Ekonomi-teknoloji, kültür-turizm, magazin-yaşam haberleri (04.02.2024)

OTOYOLLARDA GİŞESİZ, BARİYERSİZ ULAŞIMA GEÇİLİYOR

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bakanlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün işlettiği otoyollardaki toplam 106 adet gişede 20’sinin Serbest Geçiş Sistemine dönüştürüldüğünü, kalan 86 noktada daha ‘Serbest Geçiş Sistemi’nin devreye alınarak vatandaşların hızlı ve güvenli geçişini sağlayacaklarını bildirdi.

Bakan Uraloğlu yaptığı yazılı açıklamada, “Gişe şerit seçme zorunluluğu ve hız düşümü nedeniyle gişeler öncesinde oluşan trafik akış düzensizliğini ortadan kaldırmak amacıyla, trafik akışının kesintisiz devam etmesi için otoyollarda gişesiz ücret toplanmasını sağlayan Serbest Geçiş Sistemi’ni İstanbul’da devreye aldık. Yol kesimlerindeki gişe adalarını ve kanopileri kaldırarak, vatandaşlarımızın hızlı ve güvenli geçişini sağlayacağız. Daha sonra Türkiye’de tüm gişe noktalarında SGS’yi uygulamaya alacağız” dedi.

TÜRKİYE’DE 86 GİŞE DAHA ‘SERBEST GEÇİŞ SİSTEMİ’NE DÖNÜŞTÜRÜLECEK

Uraloğlu, gişe şerit seçme zorunluluğu ve hız düşümü nedeniyle gişeler öncesinde oluşan trafik akış düzensizliğini ortadan kaldırmak amacıyla bu sisteme geçtiklerini belirterek, “Trafik akışının kesintisiz devam etmesi için otoyollarda gişesiz ücret toplanmasını sağlayan ‘Serbest Geçiş Sistemi’ni Türkiye genelinde bulunan toplam 106 adet gişenin 20’sinde hayata geçirdik, 86 noktada daha kaldırarak dönüştüreceğiz. Amacımız vatandaşlarımızın yaşadığı trafik sorunlarını minumum seviyeye düşürmek. Bu noktada bakanlık olarak ne yapmamız gerekiyorsa o adımları atacağız.” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL’DA TRAFİĞİ HIZLANDIRACAK ‘SERBEST GEÇİŞ SİSTEMİ’Nİ DEVREYE ALDIK

Uraloğlu, “Gözbebeğimiz İstanbul’da en büyük problemlerden biri trafik dedik ve bu noktada ne yapılması gerekiyorsa yapmak için kolları sıvadık. Gişelerde ödeme alma noktasında yaşanan trafik problemini takip ettik ve arkadaşlarımızla bu noktada neler yapabiliriz diye çalışmalar yaptık ve Serbest Geçiş Sistemi’ni devreye almaya karar verdik” açıklamasında bulundu.

Uraloğlu, saha düzenleme çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Daha önce trafiğin hızını düşürmek amacıyla gişelerden geçiş sağlarken artık bu uygulamanın yerini serbest geçişe bırakıyor, böylece bu bölgede yaşanan trafik yoğunluğunun önüne geçiyoruz. 6 adedi İstanbul’da olmak üzere Türkiye genelinde 20 noktada Serbest Geçiş Sistemi dönüşüm çalışmaları tamamlandı, önümüzdeki günlerde İstanbul’un 5 farklı gişe bölgesinde daha uygulamayı planlıyoruz ve ihale hazırlıklarına devam ediyoruz, böylece trafik akışına da hız katmayı amaçlıyoruz.”

Uraloğlu, “Serbest Geçiş Sistemi’ne dönüştürdüğümüz noktalar; Mahmutbey, Çamlıca, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Kurtköy, Şekerpınar’ı gişelerimiz oldu. ‘Serbest Geçiş Sistemi’ne yakın zamanda dönüştüreceğimiz noktalar ise Gebze, Samandıra, Ispartakule, Avcılar, Hadımköy olacak.” ifadelerini kullandı.

TURİZM SEKTÖRÜ 2023 YILINI 2022 YILININ YÜZDE 10 ÜZERİNDE POZİTİF SEYİRDE GEÇİRDİ

Turizm sektörü siyasetten ve dış politikadan en daha fazla etkilenen bir sektör. Hedef 75 milyar dolar üzerine kurulmuş iken ülkemizde yaşanan büyük felaket, İsrail- Filistin savaşının da etkileri Dünyada turizm hareketliliğini etkiledi. İnsanların pandemi sonrası ekonomik krizin devamı nedeni ile kısa süreli seyahatlere yöneldiğini dile getiren Sanitas SPA & Wellness kurucu ortağı, turizm acentesi Medulux Health&Travel’ın sahibi ve Türkiye Genç İş İnsanları Derneği Başkan Yardımcısı PhD. Şebnem Akman Balta, “Bu nedenle kişi başı harcama Türkiye’de olumsuz etkilendi. Dünyada özellikle Avrupa kanadında turizm 2019 öncesi hareketliliğini yakalamış durumda” dedi.

“KİŞİ BAŞI HARCAMA 890 DOLAR BANDINDA”

Türkiye’de kişi başı harcama 890 dolar bandında seyir ettiğini söyleyen Balta, “Hedefimiz 1200 dolar kişi başı gelir olmalıdır.2024 hedefimiz 70 milyar olmalı. Enflasyon ve girdi maliyetlerinde yaşanan durumlar nedeni ile ülkemizde yeniden bir fiyat revizyonuna ihtiyaç var” diye konuştu.

“İSRAFI ÖNLEYEN, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MOTTOSUYLA İLERLENECEK BİR SİSTEM OLUŞTURULMALI”

Yunanistan’daki adalarda vize serbestisi lokal misafirlerimiz açısından olumsuz bir etki yaratacağını ifade eden TÜGİAD Başkan Yardımcısı PhD. Şebnem Akman Balta, “Özellikle euro 2024 futbol severleri Almanya’ya ve Paris 2024 olimpiyatlarının da spor severleri Almanya ve Fransa’ya yönlendirecektir. Dünyadaki gelişmeleri analiz ederek örneğin konforlu bir şekilde tatil yaparken maçları izleyecekleri ortamları yaratarak bazı fırsatlar oluşturarak misafirlerimizi karşılamayı beklemeliyiz. Bu sezon her şey dahil sisteminde ultra her şey dahil sisteminden çıkarak israfı önleyen sürdürülebilirlik mottosuyla ilerlenecek bir sistemi misafirlere anlatmamız gerekir” dedi.

“KAYIT DIŞI GELİRLER KONTROL ALTINA ALINMALI”

Kayıt dışı faaliyetlerin önüne geçilmesini vurgulayan Balta, “Ülkemizde kayıt dışı sağlık turizmi gelirlerini kontrol altına almadan kayıt dışı çalışan klinikleri denetlemeden kayıt dışı rehberlik yapan kişilerin önüne geçmeden asgari ücretten kesilen verginin yeniden yapılanmasını sağlamadan turizmde reel rakamlardan söz etmek çok mümkün olmayacaktır” diye konuştu.

