Ana Sayfa / Haberler / Ekonomi / Ekonomi-eğitim-sağlık-yaşam-teknoloji haberleri (01.05.2019)

Ekonomi-eğitim-sağlık-yaşam-teknoloji haberleri (01.05.2019)

Öğrenciler, Servis Elemanlığı alanında Avusturya Viyana da Staj Yaptı

AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı’nın altında yer alan Erasmus+ Mesleki Eğitim Öğrenci Hareketliliği 2018 Teklif Çağrısı döneminde Okulumuz Toroslar Çankaya Özel Eğitim Meslek Okulu olarak hazırladığımız “Öğrencilerimizin İstihdam için Beceri Geliştirme Stajı” adlı ve 2018-1-TR01-KA102-055828 nolu projemiz desteklenmeye değer bulunmuştur.

Projemiz kapsamında 6 Yiyecek İçecek Hizmetleri Alan öğrencilerimiz Avusturya’nın Viyana şehrinde 2 haftalık Servis Elemanlığı Stajını tamamladılar.  Proje sonunda 10 günlük çalışma deneyimi kazanarak Avrupa standartlarında servis elemanlığı becerilerini kazandılar. Avrupa standartlarında müşteriden sipariş almayı, masa hazırlamayı, siparişi müşteriye sunmayı, boş masanın toplanmasını ve mutfağa taşınması becerilerini öğrendiler.  Stajın olmadığı saatlerde de kişisel gelişimleri için öğretmenleri tarafından Viyanda önemli tarihi ve kültürel yerleri gezdiler.  Öğrencilerimiz kişisel olarak geliştiler. Avrupa’daki akranları ile çalışma ve yaşama deneyimi kazandılar. Proje bitiminde öğrencilerimize Staj Sertifikası, ECVET ve Europass Belgeleri aldılar. Türkiye’nin geleceğini teslim edeceğimiz gençlerimizin gelecek kuşakların istediği yeterliklerde yetiştirmeyi hedefliyoruz. Öğrencilerimize çalışmalarında başarılar dileriz…

KAYSERİ ŞEKER’DEN SİVAS-GEMEREK’DE TARLA GÜNÜ ETKİNLİĞİ

Kayseri Şeker, 2019-2020 Pancar Kampanya döneminin Sivas Bölgesinde  ilk  tarla günü etkinliği  Gemerek Bölgesinde düxzenlendi.

Pancar ekim törenine; Sivas Valisi Salih Ayhan, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Gemerek Kaymakamı Cengiz Nayman, İl ve İlçe Protokolu, Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Özer, Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri,  Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu üyeleri, Kayseri Şeker Fabrikası Genel Müdürü Osman Canıtez, Genel Müdür yardımcıları, Bölge Müdürleri ve diğer yetkililer  ile Bölge çiftçileri katıldılar.

Gemerek İlçesinde  64 yıldan beri  Pancar Çiftçisi olan  Fazlı Karahan’ın tarlasında Pancar tohumları dualar eşliğinde toprakla buluştu.

TIP LİTERATÜRÜNE GİREN TUĞCU TEKNİĞİ YABANCI DOKTORLARA ANLATILDI

Memorial Bahçelievler Hastanesi, ‘Prostat Kanserinde Retzius Koruyucu Canlı Cerrahiler’ etkinliğine ev sahipliği yaptı. Programda hastanenin Üroloji Bölümün’den Prof. Dr. Volkan Tuğcu’nun, literatüre geçen “Tuğcu Bakırköy Tekniği” hakkında detaylı bilgiler verildi. Konuklar, Prof. Dr. Tuğcu’nun ameliyatlarını da canlı izleme fırsatı buldu.
Geçen yıl bu tekniğin eğitimini vermek için İtalya’ya giden Prof. Dr. Tuğcu, bu yıl gerçekleştirilen etkinliğine yurt dışından pek çok doktorun katıldığını belirterek, “İlk gün yabancı misafirlerimize bir workshop yaptık ve sonra bir ameliyatı seyrettiler. Hindistan, Bombay’da robotik cerrahi başkanı, İspanya, Barselona’dan bir hoca, Rusya, St. Petersburg’dan üroloji kürsü başkanı ve Almanya’da bir hocamız geldi. Onlara bu tekniği canlı cerrahi ile gösterme fırsatı bulmuş olduk” diye konuştu. Prof. Dr. Tuğcu, hem hekimler hem de hastalar açısından avantaj sağlayan bu tekniği öğretmek için Barselona, Rusya, Almanya ve Hindistan’a gideceğini de ifade etti.
Anotomik yapı korunuyor
Tuğcu Tekniği’ni dünya tıp literatürüne kazandırdıklarını dile getiren Prof. Dr. Volkan Tuğcu, “Prostat kanseri cerrahisi robotik olarak gerçekleştiriliyor ve bu ameliyatlar, karın bölgesinden girilerek yapılıyor. Eğer hasta bu bölgeden daha önce bir ameliyat geçirmemişse işlem sırasında herhangi bir zorluk yaşanmıyor. Ancak daha önce bu bölgeden ameliyat olan hastalar için geliştirdiğimiz bu özel tekniği uyguluyoruz. Robotik Perineal Radikal Prostatektomi adlı bu yöntemle, robot teknolojisi kullanılarak, makat ile yumurtalık arasındaki bölgeden 3-4 santimetrelik kesi ile mimimal invaziv olarak ameliyatı uyguluyoruz. Bu yöntem anatomik yapıyı koruyarak endopelvik fasla adı verilen tüm iç organları tutan yapının kesilme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.Özellikle yapay mesane ile yaşayanlar, penil protezi (mutluluk çubuğu) bulunanlar ve karın bölgesinden ameliyat dışında ışın tedavisi de olan kişiler için ayrıcalık sağlıyor” dedi.
Hasta bir günde taburcu oluyor
Perineal bölgeden gerçekleştirilen ameliyatların hastaya sağladığı konfor ve iyileşme süresine etkisi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Tuğcu, “Bağırsakların bulunduğu bölgeye bir işlem uygulanmadığından cerrahi sonrası karın ağrısı sorunu oluşmuyor ve bağırsak hareketleri azalmıyor. Hasta ameliyattan bir gün sonra taburcu olabiliyor ve ortalama 10 günlük sürede normal yaşamına geri dönebiliyor. Prostat kanserinin tekrarlama durumunda, hasta bu işlem öncesinde karın bölgesine ışın tedavisi almadığı için de tümörün durumuna göre radyoterapi uygulanabiliyor. Nüks durumunda, eğer kanser odağı varsa işlem tekrar edilebiliyor. Ameliyat, 3-4 santimetrelik bir kesiden yapıldığı için bir süre sonra kötü görünümlü ameliyat izi kalmıyor.”
“40 yaşına gelen her erkek muayene olmalı”
Dünyada en sık görülen ikinci kanserin prostat kanseri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tuğcu, “Kanserin ailede olması daha sık görülmesine sebep oluyor. Prostat kanserinin şu veya bu nedenden ötürü ortaya çıktığını söyleyemiyoruz. Ama her 40 yaşına gelen erkek hasta ürolojiye başvurmalı ve PSA denilen kan tahlilini yaptırmalı. Prostat kanserini önlemek şu an mümkün değil ancak düzenli takiplerle hastalığın erken evrede teşhisini sağlayabiliyoruz. İyi huylu prostat büyümelerinde, kazıma yönetimiyle içini alabiliyoruz. Ama kanser olduğunda, prostatı portakal gibi düşünün, kabuğuyla birlikte alıyoruz” açıklaması yaptı.
“Kanser teşhisi koyulduğunda ameliyata alıyoruz”
Prostat kanseri olan hastaların düşük, orta ve yüksek riskli gruplar olarak 3’e ayrıldığını ifade eden Prof. Dr. Tuğcu, “Düşük riskli grupta cerrahi yapmayabiliriz ama diğer bütün gruplarda artık cerrahi kabul ediliyor. PSA’sı yüksek olan hastadan önce parça alıyoruz. Sonuçlarda kanser olduğu teşhisi konulursa, parça alınan yerin iyileşmesi için bir ay bekledikten sonra ameliyat yapıyoruz” dedi.
“Bu tekniği Batı Avrupa’da uygulamak istiyoruz”
Programa Barselona’daki Fundacio Puigvert Hastanesi’nden katılan Dr. Angelo Territo, “Bu tekniğin çok büyük avantajı olduğunu gördük. Üstelik hastaların yatış süresinin kısalması, onları da çok mutlu eden bir sonuç. Bu işi dünyada yapan tek kişi Prof. Dr. Volkan Tuğcu… Bu gerçekten heyecan verici bir gelişme. Gelecek ay için Prof. Dr. Tuğcu’yu Barselona’ya davet ettik. Bu tekniği öğrenmek ve ülkemizde, Batı Avrupa’da uygulayabilmek istiyoruz” dedi.

