Ana Sayfa / Haberler / Sağlık / Sağlıkta şiddete hayır ve haberler… (08.11.2018)

Sağlıkta şiddete hayır ve haberler… (08.11.2018)

Sağlıkta Şiddetin Önlenmesi Yasa Tasarısına tepki

Kayseri Tabip Odası Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Genel Sekreter Dr. N. Hakan Karabulut, TBMM’de görüşülmeye başlayan “ Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı” ile ilgili yaptığı açıklamada, “Hazırlanan böyle bir yasa tasarısını kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

“Yasa tasarısının, sağlıkta şiddete çözüm önermediği gibi, hukuksuz bir şekilde kamudan atılan, güvenlik soruşturmalarından geçemeyen binlerce hekimin mesleğini yapma olanağını ortadan kaldırmaktadır” diyen Hakan Karabulut, “Yanı sıra, hekimlerin mesleklerinin ve özlük haklarının temel savunucusu Türk Tabipleri Birliği’nin ve tabip odalarının yetkilerini kısıtlamayı hedeflemektedir. Bu tasarının yasalaşması durumunda, binlerce hekimin mesleklerini yapmaktan alıkoyulmasından başka, şu anda mesleğini yapan hekimler ile gelecekte mezun olacak çok sayıda hekim için de aynı tehlike doğacaktır. Kayseri Tabip Odası olarak meslek icrasına engel oluşturacak bir suçtan yargı kararıyla mahkum edilmeyen hekimlerin, çocuklarınının, ailelerinin işsizliğe, açlığa mahkum edilmesi toplumun onların üreteceği sağlık hizmetinden yoksun bırakılması anlaşılamaz, hukuken ve vicdanen kabul edilemez bir durumdur” dedi.

Kayseri Tabip Odası Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Genel Sekreter Dr. N. Hakan Karabulut açıklamasında şu görüşlere yer verdi: Meslek mensuplarının meslek odası ile bağının güçlendirilmesi yerine etkisiz kılınmasına dönük olarak yetkilerinin ortadan kaldırılması yönünde düzenleme teklif edilmesi Anayasa’nın 2 ve 135. Maddelerine  aykırıdır” Aile hekimliği uygulamalarını yürütecek aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışmalarının 65 yaş ile sınırlandırıldığı görülmektedir. 694 sayılı KHK ile hekimler için yaş sınırı 72 olarak düzenlenmişken, görevin gerektirdiği niteliğin ne olduğu belirlenmeksizin ve 65 yaşın üzerindeki hekimlerin bu niteliklerden hangisini taşımadığı ortaya konulmaksızın, çalışma hak ve özgürlüğünü kısıtlayacak biçimde yaş ayrımcılığına dayalı bir düzenleme yapılmıştır.  Kanun Hükmünde Kararname ile döner sermaye harcamalarının takibinin il sağlık müdürlükleri bünyesine Maliye Bakanlığı yetkilisinin atanması yolu ile yapılması uygulamasından vazgeçilmekte, muhasebe takibinin Sağlık Bakanlığı tarafından yürütüleceği düzenlenmektedir.  Yasa bu şekilde yürürlüğe girerse Sağlık Bakanlığının gölge bütçesi haline gelen, muhasebe kayıtlarının yanlış tutulduğu, harcamaların yasaya aykırı yapıldığı Sayıştay raporlarıyla belgelenen döner sermaye harcamalarında denetim ve açıklık sağlanamayacaktır. Hazırlanan böyle bir yasa tasarısını kabul etmemiz mümkün değildir.”

Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İlhami Çelik Sağlıkta Şiddeti Kınadı

Kayseri Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Acil Servisinde 07 Kasım 2018 tarihinde sağlıkta şiddet olayı yaşandı. Yaşanan bu üzücü olay servis çalışanları ve diğer hastaların zarar görmesine neden oldu.