“BODRUM’DA YENİ BİR FİYATLAMA İHTİYACI OLACAK”

Yunanistan Adalarına vizenin kalkmasının Türkiye ekonomisine etkisi merak konusu. Euro ve dolar enflasyonu yüzde 70 oranında yenilmiş iken fiyat rekabet üstünlüğünü tekrar tutturmanın zor olacağından bahseden Balta, “Yunanistan’da 5 gün 1200 euroya tatil yapma tercihi artmıştır. Ülkemizde bu durumda en çok yarayı Bodrum alacaktır. Antalya güçlü otelleri golf sahalarındaki üstünlüğünü mavi bayraklı deniz kum güneş alanlarını ve doğa harikasını yine koruyarak hedeflerine ulaşacak iken İstanbul keza yine kültür turizmi alışveriş t turizmi ile 17 milyonu aşan turist sayısına 3 milyon daha ekleyerek 20 milyona ulaşacak iken Bodrum’da yeni bir fiyatlama ihtiyacı olacaktır” dedi.

“İHTİYAÇ VE TURİZM KREDİLERİNİN RAHATLATILMASI TURİZMDE ERKEN REZERVASYONUN ÖNÜNÜ AÇACAKTIR”

Airbnb ile ilgili yasanın bir yıl ertelenmesi yine kayıt dışı oda satışına sebep verebileceğini belirten TÜGİAD Başkan Yardımcısı PhD. Şebnem Akman Balta, “Alınacak aksiyonlar ve Dolar Euro kur politikasında yaşanan baskılamanın biraz daha gevşetilerek kredi olanaklarının özellikle turizm seyahat kredilerinin tüketici kredilerinin rahatlatılması turizmde erken rezervasyonun önünü daha da açacaktır” diye konuştu.

Türk turizmci, seyahat tutkunlarını uçakla Antarktika’ya indiriyor

Dünyanın en büyük çölü olarak bilinen gizemli kıta Antarktika, eşsiz güzelliklere sahip. Her gezginin rüyalarını süsleyen bu benzersiz destinasyonun keşfi, zorlu koşullarla mücadele gerektiriyor. Türk turizmci Burak Bilgit, bu büyülü kıtaya büyük bir operasyonla havadan ulaşım sağlıyor. Böylece gezginler hem zorlu deniz koşullarını aşmış oluyor hem de daha fazla süreyle Antarktika’yı keşfediyor.

Antarktika, eksi 30 derecenin ılık bir yaz günü olarak nitelendirilebilecek ekstrem koşulları, altı aylık uzun geceleri ve vahşi doğasıyla, tecrübeli gezginlerin hayallerini süslüyor. Yedinci kıtanın ziyaretçilerine sunduğu sınırsız keşif imkânları, yalnızca kasım-mart ayları arasında mümkün olabiliyor.

Seyahatler, Antarktika’nın vahşi doğasına, onun donmuş tarihine ve bu uzak kıtanın çelişkili güzelliklerine ışık tutarken, gezginler doğanın en uç noktalarında gerçek bir keşfin parçası olma fırsatı buluyor.

Bu keşif Uluslararası Antarktika Tur Operatörleri Birliği‘nin (IAATO) bir üyesi olan Antarctica 21 ile gerçekleştirilebiliyor. Antarctica 21, donmuş kıtada Magellan Explorer ve Ocean Nova gemileriyle hizmet veriyor.

Antarctica 21’den önce, Antarktika Yarımadası’na ulaşmak isteyen gezginlerin tek bir seçeneği vardı; Drake Boğazı’nın meşhur dalgalı denizlerine açılmak.

Antarctica 21, bu maceralı serüveni 2003 tarihinde ilk kez farklı bir konsepte dönüştürdü ve Şili’nin Patagonya’ya açılan kapısı Punta Arenas’tan başlattığı özel Antarktik uçuşlarla kaşifleri ana karaya götürüp, fırtınalı geçişleri ve deniz tutmalarını yaşatmadan keşif gemisine bindirdi. O günden günümüze Antarktika’ya daha hızlı ulaşan gezginler, yedinci kıtadaki maceralarını daha konforlu, daha butik ve Antarktika’ya daha fazla zaman harcayarak yaşıyor.

Nostaljik Drake Boğazı yolculuğunu yaşamak isteyenleri de düşünen şirket, Arjantin Patagonyası’ndan düzenlediği birkaç seferle bu imkânı da Antarktika kaşiflerine sunmaya devam ediyor. Şirketin Türkiye’de tek yetkili satış acentesi bulunuyor. Türkiye’den ilk kez düzenlenen sıra dışı yurt dışı gezileriyle dikkat çeken Matilda Travel, Antarctica 21 ile yaptığı GSA anlaşmasıyla Türkiye dış turizmine yeni ayrıcalıklar kazandırmanın yanında uçaklı paket programlarıyla ulaşılması zor Antarktika rotalarını yerli gezginlerle buluşturdu.

Antarctic Airways ile Antarktika’ya yapılan uçuş operasyonları Antarktika’ya ulaşmayı hayli kolaylaştırıyor ama olumsuz hava koşullarında iniş yapmanın hâlâ önemli zorluklardan biri olduğunu unutmamak gerekiyor. Seyahatin ne zaman başlayacağına operasyonu yürüten şirketler değil Antarktika karar veriyor.Antarktika’ya ulaşım Antarctic Airways’in BAE 146-200, AVRO RJ 85 ve AVRO RJ 100 modellerinden oluşan uçak filosu ile gerçekleşiyor. Yolcular Punta Arenas’tan alınarak, King George Adası’na ulaştırılıyor. Ziyaretçiler, burada zodyak botlarla Antarktik keşif gemisine geçiş yapıyor.

Antarktika’ya yapılan bu geziler, Goethe’nin “Gezgin bir yere varmak için değil, keşfetmek için seyahat eder” sözüne uygun olarak planlanıyor. Penguenler, balinalar ve leopar fokları gibi Antarktika faunasının yanı sıra, okyanus bilimcileri, doğa tarihçileri ve uzman kutup rehberlerinin eşliğinde gerçekleştirilen bilgilendirici turlar da sunuluyor.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARIN MERKEZİ

Antarktika’nın donmuş tarihi, bu kıtaya yapılan ilk keşiflerden modern turizme kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bir zamanlar avcıların ve kaşiflerin cesur seyahatlerine ev sahipliği yapan bu kıta, bugün sürdürülebilir turizmin ve bilimsel araştırmaların merkezi haline gelmiş durumda.

Antarktika seyahatleri Türkiye turizminin geleceğine dair de umut verici bir örnek teşkil ediyor.

