptırmak istiyor. Ürünler, doğru depolanmalı ki hasarlanmasın, eksilmesin ve kaybolmasın. Stok yönetimi, doğru yapılmalı ki, satış kaybına yol açan “stokta kalmadı” denilmesin. Ürünler, doğru paketlenmeli ki, depodan müşteriye giderken hasarlanma olmasın. Ürünler, doğru toplanmalı ki müşteriye yanlış ürün (farklı renk, farklı ölçü, farklı özellik, az miktar vs.) gitmesin. Kısaca, sanal (e-ticaret) olarak verilen bir sipariş, ürün alıcısına teslim edildiğinde sürecini tamamlamış olacaktır.” şeklinde konuştu.

Küresel risklerin yeni yüzü: Yapay zekâ çağında dezenformasyon Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2024 Global Riskler Raporu’na göre yapay zekâ kaynaklı dezenformasyon, önümüzdeki iki yıl için en büyük tehdit olarak görülüyor. GYİAD Dijital Çalışma Grubu, 2025’te yürürlüğe girmesi planlanan yapay zekâ yasasının hem bireylerin haklarını koruma hem de teknolojik yenilikleri teşvik etme açısından dengeli bir yaklaşımı hedeflediğini vurguluyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2024 Global Riskler Raporu, yapay zeka kaynaklı dezenformasyonun önümüzdeki iki yıl içinde en büyük küresel tehdit olarak öne çıkacağını vurguluyor. Bu yılın risk sıralamasında birinciliğe yükselen yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon, geniş çaplı yapay zekâ modellerinin kullanım kolaylığı sayesinde, sofistike ses klonlamasından sahte web sitelerine kadar geniş bir yelpazede ‘sentetik’ içeriklerin üretilmesine yol açıyor. Bu süreçler hem bireylerin hem de kurumların bilgiye olan güvenini sarsıyor ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor. Bu bağlamda, hükümetlerin çevrimiçi dezenformasyon ve yasadışı içeriğin hem barındırıcılarına hem de yaratıcılarına yönelik yeni ve gelişen düzenlemeleri yürürlüğe koymaya başladığı görülüyor. Bu yeni düzenlemeler, yapay zekâ teknolojilerinin doğru ve etik kullanımını teşvik ederek, yanlış bilgilendirmenin yayılmasını önlemeyi amaçlıyor. Dünyadaki ilk “Yapay Zekâ Yasası” 2025’te yürürlüğe girecekAvrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerinin temel ilkelerde uzlaştığı, 2025’te yürürlüğe girmesi planlanan “yapay zekâ yasası”, teknolojinin getirdiği riskler ve fırsatlar arasında bir denge kurmayı hedefliyor. Yasada, yapay zekâ sistemlerinin risk seviyelerine göre sınıflandırılması ve bu sınıflandırmalara uygun düzenlemelerin getirilmesi planlanıyor. Bu adım, teknolojik yeniliklerle bireylerin haklarını koruma arasında kritik bir dengenin sağlanmasını amaçlıyor. Yeni düzenlemenin iş dünyası üzerindeki etkileriGYİAD Dijital Çalışma Grubu Eş Başkanlarından Ali Oğuz, yeni düzenlemenin hem bireylerin haklarını koruma hem de teknolojik yenilikleri teşvik etme açısından dengeli bir yaklaşımı hedeflediğini vurguluyor. Yapay zekâ sistemlerinin risk seviyelerine göre sınıflandırılmasının, teknolojinin etik ve güvenli bir şekilde gelişimini sağlayabileceğini ifade ediyor. Yakup Aydilek ise teknolojinin insan merkezli kalması ve insan temel haklarına olan etkilerinin değerlendirilmesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bu düzenlemenin teknoloji şirketleri ve startup’lar üzerindeki etkilerinin rekabet açısından yakından takip edilmesinin önemli olduğunun altını çiziyor. “Yapay zekanın doğru ve etik kullanımı önemli”GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özer yapay zekâ kaynaklı tehditler ve AB’nin yeni yasal düzenlemelerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuyor: “Yapay zekâ, bu yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’taki yıllık zirvesinin de gündemiydi. Siyasiler ve iş dünyası liderleri yapay zekânın sunduğu risk ve fırsatları, ekonomiler üzerindeki etkisini konuştu. Yapay zekâ kaynaklı dezenformasyon, dünya genelinde giderek artan bir tehdit haline geliyor. Bu tehdit, sadece bireysel düzeyde değil, aynı zamanda ulusal ve küresel güvenlik açısından da ciddi riskler barındırıyor. Bu durum, toplumsal kutuplaşmayı ve istikrarsızlığı artırarak hem ekonomik hem de siyasi alanda olumsuz sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla, yapay zekanın doğru ve etik kullanımı, bu tehditlere karşı korunmamızda hayati bir öneme sahip. AB’nin yapay zekâ yasası, bu riskleri minimize etmek için atılmış önemli bir adım.” “Genç iş dünyamız yapay zekâ temelli çok sayıda girişimi içeriyor”Mustafa Özer sözlerine şunları ekliyor: “Avrupa Birliği uzun yıllardır ülkemizin en önemli ticaret ortağı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi 2022’de 200 milyar dolara yaklaştı. 2023’te bu seviyenin de üzerine çıktığımızı öngörebiliriz. İhracatımızın yüzde 40’ından fazlasını AB ülkelerine yapıyoruz. Tıpkı Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’nda olduğu gibi AB’nin dijital dönüşüm alanındaki olası mevzuatını hızlı bir şekilde benimseyerek rekabet avantajı elde edebiliriz. Genç iş dünyamız yapay zekâ temelli çok sayıda girişimi içeriyor. Bu girişimlerin AB pazarından pay alması için yapay zekâya ilişkin mevzuatı yakından takip etmeye ve paydaşlarımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz.”