Kayseri Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Acil Servisine başvuruda bulunan bir hasta, özel hastaneye sevk edilmek istemiş ancak yapılan muayenenin ardından tedavinin Şehir Hastanesinde mümkün olduğu ve sevk işleminin gerçekleşemeyeceği kendisine iletilmiştir.

Bunun üzerine fevri davranışlar gösteren hasta ve yakını görevli doktora hakaret içeren sözler sarf ederek çantasından çıkardığı biber gazını doktorun gözüne sıkmış ve bu esnada gaz ortama yayılmıştır. Olay sonrası Uzm. Dr. M. Bertan Demir, tedavi altına alınmış, ortama yayılan biber gazı nedeni ile serviste görevli sağlık çalışanları ve tedavi gören hastalar gazdan daha fazla zarar görmemeleri için ortamdan uzaklaştırılmıştır.

Şiddete maruz kalan Uzm. Dr. M. Bertan Demir yaptığı açıklamada; “Artık bu tür olaylar yaşanmasın. Bizler sağlık personeli olarak gece gündüz demeden özveriyle çalışıyoruz. Hastalarımız için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Fakat hastalarımız artık bizim yetkilerimizi aşan şeyler isteyip bunu yapamayacağımızı söylediğimizde de şiddete başvuruyor. Üstelik onların bu hali sadece bize değil artık topluma da zarar veriyor. Bu durumu hem kendi adımıza hem de hastalarımız adına şiddetle kınıyoruz ve artık bu tür olayların yaşanmamasını istiyoruz” diyerek sözlerine son verdi.

Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İlhami Çelik ise yaşanan olayın kendisini derinden üzdüğünü ve adli sürecin başladığını belirterek “Biz hastalarımıza kaliteli sağlık hizmetini sunmak için çaba sarf ederken hasta ve yakınlarının yasal olmayan istekleri bizleri zor durumda bırakmaktadır. Bu yasal olmayan istekler yüzünden de özveriyle çalışan personelimize ve bizden acil hizmet bekleyen hastalarımıza zarar verilmesi moralimizi bozmakta, bizi üzmektedir. Hastalarımız için verilebilecek sağlık hizmetini en üst düzeyde sunmayı kendimize prensip edinmiş ve bu yolda ilerlemekteyiz.  Dileğim böyle olayların artık yaşanmamasıdır”

AloTech’ten, görme engelliler için çağrı merkezi operatörlüğü eğitimine tam destek

Engelli bireylerin istihdam edilmesine son derece önem veren AloTech, bu doğrultuda T.C. İstanbul Valiliği İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde başlatılan Çağrı Merkezi Operatörlüğü kursuna ciddi katkılar sunuyor. Şirket, ekran okuyucu uyumluluğu ve işlem kısayolları gibi pek çok katma değerli özellikle daha kolay bir eğitim süreci yaratılmasına destek oluyor.

Türkiye’nin en büyük bulut tabanlı çağrı merkezi sağlayıcı şirketi AloTech, engelli bireylerin iş yaşamındaki görünürlüğünü artırmak amacıyla sosyal sorumluluk projelerine ağırlık veriyor. Şirket, engelli bireylerin istihdam edilmesi hedefiyle T.C. İstanbul Valiliği İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde hayata geçirilen Çağrı Merkezi Operatörlüğü eğitimine tam destek sunuyor.

Kasım ayı itibariyle beş kişilik bir grupla ilki açılan kursun 3,5 ay sürmesi ve yeni gruplarla devamlı hale gelmesi hedefleniyor. Projeyle hem görme engelli bireylerin istihdam olanaklarını artırmak hem de iş dünyası ve işverenlerin gereksinim duyduğu nitelikli engelli işgücü talebine karşılık vermek amaçlanıyor. AloTech bu projede, birçok ürünle yapılamayan ekran okuyucunun uyumluluğu ve işlem kısa yolları gibi katma değerli özellikler sunarak daha kolay bir eğitim süreci yaratılmasına destek oluyor.

