Magazin-Yaşam

Çocukların medyadaki temsilini konuşmak gerekir

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Dünya Çocuk Hakları gününün önemine dikkat çeken İstinye Üniversitesi İİSBF Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü Başkanı Doç. Dr. Aybike Serttaş, Birçok boyutta ortaya çıkan, kitlelere aktarılırken doğru bilinen yanlışlara sebep olabilen ve medya tarafından işlenirken oluşturduğu toplumsal algıyla kamuoyunun en güncel tartışma konuları arasında yer alan çocuk hakları ve çocuk istismarı konusunu tüm detaylarıyla değerlendirdi.

‘’Çocuk hakları meselesi temelde iki ana başlık altında şekilleniyor. Bunlar; çocukların, yetişkin bireyler gibi haklara sahip oldukları gerçeği ve geniş kitlelere ulaşan medyada doğru bir şekilde temsil edilmeleri gerekliliği. Şu konuyu tekrar netleştirmemiz gerekiyor: Çocuklar da bireydir ve haklara sahiptir.’’

‘’Medya bir aracı rolünden çıkıp toplumu şekillendiren bir baş aktöre dönüşebilir. Bu sebeple çocuk hakları konusunda en az değinilen konulardan biri olan çocukların medyada temsilini konuşmamız gerekiyor. Ebeveynlerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlardan, çocukların rol aldığı dizi, film ve reklamlara, çocuk oyuncuların ailelerinin bu çocuklara dair tasarruflarına kadar pek çok konu da mercek altına alınmalı.’’

‘’Medya Kullanıcısının Hayata Bakışını Şekillendiriyor’’

Toplumsal aktörlerden biri olan kitle iletişim araçları, hemen her konuda sonsuz bir akışla mesajlar aktarır. Andy Warhol’un da dediği gibi herkes medyanın öznesi haline gelebilir. Çünkü medyanın yetiştirme fonksiyonu, kullanıcının hayata bakışını şekillendirip ona bir yörünge kazandırır. Medya yaşamın sınırlarını çizip, kişinin gerçek hayatta neye nasıl bakacağını dikte etmeye başlarsa; bir aracı rolünden çıkıp toplumu şekillendiren bir baş aktöre dönüşmüş olur. Tam da bu noktada; çocuk hakları konusunda en az değinilen konulardan biri olan çocukların medyadaki temsilini konuşmamız gerekiyor.

‘’Çocuklar Kendilerini Yetişkin Bakışının Sınırlarıyla Sunabiliyor’’

İletişim araçları tarih boyunca yetişkinler tarafından kontrol edildiği için medyadaki çocuklar çoğunlukla nesne olarak temsil edilmektedir. Bu nedenle, çocuklar kendilerini görünmek istedikleri gibi değil yetişkin bakışının sınırları ile sunarlar.  Buna göre çocuklar haberin bir parçası olduğunda, onlara sınırlı roller verilir. Haberlerde çocukların görüntüleri sıklıkla savaş, kıtlık gibi yetişkinlerin dikkatini uyandırmak için kullanılır. Sansasyonel veya trajik unsurlar taşıyan haberlerde çoğunlukla mağdur ve talihsiz olarak resmedilen çocuklar, mağdur ya da duygusal çekiciliğin nesneleri olarak temsil edilir. Haber medyası çocukları yetişkinler arasındaki güç ilişkilerine işaret eden küçük, korumasız ve bağımlı canlılar olarak etiketler.

‘’Çocukların Yetişkin Dünyasında Herhangi Bir Şeye Alet Edilmesi İstismara Girer’’

