Medya-Basın Dünyası

BU KAHPE DÜNYADA YENİ YILLAR NASIL MUTLU OLSUN Kİ?

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

İlhan KARAÇAY haykırıyor…
Savaşsız, barış dolu bir yıl dilemek ne güzel; ancak Gazze’de masum insanlar katledilirken ve kahpe dünya bu zulme duyarsız kalırken, adaletin ve insanlığın yokluğunda mutlu yıllar mümkün mü? Ne yazık ki, insanlık her geçen gün biraz daha kör, sağır ve duyarsız bir hale geliyor.
Antisemitizmden şikâyet edenler, Gazze’de masum çocuklar ve kadınları katlederken, bu sessizliklerini nasıl açıklayacaklar? Adalet ve vicdan, tüm insanlık için olmalıdır; aksi halde sadece zulmün başka bir yüzüne ortak olunur. Herkes kendi acısını en büyük görürken, başkalarının çığlıklarını duymazdan gelmek bir insanlık utancıdır.
Dünya sadece Gazze’deki zulümden ibaret değil. Suriye’de milyonlarca insan evlerinden edilirken, soğukta bir lokma ekmek bulma umuduyla mülteci kamplarında hayatta kalma savaşı verirken, insanlığın vicdanı nerede? İnsanlar, sınır kapılarında horlanırken ve botları Akdeniz’in karanlık sularında batarken, yeni yıl hangi yüzle kutlanabilir?
Afrika’da açlık ve susuzlukla boğuşan çocukların gözlerinde yanan umut nasıl söndürülür? Milyonlarca insan temiz suya bile erişemezken, dünyanın bir köşesinde israfın zirve yapması, insanlık adına nasıl bir ironi oluşturuyor? Eşitsizlikler büyüdükçe, bazıları yılbaşı sofralarında ziyafet çekerken, diğerleri açlığın pençesinde kıvranıyor.
Adaletin yerle bir olduğu Myanmar’da, Rohingya Müslümanları’na yapılan etnik temizlik hangi vicdana sığar? İnsanların sadece kimliklerinden dolayı katledilmesi, göçe zorlanması ve dünyanın buna göz yumması hangi medeniyetin başarısı olabilir? Bu kahpe dünyada, insanlığın onuru çoktan unutulmuş gibi görünüyor.
Kadınlar… Kadınlar dünyanın her yerinde baskıya, şiddete ve ayrımcılığa uğrarken, yeni bir yıl nasıl mutlu olabilir? Afganistan’da kız çocuklarının eğitim hakkı ellerinden alınırken, kadınlar toplumdan dışlanırken, özgürlük talepleri kanla bastırılırken hangi umutla “yeni bir yıl” dileğinde bulunulabilir? Kadınların mücadeleleri, yalnızca birkaç anma günüyle sınırlı kalıyor; oysa bu, her gün hatırlanması gereken bir gerçek.
Irkçılık hâlâ can yakıyor. Amerika’da siyahilerin öldürülmesi, Avrupa’da göçmenlere karşı yükselen nefret, sadece birer örnek. Irk, din, dil, cinsiyet gibi kimlikler, insanları ayıran değil birleştiren unsurlar olmalıydı. Ama bu dünya, ötekileştirme üzerine kurulu bir düzeni ısrarla sürdürüyor.
Hollanda’da ise durum farklı değil. Zoraki bir koalisyon hükümetinin perde arkasındaki gizli başkanı Wilders ve onun bir kukla gibi hareket eden başbakanı, ırkçılığın ve insan hakları ihlallerinin daniskasını sergiliyor. Göçmenlere, Müslümanlara ve farklı etnik gruplara yönelik politikaları, yalnızca ayrımcılığı derinleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda Hollanda’nın demokrasiye olan inancını da sarsıyor. Bu tür bir yönetim, temel insan haklarını görmezden gelerek toplumsal barışı zedeliyor. Wilders’in söylemleri ve politikaları, Hollanda’yı insan hakları açısından utanç verici bir noktaya taşıyor.
Doğa… İnsanlığın kendini yok etme süreci. İklim krizi artık kapımızı değil, penceremizi de kırarak içeriye girdi. Amazon ormanları yanıyor, kutup buzulları eriyor ve canlılar bir bir yok oluyor. Tüm bunlar olurken, insanoğlunun hırsı ve açgözlülüğü, doğanın kalbine saplanmış bir hançerden farksız.
Yeni yıl… Gerçekten neyi değiştirecek? İnsanlar iç hesaplaşmalarını yapmadan, adalet, barış ve vicdanı bir araya getirmeden, her yeni yıl sadece bir takvim yaprağının düşüşünden ibaret olacak. O yüzden dileğim sadece savaşsız, barış dolu bir yıl değil; aynı zamanda insanların gerçek anlamda insan olmayı hatırlayacağı bir yıl.
Daha eşit, daha adil, daha vicdanlı bir dünya için, hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Yoksa, bu kahpe dünyada yeni yılların nasıl mutlu olmasını bekleyebiliriz ki?