Hayat kurtaran teknoloji
Panasonic’in çevik tableti TOUGHBOOK G1, daha verimli iş çıkarabilmeleri için Norveç’teki Sandefjord İtfaiyesi’ne yardımcı oluyor. En hızlı rotayı gösteren GPS özelliği ve diğer acil durum hizmetleri kurumlarında çalışanlarının neye ihtiyaç duyacağını gösteren raporlama aracı, itfaiye çalışanlarının hayat kurtarmasına yardımcı oluyor.
Sandefjord İtfaiyesi’nin çalışanları ihbarlara giderken her zaman araçlarında Panasonic TOUGHBOOK G1 bulunduruyor. Araçların konsoluna monte edilen girişine takılan cihaz, bariyer ve köprülerin konumuna ek olarak en hızlı rotayı da gösteriyor.
Sıcağa, soğuğa, darbeye, güneş ışığına ve suya dayanıyor
Her koşulda kullanılabilen bir tablete sahip olmanın kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Sandefjord Yangın ve Kurtarma Hizmetleri Harekat Amiri Jan Helge Olson, “Hem ekibimizin hem de ekipmanımızın omuzlarına yük bindiren ağır koşullarda çalışıyoruz. Ateşi söndürürken tableti elimden bırakmam gerekebiliyor, ki tablet de sıcaklığa dayanabiliyor. İşimizi yaparken sıkça su kullandığımızdan bahsetmiyorum bile. Suya, ısıya, soğuğa, darbeye ve güneş ışığına dayanamayan cihazın bizim işimizde hiçbir işlevi yok. Panasonic TOUGHBOOK G1, işimizi daha etkili bir şekilde yapmamıza yardımcı olan bir araç” dedi.
Pazarın en iyisi
Acil durum hizmetleri kuruluşlarına BT çözümleri sunan Locus’un 2005’te Panasonic’in çevik cihazlarının bayisi olduğunu belirten Locus Kurumsal Bölge Müdürü Reidar Falkensten de “TOUGHBOOK’un aksiyon filmlerinde sürekli kullanılmasının bir sebebi var. Kesinlikle pazarda bulabileceğiniz en iyi cihaz. Acil durum hizmetleri kuruluşlarının tedarikçisi olarak onlara en iyi cihazı sunmamız gerekiyor ve bu noktada tercihimiz Panasonic’ten yana. Kesintiye uğramadan kullanılabiliyor olması en sevdiğimiz özelliklerinden birisi” dedi.
Her zaman en hızlı rota
TOUGHBOOK G1 ve Locus’un sağladığı yazılımı kullanan Sandefjord İtfaiyesi, acil bir durum ortaya çıktığında her zaman en hızlı rotayı kullanacaklarını biliyor. İlgi Noktaları (POI) sayesinde itfaiyeciler bariyerler ve köprüler gibi diğer engelleri görebiliyor. Çalışanlar ekrana basit bir dokunuşla bariyerleri açabiliyor.
Reidar Falkensten, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Son versiyonda dingil yükü ve köprü yüksekliği gibi parametreler ekledik. Cihaz aynı zamanda araçların kullanması gereken en hızlı rotayı ve kullanıma hazır yangın musluklarının yerlerini de gösteriyor. Binaların önemli bölgelerini farklı sembollerle gösteren çizimler de cihazda yer alıyor.”
En zorlu ortamlar için geliştirildi
En zorlu ortamların bile üstesinden gelecek şekilde geliştirilen TOUGHBOOK G1, acil durum hizmetleri kuruluşları için uygun bir cihaz haline geliyor. Ayrıca cihazlar gerek duyulduğunda birçok uygulamayla birlikte kullanılabilen yüksek çözünürlüklü kameralarla da donatılabiliyor. Windows 10 işletim sistemiyle çalışan cihaz, 11 saatlik batarya ömrü sunuyor. Cihazı kapatmadan değiştirilebilen opsiyonel bataryayla bu süre 22 saate çıkıyor.

Jan Helge Olsen, “Bu cihaz itfaiyeler ve tüm acil durum hizmetleri kuruluşları için paha biçilemez bir değere sahip. Acil durumlarda ekiplerin etkili ve tamamen hazır bir şekilde çalışabilmesi için gereken her şeyi sunan çevik ve güvenilir bir iş aracı” diyerek sözlerini bitiriyor.

Güvenilir iş ortağınız İnform…

Anahtar teslim Güneş Enerji Sistemleriyle sürdürülebilir dünyaya katkı

 Sürdürülebilirlik bakış açışıyla çalışan günümüz şirketleri, fosil yakıtlar yerine güneş enerjisini kullanarak enerji maliyetlerini minimize ediyorlar.  Sürdürülebilirlik bakış açısını DNA’sına kodlayan İnform, 38 yıllık tecrübesiyle 2009 yılında başladığı ÇATI uygulamalı Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulumlarına her geçen gün artan bir ivmeyle devam ediyor.  Geniş bayi ve servis yapılanması sayesinde İnform, projeden kuruluma, işletme ve bakım-onarıma kadar tüm süreçlerde müşterilerine en iyi desteği sunuyor.

90’lı yıllarda çevre bilincinin ortaya çıkmasıyla üretim ve tüketiminin çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel seviyede doğrudan olumsuz etkilere neden olduğu anlaşıldı ve sürdürülebilir bakış açısıyla çalışan firmalar ‘temiz enerji’ kullanmaya başladı. Bu noktada sınırsız enerji kaynağı güneşten faydalanmaya başlayan şirketler, yüzünü yenilenebilir ve temiz enerjiye çevirdi.

Bu farkındalıkla İnform, 38 yıllık tecrübesiyle2009 yılında başladığı ÇATI uygulamalı Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulumlarına her geçen gün artan bir ivmeyle devam ediyor. Bugüne kadar GES uygulamalarını Türkiye’nin 81 ilinde 1200’den fazla farklı noktada gerçekleştiren İnform, 2018 sonu itibariyle 50MW’ın üzerinde Anahtar Teslim proje gerçekleştirerek gücünü ortaya koyuyor. Otopark çatısı, spor salonu çatısı, konut çatısı, su deposu çatısı, fabrika çatısı, barınak çatıları gibi uygulamaların yanında arazi kurulumları da gerçekleştiren İnform, off grid sistemlerde de karavan üzeri, park aydınlatma, arıcılar, deniz taşıtları gibi uygulamalar gerçekleştiriyor. Mobil paket sistemleriyle de uygulamalarını çeşitlendiren İnform, toptan satış yapan firmalara ürün tedariğide sağlıyor.