Kimlik doğrulama cihazları kullanılarak yeni kimlik kartları ve parmak izi ile 2023 yılında 3 milyonun üzerinde işlem gerçekleştiVatandaşların ve kurumların güvenliğini sağlayan Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi, 2023 yılında pek çok önemli kurum ve noktada kullanılmaya başlandı. BiOnay tarafından geliştirilen ve seri üretimleri Türkiye’de yapılan kimlik doğrulama cihazları üzerinden 2023 yılında 3 milyondan fazla işlem gerçekleşti. EGA tarafından üretilen Türkiye’nin ilk onaylı mobil kimlik doğrulama cihazı biOnay, yeni çipli elektronik kimlik kartlarının dijital entegrasyonunu sağlayarak kurumlar ve vatandaşlar için pratik, modern ve güvenli bir kullanıcı deneyimi sunmaya devam ediyor. Seri üretimleri Türkiye’de yapılan biOnay ile 2023 yılında 3 milyonun üzerinde işlem gerçekleşti. 2022 yılından bu yana Ziraat Bankası, Halkbank, İşbank gibi bankaların yanı sıra Türkiye genelinde 973 tapu ve kadastro müdürlüğünde, yaklaşık 300 noterde, bazı sınav merkezleri, belediyeler ve ziyaretçi kabul noktalarında kullanılan cihazların, 2024 yılında evlendirme daireleri, SGK, ÖSYM, kolluk kuvvetleri gibi pek çok kurumda da kullanılması bekleniyor.2024 KEC kullanan kurumların sayısı hızla artacak2024 yılında kart erişim cihazı (KEC) kullanan noter ve belediye sayısının hızla artmasını beklediklerini söyleyen EGA iştiraki olan biOnay’ın Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, “Buna bağlı olarak 2024 yılında 10 milyon üzerinde doğrulama olması muhtemel. SGK, ÖSYM ve MEB gibi Türkiye genelinde geniş ölçekte kimlik doğrulama yapan kurumların parmak izi ile çipli kimlik kartı doğrulamaya geçmesiyle 2024 yılında bu sayı 20-30 milyona yükselebilir. Önümüzdeki süreçte Türkiye’de 1 milyonun üzerinde kimlik doğrulama cihazı ihtiyacının olacağını öngörüyoruz. Başta SGK olmak üzere kimlik kontrolünün yapıldığı her yerde KEC’leri göreceğiz” dedi.biOnay ile kişisel veriler korunuyorKVK uyumlu yeni çipli kimlik kartlarıyla kart sahibinin parmak izi çip ile eşleştirilebiliyor. Bu sayede çipli kimliğin sahte olup olmadığının yanı sıra kart sahibi vatandaşın fiziken hizmet noktasında bulunduğu ispat ediliyor. Parmak izi kimlik doğrulama 15-30 saniye gibi kısa bir sürede tamamlanıyor. Parmak izi TSE onaylı ve NVİ denetimindeki cihazlarla doğrulanıyor. Cihaz üzerinde kişisel veri ve parmak izi tutulmadığı gibi, cihaz dışına çıkarılmıyor.  İş verimliliğine katkı sağlıyorbiOnay cihazı sahteciliği önlemenin yanı sıra iş verimliliğine de katkı sağlıyor. biOnay ile defalarca kimlik kontrolü yapılması ve kimlikten emin olamama gibi durumlar bertaraf edilerek personel tarafından işlemler daha hızlı ve rahatlıkla yapabiliyor. Böylece, usulüne uygun olmayan işlemlerin önüne geçiliyor.

Konut Yatırımcısı Yurt Dışı Yolcusu

Küresel Konut Fiyat Endeksi’ne göre dünyada konut fiyatlarının en çok arttığı ülke olan Türkiye’de konut sahibi olma oranı düşerken, yatırımcıların yurt dışında gayrimenkul alımları da artıyor. Öyle ki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCBM) son verilerine göre yurt dışındaki gayrimenkul yatırımları yüzde 173 arttı. Cornucopia Global Kurucu Ortağı Simon Jeffery, bu artış oranının Türkiye’deki evlerin Avrupa’daki benzerlerine göre çok daha pahalı kaldığı ve daha az getiri sağladığı anlamına geldiğinin altını çizerek, “Ornegin İngiltere’de birçok lokasyonda 4,5 – 5 milyon civarında yatırım yapabilirsiniz. İstikrarlı bir konut piyasasında TL’nin tutarlı getiri kabiliyeti artıyor, sterlin üzerinden kira alınıyor” dedi.

Türkiye’de her zaman güvenli bir yatırım aracı olarak görülen konut alımları, son dönemde yüksek enflasyon ve maliyet artışları nedeniyle düşüşe geçti. Bu durum TÜİK’in sunduğu son verilerde de açıkça görülüyor. Türkiye’de konut satışları genel olarak bir önceki yıla göre yüzde 17,5 oranında azalarak 1 milyon 225 bin 926 adede ulaştı. Ancak son 9 yılda düşük performans gösterdiği kaydedildi. Kredili konut alımı yüzde 36,6 azalışla 177 bin 748 oldu.

Yurt içi konut alımlarında durum buyken, yabancı yatırımlarda durum farklı. Artan fiyatlar, krediye erişim, yüksek faiz oranları ve yatırım alımlarında kredi kısıtlamaları da gayrimenkul yatırımcılarının rotasını değiştirdi. Türk devletinin yurt dışındaki yatırım amaçlı gayrimenkulleri 2023’te ciddi oranda arttı. 2022’de 701 milyon dolar olan toplam yatırım tutarı ise yüzde 173,6 artarak 2023’ün ilk 11 yerinde 1 milyar 918 milyona yükseldi.