“Engelli bireylerin istihdam edilmesi için her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz”
Projeyi değerlendiren AloTech CEO’su Cenk Soyak, “Bu eğitimle işverenlerin, istihdam etmek zorunda oldukları engelli sayısına bağlı kalmaksızın, verimli ve sorumluluk sahibi görme engelli bireyleri istihdam etmelerinin önündeki önyargıları kırmak hedefleniyor. Böylesine anlamlı bir projeye katkı sunmaktan dolayı son derece mutluyuz. AloTech olarak engelli bireylerin istihdam edilebilmesini sağlamak üzere her türlü desteği vermeye gelecekte de devam edeceğimizi taahhüt ettik. Önümüzdeki dönemde bu doğrultuda atacağımız adımlara hız kazandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
dedi.

GittiGidiyor, Tohum Otizm Vakfı yararına koşacak

Toplumsal fayda yaratmak için gerçekleştirdiği projelerle dikkat çeken GittiGidiyor, bu yıl 40’ıncısı düzenlenecek Vodafone İstanbul Maratonu’na, Tohum Otizm Vakfı yararına katılacak.

Türkiye’nin öncü e-ticaret sitesi GittiGidiyor, 11 Kasım Pazar günü gerçekleşecek olan 40’ıncı Vodafone İstanbul Maratonu’na katılacak. Şirket çalışanlarından oluşan 36 kişilik GittiGidiyor Koşu Grubu maratonun 10 kilometre yarışında koşacak.

Maratonda, Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı yararına koşacak olan GittiGidiyor çalışanları otizmin erken tanısı konusunda farkındalık yaratmayı hedeflerken aynı zamanda otizmli çocukların eğitimleri için İyilik Peşinde Koş Platformu üzerinden direkt vakfa aktarılacak şekilde online olarak bağış topluyor.

Spor salonlarında yapılan 7 büyük hata

Spor salonlarında yapılan hatalar hakkında bilgi veren Therapy Sport Center’dan Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

“Modern dünyada insanlar, saha sporlarından hem sakatlık riskinin fazla olması, hem de yeterli sportif alan bulunamaması nedeniyle uzaklaşıp, kendilerini spor salonlarına bağladılar. Bu salonlarda çocukluktan beri sporu bir yaşam şekli olarak bilen insanlar ile, sonradan hayatlarına sokup aceleci bir ilerleme peşinde olanlar karışık halde bulunmaktadır. Eğitmenler her ne kadar iyi olsalar da, bazı hataları maalesef gözden kaçırmaktadırlar” dedi.

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, hatalar hakkında şunları söyledi:

1-Gerçekçi hedefler belirlememek hata olur.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi sonradan spora başlayan insanların en temel hatası, en kısa sürede en uygun fiziksel ve kondisyon şartlarına ulaşma isteğidir. Halbuki, spor uzun süreli disiplin ve uygun yönlendirme isteyen bir olaydır.

2-Acı yoksa gelişim olmaz, demek hata olur.

Eğer yaptığınız antrenman sizde ağrıya sebep oluyorsa, arkasından sakatlık gelişmesi büyük ihtimaldir. Çünkü, ağrı vücudun savunma mekanizmalarından birisidir ve size o bölgenin aşırı yüklendiği bilgisini vermektedir.

3-Sağlık için yapılan sporla, fiziksel görünüm için yapılan spor arasında kalmak, hata olur.  Özellikle erken 30’lu yaşlarla, 40’lı yaşlarda yapılan en büyük hata maalesef budur. Spor temelde insanın zinde kalması için yapılan bir disiplindir ve ancak fiziksel şekillenme bunun sonucu olarak ortaya çıkacaktır.

4-Kilo kaybı da sağlamak için beslenmenin bozulması, hata olur.

Spor şüphesiz ki zayıflamak için temel gereksinimlerden birisidir, ancak yoğun yapılan sporla kaybedilen güç ve enerji için uygun diyette şarttır. Özellikle, sadece protein üzerinden beslenmek ve vücudun gereksinim duyduğu diğer besinleri göz ardı etmek, büyük bir hata olur.