Çocuk hakları meselesi temelde iki ana başlık altında şekilleniyor. Bunlar; çocukların, yetişkin bireyler gibi haklara sahip oldukları gerçeği ve çocukların geniş kitlelere ulaşan medyada doğru bir şekilde temsil edilmesi gerekliliği. Medyanın istismar ve şiddet vakalarını nasıl aktaracağı üzerine bilgi vermeden önce şu konuyu tekrar netleştirmemiz gerekiyor: Çocuklar da bireydir ve haklara sahiptir. İstismarın; çocuğa fiziksel veya psikolojik olarak kötü davranma, ihmal, cinsel istismar ve ticari çıkarlar için çocuğu kullanmak gibi geniş bir kapsamı vardır. Aslında, çocuğun yetişkin dünyasında herhangi bir şeye alet edilmesi de istismara girer. Bu noktada ebeveynlerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlardan, çocukların rol aldığı dizi film ve reklamlara, çocuk oyuncuların ailelerinin bu çocuklara dair tasarruflarına kadar pek çok konu da mercek altına alınmalıdır. Özellikle ebeveynler, sosyal medya paylaşımlarında ikilemde kaldıklarında kendilerine şu soruyu sorabilirler: “Bu paylaşım benim için mi, çocuğum için mi?” Bu sorunun cevabı paylaşımın niteliği konusunda kendilerine fikir verecektir.

“Yayınların İçeriği Sadece Delillere Dayanmalı”

Medyanın çocuğa yönelik istismar ve şiddet haberlerindeki rolünün çok önemli olduğunu belirtmeye gerek yok. Medyanın bu haberlerdeki işlevi, bilgilendirme ve eğitme üzerine kurulmalıdır. Medya metinlerini üreten kişiler, popüler ve sansasyonel söylemlerden kaçınmalıdır. Yayınların içeriği sadece delillere dayanmalı ve uzman görüşleri ile çerçevelenmelidir. Bu tür yayınlarda bir diğer önemli konu mahremiyettir. Verilen pek çok bilgi ve kullanılan görseller için ailenin onayı alınmalı, mümkün olduğu kadar aileyi görsel olarak tanıtmaktan kaçınılmalıdır. İstismar ve şiddet haberlerinde medyanın bir diğer asli görevi, yasa yapıcılarla toplum arasında köprü vazifesi görmek, çözüm önerilerinin tartışılmasını sağlamak, kişi ve kurumları sorumluluk almaya ve sistemle yüzleşmeye teşvik etmektir.

“Şiddetin Haz Duyulan Bir Öğe Gibi Tasvir Edilmesinin Önüne Geçilmelidir”

İstismar ve şiddet haberlerinin aktarımı, kamuoyu oluşturmak, konu hakkında medya kullanıcılarını bilinçlendirmek, konuyu bilimsel ve hukuki verilerle tartışıp yapıcı çözümler üretmek, kamu vicdanını mümkün olan en az şekilde zedelemek açısından hassasiyet gerektirir. Bu bağlamda haber hazırlanırken şiddetin haz duyulan bir öğe gibi tasvir edilmesinin önüne geçilmelidir. Haber içerisinde “alçakça, korkunç, iğrenç” gibi aşırı duygu içeren, tiksinti uyandıran sıfatlardan uzak durulmalıdır. Mahkeme kararı, tutanak, otopsi raporu gibi belgeler kamu yararı olmadıkça açıklanmamalıdır.

“Haberde Fail Yerine İstismar Edilene Odaklanan Görsellerden Kaçınılmalıdır”

Bir diğer önemli konu da medyada kullanılan görseller. Haberde fail yerine istismar edilene odaklanan görsellerden kaçınılmalıdır. Bunlar; dramatik görseller, dur işareti yapan çocuk, oyuncağını tutan çocuk, kınalı eller, korkan, ağlayan, utanan çocuk tasviri, gelinlikli çocuk gibi sıralanabilir. Son olarak kurban, mağdur gibi kelimeler, kurbanın iddiası gibi ifadeler mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. İstismara ilişkin her türlü yayın faile odaklanmalıdır.

“Erkek Çocuklar Da Sıklıkla İstismar ve Şiddet Vakalarına Konu Olmaktadır.”