GEZGİNLER BİLİM İNSANLARIYLA BULUŞUYOR

Butik turistik seyahatler düzenleyen Matilda Travel’ın sahibi iş insanı, turizmci Burak Bilgit, Antarctica 21 ile sağladıkları iş birliğiyle Antarktika’da, seyahat tutkunlarını okyanus bilimcileri ve doğa tarihçileriyle buluşturuyor.

BURAK BİLGİT: ANTARKTİKA HAYALLERİN ÖTESİNDE BİR YER

Antarktika’ya havayolu ile ulaşmayı sağlayan Antarctic 21 şirketinin Türkiye’deki tek yetkili temsilcisi iş insanı Burak Bilgit, operasyona dair şunları söylüyor: “Antarktika serüvenini 2003 tarihinde ilk kez farklı bir konsepte dönüştüren Antarctica 21 şirketinin Türkiye’deki tek yetkili satış temsilcisiyiz. A21’den önce Antarktika Yarımadası’na ulaşmak isteyen gezginlerin tek bir seçeneği vardı; Drake Boğazı’nın meşhur dalgalı denizlerine açılmak. Bizler Şili’nin Patagonya’ya açılan kapısı Punta Arenas’tan özel uçak seferleri ile kaşifleri ana karaya götürüp, fırtınalı geçişleri ve deniz tutmalarını yaşatmadan keşif gemisine bindiriyoruz.

Antarktika’ya daha hızlı ulaşan konuklarımız, Antarktika maceralarını daha konforlu, daha butik ve yedinci kıtaya daha fazla zaman harcayarak yaşıyor. Nostaljik Drake Boğazı yolculuğunu yaşamak isteyenler için de Arjantin Patagonyası’ndan birkaç sefer düzenliyoruz. Antarctic Airways ile charter düzenlenen özel seferlerin konuğu oluyoruz. Antarctic Airways maksimum 76 yolcu kapasiteli bir uçak filosuna sahip. BAE 146-200, AVRO RJ 85 ve AVRO RJ 100 tip modellerden oluşuyor. Antarctic Airways özel seferi için Punta Arennas’taki uçak pistine varıyoruz. Uçağımız Punta Arenas’tan ayrılıp Güney Okyanusu’na doğru rotasını çizerken Şili Patagonya’sı ve Magellan Boğazı aşağıda nefes kesen manzaralarını sunmaya devam ediyor. Kısa bir süre sonra dünyanın sonundan kopup Güney Okyanus semalarında süzülüyoruz. 2 saatlik bir uçuşun ardından Yedinci Kıta Antarktika kendini gösteriyor. Sisli bulutların arasında alabildiğine beyaz bir kıta ayaklarınızın altında duruyor. King George (Kral George) adasına iniyoruz. Güney Shetland Adaları arasında bulunan Kral George Adası, özel Antarktika uçuşları için küçük bir piste ev sahipliği yapıyor. Burada uzman ekiplerimizle ile buluşup zodyak botlara biniyor ve bir hafta sürecek keşif yolculuğumuzda yoldaşımız olacak Antarktik keşif gemisine yerleşiyoruz.

Bilgit, Antarktika’yı ise şu cümlelerle aktarıyor:

Hayal gücünüzün size bir Antarktika tasarlayabilmesi mümkün değil. Böyle bir yerin muhteşemliğine zihinde hazırlanabilmenin imkânı yok. Engin bir sessizlik, donmuş bir boşluk. Sadece Kasım-Mart ayları arasında ziyaret etmek mümkün. Biz de, güney yarım kürenin yaz mevsimi olduğu dönemde her şey donmadan ve güneş batmadan keşfe çıkıyoruz. Alabildiğine beyaz bir kıtada Antarktik gökyüzü altında sıralanmış penguenler, dev kuyruğunu salınarak usulca batıran balinalar.. Kürklü foklardan leopar foklarına kadar Antarktika faunası gezginleri vahşi yaşamın gerçek bir parçası yapıyor”Türk turizmci Burak Bilgit, 2003 yılından bu yana Antarktika’ya hava yolu ile ulaşımı sağlayan Antarctica 21 ile yollarının nasıl kesiştiğini ise şöyle ifade etti:

Dünyanın her yerinden kâşifi ağırlıyor Antarctica 21. “Biz bunun içerisinde neden olmayalım?” dedik. Bu vizyonla çıktığımız yolda bir araya geldik A21 ekibi ile.

Antarctica 21’i anlamak için önce Antarktika’yı tanımak lazım. Dünyanın dibine seyahat ediyoruz. Ve bu sıradan bir seyahat değil. Büyük kruvaziyer gemileri ile Antarktika açıklarına şöyle bir uğramaktan bahsetmiyorum. Özel uçuşlar ile Antarktika ana karasına ulaşıp tüm motivasyonu Antarktik bir keşfe ayıran bir operasyon bu.

Antarktika ana karasına uçakla inebilmenin ayrıcalığına sahip olmak, Antarktika penguenlerini Avustralyalı doğa tarihçisi Graeme Snow ile keşfetmek, balina ekspediyonlarına Oşinograf (Okyanus Bilimci) Dani Arbas ile katılmak ve sadece 100 kişinin kara seferlerine müsaade edildiği bir coğrafyayı en fazla 75 kişi kapasiteli bir keşif gemisiyle hiç beklemeden tüm ekip ile küçük gruplar halinde keşfetmek. Bu çok eşsiz bir deneyim.

Seyahat Tutkunlarının Antarktika’da Yapabilecekleri:

Özel Uçuşlarla Ulaşım: Antarctic Airways ile gerçekleştirilen özel uçuşlar sayesinde, zorlu Drake Boğazı’nı atlayarak Antarktika Yarımadası’na daha hızlı ve konforlu bir şekilde ulaşabilirler.

Zodyak Botlarıyla Keşif: Ziyaretçiler, zodyak botlarla Antarktik keşif gemisine geçiş yaparak, kıtanın uzak bölgelerine ulaşabilir ve buzullar arasında gezinti yapabilirler.

Vahşi Yaşam Gözlemi: Penguenler, balinalar, leopar fokları ve diğer vahşi yaşam türlerini gözlemleme fırsatı bulabilirler.

Buzul Yürüyüşleri ve Tırmanışı: Kar ayakkabısı ve krampon kullanarak Antarktika’nın karlı zirvelerini ve buzullarını keşfetmek.

Bilim ve Doğa Tarihçileriyle Eğitimler: Okyanus bilimcileri, doğa tarihçileri ve uzman kutup rehberlerinin eşliğinde gerçekleştirilen bilgilendirici turlara katılabilirler.

Butik Konsept Gemilerle Seyahat: Ocean Nova ve Magellan Explorer gibi butik konsept gemilerle konforlu ve kişiye özel seyahat deneyimleri yaşayabilirler.

Polar Plunge (Kutup Dalışı): Cesaret gerektiren, buz gibi sulara dalma deneyimi.