5-İleri yaşlarda yapılan ağırlık antrenmanları, hata olur.

İleri yaşlarda yapılan ağırlık antrenmanları, özellikle omurganın üzerinde ciddi baskı oluşturmakta ve geri dönüşü zor olan problemler ortaya çıkartabilmektedir. Bu yaş grubu için en uygun olanı, düşük ağırlıkla çoklu tekrar çalışmaları yapmalarıdır.

6-Spora başlamadan önce fiziksel bir değerlendirmeye girmemek, hata olur.

Pek çok insan, gündelik hayatta farkında olmadığı, ancak zorlayıcı şartlarda ortaya çıkabilen fiziksel sorunlarının farkında değildir. Bu sorunlar kan basıncı, şeker veya kalp kaynaklı olabilir ve geri dönüşümsüz sorunlara sebep olabilirler.

7-Hızlı ilerleme için steroid benzeri ilaçlara yönelmek, hata olur.

Maalesef bu da az görünen bir olay değildir. Çalışarak ilerlemeyeceğini düşünen insanlar, bu tür kısa yollara meyletmektedirler. Bu da sonuçta sağlıkları üzerinde çok ciddi tehlike oluşturmaktadır.

Therapy Sport Center’dan Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuçta şunu bilmeliyiz ki, spor salonları bir yarış alanı değildir, her insanın başka fiziksel kapasitesi ve şekli vardır. Tek hedef, sağlıklı kalmak için sağlıklı olarak yapılan spor olmalıdır” diye konuştu.

