Ana Sayfa / Haberler / Ekonomi / Ekonomi-teknoloji-yaşam haberleri (07.06.2019)

Ekonomi-teknoloji-yaşam haberleri (07.06.2019)

Tüm dünyada firmalar sigortalanamayan risklerle karşı karşıya
 Aon 2019 Global Risk Yönetimi Anketi sonuçlarına göre, firmalar “ekonomik yavaşlama” riskini bir numaralı risk olarak değerlendiriyor. 2022 için ilk 10 risk öngörüsünde de ilk sırada yer alan bu risk, şirketlerin kârlılığını ve rekabetçi gücünü tehdit eden sigortalanamayan risklerin de başında geliyor. Aon’un anketine göre, 2019 için ilk 15 riskin 14’ü sigortalanamayan ya da kısmen sigortalanabilen risklerden oluşuyor.
Risk, emeklilik, reasürans ve sağlık konularında veri ve analitiğin gücünden faydalanarak profesyonel hizmetler sunan Aon, iki yılda bir iş ortaklarıyla paylaştığı 2019 Global Risk Yönetim Anketi sonuçlarını açıkladı. Anket sonuçlarına göre firmaların belirttiği ilk 15 riskin arasından yalnızca “iş kesintisi” riski sigortalanabiliyor.
60 ülkede 33 farklı sektörde faaliyet gösteren küçük, orta ve büyük ölçekli şirketlerden 2 bin 672 risk yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen Aon’un 2019 Global Risk Yönetimi anketi, 2019 yılındaki risklere yönelik çarpıcı risk bulgularının yanı sıra 2022 için de önemli risk öngörülerini ortaya koyuyor.
2019 için ilk 15 risk sıralamasında risklerin 7’si sigortalanamayan riskler
Anket sonuçlarına göre firmalar “ekonomik yavaşlama” riskini en önemli risk olarak görürken, ilk 15 risk arasında dördüncü sırada yer alan “iş kesintisi” dışında geri kalan 14 riskin 7’si hiçbir şekilde sigortalanamıyor, diğer 7 risk ise kısmen sigortalanabiliyor. Öyle ki, ilk 5 riskin 3’ü (ekonomik yavaşlama, piyasa faktörlerinin hızla değişmesi ve artan rekabet) hiçbir şekilde sigortalanamazken, marka itibarının zedelenmesi riski kısmen sigortalanabiliyor. 2022 için ilk 10 risk öngörüsünde de tablo değişmiyor. İlk 5 riskten yalnızca siber saldırılar/veri ihlali riski kısmen sigortalanabilirken, geriye kalan 4 risk (ekonomik yavaşlama, piyasa faktörlerinin hızla değişmesi, emtia fiyatları riski ve inovasyon çalışmalarının başarısız olması) sigortalanamıyor.

Aon Global Risk Yönetimi Anketine göre 2019 için ilk 15 risk

1-Ekonomik yavaşlama
2-Marka itibarının zedelenmesi
3-Piyasa faktörlerinin hızla değişmesi
4-İş kesintisi
5-Artan rekabet
6-Siber saldırılar/veri ihlali
7-Emtia fiyatları riski
8-Nakit akışı/likidite riski
9-İnovasyon çalışmalarının başarısız olması
10-Yasal düzenleme değişiklikleri
11-Yetenekli çalışanı elinde tutamama/kendine çekememe
12-Dağıtım/tedarik zinciri aksaklıkları
13-Sermaye/kredi riski
14-Yıkıcı teknolojiler
15-Politik riskler

Aon Global Risk Yönetimi Anketi 2022 için ilk 10 risk öngörüsü

1-Ekonomik yavaşlama
2-Piyasa koşullarının hızla değişmesi
3-Siber saldırılar/veri ihlali
4-Emtia fiyatları riski
5-İnovasyon çalışmalarının başarısız olması
6-Artan rekabet
7-İş kesintisi
8-Yetenekli çalışanı elinde tutamama/kendine çekememe
9-Nakit akışı/likidite riski
10-Marka itibarının zedelenmesi

Türkiye domatesten 1 milyar dolar döviz hedefliyor

Domates ihracatından 603 milyon dolarlık gelir

 Mutfaklarda her yemekte ve salatada kullanılan, peynir ve zeytin ile kahvaltıların muhteşem üçlüsünden biri olan domates ve domates türevi ürünler ihracatında yıldızları arasında yer alıyor. Türkiye, domates ve domates türevi ürünlerin ihracatından 2018 yılında 603 milyon 660 bin dolarlık döviz geliri elde etti.

Domatesi taze, salça, kurutulmuş, donmuş her türlü ihraç ettik. Taze domates ihracatı 292 milyon dolarlık tutarla aslan payını alırken, domates salçası ihracatı 164 milyon dolarlık tutarla zirve ortağı oldu. Türkiye kuru domates ihracatından ise; 88 milyon dolar döviz kazandı. Dondurulmuş domates ihracatı 39,4 milyon dolar olurken, ketçap ve domates sosları ihracatı 16,3 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Domates ve domates türevi ürünlerin yaş meyve sebze ve mamulleri sektöründe ihracatın yıldızı ürünlerin başında geldiğini belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, domates ve türevleri ihracatında 1 milyar dolarlık ihracat hedeflediklerini kaydetti.

Türkiye’de seracılığın gelişmesiyle birlikte 12 ay domates üretimi ve ihracatı yapar konuma gelindiğinin altını çizen Uçak, “Taze domates ihracatımızın yanında; domates türevlerini salça, kuru domates, dondurulmuş domates, ketçap, domates sosları ve domates suyu olarak daha katma değerli mamul haline getirerek ihraç ediyoruz” şeklinde konuştu.

2018 yılında Romanya 43,7 milyon dolarlık tutarla Türk domatesini en çok tercih eden ülke olurken, Rusya 30,6 milyon dolarlık tutarla ikinci, Ukrayna 25,6 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı. Türkiye’nin taze domates ihraç ettiği ülke sayısı 55 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’den salça ihracatında Irak 111 milyon dolarlık tutarla açık ara zirvede yer alırken, Suudi Arabistan’a 8,6 milyon dolarlık, Almanya’ya ise; 8,2 milyon dolarlık salça ihraç ettik. 103 ülkenin sofralarında yemek yaparken Türk salçası kullanıldı.

Kuru domates ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 19,5 milyon dolarlık tutarla zirvede yer alırken, İtalya 13,3 milyon dolarlık, Almanya ise; 9,5 milyon dolarlık Türk kuru domatesi tercih etti. Kuru domates ihraç ettiğimiz ülke sayısı 86 oldu.