Yatırımcılara Türkiye Fiyatlarıyla Yurt Dışında Yatırım Cazip Geliyor

Bu fiyatlar karşısında Türk yatırımcılar için ülkedeki fiyatlarla yurtdışında yatırım yapmanın daha cazip hale geldiğini belirten Cornucopia Global Kurucu Ortağı Simon Jeffery, “İnsanlar, krediye ulaşamadığı zaman emlak alamıyor. Konut fiyatları bazı yerlerde yüzde yüzü geçti. Bu nedenle yatırım yapmak isteyenlerin yurt dışı eğilimi artıyor. Özellikle İngiltere pazarına Türklerin ilgisi oldukça yüksek.

Geçtiğimiz 18 ay boyunca İngiliz halkı, yüksek faiz oranları nedeniyle gayrimenkul satın almakta zorlandı. Talebin düşük olmasından yararlanan uluslararası yatırımcıların sayısı arttı. Sarıyer’de, Nişantaşı’nda ya da Beşiktaş’ta 12,5-15 milyon liralık bir daire almak yerine Manchester’ın en seçkin sitelerinden birinde 2 yatak odalı bir daireye sahip olabilirsiniz. Aynı zamanda döviz cinsinden sağlanan kira geliri de yatırımı daha da cazip hale getiriyor. 

100 bin aboneye ulaşan Aklım Yolda YouTube kanalına Silver Play Button plaketi

Otokoç Otomotiv’in “Aklım Yolda” YouTube kanalı, 100 bin aboneye ulaşarak Silver Play Button YouTube plaketinin sahibi oldu. Aklım Yolda’nın farklı sosyal mecralardaki abone sayısı ise 430.000’e ulaştı.

Türkiye’nin lider mobilite şirketi Otokoç Otomotiv’in zengin içerikleriyle öne çıkan platformu Aklım Yolda’nın YouTube kanalı 100 bin aboneye ulaşarak Silver Play Button YouTube plaketinin sahibi oldu. Otokoç Otomotiv’in Türkiye otomotiv sektöründe bir ilki gerçekleştirerek kendi marka adından farklı bir kanal olarak geliştirdiği Aklım Yolda’nın farklı sosyal mecralardaki abone sayısı ise 430.000’e ulaştı.

Otokoç Otomotiv’i diğer otomotiv markalarından ayrıştıran Aklım Yolda kanalında, pek çok farklı konu ve alanda hedef kitlenin ihtiyacına uygun, ilgi çekici, anlamlı ve özgün içeriklere yer veriliyor. Detaylı araç incelemelerinin yanı sıra otomotiv dünyasına dair içerikleri ile öne çıkan kanalın takipçi kitlesi, 2020 yılındaki kuruluşundan bu yana büyümeye devam ediyor.

‘Aklı Yolda’ olan herkes için içerik

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Otokoç Otomotiv Pazarlama ve Dijital Platformlar Lideri Esra Arslanbaş Kaynak; “Toplamda 37 milyondan fazla görüntülenme ve 1,7 milyon saatten fazla izlenme süresine ulaşan Aklım Yolda’nın, ortalama 2,44 dakikalık izlenme süresi ise kanalında izleyici kitlesinin aradığı içeriklerin üretildiğinin göstergesi. Kısa sürede yeni kitlelere ulaşarak, mobiliteye dokunan tüm kategorilerde referans noktalarından biri olmayı başaran Aklım Yolda, farklı mecralarda 430.000 abonesi ile dijital bir ekosistem yarattı. Kanalımızın gelişimini görmekten büyük bir heyecan duyuyoruz. Yenilenen içeriklerimizle otomobil severlere özgün içerikler sunarak bu başarımızı her zaman artırmaya devam edeceğiz.” dedi.

Bugüne kadar yayınlanan toplamda 261 video ile Aklım Yolda YouTube kanalında yer alan içerikler Yörünge ve Sıfır Noktası (araç incelemeleri), Danış Bana (tüm risklere yönelik önlemler ve sigorta içerikleri) ve Uzman Gözünden (tanınmış kişilerin araç deneyimleri) başlıkları altında ele alınan dört ana kategoride sunuluyor.

Hilti’den Türkiye’ye stratejik hamle

İnşaat teknolojilerinde yaptığı inovasyonlar ile inşaat profesyonellerinin çözüm ortağı olan Hilti, 2023 yılında ileri teknoloji birçok ürünü ve dijital çözümü Türkiye’ye kazandırarak inşaat projelerinde yeniliklere öncülük etmeye devam etti. Hilti tarihinin en büyük lansmanını NURON ile gerçekleştiren şirket, 2023 yılı için belirlediği tüm hedeflere başarıyla ulaştı. Sektördeki dalgalanmalara ve ekonomik türbülansa rağmen yılı çift haneli büyüme ile kapatan Hilti Türkiye, yeni dönemde de inşaat endüstrisine ve profesyonellerine katma değer sağlayacak çözümlere odaklanacak. Şirket için 2024 yılına damgasını vuran en önemli gelişmelerin başında ise Hilti Group’un aldığı kararla Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesinin proje yönetim ofisinin Dubai’den Ankara’ya taşınması geliyor. Bu sayede mühendislik çözümleri, ürünleri ve hizmetleri ile bölgede söz sahibi olmayı hedefleyen Hilti Türkiye hem şirketin globaldeki rolünü hem de ülkemizin inşaat sektöründeki stratejik konumunu daha da güçlendirecek.

