
KAYSERİ VE ÇEVRESİNDE 7,5, 35 ve 55 MİLYON YIL ÖNCESİNDE YAŞAM
Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ eşliğinde, Yamula Barajı çevresinde 2018 yılında başlatılan fosil kazıları merkezinin son buluntularını Kent Konseyinin gazeteci-Uluslararası Basın Konfederasyonu il temsilcisi Spor-Kültür-Sanat komisyonu üyesi ve diğer üyeleriyle gördük.
Çevril Fosil Kazı Alanı’nındaki Kazılarla ilgili Kazı ekibinden Uzman Antropolog Ömer Dağ ve 11 kişilik ekibi merak ettiğimiz tüm soruları yanıtladı. Şimdiye kadar yaklaşık 900 fosil ve fosil parçası bulunmuş. Bunların 50-60 kadarı dünyada örneği yok denecek kadar az olan cinsten, oldukça büyük ve önemli. Üç toynaklı at Hipparion, gergedan Chilotherium, sırtlangillerden Adcrocuta, boş boynuzlulardan Gangraia ve dev hortumlular Choerolophodon ile Konobelodon…Zürafalar, antiloplar ve başka büyük memeliler, fil dişlerinin dışında boynuzlu fillerde bu coğrafyanın sakinleriymiş.,
Bölgede dört farklı fil/hortumlu grubuna ait fosiller bulunmuş. Bunlar mamutlardan da çok daha eski. Ömer Dağ’ın anlattığına göre en küçüklerinin bile omuz yüksekliği yaklaşık 2,60 metre. Bir de Choerolophodon var ki gerçekten çok özel. Burada bulunan kafatası ve alt çenesinin bu kadar eksiksiz ve iyi korunmuş olması nedeniyle dünyadaki en önemli örneklerden biri. Üstelik bu bölgede 7,5 milyon yıl öncesi buluntuların, çevresinde 35 ve 55 milyon yıllık örnekleride çıkmaya başlarken kazı başkanı Ömer Dağ, bunun nasıl saptandığını farklı örneklerle anlattı.
Bölgenin bir başka önemi de milyonlarca yıl önceki hayvan göç yolları üzerinde bulunması. Anadolu’nun Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki geçişte ne kadar önemli olduğunu buradaki fosiller üzerinden okuyabiliyoruz.
Ömer Dağ’ın anlattığı bir başka şey de çok ilgimi çekti. Fosil milyonlarca yıl toprağın altında korunabiliyor ama yüzeye çıkarıldığı anda hava ve güneşle temas edince bozulmaya başlıyor. Bu nedenle kazı sırasında bulunan fosiller hemen özel maddelerle sağlamlaştırılıyor, dikkatle çıkarılıyor ve daha sonra laboratuvarda temizlenip parçaları birleştiriliyor. Yani bizim müzelerde bütün olarak gördüğümüz o dev hayvanların arkasında yıllarca süren inanılmaz bir emek var.
Bir öğretmen-çobanın tesadüfen bulmasıyla , merak ederek incelenmesiyle başlayan bu çalışmalar başladıktan sonra ilginç bir şey olmuş. Yamula’daki fosillerin duyulmasıyla birlikte Kayseri’nin farklı bölgelerinden vatandaşlar da buldukları ve fosil olabileceğini düşündükleri parçaları ekibe ihbar etmeye başlamışlar. Böylece yeni alanların fark edilmesinin de önü açılmış. Bünyan’da, Sarız’daki benzer kazılarda başka örnekleri. Şimdi bu kazılar sadece Türkiye’nien değil, Dünyanın ve bilim insanlarının dikkatini çekerek bölgeye akın ediyor. Buluntular bilimsel yayınlardan sonra dahada değer kazanıyor, kemiklerden, dişlerden yola çıkılarak, bölgenin tarihteki eko-sistemi, hayvanların ormandamı, buldukları ağaç yaprakları, otlardanmı beslendiklerine kadar pekçok konu araştırma konusu oluyor.
Ayrıca bu bölgede ve çevresinde yaşayan 7,5, 35 ve 55 milyon yıllık nesli tükenen bu hayvanların açlıktan mı, kuraklıktanmı, susuzluktan mı, doğal felaketlerden mi, yoksa yırtıcı hayvanlar tarafından mı parçalandığı gibi pekçok sorunun yanıtıda araştırmalarda aranıyor. Kazı ve araştırmalar sırasında bulunan kemiklerin bilimsel doğruluğu kanıtlanmadan çekimlerine izin verilmiyor.
Bize bütün bunları büyük bir heyecanla anlatan Uzman Antropolog Ömer Dağ’a ve kazı ekibine, bu güzel geziyi düzenleyen Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ’a ve Kent Konseyine çok teşekkür ediyorum
Çevril Fosil Kazı Alanı’nındaki Kazılarla ilgili Kazı ekibinden Uzman Antropolog Ömer Dağ ve 11 kişilik ekibi merak ettiğimiz tüm soruları yanıtladı. Şimdiye kadar yaklaşık 900 fosil ve fosil parçası bulunmuş. Bunların 50-60 kadarı dünyada örneği yok denecek kadar az olan cinsten, oldukça büyük ve önemli. Üç toynaklı at Hipparion, gergedan Chilotherium, sırtlangillerden Adcrocuta, boş boynuzlulardan Gangraia ve dev hortumlular Choerolophodon ile Konobelodon…Zürafalar, antiloplar ve başka büyük memeliler, fil dişlerinin dışında boynuzlu fillerde bu coğrafyanın sakinleriymiş.,
Bölgede dört farklı fil/hortumlu grubuna ait fosiller bulunmuş. Bunlar mamutlardan da çok daha eski. Ömer Dağ’ın anlattığına göre en küçüklerinin bile omuz yüksekliği yaklaşık 2,60 metre. Bir de Choerolophodon var ki gerçekten çok özel. Burada bulunan kafatası ve alt çenesinin bu kadar eksiksiz ve iyi korunmuş olması nedeniyle dünyadaki en önemli örneklerden biri. Üstelik bu bölgede 7,5 milyon yıl öncesi buluntuların, çevresinde 35 ve 55 milyon yıllık örnekleride çıkmaya başlarken kazı başkanı Ömer Dağ, bunun nasıl saptandığını farklı örneklerle anlattı.
Bölgenin bir başka önemi de milyonlarca yıl önceki hayvan göç yolları üzerinde bulunması. Anadolu’nun Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki geçişte ne kadar önemli olduğunu buradaki fosiller üzerinden okuyabiliyoruz.
Ömer Dağ’ın anlattığı bir başka şey de çok ilgimi çekti. Fosil milyonlarca yıl toprağın altında korunabiliyor ama yüzeye çıkarıldığı anda hava ve güneşle temas edince bozulmaya başlıyor. Bu nedenle kazı sırasında bulunan fosiller hemen özel maddelerle sağlamlaştırılıyor, dikkatle çıkarılıyor ve daha sonra laboratuvarda temizlenip parçaları birleştiriliyor. Yani bizim müzelerde bütün olarak gördüğümüz o dev hayvanların arkasında yıllarca süren inanılmaz bir emek var.
Bir öğretmen-çobanın tesadüfen bulmasıyla , merak ederek incelenmesiyle başlayan bu çalışmalar başladıktan sonra ilginç bir şey olmuş. Yamula’daki fosillerin duyulmasıyla birlikte Kayseri’nin farklı bölgelerinden vatandaşlar da buldukları ve fosil olabileceğini düşündükleri parçaları ekibe ihbar etmeye başlamışlar. Böylece yeni alanların fark edilmesinin de önü açılmış. Bünyan’da, Sarız’daki benzer kazılarda başka örnekleri. Şimdi bu kazılar sadece Türkiye’nien değil, Dünyanın ve bilim insanlarının dikkatini çekerek bölgeye akın ediyor. Buluntular bilimsel yayınlardan sonra dahada değer kazanıyor, kemiklerden, dişlerden yola çıkılarak, bölgenin tarihteki eko-sistemi, hayvanların ormandamı, buldukları ağaç yaprakları, otlardanmı beslendiklerine kadar pekçok konu araştırma konusu oluyor.
Ayrıca bu bölgede ve çevresinde yaşayan 7,5, 35 ve 55 milyon yıllık nesli tükenen bu hayvanların açlıktan mı, kuraklıktanmı, susuzluktan mı, doğal felaketlerden mi, yoksa yırtıcı hayvanlar tarafından mı parçalandığı gibi pekçok sorunun yanıtıda araştırmalarda aranıyor. Kazı ve araştırmalar sırasında bulunan kemiklerin bilimsel doğruluğu kanıtlanmadan çekimlerine izin verilmiyor.
Bize bütün bunları büyük bir heyecanla anlatan Uzman Antropolog Ömer Dağ’a ve kazı ekibine, bu güzel geziyi düzenleyen Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ’a ve Kent Konseyine çok teşekkür ediyorum
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.