Port Lockroy Postanesi’ni Ziyaret: Dünyanın en güneydeki postanesini ziyaret ederek, sevdiklerine kartpostal gönderme fırsatı.

Kambur Balina Gözlemleri: Deniz biyologları eşliğinde kambur balina izleme turlarına katılabilirler.

Güneşin Batışını İzleme: Buz dağlarının üzerinde batan güneşi izleyerek unutulmaz anlar yaşayabilirler.

ANTARKTİKA’YA DAİR

Antarktika, genellikle buzlarla kaplı olduğu için dünyanın en büyük çölü olarak kabul edilir.

Yılın yarısında altı ay süren gündüz ve altı ay süren gece yaşanması, eksen eğikliğinden kaynaklanır.

Eksi 30 derece sıklıkla ılık bir yaz günü olarak nitelendirilebilir.

Penguenler, balinalar ve leopar fokları gibi zengin bir vahşi yaşam sunar.

Devasa buz katedralleri ve muazzam buzul yapıları mevcuttur.

Antarktika’nın benzersiz ışık oyunları ve renk tonları büyüleyicidir.

Dünyanın en güneydeki postanesi ve müzesi Port Lockroy Postanesi buradadır.

Antarktika’da kambur balinalar bulunur.

6 Şubat Kahramanmaraş depreminden aldığımız ders: Kentsel dönüşüm ve dijital ikizin önemi6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli deprem, kentsel dönüşüm ve dijital ikiz projelerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. 11 kentteki toplam 13,5 milyon kişinin doğrudan etkilendiği depremde, yüzbinlerce bina yıkılırken ortaya çıkan hasar ve kayıplar, kentsel dönüşüm ve dijital ikiz projelerinin acil bir şekilde hayata geçirilmesi gerekliliğini bir kez daha gösterdi. Bu projeler, şehirlerin afetlere dayanıklı hale getirilmesi, altyapıların güçlendirilmesi ve hızlı müdahale stratejilerinin oluşturulması adına kritik bir rol oynuyor. Bu tür afetlere hazırlıklı olmak ve etkilerini en aza indirmek için kentsel dönüşüm sürecinde dijital ikiz vizyonuna sahip olmak ve kentleri bu bakış açısıyla tasarlamak gerekiyor.Kentsel dönüşüm, özellikle deprem gibi doğal afetlere karşı binaların dayanıklılığını artırmayı, riskli alanlarda yapılaşmayı önlemeyi ve yaşanabilir şehirler oluşturmayı amaçlıyor.  Akıllı şehir ve dijital ikiz projeleriyle Kahramanmaraş merkezli depremde olduğu gibi büyük afetlere karşı hazırlıklı olmak mümkün. Depremden etkilenen şehirlerde hızlı bir kentsel dönüşüm süreci, gelecekteki afetlerin etkilerini en aza indirebilir.Kentsel dönüşüm süreci ve stratejileri ülke gündemindeki önceliğini koruyorMart 2024’teki yerel seçimlere günler kala, adayların kentsel dönüşüm vaatleri sürerken, bu vaatlerin ekonomik yönü de belirginleşmeye başlıyor. Bu dönemde yatırımlar ana gündem maddesi olurken, ülkenin dört bir yanında gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm projeleri büyük bir merakla bekleniyor. Her adayın kentsel dönüşüm vizyonu ve planları, şehirlerin geleceğini şekillendirmede kritik bir role sahip. Yatırımlar, altyapı projeleri ve çevresel düzenlemeler, seçmenlere sunulan vaatler aracılığıyla nasıl şekillenecek? Bu soru, Türkiye’nin gelecekteki yönünü belirleme noktasında büyük bir öneme sahip. Şehirlerin kentsel dönüşüm sürecine girmesi için gereken stratejiler ise şöyle sıralanıyor:

Kentsel dönüşüm sürecine etkilenen topluluğun katılımını sağlamak çok önemli. Toplumun ihtiyaçları ve beklentilerinin anlaşılması, karar süreçlerine dahil edilmesi gerekiyor. Kentsel dönüşüm projeleri uzun vadeli bir vizyon ve planlama gerektiriyor. Şehir planlama uzmanları ve yerel yönetimler, gelecekteki ihtiyaçları göz önünde bulundurmalı.

Ayrıca dönüşüm süreci genellikle önemli miktarda finansman gerektiriyor. Yatırımcılar, kamu kaynakları ve özel sektör iş birlikleri bu süreçte önemli rol oynuyor.

Kentsel dönüşüm projelerinin çevresel sürdürülebilirlik ilkesine uygun olması gerekiyor. Bu noktada yeşil alanlar, enerji verimliliği, atık yönetimi gibi çevresel faktörlere odaklanılıyor.

Kentsel dönüşüm genellikle altyapı iyileştirmelerini içeriyor. Yollar, su temini, kanalizasyon gibi temel alt yapı unsurlarının güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekiyor.

Kentsel dönüşümde, var olan kültürel ve tarihi değerlerin korunması da çok önemli. Tarihi binaların restorasyonu veya korunmasıyla, şehir kimliğini sürdürebiliyor.

Teknolojik yenilikler, kentsel dönüşüm sürecinde verimliliği artırıyor. Akıllı şehir teknolojileri, trafik yönetimi, ulaşım ve enerji verimliliği gibi alanlarda kullanılıyor.

Halkı sürece dahil etmek ve bilinçlendirmek için eğitim programları düzenlemek de önem taşıyor. Böylece toplum da dönüşüm sürecine daha etkin bir şekilde katılıyor.

SAMPAŞ Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya, dönüşüm projesinin büyüklüğü ve karmaşıklığına göre projelerin süresinin değişebileceğini belirterek şunları ekliyor: “Büyük ve karmaşık projeler daha uzun süre alabilir. Projenin finansman kaynakları, hızını belirler. Yeterli finansman sağlanması süreci hızlandırabilir. Elbette gerekli izinler, düzenlemeler ve diğer yasal süreçler, projenin başlaması ve tamamlanması için gereken süreyi etkileyebilir. Bu süreçlerin karmaşıklığı ve uzunluğu yerel yönetim politikalarına ve mevzuata bağlı olarak değişiyor. Buna mukabil, teknolojik yenilikler, inşaat süreçlerini ve altyapı iyileştirmelerini hızlandırabilir. Mevcut alt yapı durumu, iyileştirmelerin ne kadar sürede tamamlanabileceğini etkileyen faktörlerden biri. Altyapı iyileştirmeleri genellikle daha fazla zaman alabilir. Şunu da vurgulamalıyım ki, her şehir ve proje farklıdır, bu nedenle genel bir süre vermek zor. Ancak, büyük kentsel dönüşüm projelerinin genellikle ortalama 2,5 yıl sürmesi beklenebilir. Planlama aşamasından başlayarak, inşaat sürecine kadar olan aşamalarda bir dizi faktörün dikkate alınması önemli.”