5 Adımda Güneş Enerjisi Santrali

Geniş bayi ve servis yapılanması sayesinde İnform, projeden kuruluma, işletme ve bakım-onarıma kadar tüm süreçlerde müşterilerine en iyi desteği sunuyor. İnform, kullanım ömrü 25 yıldan az olmayan Güneş Enerji Sistemleri için her türlü yedek parça, ekipman ve ürünü sürekli olarak stoğunda bulundurarak müşterilerine yüksek kalitenin yanı sıra en iyi hizmet ve uzun vadeli bir işbirliği öneriyor.

AstraZeneca Türkiye, iki yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşverenleri” arasında
400 kişiyi aşkın kadrosuyla hastaların hayatlarında anlamlı bir fark yaratmak için çalışan AstraZeneca Türkiye, Great Place to Work Enstitüsü’nün 30 Nisan 2019 tarihinde açıkladığı “Türkiye’nin En İyi İşverenleri – Great Place to Work Listesi”nde 250-500 çalışan kategorisinde yerini aldı. Ayrıca “Kadınlar için En İyi İş Yeri” kategorisinde 3.’lük ve “Toplumsal Paylaşım Özel Ödülü”nü de kazanan firma, Astra ve Zeneca şirketlerinin birleşerek AstraZeneca’yı oluşturmasının 20. yılında da, her şeyden önce insana değer veren yenilikçi ve eşitlikçi uygulamalarıyla, “İyi Bir İş Yeri” olma stratejisi doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Great Place to Work Enstitüsü, Türkiye’de yedinci kez düzenlenen Türkiye’nin En İyi İşverenleri – Great Place to Work Listesi’ni açıkladı. AstraZeneca Türkiye de ikinci yıl üst üste insani dokunuşu yüksek kurum kültürüyle listeye girmeye hak kazanan 31 şirketten biri oldu. Ayrıca fırsat eşitliği, çeşitlilik ve katılımcılığı destekleyen, özellikle kadın çalışanlara yönelik öncü uygulamalarıyla “Kadınlar için En İyi İş Yeri” kategorisinde 3.lük ödülü ile topluma ve çevreye katma değer yaratmak üzere gösterdiği çabalarla “Toplumsal Paylaşım Özel Ödülü”nü kazanan AstraZeneca, “İyi Bir İş Yeri” olma stratejisi doğrultusundaki çalışmalarını böylece üç ödülle taçlandırdı.
“İnsana saygı en büyük önceliğimiz”
AstraZeneca Türkiye’nin başarısını değerlendiren AstraZeneca Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Feyza Aysan ödüller hakkında şunları söyledi: “’İnsana Saygı’ ilkemiz doğrultusunda önce insanı merkeze koyarak çalışanlarımızın iş-özel yaşam dengesini ve çalışan bağlılığını sağlama odaklı esnek çalışma ve esnek yan haklar gibi pek çok motivasyonel uygulamayı Türkiye’de hayata geçiren ilk firmalardan biriyiz. Sürekli gelişime inanıyor ve sürdürülebilir başarıyı hedefliyoruz. AstraZeneca İnsan Kaynakları Ekibi olarak yeni trendleri takip edip AstraZeneca’ya uyarlıyor, çalışanlarımızı iş hayatlarında destekleyerek başarılı olmalarını sağlayacak fırsatlar oluşturmak için çalışıyoruz. Çalışanlarımızı dinlemenin ve onlara düşüncelerine değer verildiğini hissettirmenin öneminin farkındayız ve tüm uygulamalarımızı bu düşüncemize dayandırıyoruz. Bu kapsamda çalışanlarımızın bağlılığının düzenli olarak ölçüldüğü ve geri bildirimlerinin alındığı anketler de yapıyoruz. Her şeyden önce insana değer veren bir şirket olarak iki yıl üst üste, hem de AstraZeneca’nın 20. yılında bu değerli ödülleri kazanmak bizler için ayrı bir motivasyon ve gurur kaynağı oldu. Yenilikçi ve eşitlikçi uygulamalarımızla birlikte “İyi Bir İşyeri” olma stratejimiz doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

Ersa Yeni Mağazasını Adana’da Açtı

Türkiye ve dünyada çok sayıda sektörden kullanıcısının mobilya, tasarım, üretim, mimari ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve yüksek kalitede çözümler sunan Ersa, İstanbul, Ankara, İzmir, İzmit ve Bursa’dan sonra en yeni mağazasını Adana’da açtı. Adana, Seyhan’da yer alan mağaza, Ersa’nın yönetici gruplarından operasyonel ürünlerine, koltuk ve kanepe serilerinden tamamlayıcı ürünlere ofis grubunun yanı sıra yaşam serisine dahil en yeni tasarımlarını ziyaretçilerine sunuyor.

1958 yılından bu yana teknolojik, yenilikçi ve çevreci bir tasarım ve üretim anlayışıyla Türkiye’de mobilya sektörünün öncülerinden biri konumuna yükselen ve bugün dünyanın 41 ülkesinde kullanıcısıyla buluşanErsa, İstanbul Altunizade ofis mağaza, Skyland HOM Design Center ev mağaza, Ankara OfficiumBeytepe ev ve ofis mağaza, İzmir, İzmit ve Bursa ofis mağazalarından sonra;en yeni mağazasını Adana’da açtı. Ersa, yeni mağazasıyla eğitimden sağlığa, finanstan telekomünikasyon ve ağırlama hizmetlerine çok sayıda farklı sektöre yönelik geliştirdiği ürünlerini Adana mağazasıyla Akdeniz bölgesine taşıyor. Ersa’nın Adana mağazası ofis kategorisinin yanı sıra “İyi Tasarımın 60 Yılı” konsepti çerçevesinde geliştirilen yeni yaşam serisine ait ürünlerini de ziyaretçilerinin beğenisine sunuyor.

Bölgenin önemli mimari ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen Ersa Adana mağazası açılışında, Mimar Odil Eraslan ve Mimar Emir Mansuri, İç Mimar Mine Liman ve Atölye360 ekibi,Onan Yapı Kurucu Ortakları Onur Aktakas ve Anıl Andaç açılış davetine katılan isimler arasında yer aldı. Ersa Genel Müdürü Hasan Tici, İcra Kurulu Başkanı Eralp Ata ve Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Ata’nın konuklara eşlik ettiği açılışta Yalçın Ata, “Mobilya sektöründe 60 yılı aşan uzmanlık ve deneyimiyle Türkiye’nin en köklü firmalarından biri olan Ersa markası olarak, sektöre katma değeri yüksek yeniliklerle öncülük etmek ve 60 yıllık bu birikimi Türkiye ve dünyanın önemli noktalarına taşımak hedefiyle çalışmalarımızı hız kesmedensürdürüyoruz. Tüm diğer mağazalarımız gibi Adana mağazamız da en yeni serilerimizden ürünlerimizin sergilendiği bir satış noktası olmanın ötesinde; tasarım ve mimari alanlardan ekiplerle bir araya gelmeyi hedeflediğimiz buluşma noktamız olacak.” sözleriyle mağazanın oluşturulmasında benimsenen marka misyonunu konuklarla paylaştı.

Uğur Okulları Diyabete Karşı Pedal Çevirdi

Uğur Okullarının 20 ildeki 50 okulunun öğretmenleri ve öğrencileri, sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek ve diyabete karşı farkındalık yaratmak amacıyla pedal çevirdi.