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

BU KAHPE DÜNYADA YENİ YILLAR NASIL MUTLU OLSUN Kİ?

BU KAHPE DÜNYADA YENİ YILLAR NASIL MUTLU OLSUN Kİ?

İlhan KARAÇAY haykırıyor…
Savaşsız, barış dolu bir yıl dilemek ne güzel; ancak Gazze’de masum insanlar katledilirken ve kahpe dünya bu zulme duyarsız kalırken, adaletin ve insanlığın yokluğunda mutlu yıllar mümkün mü? Ne yazık ki, insanlık her geçen gün biraz daha kör, sağır ve duyarsız bir hale geliyor.
Antisemitizmden şikâyet edenler, Gazze’de masum çocuklar ve kadınları katlederken, bu sessizliklerini nasıl açıklayacaklar? Adalet ve vicdan, tüm insanlık için olmalıdır; aksi halde sadece zulmün başka bir yüzüne ortak olunur. Herkes kendi acısını en büyük görürken, başkalarının çığlıklarını duymazdan gelmek bir insanlık utancıdır.
Dünya sadece Gazze’deki zulümden ibaret değil. Suriye’de milyonlarca insan evlerinden edilirken, soğukta bir lokma ekmek bulma umuduyla mülteci kamplarında hayatta kalma savaşı verirken, insanlığın vicdanı nerede? İnsanlar, sınır kapılarında horlanırken ve botları Akdeniz’in karanlık sularında batarken, yeni yıl hangi yüzle kutlanabilir?
Afrika’da açlık ve susuzlukla boğuşan çocukların gözlerinde yanan umut nasıl söndürülür? Milyonlarca insan temiz suya bile erişemezken, dünyanın bir köşesinde israfın zirve yapması, insanlık adına nasıl bir ironi oluşturuyor? Eşitsizlikler büyüdükçe, bazıları yılbaşı sofralarında ziyafet çekerken, diğerleri açlığın pençesinde kıvranıyor.
Adaletin yerle bir olduğu Myanmar’da, Rohingya Müslümanları’na yapılan etnik temizlik hangi vicdana sığar? İnsanların sadece kimliklerinden dolayı katledilmesi, göçe zorlanması ve dünyanın buna göz yumması hangi medeniyetin başarısı olabilir? Bu kahpe dünyada, insanlığın onuru çoktan unutulmuş gibi görünüyor.
Kadınlar… Kadınlar dünyanın her yerinde baskıya, şiddete ve ayrımcılığa uğrarken, yeni bir yıl nasıl mutlu olabilir? Afganistan’da kız çocuklarının eğitim hakkı ellerinden alınırken, kadınlar toplumdan dışlanırken, özgürlük talepleri kanla bastırılırken hangi umutla “yeni bir yıl” dileğinde bulunulabilir? Kadınların mücadeleleri, yalnızca birkaç anma günüyle sınırlı kalıyor; oysa bu, her gün hatırlanması gereken bir gerçek.
Irkçılık hâlâ can yakıyor. Amerika’da siyahilerin öldürülmesi, Avrupa’da göçmenlere karşı yükselen nefret, sadece birer örnek. Irk, din, dil, cinsiyet gibi kimlikler, insanları ayıran değil birleştiren unsurlar olmalıydı. Ama bu dünya, ötekileştirme üzerine kurulu bir düzeni ısrarla sürdürüyor.
Hollanda’da ise durum farklı değil. Zoraki bir koalisyon hükümetinin perde arkasındaki gizli başkanı Wilders ve onun bir kukla gibi hareket eden başbakanı, ırkçılığın ve insan hakları ihlallerinin daniskasını sergiliyor. Göçmenlere, Müslümanlara ve farklı etnik gruplara yönelik politikaları, yalnızca ayrımcılığı derinleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda Hollanda’nın demokrasiye olan inancını da sarsıyor. Bu tür bir yönetim, temel insan haklarını görmezden gelerek toplumsal barışı zedeliyor. Wilders’in söylemleri ve politikaları, Hollanda’yı insan hakları açısından utanç verici bir noktaya taşıyor.
Doğa… İnsanlığın kendini yok etme süreci. İklim krizi artık kapımızı değil, penceremizi de kırarak içeriye girdi. Amazon ormanları yanıyor, kutup buzulları eriyor ve canlılar bir bir yok oluyor. Tüm bunlar olurken, insanoğlunun hırsı ve açgözlülüğü, doğanın kalbine saplanmış bir hançerden farksız.
Yeni yıl… Gerçekten neyi değiştirecek? İnsanlar iç hesaplaşmalarını yapmadan, adalet, barış ve vicdanı bir araya getirmeden, her yeni yıl sadece bir takvim yaprağının düşüşünden ibaret olacak. O yüzden dileğim sadece savaşsız, barış dolu bir yıl değil; aynı zamanda insanların gerçek anlamda insan olmayı hatırlayacağı bir yıl.
Daha eşit, daha adil, daha vicdanlı bir dünya için, hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Yoksa, bu kahpe dünyada yeni yılların nasıl mutlu olmasını bekleyebiliriz ki?

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…