Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Zıtlaşmanın bedeli..

Zıtlaşmanın bedeli..

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Tarih o güzel ders veriyor ve ‘üç maymunu’ oynayanlar ile ‘ben’ ya da ‘Ben yaptım doğru yaptım’ diyenlere o kadar güzel ders veriyor ki!..

Geçmiş seçimlere şöyle bir bakın, inceleyin, araştırın, kimler gelip, gitmedi, bitmedi ki!

Ama, halktan kopuk, edebiyatla yaşayanlar ‘kararsız oy’ları artırıyor. Sempati duyanları bile kendinden, partisinden uzaklaştırıyor.

Eleştiriye hiç tahammül bile edemeyen her kim olursa olsun, bunu yapanları terslediğinde hangi ittifakı kurarsa kursun ‘tarihe gömülmeye’ mahkum.

Seçmenle, vatandaşla zıtlaşmanın ağır bedeli sandığa gömülmek.

***

Bugün, iktidar partisi ve ‘Cumhur ittifakı’ adaylarına baktığınız zaman sanki hepsi seçilmiş gibi.

Birbirlerini anlatırken, sıvazlarken ağızlarından ’31 Mart’tan zaferle çıkacağız’ diyerek, partilerini, liderlerini, eleştirileri, pazardaki yangını görmezden gelip, bu tepkilerin aleyhlerine dönen oyları görmezden geliyor.

Zaten eskisi gibi gazetecilik, politikacılık yok.

Her partinin, adayın bir kendi ekibi var.

Olumsuz haberler yerine sürekli ‘şunu söyledi, bunu söyledi’ haberleri ile çift-çok dikiş yapılıyor.

Bu konuda Memduh Büyükkılıç ve Sema Karaoğlu’nun projeleri vatandaşta sempati buluyor. Diğerleri müjde vermekten yorgun düştü.

Ama vatandaş mevcut belediye başkan ve adaylarına da sormadan edemiyor.

‘Bugüne kadar niye yapmadın? Kaç yıldır o koltuğu dolduran sen değil misin?’

***

Ortada ‘geçim şartları ve hayat pahalılığı’ yüzünden bir seçim havası yok.

Zaten olmasını da kimse beklemiyor.

Adaylar bile ‘ısmarlama-sipariş geziler’ini devam ettirirken bile ağır eleştiriler, sözler, tepkiler herkesin dillerinden eksik olmuyor.

Vatandaş, geçmişte CHP projesi olan Tanzim satış noktaları, mağazaları gibi kendisini, cebini, ailesini, çocuklarının geleceğini yakından ilgilendiren konularda yapılan ve yapılacakları duymaktan çok artık ivedi görmek, yaşamak, stresini atmak istiyor.

Ve şu günlerde tepkilerin en güzel özeti.

‘Verilen asgari ücretle  birlikte bir ay yaşayalım. Elektrik, su, doğalgaz, telefon, kira, sabit aidatlardan kalan para var mı yok mu? Pazara birlikte çıkalım, buzdolabını siz doldurun, ocakta birlikte yemek yapalım. Bundan kaçmayın. Meclisteki, belediyelerdeki yemekleri bırakın. Artık sesimizi duyun.’

***

Vatandaşın aracı, komisyoncu, fırsatçıdan çok, iktidarın üretenler yerine sürekli ‘ithalat ederiz’ sözlerine tepkiler zirvede.

Hayvancılık, tarım ve diğer üretimler, işsizlik, hayat pahalılığı, asgari ücret, halen çözümlenmeyen kadroya alınmayan taşeronlar konusu, atanamayanlar, bedelli askerlik, eğitim sistemindeki sürekli değişiklik, Emeklilikte yaşa takılanlar, 2000 sonrası intibak bekleyen emekliler, yap-işlet-devret modeli ile yapılanların devlete zararı, Askeri palet fabrikasının özelleştirilip Katarlılara verilmesi gibi sorunların çözümlenmesini görmek, huzur bulmak istiyor.

Birde verimli tarım arazilerinin sürekli betonlaşmasından rahatsız.

***

Partilerin seçim vaatlerine, manifestolarına baktığında söylemler çok güzel.

İyi de uygulamada kimse yok.

Hadi iktidar uygulamıyor da, buna göz yuman, ‘üç maymunu oynayan’ muhalefete ve adaylarına ne söylemeli. Hepsi gözüne perde çekmiş gibi.

‘Yatay şehirleşme’ dendi, ‘imar barışı’ çıktı. Şimdi bunu fırsata çevirenler. Aracılar, çantacılar, fırsatçılar o kadar çoğaldı ki!

Eski binalar hem çatılarından hem de yanlarından genişliyor.

Ne de olsa seçim var, oy kaybetmenin zamanı değil.

Bunları görmek istiyorsanız, adayların, liderlerin, bakanların peşlerinde gidenlere iyi bakın. Ne demek istediğimi iyi anlarsınız. Çünki ‘nöbetçi, taşımalı çantacı’ gibi sırayla hepsinin yanında.

***

Dünya hızla dönüyor.

Seçmende, siyaset cambazları da o hızla dönmeye devam ediyor.

Ülkeyi, şehirleri, yerleşim merkezlerini kalkındıracak projelerden çok ‘hizipleşmeler, kısır çekişmeler, zıtlaşmalar, kırgınlıklar, küskünlükler, kuyu kazmalar, arkadan hançerlemeler, takiyyeler’e her gün yeni isimlerle ‘takla siyaseti, politikası’ ekleniyor.

Dünya uzay savaşları, yatırımları, biz halen ‘klasik hizmetler’le övünüyoruz.

Farkı, fark etmek, farklı olmak için küçülen Dünyayı yakından izlemek, görmek gerekiyor.

Ama, milletin borçlardan, faturalardan, kredilerden, karnını doyurmaktan ve diğer sorunlardan başını kaldırmaya zamanı mı var?

Olmayınca sonuç ‘mutlu azınlığın’ oyuncağı olmaktan başka çare mi var?

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Hırsızlık ve araç… (Köşe yazısı 16.02.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ GAZETECİ davutgulec@hotmail.com Referandum, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi şimdide mahalli seçimler derken ortam iyiden …