Uğur Okullarının 20 ildeki 50 okulunun öğretmenleri ve öğrencileri, sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek ve öğrencileri diyabete karşı bilinçlendirmek için
Türkiye’nin dört bir yanında eş zamanlı bisiklet turu düzenledi. Geçtiğimiz yıl obezite teması ile Ankara’da ilki gerçekleştirilen ve bu yıl da yüzlerce öğrencinin katılımı ile her ilin farklı alanlarında düzenlenen bisiklet turunda farkındalık yaratmak amaçlandı. Türkiye genelinde aynı anda, saat 11.00’de başlayan bisiklet turu park alanlarından, şehir içlerine; tarihi alanlardan özel tur bölgelerine; adalardan ormanlık bölgelere kadar her ilin birçok farklı alanında gün boyu devam etti.

“Öğrencilerimizin farkındalığını geliştirmek ve onların da bu bilinci yaymasını sağlamak önemli”
Etkinliğe İzmir’de katılım gösteren Uğur Okulları Spor Bölüm Başkanı Canset Artan, diyabete yönelik farkındalık yaratırken sağlık konusundaki bilinç düzeyini yükselten bilgilerle öğrencileri aydınlatarak sporun önemini vurguladıklarını söyledi. Artan, “Bugün Türkiye genelinde eş zamanlı olarak sporun yaşamımızdaki önemini benimsetebilmek ve diyabete karşı farkındalık yaratmak amacıyla bir bisiklet organizasyonu gerçekleştirdik. Öğrencilerimizin farkındalığının geliştirilmesinin ve onların da bu bilinci yaymasını sağlamanın önemli olduğuna inanıyoruz. Önümüzdeki yıllarda da bu organizasyonumuzu farklı temalarla sürdürmeye devam edeceğiz.”dedi.

Aile şirketlerinin kurumsallaşma hikayeleri TAİDER Akademi eğitimlerinde paylaşılıyor
TAİDER ve İstanbul Anadolu Yakası Organize Sanayi Bölgesi (İAYOSB)işbirliğiyle Aile İşletmelerini Geleceğe Taşımak toplantısı düzenlendi. Aile şirketlerinin nesiller boyu sürdürülebilirliği konusunun tartışıldığı etkinlikle, TAİDER Akademi ve İAYOSB tarafından düzenlenen eğitim programının 2019 yılı tanıtımı yapıldı.
TAİDER Akademi Koordinatörü Mustafa Bayındır’ın oturum yöneticiliğini yaptığı toplantının konuşmacısı TAİDER Akademi Komitesi Başkanı ve Ekoten A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Ünlütürk oldu.
Akademi eğitimlerine neden ihtiyaç duyduklarını ve tasarlarken neyi göz önünde bulundurduklarını anlatan TAİDER Akademi Koordinatörü Mustafa Bayındır, “Sürdürülebilirlik dediğimiz kavram aslında bir yolculuk ve biz, bu yolculuğun bir hikayesi olması gerektiğine inanıyoruz. Bu hikâyenin neresinde olduğumuz çok önemli. Farklı kurumsallaşma düzeyindeki aile şirketlerinin beklentileri de birbirinden farklı olabiliyor. Dolayısıyla akademi bünyesinde eğitimleri tasarlarken farklı yapıdaki üyelerimize hitap edecek eğitimler düzenlemeye gayret ettik. TAİDER Akademi eğitimlerini farklı kılan noktalardan bir tanesi, teorik bilginin hayatta nelere yol açtığına dair deneyimlerini paylaşan aile işletmelerini bir araya getirmek. Kitapta yazan teorik bilginin gerçek hayatta uygulandıktan sonra başarı ya da başarısızlık adına neler getirdiğini paylaşmak çok önemli. Eğitimlerimizin ardından TAİDER üyesi bir aile işletmesi sahibi ve aile üyelerinin katılımı ile gerçekleşen aile deneyim paylaşımı oturumlarında, aile üyeleri gerçek hayatta karşılaştıkları durumları, tecrübelerini aktarıyorlar.” dedi.
“Akademinin en büyük avantajı çok sayıda tecrübeyi bir arada sunması”
Her ailenin ve işletmenin kendi kültürüne göre bir yönetim biçiminin, yapısının ve kültürünün olduğunu söyleyen TAİDER Akademi Komitesi Başkanı Şükrü Ünlütürk, akademinin en büyük avantajının çok sayıda tecrübeyi bir arada sunması olduğunu dile getirdi. Ünlütürk; “Eğitimlerimizin sonunda gerçekleşen deneyim paylaşımı bölümünde, konuk aileler ne yapıyoruz, hangi yollardan geçtik, nerede hata yaptık, nerede doğru yaptık diye kendi deneyimlerini anlatıyor. Katılımcılar yaşanılan problemlerin kendilerine özgü olmadığını, herkeste var olduğunu fark ediyor. Burada çok önemli bir nokta var. Duygusal olan, duyguların ağır bastığı aile ilişkileri ile, rasyonel olunması gereken iş kavramını doğru, akılcı bir biçimde bir araya getirmek gerekiyor ama kolay değil.  Bu, yönetilmesi, öğrenilmesi ve çabalanması gereken bir konu. TAİDER Akademi projesi ile, gereken bilgilerin deneyimli uzmanlar tarafından aktarılmasını ve ailelerin deneyimlerini aile şirketleri ile paylaşmayı amaçlıyoruz” dedi.
TAİDER Aile İşletmeleri Akademisi nedir?
TAİDER Aile İşletmeleri Akademisi, aile işletmelerinin sürdürülebilir bir yapı oluşturmaları için hem şirketlerinin kurumsallaşması hem de aile ile şirket ilişkilerinin kurumsallaştırılması amacıyla ihtiyaç duydukları yol haritalarını çizmelerine olanak sağlayacak bilgi birikimini oluşturmak amacıyla faaliyetlerde bulunmak üzere konuşlandırılmıştır. Aile işletmelerinin sürdürülebilir ve sağlıklı büyümelerinin sağlanması adına, yararlanacakları profesyonel danışmanlık hizmetlerinde, ihtiyaçları doğrultusunda doğru seçimleri yapabilmeleri ve sonuçta etkin fayda sağlamak için doğru kararlar alabilmelerine destek olacak bilgi birikiminin sağlanması için altyapının oluşturulması hedeflenmektedir.
Aile işletmelerinde sürdürülebilir sistem kurma 
TAİDER Akademide verilecek eğitimlere katılacak aile işletmelerinin farklı kurumsallaşma düzeylerinde olduğu göz önünde bulundurularak ilk etapta verilmesi planlanan eğitimler temel eğitim programı olarak değerlendirilmiş ve aile işletmelerinde sürdürülebilir sistem kurma başlığı altında bu konuya dair A’den Z’ye ipuçları barındırması yönünde aksiyon alınmıştır. Temel eğitim program kendi içerisinde bütünlük arz eden 10 ayrı modülden oluşmaktadır.

  • Akademi bünyesinde verilecek eğitimler konusunda uzman başarılı eğitmenler tarafından hazırlanmıştır.
  • İçerik tasarımları standart eğitimlerden farklı olarak aile işletmelerinin ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmış başka yerde bulunmayan özel ve özgün tasarımlardır.
  • Eğitim içerikleri Akademi bünyesinde oluşturulan özel bir kurul tarafından akademik gelişmelere uygun olarak gözden geçirilmiştir.
  • Eğitimler, katılımcıların kendi işletmelerinde uygulayacakları somut eylem adımlarını oluşturmalarına olanak sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.
  • Eğitim modüllerine ilişkin video görüntüleri katılımcılara özel şifre ile internet ortamında katılımcıların kullanımına sunulacaktır.
  • Eğitimler için katılımcı sayısı katılımcıların eğitimden efektif fayda sağlamaları amacıyla sınırlandırılmıştır.
  • Eğitimlere aynı aileden farklı nesillerin aynı anda katılması işletmenin eğitim sonrası olumlu gelişimini hızlandırıcı etki yaratabilecektir.
  • Eğitim içerik detayları her eğitim duyurusu ile birlikte katılımcıların bilgisine sunulmaktadır.