Üstün performans ve dayanıklılığa sahip ürünleriyle inşaat sektörüne yüksek katma değer sağlayan Hilti Türkiye, geride bıraktığımız yılı başarıyla kapattı. Sektörün üzerinde bir büyüme sağlayan şirket, çok sayıda yeni sistem ve projeye ev sahipliği yaparken imza attığı sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da öne çıktı. 2024 yılında yapay zekâ, dijitalleşme ve yazılım alanına odaklanmayı hedefleyen şirket, birçok yeniliği sektörle buluşturmaya devam edecek. Hilti Group’un aldığı kararla Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesinin proje yönetim ofisi merkezinin Dubai’den Ankara’ya taşınacağı 2024 yılında Hilti Türkiye, bölgenin mühendislik, ürün ve hizmetlerinde söz sahibi olmanın yanı sıra 50 kişilik bir mühendislik ekibine de istihdam yaratacak.

2023 yılında tüm hedeflerine başarıyla ulaştı

Geçen yılın başında global ölçekte belirlenen Lead 2030 stratejisiyle Türkiye’de ‘İnşaatı daha iyi hale getirmek’ amacıyla yeni bir perspektifte ilerlemeye başladıklarını söyleyen Hilti Türkiye Genel Müdürü Banu Deniz Çetinkol; “Bu kapsamda Hilti tarihinin en büyük lansmanı olarak öne çıkan ve şantiyelerdeki tüm uygulamaları kapsayan 45 ürünü içine alan en geniş akülü platform olan NURON’u eş zamanlı olarak inşaat sektörüyle tanıştırarak inşaat sahalarında yeni bir dönem başlattık. NURON’u destekleyen ve sektörde benzeri olmayan ON!Track sistemi ile sektörümüzdeki inşaat teknolojilerine öncülük ettik. Yıl boyunca yeni perspektifimiz ışığında inşaatın her alanına dokunan ve yüksek katma değer sağlayan çözümler sunduk. Türkiye’deki inşaat profesyonellerinin ihtiyaçlarını anlamak, onların hem iç pazarda hem de uluslararası arenada rekabet avantajlarını artırmalarını sağlamak için birçok çalışmaya imza attık. Mühendislik alanındaki ürün, hizmet ve servislerimizin yanı sıra akademik ve sektörel konu başlıklarını kapsayan webinar yayınlarıyla meslektaşlarımızla buluşarak birikimlerimizi aktardık. Müşterilerimize ‘Verimlilik, İş Güvenliği ve Sürdürülebilirlik’ alanlarında iş ortağı olacağımızın sözünü veren bir şirket olarak 2023 yılında tüm hedeflerimize başarıyla ulaştık” dedi.

Türkiye’nin inşaat endüstrisindeki konumunu güçlendirecek stratejik adım

2024 yılı için belirledikleri hedefler hakkında da bilgi veren Banu Deniz Çetinkol, sektöre öncülük edecek çalışmalarını şu sözlerle aktardı: “Yapay zekâ ve dijitalleşme ikliminin giderek daha fazla hâkim olduğu inşaat endüstrisinin potansiyelini artırmak için bu alandaki varlığımızı güçlendireceğiz. Bu kapsamda NURON ürün ve teknolojilerindeki yenilikleri inşaat sektörü ile paylaşacağız. ON!Track ve TPM gibi makine parkur sistemlerini destekleyeceğiz. Mühendislik çözümlerinde ise en zorlu tasarımları bile kolaylaştıran, başta PROFIS Engineering olmak üzere tüm yazılımlarımız ile inşaat profesyonellerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kolektif bir ağ yaratarak her alanda iş ortaklarımıza destek olmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda 2024 yılında da birikimimizi tüm Türkiye ile paylaşmak için mühendislik ekibimizle farklı şehirlerde etkinlikler düzenleyeceğiz. Tüm planlarımızı hayata geçirmemiz halinde reel sektör büyümesinin üzerine çıkarak çift haneli büyüme gerçekleştirmeyi öngörüyoruz. Bu yıl için bizi çok heyecanlandıran en önemli gelişme ise Hilti Group’un gücüne ve potansiyeline inandığı Türkiye için stratejik bir karar alması oldu. Bu kapsamda Hilti; Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesinin proje yönetim ofisinin merkezini Dubai’den Ankara’ya taşımaya hazırlanıyor. Bu sayede Hilti Türkiye olarak, bölgenin mühendislik, ürün ve hizmetlerinde söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Yıl içinde onlarca mühendise istihdam sağlayacağımız bu ofisimiz ile hem Hilti Türkiye’nin globaldeki rolünü hem de ülkemizin inşaat sektöründeki stratejik konumunu daha da güçlendireceğiz.”

Deprem konusunda çalışmaya hız kesmeden devam ediyoruz

2023 yılında sosyal sorumluluk projeleriyle de öne çıktıklarını vurgulayan Çetinkol; “Hepimizi derinden etkileyen Kahramanmaraş depremleri sonrasında çok hızlı ve dikkatli aksiyonlar aldık. Hilti Group desteğiyle Avusturya ve İsviçre’den gelen arama kurtarma ekiplerini bölgeye yönlendirdik. Ahbap Derneği ve Sınır Tanımayan Doktorlar ekibine destek vererek yaraları birlikte sarmaya odaklandık. Deprem bölgesinde YUVA Project ve Ahbap Derneği ile iş birliği yaparak genç kadın mühendisleri desteklediğimiz ‘Kariyer Köprülerini Hilti ile Güçlendir’ projemizle sektörümüzde kadın yöneticilerin yetişmesine destek olduk. 2023 yılından bu yana yapı güvenliği alanındaki çalışmalarımıza daha da hız verdik. Hali hazırda da mühendislik ekibimiz, mesleki birikimimiz ve ürünlerimizle güçlendirme projelerine tam destek vermeye devam ediyoruz. Başta kimyasal dübel ve güçlendirme ürünleri olmak üzere tarama teknolojileri ve karot makineleriyle deprem sonrası güçlendirme projelerinin çözüm ortağı olmayı sürdürüyoruz” diye belirtti.