Aşılanmamış tüm bireyler toplum sağlığını tehdit ediyorDünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, her yıl 2-3 milyon kişi aşı ile önlenebilir enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Oysa dünya genelinde aşılama oranlarının artırılmasıyla bu ölümlerin yarı yarıya azaltılması mümkün. Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD), ülkemizde erişkin bağışıklaması konusunda farkındalığı artırmak ve tüm sağlık çalışanlarıyla buluşmak amacıyla, 2-3 Kasım 2018 tarihlerinde, Ankara’da “II. Erişkin Bağışıklama Akademisi” düzenledi. Toplantıda enfeksiyon kaynaklı ölümlerin dünya genelinde azaltılması için erişkin bağışıklamasının önemine dikkat çekilirken, Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında artık risk grubu erişkinlere yönelik aşıların ücretsiz yapılmasına karar verildiği duyuruldu. Artık tüm 65 yaş üstü erişkinler, diyabet, kronik akciğer ve kalp hastaları gibi risk grupları aile sağlığı merkezlerinde ve aşıya erişimin olduğu kurumlarda ücretsiz aşılanabilecek.
Bağışıklamanın, günümüzde halen hastalıkların önlenmesinde en başarılı, en etkili ve maliyet etkin yaklaşımlardan biri olduğuna dikkat çekilen etkinliğe Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Geriatri Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği, Viral Hepatitle Savaşım Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonupaydaş olarak katıldı. Bağışıklama, aşı uygulayarak kişinin bir enfeksiyon hastalığına karşı bağışık hale gelmesinin sağlanması olarak tanımlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, bağışıklama sayesinde her yıl 2-3 milyon kişinin enfeksiyona bağlı ölümü engelleniyor. Küresel bağışıklama kapsamı arttırılarak ilave 1,5 milyon ölümün daha engellenmesi mümkün. Aşılanmamış çocukların yanı sıra erişkinler de risk altında. Özellikle 65 yaş üzeri kişilerde aşı ile korunmanın mümkün olduğu grip ve zatürre önemli bir ölüm nedeni olarak öne çıkıyor. Dünya genelinde her yıl 2 milyondan fazla ölüme yol açan zatürreden ve 500 binin üzerinde ölüme neden olan gripten aşı ile korunmak mümkün.
Dünya genelinde aşılama sayesinde ölümcül hastalıklar ortadan kalkıyor
Türkiye EKMUD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Canan Ağalar şu bilgileri verdi: “Enfeksiyon hastalıklarının binlerce yıllık geçmişine rağmen çok kısa bir geçmişe sahip olan aşılar ile dünyanın çoğu yerinde çocuk felci, kuduz, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kabakulak gibi pek çok enfeksiyon hastalığı kontrol altına alınabilmiş ve çiçek hastalığı dünya genelinde ortadan kaldırılmıştır. Aşılama, immünoloji ve biyoteknolojideki gelişmeler sayesinde sıtma, insan immün yetmezlik virüs enfeksiyonu, Kırım Kongo hastalığı gibi bulaşıcı hastalıkların yanı sıra kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar için de umut ışığı olmaktadır.”
“65 yaş ve üzeri kişiler ile diyabet ve KOAH gibi kronik hastalığı olanlar risk altında”
Aşı ile korunması gereken 65 yaş ve üzeri tüm bireylerin zatürre için önemli  bir risk grubu olduğunu belirten Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal şöyle devam etti: “Sadece yaş değil, aşı ile korunması gereken risk gruplarındaki artış da ayrı bir öneme sahiptir. Günümüzde şeker hastaları, kronik akciğer hastaları, kalp hastaları, organ ve kök hücre nakli yapılanlar, yapısal akciğer hastalığı olanlar, kronik böbrek hastaları, immün sistemi baskılayan ilaç tedavisi alanlar, kemoterapi alanlar gibi pek çok risk grubu aşı ile korunabilen hastalıklara maruz kalabilmekte ve yaşam kaliteleri olumsuz etkilenebilmektedir. Aşılanmamış kişilerde gelişen enfeksiyonların tedavisi tüm dünyanın korkulu rüyası haline gelen antibiyotik direnci nedeni ile giderek zorlaşmaktadır. O halde bağışıklama antibiyotik kullanımını ve dolayısıyla direnç olasılığını da azaltacaktır. Ayrıca tüm dünyada erişkin bağışıklamada yeni bir risk grubu oluşmuştur; mülteciler ve göçmenler. Kendi ülkelerinde farklı bağışıklama stratejileri olan bu kişiler enfeksiyon hastalıkları açısından tehdit unsurudur ve acilen aşılanmaları gereklidir.”

“Grip ve zatürre gibi hastalıklara bağlı ölümler aşıyla önlenebilir”
Türk Toraks Derneği MYK Üyesi Prof. Dr. Metin Özkan, grip ve zatürre aşıları hakkında önemli bilgiler verdi: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre grip her yıl 1 milyar kişide enfeksiyon oluşturmaktadır ki, bu dünya nüfusunun yaklaşık %20’si demektir. Yıllık 300.000 ila 500.000 olguda ölümcül seyretmekte ve ölümlerin çoğu kronik hastalıkları olan yaşlılarda görülmektedir. Astımlı ve KOAH’lı hastalarda grip daha sık ve ciddi seyreder. Bu hastalarda grip; hastane yatışı, ölüm ve zatürre gibi bakteriyel enfeksiyonları artırır. Zatürre ise dünya genelinde sağlığı tehdit eden ve ciddi bir ekonomik yüke neden olan bir hastalıktır. Avrupa’da zatürrenin toplam maliyeti yıllık 10,1 milyar avrodur. DSÖ verilerine göre her yıl 2 milyondan fazla kişi (çoğu çocuk ve yaşlı) zatürre nedeniyle hayatını kaybediyor. Zatürre tüm dünyada enfeksiyon nedenli en sık üçüncü ölüm nedenidir.