Tarım ürünleri ihracatına Tarım OSB dopingi

Tarım ürünleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundaki Ege Bölgesinde kurulacak Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri ile Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 1 milyar dolar artış bekleniyor.
Tarım İhtisas OSB Müteşebbis Heyeti Üyesi ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Ege Bölgesi’nden 2018 yılında 5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatı olduğunu, Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatının yüzde 22’sinin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Tarım İhtisas OSB’lerin devreye girmesi ile birlikte Ege Bölgesi’nden yapılan tarım ürünleri ihracatının 1 milyar dolar artacağı öngörüsünde bulundu.
Seferihisar’da İzmir ekonomi basını ile bir araya gelen Uçak, “Dikili’de jeotermal seracılık, Tire’de hayvancılık ve Menderes’te çiçekçilik sektörlerinde faaliyet gösterecek Tarım İhtisas OSB’ler kurulacak. Dikili’deki Tarım OSB, 2900 dönüm üzerine faaliyet gösterecek. Burada sadece domates değil çilek, şeftali, kayısı, nektari, erik başta olmak üzere katma değerli ürünler üretip ihraç edilecek. Bu OSB’ler tarım ürünleri ihracatına yeni bir ivme kazandıracak. Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli’nin İzmirli olması Ege Bölgesi için büyük şans. Tarım OSB’ler için çok çaba sarf ediyor” dedi.
Meyve sebze yağmura yenik düştü
Bu yıl patates, soğan başta olmak üzere meyve sebze fiyatlarının yüksekliğinin neden kaynaklandığı ile ilgili soruya Uçak şu cevabı verdi; “Bu kış son 38 yılın en yağışlı yılını yaşadık. Patates ve soğan toprak altında toplanamadan çürüdü. Toplananların ise raf ömrü az oldu, ürün bu sene dayanamadı. Fırtına yaşandı seraların yüzde 20’si zarar gördü. Meyve sebzede spekilasyon yok. İklim şartlarından kaynaklı üretim düşüklüğü nedeniyle fiyatlar da artış oldu. Havaların ısınması ve üretimin artması ile birlikte fiyatlar normal seviyesine gelecek. Tüketici fiyatların yüksekliğinden mutsuz ancak üretici ve tüccarda da benzer durumda.”
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak katma değerli ürün üretimi ile ilgili projeler üzerinde çalıştıkları bilgisini paylaşan Uçak, “Ege Bölgesinde turunçgillerden kabuğu ile yenilebilen kamkat ve kivi üretimi üzerinde araştırmalarımız var. Ege Bölgesinde muz üretebiliriz. Denizli ve Salihli’de Seralarda muz yetiştirilmeye başlandı, seralarda her türlü ürün yetiştirmek mümkün” diyerek sözlerini noktaladı.

Geleceğin Tekstil Mühendislerine Müjde

Türkiye’nin ihracat ve istihdamda lider sektörlerinden tekstil ve hazırgiyim sektörleri tarafından başarılı gençlerin tekstil mühendisliklerini tercih etmesi için yürütülen “Modanın Mühendisleri Projesi”nde, tekstil mühendisliğini tercih edecek başarılı gençlere burs verilmesi konusunda son aşamaya gelindi. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Burak Sertbaş, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde gerçekleşen seminerde burs konusu ile ilgili detayları paylaştı.
Modanın Mühendisleri bilgilendirme sunumları tam gaz sürüyor
EHKİB tarafından yürütülen ve başarılı öğrencilerin tekstil mühendisliği bölümlerine yönlendirilerek sektörün ihtiyacı olan kaliteli mühendis ihtiyacının karşılanmasını sağlamayı amaçlayan “Modanın Mühendisleri” kapsamındaki etkinlikler devam ediyor. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından desteklenen projede, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü 15 Temmuz Konferans salonunda rehber öğretmenlere yönelik bir seminer düzenlendi. Prof. Dr. Uğur Batı’nın konuşmacı olduğu etkinlikte EHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş ve İzmir İl Milli Eğitim Müdür Öner Yaşhi açılış konuşmalarını gerçekleştirdi.
Başarılı öğrencilere ‘tekstil mühendisliği’ bursu
Proje hakkında katılımcıları bilgilendiren Sertbaş, Modanın Mühendisleri projesi kapsamında üniversiteye hazırlanan, kariyerini belirleme dönemindeki lise öğrencilerine “tekstil mühendisliği”ni en doğru şekilde tanıtmak, bölüm üzerindeki yıllar içinde oluşan olumsuz algıyı gidermek, bu bölümden mezun olan tekstil mühendislerinin iyi şirketlerde iyi konumlarda olduğunu öğrencilere göstermek için büyük çaba harcadıklarını belirtti.

Sertbaş sözlerine “Çalışmalarımız arasında bilgilendirme sunumları, okul ziyaretleri, velilere yönelik AVM’lerde stant açılması vb. etkinliklerin yanı sıra Türkiye’deki aralarında EHKİB’in de yer aldığı 10 Hazırgiyim – Konfeksiyon ve Tekstil İhracatçıları Birliğinin katılımı ile burs projemiz var. Tüm bu çabalarımız sektörümüzün mühendis ihtiyacını karşılama ve tekstil mühendisliği bölümlerine kaliteli öğrenci girdisi sağlayarak başarılı mühendisler yetiştirmek amacını taşıyor” şeklinde devam etti.
Burs duyurusunun Yükseköğretim Kurulu (YÖK) onayından sonra gerçekleştirileceğini belirten Sertbaş, proje kapsamında Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda İlk 20 bine giren öğrenciler arasından tekstil mühendisliği bölümünü tercih eden öğrencilere asgari ücret, ilk 20 bin ile 50 bine giren öğrencilerin arasından tekstil mühendisliği bölümlerini tercih eden öğrencilere asgari ücretin %75’i ve 50 bin ile 80 bin arasında giren öğrencilerden tekstil mühendisliği bölümünü tercih eden öğrencilere asgari ücretin yarısı kadar burs verileceğini belirtti.
İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yaşhi ise tekstil sektörünün Türkiye’nin geleceği için çok önemli olduğunu bu nedenle EİB’in projesinin kendilerini çok heyecanlandırdığını söyledi. Bu proje kapsamında sevilen hocaları öğretmenler ile buluşturma noktasındaki taleplerinin yerine getirilmesinden duyulan memnuniyeti paylaşan Yaşhi, proje kapsamında iş birliklerimiz, ortak çalışmalarımız devam ediyor şeklinde konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından konuk konuşmacı Prof. Dr. Uğur Batı katılımcı rehber öğretmenlere yönelik bir sunum gerçekleştirdi.

Kapadokya Üniversitesi TÜRKÜNİB Üyesi Oldu

Kapadokya Üniversitesi Kazakistan’da gerçekleştirilen Türk Konseyi Türk Üniversiteler Birliği (TÜRKÜNİB) 4. Genel Kurulunda Türk Üniversiteler Birliğine kabul edildi.

Ahmet Yesevi Üniversitesi ev sahipliğinde 23-24 Nisan 2019 tarihleri arasında Türkistan’da gerçekleştirilen Türk Konseyi Türk Üniversiteler Birliği 4. Genel Kuruluna Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Macaristan başta olmak üzere birçok ülkeden rektör, diplomat, uluslararası örgüt yöneticileri, uzmanlar, bilim insanları, öğrenciler, kültür ve sanat alanı temsilcileri katılırken Kapadokya Üniversitesi birliğin yeni üyesi oldu.

Türk Üniversiteler Birliği 4. Genel Kurulu Rektörler Toplantısında Türkiye’den Gazi Üniversitesi, Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi, Kapadokya Üniversitesi ve Macaristan’dan Szeged Üniversitesi rektörleri üniversitelerini tanıtan sunumlar yaparken, sunumların ardından dört yeni üniversitenin birliğin yeni üyeleri olarak kabul edildiği açıklandı.