Şehirlerin gelecekteki afetlere karşı dirençli olabilmesi gerekiyor“Dijital ikiz projeleri ise şehirlerin altyapısını sanal ortamda simüle ederek, olası afet senaryolarına karşı stratejiler geliştirmeyi sağlar. Bu projeler, acil durum yönetimine daha etkili bir şekilde destek verir ve afet anında hızlı ve koordineli müdahale imkanları sunar. Kahramanmaraş’taki deprem, dijital ikiz projelerinin şehirlerin dayanıklılığını artırma potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkemizdeki şehirlerin gelecekteki afetlere karşı dirençli olabilmesi için, kentsel dönüşüm ve dijital ikiz projeleri bir arada düşünülmeli ve uygulamaya geçirilmelidir. Bu, sadece deprem bölgesi için değil, tüm Türkiye için bir öncelik olmalıdır. 6 Şubat depremi, SAMPAŞ Holding’in afetlere karşı geliştirdiği çözümlerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Akıllı şehir uygulamaları, hızlı ve etkili müdahale imkanları sunarak, deprem sonrası toparlanma sürecini hızlandırıyor. Aynı zamanda, vatandaşların anlık bilgilere erişimi sağlayarak, afet anında güvenli bölgelere yönlendirilmelerine olanak tanıyor. Yatırımların bu yönde yapılması, gelecek nesiller için daha güvenli ve sürdürülebilir şehirlerin inşasına katkı sağlayacaktır” dedi.

KONUT ALAMAYAN YATIRIMCI ARSAYA YÖNELİYOR “ARSA YATIRIMI İÇİN DOĞRU ZAMAN”

Konut fiyatlarındaki ve faiz oranlarındaki yükselişin de etkisiyle yatırımcılar bütçelerine uygun arsa ve tarlalara yönlendi. Arsa, tarla ve ticari gayrimenkul satışları yatırımcı çekmeye devam ediyor ARAGYD Kurucusu Dr. Av. Mert Van, “Konut fiyatlarının pik seviyeye ulaşması, insanların enflasyon karşısında paralarını koruma çabası, kredibilite ve deprem gibi nedenlerle yatay mimariye oluşan ilgi gibi birçok farklı nedenin bir araya gelmesiyle birlikte arsaya çok ciddi bir yönelim oluştu. Devletin altyapı yatırımı yapmayı planladığı, gelişmekte olan bölgelerden doğru fiyatlı arsa yatırımları yapmak için doğru bir zamandayız” dedi.

“SON 4 YILDA ARSA FİYATLARINDA YÜZDE 530 ARTIŞ YAŞANDI”

Arsa yatırımlarına olan ilginin artmasının temel nedenleri arasında, arsa yatırımlarının potansiyel getiri fırsatları, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirme ihtiyacı ve doğa içinde huzurlu bir yaşam arzusu yer alıyor. Son 4 yılda Türkiye geneli arsa fiyatlarında yüzde 530 artış yaşandığını ifade eden Van, arsa yatırımı için en çok fırsat veren bölgelerin; Kuzey Ege, Çanakkale, Kırklareli, Manisa ve Yalova, en çok yatırım yapılan bölgelerin ise Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Edirne, Kırklareli ve İzmir olduğunu belirtti.

TINY HOUSE ARSALARINA İLGİ ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Şehir yaşamının hızla artan kalabalığı, günlük hayatın koşuşturması ve stresi, insanları daha sakin, doğayla iç içe bir yaşam arayışına itiyor. Bu nedenle, birçok kişi arsa yatırımlarına yönelerek şehir yaşamının sıkıntılarından kaçmak ve daha huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak isterken, getiri potansiyeli yüksek olan arsa yatırımının kazançlı olması bilinciyle hareket ediyor. ARAGYD Kurucusu Dr. Av. Mert Van, “İnsanların doğal yaşama olan ilgilerinin artması sebebiyle, bu tarz kanunlara uygun arazilerin de kıymeti artmaktadır. Bu ilgiden dolayı Tiny House arazileri yatırım aracı olarak değerlendirilmektedir.” dedi. Altyapısı hazır Tiny House arsaların avantaj sağladığından bahseden Van, “Tüm altyapının tek elden sağlanması sebebiyle kişilere düşen maliyet azalmaktadır. Aynı şekilde güvenlik, sosyal alan gibi hizmetlerin bulunmasından dolayı kişilere bir konfor alanı yaratması sebebiyle Tiny House arsalarına olan ilgi günden güne artmaktadır.” diye konuştu.

“ARSA, HER ZAMAN ALTIN VE KONUTA GÖRE DAHA FAZLA GETİRİ SAĞLIYOR”

Çanakkale özelinde imarlı arsaların metrekaresinin 1.000 TL’den başlayıp 60.000 TL’ye kadar arttığını belirten Van, “Arsa; 1/1000 uygulama imar planında olan ve üzerinde konut, otel, hastane gibi yapıların yapılabildiği yerlerdir. Arzı mümkün olmayan bir yatırım aracı olması sebebiyle doğru yerden ve doğru fiyatla alınan bir arsa her zaman altın ve konuta göre daha fazla getiri sağlıyor. Son 1 yılda konut satışları yüzde 17,5 azaldı ve 1 milyon 225 bin satış gerçekleşti. Konut dışı satış ise yüzde 3 artışla 1 milyon 723 bin olarak gerçekleşti” dedi.

Türk moda endüstrisi Fransa’da mevcudunu korumaya gidiyor

Türk moda endüstrisi, dünyadaki resesyon, Türkiye’deki artan maliyetler ve enflasyon altında kalan döviz kuru nedeniyle 2023 yılında tarihinin en zor yıllarından birini geçirdi.

2023 yılında Türkiye genelinde yüzde 9,2’lik kayıpla ihracatı 21 milyar 193 milyon dolardan 19 milyar 253 milyon dolara gerileyen Türk moda endüstrisi güçlü ihraç pazarından Fransa’daki konumunu korumak için Paris’te 06-08 Şubat 2024 tarihleri arasında düzenlenecek olan Premiere Vision Manufacturing Fuarı’na gidiyor.

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, 2024 yılında Munich Fabric Start the Source Fuarı ile başlattığı tanıtım atağının ikinci halkasını Fransa’da ekleyecek.