Sadece kız çocukları tacize uğrayacağı, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bireylerin istismara eğilimli olacağı düşüncesi, istismarcıların pis ve hasta olduğu, istismarın sıklıkla bireyin tanımadığı kişiler tarafından gerçekleştirildiği ve istismarcının güç kullandığı yargıları yanlıştır. Erkek çocuklar da sıklıkla istismar ve şiddet vakalarına konu olmaktadır. İstismarcıların sosyo-ekonomik düzeyleri değişkendir ve toplum içerisinde doğrudan ayırt edilebilecek belirgin özellikleri yoktur. Çoğu vakada istismarcı çocuğun tanıdığı bir kimsedir ve bazı vakalarda bu durumun çocukla istismarcı arasında bir sır/oyun haline getirildiği, çocuğun yaşadıklarının bilincinde olmadığı bilinmektedir.

“Çocuk “Hayır” Demeyi Bilmeli”

Son olarak, yapılan araştırmalara göre şiddet gören ya da şiddet eylemlerine tanık olan bireylerin, yetişkinlikte şiddet uygulama eğilimlerinin sekiz kat fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da medya, eğitmenler ve yakın çevre kadar, ailenin rolünün de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Çocuğun bedenine önce aile içerisinde saygı duyulmalı, çocuğun kıyafetleri, çamaşırları ya da bezi kamusal alanda değiştirilmemelidir. Çocuk hem “Hayır” demeyi hem de kendisine “Hayır” dendiğinde bunun ne anlama geldiğini bilmelidir. Çocuğun internet kullanımı takip edilmelidir. Her yetişkin, istismar olabileceğini düşündüğü olayları ihbar etmelidir.

“Şiddet Ona Göz Yumana Da Geri Döner”

Bütün bunlara ek olarak, hayvanlara yönelik şiddet eylemi gerçekleştiren ve hatta öldüren kişilerin; insanları kurban seçenlerle mental olarak akraba olduğu bilinmektedir. Şiddetin her türlüsü hem onu uygulayana hem de ona göz yumana geri döner, psikolojik ya da fiziksel olarak yansır. Hem medya mensupları hem de bilinçli ve vicdan sahibi her vatandaş, kullandıkları dilin tutum ve davranışlarına yansıdığının ve kelebek etkisi yaratabildiğinin bilincinde olarak hareket etmelidir.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Çocukların medyadaki temsilini konuşmak gerekir

Dünya Çocuk Hakları gününün önemine dikkat çeken İstinye Üniversitesi İİSBF Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü Başkanı Doç. Dr. Aybike Serttaş, Birçok boyutta ortaya çıkan, kitlelere aktarılırken doğru bilinen yanlışlara sebep olabilen ve medya tarafından işlenirken oluşturduğu toplumsal algıyla kamuoyunun en güncel tartışma konuları arasında yer alan çocuk hakları ve çocuk istismarı konusunu tüm detaylarıyla değerlendirdi.

‘’Çocuk hakları meselesi temelde iki ana başlık altında şekilleniyor. Bunlar; çocukların, yetişkin bireyler gibi haklara sahip oldukları gerçeği ve geniş kitlelere ulaşan medyada doğru bir şekilde temsil edilmeleri gerekliliği. Şu konuyu tekrar netleştirmemiz gerekiyor: Çocuklar da bireydir ve haklara sahiptir.’’

‘’Medya bir aracı rolünden çıkıp toplumu şekillendiren bir baş aktöre dönüşebilir. Bu sebeple çocuk hakları konusunda en az değinilen konulardan biri olan çocukların medyada temsilini konuşmamız gerekiyor. Ebeveynlerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlardan, çocukların rol aldığı dizi, film ve reklamlara, çocuk oyuncuların ailelerinin bu çocuklara dair tasarruflarına kadar pek çok konu da mercek altına alınmalı.’’

‘’Medya Kullanıcısının Hayata Bakışını Şekillendiriyor’’

Toplumsal aktörlerden biri olan kitle iletişim araçları, hemen her konuda sonsuz bir akışla mesajlar aktarır. Andy Warhol’un da dediği gibi herkes medyanın öznesi haline gelebilir. Çünkü medyanın yetiştirme fonksiyonu, kullanıcının hayata bakışını şekillendirip ona bir yörünge kazandırır. Medya yaşamın sınırlarını çizip, kişinin gerçek hayatta neye nasıl bakacağını dikte etmeye başlarsa; bir aracı rolünden çıkıp toplumu şekillendiren bir baş aktöre dönüşmüş olur. Tam da bu noktada; çocuk hakları konusunda en az değinilen konulardan biri olan çocukların medyadaki temsilini konuşmamız gerekiyor.