Toplantılar sırasında birçok ikili görüşme gerçekleştirildiğini ve bir dizi ikili iş birliği protokolünün imzalandığını belirten Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, “Türk dünyası ortak eğitim alanının hızla büyüdüğü bu günlerde Orhun Süreci sayesinde öğrenci ve personel değişiminde büyük atılım yapacağımızı düşünüyorum. Amacımız birlik üyesi üniversiteler olarak birbirimizi tamamlayıcı faaliyetlerde bulunmak. Kapadokya Üniversitesi birliğe kabul edilen ilk vakıf üniversitesidir. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Macaristan’dan paydaşlarımızla birlikte eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinde dinamik bir iş birliği gündemi oluşturduk” şeklinde konuştu.

2020 Türk Konseyi TÜRKÜNİB Spor oyunlarının gelecek yıl nevruz bayramında Ahmet Yesevi Üniversitesi ev sahipliğinde Türk Dünyasının kültürel spor oyunlarının da dahil edilerek yapılması da genel kurulda kararlaştırıldı.

OİB ile 29 Türk firması Automec Brezilya Fuarı’na katıldı

 Türk otomotiv sektörünün ihracatını artırmak için faaliyetlerini var gücüyle sürdüren Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), yılda yaklaşık 14 milyar dolar otomotiv ithalatı yapan Brezilya için de harekete geçti. OİB, önemli bir pazar potansiyeline sahip Brezilya’ya ihracatı artırmak için Güney Amerika’nın en büyük otomotiv yedek parça, ekipman ve servis fuarı olan Automec Brezilya Fuarı’na milli katılım düzenledi.

Brezilya’nın Sao Paulo kentinde 23-27 Nisan tarihleri arasında düzenlenen fuara OİB aracılığıyla 29 Türk firması katıldı. Dünyanın 20’yi aşkın ülkesinden 1.000 civarında firmanın katıldığı fuarda Türk firmaları, otomotiv yan sanayi alanındaki en yeni ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Türk firmalarının stantları ziyaretçi akınına uğradı.

İki yılda bir düzenlenen Automec Brezilya Fuarı, otomotiv sektöründeki en büyük distribütörleri, otomobil parçası perakendecilerini, otomotiv atölyelerini ve uluslararası tedarikçileri bir araya getiriyor. Expo Sao Paulo fuar alanında gerçekleştirilen fuara OİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Sabuncu ile OİB Yönetim Kurulu Üyeleri Müfit Karademirler ve Yüksel Öztürk de katıldı.

Türkiye’nin Brezilya’ya otomotiv ihracatı 100 milyon USD

Türk otomotiv sektörü geçen yıl Brezilya’ya % 14 artışla 100 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin bu ülkeye ihracatının tamamına yakınını tedarik sanayi ürünleri oluşturuyor. Ülkeler arasındaki uzaklık ve Brezilya’nın otomotiv ürünleri ithalatına uyguladığı yüksek gümrük tarifeleri bu ülkeye yönelik otomotiv ihracatımızın artmasına engel oluşturuyor. Bununla birlikte dünyanın 8. büyük motorlu araç üreticisi ve aynı zamanda büyük bir otomotiv pazarına sahip olan Brezilya, otomotiv ihracatçılarımız açısından göz ardı edilmeyecek önemli bir alternatif pazar durumunda bulunuyor.

Brezilya’da toparlanma 2020 yılından sonra olacak

Motorlu araç üretiminde dünyanın 8.büyük ülkesi olan Brezilya, bu alanda Amerika kıtasındaki diğer rakipleri olan Kanada ve Arjantin’in de önünde yer alıyor. Brezilya, Amerika kıtası otomotiv üretiminde ise ABD ve Meksika’dan sonra en büyük endüstriye sahip 3. ülke durumunda bulunuyor. Kişi başına düşen araç sayısı her geçen yıl artış kaydeden Brezilya’da 45 milyon adetlik araç parkı bulunuyor. Ülkedeki motorlu araç üretimi ise 2018 yılında yüzde %5 artarak 2 milyon 880 bin adet oldu. Aynı şekilde dünyanın en büyük otomotiv pazarlarından birisine sahip olan ülke, son birkaç yıldır devam eden siyasal krizlerin ekonomiye yansımasıyla ise pazarda daralma yaşadı. Yaklaşık 2 milyon 300 bin adetlik bir pazar büyüklüğüne sahip Brezilya’da motorlu araçlar pazarındaki reel toparlanma 2020 sonrasında bekleniyor.

5 dakikada deniz ürünleriyle hazırlanmış mükellef bir sofra…

Yoğun şehir yaşamında yemek yapmaya fırsat bulamayanlar için pratik öneriler

Yoğun iş yaşamında evde yemek yapmaya zaman bulmak artık çok zorlaştı. Besin değerleri en az taze satılan ürünler kadar yüksek olan donmuş ürünler ise en büyük kurtarıcımız. Bu noktada devreye giren Kocaman Balıkçılık ise birbirinden lezzetli deniz ürünleriyle sağlıklı ve lezzetli bir öğünün kapılarını aralıyor.

Kısa sürede en lezzetli deniz mahsulleri…

Ege denizinden çıkan taze sübyelerin, ahtapotların, kalamarların ve karideslerin yeşil zeytin ve kırmızı şerit biberle harmanlanmasıyla ortaya çıkan donmuş ‘Deniz Ürünleri Salatası’ sağlıklı alternatifleri sofralara taşıyor.  Yüzde 100 yerli karidesten imal edilen Karides Kroket ise lezzetli bir atıştırmalık olarak akşam yemeklerinize renk katıyor. Kızgın yağa atılarak 3 dakikada hazırlanabileceği gibi teflon tavada bir tatlı kaşığı ayçiçek yağı ilave edilerek orta ateşte 4-5 dakikada da pişirilebiliyor. Pane kısmıyla çıtır çıtır olan Karides Kroket, yumuşacık etiyle de keyifli sohbetlerin en lezzetli eşlikçilerinden biri oluyor. Sade, kırmızı biber soslu, garnitürlü, sarımsaklı ve zeytinli çeşitleriyle her damak zevkine uygun olarak marine edilen hamsiler de kalibre standardı gözetilerek ambalajlanıyor. Türkiye’de ilk kez Kocaman tarafından füme olarak işlenerek raflarda yerini alan Karadeniz Alası ise lezzeti ve içindeki besin değeriyle lezzetli bir sofranın kapılarını aralıyor.