Gıda sektöründe büyük işbirliği
Yıllık 5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatıyla Türkiye lideri olan Ege Bölgesi, üniversite ile ihracatçılar arasında işbirliğinin gelişimi için Bilim, Teknoloji ve Ekonomi Kurulu’nu hayata geçirdi. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde bulunan 7 tarım birliği temsilcileriyle Ege Bölgesi’ndeki üniversitelerin ziraat ve gıda mühendisliğe öğretim üyeleri ve araştırma enstitülerinin uzmanları tarım-ihracatçı işbirliğini arttırmak için Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde çalışmalarına başladı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, EİB Bilim, Teknoloji ve Ekonomi Kurulu’nda; EİB bünyesindeki tarımla ilgili sektörlerin üretiminden kaynaklanan ürünün verimi, kalitesi, gıda güvenliği (pestisit, mikotoksin, diğer bulaşanlar vb.) gibi sorunlarının ele alınıp ortak çalışmalar yapılacağını, tarım ürünlerinin sorunlarının hızlı ve etkili çözülmesine yönelik Sanayi-Üniversite işbirliğinin daha da güçlendirilerek sonuç odaklı projeler yürüteceklerini kaydetti.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye genelinde gıda sektöründe yenilikçi fikirlerin sanayiye kazandırılması amacıyla uzun yıllar başarıyla yürüttüğü “Gıda Ar-Ge Proje Pazarı” etkinliği sırasında üniversiteler ile yoğun bir işbirliği içinde olduğu bilgisini veren Celep, “Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar yaklaşık 2 milyar kişi artacak olması ve bugünkü gıda üretimini yüzde 70 arttırma ihtiyacı Üniversite – Sanayi işbirliğini zorunlu kılıyor. Üniversite – Sanayi işbirliğimizi geliştirerek, Ar-Ge ve inovasyon olanaklarıyla katma değerli ürünler elde ederek ihracatın arttırılması için üniversitenin bilgi birikimi ile sanayinin üretim deneyimini buluşturacağız. Arzu ettiğimiz noktada olmayan Sanayi-Üniversite birlikteliğini maksimize edeceğiz. Bu sayede Türkiye’nin 2023 yılı için ortaya koyduğu 40 milyar dolar gıda ürünleri ihracat hedefine de daha kolay ulaşacağız” şeklinde konuştu.

Sultanahmet Köftecisi’nden Ramazan rekoru

İftar öncesi uzun kuyruklara ev sahipliği yapan ünlü mekanda, Ramazan boyunca yaklaşık 75 bin müşteri 14 ton köfte tüketti.

Kuruluşunun 100’üncü yılını kutlamaya hazırlanan 1920Sultanahmet Köftecisi’nde, Ramazan’da 14 ton köfte tüketildi.

Tarihi yarımadanın merkezi Sultanahmet, bu yıl daRamazan’ın  manevi hazzını en güzelşekilde yaşamak isteyen onbinlerce kişinin akınına uğradı.

İstanbul’un dünya mirası bölgesinde Ramazan ayınıncoşkusunu en güzel şekilde yaşayanlar, iftar öncesi 1920 Sultanahmet Köftecisiönünde uzun kuyruklar oluşturdu.

1920 Sultanahmet Köftecisi’nin 4. kuşak patronlarındanTimur Tezçakın, bir asırdır vatandaşların hiç kaybolmayan ilgisinden, iftardave sahurda büyük kalabalıklara hizmet vermekten gurur duyduklarını söyledi.

Ramazan boyunca her gün 2 bin 500 – 3 bin porsiyon köfteservisi yapıldığını, yaklaşık 75 bin kişiye hizmet sunulduğunu anlatan TimurTezçakın, şunları söyledi:

“Ramazan’da dükkanımızda yaklaşık 14 ton köfte tüketildi.Bunun bir rekor olduğunu söyleyebilirim. Ramazan boyunca 75 personel özveriyleçalıştı. Onlarca metrelik kuyruk, kardeşlerim Sinan ve Mert Tezçakınyönetimindeki çalışanlarımızın özverili çabası sonucu, ezan sesiyle birliktehızla eritildi. Tezçakın ailesinin beşinci kuşağı da ilk kez dükkanda aktifolarak çalıştı.

Sunduğumuz ürün et olduğundan dolayı, hazırlanırken deservis edilirken de son derece dikkatli olmaya gayret gösterdik. Babam MehmetTezçakın’ın (Her bir porsiyon, her bir paket namusumuzdur, kalitemizdir) sözünetitizlikle uyuyoruz. Bu titizliğimizden dolayıdır ki bugüne kadar yazılı ya dasözlü olarak bir tek şikayet dahi almadık.’’

Cypher, DHL Express sponsorluğuyla İstanbul’da

Sanat ve teknolojiyi birleştiren robotik enstalasyon Cypher sanatın geleceğini İstanbul’a taşıdı

ABD’de yaşayan Mimar Güvenç Özel’in fiziksel ve dijital dünyalar arasında köprü kuran robotik enstalasyonu Cypher, TİM tarafından düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında sergilenmek üzere Los Angeles’tan İstanbul’a getirildi. DHL Express’in lojistik alanındaki uzmanlığıyla gerçekleştirilen yolculuğun ardından İstanbul’da teknoloji ve sanat meraklılarıyla buluşan eser yoğun ilgi gördü.

Lojistikteki başarısının sırrı olan detaylardaki mükemmeliyetçi yaklaşımı sanat dünyasıyla ortak payda olarak gören DHL Express dünyanın önde gelen sanat eserlerinin global yolculuklarına sponsorluk desteği veriyor. Şirket son olarak sanal gerçeklik, sensör etkileşimi ve makine öğrenmesi aracılığıyla interaktif bir deneyim sunan robotik heykel enstalasyonu Cypher’ın teknoloji ve sanat meraklılarıyla buluşmasına destek oldu. Cypher, 2012 yılından bu yana Ticaret Bakanlığı koordinasyonuyla Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında Türkiye’ye getirildi.

Kişiyi heykelin kendisine dönüştüren teknoloji

Cypher, Los Angeles’taki disiplinlerarası tasarım uygulamaları merkezi Ozel Office’te teknoloji, mimari, medya ve şehir kültürü araştırmalarının kesişme noktasını oluşturan çalışmalar yürüten ve yenilikçi çalışmalarıyla dikkatlerini üzerine toplayan Mimar Güvenç Özel’in imzasını taşıyor. İnteraktif yumuşak bir robotik yüzeyi sanal gerçeklik ara yüzü ile birleştiren Cypher, fiziksel ve dijital dünya arasında üç farklı şekilde köprü kuruyor. Heykel sahip olduğu kızılötesi sensör dizisi ve nesnelerin yüzeye uzaklığını anlayan LIDAR teknolojisi sayesinde çevresinde yer alan insanın hareketlerini ve mesafesini algılayarak ona göre şekil alıyor. Sanal gerçeklik gözlüğünü takan kişiler adeta heykelin içine girerken heykeldeki binlerce sensöre temas ederek Cypher’ın alacağı şekli belirliyor. Üçüncü aşamada ise süper artırılmış gerçeklik kaskını takan kişi beyin dalgaları aracılığıyla heykelin kendisine dönüşüyor. Kişinin ruh haline, aklından geçenlere uygun olarak şekil alan heykeldeki yapay zeka tuttuğu kayıtlar aracılığıyla heykelin kullanılmadığı zamanlarda istenilen şekli almasını sağlıyor. Gelecekte sanat ve teknolojinin ilişkisine yönelik önemli ipuçları sunan bu yenilikçi robotik enstalasyon, Türkiye İnovasyon Haftası katılımcılarından da yoğun ilgi gördü.