“En yüksek ölüm oranı 65 yaşın üzerinde görülüyor”
Prof. Dr. Metin Özkan şöyle devam etti: “Yaşlılar, astım, KOAH ve diyabet hastaları; kortizon ve kanser ilaçları alanlar, kalp yetmezliği olanlar, sigara içenler, iskemik kalp ve kapak hastalığı olanlar zatürre aşısı olması gereken risk gruplarını oluştururlar. Aşılama, aşılanan kişiyi etkene karşı direkt korurken, indirekt olarak da hastalığın yayılımı azalacağı için aşılanmayan kişileri de korumaktadır.”

“Aşı reddini savunanlar, aşıların yokluğunun nelere sebep olabileceğini gündeme getirmiyor”
Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği’nden Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver şöyle konuştu: “Aşı ile önlenebilir hastalıklar erişkinlerin sağlığını tehdit eden bir toplum sağlığı sorunudur ve sağlıklı yaşlanmanın önündeki en büyük engellerden biridir. Esas olarak çocukluk çağı enfeksiyonları olarak düşünülen tetanos, difteri, boğmaca ve kızamık gibi enfeksiyonlar için bazı erişkinler de oldukça düşük koruyucu antikor düzeylerine sahiptirler ve bu hastalıkları erişkin yaşta çok ağır bir şekilde geçirebilirler. Bunun yanında diyabet, kronik akciğer ve kardiyovasküler hastalıklar, kanser, grip ve zatürre gibi hastalıklar için belirgin risk faktörleridir. Buna rağmen, aşılardan erişkin yaşta maalesef çok az oranda faydalanılmaktadır. Aşıların güvenli olduğuna dair tüm bilimsel verilere rağmen, aşıların yan etkilerinin aşı reddinin bir numaralı mazereti olarak gösterildiği bir ortamda, aşılanmamanın etkilerinin neler olduğunun tartışılmaması şaşırtıcıdır. Sonuç olarak aşıların birey ve toplum için önemini her zaman vurgulamak, gerçek veriler ışığında toplumu bu konuda doğru bilgilendirmek gerekmektedir. İç hastalıkları uzmanlarının günlük pratiklerinde hasta ile olan her karşılaşmaları, erişkin aşılaması için bir fırsattır ve derneğimiz de ‘yaşam boyu aşılama’ kavramının toplumumuzda yerleşmesi için tüm imkanları ile çalışmaktadır.”

“Aşı reddine karşı bir yasa çıkarılmalı”
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şenol Atakangörüşlerini şöyle özetledi: “Ülkemiz sağlıkta dönüşüm projesi kapsamında yaklaşık 15 yıl kadar önce aile hekimliği sistemi ile tanışma fırsatı bulmuştur. Sistemin geçmiş ve geleceğiyle ilgili saatlerce tartışmak mümkündür. Ancak sistemin tartışılmayacak noktası, aile hekimi arkadaşlarımızın olağanüstü gayreti neticesinde aşılama çalışmalarında gelmiş olduğumuz noktadır. Dünya sağlık örgütü verilerine göre ülkemizde 3 doz hepatit B aşısı uygulanan bebek oranı %96’dır. Bu oran siyasi ve ekonomik alanda imrenerek izlediğimiz ülkelerin çok çok ilerisindedir. Benzer bir durum yine difteri, boğmaca, tetanoz aşısı için de geçerlidir. Erişkin popülasyon açısından önemli bir sağlık riski konumunda olan aşı ile önlenebilir hastalıklar ile ilgili gerekli hassasiyeti aynen çocukluk çağı aşılamalarında olduğu gibi yine bakanlığımızın göstermesi gerekmektedir. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin asıl görevi olan koruyucu sağlık hizmetlerine tekrar tam olarak yoğunlaşıldığında, ülkenin sağlıklı yarınlara yelken açacağı konusundaki inancım tamdır. 2017 yılında 23.642’lere ulaşan aşı reddi konusunda mücadelemiz devam edecektir. Bu vesileyle TBMM gündeminde olan sağlıkla ilgili yasa teklifleri içinde yer almayan aşı reddi ile ilgili yasanın da olması gerektiğini bir kez daha belirtiyor ve AHEF olarak bu amaçla TBMM’ne ve Sağlık Bakanlığına gönderdiğimiz yasa teklifinin dikkate alınmasını istiyoruz. Tekrar hatırlatmak  isterim ki yapmakta olduğumuz  bir çok işin icinde şüphesiz “yaşam boyu aşılama” bizim  en kıymetli işimiz.”

