HaberlerKöşe YazılarıMedya-Basın Dünyası

Cezaevleri…(Köşe yazısı 02.11.2016 Kayseri Star Haber Gazetesi)

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ-HİSF KAYSERİ TEMSİLCİSİ

davutgulec@hotmail.com

Acı ama gerçek.

Cezaevlerimiz ağzına kadar doldu.

Denetimli serbestlikte bir işe yaramadı.

Daha önce Kayseri’de yapılan cezaevleri üzerine toplantıda, 2020’ye kadar Türkiye’deki cezaevlerindeki mahkûm sayısının 300 bini aşacağına dikkat çekilmişti.

Yeni cezaevleri mi yoksa okullara mı ağırlık verilmesi gerektiği tartışılmıştı.

Bu arada cezaevlerinde, üçüncü cinsiyetler, yabancı mahkûmlar için rehberler, ağır hastaların durumları da ele alınmış, gündeme getirilmiş, bende buradan yazmıştım.

15 Temmuz’dan önce yapılan bu toplantı bayağı ses getirmişti.

O günden bu güne, Devlet içindeki hain yapılanma, terör ve diğer suçlar, hazır ve kolay geçinme özentisinin artması toplumdaki endişeyi artırdı, çocukların geleceğini düşündürür oldu.

Tabi artan çocuk suçlularda tırmanmaya başladı.

Darbe girişimi sonrası cezaevlerinden artan şikâyetler üzerine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Meclis araştırma komisyonuna tek tek anlattı.

‘Dört duvar arası’ denilen duvarların arkasında yaşananları çarpıcı örneklerle gösterdi.

‘A Takımı’ ifadesiyle şikâyet edilen ani müdahale timlerinin gerekçesiyle ilgili, “Kendi etini kesip yiyen var. Tıbbi anlamda 330 kişiyi tehlikeli hükümlü kategorisinde görüyoruz” derken ürküttü.

Türkiye genelinde halen;

296 kapalı,

70 açık,

6 çocuk cezaevinde,

195 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyor.

15 Temmuz sonrası FETÖ operasyonlarında sürekli sayı artarken 34 bin kişi alındı.

Bunun dışındaki 6 bin tutukluyla cezaevleri kapasitelerini aştı.

Şu an bile adli kontrol ve denetimli serbestlikle tahliye olanlara karşı, doluluk oranı yüzde 104.

15 Temmuz’dan sonra avukat görüşmeleri kayda alınıyor.

Bunun doğrulayan Genel Müdür Yıldırım, bunun 667 sayılı KHK’ya dayanılarak savcının talimatıyla yapıldığını ve ‘örgütlerin yönlendirmesi, içeriye talimat vermesi veya gizli mesajların engellenmesi’ amacı taşıdığını belirtti.

Ayrıca, iç çamaşırı ve çoraplara uyuşturucu emdirilip cezaevine sokulması gibi somut örnekler nedeniyle bu giyeceklerin cezaevleri kantininden alınması şartı getirildiğini vurguladı.

Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yıldırım’dan.

“Türkiye’de çıplak arama rutin bir uygulama değildir.

2013’ten sonra tek kullanımlık kağıt elbiseleri dağıttık.

İnfaz sistemlerinde bu giriş aramasının alternatifi bir sistemi biz tespit edemedik.

Alternatif bir teknoloji varsa bunu kurmaya, geliştirmeye razıyız.

Oyuk araması, ilgili yönetimin talebi ve somut gerek görmesi üzerine tabip tarafından yapılmaktadır.

İntihar sayılarımız AB ülkelerinin tamamından daha az.

Ancak önlenebilir her bir intihar vakasını önleme hedefimiz var.

Bu noktada intiharı tamamen önlemek mümkün değil.

En son savcımız şortunun ipini çıkarmak suretiyle intihar etmişti.

İpsiz şort verelim desek, bir başka vaka da nevresiminin kenarını kesmek suretiyle intihar etmişti. Dünyanın hiçbir yerinde olmadığı gibi bizim ülkemizde de intiharın önlenmesi mümkün değil.

Şu an itibariyle 10’un üzerinde kendi dudağını diken hükümlümüz var; bir hastalık.

Kendi etini kesip yiyen hükümlü var.

Bu durumlarda gerektiğinde müdahale edebilecek şekilde özel giysili bir birimin olması zorunludur.

Ani müdahale ekibi, bir terbiye vasıtası değildir; bir önleme mekanizmasıdır.”

Bu anlatımlar ve yaşanan olaylara bakarsak, bunları daha çok çeşitlendirmek mümkün.

Ama Türkiye’de gençlere ve milli eğitime acil çok büyük önem vermemiz gerektiği kesin.

Yoksa bu ülkede FETÖ’ye ve suça bulaşmayanları korumak için cezaevine almak kaçınılmaz olacak.

