Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Yaşlanmanın geleceği (2)(Köşe yazısı 21.08.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

Yaşlanmanın geleceği (2)(Köşe yazısı 21.08.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ
GAZETEC
davutgulec@hotmail.com
Bu ilginç araştırmanın raporuna dünden kaldığım yerden devam ediyorum.
Bu korkunun listenin en başında yer almasına şaşmamalı: Hastalık ya da düşme gibi travmatik bir olay herkesin başına gelmeyebilir ancak fiziksel yaşlanmadan kimse kaçamaz. Duyusal bozulmanın yanı sıra, kas ve kemik kütlesindeki kayıplar yataktan kalkmaktan torunlarla oynamaya kadar her şeyi zorlaştırabilir. 65 yaş üstü yetişkinlerin yüzde 50’ye yakınında artrit gelişir ve bir şeyleri tutmayı, merdiven çıkmayı zorlaştırır. Araştırmalar mobilite azaldıkça kişilerin toplumdan uzaklaşma, kronik hastalıklara tutulma ve yaşam kalitesinin düşmesi olasılığının arttığını gösteriyor. Yaşlı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 14’ü kendilerini sosyal açıdan soyutlanmış hissettiklerini bildiriyorlar.
Yaşlanma karşısında çaresiz de değiliz. Araştırmalar önlemler almanın hareket kabiliyetimizi sürdürmemize yardımcı olabileceğini gösteriyor. Örneğin güç arttırıcı egzersizler sarkopeni olarak bilinen kas kaybıyla mücadeleye yardımcı olabiliyor. Bir çalışmada doksan yaşın üstündekilerde sekiz haftalık direnç egzersizleri sonrasında kas gücünün yüzde 174 ve yürüme hızının da yüzde 48 arttığı görüldü. Kemik kaybı, osteopeni ve osteoporoz da doğru beslenme ve egzersizle yavaşlatılabiliyor ve hatta ilaçla bir ölçüde önlenebiliyor.
Yaşlılıkta hem rehabilitasyona, hem de hareket kaybının önlenmesine öncelik verilmesi iyi yaşlanmada kritik rol oynuyor. Hareket kaybı yaşansa bile, bunu tıpkı bir yaralanma gibi ele almamız gerekiyor. Tüm hareket kayıpları geri çevrilebilir olmasa da, bazıları belli bir ölçüde tedavi edilebiliyor: Engellilik nedeniyle (banyo yapmak, giyinmek veya yürümek gibi) temel işlevleri yerine getiremeyen 400’den fazla yaşlı üzerinde yapılan bir çalışmada, yüzde 80’inin rehabilitasyonla bir yıl içinde bu işlevleri geri kazandığı ortaya çıktı. Bu grubun yüzde 50’si bu bağımsızlığı en az altı ay daha korudular.
Sağlıklı bir yaşlılık için aktif yaşam şart
Sağlıklı bir yaşlılık için, yaşlılıkta da aktif kalmak şart ancak aktivite deyince akla spor salonları gelmemeli. Yaşlılıkta hareketlilik konusunda geçenlerde yapılan bir çalışmada katılımcıların fiziksel aktivite olarak ev işi yaptıklarında ya da köpeği yürüyüşe çıkardıklarında da iyileşme yaşadığı görüldü. Aileyi ya da arkadaşları ziyaret gibi sosyal faaliyetler de hem fiziksel, hem de zihinsel açıdan yarar sağlıyor.
Hareketsiz bir yaşam süren yaşlılarda mobilite kaybı olasılığı üç misline çıkıyor. Öte yandan, çoğu kişi için yaşlılıkta aktif bir yaşam sürdürememenin nedeni ilgisizlik değil, ulaşım olanaklarının eksikliği. Araştırmalar araç kullanabilen yaşlı bireylerin çıkıp dolaşma olasılığının daha fazla olduğunu, ancak araç kullanmayanlarda sosyal hayata katılımın azaldığını gösteriyor. Bu nedenle toplum yaşamının, araç kullanmayı bu kadar gerektirmeyecek şekilde, daha iyi bir şekilde planlanması önemli. İstasyonların erişilebilirliğinden bilet almaya ve hatta aydınlatmaya, her şeyi iyileştirerek yaşlı nüfusun bu hizmetlerden yararlanmasını kolaylaştırabiliriz. Kentler ve kasabalar ayrıca doktor ziyaretlerine veya grup gezileri ve etkinliklerine özel ulaşım imkânı sağlayarak yaşlı nüfusun mobilitesini destekleyebilir. Her yaşta aktif kalmanın önündeki lojistik engelleri azaltmanın yolunu bulmak iyi yaşamanın temel bir unsurudur.