OİB, Bursa, Kocaeli ve İzmir’deki ihracatçılara  SKDM’ye uyum eğitimi verdi

Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), üye firmalarına ve sanayicilere yönelik güncel konularda eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, UİB bünyesindeki Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından Türkiye Otomotiv Sektörü Sürdürülebilirlik Eylem Planı (OSEP) çalışmaları kapsamında ihracatçıların Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulamasına hızlı uyumunu ve yeşil dönüşümünü sağlamak amacıyla bu yılın ilk ayında eğitimler gerçekleştirildi. Ocak ayı içinde Bursa, Kocaeli ve İzmir’de ikişer günlük ve yüz yüze olmak üzere toplam altı gün ve 277 kişinin katılımıyla SKDM Eğitimi gerçekleştirildi.

Eğitimde SKDM ve izlenen standartlar kapsamında operasyonel süreçlerin yönetimi ve raporlama gereklilikleri detayları ile ele alındı. Örnek hesaplamalar, sera gazı envanteri ve sera gazı raporlaması ve içerikleri, doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarının hesaplama yöntemleri, hesaplamalarda kullanılan veri tabanları ve yazılımları hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Ayrıca, AB Komisyonu tarafından paylaşılan iletişim excelinin imalatçılar/tedarikçiler tarafından kullanılması ve excel dosyasının doldurulması konusunda örnek uygulamalar gerçekleştirildi.

Gens Sertifikasyon, Denetim ve Belgelendirme Firması Çevre Mühendisi, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı Yönetim Sistemleri Baş Denetçisi, İş Güvenliği ve Sürdürülebilirlik Uzmanı Yasemin Buran Gül’ün sunumuyla Avrupa Birliği tarafından birliğe bağlı ülkelere ihraç edilen ürünler yoluyla karbon kaçağını önlemek amacıyla yayınlanan SKDM yönetmelikleri hakkında bilgilendirme yapıldı.
UİB toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programı hakkında bilgiler veren Yasemin Buran Gül, “1 Ekim 2023 tarihinde Avrupa Birliği tarafından yayınlanan yönetmeliğin amacı AB’ye ihraç edilen ürünlerle birlikte karbon kaçağını engellemekti. Bu durumla ilgili yükümlülükler yayınlandı. Buna göre AB’de yer alan müşteriler, ülkemizdeki üreticilerden emisyon verisi raporu istiyor. Aynı zamanda AB’nin ülkemize gönderdiği bir hesaplama dokümanı var. Eğitim programımızı, bu kıstaslar hakkında firmalarımızı bilgilendirmek amacıyla gerçekleştiriyoruz.” dedi.

“Yönetmeliğin içeriği anlatılıyor”
Katılımın yoğun olduğu ve interaktif bir şekilde gerçekleştiren eğitim programının içeriğinden de bahseden Yasemin Buran Gül, “Aynı zamanda kurumsal karbon ayak izi kategorilerini anlatıyoruz. Programımızda ‘AB’nin çıkarmış olduğu sınırda karbon mekanizmasına göre hangi emisyonları dikkate alacağız, bu hesaplamalar nasıl yapılacak? Sistem sınırlarımızı nasıl belirleyeceğiz? Avrupa Birliği’nin bize şiddetle tavsiye niteliğinde yayınlamış olduğu iletişim şablonunu nasıl kullanacağız?’ gibi konuları uygulamalı örnekler ile anlatıyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu alanda önemli adımlar atılıyor”
Türkiye’de son yıllarda bu alanda önemli adımlar atıldığını belirten Yasemin Buran Gül, şunları söyledi:

“Ülkemizde bu çalışmalara kurumsal karbon ayak izi ile başladık. Uzun yıllar bu çalışmalar gönüllük esası ile yapıldı. AB’nin ortaya çıkardığı bu sistemle yasal gereklilik haline geldi. Önemli ve güzel adımlar atılıyor. Daha da gelişeceğimize inanıyoruz. Bu anlamda ülkemizdeki destekler çok faydalı olacaktır. Çok ciddi teşvik ve destek programları var. Bursa, Kocaeli ve İzmir’de gerçekleştirdiğimiz eğitimlerde bu konuları anlattık.”

SKDM eğitim programları, Bursa’nın ardından 22-23 Ocak 2024 tarihlerinde Kocaeli TOSB Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleşti ve 25-26 Ocak 2024 tarihlerinde İzmir Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen eğitim programları ile tamamlandı.

Türkiye, Çin’in gıda deposu olmak istiyor

Çin’in yıllık 2,6 trilyon dolarlık ithalatından daha fazla pay almak isteyen, Türkiye ile Çin arasındaki dış ticareti dengelemek ve Çin’in gıda deposu olmak isteyen Türk ihracatçıları 2024 yılında Çin ile temaslarını yoğunlaştırmak için kolları sıvadı.

“Çin almak için uzak değilse, satmak için uzak değil” mottosuyla hareket eden Türk ihracatçıları Çin’e ihracatımızı artırmak için 2024 yılının ilk hamlesini gerçekleştirdi.

Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Kılıç’ın başkanlık ettiği 25 kişilik İş Heyeti, 29 Ocak – 1 Şubat 2024 tarihleri arasında Çinli mevkidaşlarıyla Türkiye’den Çin’e ihracatı artırmak için yoğun bir program sürdürüyor.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak ve Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz’ın aralarında bulunduğu iş heyeti ilk ziyaretini Çin Gıda Maddeleri, Yerli Ürünler ve Hayvansal Yan Ürünler İthalat ve İhracat Ticaret Odası (CFNA)’na gerçekleştirdi.