‘’Çocuklar Kendilerini Yetişkin Bakışının Sınırlarıyla Sunabiliyor’’

İletişim araçları tarih boyunca yetişkinler tarafından kontrol edildiği için medyadaki çocuklar çoğunlukla nesne olarak temsil edilmektedir. Bu nedenle, çocuklar kendilerini görünmek istedikleri gibi değil yetişkin bakışının sınırları ile sunarlar.  Buna göre çocuklar haberin bir parçası olduğunda, onlara sınırlı roller verilir. Haberlerde çocukların görüntüleri sıklıkla savaş, kıtlık gibi yetişkinlerin dikkatini uyandırmak için kullanılır. Sansasyonel veya trajik unsurlar taşıyan haberlerde çoğunlukla mağdur ve talihsiz olarak resmedilen çocuklar, mağdur ya da duygusal çekiciliğin nesneleri olarak temsil edilir. Haber medyası çocukları yetişkinler arasındaki güç ilişkilerine işaret eden küçük, korumasız ve bağımlı canlılar olarak etiketler.

‘’Çocukların Yetişkin Dünyasında Herhangi Bir Şeye Alet Edilmesi İstismara Girer’’

Çocuk hakları meselesi temelde iki ana başlık altında şekilleniyor. Bunlar; çocukların, yetişkin bireyler gibi haklara sahip oldukları gerçeği ve çocukların geniş kitlelere ulaşan medyada doğru bir şekilde temsil edilmesi gerekliliği. Medyanın istismar ve şiddet vakalarını nasıl aktaracağı üzerine bilgi vermeden önce şu konuyu tekrar netleştirmemiz gerekiyor: Çocuklar da bireydir ve haklara sahiptir. İstismarın; çocuğa fiziksel veya psikolojik olarak kötü davranma, ihmal, cinsel istismar ve ticari çıkarlar için çocuğu kullanmak gibi geniş bir kapsamı vardır. Aslında, çocuğun yetişkin dünyasında herhangi bir şeye alet edilmesi de istismara girer. Bu noktada ebeveynlerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlardan, çocukların rol aldığı dizi film ve reklamlara, çocuk oyuncuların ailelerinin bu çocuklara dair tasarruflarına kadar pek çok konu da mercek altına alınmalıdır. Özellikle ebeveynler, sosyal medya paylaşımlarında ikilemde kaldıklarında kendilerine şu soruyu sorabilirler: “Bu paylaşım benim için mi, çocuğum için mi?” Bu sorunun cevabı paylaşımın niteliği konusunda kendilerine fikir verecektir.

“Yayınların İçeriği Sadece Delillere Dayanmalı”

Medyanın çocuğa yönelik istismar ve şiddet haberlerindeki rolünün çok önemli olduğunu belirtmeye gerek yok. Medyanın bu haberlerdeki işlevi, bilgilendirme ve eğitme üzerine kurulmalıdır. Medya metinlerini üreten kişiler, popüler ve sansasyonel söylemlerden kaçınmalıdır. Yayınların içeriği sadece delillere dayanmalı ve uzman görüşleri ile çerçevelenmelidir. Bu tür yayınlarda bir diğer önemli konu mahremiyettir. Verilen pek çok bilgi ve kullanılan görseller için ailenin onayı alınmalı, mümkün olduğu kadar aileyi görsel olarak tanıtmaktan kaçınılmalıdır. İstismar ve şiddet haberlerinde medyanın bir diğer asli görevi, yasa yapıcılarla toplum arasında köprü vazifesi görmek, çözüm önerilerinin tartışılmasını sağlamak, kişi ve kurumları sorumluluk almaya ve sistemle yüzleşmeye teşvik etmektir.