Paris’te 06 -08 Şubat 2024 tarihleri arasında düzenlenecek olan Premiere Vision Manufacturing Fuarı’nın Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu 16. kez üstlendiklerini dile getiren Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Türk moda endüstrisinden 26 firmayla dünyanın en prestijli moda fuarlarından olan PV Fuarı’nda yerlerini alacaklarını, yıllık 29 milyar dolar konfeksiyon ürünleri ithal eden Fransa’da konumlarını güçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Fransa’nın dördüncü büyük tedarikçisiyiz

“Fransa’nın hazırgiyim ithalatında güçlü bir tedarikçiyiz” diyen Sertbaş, “Çin, Bangladeş ve İtalya’nın ardından Fransa’nın en 4.büyük giyim tedarikçisi konumundayız. 2023 yılında Türkiye genelinde 1 milyar 90 milyon dolar ihracat yaptık. Fransa’nın hazırgiyim ithalatı 2023 yılında yüzde 3,5 daralarak 30 milyar dolardan 29 milyar dolara düştü. Fransa pazarı büyümediği için mevcudumuzu korumak için müşterilerimizle güçlü bağlar kurmak zorundayız. PV Fuarına katılım bu noktada çok kıymetli. 2023 yılı temmuz ayındaki PV Fuarı’na 23 firmayla katılmıştık, bu sefer 26 firmayla katılıyor olmamız Türk moda endüstrisinin Fransa pazarından vazgeçmeyeceğinin göstergesi. 2024 yılında Fransa’ya 1,1 milyar dolarlık ihracat seviyemizi korumayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Uğuz: Avrupa’da resesyon devam ediyor

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Stratejileri Geliştirme Komitesi Başkanı Tala Uğuz, 23-25 Ocak 2024 tarihlerinde Almanya’da gerçekleşen Munich Fabric Start the Source Fuarı’ndaki izlenimlerini paylaştı. Uğuz, Avrupa’da devam eden durgunluk ve Alman ekonomisinin 2023 yılındaki yüzde 0,3’lük daralmasının etkilerini Munich Fabric Start the Source Fuarı sırasında gözlemlediklerini, bu fiili durumun hazırgiyim sektöründe talep düşüklüğünün 2024 yılı ilk yarısında da devam edeceği beklentisiyle uyumlu olduğunu ifade etti.

Bu tabloyu tersine çevirmek için çaba gösterdiklerini anlatan Uğuz, “Bu tabloyu pozitife çevirmenin yolu müşteriye ulaşmak için daha fazla fuara katılmak, müşteriye yakın olmak, rakip üreticilerin durumunu analiz etmekten geçiyor. 6-8 Şubat 2024 tarihlerinde PV Manufacturing Paris fuarına katıldıktan sonra 6-9 Mayıs 2024 tarihlerinde İtalya’dan bir Alım Heyeti’ni İzmir’de ağırlayacağız” diye görüş belirtti.

PV Fuarı’nda, Türk hazırgiyim üreticileri İlkbahar-Yaz 2025-2026 koleksiyonlarını uluslararası alıcılara sunarak sektörü ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etme çabası içinde olacak.

2023 yılı temmuz ayında gerçekleşen Premiere Vision Fuarına 1.313 firma katılırken, ziyaretçilerin yüzde 70’ini uluslararası alıcılar oluşturmuştu. Fuar, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Almanya, ABD, Japonya ve Belçika başta olmak üzere 46 farklı ülkeden yaklaşık 25.717 profesyonel tarafından ziyaret edilmişti.

Şubat fuarında da 46 ülkeden 1.300’ün üzerinde üreticinin PV Fuarı’nda yerini alacağı öngörülüyor.

2024 Şubat Premiere Vision Paris Fuarı’na katılacak firmalar;AYDIN SCV TEKSTİL GİYİM A.Ş., BAGGİ TEKSTİL İTH. İHR. SAN. TİC. A.Ş., BETA KONFEKSIYON TEKSTIL İTH. İHR. SAN. & TİC LTD. ŞTİ., BETOBE TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ., CASA TEKSTIL SAN. VE TİC A.Ş., COLETTİ TOROSAN GİYİM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ, DEMİRIŞIK TEKSTİL VE KONF SAN VE TİC A.Ş- SARP JEANS, DERA GİYİM SAN. LTD. ŞTİ., DİDE TEKSTİL HAZIR DIŞ GİY. SAN. TİC. LTD.ŞTİ., DND İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ., FIRATTEKS TEKSTİL SAN.TİC. LTD. ŞTİ., GULSEN TEKSTİL SAN.TİC. LTD. ŞTİ., IYA TEKSTIL SAN.TİC. LTD. ŞTİ., KREATEKS TEKSTİL A.Ş., MERGER TEKSTIL SAN. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ., MERGU TEKSTIL KONF. SANAYI VE TICARET LTD. ŞTİ., MODALT TEKSTİL KONF. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ., ONTEKS TEKSTİL MAKİNA GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ., OZTEK GİYİM HAZIR GİYİM SAN. VE TİC. A.Ş., PETO GIYIM SAN VE TIC LTD ŞTİ. – LINO TEKSTİL, RAL TEKSTİL TEKSTIL A.Ş., RİKKOTEKS TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ., SEYFELI DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ., SİR HAZIR GİYİM TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, TRIO GOMLEK SAN TİC. LTD. ŞTİ. ve YILMAZ TEKSTİL SANAYİ TİCARET A.Ş.” olacak.

Sevgililer Günü’nün vazgeçilmezi: Çikolata

Sevgililer Günü’ne sayılı günler kaldı. Birçok sevgili, hediyesini şimdiden düşünmüşken, çikolata ise her yıl olduğu gibi bu yıl da sevgililerin vazgeçilmezi olacak. Bu özel günde çikolata satışlarında artık gerçekleşiyor.

“Yüzde 29 artıyor”

Çikolatanın sevgiyi anlatmanın en tatlı, en samimi yolu olduğunu belirten Patiswiss Çikolata Yönetim Kurulu Başkanı Elif Aslı Yıldız, “Çikolata, hediye verdiğiniz kişiyi mutlu etmemesi imkânsız bir ürün. Çoğunluğun da böyle düşündüğünü, sevgililer gününde artan taleplerden görüyoruz. Sevgililer günü bayram ve yılbaşı dönemlerinden sonra talebin en fazla olduğu dönem. Geçtiğimiz yıl da sevgiler günü dolayısı ile yüzde 29’luk bir talep artışı gözlemledik. Bu gerçekten büyük bir artış oranı. Bu sene de sevgililer gününe, bizim için gerçekten kıymetli olan bu talebi göz önünde bulundurarak farklı ürünler ve zengin stoklarla giriyoruz” dedi.

“Sanat eseri gibi”

Sevgililer gününde en çok tercih edilen ürünler hakkında bilgi veren Yıldız, “Hemen hemen her ürünümüzün kendi güçlü hedef kitlesini oluşturduğunu söyleyebilirim. Çünkü ambalajındaki albenisi tüketiciyi denemeye ikna ediyor, alışılmışın dışında lezzetler olmaları ise tüketicilerimizin satın alma alışkanlıklarında yerimizi kalıcı hale getiriyor. İmza lezzetimiz olan Bitter Çikolatalı Portakal Dilimleri en çok sevilen lezzetlerimizin arasında. Aslında kişinin kendine veya sevdiklerine verebileceği en güzel hediyelerden biri. Bu ürün çikolata ve portakal harmonisinden oluşuyor. Mevsimin en iyi portakallarını seçiyoruz ve 6 gün süren ‘Glazing’ işlemi uyguluyoruz. Sonrasında usta şeflerimizin özel formülü olan enfes çikolata çeşitlerimiz ile buluşturuyoruz. Üstelik bu ürünü, istihdamına öncelik verdiğimiz kadın ekip arkadaşlarımız tarafından tamamen el yapımı olarak, adeta bir sanat eserine dönüştürülüyor” diye konuştu.

Çok sevilen bir diğer ürün ise Çikolatalı Çilek Drajeler olduğunu kaydeden Yıldız, “İtinayla seçtiğimiz çilekleri, en sağlıklı muhafaza yöntemi olan ‘Freeze-drying’ işlemi ile dondurarak kurutuyoruz. Böylece çilekler çıtır çıtır bir form kazanırken; rengi, tadı ve besin değerleri kaybolmuyor. Çilekler bir de enfes çikolatamızla buluşunca ortaya inanılmaz bir lezzet yorumu çıkıyor. Benim de favorilerim arasında” ifadelerini kullandı.

“Özel ürünler üretildi”

Yıldız, sevgililer gününe özel üretilen ürünler hakkında ise şunları söyledi: “Bu yıla, bu aya hatta bugüne bile özel ürünlerimiz var. İçeride inanılmaz fikirler üreten güçlü bir Ar-Ge ekibi var. Patiswiss için bir inovasyon merkezi diyebilirim. Her gün, pazarda mevcut olan aynı ürünlerin aksine; tüketicilerin ihtiyaç duyduğu inovatif ürünler üretiyorlar. Kendimizle yarışarak hep bir öncekinin daha iyisini yapıyoruz. Bu yılda da lezzet kaşiflerini kendine hayran bırakacak birbirinden enfes sıra dışı lezzetler bekliyor. Farklı farklı kategorilerde benzersiz lezzet deneyimleri yaşatacak ürünlerimizi 30.000’den fazla satış noktasında tüketicilerimizle buluşturacağız.”

TARİHİ UZAY YOLCULUĞU TAMAMLANDI

TARİHİ UZAY YOLCULUĞU TAMAMLANDI TÜRKİYE’NİN İLK ASTRONOTU ALPER GEZERAVCI’NIN DÜNYAYA DÖNÜŞ YOLCULUĞU BAŞLIYOR GEZERAVCI VE EKİBİ İÇİN ULUSLARARASI UZAY İSTASYONU’NDA VEDA TÖRENİ DÜZENLENDİ ALPER GEZERAVCI’DAN UZAYA VEDA MESAJI: “BU, HİKAYENİN BAŞLANGIÇ NOKTASIYDI” “TÜRKİYE’NİN İNSANLI İLK UZAY GÖREVİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLMAKTAN BÜYÜK ONUR VE MUTLULUK DUYUYORUM” Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da içinde yer aldığı Ax-3 ekibi için Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uğurlama töreni düzenlendi. Ax-3 ekibinin 3 Şubat’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ayrılması bekleniyor. Dünyaya dönüş yolculuğu ise 12 saat sürecek. Sayın Basın Mensubu; Habere ilişkin bülten ve görüntü ektedir. Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.

DFSK TÜRKİYE ELEKTRİKLİ ARAÇ UZMANLARINI TÜRKİYE’YE GETİRDİ

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında SHS distribütörlüğü ile Türkiye pazarına giriş yapan Çin’in büyük otomotiv üreticilerinden DFSK Motor’un elektrikli araçlar konusunda uzman eğitmenleri Türkiye’ye geldi.  2 benzinli SUV, 2 benzinli ticari ve 2 elektrikli ticari araçtan oluşan toplamda 6 model ile sektörde kısa bir zamanda önemli bir yer edinen DFSK’nın eğitmenleri 6 ay süreyle Türkiye’de kalarak yetkili servislerdeki personeli, elektrikli araçlar konusunda A’dan Z’ye eğitimli ve donanımlı hale getirecekler.

DFSK Türkiye Genel Müdürü Yunus Şahsuvaroğlu, 2023 yılında güçlü bir giriş yaptıkları Türkiye otomotiv sektöründe ilk etapta 9 yetkili satıcı ve 35 yetkili servisle hizmet verdiklerini belirterek “Elektrikli araçlar ile ilgili regülasyonları yerine getirmek ve mevcut elektrikli ticari araçlarımız ile  yakın gelecekte ürün gamımıza katılacak yeni elektrikli araçlarımıza en ileri düzeyde servis imkanı sunmak için DFSK Motor’un elektrikifikasyon konusunda en deneyimli ve en uzmanlarını ülkemize getirdik. Bu eğitmenlerimiz tüm yetkili servislerimizde bulunan ekiplerimizi eğitecekler” dedi.

2024 yılı içinde yetkili satıcı sayısını 15’e, yetkili servis sayısını da 40’a çıkarma hedefinde olduklarını da dile getiren Şahsuvaroğlu şunları söyledi;

“DFSK Türkiye olarak yola çıkarken en üst seviyede müşteri memnuniyeti ve yüzde 100 yedek parça bulunurluğu sunma hedefini taşıdık ve bunu gerçekleştirdik. Türkiye pazarına sunduğumuz 290 kilometre civarında menzil sunan tek kabin tam elektrikli EC31 pick-up modelimiz ve 300 kilometre civarında menzil sunan EC35 elektrikli van modelimizi tercih eden müşterilerimiz bakım ve onarım konusunda hiçbir sorunla karşılaşmadan en iyi hizmeti alacaklar. Eğitimi tamamlayan ekiplerimiz de kendi ekiplerini yetiştirerek elektrikli araçlar konusunda güçlü bir ağ oluşturacaklar.”

Anadolu Isuzu 2023 Yılı Midibüs İhracatında 20. Kez İhracat Şampiyonu

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2023 verilerine göre midibüs segmentinde 20. kez “İhracat Şampiyonu” olarak zirvede yer aldı. Anadolu Isuzu, 733 adetle toplam midibüs ihracatından yüzde 43,8 pay alarak 2023 yılında en çok ihracat yapan marka oldu.

İnovatif ve yenilikçi üretim anlayışını benimseyenAnadolu Isuzu, yurtdışı pazarlardaki başarısını her geçen yıl artırmaya devam ediyor. Midibüs ihracatında 2023 yılını zirvede tamamlayan Anadolu Isuzu, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2023 verilerine göre bu segmentte 20. kez “İhracat Şampiyonu” oldu. Toplamda 773 adetlik midibüs ihracatıyla dış pazarlardaki konumunu güçlendiren marka, 2022 yılına kıyasla ihraç ettiği toplam araç sayısını yüzde 27 artırdı ve Türkiye’nin toplam midibüs ihracatında da yüzde 43,8’lik pay elde etti.

Her yıl yeni pazarlara açılan Anadolu Isuzu, satış ve teslimat rakamları ile Türkiye ekonomisine katkısını 2023’te de sürdürdü. 40’ıncı yılını geride bırakan marka, 2024 yılında da bu başarısını devam ettirme kararlılığında.