Geri dönüştürülmüş plastik şişelerden üretilen ReBotl spor ayakkabı koleksiyonu

Çevreye duyarlı Timberland ReBotl spor ayakkabı koleksiyonu yaz aylarınıza eşlik ediyor. Petlerin geri dönüştürülmesiyle oluşturulan RPET örme teknolojisine sahip, hafif taban ve nefes alabilen üst yüzeyiyle ReBotl modelleri Timberland’in sürdürülebilir üretim bilincinin bir simgesi.
2019 İlkbahar – Yaz sezonunda Timberland’de hem ikonik hem de yenilikçi ürünler var. Farklı stillerin temsilcisi yenilikçi ve renkli sneaker modellerinden bir tanesi de Rebotl serisi. Timberland ReBotl spor ayakkabı koleksiyonundaki tüm modeller geri     dönüştürülmüş plastik şişelerden oluşan, hafif taban ve nefes alabilen örme teknolojisine sahip.
Plastik şişeler toplanıp, geri dönüştürülüp RPET  adı verilen ipliğe çevrilerek  Timberland koleksiyonlarındaki pek çok üründe kullanılıyor.
PET plastik şişeler toplanıp ufak parçalara ayrıldıktan sonra her türlü üründe kullanılabilen materyale dönüştürülüyor. RPET (recyled polyethylene terephthalate) adı verilen ipliğe çevrilerek ayakkabı, dış giyim, çanta ve diğer pek çok  koleksiyondaki üründe kullanılıyor. Rebotl serisi rahatlık ya da stilden ödün vermeyen, konvensiyonel polyestere eşit ve hatta daha sağlam bir materyalden oluşuyor.
Halihazırda Timberland ayakkabı koleksiyonlarının %69’u mutlaka belirli oranda geri dönüştürülmüş, organik veya yenilenebilir (ROR) içeriğe sahip bileşenlerden oluşuyor (üst kısımlar, astar gibi). 2020 yılına tüm yeni ayakkabı stillerinin ROR malzemelerini içermesi  ve %100’e ulaşması hedefleniyor.
Tüm Timberland sneaker modelleri gibi tüm gün rahatlık sunan vadeden Rebotl serisinin Oxford, Chukka ve bilekli modellerde açık gri, antrasit, turuncu ve haki renk seçenekleri mevcut.
Mağazalarda ve anlaşmalı e-ticaret sitelerinde yerini alan Timberland Rebotl koleksiyonu 599TL fiyatlarla satışa sunuluyor.

Kapadokya’da Bahar Konserleri Coşkusu Yaşandı

Kapadokya Üniversitesinin Ürgüp Belediyesi ile organize ettiği “Bahar Konserleri” Kapadokya’da coşkuyla tamamlandı.

Kapadokya Üniversitesi ile Ürgüp Belediyesinin 28-29 Nisan tarihlerinde Ürgüp ilçe meydanında düzenlediği “Fatma Turgut” ve “Aydilge” konserleri başta Kapadokya Üniversitesi öğrencileri, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi öğrencileri, Nevşehir’de ve çevre illerde yaşayan halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirilirken, bölgeye gelen turistlerinin de konserlere ilgisi yoğundu.

Kapadokya Üniversitesinin her yıl Mustafapaşa Yerleşkesinde gerçekleştirdiği bahar konserlerinin bu yıl Ürgüp ilçe meydanında Ürgüp Belediyesi ile birlikte düzenlenmesi akşam saatlerinde Ürgüp’te coşkulu kalabalıkların buluşmasına sebep olurken, konser alanında gün boyu açılan stantlar ve yapılan çeşitli etkinlikler ise Ürgüp ilçe merkezinde iki gün boyunca şenlik havasının yaşanmasını sağladı.

 PIRELLI: DOĞAL KAUÇUK DÜNYASI HAKKINDA FARKINDALIĞI ARTIRMA AMACIYLA TAYLAND’DAN  ENDONEZYA’YA UZANAN GÖRSEL BİR YOLCULUK

 Pirelli’nin “Being Fast Takes Time” (Hızlı Olmak Zaman Alır) projesinde, kauçuk ağacında başlayan ve bir lastiğin üretimiyle sona eren, çiftçilerin yaşamlarından ve onların yetiştirme ve işleme tekniklerinin tanımından geçen bir yolculukta doğal kauçuğun üretim ve tedarik döngüsünün temel aşamaları ele alınıyor. Bu değerli temel malzeme hakkında farkındalık yaratmayı, biyolojik çeşitliliğin korunması taahhüdünü paylaşmayı, toplumun ve yerel ekonominin gelişmesini desteklemeyi amaçlayan Pirelli’nin “Being Fast Takes Time” (Hızlı Olmak Zaman Alır) adıyla lanse ettiği dijital platforma pirelli.com/naturalrubber adresinden erişilebiliyor.

Doğal dengenin ne kadar değerli olduğunu anlamaya yardımcı olmayı hedefleyen proje, Pirelli’nin tüm değer zinciri boyunca doğal kauçuğun sürdürülebilir ve sorumlu bir şekilde tedarik edilmesini sağlamak amacıyla yürüttüğü çoklu paydaş diyaloglarından doğan ve 2017 yılında yayımlanan Sürdürülebilir Doğal Kauçuk Politikası ile açtığı yolu izliyor.

“Being fast takes time”, fotoğrafçı ve yazar Alessandro Scotti ile kauçuk ağaçlarından çıkarılan lateksin en büyük üreticilerinden ikisi olan Endonezya ve Tayland üzerine bir röportajla başlıyor. Lateksin titiz ve yavaş bir süreçle çıkarılmasından (hindistancevizi kabuğunun yarısını doldurmak üç saat sürüyor) doğanın zamanına ve ritmine uyarak ve saygı göstererek katılaşması için uzun süre beklemeye ve motor sporları yarışlarının hızlı dünyasında temel bir unsur olan nihai ürüne yani lastiğe kadar uzanan süreç belgeleniyor. Birbirine uzak ama bağlı iki gerçeklik, çiftçilerin çalışmalarını ve ritimlerini teknolojik dünyanınkilerden, hızlı ve karmaşık endüstriyel üretimden ayıran adımları gösterecek şekilde anlatılıyor.

Platform; proje, yolculuk, doğal kauçuk, topluluk, doğa ve hayvanlar alemi, taahhüdümüz, beyazdan siyaha olmak üzere yedi bölümden oluşuyor. Hikaye, 30 siyah beyaz fotoğraf, videolar ve Alessandro Scotti’nin tuttuğu bir günlük de dahil diğer unsurlarla anlatılıyor. Scotti, günlüğünde Endonezya, Java adası, Sumatra ve Tayland’ın Chonburi eyaletindeki çiftliklerden geçen yolculuğunu detaylandırıyor. Röportaj, kadınların rolünü, geçimleri bu değerli ağaçlara bağlı olan çiftçilerin yaşamını, karmaşık akıtma tekniğini, lateksi çıkarmak için yapılan kesikleri, insanların filler, orangutanlar ve timsahlarla birlikte yaşadığı vahşi doğayı belgeliyor. Beyazdan siyaha, lateksin beyazından lastiğin siyahına, bizden uzak bir dünyaya, doğanın sesleriyle zenginleşen ve korunması gereken dengeli ve ahenkli bir ekosisteme uzanan bir yolculuğu anlatıyor.

Pirelli YK Başkan Yardımcısı ve CEO’su Marco Tronchetti Provera, “Sürdürülebilir kalkınmanın peşinden gitmek; daima geleceğe bakmak ve ekonomik, çevresel ve insan sermayesinin bağımsız olduğuna ve bu şekilde yönetilmesi gerektiğine dair net bir duruş sergilemek anlamına geliyor. Biz daima insanlarımızın tutkularına ve becerilerine dayalı kalıcı değer yaratmak için çalışıyor, bu yaklaşıma sürdürülebilir doğal kauçuk politikamızda da yer veriyoruz” diye konuştu.

Pirelli Sürdürülebilirlik ve Risk Yönetimi Üst Yöneticisi Filippo Bettini, şu açıklamada bulundu: Doğal kauçuk olmadan lastik üretimi mümkün değil. Dolayısıyla, yetiştiriciliğinde ve çıkarılmasında söz konusu olan süreçlerin sürdürülebilir bir şekilde, Endonezya ve Tayland gibi büyük üretici ülkelerdeki insanlara ve ekosisteme saygı göstererek yürütülmesi bizim açımızdan büyük önem taşıyor. Ancak sorumlu bir yaklaşımla, bu denli değerli bir hammaddenin geleceğini garanti etmeye ve geçimini kauçuktan sağlayan yerel topluluklara katkıda bulunabiliriz.”

