
DEVA Partisi Kayseri İl Başkanı Av. Muhammet Candan “Küresel ve Bölgesel Gelişmeler Sonrası İç Siyasetimiz Üzerine İrdelemeler ve Aklı Başında Muhalefete Düşen Görev” başlığı ile güncel konularda şu açıklamayı yaptı.
2025 yılı Ocak ayı itibariyle Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlamasıyla küresel ve bölgesel denklemler değişti. Olayları okuma ve yorumla biçimine göre bu değişim farklı açılardan değerlendirilebilir ancak Trump’ın seçilmesiyle küresel çatışma bölgelerinde ABD tavrında gözlemlenen değişim beraberinde yeni gelişmeleri getirdi ve birçok ülkenin iç siyaseti ve ilişkileri yeniden düzenlendi.
7 Ekim 2023 sonrası başlayan İsrail’in Gazze Soykırımı Trump’ın Nobel Barış Ödülü hayalini kurarak başlattığı girişimlerle yavaşladı ancak buna karşın İran-İsrail arasında yaşanan çatışmada ABD, İsrail’in yanında tam destekleyici bir biçimde konumlanarak B2 savaş uçağı ve savaş gemileriyle müdahil oldu.
Trump, başkanlık görevine başlamasının ardından Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’yı ateşkese zorlayıcı bir pozisyona geçerek koşulsuz destek tavrını sonlandırdı. Bu durum Avrupa kıtasında tedirginlikle karşılansa da Trump ikinci başkanlık döneminde alışılmışın dışında siyasi davranışlarını sürdürdü.
8 Aralık 2024’te Esad Rejiminin yıkılması ve yönetimin muhaliflerin kontrolüne geçmesi sonrası Ahmed Eş Şara’nın başkanlık ettiği geçici hükümet her kesimden yöneticiyi bünyesinde barındırdı ve Suriye merkezi yönetimine SDG olarak adlandırılan yapının entegre edilmesi için 10 Mart Mutabakatı olarak bilinen anlaşma taraflar arasında imzalandı. 10 Kasım 2025’te Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelen Şara, Halep ve birçok bölgedeki SDG güçlerine yönelik düzenlenen operasyonlar sonrası ABD’den herhangi bir tepki görmüş değil.
Buraya kadar özetlemeye çalıştığım çatışma bölgelerine Trump sonrası ABD yaklaşımından çıkarılacak sonuç ABD, kendi menfaatini doğrudan ilgilendirmeyen bölgelerde ne fiilen ne de vekalet savaşları yoluyla aktif rol oynamak istememektedir.
Geçtiğimiz günlerde ABD silahlı güçlerinin Venezuela’ya gerçekleştirdiği operasyon ve petrol talepleri yine aynı şekilde Grönland üzerinde egemenlik iddiası ise ABD’nin kendi çıkarları için uluslarası hukuku ve teamülleri tanımadan adeta gözünü kırpmadan her türden müdahaleyi gerçekleştirebileceğini gözler önüne sermiştir.
Trump’ın göreve geldikten sonra Savunma Bakanlığı’nın adının Savaş Bakanlığı olarak değiştirilmesi, Trump’ın meselelere bakış açısını ortaya koymuştur. Ancak “Savaş kimin için?”sorusuna cevap kanaatimce “ABD artık sadece ABD menfaatleri için savaşır.”olacaktır.
Trump’ın göreve başlaması sonrası çatışma bölgelerinde yer alan ülkelerin liderleriyle iyi ilişkiler kurması ve asli muhatap olarak görmesi, bugün SDG’nin içinde bulunduğu durumun temel sebebidir. ABD’nin Trump yönetimi sonrası strateji değişimini anlatmaya çalıştığım olaylar zincirinin ülkemiz iç siyasetine de ciddi yansımaları olmaktadır.
2024 Yerel Seçimleri sürecinde Gazze’de yaşanan İsrail soykırımı gündemdeyken bazı muhalefet partilerinin “İsrail ile ticareti sonlandırın.” çağrısı üzerinden gerçekleştirdiği propaganda muhafazakar toplum kesiminde karşılık buldu ve bu söylem üzerinden siyaset üreten partilerin oy artışı yaşadığı gözlemlendi.
Trump’ın göreve gelişi sonrası Gazze’de yaşanan soykırımın sonlandırılması için bana göre yetersiz de olsa bazı adımların atılması ve Türkiye’nin de bu adımlarda masada olması 2024 Yerel Seçimleri sürecindeki algının değişmesine sebep oldu.
8 Aralık 2024’te Suriye’de muhaliflerin yönetimi devralması sonrası oluşan “Suriye’de Türkiye Başarısı” algısı ise son günlerde SDG’nin yaşadığı kayıplar sonrası daha da güçlenmiş durumdadır.