“Rekor ihracat artışı”

Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, marka olarak 2023 yılında en yakın rakibinden yaklaşık 2 kat daha fazla midibüs ihracatı yaptıklarını belirterek “Türkiye’nin önde gelen ticari araç üreticisi olarak yurt dışı pazarlarda büyük bir atılım içindeyiz. 2023 yılında gelen bu liderlikten büyük bir mutluluk ve memnuniyet duyuyoruz. 44 ülkeyi kapsayan 36 distribütörlüğümüzle dünyanın sayılı otobüs, midibüs gibi toplu ulaşım araçlarında lider üretim üssü olan ülkemizi bu alanda da başarıyla temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. 40’ıncı yılımızda 20’nci kez ulaştığımız bu birincilik üretim süreçlerindeki hızımızın, teslimatlarımıza yansımasının da bir karşılığıdır” dedi.

EİB’nin ocak ayı ihracatı 1,5 milyar dolara yaklaştı

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başarılı bir giriş yaptı. EİB’nin ocak ayında ihracatı yüzde 4,1’lik artışla 1 milyar 429 milyon dolardan 1 milyar 488 milyon dolara yükseldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nin son 1 yıllık ihracatı 18 milyar 310 milyon dolar oldu.

Ocak ayında Türkiye geneli ihracatta yüzde 3,6’lık artışla 19,3 milyar dolardan 20 milyar 28 milyon dolara ilerledi. Türkiye, geçen 1 yıllık dönemde ihracatını 256,4 milyar dolara taşıdı.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan tarım ürünleri ihracatı yüzde 11’lik artışla 601 milyon dolardan, 665,5 milyon dolara çıkarken, madencilik sektörünün ihracatı yüzde 9’luk ilerlemeyle 90 milyon dolar oldu. Sanayi sektörleri 732 milyon dolarlık ihracata imza attı.

Demir ihracatı zirvede, kuru meyve artış rekortmeni

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, ocak ayında yaptığı 185,6 milyon dolarlık ihracatla EİB çatısı altındaki 12 birlik arasında zirvedeki yerini korudu. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 38’lik artışla 67 milyon dolardan 92,5 milyon dolara taşırken EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu.

Orkinos, Türk somonu ve yumurta ihracatında başarılı bir grafik ortaya koyan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 32’lik ihracat artış hızı yakaladı ve 148 milyon dolar ihracat performansı ortaya koydu. İkinci sıradaki yerini sağlamlaştırdı.

Üçüncülük el değiştirdi

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, son 7 yıldır ihracatındaki düzenli artışın semeresini ocak ayında gördü. EYMSİB, yüzde 21’lik ihracat artışıyla hem 121,6 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı, hem de EİB bünyesinde üçüncü sıraya yükseldi.

Son dönemde Avrupa Birliği’ndeki resesyon ve maliyet artışları nedeniyle ihracatta gerileme yaşayan Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 113 milyon dolarlık ihracatla dördüncü sıraya adını yazdırdı.

Hububat, bakliyat yağlı tohumlar ihracatında artış otomatiğe bağlandı

Son 10 yılda ihracatını 3 kat artıran Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde ihracat artışı otomatiğe bağlanmış durumda. Ocak ayında ihracatını yüzde 30’luk artışla 75,8 milyon dolardan 98.8 milyon dolara ilerleten EHBYİB’in yıllık ihracatı 1 milyar 90 milyon dolara ulaştı.

Maden ve mobilya sektörlerinin ihracatı arttı

Pazarlama faaliyetleri noktasında 2024 yılına fırtına gibi giren Ege Maden İhracatçıları Birliği, ocak ayında yüzde 9’luk ihracat artışına imza attı ve Türkiye’ye 90 milyon dolar döviz kazandırdı.

Kağıt, Mobilya ve Odundışı alt sektörlerini bünyesinde barındıran Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 2024 yılına başarılı giriş yapan birlikler arasında yerini aldı. EMKOİB’in ocak ayında ihracatı yüzde 6’lık yükselişle 67 milyon dolardan 71 milyon dolara çıktı.

Zeytinyağı ve tütün ihracatı geriledi

2023 yılında Türkiye’de ihracatını en çok artıran sektör olan zeytinyağı sektörü, dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen yasak sonrasında 2024 yılında o başarılı günleriden uzak bir görüntü sergiliyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ocak ayında 67,3 milyon dolarlık ihracat yaparken, 2023 yılı ocak ayına göre ihracatı yüzde 27,5 eridi.

Tarım sektörleri arasında ihracatında düşüş yaşanan ikinci sektör tütün oldu. Ege Tütün İhracatçıları Birliği ocak ayında yüzde 24’lük ihracat düşüşü yaşarken hanesine 62,3 milyon dolarlık ihracat geliri yazdırdı.

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, 2024 yılı ocak ayında 38,2 milyon dolarlık ihracat başarısı yakalarken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 15,5 milyon dolar ihracat yaptı.

Kimya sektöründen 114,7 milyon dolar ihracat

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde temsil edilemeyen sektörler arasında en çok ihracatı 114,7 milyon dolarlık performansla yine kimya sektörü yaptı. Taşıt araçları yan sanayi sektörü 77,7 milyon dolar ihracatı gerçekleştirirken, Elektrik-elektronik sektörü 65,6 milyon dolar, İklimlendirme sektörü 48,5 milyon dolar, makine ve aksamları sektörü 36,6 milyon dolar, çimento cam seramik sektörü 18 milyon dolar, savunma sanayi sektörü 11 milyon dolarlık ihracat seviyelerine ulaştılar.

Ege Bölgesi 2 milyar 409 milyon dolar ihracat yaptı

Ocak ayında Ege Bölgesi’nden 2 milyar 409 milyon dolarlık ihracat yapılırken, 2022 yılındaki 2 milyar 400 milyon dolarlık ihracatı yatay bir seyir izledi.

İzmir, 1 milyar 354 milyon dolarlık ihracata imza atarken, İzmir’in ihracatına iki serbest bölgenin katkısı 273 milyon dolar oldu.

Manisa 364 milyon dolarlık ihracat performansıyla Ege Bölgesi illeri arasında ikinci sıradaki yerini korurken, Denizli 333 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

Balıkesir 101 milyon dolarlık ihracata imza atarken, Muğla ihracatını yüzde 47’lik artışla 64,7 milyon dolardan 94,5 milyon dolar çıkardı ve Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekoru kırdı.

Aydın, 73 milyon dolarlık ihracat yaparken, Kütahya 31,2 milyon dolar, Uşak 29,6 milyon dolar ve Afyon 28 milyon dolar ihracat başarısı gösterdi.

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

Ekonomi-teknoloji haberleri, TUİK verileri (29.01.2024)

Gelir Dağılımı İstatistikleri, 2023 Gelir Dağılımı İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2023 yılı …