Tüm projenin ana unsurlarını tedarikçilerinden çalışanlara ve yerel işleyicilere kadar insanlar ve onların zincirin tamamına 360° katılımı oluşturuyor. Alessandro Scotti, web sitesinde dolaşanlara doğal kauçuğu keşifleri sırasında eşlik eden günlüğünde şöyle yazıyor: “Bu hikayenin kalbinde tanıştığım ilk kauçuk çıkarıcılar Sofyan ve Maimunah yer alıyor. Ormanın sağır edici sesleri arasında, direkler üstündeki bir evde aksiyonla dolu ama dingin bir ortamda yaşıyorlar; insan faaliyetinin sessizliği ile birlikte görünmeyen aktivitelerin etkileyici uğultusu aynı anda hissediliyor. Doğanın ritmi bu. Onunla senkronize olmak için yavaşlamanız gerekir. Bunu da doğanın zamanının insanın zamanı olmasına izin vererek kararlı bir şekilde yapmalısınız.

 Pirelli ve doğal kauçuk politikası

Pirelli’nin 2017 yılında yayımladığı Sürdürülebilir Doğal Kauçuk Politikası ile çiftçileri, ticaretini yapanları, işleyicileri, satıcıları ve üreticileri kapsayan sürdürülebilir ve sorumlu bir doğal kauçuk tedarik zincirinin teşvik edilmesi ve geliştirilmesi amaçlanıyor. Politika, çoklu paydaş diyalogları, başka bir deyişle uluslararası sivil toplum kuruluşları, büyük doğal kauçuk tedarikçileri, ticaretini yapanlar ve üreticiler, otomotiv müşterileri, çok taraflı ve uluslararası kuruluşlarla görüşmeler sonucunda doğdu. Pirelli, Politikanın uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla 2018 yılında aktif paydaş katılımının da bir sonucu olarak bir Uygulama El Kitabı oluşturdu ve beraberinde şirketin tedarik zincirini desteklemek için yürüttüğü faaliyetleri detaylandıran 2019-2021 Yol Haritasını yayımladı. Örneğin, 2019 için planlanan çalışmalar arasında diğerlerinin yanı sıra Pirelli’nin Politikasının tedarik zinciri boyunca uygulanmasını kolaylaştıracak eğitim faaliyetleri, çiftliklerin verimliliğini artırmak için stratejik tedarikçilerle işbirlikleri, sosyal ve çevresel risklerin belirlenmesi ve korunacak ormanlık alanların haritalarının uydulardan da yararlanarak çıkarılması yer alıyor.

Kendi çiftliklerine sahip olmayan ve dolayısıyla sürdürülebilirlik stratejisini tedarikçileriyle işbirliği yaparak uygulayan Pirelli, insanları ve çevreyi Politikasının merkezinde konumlandırıyor.

Doğal kauçuk tedarik zincirinde yer alan herkesin insani haklarının, sağlığının, güvenliğinin ve refahının korunması, yerli halkların haklarına saygı gösterilmesi, yerel ekonomilerin gelişimi Politikanın temellerini oluşturuyor. Pirelli, tedarikçilerinin yeni ekim alanları hazırlamak için ateş kullanmamalarını, turba bataklıklarında kauçuk yetiştirmemelerini ve ekosistemi korumak için uluslararası kabul görmüş High Conservation Value (Yüksek Koruma Değeri – HCV) ile High Carbon Stock (Yüksek Karbon Stok- HCS) kurallarına kesinlikle uymalarını şart koşuyor.

Pirelli, tedarikçilerini sürece katmanın yanı sıra endüstriyel düzeyde ve doğal kauçuk değer zincirinde önemli rollere sahip olan paydaşları arasında işbirliklerini teşvik ediyor ve destekliyor. Pirelli, diğer büyük lastik üreticileri, otomotiv sektörünün önde gelen şirketleri, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve doğal kauçuk üreticileri ile birlikte doğal kauçuğun sürdürülebilir gelişimine yönelik dünya çapındaki girişimleri birleştirmeyi amaçlayan Küresel Sürdürülebilir Doğal Kauçuk Platformu’nun (Platform for Sustainable Natural Rubber) kurucuları arasında yer alıyor.

Pirelli ve Sürdürülebilirlik: sonuçlar ve hedefler

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesinin On İlkesi ve uluslararası ISO 26000 Standardının Kurumsal Sosyal Kurallarından ilham alan sürdürülebilir yönetim için Pirelli Modeli, şirketin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarını kapsıyor. Pirelli, her sene sürdürülebilirlik performansında daha fazla gelişme kaydetmeye devam ediyor; örneğin 2018 yılında “Yeşil Performans” ürünleri, Pirelli’nin satışlarının yarısını (2017’de %43,5’e kıyasla 2018’de %49,8) ve Yüksek Değerli ürün satışlarının %57,5’ini oluşturdu.

Pirelli, 2017 yılına kıyasla su tüketiminde mutlak %11,8 ve spesifik %9,8 oranında azalma; önceki yılın değerlerine göre belirlenen spesifik endeksle enerji tüketiminde %1,6 mutlak düşüş; CO2 emisyonlarında mutlak %5,8 ve spesifik %3,7 azalma kaydetti. Ayrıca, atıkların %96’sı geri kazanıma gönderildi, böylece “çöp alanlarına sıfır atık” hedefi etkin bir şekilde izlenerek 2020 hedefine (geri kazanım >%95) iki yıl erken ulaşıldı.

“İşyerinde sağlık ve güvenlik kültürü” konusunda da önemli gelişmeler kaydedildi. Örneğin, 2018 kaza sıklığı endeksi 2017 ile tutarlı olurken 2009 yılına göre %81 oranında azaldı; eğitime yapılan yatırımın çalışan başına ortalama 8 günden fazla olarak gerçekleşmesiyle altıncı yıl için çalışan başına ortalama 7 gün hedefi de aşılmış oldu.

Bu sonuçlar, uzun vadeli sayısal trendlerin de hesaba katılması için 2009’u referans yılı olarak alan “2025 için seçili hedeflerle 2020 Sürdürülebilirlik Planı” çerçevesine uygun görünüyor. Grubun ürün performansı açısından hedefleri, otomobil segmentinde (2009’a kıyasla) dönme direncinde ortalama %20 ve Yüksek Değerli ürünlerinkinde %14 azalma, ıslak zemin performansında %15 iyileşme ve gürültü düzeyinde %15 düşüş gerektiriyor. Motosiklet ürünlerinde ise dönme direncinin 2009 yılına göre %10 düşmesi, ıslak zemin performansının %40 ve dayanıklılığın %30  artması bekleniyor. Velo (bisiklet) ürünleri için frenlemenin 2017 yılına (Pirelli’nin Velo’yu pazara sunduğu yıl) kıyasla +%5, ıslak zeminde ise +%10 oranında iyileşmesi öngörülüyor. Öte yandan, Yeşil Performans  ürünlerinden elde edilen gelirler, 2020 sonunda satışların %50’sini ve Yüksek Değerli ürünlerin %65’inden fazlasını oluşturacak. Pirelli, süreçlerin çevresel verimliliğinde (2009 yılına kıyasla 2020’de) yenilenebilir enerji kullanımının artmasıyla spesifik CO2 emisyonlarının %17 ve spesifik enerji tüketiminin %19 azalacağını, su tüketiminin %66 düşeceğini ve atıkların en az %95’inin geri kazanıma gönderileceğini tahmin ediyor.

Pirelli’nin elde ettiği pozitif sonuçlar, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi ve 2019 Sürdürülebilirlik Yıllığı’nın Otomotiv Komponentleri segmentinde liderlikten iklim değişikliğine karşı mücadeledeki rolü için CDP tarafından hazırlanan İklim A listesine dahil edilmesine kadar çeşitli başarılarla da vurgulanıyor.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Perakende Satış hacmi azaldı, toplam ciro arttı

Takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi 2019 yılı Haziran ayında bir önceki yılın …