“Erişkin ve yaşlıların da aşılanmaya ihtiyacı var!”
Bulaşıcı hastalıkların toplumda yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biri aşı uygulaması olduğunu belirten Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Başkanı Prof. Dr. Türkan Günay şöyle devam etti: “Enfeksiyon kaynaklı ölümlerin dünya genelinde azaltılması için erişkin aşılaması da çocukluk çağı aşılaması kadar önemlidir. Aşı ile toplumu koruyabilmek için sunulan bu hizmetin tüm paydaşlar tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Erişkin ve yaşlılık döneminde özellikle kronik hastalığı olan grupların ve sağlık personelinin aşılanması çok önemlidir. Buna karşın aşılama ve aşı programları ile ilgili hazırlıklar ve ulaşılabilirlik erişkin bağışıklamasında çocukluk dönemi kadar yeterli ve kapsayıcı değildir. Ayrıca bu konuda erişkinler ve yaşlılarda aşılamanın gerekliliği konusunda bilgi eksikliği yanında aşılanma talebi de düşüktür. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurumlarımızda çocukların aşılarının zorunlu izlenmesi gibi bir hizmetin erişkin ve yaşlılar için bulunmaması bu gruplarda aşılanma kapsayıcılığının düşük kalmasına neden olmaktadır. Erişkin ve yaşlıların aşılanmasında Sağlık Bakanlığı’nın Genişletilmiş Bağışıklama Programı gibi bir programının olması ve hatta bu programın yaşamın tüm evrelerini kapsayan bir program olması önerilir. Bu konuda Sağlık Bakanlığına “Yaşam Boyu Bağışıklama Programı” hazırlamasını ve uygulamasını önermekteyiz. Ayrıca son yıllarda ülkemizde de gördüğümüz “aşı reddi” hem çocuklarımızı hem de yetişkinlerimizi aşı ile korunabilir hastalıklar açısından risk altında bırakmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve Uzmanlık Derneklerinin aşı/aşılama hakkında doğru, güvenilir bilgileri toplumla paylaşması gereklidir. Toplumun doğru bilgilendirilmesi için medya kuruluşlarına sağlıklı bilgi akışı sağlanması bilgi kirliliğini önlerken, diğer yandan aşılara karşı güveni de artıracaktır.”

“Hepatitler bulaşıcı ve toplum sağlığını tehdit eden ciddi enfeksiyonlardır”
Viral Hepatitle Savaşım Derneği (VHSD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Esragül Akıncı şunları söyledi: “Viral vepatitler karaciğerin en sık görülen hastalıkları olup, siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine ilerleyerek ölüme neden olabilirler. Ülkemizde de kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanseri vakalarının yarısından fazlası viral hepatitlere bağlıdır. Karaciğer nakillerinin de yaklaşık %60’ını viral hepatitlere bağlı karaciğer yetmezliği oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 2015 (DSÖ) verilerine göre dünyada viral hepatite bağlı 1,34 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Hepatit virüsleri insandan insana bulaşabilmektedir. Bu nedenle korunmada aşı ile bağışıklama oldukça önemlidir. Ülkemizde hepatit A ve B aşıları çocukluk çağı aşı takviminde yer almaktadır. Ayrıca ülkemizde risk gruplarında aşı ücretsiz olarak uygulanmaktadır (hemodiyaliz hastaları, kronik HCV ya da HIV enfeksiyonu olanlar, solid organ ya da kemik iliği nakli adayları, homoseksüeller, sık kan/kan ürünü kullanan kişiler, madde bağımlıları, cezaevlerinde olanlar, HBV taşıyıcılarının aile içi temaslıları, sağlık personeli vb). Aşı hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından korunmada en önemli araçtır. Ülkemizde risk gruplarında ise aşılama kapsayıcılığının artırılarak sürdürülmesi gerekmektedir.”