Yalan mı?

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Cezaevleri…(Köşe yazısı 02.11.2016 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ-HİSF KAYSERİ TEMSİLCİSİ

davutgulec@hotmail.com

Acı ama gerçek.

Cezaevlerimiz ağzına kadar doldu.

Denetimli serbestlikte bir işe yaramadı.

Daha önce Kayseri’de yapılan cezaevleri üzerine toplantıda, 2020’ye kadar Türkiye’deki cezaevlerindeki mahkûm sayısının 300 bini aşacağına dikkat çekilmişti.

Yeni cezaevleri mi yoksa okullara mı ağırlık verilmesi gerektiği tartışılmıştı.

Bu arada cezaevlerinde, üçüncü cinsiyetler, yabancı mahkûmlar için rehberler, ağır hastaların durumları da ele alınmış, gündeme getirilmiş, bende buradan yazmıştım.

15 Temmuz’dan önce yapılan bu toplantı bayağı ses getirmişti.

O günden bu güne, Devlet içindeki hain yapılanma, terör ve diğer suçlar, hazır ve kolay geçinme özentisinin artması toplumdaki endişeyi artırdı, çocukların geleceğini düşündürür oldu.

Tabi artan çocuk suçlularda tırmanmaya başladı.

Darbe girişimi sonrası cezaevlerinden artan şikâyetler üzerine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Meclis araştırma komisyonuna tek tek anlattı.

‘Dört duvar arası’ denilen duvarların arkasında yaşananları çarpıcı örneklerle gösterdi.

‘A Takımı’ ifadesiyle şikâyet edilen ani müdahale timlerinin gerekçesiyle ilgili, “Kendi etini kesip yiyen var. Tıbbi anlamda 330 kişiyi tehlikeli hükümlü kategorisinde görüyoruz” derken ürküttü.

Türkiye genelinde halen;

296 kapalı,

70 açık,

6 çocuk cezaevinde,

195 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyor.

15 Temmuz sonrası FETÖ operasyonlarında sürekli sayı artarken 34 bin kişi alındı.

Bunun dışındaki 6 bin tutukluyla cezaevleri kapasitelerini aştı.

Şu an bile adli kontrol ve denetimli serbestlikle tahliye olanlara karşı, doluluk oranı yüzde 104.

15 Temmuz’dan sonra avukat görüşmeleri kayda alınıyor.

Bunun doğrulayan Genel Müdür Yıldırım, bunun 667 sayılı KHK’ya dayanılarak savcının talimatıyla yapıldığını ve ‘örgütlerin yönlendirmesi, içeriye talimat vermesi veya gizli mesajların engellenmesi’ amacı taşıdığını belirtti.

Ayrıca, iç çamaşırı ve çoraplara uyuşturucu emdirilip cezaevine sokulması gibi somut örnekler nedeniyle bu giyeceklerin cezaevleri kantininden alınması şartı getirildiğini vurguladı.

Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yıldırım’dan.

“Türkiye’de çıplak arama rutin bir uygulama değildir.

2013’ten sonra tek kullanımlık kağıt elbiseleri dağıttık.

İnfaz sistemlerinde bu giriş aramasının alternatifi bir sistemi biz tespit edemedik.

Alternatif bir teknoloji varsa bunu kurmaya, geliştirmeye razıyız.

Oyuk araması, ilgili yönetimin talebi ve somut gerek görmesi üzerine tabip tarafından yapılmaktadır.

İntihar sayılarımız AB ülkelerinin tamamından daha az.

Ancak önlenebilir her bir intihar vakasını önleme hedefimiz var.

Bu noktada intiharı tamamen önlemek mümkün değil.

En son savcımız şortunun ipini çıkarmak suretiyle intihar etmişti.

İpsiz şort verelim desek, bir başka vaka da nevresiminin kenarını kesmek suretiyle intihar etmişti. Dünyanın hiçbir yerinde olmadığı gibi bizim ülkemizde de intiharın önlenmesi mümkün değil.

Şu an itibariyle 10’un üzerinde kendi dudağını diken hükümlümüz var; bir hastalık.

Kendi etini kesip yiyen hükümlü var.

Bu durumlarda gerektiğinde müdahale edebilecek şekilde özel giysili bir birimin olması zorunludur.

Ani müdahale ekibi, bir terbiye vasıtası değildir; bir önleme mekanizmasıdır.”

Bu anlatımlar ve yaşanan olaylara bakarsak, bunları daha çok çeşitlendirmek mümkün.

Ama Türkiye’de gençlere ve milli eğitime acil çok büyük önem vermemiz gerektiği kesin.

Yoksa bu ülkede FETÖ’ye ve suça bulaşmayanları korumak için cezaevine almak kaçınılmaz olacak.

Yalan mı?

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın