Sağlıkta şiddet, nedenler ve çözüm önerileri Kayseri’de ele alındı

Kayseri Tabip Odası tarafından ‘sağlıkta şiddet, nedenler ve çözüm önerileri’ Erciyes Üniversitesi Sabancı kültür sitesinde ele alındı. Şiddete uğrayan doktor ve sağlık çalışanları örnekler verildi, baro ile işbirliği konuşuldu, sağlıkta iletişim ve öfke kontrolünün önemi tekrarlandı. Şiddet ve öfke dili yerine sevgi, hoşgörü dilinin artırılması istendi.

TOPLANTIDA KİM DE DEDİ

Saygı duruşu ve İstiklal marşı ile başlayan toplantının açılışında konuşan Kayseri Tabip Odası başkanı Doç.Dr. M.İlhan Şahin, sağlıktaki şiddeti ülkenin büyüyerek giden bir yangını olarak  dile getirdi, şunları söyledi.

KAYSERİ TABİP ODASI BAŞKANI DOÇ. DR. M. İLHAN ŞAHİN: BU KONU MGK’DA GÖRÜŞÜLMELİ

“Ülkemizin vurgusunu özellikle yapıyorum çünkü bu mesele sadece biz hekimlerin, sağlık çalışanlarının, sağlık kuruluşlarında sadece meydana gelen ve sınırlı bir meselesi olarak görülmemesi gerekiyor. Sağlık çalışanlarının uğradığı şiddet aslında sağlık çalışanlarının iş motivasyonlarını etkileyerek sadece o hekimi o anlık veya bir süreliğine etkilemesinin ötesinde sağlık çalışanlarının iş motivasyonunu etkileyerek hatta söylemekten imtina ediyorum ama o meslek aşkını hatta bir miktar insan sevgisini olumsuz yönde etkileyerek, aslında sağlık sistemimizi, dolaylı olarakta halkın sağlığını ciddi şekilde tehdit eder boyutlara geldi. Sağlıkta şiddet başta olmak üzere diğer bir çok problemimiz var bizim. Bunları zaman zaman yapıcı bir şekilde dile getirmeye çalışıyoruz.

ÜLKEMİZDEN HEKİM GÖÇÜ GELMEYE BAŞLADI

Bu problemler o kadar artıyor ki, artık ne yazık ki ülkemizden hekim göçü gelmeye başladı. Biz tabip Odası yönetim kurulu olarak yaklaşık 1,5 yılı aşkın süredir görevdeyiz. Bu toplantıdan önce oda sekreterimizden şöyle son yılların bizden iyi hal belgesi alan doktorların listesini çıkarmasını istedim. 2018’e kadar neredeyse hiç talep olmamış Tabip odamıza. İyi hal belgesi yurtdışına gitmek isteyen doktorlara verilen bir belge. 2018’den itibaren bir artış başlıyor ve son 2 yıldır 3-4 misline katlanmış durumda ve sadece Kayserimizde. Türkiye çapında ki verilere göre de geçen yıl bin 500’e yakın hekim Türkiye’yi terketti. Ondan önceki yıllarda zaten binli rakamlara ulaşmıştık. Ne yazık ki şu anda Almanca kursları, İngilizce kursları hekimlerle, tıp öğrencileriyle dolmuş durumda. Ek öğretmenler ek sınıflar açıyorlar. Bu bizim gibi zaten hekim başına hasta sayısının çok yüksek olduğu hekim ihtiyacının yüksek olduğu ülkeler için aslında çok büyük bir kayıp. Sadece sayısal olarakta bakmayalım. Bir hekimin yetişmesi çok uzun yıllar alıyor bildiğiniz gibi. O ülke aslında bir yatırım yapıyor. Bu yatırımın neticesini tam alacakken bu gençlerimiz ülkeyi terk ederek gidip başka ülkelere, başka milletlere hizmet ederek ülkemizi mağdur etmiş oluyorlar ama mağduriyetin sebebi kendileri değil. Dolayısıyla bu meselelerin hepsine eğilmek gerekiyor.

HEKİMLER OLUMSUZ HABERLERLE DEĞİL, FEDAKARLIĞI İLE GÜNDEME GELMEK İSTİYOR

Ama şiddet o kadar önemli bir konu ki, biliyorsunuz geçmişte vefat eden hekimlerimiz oldu. Bunlardan en bilindik olan Ersin Aslan’ı da buradan rahmetle anmak istiyorum. Ameliyat ettiği bir hastası 80 yaşında ameliyat süresi sonrası süreçte vefat ettiği için torunu tarafından katledilmişti hastanede hatırlarsınız. Biz artık bu tür haberlerle gündeme gelmek istemiyoruz. Biz hekimlerin özverisiyle, fedakarlığıyla, insan sevgisiyle, başardığı büyük işlerle gündeme gelmek istiyoruz. Hekimlerin kafasına vurulan mermerle, kafasının kırılmasıyla gündeme gelmek istemiyoruz.

BU KONU MGK’NDA GÖRÜŞÜLMESİ GEREKİR

O yüzden bu konuya acil bir gündem konusu olarak görüyoruz. Biz Kayseri Tabip Odası olarak asli vazifelerimizden bir tanesi hekimlerin hakkını savunmak evet aynı zamanda halkın sağlığına dair görüşler beyan etmek ki pandemi döneminde bunu yapmaya çalıştık olabildiğince. Bu iki konu her ikisini de ilgilendiriyor. Aslında bu konu  Milli Güvenlik Kurulu’nda görüşülmesi gereken bir konu olduğunu da söyleyeyim bu kadar iddialı.

PROF.DR. SUAT ÖKTEM: TÜRK FİLMLERİNDE OLDUĞU GİBİ KAVGA-DÖĞÜŞ SAHNELERİNİ GÖRMEYE BAŞLAYACAĞIZ

Yaklaşık 30 yıl önce hastasını muayene ettikten sonra evine giderken 6 trafik magandası tarafından  dövülen, kaburgaları kırılan, ciğeri zedelenen ve ölümden dönen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahi uzmanı Prof.Dr. İbrahim Suat Öktem bu konuda şunları anlattı.

SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI HEKİMLERDE MESLEĞE ÖZEL KANUN İSTİYOR

Sağlıkta şiddet konusunda bir çok görüşler var. Ama sonuç olarak geldiğimiz yer mesleğimize özel hakim ve savcılarda olduğu gibi bir kanun çıkmadığı sürece, kanuni yön olarak ve ruhsal yön olarak sorunları çözmek mümkün değil. Mesela öğretmenler için sevindirici bir şey var. Mecliste bugün öğretmenlere ait bir kanun çıkartılacak bunun çalışmaları devam ediyor. Aynı şeyin doktorlar içinde  çıkartılmasını istiyoruz. Şiddeti uygulayan kişi gidip ifadesini verip akşamleyinde çoluk-çocuğuyla neşe içerisinde yemek yiyememeli. En azından bir gün dahi olsa gözaltında geçirmeli ki zamanını aklı başına gelsin. Yoksa bu işi çözmek mümkün değil. Birde toplum eğitimi, toplum eğitimi, toplum eğitimi.

FUTBOL HOLİGANLARI ÖRNEĞİ VERDİ

Biz çok fazla bir şey istemiyoruz. Neyi istiyoruz, bakın futbol holiganları ne yapıyor bir tanesi tespit edildiği zaman bir başka maça girmeleri engelleniyor. Bizde bunu istiyoruz. Nerde şiddet uygulanırsa sağlık kuruluşlarına, acil durum haricinde girmesinin engellenmesini istiyoruz. Bizim istediğimiz şey bu. Yoksa adam gelecek hakaret edecek. Hiç kimsenin bize hakaret etme ve el sürme gibi bir özgürlüğü yok. Biz hata mı yaptık sayın Cumhurbaşkanının makamına veya Sağlık bakanlığına veya hukuki yelere rahatlıkla başvurabilir. Hiç biri olmuyorsa rahatlıkla Tabipler odasına .

HEKİMLER JUDO-TAEKWONDO EĞİTİMİ ALIYOR

Ama maalesef kişi kendi hükmünü verip kendi cezalandırmaya kalkıyorsa bu iş ileride hekimler judo, taekwondo gibi bir takım hekimlikle yakından uzaktan alakası olmayan sporlara başlıyorlar. Ve bunun sonucunda da aynı Türk filmlerinde olduğu gibi kavga-döğüş sahnelerini görmeye başlayacağız. Ve hekimlerin bir kısmı da bizden daha ileri olan ülkelere gidecekler. Ağır ihtisasları artık kimse yapmak istemiyor. Türkiye bundan 15-20 yıl sonra bunun cezasını çekecek. Ama yazık bu ülke bizim. Doktorlarda bizim evlatlarımız, sağlık hizmeti alanlarda bizim evlatlarımız. Anahtar kilit gibiler. Biz ya anahtarı kırıyoruz ya da kilidi bozuyoruz. Böyle bir şey olmaz. İkisi bir arada olacak ki bu işler sağlıklı bir şekilde yürütülebilsin.

30 YIL ÖNCEKİ ÖLÜMDEN DÖNDÜĞÜ OLAYI ANLATTI

Şimdi oradaki acil bir hastayı gelip acil olarak yoğun bakımda durumu kötüleşen bir hastayı ziyaret etmiştim. Gereken tedavilerini verip giderken 6 tane sarhoş tarafından böyle bir olay başımıza geldi. Ve akciğerde havalanamama bir taraftan ve iki tanede kaburga kırığı oluşmuştu. Kaç yıl oldu yaklaşık 30 yıl oldu. 1991’lerde olmuştu. Onlar geçiyor ama geriye ne kalıyor. O 6 tane kişi, onlarada yazık oldu, bir sürü içeride yattılar, aileleri mağdur oldu, banada yazık. Ama geçiyor.

ECZACI UĞUR NURİ AKIN:HER YENİ GÜNE BİR ŞİDDET HABERİYLE UYANIYORUZ

Kayseri Eczacı Odası başkanı Uğur Nuri Akın’da, eczacılar ve çalışanlarına yönelik saldırı ve şiddetlere örnek verdi, şöyle konuştu.

Günümüze baktığımızda da özellikle her yeni güne bir şiddet haberiyle uyanır olduk. Bir gün uyanıyoruz kadına şiddet, bir gün uyanıyoruz hayvanlara şiddet bir gün uyanıyoruz sağlıkçılara şiddet. Ve biz artık böyle bir güne uyanmak istemiyoruz. Sadece hekimlerimiz değil, eczacılarımız, hemşirelerimiz, sağlık personellerimizde her an şiddete maruz kalma eğiliminde. Çünkü bu konunun sosyolojik ve psikolojik bir anlamda çok derin araştırılması ve ona göre topluma bilgi verilmesi zamanı gelmiştir.

AVUKAT ALİ KÖSE: ŞİDDETE KARŞI CİDDİ KARŞI DURUŞ YAPMAMIZ GEREKİR

Kayseri Baro başkanı avukat Ali Köse’de şunları söyledi.

Dil konusunda özellikle vurgu yapmak istiyorum. Şiddet kelimelerini kullanmaksızın, sağlıkta şiddet ve toplumdaki şiddetle ilgili ciddi bir karşı duruşu yapmamız gerektiğine inanıyorum. Bu konuda biz baro olarak ve avukatlar olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapmaya hazır olduğumuzu bildiriyorum.

DOÇ. DR. İSMAİL ALTINTOP: HASTA YAKINLARINA BİLGİ VERME ŞEKLİ

Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop’ta toplantıda şunları söyledi.

Anettot göstererek bunu kısa bir bilgi vermek istiyorum. Acil servise travma nedeniyle gelmiş bir hasta ve yakınlarının bilgisi olmuyor. Hasta yakını evde bir telefonu oluyor, bir hastanız var. Canhıraş şekilde acil servise geliyor ve acil serviste aslında hastaya 1,5 saattir müdahale ediliyor. Dışarıya çıkan doktor hasta yakınının o gelen hiddetli taarruzuna karşı bir geri adım atmak zorunda. Bunu pozitif yönde eğer bende tepki vereyim diye algılarsa bir ateş-kıvılcım çıkıyor diyebiliriz. Bunu çok rahat halletmemiz gerekir. Çok kalabalık gelen gruplar olabiliyor. 100 kişi bir anda kapının önünde belirebiliyor. İçeride doktorsunuz, yanınızda asistan var, hemşireler var. Şöyle yapmak lazım. Güvenlikle ya da bunu kendiniz yapabilirsiniz. Oradan aile büyüklerinizden biri gelebilir mi? Sakin alana alıp mümkünse sessiz olan alanda hastaya yüz temasıyla değilde, bazen hafif dokunma öneriyoruz. Ahmet abi geçmiş olsun şöyle şöyle bir kaza olmuş buraya geldiler, biz ilgileniyoruz ve şu şu işlemleri yaptık gibi bilgilendirmek çok önemli. Ama hastanın durumu çok kötüydü. Hastaya kendi annemize, babamıza, evde çocuğunuza nasıl müdahale ediyorsak aynı müdahaleyi yaptık dediğimizde yüzde bir yumuşama oluyor. Bu aile büyüğü dışarı çıkarak onları sakinleştirebiliyor. Yoksa 10-20 tane güvenlikte gelse dışarıda biriken halka bir müdahale yapamıyorlar.

DOÇ.DR. ALİ RAMAZAN BENLİ: GERGİNLİK DİLİ YERİNE HOŞGÖRÜ DİLİNİ ARTIRMALIYIZ

Kayseri Sağlık Müdürü Doç.Dr. Ali Ramazan Benli

Önümüzdeki problemlere baktığımızda sistemsel olarak baktığımızda birincil problemimiz sağlıkta bulaşıcı olmayan hastalıklarının yükü obezite, hareketsizlik gibi. Uzayan bekleme süreleri ve randevu alma güçlüğü bir başka sorunumuz. Kadostratatik Sağlık harcamalarımızın artması. Bu şu demek. Aile bireylerinin gelirlerinin yüzde 40’dan fazlasını sağlık harcaması olarak kullanılıyorsa bu kadostratatik sağlık harcamasıdır. Bu oran yüzde 20’ye yakın şu an Türkiye’de. Bunun Dünya ortalamalarının çok çok daha altına inmesi gerekiyor. Sağlıkta erişilebilirliğin bir geri dönüşümü de budur. Sağlıkçıların gelirlerinin azalması, maltist davaları sayın baro başkanımız burada konuyu detaylandıracaktır. Bunun için detaya inmek istemiyorum. Kamuda doktor göçünün önlenmesi  sayın başkanım bahsetti. Yani ülke dışına göç olduğu gibi kamudanda kamu dışına bir kaçış var. Bunuda engellememiz gerekiyor. Diğer taraftan şiddet. Şiddete baktığımız zaman araştırmak gerekiyor. Çözüm ıskalasını çalıştırmamız gerekiyor, cezai tedbirlerin uygulanmasının sağlanması gerekiyor. Sadece karar almak yetmiyor. Gerginlik dilini bırakmalıyız. Birlikte hoşgörü dilini geliştirmeliyiz. Özellikle Sivil toplum kuruluşlarına ve medya üzerinden bunun artırılması gerekiyor.

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

45 yaş altındaki kadınların yüzde 5’inde erken menopoz, 40 yaşın altındaki kadınların yüzde 1’inde prematür menopoz görülüyor

Kadın yaşamında doğal olarak adet görmenin durması olan menopoz, sıklıkla 45-55 yaşlarında görülüyor, ortalama menopoz …