Revo Capital’in 5 yıldır yatırımcı ortağı olduğu yerli yazılım şirketi Foriba dünya devine satıldı

Türkiye’nin önde gelen girişim sermayesi şirketlerinden olan Revo Capital’in 2014 yılında yatırım yaparak gelişimine destek verdiği yerel yazılım şirketi Foriba, kendi alanında dünya lideri olan Sovos tarafından satın alındı.

Teknoloji ve internet odaklı yatırım fonu Revo Capital, girişimcilere verdiği destek ile önemli başarılara imza atıyor. Şirketin ilk katkı sağladığı girişimlerden biri olan Foriba; finans, vergi yazılımları ve raporlama çözümlerinde dünya lideri, ABD menşeili Sovos tarafından satın alındı.

Fintech, bulut tabanlı B2B çözümler, online pazaryeri ve büyük veri alanında bugüne kadar 19 girişime yatırım yapan Revo Capital, 66 milyon Dolar büyüklüğündeki 1. fonun ardından 2. fon için hazırlanmaya başlıyor.

Bu başarı tesadüf değil

Revo Capital Yönetici Ortağı Cenk Bayrakdar, “Foriba’nın bugün alanında dünya lideri olan Sovos tarafından satın alınmasının gururunu yaşıyor ve başta Ahmet Bilgen ve Koray Bahar olmak üzere tüm Foriba ekibini gönülden kutluyoruz. 5 yıl boyunca şirketin yerel bir yazılım şirketinden global bir oyuncuya dönüşümünü en ön sıradan takip etme şansına sahip olduk ve bu başarının tesadüf olmayıp sonuna kadar hak edildiğini yakinen biliyoruz,” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Revo Capital, 2013 yılında kurulduğunda Türkiye’de FinTech ve kurumsal yazılım hizmetleri alanını odak olarak belirleyen ilk ‘Risk Sermayesi’ fonu olmuştu. Bunun doğru bir tercih olduğunu Foriba satın alması ve bu alandaki diğer yatırımlarımızın büyüme hızı net biçimde göstermekte. Böyle bir dönemde, ABD’li dev bir şirketin dikkatini çekmek ve satın almanın gerçekleşmiş olması hakikaten dikkate değer gelişmedir. Şu an kurmakta olduğumuz ikinci fonumuz ile uluslararası yatırımcılarla beraber bölgedeki yatırımlarımızı çoğaltmayı hedefliyoruz.”

TOYOTA VE SUBARU ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLER İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPACAK

Toyota ve Subaru Yüzde 100 Elektrikli Araç Platformu ve Yüzde 100 Elektrikli SUV Geliştirmek için İşbirliğine gidiyor…

Toyota ve Subaru, orta ve büyük ölçekli yüzde 100 elektrikli binek araçlar platformu ve C segmenti için yüzde 100 elektrikli SUV model geliştirmek adına bir anlaşmaya imza attı. Her iki marka da güçlü yanlarını ortaya koyarak, iddialı ve çekici elektrikli modeller üretecekler.

Toyota ve Subaru 2005’ten bu yana geliştirme, üretim ve satış olmak üzere çeşitli alanlarda başarılı işbirlikleri yapmaya devam ediyor. Bu örnekler arasında 2012’de yapılan ve birlikte geliştirilen arkadan itişli Toyota 86 ve Subaru BRZ; Toyota’nın hibrit teknolojisiyle yapılan ve Amerika’da satışa sunulan plug-in hibrit Subaru Crosstrek Hybrid gibi modeller bulunuyor.

Yapılan işbirliği sayesinde Toyota ve Subaru ise, araç bağlantıları, otonom sürüş teknolojileri, sürücü yardımcıları, elektrikli güç ünitesi gibi teknolojik gelişimlerle her zamankinden daha hızlı bir dönüşüm içerisinde bulunuyor. Toyota ve Subaru, imza attıkları işbirliğiyle çeşitlenen ihtiyaçları daha hızlı bir şekilde çözmeyi amaçlıyorlar. Bu yönde ilk adım olarak ise, iki şirket teknolojilerini ortaya koyarak yüzde 100 elektrikli araçlara özel olarak bir platform geliştirecekler. Bu platform ise geniş bir kullanıcı kitlesine hitap edecek şekilde C segmenti ve D segmenti sedanlar ile SUV’lar için kullanılabilecek.

Genç Yetenek Thomas Laurent, TOYOTA GAZOO Racing Kadrosu’nda

TOYOTA GAZOO Racing, 2019-2020 Dünya Dayanıklılık Şampiyonası (WEC) için hazırlıklarına tüm hızıyla devam ederken, 21 yaşındaki Thomas Laurent’i, gelecek sezon için test ve yedek pilot olarak kadrosuna kattı.

2017 yılında kategorisinde ikinci olarak Le Mans podyum başarısı elde eden Thomas Laurent, geleceğin yıldız adaylarından biri olduğunu gösterdi. Bu yıl ilk kez LMP1 sınıfında yarışan ve etkileyici bir performans ortaya koyan genç pilot, 2018 Silverstone 6 Saat yarışında galibiyet alarak kazananların arasına girdi. Şu anda Pilotlar Şampiyonası’nda ise üçüncü sırada yer alıyor.

Thomas Laurent, gelecek ay yapılacak Le Mans 24 Saat yarışının ardından, mevcut sezonunu Rebellion Racing ile tamamlayacak ve TOYOTA GAZOO Racing takım üyesi olarak, sezon öncesi testlerle çalışmaya başlayacak. Genç pilot Thomas Laurent yaptığı açıklamada TOYOTA GAZOO Racing sürücüsü olarak ilk kez bir üretici takımına katılmanın öneminden söz ederek, “Mevcut sezonumu en iyi şekilde tamamlamaya odaklanmış olsam da, Toyota TS060 Hybrid yarış aracını kullanmayı dört gözle bekliyorum. Dünya Şampiyonası’nda böyle bir takımın parçası olmak çok güzel” dedi.

1998 Fransa doğumlu Thomas Laurent, 2013’te Fransa Karting şampiyonu olarak resmi kariyerine başladı ve üç yıl arka arkaya bu alanda birinci oldu. 2015 yılından itibaren ise dayanıklılık serilerinde mücadele etmeye başladı. 2017’de Toyota takımı ile testlere de katılmıştı.

Domates ihracatından 603 milyon dolarlık gelir

Mutfaklarda her yemekte ve salatada kullanılan, peynir ve zeytin ile kahvaltıların muhteşem üçlüsünden biri olan domates ve domates türevi ürünler ihracatında yıldızları arasında yer alıyor.

Türkiye, domates ve domates türevi ürünlerin ihracatından 2018 yılında 603 milyon 660 bin dolarlık döviz geliri elde etti.

Domatesi taze, salça, kurutulmuş, donmuş her türlü ihraç ettik

Domatesi taze, salça, kurutulmuş, donmuş her türlü ihraç ettik. Taze domates ihracatı 292 milyon dolarlık tutarla aslan payını alırken, domates salçası ihracatı 164 milyon dolarlık tutarla zirve ortağı oldu. Türkiye kuru domates ihracatından ise; 88 milyon dolar döviz kazandı. Dondurulmuş domates ihracatı 39,4 milyon dolar olurken, ketçap ve domates sosları ihracatı 16,3 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Domates ve domates türevi ürünlerin yaş meyve sebze ve mamulleri sektöründe ihracatın yıldızı ürünlerin başında geldiğini belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, domates ve türevleri ihracatında 1 milyar dolarlık ihracat hedeflediklerini kaydetti.

Türkiye’de seracılığın gelişmesiyle birlikte 12 ay domates üretimi ve ihracatı yapar konuma gelindiğinin altını çizen Uçak, “Taze domates ihracatımızın yanında; domates türevlerini salça, kuru domates, dondurulmuş domates, ketçap, domates sosları ve domates suyu olarak daha katma değerli mamul haline getirerek ihraç ediyoruz” şeklinde konuştu.

2018 yılında Romanya 43,7 milyon dolarlık tutarla Türk domatesini en çok tercih eden ülke olurken, Rusya 30,6 milyon dolarlık tutarla ikinci, Ukrayna 25,6 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı. Türkiye’nin taze domates ihraç ettiği ülke sayısı 55 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’den salça ihracatında Irak 111 milyon dolarlık tutarla açık ara zirvede yer alırken, Suudi Arabistan’a 8,6 milyon dolarlık, Almanya’ya ise; 8,2 milyon dolarlık salça ihraç ettik. 103 ülkenin sofralarında yemek yaparken Türk salçası kullanıldı.

Kuru domates ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 19,5 milyon dolarlık tutarla zirvede yer alırken, İtalya 13,3 milyon dolarlık, Almanya ise; 9,5 milyon dolarlık Türk kuru domatesi tercih etti. Kuru domates ihraç ettiğimiz ülke sayısı 86 oldu.

EİB’den Mayıs ayında 80 yıllık ihracat rekoru geldi

Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2018 yılı Mayıs ayı ihracat rakamı ise; 1 milyar 133 milyon 579 bin dolar olmuştu. EİB’nin 2019 Mayıs ayındaki ihracatı 1 milyar 305 milyon 835 bin dolara yükselerek yüzde 15 artış gösterdi.

Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 187 milyon dolara yükseldi

Ege Bölgesi’nin Mayıs ayı ihracatı genel kayıt sistemine göre yüzde 10,4’lük artışla 1 milyar 981 milyon dolardan, 2 milyar 187 milyon dolara yükseldi. Ege Bölgesi, Türkiye ihracatından yüzde 13 pay aldı.

İzmir, 955 milyon dolarlık ihracata imza atarken, Manisa 413 milyon dolar, Denizli 322 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Aydın 68 milyon dolar, Balıkesir 54 milyon dolar ihracat rakamına ulaştı.

Muğla, 52 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırırken, Afyonkarahisar’ın ihracatı 34 milyon dolar oldu. Kütahya 28 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırırken, Uşak 26 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

İzmir’de kurulu Ege Serbest Bölgesi ve İzmir Serbest Bölgesi Mayıs ayında Ege Bölgesi ihracatına 233 milyon 632 bin dolarlık katkı sağladılar.

Mayıs ayında Türkiye’nin ihracatı ise; bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 11,5 artarak 16 milyar 813 milyon USD oldu. Mayıs ayında Türkiye’nin gerçekleştirdiği 16 milyar 813 milyon dolarlık ihracatta aylık bazda Cumhuriyet tarihi rekoru olarak kayıtlara geçti. Türkiye’nin ay bazında bundan önceki rekoru 2018 yılı Ekim ayındaki 16 milyar 591 milyon dolarlık ihracat tutarıydı.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Ocak – Mayıs dönemindeki ihracatı ise; yüzde 2’lik artışla 5 milyar 553 milyon dolardan, 5 milyar 642 milyon dolara geldi. EİB’nin son bir yıllık ihracatı da, yüzde 4’lük gelişimle 12 milyar 840 milyon dolardan, 13 milyar 406 milyon dolara tırmandı.

Madencilik ihracatı yüzde 31 arttı

Mayıs ayında Ege Bölgesi’nde ihracatını en fazla arttıran Madencilik sektörü oldu. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin Mart ayında Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı Milli Katılım Organizasyonu ve İzmir Marble Fuarı kapsamında düzenlediği Alım Heyeti Organizasyonunun pozitif etkileriyle Mayıs ayında Madencilik sektörü ihracatını yüzde 31’lik artışla 83 milyon dolardan, 109 milyon dolara taşıdı.

Türkiye’ye yıllık 5 milyar dolar döviz kazandıran Egeli tarım ürünleri ihracatçıları Mayıs ayında ihracatlarını yüzde 13 arttırarak 396 milyon dolardan 447 milyon dolara geliştirdi. Mayıs ayında EİB’den yapılan sanayi ürünleri ihracatı ise; yüzde 15’lik artışla 652 milyon dolardan, 748 milyon dolara çıktı.

Demir – Çelik ihracatı zirveye demir attı

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Mayıs ayında ihracatını yüzde 7 arttırarak 147 milyon dolara ulaştı ve zirvedeki yerini sağlamlaştırdı.

Deri ve deri mamulleri sektörü ihracat artış rekortmeni oldu

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında yüzde 44’lük ihracat artış hızıyla EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu. EDDMİB’in ihracatı 2018 yılı Mayıs ayında 11,7 milyon dolar iken, 2019 yılı Mayıs ayında 17 milyon doları aştı.

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 17 geliştirerek 122 milyon dolarlık dövizi hanesine yazdırdı ve zirve ortağı oldu.

Mayıs ayında yüzde 31’lik ihracat artışı sağlayan Ege Maden İhracatçıları Birliği 109,5 milyon dolarlık ihracatla EİB bünyesinde üçüncü sıraya yükseldi.

Tütün ve tütün mamulleri ihracatı yüzde 30 arttı

İhracatını yüzde 30 arttırarak 71 milyon dolardan 92,5 milyon dolara çıkaran Ege Tütün İhracatçıları Birliği listenin dördüncü sırasına adını yazdırdı.

En büyük ihraç pazarı Irak’a yumurta ihracatında duraksama yaşayan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin ihracatı Mayıs ayında yüzde 4’lük düşüşle 81,5 milyon dolara geriledi.

Kuru meyve ihracatı 72 milyon dolara ulaştı

Uzakdoğu pazarına odaklanan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında ihracatını yüzde 14’lük artışla 72 milyon dolara taşıdı.

Mayıs ayında ihracatta yatay bir performans gösteren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 70 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırmayı başardı.

Mobilya ihracatı yüzde 31, Hububat ihracatı yüzde 29 arttı

2019 yılı Mayıs ayında ihracatını en fazla arttırmayı başaran birliklerden birisi de yüzde 31’lik artış oranıyla Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği oldu. Birliğin ihracatı 2018 yılı Mayıs ayında 51,6 milyon dolar iken, 2019 Mayıs’ında 67,8 milyon dolara tırmandı.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Mayıs ayındaki ihracatı yüzde 29’luk gelişimle 35 milyon dolardan, 45 milyon dolarak çıktı.

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında 23 milyon 166 bin dolarlık ihracat yaparken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 16 milyon 273 bin dolarlık dövizi hanesine yazdırdı.

Eskinazi; “Çifte bayram mutluluğu yaşadık”
Mayıs ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracatını yüzde 15 arttırarak çifte bayram sevinci yaşadığını belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2019 yılı için belirledikleri 15 milyar dolar ihracat hedefine odaklandıklarını kaydetti.

2019 yılının ilk çeyreğindeki durgunluğu Nisan ve Mayıs aylarındaki ihracat rakamlarıyla aştıklarını anlatan Eskinazi, “Yılın geri kalan 7 aylık döneminde de gerçekleştireceğimiz fuar, sektörel ticaret heyeti, alım heyeti organizasyonları, Ar-Ge, Tasarım ve İnovasyon odaklı çalışmalarla Türk ekonomisindeki küçülmeyi durdurup tekrar büyümeyi sağlayacağız” diye konuştu.

Toyota, çevreci kimliği ile geleceği şekillendiriyor…

Çevreci kimliği ile otomotiv sektörünün öncü markası olan Toyota, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nden yola çıkarak haziran ayını Türkiye’de “çevre ayı” ilan etti. Toyota, haziran ayı boyunca çeşitli etkinlikler düzenleyerek çevre konusunda dikkat çekmeyi ve farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Toyota ayrıca, 2050 yılında 9.1 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusuna yönelik olarak “2050 Çevre Hedefleri” çerçevesinde çalışmalarına da ara vermeden devam ediyor.

 Çevreci özellikler taşıyan teknolojileri hayata geçirmek için 50 yıla yakın süredir çalışmalar yapan ve çözümler sunan Toyota, yapmış olduğu bu çalışmalar ile; yakıt verimliliğini arttırmak ve CO2 emisyonunu düşürmek, hava kalitesini arttırmak için egzoz gazı salımını azaltmak ve azalan petrol rezervlerine karşı alternatif enerji türleri bulmak olmak üzere üç temel hedefe odaklanmış durumda.

Toyota’nın Çevre Hedefi 2050

Toyota’nın “2050 Çevre Hedefi” otomobillerin çevresel etkilerini sıfıra indirmek için 6 ana başlıktaki stratejilerden oluşuyor.

Otomobillerde “0” emisyon hedefiyle yola çıkan Toyota, 2050 yılında, emisyon oranını 2010’a göre yüzde 90 düşürmeyi amaçlıyor. 1997 yılından bu yana çevre dostu 13 milyondan fazla hibrit otomobil satışı gerçekleştiren Toyota, tüm dünyada 2020 yılında her binek modelinin birer hibrit versiyonu olması hedefini taşıyor. Toyota bu hedefini Türkiye’de bir yıl öncesinden gerçekleştirmiş durumda. Hibrit araçların kullanılmasıyla birlikte, eşdeğer fosil yakıtlı araçların kullanımına göre 93 milyon ton daha az CO2 emisyon salımının gerçekleştiği de bugün kayıtlara yansımış durumda.

İkinci hedefinde, emisyon oranını araç ömrü boyunca sıfırlamak için teknolojiler geliştirmeye devam eden Toyota,  üçüncü hedef olarak da üretimde ortaya çıkan CO2 emisyonunu da sıfırlama gayreti içinde. Bu amaçla Toyota; CO2 emisyonunu azaltmak için üretim fabrikalarında güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanıyor.

 Su İhtiyacı Çok Artacak

2050 yılında su ihtiyacının, bugünkü seviyeye göre yüzde 55 artacağını öngören Toyota, dördüncü hedef olarak fabrikalarında yağmur suyu kullanımını artıracak ve kullanılan suyun yeniden kullanımını sağlayacak projelere destek veriyor.

Dünyada artan nüfusun ve ekonomik büyüme baskısının, tüketimi giderek artırdığına dikkat çeken Toyota beşinci hedef olarak çevreci materyaller kullanmak, otomobil yapımında kullanılan parçaların ömrünü daha da uzatmak adına geri dönüşüm teknolojisinin geliştirilmesini amaçlıyor.

Toyota, 40 yıldır bu konuda çalışıyor ve dünyadaki ilk teknolojileri kullanma konusunda liderlik ediyor.

Altıncı hedef olarak ise gelecekte doğa ile uyumlu bir toplum kurma hedefini taşıyan Toyota, insanların ve doğanın gelecekte bir arada yaşamaya devam etmesi için ormanların ve doğanın tüm bölgelerde korunmasının gerekliliğine inanıyor. Bu konuda Toyota farkındalık yaratmak adına fabrikalarını ağaçlandırıyor ve çevreci aksiyonlar alıyor. Böylelikle Toyota, sürdürülebilirlik ve çevresel performans konusunda önemli adımlar atmaya devam ediyor.

Çift kademeli deşarj sistemi ile 2018 yılında tüm dünyada 2,880 milyon m3 su tasarrufu

 Teknoloji ile birlikte sürdürülebilir su tasarrufuna nasıl katkı sağlanabilir sorusu üzerine yıllardır çalışmalarını yürüten Geberit, ‘Su Gelecektir’ demeye devam ediyor. Çift kademeli deşarj sistemine sahip rezervuarlarıyla 1998 yılından bugüne tüm dünyada 28,100 milyon m3, 2018 yılında ise 2,880 milyon m3 su tasarrufu yapılmasına katkı sağlayan Geberit, ‘su’ya olan bağlılığını kanıtlamaya devam ediyor.

 Tüm iş süreçlerini sürdürülebilirlik bakış açısıyla gerçekleştiren Geberit, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilirlik hedeflerinin öngörülenin ötesinde gerçekleştirdi.

 Geberit sürdürülebilir dünya için çalışmalarına devam ediyor

2018 yılında tüm dünyada 2,880 milyon m3 su tasarrufu yapılmasını sağlayan Geberit, ‘su’ya olan bağlılığını kanıtladı. Doğal kaynakları optimum kullanarak, gelecek kuşakların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için herkesi daha az su tüketmeye ve çevreye duyarlı olmaya davet eden Geberit, çift kademeli deşarj sistemine sahip rezervuarları sayesinde 1998 yılından beri tüm dünyada 28,100 milyon m3 su tasarrufu sağladı. Dünyanın en sürdürülebilir şirketleri listesinde yer alan Geberit, 2018 Sürdürülebilirlik Raporuna göre; üretiminin çevreye etkisini yüzde 43 oranında azalttı. Üretim esnasında çıkan karbondioksit miktarını ise yüzde 42 oranında azaltan Geberit, kullandığı su miktarını da önemli ölçüde azaltarak çevreye olan duyarlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Geberirt Genel Müdürü Ufuk Algıer, 360 derecelik sürdürülebilirlik yaklaşımını DNA’sına kodlayan bir marka olarak çevreyi ve iş sağlığı-güvenliği konularını her zaman ön planda tutmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Geberit’in var olan tüm tesisleri sürdürülebilirlik bakış açısına uyumlu ve doğaya saygılıdır. Kalite hedeflerimiz doğrultusunda her yıl çevre yönetimi anlamındaki risklerimiz titizlikle değerlendirilmekte, çalışanlarımıza çevre eğitimleri verilmektedir.”

2018 yılında Ar-Ge’ye 77,8 milyon CHF yatırım yapan Geberit, bu yatırımla eko-tasarım çerçevesinde su tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilir ürünler geliştirmeye kararlı olduğunu kanıtladı. Ayrıca, gelecekteki yeniliklerin temeli olarak ilgili on yeterlilik alanına yatırım yapan Geberit; hidrolik, malzeme teknolojisi, hijyen, yüzey teknolojisi, elektronik, ses yalıtımı, statik, yangından korunma, proses mühendisliği ve sanal mühendisliğe odaklandı.

Online Tatile 23 Milyar TL Harcadık

İnternet üzerinden yapılan tatil ve seyahat harcamaları, 2018 yılında rekor kırarak yüzde 54 arttı.

Türkiye’de online tatil ve seyahat harcamaları 2018 yılındayüzde 54 artarak 22,9 milyar lira oldu.

Türkiye’nin ilk para iadeli alışveriş sitesiAvantajix.com’un, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) 2018e-ticaret raporundan derlediği verilere göre, dijital ortamda yapılan tatil veseyahat harcamaları son 5 yıldır rekor seviyede artıyor.

Aylık ziyaretçi sayısı 15 bin ve üzeri olan internetsiteleri baz alınarak hazırlanan raporun ilgi çekici bir yönü, tatil ve seyahatharcamaları rekor kırarken, bu hizmeti veren internet sitelerinin sayısınınsürekli azalması.

2013 yılında tatil ve seyahat hizmeti satan 234 internetsitesinin yıllık cirosu 5,1 milyar lira iken, 2017’de internet sitesi sayısı102’e kadar geriledi, ciro ise 14,8 milyar liraya yükseldi.

Site sayısındaki düşüş 2018’de de sürdü. 95 online mağazayakadar gerileyen sektörün yıllık cirosu ise yüzde 54’lük rekor artışla 22,9milyar liraya ulaştı.

Rapor, mağaza sayısı yüzde 60 azalsa da söz konusu pazardakibeş yıllık büyümenin yüzde 450’ye ulaştığını ortaya koydu.

-İnternetten tatil satın almak avantajlı

Partnerleri arasında yerli ve yabancı çok sayıda tatilsitesi bulunan Avantajix.com’un kurucu ortağı Güçlü Kayral, tatil veseyahatlerin internet üzerinden satın alınmasının birçok avantajının olduğunusöyledi. Özellikle fırsat sitelerinin erken rezervasyondan dahi ucuza tatil imkanısağladığının altını çizen Kayral, “Oteller acentalarla ayrı ayrı anlaşmayaptıklarından, otel fiyatları acentalar arasında farklılık gösterebilir.Karşılaştırma sitelerini kullanarak acentalar arasında en uyun fiyatı verenibulmak mümkün. Yurt içi ya da yurt dışı tatil harcamalarının Avantajix.com gibipara iadeli alışveriş siteleri üzerinden yapılması yüzde 10’lara varan ekstranakit para kazanma imkanı sağlar.

İnternette yerli-yabancı kavramı yok. Türkçe yayın yapan çoksayıda yabancı siteden Türk otelleri için çok rekabetçi fiyatlar alınıyor”dedi.

EİB’nin yeşil pasaportlu ihracatçı sayısı bini aştı

Türk ihracatçılarına seyahat özgürlüğü sağlayan yeşil pasaporta sahip olan Ege İhracatçı Birlikleri üyesi ihracatçı sayısı bin 17’ye yükseldi.

Dünya genelinde 128 ülkeye vizesiz seyahat özgürlüğü sunan yeşil pasaport sahibi ihracatçı sayısı hızla artıyor. Ege İhracatçı Birlikleri üyesi yeşil pasaport sahibi olan ihracatçı sayısı 2019 yılı Mayıs sonu itibariyle 1017 kişiye ulaştı.

Yeşil pasaporta vize istemeyen ülkelere gerçekleştirdikleri ihracatın toplam içinde yüzde 75’lik paya sahip olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Almanya, Irak, İtalya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, İran, İsrail, Mısır’ın yeşil pasaporta vize istemeyen ve ihracatta öne çıkan ülkeler olduğunu dile getirdi.

İhracatçıların, 23 Mart 2017 tarihli Resmi Gazete’de çıkan düzenleme ile ihracat rakamları dikkate alınarak yeşil pasaport alma hakkına kavuştuğunu hatırlatan Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri, 2017 yılında 568 ihracatçının yeşil pasaport sahibi olmasına aracılık ederken, 2018 yılında bu sayıya 214 yeni ihracatçı eklendi. 2019 yılının 5 aylık döneminde ise; 235 üyemiz yeşil pasaporta kavuştu” diye konuştu.

Yıllık 1 milyon dolar üzeri ihracat yapan firmaların yeşil pasaport hakkına sahip olduğunu ifade eden Eskinazi, ihracat rakamına göre bir firmanın 5’e kadar yeşil pasaport sahibi olabildiği bilgisini verdi.

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde bulunan 12 ihracatçı birliği içerisinde en fazla yeşil pasaport sahibi 221 kişiyle Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği oldu. Ege Maden İhracatçıları Birliği üyesi 168 ihracatçı yeşil pasaport ile seyahat şansına sahip.

2019 yılında 80. Kuruluş yıldönümünü kutlayan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin yeşil pasaportlu ihracatçı sayısı ise; 112 olarak kayıtlara geçti. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 87 yeşil pasaport ile dördüncü sırada yer aldı.

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği üyesi 84 ihracatçı yeşil pasaport ayrıcalığından yararlanırken, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamulleri İhracatçıları Birliği 76 yeşil pasaport sahibi ihracatçıyı bünyesinde bulunduruyor.

1 milyar 50 milyon dolar ihracat hedefiyle 2019 yılına giren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin yeşil pasaport sahibi ihracatçı sayısı 71. Ege Tekstil İhracatçıları Birliği’nde ise; 62 ihracatçı yeşil pasaport ile seyahat ediyor.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’ne üye 44 ihracatçı yeşil pasaport sahibi olurken, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde ise; 33 ihracatçı yeşil pasaport sahibi oldu. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde 32 ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde 27 ihracatçı yeşil pasaport sahibi oldu.

TADDEF GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE BASIN SÖZCÜSÜ SERDAR ÜNSAL”ERMENİSTAN SINIRINDA MAYINLAR TEMİZLENMESİYLE TERÖR SALDIRISI ARTTI”DEDİ

Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu (TADDEF )Genel Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Serdar Ünsal, Türkiye Ermenistan sınırında bulunan mayınların temizlenme işine başlanmasıyla birlikte Türkiye İran sınırında terör saldırısı artması sonucu şehitler vermeye başladık dedi.

Ünsal , yaptığı yazılı açıklamada , 3 yıl önce İran Türkiye sınırında  mayınların temizlenmeye başlanacağı  kararına dernek olarak tepki göstermiş mayınlar temizlenmesin temizlenirse terör saldırısı artacak İran Türkiye sınırı temizlenen mayınlı bölgede yol geçen hanına geçecek demiştik. Maalesef bugün dediklerimiz çıkıyor. Mayından temizlenen bölgede teröristler her fırsatta saldırıda bulunuyor Mehmetçiklerimiz şehit ediliyor yüreğimizi yakıyor. Çekilen duvar maalesef bu terör saldırılarına engel olamıyor. Yine İran da bulunan Afgan mülteciler bu bölgeyi kullanarak akın akın  Türkiye’ye geçiyorlar.Son zamanlarda Şehit Bülent Aydın  karakolu ve çevresinde  alınan askeri tedbirlerden sonra mülteci akını azalınca  insan kaçakçılığı yapan ve para kazanan Bölücü terör örgütleri saldırılarını artırmış durumdalar. Bölgede mayınların tamamının temizlenmesi terör saldırılarını daha çok artacağını göstermektedir. Şehit Bülent Aydın karakolunu hedef Alan tamda Türkiye İran Nahcıvan üçgeninde  saldırıyı gerçekleştiren  teröristle İran tarafından Karasu  çayını geçerek sazlık alanda  geceden silah cephane  stoku yapıp saldırıyorlar. Yapılması gereken mayın temizleme işinin sona erdirilmesi ardından da  kobra termal kamaralarla o bölgeden  geçen kim olursa olsun  vurulmasıdır. O bölgenin yasak bölge ilan edilerek görülen her karartı anında yok edilmelidir. Yoksa bu gidişle çok şehit vereceğiz. Gerekirse İran makamları bilgilendirilerek terör örgütü elamanlarının bulunduğu İran köylerindeki karargâhları havadan yok edilmelidir.”

2016 yılında yaptığımız açıklamada şu görüşlere yer vermiştik  üç ülkeye sınır olan Iğdır için sınırın mayınlardan temizlenmesi olumsuzluktur. Mayınlı bölge olmasına rağmen terör örgütü İran üzerinden Türkiye’ye girebilmekte eylem yapabilmektedir. Türkiye Ermenistan sınırından Ermenistan’a geçip Laçin bölgesinde kamp kurmaktadır. Iğdır’da 14 polisin şehit edildiği bombalı saldırıda kullanılan patlayıcıların Ermenistan’dan getirildiği iddia edilmiştir. Bu şartlarda sınırın mayından temizlenmesi demek sınırda güvenliğin ortadan kalkması demektir. Mayınlı araziler hiçbir işe yaramamaktadır. Şu anda sınırda binlerce dönüm arazi, sahipleri tarafından kullanılmamakta ekilmemektedir. Çünkü  çiftçilik ölmüştür. Ermenistan Azerbaycan ile savaşmakta, Türkiye de ki kimi odaklar Ermenistan’a destek vermektedirler. Sınırların bu kadar güvensizlik içinde olduğu bir ortamda, bazı terör gurupları ellerini kolları sallayarak Ermenistan’a mayınsız araziden girebileceklerdir. Ermenistan’la var olan siyasi problemlere yeni boyut kazandıracak bu işlem derhal durdurtmalıdır. Suriye sınırı temizlendi. Sınırdan herkes elini kolunu sallayarak girip çıkmakta,Türkiye tarafına saldırı yapmaktadırlar. İŞİD denilen vahşi terör örgütü sınırımıza kadar gelip askerimizi kaçırmaktadır. Halen Iğdırlı bir asker İşid’in elindedir. Bu şartlar altında Türkiye ,Ermenistan,İran,sınırının mayından temizlenmesini sivil toplum kuruluşları olarak istemiyoruz. Iğdır’a ,Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamayacak güvenliğimiz açısından zafiyet yaratıp zarar verecek kaçakçılık,insan kaçakçılığı ,terör artacaktır.”dedi.

Mayın temizleme projesinin bir AB projesi olduğunu vurgulayan Ünsal, “Kamuoyuna bir AB projesi gibi sunulan bu proje aslında Ekonomik sıkıntı içinde olan Ermenistan’ı kurtarma sınır kapılarının açılması projesidir. Azerbaycan topraklarını işgal eden, halen ateşkesi bozup Azerbaycan’a saldıran Ermenileri kurtarma projesi olan mayın temizleme işine karşıyız. Derhal durdurulmalıdır. Ermenistan’ın bu tecavüzkar, işgalci ve sözde soykırım iddiaları devam ettiği sürece için ne sınır kapıları açılmalı ne de sınırlarımız yolgeçen hanına dönmelidir.”Her gün Sabah akşam Ağrı Dağı Hayalleri Kuran Ermenistan Yönetimine sınırları ne için açacağız. Ağrı Dağına rahat gelsinler diye mi?”şeklinde konuştu.

ERMENİSTAN KORİDORU VE IĞDIR

Ünsal, şunları kaydetti:” PKK yıllardır üzerinde çalıştığı Ermenistan koridoru faaliyetlerine hız verdi. Son 10 ayda Iğdır’da onlarca eylem yapan PKK Iğdır’ı İkinci bir Kandil’e çevirmeye çalışıyor. Iğdır Ermenistan’a geçiş güzergahı PKK buradan Ermenistan’daki kamplarına ulaşmak istiyor. Yani Ermenilerden oluşan PKK Iğdır’da eylemini yapıp Ermenistan’a kaçmak istiyor. Bu da gösteriyor ki PKK’nın Iğdır’daki saldırılarının ardında Ermenistan istihbaratı var. Iğdır aynı zamanda Azerbaycan ile sınır olan tek ilimiz Ermenistan’ın Nahçıvan’daki iddialarını da biliyoruz Erivan PKK’yı kullanarak ileride Nahçıvan’a da bir saldırıda da bulunabilir. En son Azerbaycan plakalı bir tankere yapılan saldırıda bunun örneğidir.Buradaki hedef Nahçıvan’dır . Iğdır Ermenistan’ın kilididir. Ermenilerin kalbine Ağrı Dağını sapladığımız Serhat şehrimizdir

Iğdır’da oluşacak herhangi bir istikrarsızlıkta başta Türkiye olmak üzeri bütün Güney Kafkasya’yı olumsuz etkileyecektir. Ermenistan’ın bir oyunu olan bu saldırıların önüne geçmek  için Nahçıvan ve Türkiye üzerinde oynanan bu oyunu bozmak için devlet olarak gereken yapılmalı Ermenilerden oluşan terör örgütüne gereken darbe vurulmalıdır.

Hem ihracatçılara hem de üreticilere hizmet veriyorlar

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (EYMSİB) Yönetim Kurulu ve Üye İlişkileri Timi ile sahada. EYMSİB Yönetim Kurulu ve Üye İlişkileri Timi hem ihracatçıların, hem de üreticileri dinleyerek sorunlarına çözüm üretiyor.

Türkiye’ye 2018 yılında 831 milyon dolar döviz kazandıran ve 2019 yılı için 1 milyar 50 milyon dolar ihracat hedefi koyan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından, üyelerin taleplerine hızlı çözümler geliştirmek amacıyla kurulan Üye İlişkileri Timi, Birliğin yaptığı ihracatın yüzde 95’ten fazlasını gerçekleştiren 406 üyeyi bire bir ziyaret ettikten sonra, ihracata giden ürünlerin kalitesinin arttırılması amacıyla yaş meyve sebze üreticilerini bilgilendirmek için harekete geçti.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, 2018 yılı Nisan ayında üyeye daha fazla dokunma hedefi göreve geldiklerini, görev sürelerinde çok sayıda üyeyi işletmelerinde ziyaret ettiklerini, 2018 yılı Ekim ayında bir ziraat mühendisi ve bir üye ilişkileri uzmanından oluşan“Üye İlişkileri Timi” kurduklarını kaydetti.

EYMSİB Üye İlişkileri Timi’nin zaman içinde Ege Bölgesi’nde, İzmir, Manisa, Aydın, Uşak, Afyon, Denizli, Muğla, Balıkesir illerinde yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörlerinde faaliyet gösteren üyelerinin tamamına yakınını ziyaret ettiğini anlatan Uçak, “Sonraki süreçte üreticileri bilinçlendirme faaliyetlerine de ağırlık vermeye başladık. Bu süreçte biz de Yönetim Kurulu olarak üye ziyaretlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

İhracatta, üreticilerin tarımsal alanda kullandıkları ilaçlar yönünden kalıntısız ürün, ithalatçı ülkelerin beklentilerine uygun kalite ve standartlarda üretimin hayati derecede önemli olduğuna dikkati çeken Uçak sözlerini şöyle sürdürdü; “İhracat hedeflerimize ulaşmamız için meyve sebze üretiminin sağlıklı olması çok önemli. Bu nedenle, Üye İlişkileri Timimiz Tarım ve Orman Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlükleri, Ziraat Odaları ve Tarımsal Kooperatifler ile işbirliği içerisinde üreticileri bilinçlendirmek için sahada çalışıyorlar. EYMSİB Yönetim Kurulu’nun katılımıyla 2019 yılı içinde Kemalpaşa ve Afyonkarahisar Sultandağı’nda kiraz üreticileri ile, Alaşehir’de ise üzüm üreticileri ile yaptığımız toplantılar Yönetim Kurulumuz ve Üye İlişkileri Timimizin başarılı çalışmaları sayesinde yoğun katılımla gerçekleşti.”

Üye ilişkileri ekibinin İzmir, Manisa, Aydın, Uşak, Afyon, Denizli, Muğla ve Balıkesir’de yerleşik üyelerin devlet yardımları, tarımsal iadeler başta olmak üzere; Ege İhracatçı Birlikleri, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve diğer kurumlarla olan ilişkilerinin sağlıklı yürümesi adına danışmanlık hizmeti verdiğini dile getiren Uçak, EYMSİB Üye İlişkileri Timinin, 8 ilde 255’i meyve sebze mamulleri ihracatçısı, 151 tanesi yaş meyve sebze ihracatçısı 406 firmayı en az bir kez ziyaret ettiğinin altını çizdi. Uçak, “EYMSİB Üye İlişkileri Timi üyelerin talep ve isteklerini yazılı rapor olarak Yönetim Kurulu’na sunarken, Yönetim Kurulu’nda konuyla ilgili alınan kararlar ve çözüm önerileri doğrultusunda yapılması gereken işlemleri gerçekleştiriyor, söz konusu talep ve istekler ile ilgili çalışmalar ve gelişmelerle ilgili ivedilikle üyelere geri bildirimler yapıyor. Ayrıca aylık sektör raporları hazırlıyor, yaş meyve sebze üretim bölgelerinde düzenlenen periyodik toplantıların hazırlıklarını sürdürüyor” diyerek sözlerini noktaladı.

İSO 500 LİSTESİNDE  88 AKİB ÜYESİ

 2018 yılı itibariyle Türkiye’nin ihracatının yüzde 44,5’ini gerçekleştiren İSO 500 firmaları içinde, Akdeniz İhracatçı Birlikleri’ne üye olan 88 firma yer aldı.

 1968 yılında 100 büyük sanayi kuruluşu olarak başlatılan, her yıl geliştirilerek sürdürülen ve sektör için en değeli verileri oluşturan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması, Türkiye ekonomisine ivme kazandırmayı sürdürüyor. Ağırlıklı olarak otomotiv ve demir çelik şirketlerinin yer aldığı listede, Türk ekonomisinin nabzını tutan 500 büyük firma yer aldı.

Araştırmaya göre İSO 500’ün ihracatı 2018’de yüzde 11,3 artışla 71,8 milyar dolar oldu. Böylece İSO 500’ün ihracat artış oranı, yüzde 7 olan Türkiye ve sanayi ihracatı artış oranının üzerinde arttı. Bu performansa bağlı olarak İSO 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı da yüzde 44,5’e yükseldi.

 -TÜPRAŞ YİNE ŞAMPİYON

 İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) her yıl geleneksel olarak açıkladığı ”Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” 2018 yılı araştırması sonuçlarında, ilk sırayı geçmiş yıllarda olduğu gibi 79 milyar 42 milyon TL’lik üretimden satış ile Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) alarak, hem Türkiye şampiyonu, hem de kimya sektörünün şampiyonu oldu.

Akdeniz İhracatçı Birlikleri üyesi TÜPRAŞ ile onu izleyen kuruluşlar arasında üretimden satışlar büyüklüğü itibarıyla önemli fark bu yıl da sürdü. TÜPRAŞ’ın ardından 31,6 milyar TL ile Ford Otomotiv 2. sırada, 23,6 milyar TL ile Toyota Otomotiv ise 3. sırada geldi. İllk üçü ise sırasıyla Oyak-Renault, Tofaş, Arçelik, İskenderun Demir ve Çelik, Ereğli Demir ve Çelik, İçdaş Çelik ve Hyundai Assan firmaları takip etti.

İSO 500 kuruluşlarının ihracatta kaydettiği yüzde 11’lik artışın yanında, yaratılan katma değerde yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının ve Ar-Ge yapan firmaların sayısının artması umut verici oldu. İSO 500 şirketlerinin finansman maliyetlerinin ise önceki yıllarda olduğu gibi sorun olmaya devam ettiği görüldü.

İSKENDERUN DEMİR ÇELİK VE TOSÇELİK GURUR KAYNAĞIMIZ

 İstanbul Sanayi Odası 2018 yılı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde, Akdeniz İhracatçı Birlikleri Üyesi İskenderun Demir ve Çelik A.Ş. 7., Tosçelik Profil ve Sac Endüstrisi A.Ş. ise 20. sırada yer aldı.

İlk 500’e giren AKİB üyesi ihracatçıları yürekten kutladığını belirten AKİB Koordinatör Başkanı A.Uğur Ateş, Türkiye’nin 500 sanayi devinin içinde yer alan 88 firmanın AKİB’i ve bölgeyi gururlandırdığını dile getirdi.

İhracatın bu ülkenin can damarı olduğunun altını çizen Ateş, “Firmalarımızın başarı tablolarında yer aldığını görmek, tüm ihracatçılarımıza umut oluyor ve çalışma şevki veriyor. Bölge ve Türkiye ihracatını, kalite ve rakamsal anlamda üst seviyelere taşımak için AKİB ihracatçıları olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Türkiye Seramik Federasyonu Erdem Çenesiz’le devam kararı aldı

2 yılda bir düzenlenen Türkiye Seramik Federasyonu Olağan Genel Kurulu’nun, bu yıl 9’uncusu gerçekleştirildi. Kurulda …