Alzheimer ve demans konusunda ilerleme kaydediliyor
Çoğu kişi fiziksel hareketliliğin kaybıyla ilgili endişelerin yanı sıra, yaşlılıkta zihinsel becerilerini kaybetmekten de büyük endişe duyuyor. Hafızanın ve net düşünebilme yetisinin bozulmasına neden olan ilerleyici beyin hastalığı demans, yaşlılıkla bağlantılı en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Ancak yaygınlığına rağmen, demans konusunda halkta bilgi ve bilinç eksikliği bulunuyor. Çoğu kimse en yaygın görülen demans türü olan Alzheimer’i bilse de, demansın başka pek çok türü daha var.
Günümüzde demansın tüm türleri geri çevrilemeyen ve semptomları zaman içinde kötüleşen bir seyir izliyor. Bilim demans türlerine karşı ilaçla tedavi arayışını sürdürürken, araştırmacılar hâlâ ilaçla neyi hedef alacaklarını tam olarak bilemiyor. Öte yandan, güncel çalışmalar ilerleme vadediyor. Son zamanlarda araştırmacılar demansla bağlantılı belirli inflamasyon türlerinin genetik nedenleri olduğunu ve bunlardan bazılarının doğumdan önce saptanabildiğini keşfetmişlerdir.
Sigara, alkol, yetersiz beslenme ve hareketsizlik demans riskini artırıyor
Bu gibi risk faktörlerinin anlaşılması koruma önlemlerinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor. Genetik yatkınlığa ek olarak, yaşam tarzı da riski artırabiliyor. Bu konuda Dr. Belsky riski artıran faktörleri şöyle sıralıyor: Sigara, aşırı alkol tüketimi, yetersiz beslenme, hareketsizlik. Araştırmacılar daha fazla risk faktörü belirlemek ve başlangıcı olabildiğince erken öngörebilmek için makine öğrenmesi algoritmaları üzerinde çalışıyor. Bugün McGill Üniversitesi’ndeki bilim insanları, geliştirdikleri algoritma sayesinde demans başlangıcını yüzde 84 hassasiyetle öngörebiliyor. Bilişsel bozulma herkes için kaçınılmaz olmasa da, en yüksek ve engellenemez risk faktörü yaştır ve bugün ABD’de her 65 saniyede bir kişi Alzheimer olmaktadır. Bu hastalığın nasıl oluştuğu konusunda daha fazla araştırma yapıldıkça, demans hastalarına daha iyi hizmet verebilecek ve demansı önlemek için daha fazla şey yapabileceğiz.
GPS teknolojisi demans hastalarının hayatını kolaylaştırıyor
Bilişsel becerileri bozulan ve unutkanlaşan demans hastaları kafa karışıklığı yaşayabiliyor ve bir kısır döngü içine girebiliyorlar. Hayat akışları bozulan, yıkanma ve hatta yemek yeme gibi temel becerilerini bile yapamaz hale gelen hastaların içine girdiği bu kaos hali ise, onların durumla başa çıkmalarını daha da zorlaştırıyor. California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, bu durumda salgılanan stres hormonları hastalığın seyrini hızlandırabiliyor.
Bu döngüyü kırmak için teknolojiden yardım alan araştırmacılar, özellikle de nerede olduklarını, hatta kim olduklarını unutan hastalara odaklanıyor. Hastalar kaybolursa, ya da kaybolduklarını düşünürse, GPS uygulamaları nerede olduklarını anlamalarına yardımcı olabiliyor veya bir aile üyesine ya da bakıcıya uyarı göndererek yardıma gelmelerini sağlayabiliyor. Yüz tanıma programları Alzheimer hastalarının arkadaşlarını ve ailelerini tanımalarına yardımcı olabiliyor. İnteraktif evde terapi robotları ise demans hastalarına yalnız olmadıklarını hissettiriyor ve yardımcı makineler, hastaların dağınık zihinleri karşısında insanüstü bir sabır gösteriyor.
Alzheimer’ın ilk ipuçları hastanın konuşmasında ortaya çıkıyor
Alzheimer hastalığının erken evrelerindeki kişilerin konuşmalarında, çoğu zaman sadece ailelerinin veya bir doktorun ya da konuşma tanıma programlarının anlayabileceği bazı üstü kapalı ipuçları olabiliyor. Hastalığın ilk evresinde basit sözcüklerin kullanımında bozulmalar ve cümle bozuklukları, konuşmanın yavaşlaması, söz diziminin bozulması ve karmaşık cümlelerin kurulamaması, konuşurken normalden uzun sürelerle duraklama ve belirli bir sözcük yerine kulağa benzer gelen başka sözcüklerin kullanılması gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Toronto Üniversitesi’nde yapılan yeni bir çalışmaya göre, geliştirilen otomatik konuşma analizi sistemleri, konuşma düzenlerindeki bu değişiklikleri algılamada uzmanlardan bile daha iyi performans gösterebiliyor.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Duruş ve şiddet..(Köşe yazısı13.09.2019 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ GAZETECİ davutgulec@hotmail.com Türkiye’nin gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, yetişebilene helal olsun. Ekonomik …