“Şiddetin Haz Duyulan Bir Öğe Gibi Tasvir Edilmesinin Önüne Geçilmelidir”

İstismar ve şiddet haberlerinin aktarımı, kamuoyu oluşturmak, konu hakkında medya kullanıcılarını bilinçlendirmek, konuyu bilimsel ve hukuki verilerle tartışıp yapıcı çözümler üretmek, kamu vicdanını mümkün olan en az şekilde zedelemek açısından hassasiyet gerektirir. Bu bağlamda haber hazırlanırken şiddetin haz duyulan bir öğe gibi tasvir edilmesinin önüne geçilmelidir. Haber içerisinde “alçakça, korkunç, iğrenç” gibi aşırı duygu içeren, tiksinti uyandıran sıfatlardan uzak durulmalıdır. Mahkeme kararı, tutanak, otopsi raporu gibi belgeler kamu yararı olmadıkça açıklanmamalıdır.

“Haberde Fail Yerine İstismar Edilene Odaklanan Görsellerden Kaçınılmalıdır”

Bir diğer önemli konu da medyada kullanılan görseller. Haberde fail yerine istismar edilene odaklanan görsellerden kaçınılmalıdır. Bunlar; dramatik görseller, dur işareti yapan çocuk, oyuncağını tutan çocuk, kınalı eller, korkan, ağlayan, utanan çocuk tasviri, gelinlikli çocuk gibi sıralanabilir. Son olarak kurban, mağdur gibi kelimeler, kurbanın iddiası gibi ifadeler mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. İstismara ilişkin her türlü yayın faile odaklanmalıdır.

“Erkek Çocuklar Da Sıklıkla İstismar ve Şiddet Vakalarına Konu Olmaktadır.”

Sadece kız çocukları tacize uğrayacağı, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bireylerin istismara eğilimli olacağı düşüncesi, istismarcıların pis ve hasta olduğu, istismarın sıklıkla bireyin tanımadığı kişiler tarafından gerçekleştirildiği ve istismarcının güç kullandığı yargıları yanlıştır. Erkek çocuklar da sıklıkla istismar ve şiddet vakalarına konu olmaktadır. İstismarcıların sosyo-ekonomik düzeyleri değişkendir ve toplum içerisinde doğrudan ayırt edilebilecek belirgin özellikleri yoktur. Çoğu vakada istismarcı çocuğun tanıdığı bir kimsedir ve bazı vakalarda bu durumun çocukla istismarcı arasında bir sır/oyun haline getirildiği, çocuğun yaşadıklarının bilincinde olmadığı bilinmektedir.

“Çocuk “Hayır” Demeyi Bilmeli”

Son olarak, yapılan araştırmalara göre şiddet gören ya da şiddet eylemlerine tanık olan bireylerin, yetişkinlikte şiddet uygulama eğilimlerinin sekiz kat fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da medya, eğitmenler ve yakın çevre kadar, ailenin rolünün de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Çocuğun bedenine önce aile içerisinde saygı duyulmalı, çocuğun kıyafetleri, çamaşırları ya da bezi kamusal alanda değiştirilmemelidir. Çocuk hem “Hayır” demeyi hem de kendisine “Hayır” dendiğinde bunun ne anlama geldiğini bilmelidir. Çocuğun internet kullanımı takip edilmelidir. Her yetişkin, istismar olabileceğini düşündüğü olayları ihbar etmelidir.

“Şiddet Ona Göz Yumana Da Geri Döner”

Bütün bunlara ek olarak, hayvanlara yönelik şiddet eylemi gerçekleştiren ve hatta öldüren kişilerin; insanları kurban seçenlerle mental olarak akraba olduğu bilinmektedir. Şiddetin her türlüsü hem onu uygulayana hem de ona göz yumana geri döner, psikolojik ya da fiziksel olarak yansır. Hem medya mensupları hem de bilinçli ve vicdan sahibi her vatandaş, kullandıkları dilin tutum ve davranışlarına yansıdığının ve kelebek etkisi yaratabildiğinin bilincinde olarak hareket etmelidir.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…