“Aşı bilincini artırmak için Sağlık Bakanlığı, STK’lar ve ilgili branş dernekleri işbirliği yapmalı”
Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Merkez Yönetim Kurulu ÜyesiUzm. Dr. Şehnaz Hatipoğlu görüşlerini şu şekilde ifade etti: “Aşılarla ilgili zaman zaman medyada yer alan haberler ve bilimsel temelli olmayan açıklamalar aşı konusunda kafa karışıklıklarına ve yıllardır yüksek olan bağışıklama oranlarında düşmelere neden olmaktadır. Erişkin aşıları bağlamında sorunları üç ana başlıkta değerlendirebiliriz: 1- Hastaya ait sorunlar: farkındalık/bilgi eksikliği, aşı ile ilgili korkular 2- Hekime ait sorunlar: farkındalık, zaman, motivasyon eksikliği, iş yükü 3- Sağlık sistemine ait sorunlar: erişkin bağışıklama konusunda destek eksikliği, mali sorunlar, tedavi edici hekimliğin koruyucu hekimliğin önüne geçmesi. Erişkin aşılamasında istenen hedefe ulaşmak için öncelikle eksiklerin bilinmesi ve farkındalık yaratılması esastır. Bu amaçla ulusal düzeyde iyileştirme çalışmalarına ve ortak projelere ihtiyaç bulunmaktadır. Erişkin bağışıklamasında aile hekimlerine önemli görevler düşmektedir. Buradan hareketle erişkin aşılamaları hakkında farkındalık yaratmak, mevcut durumu gözden geçirmek ve yapılması gerekenlere bir çerçeve oluşturmak amacıyla Sağlık Bakanlığı, STK’lar ve ilgili branş dernekleri ile yol haritası hazırlanmalıdır. Biz de TAHUD olarak erişkin bağışıklaması konusunda her zaman destek vermeye ve bilimsel temelli tüm projelerde işbirliğine hazır olduğumuzu bildiririz.”

“Erişkin ve yaşlıların aşılanma oranı yeterli seviyede değil”
Bütün bu gerçeklere rağmen erişkin ve yaşlılık döneminde aşılama ve aşı programları ile ilgili hazırlıklar ve ulaşılabilirliğin, çocukluk dönemi kadar yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. İftihar Köksal şunları söyledi: “İster erişkin, ister çocuk olsun, aşılanmamış tüm bireyler toplum sağlığı açısından tehdit oluşturmaktadır. Mutlulukla ifade etmek isterim ki derneğimiz ve çalışma grubumuz önderliğinde hazırlanan, tüm ülkemizde önemli bir kaynak olarak gösterilen erişkinlere ait bağışıklama rehberimiz var. İlk defa 2007 yılında Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) önderliğinde Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği, Geriatri Derneği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Hematoloji Derneği, Türk Toraks Derneği ve Viral Hepatitle Savaşım Derneğinin temsilcileri ile iki yıllık bir çalışmanın sonucunda hazırlanmış ve 2009 yılında basılmıştır. İkinci baskısı 2016’da güncellenen rehberimiz 2019 yılında üçüncü güncellemesi ile hazır olacaktır. Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu olarak “her yaşın aşısı vardır ve yaşam boyu bağışıklama sağlıklı bir toplum için gereklidir” diyoruz.”

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Kayseri Şehir Hastanesi’nde bölüm tanıtıldı

Cumhurbaşkanı tarafından bu yılın Mayıs ayında açılan Kayseri Şehir Hastanesi’nde basına teknik bilgi eşliğinde ilk ‘bölüm’ tanıtımı gerçekleştirildi. …