Venezuela’da yaşanan gelişmeler bile ülkemizde siyasi iktidarın destekçilerini konsolide etmesine fayda sağlamıştır. Trump’ın başkanlık dönemi sonrası ABD ile görünürde sorun yaşanmazken X’te Yunan bir meczupun bir paylaşımı sonrası ülkemizin en muhalif bilinenleri bile “Muhalifiz ama ülkemizde böyle bir şeye izin vermeyiz.” mealinde açıklamalarla iktidara destek mesajları iletmişlerdir.
İç cephenin güçlendirilmesi söyleminin iktidar partisi saflarına katılanların ağzından düşmemesi ve yukarıda bahsettiğim olaylar sonrası oluşan algılar, küresel ve bölgesel gelişmelerin siyasi iktidarı ülkemizde olumlu anlamda etkilediğini göstermektedir.
Yayınlanan son araştırmalarda -her ne kadar anketlerin güvenilirliği soru işareti olsa da- siyasi iktidar bileşenlerinin oy oranının belli bir noktada olması az yukarıda değindiğim hadiselerin iç siyasetimize iktidar lehine olumlu yansımasından kaynaklanmaktadır.
Ülkemizde yaşanan ağır ekonomik kriz nedeniyle insanların perişan olması, ailelerin dağılması ve ailelerin kurulamayarak nüfus artış oranının azalması, gençlerin kumar ve uyuşturucu madde batağına düşmesi, sokaklarda suç çetelerinin cirit atması, yeterli ve güvenli gıdaya ulaşmanın mevcut ücretlerle neredeyse imkansız hale gelmesi, toplumun genelinin mülksüzleşerek en temel ihtiyaçlar olan barınma ve ulaşım için ev ya da araba alımı noktasında gençlerin hayal bile kuramıyor olması, gençlerin eğitimden umudunu keserek iyi bir eğitim sonrası iyi bir geleceğe kavuşacağına olan inancını “torpil” sorunu nedeniyle yitirmesi ve daha birçok sorun ortadayken siyasi iktidarın küresel ve bölgesel gelişmelerden kaynaklı başarı algısı oluşturarak gücünü koruması üzerine düşünülmesi gereken bir olgudur.
Siyasi iktidarın kötü yönetiminin vatandaşlarımıza anlatılıp çözüm önerilerinin sunulması gerekmektedir. Buna ek olarak küresel ve bölgesel kazanımların artarak devam edeceğine olan güven duygusu vatandaşlarımıza aşılanmalıdır.
Küresel ve bölgesel gelişmeleri siyasi iktidar lehine sabahtan akşama kadar yorumlayan medya, belirli bir merkezden kontrol edildiği belli olan sosyal medya hesapları ve yerel siyasiler neredeyse aynı cümlelerle siyasi iktidarın gücünü korumasını sağlamaya gayret etmektedirler.
Bir önceki seçimde terör örgütü üzerinden üretilen “beka meselesi” vurgusu önümüzdeki seçimlerde “küresel ölçekli beka meselesi” vurgusuna dönüşebilecektir. 2023 Seçimleri muhalefete göre kazanılması çok muhtemel bir seçimdi ancak sonuç beklenildiği gibi olmadı. Çünkü halk tabanında “beka meselesi” söylemi kötü yönetimden kaynaklanan başta ekonomik olmak üzere diğer sorunlardan önce geldi.
Burada aklı başında muhalefete düşen görev vatandaşlarımıza ülkemizin daha iyi yönetilebileceğini ve aynı zamanda dış siyaset anlamında var olan kazanımların da korunacağını net bir biçimde anlatmaktır.
İktidarın kötü yönetimi nedeniyle birçok vatandaşımız zor günler yaşarken muhalefet zorda olan vatandaşa umut olma imajını taşıyor mu? Bu soruyu da tüm muhalefet unsurlarının kendisine sorması gerekmektedir.
Ali BABACAN ve DEVA Partisi bu nedenle önemlidir. Ali BABACAN isminin vatandaşımızda mevcut iktidar sonrası iyi yönetebilecek kişi olarak karşılığı mevcuttur. Çünkü Ali BABACAN’ın deyim yerindeyse “iş bitirme belgeleri” elindedir. DEVA Partisi kadrolarının ise bu bilinçle vatandaşımıza umut olma yolunda gece gündüz çalışması zaruridir.
Üzerimizdeki tarihi sorumluluğun farkına vararak ülkemiz insanının dertlerine el birliğiyle DEVA olma kararlılığını göstereceğimiz inancıyla Kayserili hemşehrilerimize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
DEVA Partisi Kayseri İl Başkanı Av. Muhammet Candan güncel konularda şu açıklamayı yaptı.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.