CFNA Başkanı Cao Derong’un ev sahipliği yaptığı ziyarette konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Hayrettin Uçak, Türkiye’den Çin Halk Cumhuriyeti’ne kiraz ihracatının tekrar başlaması, kiraza ilave olarak narenciye, nar, üzüm, elma, incir, badem ve kivi ihracatının başlaması için T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Kalite, Kontrol, Denetim ve Karantina Genel İdaresi arasında görüşmelerin sürdüğü bilgisini paylaştı.

Türkiye’nin 2023 yılı Ekim ayında Çin makamlarına Türkiye’den taze meyve sebze ihracatının başlaması için bir mektup yazdığı bilgisini paylaşan Uçak, “Prosedürlerin tamamlanması için Çinli yetkililerin ülkemize gelerek bahçe ve işletmelerde incelemelerde bulunması ve bu incelemeler sonucunda uygunluk vermeleri ve buna göre protokol şartlarının belirlenerek imzalanmasını bekliyoruz. Sadece yaş meyve sebze değil Çin’in ithal ettiği Türkiye’nin üretim ve ihracatında güçlü olduğu tüm tarım ürünleri ve deniz mahsülleri, kanatlı eti ve yumurta, süt ürünlerini sizlere sağlıklı bir şekilde ihraç etmek istiyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti bizimle çalışmaya başladığı takdirde vatandaşlarına kaliteli Türk gıda ürünlerini uygun fiyatla sunma olanağına kavuşacak. Biz de yıllık 210 milyar dolar gıda ürünleri ithal eden Çin’e 1 milyar dolarlık gıda ürünleri ihracat hedefimize ulaşmış olacağız. Her iki taraf içinde kazan-kazan felsefesi hayat bulmuş olacak” diye konuştu.

Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2024 yılında Çin’de bir dijital Pazar yeri kurma hedefleri olduğuna temas eden Uçak, İş heyetinde bu projeyle ilgili Çinli mevkidaşlarıyla görüş alışverişinde bulunacaklarını, 2024 yılında ve sonraki yıllarda Çin pazarına yönelik yapacakları pazarlama faaliyetlerinin zeminini oluşturacaklarını dillendirdi.

Türk İş Heyeti, Çin temaslarında ikinci ziyaretini COFCO isimli şirkete gerçekleştirdi.

Çin ile Türkiye arasındaki dış ticaretin daha dengeye oturması için temaslarda bulunan Türk İş Heyeti’nin üçüncü durağı Çin Dış Ticareti Destekleme Konseyi oldu.

Toplantıda konuşan Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Dr. İsmail Hakkı Musa, Türkiye’nin Çin’e ihracatını artırmak istediğini, dengeli bir dış ticaret hedeflediklerini vurguladı. Büyükelçi Musa, “Çin’den 45 milyar dolarlık mal alıyoruz. Buna itirazımız yok ama biz de size ürün ihraç etmek istiyoruz. Türkiye hem tarım, hem sanayi, hem de madencilik ürünleri üretiminde ve ihracatında güçlü bir ülke. Türkiye’den Çin’e yapılan yıllık 3 milyar dolarlık ihracatın katlanarak artmasını arzuluyoruz. Çin’e ihracatımızın artması için temel anlaşmaların tamamlanması için bize destek verin” diye çağrıda bulundu.

Çin Dış Ticareti Destekleme Konseyi Başkan Yardımcısı Z. Shaodang Türkiye ile her türlü iş birliğine hazır olduklarını, belirli sektörlerde karşılıklı ikili iş (B2B) görüşmelerine zemin hazırlayan ticaret heyetlerinin artırılmasına hazır olduklarını söyledi. Shaodang; “Çin’e ihracatlarını artırmak isteyen Türk firmalarının yapması gereken bir diğer pazarlama faaliyeti Çin’de fuarlara katılmak olmalıdır” görüşünü dile getirdi.

Türk iş heyeti, 3 gün süreyle Türkiye-Çin arasındaki dış ticaretin dengeye kavuşması için ziyaretlerde bulunacak.

Lexus, ATP Tour ile Tenisin Zirvesine Ortak Olmaya Devam Ediyor

Premium otomobil üreticisi Lexus, profesyonel erkek tenis turnuvalarının zirvesi olan ATP Tour ile bu sezon da Platinum Partner ve Resmi Otomotiv Partneri olarak iş birliğine devam ediyor. ATP Tour’da 2023 yaz aylarından itibaren yerini almaya başlayan Lexus, 2024’te ise iki kat daha fazla turnuvaya ismini yazdırarak adından söz ettirecek.

Yeni Zelanda’nın Auckland kentindeki ATP 250 ASB Classic ile heyecan verici bir başlangıcın ardından Lexus, 29 Ocak’ta Montpellier’de başlayacak olan ATP 250 Sud de France Açık ile Avrupa turnuvalarını başlatıyor.

Lexus sponsorluğundaki turnuvaların takvimi, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, Kazakistan ve İtalya gibi şehirleri içeren 14 etkinliği içeriyor. ATP Tour’un zirvesi olan Nitto ATP Finalleri ise, Kasım ayında Torino’da gerçekleştirilecek.

Lexus aktiviteleri her turnuvaya özel olarak yapılacak. Tamamen yeni Lexus LBX, elektrikli RZ 450e gibi modellerin yanı sıra Lexus’un tam hibrit ve plug-in hibrit modelleri de öne çıkarılacak. Bu araçlar, turnuva yetkililerine ve tenisçilere eşlik edecek.

Bununla birlikte premium marka, tenis severlerin oyuncular arasındaki rekabeti keşfetmesini sağlayan ve oldukça popüler bir uygulama olan ATP Head2Head’in ana sponsoru olmaya devam edecek. Bu eğlenceli videolar, oyuncuların kişiliklerini daha farklı alanlarda yansıtacak. Tenis severler, en sevdikleri yıldızların kortlar dışında beklenmedik şeyler yaparak birbirleriyle mücadele ettiklerini görme şansı bulacak.

BELEDİYENİN ELEKTRİĞİNİN TAMAMI GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİNDEN

Eyüpsultan Belediyesi’nde Başkan Deniz Köken’in göreve başladıktan sonra 58 ayda bölgeye kazandırdığı 90 eser, 7’den 70’e herkesin ilgisini çekiyor.

Sanattan spora, tarımdan eğitime kadar farklı alanlarda yer alan eserlerin arasında, tüm Türkiye’nin dikkatini çekecek eserler de bulunuyor. Matematik Evi, Tarım 4.0 Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Eyüpsultan Gençlik Kampı, Galeri Eyüpsultan, Çiftalan Plajı gibi eserlerin yanı sıra; İstanbul’un en büyüklerinden biri olacak olan Güneş Enerjisi Santrali de yer alıyor.

BELEDİYENİN ELEKTRİĞİNİN TAMAMI GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİNDEN

Eyüpsultan Belediyesi tarafından Ağaçlı Mahallesi’nde kurulan Güneş Enerjisi Santrali ile belediyenin tüm kurumlarının elektrik ihtiyacı karşılanacak. 4700 KWE gücünde yapılan Güneş Enerjisi Santrali ile yıllık 6.594 MWH yani 2.198 hanenin tüketimine denk üretim sağlanırken, engellenecek CO₂ salımı ise 4.274 ton… Bu da yaklaşık 10.400 ağacın 1 yılda engelleyeceği CO₂ salımına denk geliyor.

İstanbul’da kurulan en büyük Güneş Enerjisi Santrali’nden biri olacak olan merkez, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Sayın Abdullah Tancan ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin’in katılımlarıyla açılıyor.

Yenilenebilir enerji üretimi için örnek olmasını hedeflediğimiz bu merkezin açılışında, siz değerli basın mensuplarını da aramızda görmeyi dileriz.

Tarih: 1 Şubat PerşembeSaat: 12:00Yer: Ağaçlı Mahallesi, Ağaçlı Yolu

“FİLYOS LİMANI HEM BÖLGEYİ HEM DE TÜRKİYE’Yİ BİR ADIM DAHA İLERİYE TAŞIYACAK”

 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dev bir lojistik merkezi projesi olan Filyos Limanının, 13 geminin elleçlemesi yapılabilecek yıllık 25 milyon ton kapasiteye sahip olarak 14 ve 19 metre derinliğindeki rıhtımlarıyla büyük tonajlı gemilere hizmet verebileceğini belirtti.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile birlikte Filyos Doğal Gaz İşleme Tesisi ve Filyos Limanı’nda incelemeler yaptı. İnceleme gezisi öncesinde iki bakana hem işleme tesisi hem de liman ile ilgili brifing verildi. Toplantıya, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, AK Parti Zonguldak milletvekilleri Muammer Avcı, Saffet Bozkurt, Ahmet Çolakoğlu, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan da katıldı.

DEV BİR LOJİSTİK MERKEZ

Ulaştırma Bakanı Uraloğlu da inceleme gezisine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar ile Filyos Limanı’nın demiryolu ve karayolu bağlantıları üzerine incelemelerde bulunduk. Ülkemizi daha ileriye götürecek, sektöründe lider pozisyona taşıyacak dev bir lojistik merkezi projesi olan Filyos Limanı; 13 geminin elleçlemesi yapılabilecek yıllık 25 milyon ton kapasiteye sahip olarak 14 ve 19 metre derinliğindeki rıhtımlarıyla büyük tonajlı gemilere hizmet verebilecek.” ifadelerini kullandı.

Bakan Uraloğlu, hem bölgeyi hem de Türkiye’yi bir adım daha ileriye taşıyacak ‘dev bir lojistik merkez’ projesi olan Filyos Limanı’nda rıhtım ve geri saha inşaatının tamamlanarak 04.06.2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile hizmete alındığını belirtti.

Limanda 2 bin 450 metre ana bin 370 metre de tali dalkıranın yer aldığını ayrıca biri 14, diğeri de 19 metre derinliğinde olan toplam üç bin metrelik iki rıhtımın bulunduğunu belirten Uraloğlu, “Aynı anda farklı boyutlardaki 13 geminin elleçlemesini yapabilecek Filyos Limanı’mızın yıllık kapasitesi 25 milyon tondur.” dedi.

“GAYRETTEPE-İSTANBUL HAVALİMANI ARASI SEYAHAT SÜRESİ 30 DAKİKA OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kâğıthane-Gayrettepe etabı hattımızın hizmete alınmasıyla İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğu 338,5 kilometreye çıkıyor.” dedi.

 Gayrettepe – İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın son halkası olan Gayrettepe – Kâğıthane Metro Hattı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle açıldı. Törende Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Kurum’da yer aldı.

Erdoğan, Gayrettepe’ye bağlayan Kağıthane-Gayrettepe kesiminin açılışını yapmak üzere bir arada olduklarını belirterek, “Böylece İstanbul Havalimanı ile Gayrettepe arasında kesintisiz metro ulaşımını sağlamış oluyoruz.” dedi.

HATTIN GÜNLÜK YOLCU KAPASİTESİ 600 BİN

Toplam 37,5 kilometre uzunluğundaki Gayrettepe-Kâğıthane Metrosu’nun İstanbulluların hayatını fevkalade kolaylaştıracağını dile getiren Erdoğan, 9 istasyondan oluşan ve hızı saatte 120 kilometreye ulaşan hattın günlük yolcu kapasitesinin 600 bin kişi olduğunu kaydetti.

Hattın devreye girmesiyle Gayrettepe-İstanbul Havalimanı arasının 30 dakikaya, Göktürk-Mahmutbey arasının 38 dakikaya, Tekstilkent-İstanbul Havalimanı arasının 45 dakikaya, Taksim-İstanbul Havalimanı arasının 41 dakikaya, Taksim-Göktürk arasının 26 dakikaya, 4. Levent-İstanbul Havalimanı arasının 35 dakikaya ineceği aktaran Erdoğan, “Bu hattımızın da hizmete alınmasıyla İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğu 338,5 kilometreye çıkıyor. Biz söyledik mi yaparız, ortada bırakmayız. Belediye başkanlığından tutun daha sonra hükümete geldik. Hükümette de Ulaştırma Bakanlığı olarak bu yolları, bu hızlı tren hatlarını, yüksek hızlı tren hatlarını nasıl yaptıysak, aynı şekilde İstanbul’umuzda da bunu yaptık. Ama birileri de hatırlayın. Maalesef hafriyatla ne yaptılar? Kim olduğunu biliyorsunuz, benim söylememe gerek yok.” diye konuştu.

Esasen raylı sistem projelerinde en önemli hassas ve zor konulardan birinin hattın beyni denilebilecek sinyalizasyon sistemi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ASELSAN-TÜBİTAK işbirliğiyle artık bu alanda başkalarına bağımlı olmaktan kurtuluyoruz. ASELSAN sinyalizasyon sistemi için gerekli araç üstündeki ekipmanları, hatlara konulacak sistemlerle, istasyonlara konulacak akıllı sinyal sistemlerini TÜBİTAK geliştirdi. Biz yapıyoruz. Dışarıdan ithal yok.” ifadelerini kullandı.

Pfizer Latin Amerika Bölge Başkanı Sinan Atlığ olduİş hayatına 2000 yılında Pfizer Türkiye’de Stratejik Planlama ve Enformasyon Birimi’nde Proje Müdürü olarak başlayan ve farklı coğrafyalarda Pfizer’de birçok önemli görev alan Sinan Atlığ, Global ve ABD Aşı Pazarlama Lideri olarak üstlendiği pozisyonun ardından 1 Ocak itibarıyla Pfizer Latin Amerika Bölge Başkanı olarak atandı.Sinan Atlığ, 2000 yılında Koç Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Bölümü’nde tamamladı. 2000 yılında Pfızer Türkiye’ye Stratejik Planlama ve Enformasyon Birimi’nde Proje Müdürü olarak katılan Atlığ, 11 yıl boyunca satış, pazarlama ve stratejik planlama gibi farklı departmanlarda deneyim elde etmesinden sonra, kariyer hedefini yurt dışına çevirerek 2011 yılında Kolombiya’ya Uzmanlık ve Onkoloji Direktörü olarak atanmıştı.Sinan Atlığ, 2013 yılında Kolombiya, Peru, Ekvador ve Bolivya İş Birimi Bölge Başkanı olarak çalışmalarına devam etti. 2014-2016 yıllarında And Bölgesi Global Yenilikçi Ürünler İş Birimi Lideri olarak görev yaptı. Atlığ, 2016–2017 yılları arasında ise Gelişen Pazarlar Nadir Hastalıklar Lideri olarak Latin Amerika, Afrika, Ortadoğu ve Asya-Pasifik’te portföyün sorumluluğunu üstlendi. 2018–2020 döneminde Pfizer Afrika ve Ortadoğu Bölge Başkanlığı’na atanan Sinan Atlığ, Pfizer’in Aşı, Onkoloji, Nadir Hastalıklar, İç Hastalıkları, Hastane, İnflamasyon ve İmmünoloji alanlarındaki yenilikçi tedavilerini, ihtiyaç duyan hastalara ulaştıran ticari operasyonları yönetti. Sinan Atlığ, bu görevlerinin ardından Uluslararası Gelişmiş Pazarlarda Aşılardan Sorumlu Bölge Başkanı olarak Avrupa ile Asya/Pasifik bölgelerinde COVID-19 aşısının lansmanlarını yöneterek, COVID-19 pandemi sürecinde toplumsal sağlığın korunmasına yardımcı oldu.Eylül 2022’den bu yana ise Global ve ABD Aşı Pazarlama Takımının başında, beş yenilikçi aşının ABD ve Global lansmanlarına liderlik etti.Sinan Atlığ, 23 yıllık tecrübesiyle 1 Ocak itibarıyla Pfizer Latin Amerika Başkanı olarak görevine başladı.Pfizer Latin Amerika Başkanı Sinan Atlığ, yeni göreviyle ilgili şunları söyledi: “Hasta ve hasta yakını odaklı yaklaşımı, küresel gücü, yenilikçi bakış açısı ve bilim kazanacak anlayışı ile Pfizer, eşi benzeri az bulunur bir lider okulu niteliğinde. Pfizer Türkiye’de başlayan, ardından farklı coğrafyalara uzanan kariyer yolculuğumda farklı ve artan sorumluluklar üstlenmenin gururunu, yeni görevimin ise heyecanını yaşıyorum. Kolombiya, Ekvador, Peru ve Bolivya ile daha önce de çalışma fırsatım olduğu için bölgeyi yakından tanıyorum. Pfizer Latin Amerika Takımı, yaratıcı, zorluklardan yılmayan ve işine bağlılığı son derece yüksek bir takım olma özelliklerine sahip. Stratejik iş ortaklarımız ve paydaşlarımızla hep beraber Latin Amerika’da sağlıkta eşitsizliklerin azaltılması için yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz.”

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

Eğitim, ekonomi-teknoloji, magazin-yaşam, kültür-sanat haberleri

TEV ve WWF-Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde anlamlı işbirliği TEV (Türk Eğitim Vakfı) ve WWF-Türkiye (Doğal …


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/swtdavut/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420